TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM BAŞKANI ARINÇ, ''CUMHURBAŞKANI ADAYININ BELİRLENMESİNDE, SON GÜNDE DÜŞÜNCEMİN ALINMASINDAN FARKLI OLARAK BİR ETKİDE BULUNMADIM''


Arınç, ATV Televizyonu'ndan Tuba Atav'ın sorularını yanıtladı. Arınç, bir soru üzerine, "Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceğini ilkokul çocuklarının bile bileceğini belirterek, ''Bunu engellemenin bir takım yollarını bazı kurumları devreye sokmak, bazı mercileri ortaya sokmak suretiyle, bir sıkıntı, gerginlik meydana getirilmeye çalışıldığının hepimiz farkındayız'' dedi.

01 Temmuz 2007 Pazar

TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde, son günde düşüncemin alınmasından farklı olarak bir etkide bulunmadım'' dedi.
Arınç, Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceğini ilkokul çocuklarının bile bileceğini belirterek, ''Bunu engellemenin bir takım yollarını
bazı kurumları devreye sokmak, bazı mercileri ortaya sokmak suretiyle, bir sıkıntı, gerginlik meydana getirilmeye çalışıldığının hepimiz farkındayız'' dedi.
ATV'de canlı yayınına katılan Arınç, soruları yanıtladı. Arınç, ''Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarında, Cumhurbaşkanı uzlaşmayla seçilemedi deniyor, siz bu uzlaşmanın önünü kapayan kişi miydiniz?'' sorusuna karşılık, ''Ben niçin böyle bir şeyin önünü tıkamış olayım?'' dedi. Arınç, Meclis
Başkanı olarak, Cumhurbaşkanını seçmekle görevli Meclis'te seçimin Anayasaya uygun yapılması için gayret gösterdiğini belirtti.
''Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde son günde düşüncemin alınmasından farklı olarak bir etkide bulunmadım'' diyen Arınç, kendisiyle ilgili bir sene öncesinden başlayan adaylıkla ilgili sorulara, ''adaylık müracaatı gününe kadar beklemeniz gerekli'' yanıtını verdiğini anımsattı.
Arınç, ''Bu sözümden mana üstüne mana çıkaranlar biraz fukara insanlardır, çünkü ben anayasal bir gerçeği ifade ediyorum. Eğer bir insana cumhurbaşkanı adayı olma hakkı imkanı verilmişse kullanılacağı gün bellidir'' diye konuştu.
-''GÜL, SEVİMLİ, GÜLERYÜZLÜ...''-
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün yanı sıra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile konuyla ilgili yaptığı görüşmelerin ne olduğunu daha önce söylediğini aktaran Arınç, süreçte yaşananları şöyle anlattı:
''Bana geldiği gün 23 Nisan günüydü. Gül ile de 21 veya 22 Nisan günü konuşmuştuk. Ben onu özellikle Erdoğan ile görüşmem eğer neticeye müessir olduysa, bir kendisinin adaylığı söz konusuysa 'yolunuz açık olsun, siz bu işe layıksınız, gönlüm sizi destekleyecek' dedim. 'Eğer siz aday olmayacaksanız, ben ona buna girmem ama Sayın Abdullah Gül, Meclis içinde de Meclis dışında da bütünleştirici bir aday olabilir, başarılı bir insan. Başbakanlık, bakanlık yaptı, yurt dışını tanır, yurt içini bilir, sevimli, güleryüzlü, akıllı, başarılı bir insandır, bence onun aday olması mümkündür ve faydalıdır' diye söyledim. Sayın Başbakan, kendi kararı içerisine bunu koymuş olabilir ama çok basit olarak söylenen ya ben ya sen ya o lafını sarf etmedik. Bunu sarf edecek kadar düşük insanlar değiliz, kendimize bunu yakıştıramayız. AK Parti içerisinde Cumhurbaşkanlığı yapabilecek 50'den fazla insan var. Cumhurbaşkanlığını yapmak özel bir insan yaratmakla ilgili bir şey değil. Bu Meclis'in içinde CHP içinde de ANAVATAN içinde de onlarca cumhurbaşkanlığı yapabilecek insan var. AK Parti kendi içinden aday tespit ediyorsa en az 25 tane birbirinden kıymetli Cumhurbaşkanı
adayı var. Bunlardan birisini parti grubu üzerinde ittifak sağlayabileceği insan gözüyle bakıyorsa, başbakan bunu tespit etmeye çalıştı. Ben de küçücük fikrimi söyledim.''
-''GÖNÜL DE, ATALAY DA ŞENER DE ADAYLIĞA LAYIK''-
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün Cumhurbaşkanlığı için adının geçtiğinin hatırlatılması ve ''Buna siz itiraz ettiniz mi?'' diye sorulması üzerine, Arınç, ''Hayır. Ben Vecdi Gönül'ün adaylığa layık bir insan olduğuna yürekten inanıyorum. Beşir Atalay ise yürekten inanıyorum, Abdüllatif Şener ise yürekten inanıyorum. Bunların her biri Cumhurbaşkanı adayı olabilir ama birisine karar verilecek, o birisin bazı özellikleri nedeniyle parti grubu tarafından daha önde görülmesi lazım. Demek ki sayın Gül oldu bu'' diye konuştu.
Bülent Arınç, birilerinin, ''Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin önünde veya arkasında tıkayıcı olmak, o süreci etkilemek, sıkıntı meydana getirmek'' gibi gayretleri olduğunu ifade ederek, bir gazetenin köşe yazarının, ''Göreceksiniz Arınç tıkayacaktır'' gibi keramette bulunduğunu, bütün senaryoların bunun üzerine yapıldığını kaydetti.
Bunun nedeninin ''biraz kendi şahsından kaynaklandığını'' anlatan Arınç, ''Biraz da o kişilerin kendi sistemleri içerisinde benimle iş görmenin daha kolay olduğu kanaatlerinden...'' dedi.
-''BEN BU FATURAYI ÖDERİM''-
Arınç, ''Bu sürecin faturasının size kesildiğini düşünüyor musunuz?'' sorusuna, ''Yani bir takım çevreler işin kolayını buldular, böyle bir
gayretkeşliğin içine düştüler. Ben bu faturayı öderim. Güçlü bir insanım. Başkaları ödeyemez, ben öderim'' karşılığını verdi.
''Nasıl ödeyeceksiniz bu faturayı? (Başka bir isim olsaydı tüm bu süreç yaşanmazdı), görüşü de var'' denilmesine üzerine, Arınç, ''Başka bir isim de olsaydı AK Parti'den, onun için de aynı şey yapılır, aynı şeyler söylenirdi. Bu Meclis'te, AK Parti grubundan birini seçtirmeme, sistemli bir engelleme ve karartma çabasının olduğunu adım gibi biliyorum'' diye konuştu.
-''İLKOKUL ÇOCUKLARI BİLE BİLİR''-
''Demokrasi dışı şeyler mi var diyorsunuz?'' sorusu üzerine, Arınç, şunları söyledi:
''Şüphesiz. Çünkü demokrasi içerisinde Anayasal kuralların geçerli olması lazım. Anayasal kuralların da 101, 102. maddelerinden başlayarak Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceğini ilkokul çocukları bile bilir. Bunu engellemenin bir takım yollarını bazı kurumları devreye sokmak, bazı mercileri ortaya sokmak suretiyle, bir sıkıntı, gerginlik meydana getirilmeye çalışıldığının hepimiz farkındayız ve burada bütün endişe cumhurbaşkanlığını bu gruptan birisine, özellikle güçlü birisine vermemek onun kazanmasını engellemek çabası olduğunu biliyoruz. Buna o kadar sarıldılar ki, bu meseleyi bir var olma ya da yok olma noktasına, ya istiklal ya ölüm noktasına getirdi birileri. Biz de onların bu çabalarını izledik.''
-''HEPSİNİN ŞECERESİ ELİMİZDE''-
''Gizli toplantıları mı oldu diyorsunuz?'' sorusu üzerine, Arınç, ''Gizli ve açık. Mitingler neden yapıldı, mitinglerde kimler görevlendirildi, arkasından
hangi siyasi partinin içinde oldular? Kimin ne söyleyeceği, ne zaman neyi söyleyeceği hesaplandı. Bunların hepsinin şeceresi elimizde var'' karşılığını verdi.
Bu konularla ilgili ne zaman açıklama yapacağının sorulması üzerine, Arınç, ''Zamanı geldiğinde'' dedi. Anayasa Mahkemesi'nin ''367 kararının'' ardından, TBMM'de Cumhurbaşkanı seçimi krizi yaşanıp yaşanmayacağının sorulmasına karşılık Arınç, ''367'' kararıyla Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılamadığını ve o sürecin bittiğini söyledi.

-''40 DEFA TARTIŞILABİLİR''-

Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesine ilişkin Anayasa değişikliği paketiyle ilgili de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğunu anımsatan Arınç, ''Anayasa mahkemesinin bu konuda bir karar vermesi lazım'' dedi.
Anayasa Mahkemesi'nin 367 ile ilgili kararının gerekçesinin yazıldığını ve ''367''nin açıklığa kavuştuğunu anlatan Arınç, ''Yani en azından neden 367 olduğu ortaya çıktı. 'Uzlaşma veya başka bir sebeple 367'yi arayacaksınız' dedi. 'Başka hiç bir şey de aramayacaksınız ama Cumhurbaşkanlığı seçimde arayacaksınız' diyor. 40 defa tartışılabilir. Bu da ikna edici ve tatminkar bir gerekçe değil'' diye konuştu.
Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa değişikliği paketiyle ilgili iki karar vereceğini belirterek, Yüksek Mahkeme'nin ya bu üzenlemeleri iptal edeceğini, ''o zaman halk tarafından seçmenin gündemden kalkacağını'' ya da iptal talebini reddedeceğini kaydetti.

-SEÇİM SONRASI MECLİS-

İlgili kanun gereğince, genel seçimlerden sonra referandum için 120 gün süre bulunduğunu ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Dolayısıyla 22 Temmuz'a kadar Anayasa Mahkemesi'nin kararının belirli olmasına ihtiyacımız var. Onlar da işin nezaketini bildikleri için bu süreç
içerisinde kararlarını açıklayacaklardır. Diyelim ki, karar şöyle açıklandı; 'yapılan Anayasa değişiklikleri yerindedir'. O zaman yeni Meclis toplanacak,
Meclis başkanlığı, Divan seçilecek; yeni hükümet kurulacak, güven oylaması programı okunacak ve biz 21 Ekim 2007'de Anayasa değişiklikleri konusunda halk oylamasına gideceğiz. Bu çok açık.
Diyelim ki, iptal etti. Artık bu değişiklikler geçersiz. Meclis'in yeniden bir yasama çalışması lazım. O zaman mevcut Anayasa geçerlidir. Meclis yeniden toplanacak.
Diyelim ki, 5 Ağustos'ta, 3 Ağustos'ta başkanını seçecek, kurullarını oluşturacak ve yeni bir takvim içinde Cumhurbaşkanını yeni Meclis seçecek. Yeni Meclis'te yeni Cumhurbaşkanı nasıl seçilecek? Diyelim ki, bir parti tek başına 400'ün veya 400'e yakın bir çoğunlukta 370'in üzerinde bir çoğunlukla iktidara gelmişse... İsterse kendi içerisinden birisini, kendi oylarıyla Cumhurbaşkanı seçebilir veya bir kaç parti bir araya gelmek suretiyle müşterek bir adayla anlaşılır ve uzlaşma denilen sihirli formül orada devreye girer. Ortaya yeni bir isimle veya mevcut isimler ile anlaşma sağlanmak suretiyle, Ağustos ayı içerisinde cumhurbaşkanlığı seçimi mevcut Anayasa içerisinde yapılabilir. Yani önü arkası çok görülmeyen bir karanlığın içerisinde değiliz. Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karara göre iki şıkkı da uygulamak noktasındayız.''

-''SABRETMİŞİZ...''-

''Türkiye yeniden bir cumhurbaşkanlığı krizi yaşar mı?'' sorusuna karşılık Arınç, ''Meclis Cumhurbaşkanı seçtikten sonra kimsenin düşünmemesi lazım. Ne olabilir yani? 'Meclis Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı'nı seçmişse ne olur' sözünü demokratik, laik, sosyal ve üstelik bir hukuk devletine sormak cinnet derecesinde bir soru olur'' dedi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''Şu an için açıklayamadığınız bilgilerinizi ne zaman yazacaksınız?'' sorusu üzerine şunları söyledi:
''Bunu bilmesi gerekenler biliyor ama susmamızın veya bu işleri belli kurumlarla birlikte beraberlik içinde götürmemizin başka bir nedeni var. Şimdi
insan devlet hayatında çok şeyler görür, bunlarla karşılaşır ama devletin bekasını ülkenin huzurunu ve selametini düşünür. Bunu içine atar veya milletin önünde şurada burada bunları tartışmaz gerekli olan kişilerle bu konu hakkında görüşür. Şimdi, bazıları vardır ki, böyle yapmaz. Emekli olur, eline kağıt kalem alır, bir şeyler yazar, o yazdıklarıyla bu devlet hizmetiyle karşılaştıkları bazı olayları yazar ve çizer.
Biz sorumlu insanlarız; ülkenin huzurundan, bir ülkenin geleceğinden, biz Türkiye'nin ileri gitmesinden yanayız. Bu kadar olumsuzluklarla karşılaşmışız ki bunları hep içimize atmışızdır. Sabretmişizdir. Ülke bir gün mutlaka düzelecektir. Ve her kurum görevini en iyi şekilde yapacak diye beklemişizdir. Ve halen de beklemekteyiz.''

-''HAYATIMIZ ÖZ ELEŞTİRİYLE GEÇTİ''-

Arınç, ''Bu süreçte AK Parti olarak sizin de bir hatanızın olmadığı görüşünde misiniz?'' sorusuna, ''İnsanız, mutlaka hatamız vardır. Görevle ilgili
işlerde hata yapmış olabiliriz'' yanıtını verdi.
''Hiç öz eleştiri yapıyor musunuz?'' sorusu üzerine, Arınç, ''Hiç yapmaz mıyız. Bizim hayatımız öz eleştiriyle geçti. Biz megaloman insanlar değiliz'' dedi.
Arınç, öz eleştiri sonrasında Türkiye'nin siyasetini tek bir mercek altına aldıklarını belirterek, şunları söyledi:
''Bugün karşılaştığımız olayların, geçmişte başka insanlara da yapılmış olduğunu gördük. Şimdi 'uzlaşma, uzlaşma' deniyor. Bizden istenen nedir?
(Cumhurbaşkanı adayını biz belirleyelim. Siz onu ilan edin. O seçilmiş olsun). Biz, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görürüz. Farklı düşünceler, farklı
kıyafetler, farklı etnik köken, farklı inançlar birbirimizi yok etmek için bir sebep değil. Birbirimizi var etmek için ve o varlıkların huzur içerisinde
yaşamaları için bir zenginlik... Ama birileri diyor ki, (siz bize benzemeye mecbursunuz. Bizim gibi düşünmeye, bizim gibi yaşamaya, bizim gibi her şeyi kabul etmeye mecbursunuz). Hayır, öyle bir şey mümkün değil.''

-''İSMET PAŞA CUMHURBAŞKANI OLURKEN UZLAŞMADAN BAHSEDİLDİ''-

Bülent Arınç, Anayasa'nın kabul ettiği hem vatandaşlık sistemi hem de temel değerler konusunda farklılıkların bir arada, özgürce yaşayacağını, buna inandıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
''Uzlaşma ne zaman aranmış Türkiye'de biz arayalım? Bazı temaslar yapıldı. Geç yapıldı, erken yapıldı... İsmet Paşa Cumhurbaşkanı olurken uzlaşmadan bahsedildi. DP, kendi iktidarında, kendi içinden Celal Bayar'ı öne çıkardı. O zaman kimse uzlaşma lafı etti mi? 1961 ihtilalinden sonra, Cevdet Sunay'ların, daha sonra Cemal Gürsel'lerin seçiminde uzlaşma mı arandı? Fahri Korutürk bir uzlaşmanın sonucu muydu, yoksa tıkanmış olan cumhurbaşkanını seçmek için kenarda köşe de birisi aranırken bulunmuş, sakin sade diplomatlıktan gelen bir asker olarak mı bulundu? Kenan Evren cumhurbaşkanlığına bir Anayasal uzlaşma aranarak mı seçildi? Özal seçilirken uzlaşma mı arandı? Demirel seçilirken uzlaşma mı arandı? Demirel seçilirken uzlaşma seçimine katılmayanlar, uzlaşma lafı mı ettiler?
Yani bakınız, bunlar sadece bugün için söyleniyor... Ve Anayasa Mahkemesi 101'den 104'e, 105'e kadar cumhurbaşkanlığı lafları edilirken, yetkiler anlatılırken, uzlaşmanın 'u'su bile yokken, önce uzlaşma lafı ediliyor. 367'yi de ona dayanak olarak getiriyor. Ve ne gariptir ki, 102. maddeye gerekçe bulabilmek için 103. maddedeki cumhurbaşkanı yemininden işe başlıyorlar. Bugünlük bu kadarla yetiniyorum ama bu gerekçe ileride hem birilerini mahcup edecektir hem de birileri tarafından Türkiye'de hukukun ne şekilde anlaşıldığı konusunda bir ipucu verecektir.''
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.