TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak, ''Söz konusu olay, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir kaç bin genç kızımızın üniversitede türbanlı olarak okuma hakkını elde etme mücadelesinin ötesindedir'' dedi.

12 Şubat 2008 Salı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, geçtiğimiz
hafta gerçekleştirilen Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak, ''Söz
konusu olay, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir kaç bin genç kızımızın
üniversitede türbanlı olarak okuma hakkını elde etme mücadelesinin
ötesindedir'' dedi.
Baykal, ''İnsanların mezhep ayrımı, inanç farklılıklarından dolayı,
hangi temel haklarından yoksun bırakıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Buna karşı sessiz, ilgisiz kalıp, istemediği halde milyonlarca insana
zorunlu din dersi verip, sonra birkaç bin öğrencinin başı kapalı okuma
hakkı için kıyameti koparmanın, bunu gerçekleştirenlerin kafasında o
insanlarla doğrudan ilişkilendirilemeyecek bir anlamı ve öneminin
bulunduğu gerçeği tartışma götürmez'' diye konuştu.
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tarihi bir dönemden
geçildiğini belirten Baykal, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin çok önemli bir
tarihi kırılma yaşadığına hep beraber tanık oluyoruz'' dedi.

-''BU KAVGA BUGÜNÜN KAVGASI DEĞİL...''-

Anayasa değişikliğiyle sonuçlanan gelişmenin arkasında, ''On yıllardır
devam eden bir büyük çabanın, birikimin yattığını'' öne süren Baykal,
şöyle devam etti:
''Şu ortaya çıkmıştır ki Türkiye'nin önündeki mesele, sadece bir grup
genç kızımızın üniversitede başlarına türban takarak okuma hakkını
kazanmalarının ötesinde bir anlam taşıyor. Söz konusu olay, hepimiz çok
iyi biliyoruz ki bir kaç bin genç kızımın üniversitede başı kapalı,
türbanlı olarak okuma hakkını elde etme mücadelesinin ötesindedir. O
çocuklarımızı, kızlarımızı aşan, onların çok ötesinde, uzun vadeli,
kalıcı sonuçlar oluşturacak bir büyük süreç yaşanmaktadır. Olayı bu
çerçevesiyle görmek ve değerlendirmek lazım.
Olay, bir kaç bin kızımızla ilgili değil 70 milyonla ilgidir. Olay,
bugün bazı çocuklarımızın istedikleri bir olanağı elde etmelerinden
ibaret değildir, Olay, Türkiye devletinin kimliği, niteliği,
geleceğiyle, dünyadaki yeriyle ilgili bir büyük açılımın, değişimin
gerçekleşiyor olmasıdır. Zannediyor musunuz ki dünya, bir kaç bin
kişinin sorunuyla bu kadar yakından ilgili? Bırakınız dünyayı,
Türkiye'de bu işi takip edenler, bir kaç bin kişinin sorunuyla ilgili
oldukları için mi kıyameti koparıyorlar? Bütün Türkiye'yi ayağa
kaldırıyor, Anayasa değişiklikleri için işbirliği yapıyorlar ve
gerçekleştiriyorlar.''
Bugün Türkiye'de milyonlarca insanın en temel insan haklarından yoksun
olduğunu savunan Deniz Baykal, ''İnsanların mezhep ayrımından, inanç
farklılıklarından dolayı, hangi temel haklarından yoksun bırakıldığını
hepimiz çok iyi biliyoruz. Buna karşı sessiz, ilgisiz kalıp, istemediği
halde milyonlarca insana zorunlu din dersi verip, sonra birkaç bin
öğrencinin başı kapalı okuma hakkı için kıyameti koparmanın, bu
gerçekleştirenlerin kafasında o insanlarla doğrudan
ilişkilendirilemeyecek bir anlamı ve öneminin bulunduğu gerçeği tartışma
götürmezdir'' dedi.
CHP Genel Başkanı Baykal, olayın aslında Türkiye'nin geleceği, devletin
niteliğiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, ''Bu kavga bugünün kavgası
değil, bunun arkasında cumhuriyetin ilanıyla birlikte başlamış olan bir
mücadele yatıyor'' diye konuştu.

-ALMANYA'DAKİ YANGIN-

Konuşmasında, Almanya'nın Ludwigshafen kentinde meydana gelen ve 9 Türk
vatandaşının hayatını kaybettiği yangına da değinen Baykal, Almanya'ya
yaptığı ziyaret sırasında olay yerinde incelemelerde bulunduğunu ve bu
olayın orada yaşayan Türk toplumu üzerinde yarattığı tedirginliği
yakından gözlemlediğini belirtti.
Olayın üzerinden bir haftayı aşkın bir zaman geçmesine rağmen yangının
nedeniyle ilgili olarak kamuoyuna hala bir açıklama yapılamamasını
üzüntüyle karşıladığını ifade eden Deniz Baykal, ''Bir an önce gerçeğin
ortaya konulmasına ihtiyaç var. Gerçek acı verici, utandırıcı, mahcup
edici olabilir. Ama ne olursa olsun gerçeği görmek, o gerçekle mücadele
edebilmek için şarttır'' dedi.
Alman makamlarının bu konuda gerekeni yapacaklarından kuşku duymadığını
belirten Baykal, eğer bu olayın ardında bir yabancı düşmanlığı yatıyorsa
bunun bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Baykal,
''Bunun böyle olmadığı şu ana kadar ortaya çıkmamıştır. Bir an önce bu
konunun netleştirilmesi gerekir'' diye konuştu.

-BELÇİKA'DAKİ YARGI KARARI-

Geçtiğimiz günlerde Belçika'da yasadışı örgüt mensuplarına yönelik
olarak verilen yargı kararına da değinen CHP Genel Başkanı Baykal,
şunları söyledi:
''Çağdaş dünyada, çağdaş hukuk sistemi içinde, 'Cinayet bizim
topraklarımızda işlenmemiştir' denilerek, bir cinayetin takip edilmesi
sorumluluğundan sıyrılabilmeyi kabul etmek mümkün mü? Ne kadar acı bir
olay, ne kadar üzüntü verici, düşündürücü bir tablo. Belçika yargı
sistemi maalesef Türkiye'deki kanıtlanmış cinayetlerin failleri
konumunda olan insanları, 'Cinayet Belçika sınırları içinde
işlenmemiştir' diyerek salıvermiştir. Terör karşısında uluslararası
dayanışmanın sadece söylemde kaldığına sık sık tanık oluyoruz. Bu da o
olaylardan biridir. Maalesef Belçika adaleti, yönetimi bu konuda çok
ciddi bir insanlık mahcubiyeti içine girmiştir.''
Baykal, Türkiye'nin uluslararası platformda bu konuda kararlı bir
çalışma yaparak haklarına sahip çıkması gerektiğini bildirerek,
''Türkiye'ye büyük bir haksızlık yapılıyor, büyük bir mağduriyet söz
konusu. Bunu açıkça ortaya koymak zorundayız'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, türban
tartışmalarına ve anayasa değişikliğine değindi.
Türbanın, belli bir kurala bağlanan, büyük ya da küçük günah sayılan bir
talep olmadığını ifade eden Baykal, ''Büyük günah sayılan şeyler var. Ne
yapacağız, devleti ona göre mi düzenleyeceğiz?'' diye sordu.
Evlilik tartışmasının gündeme geldiğini, kadınların şahitliği ve miras
konusunun gündeme geleceğini belirten Baykal, ''Buraya mı getireceğiz
işi? Buraya getirirsek İslamiyet'in gereğini mi yapmış olacağız?'' dedi.
Baykal, ''Eğitim özgürlüğü'' diyerek, bir kaç bin kişinin eğitim
özgürlüğü için kıyamet koparıldığını belirterek, her yıl üniversite
kapısından dönen 1 milyon 200 bin gencin birisine bile üzülünmediğini
söyledi.
''Sizin amacınız farklı, başka bir yere gitmeye çalışıyorsunuz'' diyen
Baykal, bunun, din ve inanç özgürlüğünün ötesinde, devleti belli bir
niteliğe kavuşturma kavgasının parçası olduğunu savundu.

-''İNSANLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK DEĞİL''-

Baykal, anayasa değişikliğinin kabul edildiğini anımsatarak, ''Türkiye
daha demokrat, özgür, genç kızların daha iyi yetişeceği ortamın içine mi
girdi?'' dedi.
Toplumun bütün kesimlerinin, birbirine karşı mesafeli, yer yer suçlayıcı
bir durumun içine girdiğini iddia eden Baykal, şöyle devam etti:
''Ülkeyi yönetmek, insanları birbirine düşürmek değildir. Ülkeyi
yönetmek insanların el ele vermesini sağlamak, kaynaştırmak,
bütünleştirmektir. Ee ne yapacaksınız? Gerisi geliyor mu? Ne
yapacaklarını da bildikleri yok? Yaptıklarından pişman manzara
içindeler. Neredeyse 'Anayasa Mahkemesine gönderseler, iptal etse de biz
de oh be diye kurtulsak' durumu içindeler. Kanunu çıkaracak mısınız?
'Acaba çıkarmasak olmaz mı, çıkarmasak daha iyi olur' Hukuki durum net
değil. 'Biz de getirdik ama pişmanız' böyle manzara içendeler. Ülke
böyle yönetilir mi?
İspanya'da hangi coşkuyla girdiler, şimdi süngü düştü. Niye; Türkiye'yi
karıştırdı, içinden çıkılamaz hale getirdi. Çıkaracak mısınız kanunu?
'Bilmem ki kanunun anayasaya aykırı olduğunu gördük' Şimdi mi gördün?
'Anayasa değişikliğinin de 2. maddeye aykırı olduğunu biliyorduk. Ama
birileri mahkeme, değişikliğin esasına giremez dedi. Biz de o nedenle
yaptık' Ülke bu kadar gereksiz yere gerilebilir, keşmekeş, çekişme
ortamı üniversiteye dayatılır.''

-''SİZİ ÇARŞAFLI GÖRMEK İSTEMİYORUZ''-

Baykal, vatandaşların, ''Sıkıntılarımızı anlatın, ama varsa yoksa türban
tartışması. Böyle şey olur mu?'' diyerek, feryat ettiğini ileri sürdü.
İktidara destek veren bütün çevrelerin, iyi niyetli, aklı başında
kişilerin de artık ''Bunların kafasında farklı proje var'' demeye
başladığını savunan Baykal, bunun ''İyi niyetli değil, içinden
pazarlıklı gidiş'' olduğunu, kafalarına koydukları projeyi adım adım
gerçekleştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, çok tedirgin ve telaşlı
olduğunu, ağzına yakışmayacak sözlerle bu konuları tartıştığını,
asabının bozulduğunu savundu.
Erdoğan'ın ''Çarşafımızı giydik'' dediğini iddia eden Baykal, ''Biz sizi
çarşaflı görmek istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına yakışır
olgunluk, anlayış içinde anayasa, hukuka ve millete saygılı bir başbakan
olarak görmek istiyoruz. Sizi oradan, demokrasi içinde, sandıkta
milletin oyuyla uzaklaştırması gerektiğine inanıyoruz. Çabamız buna
yöneliktir'' diye konuştu.

-''KURTULUŞ SAVAŞI'NIN DAMGASI VAR''-

Baykal, Türkiye'yi zorlamamak ve sıkıntıya sokmamak gerektiğini dile
getirerek, Anayasanın 2 maddesinin değiştirilmesiyle, yaşanan
tartışmaların görüldüğünü söyledi.
AK Parti'nin iktidara gelir gelmez ''Anayasayı yeniden yapacağız''
dediğini ifade eden Baykal, bir anayasayı yeniden yapmanın, mevcut
anayasayı yok saymak, iptal etmek anlamına geleceğini belirtti.
Milletvekilleri olarak, bu anayasayı uygulayacaklarına dair Mecliste
yemin ettiklerine işaret eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Uygulamaya yemin ettiğimiz anayasayı çöpe atacağız, Sayın Başbakan'ın
ortaya çıkan zihniyeti doğrultusunda hazırlanan, baştan aşağı yeni bir
anayasayı, Türkiye'ye dayatacağız. Artık Başbakan'ın yeni anayasa
arayışını bırakması lazım. Yeni anayasa yapma iddiasını bir kenara
bırakmalıdır. Yeni anayasa yapmanın, onun anlayışını, zihniyetini aşan
bir iş olduğu açıkça ortaya çıktı.
Başbakan, artık Türkiye'ye bir AKP anayasası dayatma iddiasından
vazgeçmelidir. Hangi noktada değişiklik ihtiyacı çıkıyorsa, net şekilde
ifade etmelidir, sonra hep birlikte değerlendirmeyi yapmalıyız.
Gerekiyorsa, geçmişte olduğu gibi somut işbirlikleri yapılabilir. Ama
'Bunu atalım, yeniden yazalım' bu olmaz.
Anayasamız Meclise sıfırdan yeni anayasa yapma hakkı vermiş değil.
Anayasada atılmayacak maddeler var, çok değerli hatıralar var, Mustafa
Kemal Atatürk'ün, Milli Mücadelenin, Kurtuluş Savaşı'nın damgası var.
ABD 250 yıldır aynı anayasa ile yönetiliyor, 'modası geçti' demiyor.
Milli Mücadelenin, Mustafa Kemal'in, tarihimizin bir emaneti bu anayasa,
kıymetini bilelim.''

-''YOL ARKADAŞLARI''-

Baykal, 2002 seçimlerinden sonra AK Parti Genel Merkezini ziyaretinde,
''Türkiye'nin temelleriyle, tarihi rotasıyla oynamayın'' uyarısında
bulunduğunu anımsatarak, gelinen noktada, bu kaygılarının yaşama
geçtiğini, hem milletin hem de buna inanmayan ülkelerin de görmeye
başladığını savundu.
CHP Genel Başbakanı Baykal şunları kaydetti:
''Bu işin yaratacağı sıkıntıyı umut ediyoruz iktidar da
değerlendirecektir. İktidara destek olan, tehlikeli maceraya onlarla
beraber çıkan bütün yol arkadaşları da geldiğimiz noktada bir durum
değerlendirmesi yapma ihtiyacı hissedeceklerdir. Kimseyi üzmek, kırmak
istemiyorum ama büyük, tarihi yanlışlıklar yapılmıştır. Bu tarihi
yanlışlıklardan dönmek, memleketini seven herkes için görev haline
gelmiştir. Böyle bir ortamı yaratmak bizim görevimizdir.''

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'de
devletin kurulmasından başlayarak, Cumhuriyet'in ilanı ve Anayasadaki
büyük temel değişikliklerin kabul edilmesine kadar geçen sürecin,
ülkenin geleceğini en iyi şekilde oluşturmak isteyen kadronun sorumluluk
duygusu, cesareti, fedakarlığı ile gerçekleştirildiğini belirtti.
''Cumhuriyet'i bir kenara iterek, farklı anlayışa doğru dönüştürülmesi
mücadelesinin son aşamaya taşındığını'' savunan Baykal, ''Son noktada iş
başına gelenler daha gelmeden önce nasıl iktidar tasavvur ettiklerini
ortaya koymuşlardır. Bu iktidarın arkasında bir fikri plan vardır. Ne
yapmak istediklerini kendi aralarında belirlemişler, ortaya
koymuşlardır'' diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu konuya ilişkin bilinen, bilinmeyen,
ortaya çıkmış, daha tam ortaya çıkmamış olan söylemleri olduğunu öne
süren Baykal, Erdoğan'ın yanında ideolog konumunda olan kişilerin de
ortaya attıkları düşünceler olduğunu savundu.

-''ÇARŞAF MODA OLACAK''-

Erdoğan'ın 11 Şubat 1994'de, ''İktidara geldiğimizde çarşaf moda
olacak'' dediğine dikkati çekmek istediğini belirten CHP Genel Başkanı
Baykal, ''Tesadüf değil. Bir anlayışı, zihniyeti ortaya koyuyor. Bu, bir
özlemi yansıtıyor. Bir Türkiye tercihini yansıtıyor. Oluşturmak istediği
Türkiye tablosunu, yaşam biçimini yansıtıyor'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''İmam hatipliler Türkiye'nin geleceğini
şekillendirecek. Biz buna yönelik çalışmanın gönüllü erleri olarak
yetiştik, yetişmeye devam ediyoruz'', ''21.Asır, dine dayalı sistemlerin
asrı olacaktır'' şeklinde geçmiş dönemde söylediğini öne sürdüğü
sözlerini de aktaran Baykal, ''Tesadüf mü? Bu anlayışla yola çıkıldı.
Cumhuriyet, bu anlayışla yola çıkmadı'' diye konuştu.

-''...BU KADRONUN RESMİ TERCİHİ''-

Cumhuriyetin anlayışında, dine önem vermenin, saygı göstermenin,
herkesin ibadet ve inancını özgürce gerçekleştirmesinin temel alındığını
anlatan Baykal, ama bu anlayışı, devletin niteliği ve kimliğiyle
irtibatlamaktan uzak duran bir anlayış olduğunu söyledi.
En temel ayrımın çıkış noktalarından birisinin, AK Parti kadrolarının
inanç ve din özgürlüğünü yeterli saymayıp, dini yaşam tarzını hayata
geçirme kararlığında olmasından kaynaklandığını kaydeden Baykal,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Meclis'te yaptığı ilk konuşmasında bunu
itiraf ettiğini iddia etti.
Baykal, ''(İnancımız sadece camiye hapsedilemez, onu yaşama taşımak
durumundayız) anlayışı, bu kadronun resmi tercihidir. Üniversiteleri
özgür düşünce ortamı değil, her türlü dini yaşam tarzının sergilendiği
bir ortam olarak tasavvur etme en temel ayrışma noktalarından
birisidir'' dedi.

-''LAİKLİK, DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL''-

Deniz Baykal, laikliğin hiçbir şekilde din düşmanlığı olmadığı, son
tartışmaların bunun bir kez daha ortaya konulmasına vesile olduğunu
ifade ederek, ''Artık açıkça anlaşılmıştır ki laikliğin, Türkiye için
değerli ve önemli olduğunu söyleyenler, hiçbir şekilde din düşmanlığı
duygusuyla hareket etmiyorlar. Tam tersine, dine derin bir saygı
göstererek, dinin belirli bir dönemini çok iyi bilerek, laik bir devlet
düzeninin, din bakımından da toplum bakımından da ne kadar önemli
olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bu gerçek ortaya çıkmıştır'' diye
konuştu.
Dinin bir inanç konusu olmaktan çıkarılıp, toplumsal ve devlet açısından
yaşam biçimi haline dönüştürülmeye kalkılması durumunda itilaf
çıkacağını belirten Baykal, ''Laiklik o anda devreye girer. Yoksa sizin
kendi başınıza inanan insanlarla birlikte, inancınızı yaşamanız,
ibadetinizi gerçekleştirmeniz, o konuda her türlü özgürlüğü kullanmanız
en saygı değer iş. Ama siz, 'Benim inancım, toplumun kolektif ve resmi
devletin kimliği haline dönüşmelidir' dediğiniz zaman, sorun çıkar.
Laiklik, bunun yanlış olduğuna inanır'' dedi.

-TÜRBAN İLE BAŞÖRTÜSÜ FARKI-

Türbanla ile başörtüsünün farklı kavramlar olduğunu ifade eden Baykal,
başörtüsünün, Anadolu'da toplumun bir parçası olan, çok yaygın ve temel
uygulama olduğunu kaydetti. Kuranı Kerim'deki örtünmeye yönelik
anlayışın başörtüsüne yansıdığını belirten Baykal, ''Bu bizim
gerçeğimiz. Tarihimizin, toplumumuz bir parçasıdır. Başörtüsü yerlidir,
bizimdir'' diye konuştu.
Türbanın siyasi simge ve ithal olduğunu savunan Baykal, şöyle devam etti:
''Türban, 1400 yıllık İslam tarihinin hangi noktasında var?
Peygamberimizin zamanında, çevresinde türban kullanan var mı? Sahabenin
içinde türban kullanan var mı? Yüzlerce yıl, bin yıl türban var mı? Son
40-50 yıla kadar türban var. Türban ne? Örtünme var... Türban bir
üniforma. Başbakan da itiraf etti, 'Bir siyasi simge, öyleyse öyle'
dedi. Evet, öyle. Kabul et işte onu.''

-SHAKESPEARE'DEN ALINTI-

CHP lideri Baykal, türbanın kelime itibariyle de Türkçe olmadığını,
İslami içeriği de bulunmadığını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Fransızca, türban... Fransızca, türban erkeklerin kullandığı sarık
demek. Başbakan, ansiklopedilere meraklı. Kendisine bazı
ansiklopedilerden, türbanın nasıl resmiyle çizilerek anlatıldığına
dikkatini çekmek istiyoruz. Shakespeare'nin Othellosunda, en son sahnede
Othello intihar ederken, 'Ben Halep'te türbanlı bir Türk'ü de işte böyle
öldürmüştüm' der. Orada kastettiği türbanlı Türk, sarıklı bir erkektir.''
Türbanın, ''İslamın kurucu şartı'' gibi gösterilmek istenmesini
eleştiren Deniz Baykal, ''Türban takmıyorsanız, dinden çıkmışsın'' gibi
bir anlayışın getirildiğini ileri sürdü.
Baykal, İslamın, imanın şartları arasında türbanın bulunmadığını ortaya
koyduklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bunu koyunca, 'Vay sen niye türbana giriyorsun?' dediler. Bazıları da
bunu laikliğe aykırı buldu. Dinden bahsetmek, dine değer vermek, dine
saygı göstermek hiçbir şekilde laikliğe aykırı değildir. Herkes bunu
kafasının içine yerleştirsin. Laiklik, dine değer vererek, dine saygı
göstererek, dini öğrenerek, bilerek gerçekleştirilebilir. Dine sırtını
dönerek, dine düşmanlık yaparak, dine husumet sergileyerek, laikliği
savunmak mümkün değildir. Laikliğin gereği de o değildir. Biz, dinin
içinde birilerinin takdim ettiği gibi türbanın bir iman şartı
olmadığını, din anlayışı içinde yerinin ne olduğunu, bu konudaki görüş
ayrılıklarını halkın bilgisine sunduk. Öyle bir anlayış yaratıldı ki
sanki bir kadının saçının tek telini dahi göstermesi, onun dinden
çıkması sonucu doğuracakmış gibi bir anlayış dayatıldı. Öyle bir anlayış
yoksa, bunu söylemek niye laikliğe aykırı olsun.''

-''İÇİNE GİRİLEN İSTİKAMET...''-

''Biz, dinden yola çıkarak, devlete istikamet vermeye çalışmıyoruz''
diyen CHP Genel Başkanı Baykal, şöyle devam etti:
''Dini anlamaya, dine saygı göstermeye, herkesin dini en doğru
yaşamasının şartlarını devlet düzeni içinde sağlamaya çalışıyoruz.
Görüldü ki İslamiyetin örtünme anlayışı vardır ama örtünme anlayışının,
türban kavramıyla eşdeğer olması doğru değildir. Bu uygulama biçimiyle
ilgili değişik anlayışlar vardır. Bunların her birisi saygı değerdir.
Böyle bir anlayışın devletin Anayasasına yerleştirilmesi doğru değildir.
İsteyen türban da giyer, buna itiraz etmiyoruz. İsteyen İslamın,
Kuranıkerim'in bu konudaki anlayışını, isterse türban biçiminde
yorumlayarak uygular. Başımızla beraber, buna da saygı gösteririz.
Kimsenin buna karşı çıkma hakkı olmadığını da inanırız. Ama siz o
türbanı giyebilirsiniz ama devlete giydiremezsiniz. Yanlış olan budur.
İçine girilen istikamet de tutulan yol da budur.''
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.