TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

BDP GRUP TOPLANTISI...


BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, AK Parti'nin, darbe anayasasını savunur hale geldiğini iddia etti.

12 Ocak 2010 Salı

BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, AK Parti'nin,
darbe anayasasını savunur hale geldiğini iddia etti.

Yaman, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2010'un siyasi
gündemini; demokratikleşme, sivilleşme, Kürt sorunu, adalet, işsizlik ve
yoksulluk konularının oluşturacağını söyledi.

Türkiye'de statükocu kesimin, demokratik değişim ve dönüşüm talepleri
karşısında son direnişlerini sergilediğini ifade eden Yaman, ''Onlar, otoriter
rejimde ısrar ederek, eski Türkiye'nin bu haliyle sürmesinden yanadırlar'' dedi.
Yaman, bu statükocuların, toplumlar arası bir çatışmayı başlatabilmek için sokak
linçlerini, ırkçı saldırıları körüklediğini savundu.

Manisa'nın Selendi ilçesinde yaşanan olaya değinen Yaman, Roman
vatandaşların, karşı karşıya kaldığı linç girişiminin ardından sürgüne
gönderilmelerinin ibret verici olduğunu söyledi. Nuri Yaman, bu saldırıyı
kimlerin organize ettiğinin açığa çıkarılması gerektiğini ifade etti.

AK Parti'nin 7 yıllık iktidarında, büyük çoğunluğu Kürtlere karşı olmak
üzere 40'ı aşkın linç girişimi yaşandığını iddia eden Yaman, hükümetin bu
linçleri önlemek yerine seyirci kalarak sessizliğini koruduğunu ileri sürdü.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Nuri Yaman, ''hükümetin, askeri vesayet rejimine karşı etkili bir siyasal
mücadele vermediğini'' iddia ederek, hükümetin bu tutumunun, kapsamlı bir
demokrasi mücadelesini yansıtmaktan uzak olduğunu öne sürdü.

Hükümetin, demokrasinin ve özgürlüklerin önünü tıkayan mevcut sistemi
değiştirme yerine, onu onarma ve restorasyon çabası içerisine girdiğini ifade
eden Yaman, şöyle devam etti:

''Vesayet rejimine karşı siyasi mücadele verdiğini iddia eden bir siyasi
iktidarın, bu rejimin temel dayanağı olan 12 Eylül darbe anayasasını değiştirmesi
gerekmez mi? Seçim meydanlarında yeni anayasa sözü verenler ve toplumu bu
vaatlerle sömürenler, iktidara geldiklerinde ne yazık ki 367 gerekçesinin
arkasına sığınmaktadırlar. Aslında hükümetin buna niyeti ve cesareti yoktur. Daha
doğrusu suya taş atarak, Anayasanın sahiplerini ürkütmek istememektedirler.
Onlara göre, sistemde, anayasada hiçbir sorun yok. Sorun sadece uygulamadadır.
AKP, açıkça darbe anayasasını savunur duruma gelmiştir.
Bugün Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki önemli engellerden biri
katı merkeziyetçi yönetim sistemidir.
AKP'nin bünyesi, değişim dönüşüme kapalıdır. Bu nedenle AKP'nin her
şeyden önce kendi içindeki zihniyetle mücadele etmesi gerekir. Milliyetçilik ve
otoriterlik, diğer sistem partilerinde olduğu gibi AKP'nin de mayasında
mevcuttur. Bu maya değişmeden AKP'nin, gerçek bir demokrasi mücadelesi vermesi
mümkün değildir. Kimse kendisini kandırmamalıdır. AKP, sığınılacak bir demokrasi
limanı hiçbir zaman olmamıştır, olamaz da...''

Demokratik açılımı da eleştiren Yaman, ''Açılım adı altındaki
açmazlarının geldiği nokta şu olmuştur: Kürt açılımı kelepçeye, Roman açılımı
sürgüne, Alevi açılımı da oyalamaya dönüşmüştür'' diye konuştu.

Nuri Yaman, ''demokratik açılım'' yapma iddiasındaki bir hükümetin,
demokratik alanı tıkayan bütün duvarları ortadan kaldırması gerektiğini
söyledi.

Halkın seçilmiş iradeleri tutuklanırken, AK Parti'nin söz ettiği açılımı
anlamakta güçlük çektiklerini ifade eden Yaman, ''Tutuklu siyasetçileri, belediye
başkanlarını serbest bırakın. Kürt halkından özür dileyin'' diye konuştu.

KOZMİK ODADAKİ ARAMALAR

Kozmik odaya girilmesi ve her şeyin araştırılması gerektiğini, ancak bu
aramaların sadece hükümete yönelik bir takım girişimlerle sınırlı tutulmasının
yanlış olacağını ileri süren Yaman, bu aramaların, kontrgerilla yapılanmasının ve
faaliyetlerinin aydınlatılması için iyi bir fırsat olduğunu söyledi. Nuri Yaman,
sözlerine şöyle devam etti:

''Kozmik odayla bağlantılı olarak dikkatleri bir başka noktaya daha
çekmek istiyorum. Orduyla hükümet arasındaki anlaşmayı içeren bir protokol var.
Kısa ismi EMASYA olan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü.

Bu protokol, 28 Şubat 1997'deki post-modern darbenin ardından, 7 Temmuz
1997'de Genelkurmay ile dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı arasında
imzalandı. Söz konusu protokol, toplumsal olaylara ordunun el koymasının yolunu
açan ve hiçbir yasal dayanağı olmayan bir protokoldür.

EMASYA Protokolü, bölgedeki vali, polis, özel tim ve korucular ile
İçişleri Bakanlığına bağlı jandarma teşkilatını doğrudan Asayiş Kolordu
Komutanlıklarının emri altına sokmaktadır.

Protokol, çok açık bir biçimde askerin sivil otorite üzerindeki
etkinliğini arttırmakta, yerellerdeki mülki amirlikleri, adeta EMASYA
Komutanlıklarının emri altına sokmaktadır. Eğer hükümet samimiyse önce bu
demokrasi dışı yapılanmaları derhal sona erdirmelidir.''

Hükümetin ekonomik politikalarını da eleştiren Yaman, ülkenin IMF
politikalarına mahkum edilmeye çalışıldığını söyledi. Yaman, IMF politikalarının,
Türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerini tam bir cendere altına aldığını söyledi.

TEKEL işçilerinin eylemlerine değinen Yaman, hükümetin 12 bin civarında
TEKEL işçisine resmen köleliği dayattığını iddia etti.

Yaman, konuşmasında AK Parti grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın, konuşma süresini uzattığını, bu nedenle partilerinin grup
toplantısının geç başladığını anlatarak, bu durumun ''siyasi nezaketsizlik''
olduğunu belirtti.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.