TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TÜRK, ''DEMOKRATİK AÇILIMI'' AA'YA DEĞERLENDİRDİ


DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, demokratik açılımın sonucunda, Türkiye'nin bölünebileceği iddialarına, ''Bizim amacımız Türkiye'yi çözmek değil, sorunu çözmektir. Etnik milliyetçiliğin ne kadar tehlikeli olduğunu bilen insanlarız'' şeklinde yanıt verdi.

14 Ağustos 2009 Cuma


DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, demokratik açılımın sonucunda, Türkiye'nin bölünebileceği iddialarına,
''Bizim amacımız Türkiye'yi çözmek değil, sorunu çözmektir. Etnik milliyetçiliğin ne kadar tehlikeli
olduğunu bilen insanlarız'' şeklinde yanıt verdi.

Türk, ''demokratik açılım'' konusunda yapılan çalışmalar konusunda AA
muhabirinin sorularını yanıtladı. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile yaptığı görüşmelerde sorunun çözümü konusundaki
düşüncelerini muhataplarına anlattıklarını söyledi.

Erdoğan ve Atalay'a, değişim, dönüşüm ve sorunun çözümünün kaçınılmaz
olduğunu dile getirdiklerini vurgulayan Türk, ''72 milyonun hassasiyetleri
gözönünde bulundurularak bir çözüme gidilmeli'' dedi.

Türk, İçişleri Bakanı Atalay başkanlığında bir çalışma yapıldığını, bu
çalışmanın içeriğinin paylaşılması konusunda herkeste bir çaba olduğunu ifade
ederek, ''30 yıldan beri silahlı sürecin yaşadığı bir Türkiye'deyiz. Eğer bu
konuda, etkili rol alması gereken insanları hiç yokmuş gibi davranarak veya
onların düşüncelerini önemsemeyecek bir yaklaşım biçimini sergilemek,
sıkıntıların doğmasına neden olacak. Ben burada hem TSK'yı hem de PKK'yı
kastediyorum. Bu işin öncülüğünü yapacak olan siyasi iradedir. Açılımı yapacak
olan siyasi iradedir. Ama tüm düşüncelerin dikkate alınması gerektiğine
inanıyorum'' diye konuştu.

''Atalay, size somut bir öneri getirdi mi?'' sorusuna Türk, şu karşılığı
verdi:

''Somut bir öneri getirmedi. Şu anda bir sürecin başlangıcındayız.
Tartışma dönemi gelişecek. Kısa, orta ve uzun vadede neler yapılması konusunda
bir sürecin başlayacağına inancındayım. O dönemde düşüncelerimizi ortaya
koyacağız. Ama şu andaki çalışmalar, o aşamada değil. Kesin projeyle gelmek,
kamuoyunda sıkıntı yaratırdı. O nedenle araştırma ve yoklama dönemi, tartışma
döneminden sonra bazı şeyleri olgunlaştırmak mümkün.''

Bazı kesimlerin, demokratik açılım sonucunda, Türkiye'nin bölünebileceği
yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine Türk, şunları söyledi:

''Bizim amacımız Türkiye'yi çözmek değil, sorunu çözmektir. Halkların
sevgiyle kucaklaşmalarını sağlamaktır. Çünkü biz etnik milliyetçiliğin ne kadar
tehlikeli olduğunu bilen insanlarız. Siyasi ve demokrasi kültürümüz, birlikte
yaşamayı esas alan, paylaşmayı esas alan bir anlayıştadır. Biz halkların
kardeşliğini, halkların birlikteliğini esas alıyoruz. Bu halkların, kendilerini
özgürce ifade edebilecek bir ortama kavuşması konusunda çaba sarf ediyoruz. Bizim
için sınırlar heyecan verici değil. Bin yıldır birlikte yaşamış iki halkı
birbirinden ayrıştırmanın ne Türk'ün ne de Kürt'ün yararınadır. İkisinin de
zararınadır. Ortadoğu'da etnik ve mezhepsel çatışmaların, ne kadar zararlı
olduğunu da görüyoruz. Türkiye'de bin yıl birlikte yaşamış iki halkı birbirinden
ayrıştırmak, görmek istediğimiz demokratik bir Ortadoğu'yu da baltalar. O
halkların, bu hedeflere ulaşmasını baltalamış oluruz.''

DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna'nın, CHP ve MHP'ye yönelik,
''AKP'nin oyununa gelmeyin'' sözlerinin hatırlatılması üzerine Türk, yapılacak
değişiklikler belli olmadan bu tür ifadeleri doğru bulmadığını söyledi.

Türk, ''Dereyi geçmeden paçaları sıvamak çok doğru değil. Hele o dereyi
geçelim, ondan sonra değerlendirme yaparız'' dedi. Türk, hassas bir konuyu
aceleci bir mantıkla yorumlamanın doğru olmadığını vurgulayarak, şunları
kaydetti:

''Bunu sadece Emine Hanım için söylemiyorum. 40 bin insanın yaşamını
yitirdiği, annelerin acılar çektiği bir süreç... Bu süreç için hesap yapmayı,
aceleci davranmayı, bunu magazinleştirmeyi doğru bulmuyorum. Sürecin şimdiden
başarısız olacağı yönündeki bir belirlemeyi, tartışmanın önünü kesmeye yönelik
bir anlayış olarak değerlendiriyorum. Ben bunu Ayna için söylemiyorum, CHP ve
MHP'nin tavrı için söylüyorum. Yıllardan beri barış ve demokrasi talebi ile yola
çıktık. Bugün bir şeyler söyleniyorsa, bunu ciddiyetle ve sabırla beklememiz,
sonuçları görmemiz lazım. Bu sonuçlar üzerinden tartışmamız gerekir.''

"TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞISININ SÜRECE DAHİL EDİLECEĞİ İDDİALARI"

DTP Genel Başkanı Türk, ''Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın sürece
dahil edilmesini istiyor musunuz? '' sorusuna ise şu yanıtı verdi:

''Taraflardan biri midir, biridir. PKK üzerinde önemli bir etkinliği var
mı, var. Toplum tarafından önemsenen bir isim midir, isimdir. O zaman sürecin
gerçekten demokratik, barışçıl bir sürece, çözüm sürecine evrilmesi konusunda
etkili olan herkesin hassasiyetini, söylediklerini dikkate almamız gerekiyor.
Sonuçta elinde silahı tutan PKK'dır. PKK'yı en fazla etkileyecek olan o.
Siyasetin de başıdır. Öncüsüdür. O zaman onun söylemlerinin, bu sürecin barışçıl
bir sürece evrilmesine etkili olacağını düşünüyorsak, onun söylediklerini de
önemsememiz gerekiyor, dikkate almamız gerekiyor.''

''Siz terör örgütü elebaşı Öcalan ile diyalog kurulmasından yana
mısınız?'' sorusu üzerine de Türk, ''Dünyada bunun formülleri var. Bunları uzun
uzun tartışıp süreci tıkamaya gerek yok. Önemli, etkili olduğunun görülmesi
gerekiyor. Türkiye'de bu sorunlarla ilgili olan insanlar, birilerinin toplum
üzerinde etkisi varsa, siyasi üzerinde etkisi ve rolü varsa, söylediklerinin
önemli olduğunu görmek gerekir'' diye konuştu.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, ''Kürt kelimesinin Anayasa'ya geçirilmesini doğru bulmuyoruz'' dedi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türk, Türkiye'de 30 yıldır süren
sorunun bugüne kadar köklü bir biçimde ele alınmadığını ileri sürdü. Bugün artık
nedenlerin tartışıldığı, çözüm için nelerin yapılması gerektiği konusunda bir
duyarlılık oluştuğunu vurgulayan Türk, ''30 yıldan beri silah kullanarak veya
çatışmayla bu sorunun çözülmeyeceğinin hem bir kesim siyasiler, hem de toplum
tarafından görülmüş olması çok önemli. Artık tartışmaların diyalogla çözülmesi
konusunda, hem Türkiye'de hem de dünyada bir anlayış gelişti'' diye konuştu.

Türk, örgütün silahla sorunun çözümü konusundaki bakışının da değiştiğini
ileri sürdü.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, ''Asker görevini
yapmıştır. Artık bundan sonra sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik
tedbirlerin alınması gerekir'' dediğini ifade eden Türk, bu sözlerin farklı bir
sürecin gelişmesine şans yarattığını kaydetti.

Ahmet Türk, 1930-1940'ların ulus devlet mantığı ile soruna yaklaşılması
halinde sorunun çözülmeyeceğini iddia ederek, ''Çağdaş dünyanın değerleri
üzerinde kendimizi yeniden değerlendirirsek, sorunun çözümü zor değildir. Çünkü,
talepler Türkiye'nin bütünlüğü içerisinde çözülmesi gereken taleplerdir. Kendi
yurttaşının kültürel haklarını yerine getiren bir Türkiye'de, Türk halkının bir
kaybı olmaz. Tam tersine, Türk halkının da daha özgürleşmesine, demokrasiye
kavuşmasına neden olur. Yani bizim taleplerimiz Türk halkının aleyhine değil''
diye konuştu.

"MUHALEFETİ ELEŞTİRDİ"

DTP Genel Başkanı Türk, MHP ve CHP'nin sürece ilişkin tavrının sorulması
üzerine, bu sorunun herkesi ilgilendirdiğini söyledi. Türk, şöyle devam etti:

''Bu sorunun çözümsüzlüğünden Türk, Kürt, toplum ve siyasetçiler
etkileniyor. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne zarar vermeyen, gerçekten
halkların kucaklaşmasını esas alan bir projeye karşı çıkmak, kandan beslenmektir.
Bunu doğru görmüyorum. Bunun vebali, günahı çok ağır olur. Kürt'ün de Türk'ün de
Türkiye'nin de bu çatışmalara, kardeş kavgasına tahammülü kalmamıştır. Herkesin
sürecin olumlu bir şekilde gelişmesi konusunda katkı sunması gerekir. Bu tavır,
iç siyaset tavrıdır. Bu ne milliyetçiliğe, ne insan sevgisine ne de birlikte
yaşama arzusuna yönelik bir tavırdır.''

''KÜRT KELİMESİNİN ANAYASAYA GEÇİRİLMESİ DOĞRU DEĞİL''

Anayasa'nın herkesi kucaklaması gerektiğini vurgulayan Türk, mevcut
Anayasa ile demokratik açılımın yapılamayacağını ileri sürdü.

Türk, ''Dünyanın hiçbir anayasasında etnisiteye dayalı bir maddenin, o
toplumda barışmayı sağlamayacağına inanıyoruz. Kürt kelimesinin Anayasa'ya
geçirilmesini doğru bulmuyoruz. Çünkü, Kürt'ü geçirdiğiniz zaman Çerkez'i, Laz'ı
görmezlikten gelmiş oluruz'' diye konuştu.

Ahmet Türk, Anayasa'nın 66. maddesinin tüm farklılıkları inkar ettiğini,
bu maddenin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

"15 AĞUSTOS KONUSU"

''Yarın terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan'ın sürece ilişkin öneride
bulunacağı'' yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Türk, 30 yıl önce
Kürtlerin silah kullanmaya mecbur bırakıldığını iddia etti. Türk, şunları
söyledi:

''Bugün farklı bir Türkiye'deyiz. Artık demokratik siyasetle,
tartışmayla, diyalogla sorunları gündeme getirebiliyoruz. 15 Ağustos'ta başlayan
silahlı mücadelenin artık bu süreçte, barışçıl demokratik bir sürecin kapısının
aralanması için bir gün olmasını diliyorum. 15 Ağustos'ta Öcalan'ın yapacağı
açıklamanın, bu sürece bir katkı sunacağı inancını taşıyorum.

Açıklamanın içeriğini bilmiyorum. İnanıyorum ki onun bu projesi, barışçıl
bir sürecin gelişmesine katkı sunsun.''

''Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) bu süreçteki tavrını nasıl
değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna da Türk, ''TSK'nın bu gelişmeleri dikkatle
izlediğini, toplumsal bir uzlaşı olması konusunda bir fırsatın yaratılmasında
sessizce beklediğini düşünüyorum'' karşılığını verdi.

"SÜRECE İLİŞKİN ABD'NİN ROLÜ İDDİASI"

Türk, süreçte ABD'nin rolünün sorulması üzerine de ''Mesele iç
dinamiklerle çözülmeli. Müdahaleleri doğru bulmayız. Demokrasiye inanıyorsak, iç
reflekslerle sorunları çözebilmeliyiz. Dışarıdan yapılacak katkılar, ancak
diyaloğun gelişmesiyle sınırlı kalmalı'' dedi.

Sürecin kesintiye uğraması durumunda nelerin olacağının sorulması üzerine
de Türk, şunları kaydetti:

''Umut yolculuğuna çıkmışız. Bunun başarıyla sonuçlanması çok önemli.
Hayal kırıklığı yaşatmamak için çok dikkatli, çok esnek olmamız gerekiyor. Hayal
kırıklığı yaşandığı takdirde güven ortamı kaybolacak. Bundan sonraki açılım
tartışmaları, toplumu bugünkü gibi heyecanlandırmaz. Kürtlerin de geleceği nokta
şudur: 'Ne yaparsak yapalım, benim devletim, birlikte yaşadığım kardeşlerim beni
kucaklamak istemiyor...' En büyük kayıp, umutların yitirilmesi olur.

Hassasiyetlerin esas alınması önemli. Sürecin önemli olduğunu görmemiz
gerekiyor. Bazı fırsatlar 50 yılda bir gelir. Yaratılan fırsatları doğru
değerlendirmezsek, yarın pişmanlık duyacağımız sürecin içine düşebiliriz. Herkes
duyarlılıkla ve özveriyle katkı sunacak bir noktada olmalıdır.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.