TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MHP GRUP TOPLANTISI...


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''AKP, hakkındaki kapatılma davası bir neticeye varmadan, en kötü ihtimal üzerinden bir çıkış ve çözüm yolu bulmalı, her şeye rağmen demokrasinin işler halde devamını sağlayacak asgari basireti göstermelidir'' dedi.

01 Temmuz 2008 Salı

MHP Grubu toplandı.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, A Milli Futbol
Takımını kutlayarak başladı.
Milli takımın, Avrupa'nın ilk dört takımı arasına girme başarısının,
ağırlaşan iç ve dış gündemin bunaltıcı ortamında, milletin bir nebze
olsun rahatlamasına ve mutluluğuna vesile olduğunu ifade eden Bahçeli,
bu başarının, inancın, azmin ve sonuna kadar yapılan mücadelenin bir
ödülü ve güzel bir örneği olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Tartışmalar, çalkantılar, gerilimler ve komplo teorileri ile geçen
günlerin ardından gelinen bugünkü aşamada, Türkiye'nin siyasi, sosyal ve
ekonomik anlamda tam bir bunalım yaşamaya başladığını öne süren Bahçeli,
artık toplumun kamplara bölündüğünü, kurumların ayrıştığını, geçmişte
atılan husumet tohumlarının filizlendiğini, müzmin hale gelen bunalımın
derinleşerek siyaset aktörler eliyle kurumsallaştırıldığını bildirdi.

-''GERİ DÖNÜLMEZ VE TELAFİSİ ZOR BİR DÖNEM...''-

Devlet Bahçeli, siyasi meşruiyetin, iktidar partisinin yozlaşmış
anlayışı neticesinde sorgulanmaya ve tartışılmaya başlandığını iddia
ederek, ''AKP Türkiye'sinde, hissedilen derin buhran ve kargaşa
nedeniyle devlete nizam veren bütün ölçü ve ayarlar kaçmış, siyasetin,
güvenliğin, ekonominin, yönetimin bütün çivileri yerlerinden çıkmıştır''
diye konuştu.
Ekonomik sıkıntıların, siyasi belirsizlikle birleştiği ağır bir buhran
durumunun, vatandaşları birbirine yabancılaştırdığını öne süren Bahçeli,
gelişmelerin, toplumsal ve siyasal sağduyunun tamamen terk edildiğine,
geri dönülmez ve telafisi zor olan bir dönemin yaklaştığına işaret
ettiğini söyledi.
MHP'nin, Türkiye'nin sürüklendiği siyasal bunalımın derin krizlere neden
olmaması, ülkenin kaosa sürüklenmemesi için uzunca bir zamandır yol
gösterici siyaset çizgisini sürdürdüğünü ve yapıcı önerilerde
bulunduğunu anlatan Bahçeli, MHP'nin, tıkanan her meselede olduğu gibi
AK Parti hakkındaki kapatma davasının ardından da ortaya çıkabilecek
ihtimaller ve ihtiyaç duyulacak normalleşme süreci hakkında
düşüncelerini kamuoyuna sunduğunu anımsattı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, önerilerinin öncelikle AK Parti Genel
Başkanı'na ve yönetici kadrolarına yönelik olduğunu ifade ederek, ''AKP,
hakkındaki kapatılma davası bir neticeye varmadan, en kötü ihtimal
üzerinden bir çıkış ve çözüm yolu bulmalı, her şeye rağmen demokrasinin
işler halde devamını sağlayacak asgari basireti göstermelidir. Bizim
önerimizin esası budur. Bugün itibariyle başka bir kısa vade çözüm şekli
ve yolu da görünmemektedir'' dedi.

-''BAŞBAKAN ERDOĞAN, GAFLET YOLCULUĞUNA ÇIKMIŞ''-

Bahçeli, yaptıkları önerilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'da başka
hassasiyetlere neden olduğunun anlaşıldığını savunarak, şöyle devam etti:
''Türk adaleti önünde hesap vermek korkusu ile rasyonel düşünme
kabiliyetini tamamen kaybeden Başbakan; demokrasiyi, parlamenter rejimi
ve partisini ateşe atacak ve siyasi ihtiraslarına kurban edecek bir
gaflet yolculuğuna çıkmıştır. Bizim amacımız, kendisi ve partisiyle
birlikte demokratik rejimi de peşinden sürüklemesinin önlenmesidir.
Başbakan'ın MHP'ye yönelttiği çirkin suçlamalar, gerçekleri ısrarla ve
inatla saptırmak isteyen tehlikeli bir psikolojinin tezahürleri
olmuştur.''

-''KÜRESEL GÜÇLERİN YÖNLENDİRDİĞİ KİRLİ SİYASET...''-

Başbakan Erdoğan'ın geçen hafta AK Parti grup toplantısında, MHP'ye
yönelik yaptığı eleştirileri anımsatan Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:
''Bizim meselemiz AKP'nin ve Başbakan'ın siyasi geleceği değil,
ülkemizin ve demokratik rejimimizin geleceğidir. Bu konularda
görüşlerimizi açıklamak da Başbakan'ın keyfine ve iznine tabi değildir. AKP,
kendi parti meclis grubuna uyguladığı düşünme ve konuşma yasağı ve
sansürüne bizim de uymamızı herhalde beklememektedir. AKP'nin ve
Başbakan'ın bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği kendi bilecekleri bir
iştir. Buna karışan yoktur. Burada yargısız infaz yapmak ve genel
başkanlarının feda edilmesini isteyen de yoktur. Yapılan sadece, en kötü
durum senaryosunu hatırlatmak ve buna şimdiden hazırlıklı olmanın her
bakımdan yararlı olacağı konusunda kendilerini uyarmak ve milletimizle
paylaşmaktır.''
MHP Lideri Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, MHP'nin 2002 seçimlerinde
barajı geçemeyerek Meclis dışında kaldığı yönündeki değerlendirmelerine
de yanıt vererek, şöyle konuştu:
''Bu bir yaşanmış vakıadır. Ancak, bu durumu yalnızca demokratik siyasi
mücadelenin bir doğal sonucu olarak görmek safdillik olacaktır. Küresel
güçlere, 'Dur' diyen milliyetçi hareketin o seçimde Meclis dışı kalışı
ile bu dayatmalara kucak açan AKP'nin yükselişi arasında anlamlı bir bağ
mutlaka olmalıdır. Bilinmelidir ki Sayın Başbakan'ın örnek verdiği 3
Kasım 2002 seçimlerinin sonucunda oluşan Meclis aritmetiği, kendilerine
taşeron arayan küresel güçlerin yönlendirdiği kirli siyasetin eseri
olarak ortaya çıkmıştır. MHP'siz siyasetin kurgulandığı bu senaryoda,
baş aktörün AKP olduğu artık belli olmuştur. Milliyetçilik yüzde 8,3'e
inerken, teslimiyetçilik yüzde 34.3'e yükselmiştir.''

-''ÇANAKKALE'DE GÖĞSÜNÜ SİPER EDEN NESLİN EVLADIYIZ''-

Başbakan Erdoğan'ın grup konuşmasında kendilerine, ''Siz, kim
oluyorsunuz?'' sorusunu yönelttiğini ifade eden MHP Genel Başkanı
Bahçeli, ''Sayın Başbakan ve AKP yönetimine diyorum ki biz Milliyetçi
Hareket Partisiyiz'' dedi.
İlhamını, gücünü ve inancını milletinden alan Türk milliyetçileri
olduklarını anlatan Bahçeli, ''Biz, Çanakkale'de göğsünü siper eden
neslin evladıyız. Türkiye Cumhuriyetini önce kurtaran ve sonra kuran
iradenin adıyız. Biz, ne devletimizle didişir yabancılara şikayet ederiz
ne milletimizi kimliksizleştirerek içi boş bir ahali haline getirmeyi
isteriz'' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, yabancıların eleştirilerine boyun eğmeyeceklerini,
Avrupa'nın Türkiye'yi kınayan kararlarına imza atmayacaklarını ifade
ederek, şöyle devam etti:
''Biz, ne başkalarının önünde diz çöker, 'Deliğe süpürmeyin' diye
yalvarırız ne de aziz şehidine hakaret eder canilere 'Sayın' diye hitap
ederiz. Yurdumuzu canımızdan aziz bilir, gereğinde gözümüzü kırpmadan
kendimizi feda ederiz. Mağdur oluruz, ancak mağrur dururuz, istismarını
asla yapmayız, aksi bize yakışmaz. Dik dururuz, eğilmeyiz, sözümüzün
eriyiz, başka türlü olmak bize düşmez. 'Önce ülkem, sonra partim ve
sonra ben' deriz ve yeri geldiğinde gereğini derhal yaparız. Düzenlerin,
tertiplerin, komploların içinde olmayız. Olduğumuz gibi görünür,
göründüğümüz gibi de oluruz.''

-KAPATMA DAVASI SONRASI GELİŞMELER-

Kapatma davası sonrası gelişmelerin, AK Parti'nin zafiyetlerini ortaya
çıkardığını öne süren Bahçeli, Türk hukuk sisteminin eleştirildiğini,
Türk tarihinin tartışıldığını, siyasi sisteme yönelik telkin, tavsiye ve
talimatlarla cüretkar bir tutum izlendiğini savundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Yaşananlar, AKP'nin demokrasi, hukuk
devleti, milli irade, vatan sevgisi, ilkeli siyaset ve onurlu dış
politika gibi temel yönetim anlayışlarını nasıl dumura uğrattığını ve
Türkiye'nin kimlerin elinde yıllardır nasıl heba edildiğini göstermesi
açısından ibret verici olmuştur'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Avrupa
Komisyonu Parlamenterler Meclisinin (AKPM) Türkiye'deki demokratik
kurumların işleyişi konusunda geçtiğimiz hafta kabul ettiği rapor,
AKP'nin dış cephede yürüttüğü haysiyet kırıcı kampanyanın son bir
örneğidir'' dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, AK Parti'nin hakkında
açılmış kapatılma davasının hukuki boyutları ile ilgileneceği yerde,
gereksiz bir meydan okuma yolunu tercih ettiğini söyledi.
AK Parti zihniyetinin, kendi siyasi geleceği açısından da, yükselen
tansiyonun düşürülmesi bakımından süreci yapıcı ve verimli olarak
kullanmadığını ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin son gelişmelerle,
varlığını, siyasetini ve hukuk sistemini yabancı telkinlere sevk ve
idare eden, küresel müdahalelere açık, kararlarını dışarıdan gelecek
görüşlerle verebilen iradesiz bir ülke durumuna düşürüldüğünü iddia etti.
İktidar partisinin imdat bekleyen bu davetkar tutumu karşısında yabancı
mihrakların, yerlilerle el ele vererek, Türkiye'ye karşı dayatma ve
tavsiye için kuyruğa girdiğini savunan Bahçeli, ABD ve AB'li
yetkililerin son zamanda yaptıkları açıklamalara dikkati çekti.
Bahçeli, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin, Türkiye'deki demokratik
kurumların işleyişi konusunda geçtiğimiz hafta kabul ettiği raporun, AK
Parti'nin dış cephede yürüttüğü haysiyet kırıcı kampanyanın son bir
örneği olduğunu ileri sürerek, ''AKP'nin siparişi üzerine Türk yargısına
hakaret derecesine varan ağır suçlamalar içeren ve Anayasa Mahkemesine
tehditler yönelten böyle bir raporun kabul edilmesi, her şeyden önce bu
amaçla kapı kapı gezerek merhamet dilenciliği yapan AKP için utanılacak
bir durumdur'' dedi.
''MHP'yi, siyasi rakiplerinden merhamet dilenmekle itham eden Başbakan
Erdoğan'ın partisinin milletvekillerinin Avrupalılar nezdinde
yaşadıkları rezalete dönüp bakmasının, siyasi ahlak gereği olacağını''
ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
''AKPM'nin siyasi bir organ olduğunu unutarak bağımsız bir ülkenin
Anayasa Mahkemesine hukuki bir dava hakkında talimat vermeye kalkışması,
bu kurumun Türkiye'ye karşı ön yargılarının derinliği ve ne derece de
ciddiyet ve itibar yoksunu olduğunu göstermiştir. Burada asıl esef
verici olan ve üzerinde durulması gereken husus, AKP yöneticilerinin
Türkiye'ye hakaret edilmesinden duydukları sevinci saklayamamaları ve
ülkesini, yargısını ve kurumlarını dışarıya jurnal etmeyi bir demokrasi
onuru ve iftihar vesikası olarak görmeleridir.
Bu girişimi başlatan ve raporun kabul edilmesi için kulis yapan bu
şahıslar Türk milletvekili olduklarını unutsalar bile, Türk milleti
Türkiye'nin aşağılanmasını siyasi basamak olarak kullanmak isteyen
AKP'nin kadrolu ihbarcılarının düştüğü zilleti ibretle hatırlayacaktır.''

-EKONOMİK GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti'nin ekonomi politikalarını da
eleştirerek, tercih ettiği ekonomik anlayışla AK Parti'nin Türkiye'yi
sonu olmayan maceralara götürdüğünü söyledi.
AK Parti iktidarının, yüksek faiz, düşük kur, sıcak para tezgahı ile
sürdürdüğü ithalata dayalı ekonomik çark ve faiz sarmalının devamında,
beklenen zorluk ve güçlüklerin baş göstermeye başladığını vurgulayan
Bahçeli, ''Bu akıbetin ne siyasi gelişmelerle, ne rejim krizi ile, ne de
sözde istikrarın tehlikeye düşmesi ile açıklanamayacağı ortadadır.
Gelinen ekonomik dar boğazın bahaneleri AKP'nin içine düştüğü siyasal
açmazda değil, ancak yatırımın olmadığı, tarımın çöktüğü, borcun
arttığı, cari açığın büyüdüğü ekonomik yol haritasında aranmalıdır''
dedi.
Bahçeli, AK Parti Hükümeti'nin; siyasi becerisizliklerini, ekonomideki
kusurlarını kapatabilmek için bir gerekçe, bir bahane ve bir sorumlu
aramaya devam ettiğini öne sürerek, şöyle devam etti:
''Yolun sonuna yaklaştığını hisseden Başbakan Erdoğan'ın, sorunların
kaynağını sürekli kendi dışına ihale etme çabalarını arttırdığı,
yaklaşan ekonomik bozgunun faturasını saklayacak kılıf arayışlarına hız
verdiği görülmektedir. Başbakan Erdoğan'ın son olarak, enflasyondaki
yükselişin tetiklediği faiz artışını, partisiyle ilgili açılan davayla
ilişkilendirerek ekonomik krizde ön almaya çalıştığı ve konuyu
çarpıtarak yeni bir aldatma sürecini devreye soktuğu anlaşılmaktadır.
Bunu yaparken de, yüksek faizin enflasyonu tahrik ettiğini iddia ederek,
ortalama bir ekonomi bilgisinden bile bihaber olduğunu ortaya koymuştur.
İçinde bulunduğumuz dönemde ciddiye alınması gereken bir enflasyon
tehdidi ile karşı karşıya bulunulmaktadır. Görünen odur ki;
vatandaşlarımızın satın alma gücünü zayıflatan, sabit ve dar gelirliyi
zorda bırakan enflasyonla, mücadele konusunda hükümet kaynaklı bir
gevşeklik, ciddiyetsizlik söz konusudur. Sayın Başbakan girdiği yanlış
ekonomik yolda karşısındaki çıkmaz sokağı geç de olsa görmüştür. Ancak
şoförlüğünde giden freni tutmayan bu vasıtanın sorumluluğunu başkalarına
atmak için fırsat aramaktadır. Açıklamaların özeti ve anlamı budur.
Bizce gerçek belli ve ortadadır. Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşları
şikayetçisi oldukları huzursuzluğun bizatihi sebebidir.''

-''FAİZE MAHKUM OLAN HÜKÜMET''-

MHP lideri Bahçeli, iddia edilenin aksine, 2002 yılı sonrası Türkiye'nin
ödediği reel faizin düşmediğini, mevcut iktidarın aynı zamanda yüksek
bir reel faiz ödeyerek, milli varlıkları yurt dışına transfer edilmesine
siyasi ikbali uğruna göz yumduğunu ileri sürdü. Bahçeli, ''Sayın
Başbakan; şikayet ettiğiniz faizin, sizin siyasi devamlılığınızı
sağladığını unutmayınız. Faize mahkum olan hükümetinizi aklamak için
masum vatandaşlarımızı kandırmayı bir an önce bırakınız'' diye konuştu.
Bahçeli, artan faizin faturasını çiftçi, işçi, esnaf, memur ve emeklinin
ödeyeceğini vurgulayarak, ''Diğer tarafta ise sıcak para tüccarlarına
ülkemizi peşkeş çeken AKP iktidarı bulunmaktadır. Milletimizin
soyulmasına göz yuman AKP iktidarının yaptıklarının hesabını vereceği
günler yakındır'' dedi.

-ELEKTRİĞE YAPILAN ZAM-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, elektrikteki fiyat artışlarına da
değinerek, şöyle konuştu:
''Enerji fiyatlarında son zamanlarda yaşanılan yüksek fiyat artışları
karşısında, vatandaşlarımız bunalmış, ümitleri iyice tükenmiştir.
Özellikle ev ve iş yerlerinde kullanılan ve hayatımızda vazgeçilmez bir
yeri olan elektrik enerjisindeki zam kaygı verici boyutlara
ulaşmıştır. Alınan bir kararla elektrik zammı otomatiğe bağlanarak,
fiyatların 1 Temmuz, 1 Ekim ve 1 Nisan tarihlerinde olmak üzere yılda 3
kez arttırılacağı anlaşılmaktadır. Elektrik üretimi için yeni
yatırımları sadece sözde dile getiren iktidar zihniyeti,
vatandaşlarımızın zorunlu olarak kullandığı elektrik enerjisine gözü
dikmiş, yıllarca geciktirdiği ve bununla iftihar ettiği zammı birden
milletimizin sırtına yüklemiştir. Elektrik kullanımına yapılan fahiş zam
konusunda Başbakan Erdoğan kendi dışındaki sebeplere sorumluluk
yükleyerek; petrolde son dönemde yaşanan ani artışın elektrik
fiyatlarına da zam yapmayı gerektirdiğini belirtmiş ve sorumluluğu yine
başka mecralara yüklemiştir. Başbakan Erdoğan ve Hükümeti'nin utanmandan
sistemleştirdiği elektrikteki otomatik zam mekanizması ile 4 kişilik
ailenin aylık elektrik faturası ne yazık ki 100 YTL'ye yaklaşacaktır. Bu
meseleyi de kapatma davasına bağlayıp bağlamayacağını merak ettiğimiz
Başbakan Erdoğan'ın siyasi feraseti artık tam anlamıyla tükenme
noktasına gelmiştir.''

-BU YASAMA YILININ SON GRUP TOPLANTISI-

Devlet Bahçeli, Meclis İçtüzüğü gereği, Meclis için öngörülen tatilin,
Genel Kurul Kararı alındığı takdirde 1 Temmuz tarihinde ve üç ayı
geçmemek üzere başladığını hatırlattı. Bu yasama döneminde Meclisin
tatile çıkması konusunda Danışma Kurulunda partiler arasında bir ittifak
sağlanamamasına rağmen, siyasal arayışlara giren ve kendi
milletvekillerini millete göndermek istemeyen Adalet ve Kalkınma
Partisi'nin çoğunluğu ile Meclisin, tatil için karar almadığını belirten
Bahçeli, ''Bugün tamamlayacağım bu konuşma ile TBMM İçtüzüğü gereği MHP
Meclis Grubunun 23. dönem 2. yasama yılındaki son toplantısını
gerçekleştirmiş olacağız. Ancak, Meclisin tatile girmemesi nedeniyle
Danışma Kurulu tatil için yeni bir karar alıncaya kadar siz değerli
milletvekili arkadaşlarım Meclis çalışmalarına başarıyla devam
edeceklerdir'' dedi.
Bahçeli, partili milletvekillerine de seslenerek, konuşmasını şöyle
tamamladı:
''Tatil kararının alınmasından itibaren vatandaşımız seçim
bölgelerinizde sizlerle kucaklaşmayı beklemektedir. Onlara ulaşınız,
onları 11 ay süren Meclis çalışmalarımız, muhalefet stratejimiz, yapıcı
siyasetimiz ve uzlaştırıcı tekliflerimiz konusunda aydınlatınız.
Türkiye'nin ağırlaşan sorunlarını, bu sorunlara neden olan faktörleri,
müsebbipleri söyleyiniz, partimizin düşündüğü çözüm yollarını aktarınız.
22 Temmuz seçimlerinden itibaren geçen süre içinde partimizin tıkanan
siyasetin önünü açmak üzere yaptığı milli ve tarihi hamleleri
ayrıntıları ile izah ediniz.''
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.