TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, kamuoyunda ''taş atan çocuklar'' olarak bilinen düzenleme girişimlerine ilişkin ''Bugün çocukken polise taş atanın, yarın büyüyünce Mehmetçiğe kurşun atmayacağından emin olacak bir çözüme, şayet ikna olursak elbette ki yanında yer alacağız'' dedi.

16 Mart 2010 Salı


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçen hafta Hakkari'nin Şemdinli ve Şırnak'ın
Uludere ilçelerinde meydana gelen mayın patlamasında 2 askerin şehit düştüğünü,
2 askerin de yaralandığını; dün ise terör örgütü PKK ile çıkan çatışmada 1 uzman
onbaşının şehit olduğunu, 1 uzman onbaşının yaralandığını anımsatarak, ölenlere
Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa dileklerini iletti.

''Mevsim şartları nedeniyle inlerine çekilen terör odaklarının yine kan
dökmeye devam edeceklerini'' ifade eden Bahçeli, ''Teröristi etnik haklarını
aramak için dağa çıkmaktan başka çaresi kalmamış masumlar olarak gören Başbakan
Erdoğan ve partisinin, eli kanlı katilleri dağdan indirmek için içten içe yaptığı
pazarlıkların henüz sonuç vermediği, mütareke çağrısının ise Kandil kadrolarında
şimdilik karşılık bulmadığı anlaşılmaktadır'' diye konuştu.

''İmralı canisinin serbest kalmasına kadar gidecek ısrarlı bir pazarlık
sürecinin yeni eylemlerle başlayacağı görülmektedir'' diyen Bahçeli, ''terör
örgütü PKK'nın yıllardır silahla yapamadığı siyasi taleplerinin taşeronluğunu
üstlenenlerin en büyük cesaret kaynağının'' AK Parti Hükümetinin ''izlediği
politikalar olduğunu'' ileri sürdü.

''Etnik bölücülüğün, siyasi zeminde meşru kimlik talebi olarak
cesaretlendirilmesinin, siyasi hayat açısından ciddi bir kırılma noktasına doğru
gidildiğini gösterdiğini'' ifade eden Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan ve yol
arkadaşları, asırların göz nuru, alın teri ile doğmuş; ağır bedeller ödenerek
oluşmuş büyük Türk milleti ailesini 36'ya bölerek birbirinden kopmuş kabileler
haline getirmek istemektedir. Türk milletinin varlığını ve birliğini çözerek
içinden yeni milletlerin oluşma şartlarını hazırlayanlar; büyük bir vebal altında
olduklarını ne zaman anlayacaklar? Vanlıyı İzmirliden, Siirtliyi Balıkesirliden,
Hakkariliyi Uşaklıdan ayıramayacaklarını ne vakit idrak edecekler?'' diye
sordu.

Bahçeli, 27 Martta Şanlıurfa'da yapacakları toplantıda kardeşliği bozmaya
çalışanlara tarihi bir uyarı olacağını, anasının dili, doğduğu yöre, doyduğu
topraklar neresi olursa olsun bütün vatandaşları kucakladıklarını bir kez daha
ilan edeceklerini söyledi.

Toplumun geleceği olan çocukları, sorumluluk sahibi, şuurlu, eğitilmiş
fertler olarak yetiştirmenin hem milletin ödevi, hem de devletin vazgeçilmez
görevi olduğunu vurgulayan Bahçeli, MHP'nin ''suç işleyen ve suça meyilli
çocukların varsa aileleriyle işbirliği yapılarak meslek edindirilmeleri suretiyle
eğitilmelerini, ailesi olmayanların ise korunmaya alınması ve rehabilite edilmesi
yoluyla topluma kazandırılmalarını'' savunduğunu kaydetti.

Özellikle son yıllarda silahlı terör eylemlerine paralel olarak sokakları
ve caddeleri de eylem alanı olarak seçen terör örgütünün ''sivil itaatsizlik''
adını verdiği ayaklanma ve taşkınlıklarda çocukları ve gençleri kullanmaya
başladığını anlatan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

''Sokak eylemlerinde çocukların kullanılmasında amaç cezaların çocuklar
için hafifletici etkisinin olması, çocukları kamu vicdanında duygu sömürüsüne yol
açması, aynı zamanda sokakların devlete meydan okumada adeta staj yeri olarak
görülmesidir. Biz, elbette ki, hiçbir çocuğun her hangi bir suça karışmasını
istemeyiz ve dilemeyiz. Böyle bir temenninin ve sürecin içinde de asla
olmayacağız. Bir çocuğun sırf taş attığı için yıllarca mahkum edilmesine ve adım
adım terörist olmasına da sıcak bakmayız.

Ancak kamuoyuna 'taş atan çocuklar' olarak yansıyan gündemi dikkate
aldığımızda, varsa bir suçun veya kusurun da karşılıksız kalmasına destek
veremeyiz. Bugün çocukken polise taş atanın, yarın büyüyünce Mehmetçiğe kurşun
atmayacağından emin olacak bir çözüme, şayet ikna olursak, elbette ki yanında yer
alacağız. Ne var ki, kamu vicdanını yaralayan bu vakıanın çözümünü sağlayalım
derken, PKK güdümündeki aileler ile çocuklarına, polisi ve karakolu taşlama
serbestliği verilmesine de göz yummayız.''

Eylemlerin yaygınlaşması halinde araçları yanan, evleri tahrip olan,
dükkanları hasar gören veya kendileri bizzat mağdur olan vatandaşlara verecekleri
hesabı mutlaka dikkate alacaklarını belirten Bahçeli, son derece hassas dengelere
dayanan konunun, bütün yönleriyle incelenmesinde yarar olduğunu söyledi.

Devlet Bahçeli, sorunun sadece hukuki olmadığını, aynı zamanda adli,
siyasi ve sosyal olduğuna dikkati çekerek, ''çocukları taş atmaya iten nedenlerin
tespit edilmedikçe, bu yaştaki çocukları taşlamaya, patlayıcı atmaya veya ateşe
vermeye sevk eden mihraklar engellenmedikçe, çocukların ailelerine sorumluluk
verilmedikçe, okullarda özel ortamlarda eğitilmedikçe, aileleri iş ve aş sahibi
yapmadıkça, milyonlarca çocuğun aklından bile geçmeyen saldırganlığı neden bu
çocukların yaptığı kaynağından bulunmadıkça'' konunun çözülmesinin mümkün
olmadığını savundu.

Özellikle yörede çocuk yaşta evliliklerin yapıldığını, töre
cinayetlerinde çocukların kullanıldığını, kapkaç, kundaklama gibi suçlarda
çocuğun sokağa salındığının düşünülmesi halinde sorunun yalnızca ''taş atan
çocuklar'' ekseninde yorumlanmaması gerektiğini ifade eden Bahçeli, daha kapsamlı
ve derinliği olan çözümler üzerinde siyasetçilerin uzlaşmasından önce
eğitimcilerin, sosyologların ve hukukçuların işbirliğinin aranması gerektiğini
söyledi.

Bahçeli, ''Yoksa sadece kanun çıkararak bu sorunun ortadan kaldırılması
söz konusu bile olmayacaktır. Taş atmak bir çocuk hakkı, çocukları sokaklara
sürmek de insan hakkı değildir ve olmamalıdır. Partimiz, konuyu bu mecraya
dönüştürecek hiçbir sözde tedbirin yanında yer almayacak ve destek vermeyecektir.
Hükümetin Devlet Bakanı basına verdiği beyanatta, bu çocuklara 'taş atan değil,
suça itilen ve istismar edilmiş çocuklar' olarak tanımlamasını talep etmiştir ve
elbette ki doğrudur. Ne var ki yaptıkları suçsa ki öyledir, onları arkalarından
bu suça itenler de cezasız kalacaksa bilinmelidir ki sorunun çözümü yanlış yerde
aranmaktadır'' diye konuştu.

Nevruz Bayramı'nın acı ve talihsiz olayların yaşanmaması temennisinde
bulunan Bahçeli, ''Dileriz ki, çocuklarımız ne suçlu olsunlar ne de suç
işlesinler. Lider ülke Türkiye'nin mimarları olsunlar, iş sahibi aileleriyle
huzur içinde, milletiyle gurur duyarak, al bayrağın gölgesinde, alın terleriyle,
el emekleriyle, pırıl pırıl zekalarıyla bu topraklarda kardeşleriyle iftihar
ederek yaşasınlar. En samimi temennimiz budur'' dedi.

Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşanan tehcir olayının, aradan bir asır
geçmesine rağmen hak edilmeyen suçlamaların odağı haline geldiğini belirten
Bahçeli, ''asırlarca her kökenden, her mezhepten, her inançtan sayısız toplumları
hak ve adaletle idare eden, huzur ve barış getiren büyük Türk milletinin, yüzyıl
sonra bir insanlık suçu sayılan soykırım yapmakla alçakça itham edildiğini''
söyledi.

Bahçeli, ''Yıllardan beri dünyadaki çeşitli devletlerin kendi
geçmişlerine bakmadan, tarihte yaşanmış ve tarihçilere bırakılması gereken bu
dönemi, siyaseten mahkum etme arayışları süregelmektedir'' diye konuştu.

İsveç Parlamentosunda alınan kararı anımsatan Bahçeli, ''bundan önceki
hükümetlerde olduğu gibi, bu hükümetin de konuyu kendi anlayışı ve ölçülerinde
savunmaya çalıştığını, TBMM'nin bir milli mesele olarak gördüğü bu gelişmeler
karşısında milli bir duruş gösterdiğini'' söyledi.

''Milletimize yönelik asla kabul edemeyeceğimiz bu ağır iftiralar,
yalnızca AKP hükümetinin sorunu değil, hepimizin ortak direnişi ve mücadelesini
gerektiren milli bir sorundur'' diyen Bahçeli, kimsenin tarihi gerçekleri aramak
ve doğruları tespit etmek gibi bir kaygısının olmadığını, bu önyargılı gidişatla
aynı doğrultuda karar alacak parlamentolara, bundan sonra da yenilerinin
eklenebileceğine dikkati çekti.

Türkiye'nin İsveç Büyükelçisinin Ankara'ya çağrılmasının yeterli
olmayacağını, aynı doğrultuda karar alan ülkelerdeki diplomatların varlığının, bu
tedbirin inandırıcılığını sağlamayacağını belirten Bahçeli, konuşmasını şöyle
sürdürdü:

''Dış politika alanında 'sıfır sorun' denilerek yürütülen diplomasi
garabetiyle; barış, istikrar, karşılıklı işbirliği bahanesiyle atılan her adım,
aziz milletimize yönelik hakaret, suçlama, karalama ve soykırım iddiaları olarak
geri dönmeye başlamıştır. Türkiye, özellikle PKK terörüne ve bölücü mihraklara
siyasi sığınma adı altında yıllardır kucak açan; ülkemizde etnik ve inanç
ayrımcılığını yakından takip edip körükleyen bu ülkeye vereceği tek cevap bu
olmamalıdır. Ucuz siyasetin dar alanına sıkıştırılmak istenen ve sürekli
yargılanmaya çalışılan Türk milletinin, geçmişinde veremeyeceği hiçbir hesabı
yoktur.

Ne var ki, ülkemizi aşağılayan Peşmerge ile kucaklaşan, topraklarımızda
gözü olduğunu saklamayan Ermeniyle el sıkışan, iç işlerimize sürekli karışan
Avrupalıyla dost olan bir zihniyetin başka bir tedbir almaya ne niyeti ve ne de
takati bulunmaktadır. İşbaşındakilerin, 36'ya bölgem istediği büyük Türk
milletini, tarihiyle, kökleriyle, kaynaklarıyla birlikte yedi düvele karşı
savunacak ne ahlakı, ne mensubiyeti ve ne de böyle bir kaygısı vardır?''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bizim
tanıdığımız Başbakan Erdoğan, aç ve sefil yaşayan bir Afrika kölesine (Kunta
Kinte) değil, şahsı ve aile efradıyla birlikte safahat içinde yaşayan Ortadoğu
sultanlarına daha çok benzemektedir'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Çanakkale Savaşlarının
yıldönümünün yaklaştığını hatırlatarak, aradan geçen yaklaşık bir asır sonra da
millet ve ülke üzerinde benzer tehditlerin baş gösterdiğini ve tarihin tekerrür
ettiğini Söyledi.

Bahçeli, ''Bizim bu çağdaş ihanet odaklarına tavsiyemiz; milletimizi
küçümseyen, onuruna ve kutsallarına el ve dil uzatmaya yeltenenlerin, onun gücünü
imtihan etmeye kalkışanların bir asır önceki feci akıbetlerine bakmaları ve ders
almalarıdır'' diye konuştu.

Konuşmasında ekonomideki son gelişmelerle ilgili görüş ve düşüncelerini
de aktaran Bahçeli, AK Parti ile IMF arasında daha önce yürütülen müzakerelere
dikkati çekti.

Geçmişte, AK Parti iktidarının IMF'ye karşı olmadığını gündeme getiren
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, IMF'nin akreditasyon kuruluşu olduğunu ileri
sürdüğünü ve bu kuruluşun akredite etmediği zaman kimsenin kolay kolay ülkeye
gelmeyeceğini ifade ettiğini anımsatan Bahçeli, ''Ne var ki yapılması zorunlu
hale gelen erken bir genel seçimin ufukta belirmesi AKP'yi tedirgin etmiş, rahat
harcama yapabilmesi için IMF halatından sıyrılmak kendileri açısından mecburi
hale gelmiştir'' dedi.

Hükümetin yaklaşık 5,5 yılının IMF programıyla ve yaklaşık son 2 yıllık
döneminin de müzakerelerle geçtiğini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

''O zaman şu gerçeği Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşları kabul ve ikrar
etmelidir; AKP iktidarları süresince Türkiye ekonomisi kendi başına ve desteksiz
ayakta kalamamış ve IMF'nin uzattığı koltuk değneğiyle yere düşmekten
kurtulmuştur. Başbakan açıkça bunu söylemektedir. Kendi ayakları üzerinde
duramayan bir ekonominin, büyümesinden ve gelişmesinden bahsetmek milletimizi
aldatmak ve kandırmak değildir de nedir? Başbakan Erdoğan, ekonomide tam bir
başarısızlık örneği sergilediğini ne zaman ve daha hangi şartlarda kabul
edecektir?''

Bahçeli, işsizliğin başını alıp gittiğini, işyerlerinin teker teker
kapanmaya devam ettiğini savunarak, krizde kıvranan Türkiye ekonomisinde eski
sorunların tekrar nüksettiğini öne sürdü.

Parti olarak Türk ekonomisine yön veren üreten, istihdam yaratan ve katma
değer oluşturan ekonomik sektörlerin sorunlarını yerinde öğrenmek ve tedbirler
geliştirmek maksadıyla eylem planı hazırladıklarını ifade eden Bahçeli, konuyla
ilgili oluşturdukları heyetin işyeri ve iş kolu ziyaretlerinde bulunacağını
bildirdi.

MHP Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, toplu açılış sırasında, 18.
yüzyılda Batı Afrika'dan Amerika'ya köle olarak satılan ve köleliğe karşı direnen
bir sinema karakteri olan Kunta Kinte'ye atıfla; ''Bu ülkenin gerçekten Kunta
Kinte;leri vardı. Ben de Kunta Kinte'ydim'' sözlerinin dikkat ve ilgi çekici
olduğunu söyledi.

Başbakan'ın, ne olacağı, hangi sıfatı taşıyacağı, kendisini nasıl
tanımlayacağı tamamen kendi bileceği bir iş olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle
devam etti:

''Ancak bizim tanıdığımız Başbakan Erdoğan, aç ve sefil yaşayan bir
Afrika kölesine değil, şahsı ve aile efradıyla birlikte safahat içinde yaşayan
Ortadoğu sultanlarına daha çok benzemektedir. Kunta Kinte olarak başladığını
söylediği yer ile bugün edindiği servet arasındaki uçurumun izahı başka türlü
nasıl yapılacaktır? Başbakan'a 20 yılda gülen talihin, yoksulluğu bir türlü
aşamamış vatandaşlara ömrü boyunca gülmemiş olmasının gerekçesi nasıl ifade
edilecektir? Başkalarının ne olduğu, kendini kiminle tanımladığı ve hangi
milletin mensuplarıyla benzeştirdiği bizim konumuz ve umurumuz değildir. Ve bizim
de kendisine söyleyeceğimiz şudur: Biz milliyetçi hareketin mensupları olarak,
Alparslan gibi olmaya, Fatih gibi bakmaya, Yunus gibi söylemeye, Hacı Bektaş gibi
sevmeye, Mevlana gibi kucaklamaya ve Mustafa Kemal gibi mücadeleye devam
edeceğiz.''

Bahçeli, Balkanlar'dan başlayarak, Orta Asya bozkırlarına kadar, yeni bir
yılın müjdesi olan Nevruz'a gelecek hafta başı girileceğini hatırlattı. Bahçeli,
''Bizler için Nevruz, bu özelliğinin yanında geçmişle muhasebenin ve geleceği de
yeniden değerlendirmenin bir fırsatı sayılmalıdır. Atalet, yılgınlık, korku ve
umutsuzluğun geride bırakıldığı, maddi ve manevi diriliş ve atılımın da bir
başlangıcı olmalıdır. Dileğimiz budur'' diye konuştu.

Bahçeli, yaklaşan Nevruz bayramını kutlayarak, millete sağlık ve mutluluk
getirmesini diledi.

Grup toplantısının ardından, gazetecilerin Diyarbakırspor maçlarında
çıkan olaylara ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bahçeli, geçmişten bu yana
özellikle futbol karşılaşmalarında takımlar ve şehirler arasında gerginlikler
yaşandığına dikkati çekti.

''Ancak son Diyarbakır ve karşılaşma yaptığı takımlar arasındaki
gerginlikler, spor anlayışının çok dışına taşınarak, bölücü faaliyetlerin tabana
yayılması, gençlik üzerinde keskinleşmesi için bir provokatör olarak
görülmelidir'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Bu konuda başta açılımı yöneten İçişleri Bakanı, gerekli tedbirleri
acilen almalı ama Diyarbakırspor süper ligde bulunan bir takımdır. Orada
kalması, bütün illerle maç yapması, ülke bütünlüğü açısından da karşılıklı sevgi
ve saygının gelişmesi açısından da çok önemlidir. Diyarbakırlılar kendi
takımlarına sahip çıksınlar, bölücü unsurun spora aktarılmasına mani
olsunlar.'' (12:07)
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.