TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, küresel kriz sürecinde notu artabilen 14 ülke arasında yer alma başarısını gösterdiğini belirterek, ''Dikkatinizi çekiyorum; kredi notu artışları, ülkemizin krize karşı gösterdiği dayanıklılığın ve Hükümetimizin piyasalara verdiği güvenin uluslararası camia tarafından teyit edildiğinin bir göstergesidir'' dedi.

12 Ocak 2010 Salı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, küresel kriz sürecinde notu artabilen 14 ülke
arasında yer alma başarısını gösterdiğini belirterek, ''Dikkatinizi çekiyorum;
kredi notu artışları, ülkemizin krize karşı gösterdiği dayanıklılığın ve
Hükümetimizin piyasalara verdiği güvenin uluslararası camia tarafından teyit
edildiğinin bir göstergesidir'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında, 2010 yılına hem ulusal hem
de küresel ölçekte çok yoğun gündem maddeleriyle girdiklerini ifade ederek,
Hükümet olarak tüm bu gündem maddelerini çok yakından takip ettiklerini, yeni
yıla Türkiye'nin AK Parti ile elde ettiği kalkınma ve ilerleme ivmesini en küçük
bir yavaşlamaya mahal vermeden sürdürme kararlığıyla girdiklerini söyledi.

Aynı şekilde sorun alanlarının üzerine tek tek gittiklerini, cesaretle,
kararlıkla tüm sorun alanlarını çözümle buluşturmanın kararlı mücadelesini
verdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Geçtiğimiz hafta uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moodys,
Türkiye'nin kredi notunu artırdı ve BA3'den BA2'ye yükseltti. Onun öncesinde de
Fitch adlı kuruluş notumuzu 2 kademe birden artırarak BB negatifden BB pozitife
çıkarmıştır.

Krizin miladı diyebileceğimiz Eylül 2008'den bugüne kadar aralarında
Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda, Rusya ve Meksika'nın da bulunduğu
yaklaşık 40 ülkenin kredi notu toplamda yüz kez düşürüldü. Aynı dönem içerisinde
yalnızca 14 ülke için 20 adet kredi notu artışı yapıldı. Türkiye, küresel kriz
sürecinde notu artabilen 14 ülke arasında yer alma başarısını gösterdi.
Dikkatinizi çekiyorum; kredi notu artışları, ülkemizin krize karşı gösterdiği
dayanıklılığın ve Hükümetimizin piyasalara verdiği güvenin uluslararası camia
tarafından teyit edildiğinin bir göstergesidir. Muhalefetin kriz tellallığı
yaptığı böyle bir dönemde uluslararası kuruluşlar, Türkiye'nin doğru bir yolda
olduğunu, başarılı bir kriz yönetimi yaptığını, her geçen gün güven katsayısını
daha da artırdığını teyit etmiş oldular. Geçen hafta da ifade ettim; Türkiye 2010
ve sonrasında dünyada en hızlı büyüme kaydedecek ülkeler arasında gösteriliyor.
Krizinden en hızlı çıkacak ve krizin hasarlarını inşallah en hızlı telafi edecek
ülkeler arasında olacağı uluslararası kuruluşlar tarafından teyit ediliyor.''

''POPÜLİZM''

Rakamlar ve göstergeler konusunda Türkiye'nin ekonomik manzarası
konusunda hiçbir zaman popülizm yapmadıklarını ifade eden Erdoğan, tablo neyse
bütün netliğiyle ortaya koyduklarını belirtti. Tabloyu bütün şeffaflığıyla
milletle paylaştıklarını anlatan Erdoğan, ''Biz, geçmişte her fırsatta pembe
tablolar çizerek ardından milletimize hayal kırıklığı yaşatan iktidarlardan
olmadık'' dedi.

Açık, açık, gayet samimi bir şekilde olumlu ya da olumsuz her gelişmeyi
milletle paylaştıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Başarılı olduğumuz noktaları dile getirdiğimiz kadar, sorun alanlarını
da dile getiriyor, bu şekilde milletimizle son derece sağlık bir iletişim tesis
ediyoruz.

2008 yılında ABD'de krizin ilk sinyalleri alınmaya başlandığı andan
itibaren biz de tedbirleri almaya başladık. İktidarımız döneminde
gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlara ek olarak krizin etkilerini de asgari
seviye tutmak için ciddi önlemleri uygulamaya koyduk. Bakınız, ben hiç bir zaman
'bu kriz bizi etkilemeyecek' demedim. Dünya ile entegre olmuş bir Türkiye'nin
krizden etkilenmesi gayet tabii olarak kaçınılmazdır. Ama ben dikkat ederseniz,
'teğet geçecek' dedim. Ama bunlar, ne yazık ki şöyle bir lütfedip de acaba teğet
ne demektir buna da bakmadılar. Geçenlerde bir karikatürist, teğeti gayet güzel
bir şekilde çizmiş. Gayet güzel bir şekilde ortaya koymuş. Demek ki bunları da
pek takip etmiyorlar. Bunu eğer takip etmiş olsaydılar, demek ki bunun az da olsa
bir sürtünme payı olacak... Bir şeyler alıp oradan götürecek. Bunu görmüş
olurlardı. Bugün de bu sözümün ne kadar isabetli olduğunu artık çok daha net
biçimde -ben söylemiyorum- piyasa analistleri söylüyor. Ve hepsi de ağırlıklı
olarak finans sektörü bunu tespit ettiği gibi, reel sektör de şunu söylüyor:
Teğet geçmedi, biraz daha fazla oldu. Bunu der duruma geldiler. Demek ki bir ölçü
oturdu artık yerine.

Türkiye, küresel bir felaketten, yüz yılda bir görülecek bir krizden en
az zararı görerek başarıyla çıkmasını beceriyor. Bu bile Türkiye'nin ulaştığı
ekonomik dayanıklılığı göstermesi açısından önemlidir. Türkiye, yaşanan küresel
kriz sayesinde hem ekonomik dayanıklılığını ortaya koymuş hem de başarılı bir
kriz yönetimi sergileyebileceğini tüm dünyaya göstermiştir. İzlanda'nın yaşadığı
sıkıntılara bakın. Komşumuz Yunanistan'da yaşanan sıkıntılara bakın. ABD,
Japonya, İngiltere, Fransa gibi büyük ekonomilerin yaşadığı sıkıntılara bakın.
Türkiye, krizi bu ve benzeri ülkelere kıyasla en az zararla aşma başarısını
göstermiştir. Göstermeye de devam ediyor.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, emekli vatandaşlar için ne
yaptıklarını sorarak, ''Hangi yüzle, hangi vicdanla benim emekli vatandaşlarıma
yaptığımız ücret artışlarını eleştiriyorsunuz? Hangi yüzle siz bu artışları
yetersiz buluyorsunuz?'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada,
muhalefetin ülke genelinde kimi lokal örnekleri, kimi istisnai örnekleri zorlama
bir şekilde gündeme taşıyarak, Türkiye'nin bu başarısını gölgeleme gayreti içinde
olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

''Buna kimsenin hakkı yoktur. Her zaman söylüyorum; ekonomide beklentiler
son derece önemlidir. Ekonomide morallerin yüksek olması son derece önemlidir ama
bakıyorsunuz muhalefet küresel kiriz ipine sımsıkı tutunmuş, eline geçirdiği 3-5
örnek üzerinden tüm ülkeleye bir karamsarlık, bir kötümserlik pompalamanın
peşinde. Bu ülkede kendi kendilerine kriz çıkardılar. Kendi çıkardıkları krizi
yönetemediler ve krizin altında kaldılar. Bugün kalkmışlar bizim küresel kriz
yönetimimizi eleştirme cüretini gösteriyorlar.

Biz, Hükümet olarak, Türkiye'nin değil, dünyanın krizini ülkemizin
imkanlarıyla atlatmayı kendi imkan ve becerilerimizle aşmayı nasıl
başarabileceğimizi herkese gösterdik, gösteriyoruz. Bizim farkımız bu.

MHP'nin tabanını tenzih ederim. Sayın Bahçeli çıkmış emeklilere yapılan
zamları yanındaki malum efradıyla, güya protesto ediyorlar. Meclisi markete
çevirmiş. Önlerine unu bulguru doldurmuş güya bizim yaptığımız zamları
eleştiriyorlar. Allah aşkına bir siyasi parti kendisine bu kadar zarar verebilir
mi? Kendisini kendi eliyle bu kadar tuzağa düşürebilir mi? Kendi kazdığı kuyuya
kendisi düşer mi? 3,5 yıl iktidarda kaldınız. Bu kadar mahirdiniz, bu kadar
başarılıydınız, milletin size verdiği 5 yıllık iktidar görevini niçin 3,5 yılda
bırakıp da kaçıp gittiniz? Devam ettirseydiniz, 5 yılı tamamlasaydınız. Bunu
başaramadınız. Siz bir defa bu noktada, artık test edilmiş bir siyasi partisiniz.
Durumunuz ortada. Bu demektir ki size zaten böyle bir görev teslim edilemez.
Şimdi bunu soruyorum: Sayın Bahçeli, siz emekli vatandaşlarım için ne yaptınız?
Hangi yüzle hangi vicdanla benim emekli vatandaşlarıma yaptığımız ücret
artışlarını eleştiriyorsunuz? Hangi yüzle siz bu artışları yetersiz
buluyorsunuz?

Gösterge olması bakımından TÜİK'in rakamlarına dayanarak, burada, sadece
bir kaç örnek veriyorum. Ama buradan bir şey hatırlatıyorum; bizim iktidarımız
döneminde, bu dönemde emeklilere yaptığımız zam benzerini bir de Abdullah beyin
Başbakanlığı döneminde (Cumhurbaşkanı Abdullah Gül) AK Parti olarak
gerçekleştirmiştik. Yani bu, rutinin dışında yapılan bir zam olmuştu.''

KIYASLAMA

2002 Kasım ayında net asgari ücretin 184 TL olduğunu hatırlatan Erdoğan,
şöyle konuştu:

''Bakın, ben rakam üzerinden farklı konuşacağım bugün. Sayın Bahçeli
rakamdan ne kadar anlar onu bilemem. Herhalde yanında anlayanlar vardır. Onlarla
şöyle bir oturup değerlendirsin. Çünkü, kılavuz meselesi bu. 1 litre süt o zaman
neydi biliyor musunuz? 1,15 TL. O günkü asgari ücretle 160 litre süt
alınabiliyordu. Bugün asgari ücret 577 TL. Bir litre süt 1,90 TL. Bugün asgari
ücretle 304 litre süt alabiliyorsunuz. Artış oranı yüzde 90. Bakın, süte sütle
cevap veriyorum. Bundan daha güzel örnek olabilir mi?

2002 sonunda en düşük SSK emekli aylığı 257 TL. Bu maaş, 276 kilogram
ekmeğe karşılık geliyor. Şu anda en düşük SSK emekli aylığı 683 lira. Bu maaş 336
kilogram ekmeğe tekabül ediyor. Sayın Bahçeli, bak, geri gitmiyoruz, ileri
gidiyoruz. Ne kadar, bunda da yüzde 22... Bağ-Kur esnaf emekli aylığı biz
geldiğimizde sadece 149 liracıktı.Ey benim Bağ-Kur'lu kardeşim. Şu anda en düşük
esnaf emekli aylığı 555 lira. Dikkat ediniz, 2002 sonunda bir esnaf, emekli
aylığıyla 148 kilo makarna alabilirdi, bugün 288 kilo makarna alabiliyor. Artış
yüzde 95.

Bağ-Kur tarım emeklisinin aylığı 2002 sonunda; şu rakama bakın Allah
aşkına... Bunun hesabını Sayın Bahçeli'den o zamanki ortaklarından kim soracak?
Ne alıyordu biliyor musunuz? 66 lira? 66 lira... Peki bunu şu anda 380 liraya kim
çıkardı? AK Parti iktidarı çıkardı. Ondan sonra (biz çiftçinin yanındayız,
köylünün yanındayız) diyorlar. İşte ortada gerçek. 2002 sonunda Bağ-Kur tarım
emeklisi, maaşıyla 48 kilo toz şeker alabiliyordu, bugün 146 kilo toz şeker
alabiliyor. Artış oranı yüzde 203. Halep oradaysa arşın TBMM AK Parti grup
salonunda. Ortada herşey...''

Erdoğan, ''cepteki paranın artık güneş karşısında eriyen kartopu gibi
ezildiği bir dönemin yaşanmadığını'' söyledi.

''MHP'lilerin önüne dizdikleri ürünleri, benim emekli vatandaşım, onların
iktidarında sadece vitrinde seyrediyordu'' diyen Erdoğan, emeklinin, bugün o
ürünleri alabildiğini belirtti. Erdoğan, 7 yılda her fırsatta imkanları
zorlayarak maaşları artırdıklarını ve bundan sonra da artırmaya devam
edeceklerini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, krizin yaşandığı 2008 yılında 306 bin otomobil
satılmışken, 2009'da 369 bin 819 otomobil satıldığına işaret ederek, küresel
krize rağmen 2009'da araç satışının 64 bin arttığını belirtti. Erdoğan, ''Krizi
istismar aracına döndürmek isteyenlere bu rakamları ithaf ediyorum'' dedi.

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''(Eczaneleri kapatıyorum) dediğin, kendinde böyle bir güç bulduğun
zaman, biz, atılması gereken adımı atarız. Şu dernekmiş bu dernekmiş dinlemeyiz''
dedi.

Halkın sağlığını ideolojilere kurban etmeyeceklerini belirten Erdoğan,
''Şu anda sorumlu olan birlik, ilgili bakanımla -davetini yapmıştır- ya oturur
anlaşır, oturmadığı takdirde de biz müracaat eden bütün eczanelerle
anlaşmalarımızı yapar, yolumuza devam ederiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada,
sağlıkta dönüşüm projesini anlattı.

Tam Gün Yasa Tasarısı'nı TBMM Genel Kurulunda görüşmeye başlayacaklarını
ifade eden Erdoğan, bu tasarının amacının halka yüksek standartlı, kaliteli ve
kolay erişebilir bir sağlık hizmeti vermek, sağlık çalışanlarına yeni imkanlar
sunmak olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Biz, Cumhuriyet tarihinde sağlıkta en büyük devrimi gerçekleştirdik,
buna 'inkılap' da diyebilirsiniz. Bütün alanlarda, bu adımları gün be gün
artırarak devam ediyoruz. Derdimiz... Biz dertliyiz. Dertli olan vatandaşımın
derdine derman olmak. Bunu yaparken önce ne dedik? Söylemek zorundayım. 'Bütün
hastaneleri birleştireceğiz' dedik, bununla da kalmayacağız... Devlette reformist
bir anlayış getiriyoruz. Koordinatör devlet anlayışını getiriyoruz. Devletin bu
kurumlarının yanında özel sektörün, vakıfların hastaneleri var. Bütün bunları da
koordine etmek suretiyle, bunlarla da anlaşmaya gideceğiz ve benim vatandaşım,
bütün bu hastanelerden istifade edecek. Kapısından içeri adım atma fırsatını
bulamayan vatandaşım, o lüks hastanelere girebilir hale geldi. Bu neyi gösterir?
Bu, AK Parti iktidarının vatandaşına olan saygısını, sevgisini gösterir, biz bunu
başardık. 8-10 kişinin yattığı koğuş sistemi hastaneler, -affedersiniz- koskoca
koridor boyunca bir tuvalet... Sağlam girsen içinden hasta çıkarsın. Böyle bir
dönem... Biz şimdi bunları değişime tabi tuttuğumuz gibi, yeni hastanelerde 1-2-3
kişilik odalarla farklı bir hastane anlayışını getiriyoruz.

Hakkari'de bunu görürsünüz. 150'şer yataklı 2 tane hastanenin bizzat
açılışını ben yaptım. Kimsenin buralara hastane götürmek gibi derdi yoktu, ama
biz bunu yaptık. Böyle bir ayrımcılığın içerisinde olmadığımızı, AK Parti
iktidarı olarak gösterdik. İşte demokratik açılım, milli birlik kardeşlik projesi
bu. Bunu biz yaptık. Herkes işin lafını yapıyor biz icraatını yapıyoruz. Eğer
bugüne kadar oraya bir hizmet gitmemişse, burada bir dengesizlik su kaçığı var.
Biz bunu ortadan kaldırdık.''

''MERMERE DAMLA DAMLA SU VURACAK''

Başbakan Erdoğan, hastane kapılarında ilaç almayı bekleyen vatandaşları,
bu sıkıntıdan kurtaracaklarını söylediklerini anımsattı.

Vatandaşın sabah namazından sonra kuyruğa girdiğini ve sıranın ne zaman
geleceğini bilemediğini belirten Erdoğan, ''Bunu anlatıyoruz ama gene
anlatacağım. Mermere damla damla su vuracak ve mermer de hedef gerçekleşecek''
dedi.

Başbakan Erdoğan, ''Anayasa'da demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti
diyeceksin. Hani hukuk devleti, hani sosyal devlet? Öyleyse bunu yapacağız. Ne
yaptık? 2,5 katrilyonluk matrahı serbest eczanelere devrettik. Benim vatandaşım
gitsin serbest eczaneden ilacını rahatlıkla alsın'' diye konuştu.

Bu süreci başlattıklarını dile getiren Erdoğan, uygulamada bazen
aksaklıkların da yaşanabildiğini ve bundan sonra da yaşanabileceğine işaret
etti.

Başbakan Erdoğan, ''Dünyanın en ileri ülkelerinde, bu tür sıkıntılar var.
Obama'yı sağlık reformuna götüren hadisenin nelere mal olduğu çok açık ve net
ortada. ABD'ye gitmeden önce Sultanahmet Camisi'nde Amerikalı turistlerle
görüştüm. Bana dediler ki 'siz ciddi bir sağlık reformu yapmışsınız, bunu Sayın
Obama'ya da anlatsanız' dediler. Az bir oy farkıyla da olsa Sayın Obama
hedeflediği sağlık reformunu gerçekleştirdi'' dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sağlık konusu ideolojilere kurban edilemez, itfaiye konusu ideolojilere
kurban edilemez, diyanet konusu ideolojilere kurban edilemez, yargı, polisiye,
güvenlik ideolojilere kurban edilemez. Zaman zaman bu tür şeyleri görünce
üzülüyoruz. Bakıyorsunuz, hastanelerde işi durduracaklarmış. Bu olacak iş mi?
Ameliyat masasında, acilde, benim vatandaşım, beyefendiler eylemi bitirsin gelsin
de ondan sonra ameliyat için bekleyebilir mi? 'Efendim biz oralara nöbetçi
bıraktık.' Neyin nöbetçisini bıraktın, öyle şey olur mu? Böyle bir şeyi
yapamazsın. Bu, aldığın o emeğin karşılığının, bu millet tarafından sana helal
olmasını getirmez.

Eczaneleri kapatıyorsun. Nasıl kapatıyorsun, Öyle şey olur mu? Sen
eczaneleri kapatıyorum dediğin zaman.... Kendinde böyle bir güç bulduğun zaman,
bize düşen nedir? Biz sorumluluk üstlenmişiz. Sorumluluğun gereğinde atılması
gereken adım neyse, biz o adımı atarız. Şu dernekmiş bu dernekmiş dinlemeyiz, bu
adımı atarız, buna mecburuz. Niye? Çünkü biz, 2,5 katrilyonluk, o günün
parasıyla, SSK hastanelerindeki eczaneleri kapattık, size devrettik. Bundan daha
güzel kaynak olur mu? Bu denli büyük bir kaynak elinizde, şimdi bu kaynağı
buldun, 'bundan sonra nasıl olsa devlet geri dönemez.' Geri dönmem de farklı
formüller bitti mi? Farklı formüller üretirim, gene yola devam ederim. Bu konuda
eczane sahiplerine... Şu anda sorumlu olan birlik, ilgili bakanımla -davetini
yapmıştır- ya oturur anlaşır, oturmadığı takdirde de biz kalkarız, müracaat eden
bütün eczanelerle anlaşmalarımızı yapar, yolumuza devam ederiz. Online sistemiyle
eczaneler anında hemen ilgili bakanlıkla kontağını kuruyor. Bu konuda, halkımızın
sağlığını ideolojilere kurban etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz. Bunu da çok açık
söylüyorum.''

++ Devamı ilgili dökümünlar kısmındadır++
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.