TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL: ''BUGÜN TÜRKİYE, TARİHİNİN EN BORÇLU DÖNEMİNİ YAŞIYOR''


Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dış ticaret açığının kontrolsüz bir şekilde devam ettiğini belirten Baykal, bunun sonunda cari açığın cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak Türkiye'nin geleceğini karartan bir tablo çizdiğini savundu.

10 Ekim 2006 Salı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, olağanüstü yüksek bir borç ödeme temposuna rağmen, Türkiye'nin, tarihinin en borçlu dönemini yaşadığını belirtti.

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dış ticaret açığının kontrolsüz bir şekilde devam ettiğini belirten Baykal, bunun sonunda cari açığın cumhuriyet tarihinin rekorunu kırarak Türkiye'nin geleceğini karartan bir tablo çizdiğini savundu.

Geride kalan 12 aylık dönemde cari açığın 30 milyar dolar olduğunu vurgulayan Baykal, 2002 yılında bu rakamın 1.5 milyar dolar düzeyinde olduğuna dikkati çekti.

Baykal, Türkiye'nin olağanüstü yüksek bir borç ödeme temposu içinde olduğunu ancak buna rağmen cari açığın indirilemediğini kaydetti.

''SIRTIMIZDA HALA AYNI YÜK...''
Uygulanan IMF programının başlangıcından bugüne kadar geçen 6 yıllık sürede Türkiye'nin ödediği borç ana para ve faiz toplamının 803 milyar dolar olduğunu belirten Baykal, bunun ülkenin Gayri Safi Milli Hasılasının iki katı düzeyinde olduğunu vurguladı. Bu ödemeye rağmen borç miktarının azalmadığını tam tersi arttığını anlatan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu tablo sürdürülebilir, adil, kabul edilebilir bir tablo değildir. Bu, vahim bir manzaradır. İliğimizi, kanımızı, canımızı herşeyimizi veriyoruz, bakıyoruz sırtımızda hala aynı yük varolmaya devam ediyor. Bunun altında Türkiye'nin yanlış bir ekonomi politikası izliyor olması yatıyor.

Bugün Türkiye 30 milyar dolarlık cari açığı karşılayabilmek için dövize muhtaç haldedir. Dövizin, yüksek faizle Türkiye'de bankalarda tutulmasını sağlamaya çalışıyor.''

Yüksek faiz oranına dikkati çeken Baykal, bunun çok ağır sonuçlar doğurduğunu, Türkiye'nin yükünün arttığını, borçların ödenemez hale geldiğini savundu.

Sadece devletin değil vatandaşın da giderek daha fazla borçlanmak durumunda kaldığını, kredi kartları boçluluğunun dünya çapında örnek olmaya başladığını öne süren CHP lideri Baykal, ''Bugün Türkiye tarihinin en borçlu dönemini yaşıyor. İşyerleri kapanıyor, icra yaygın bir uygulama haline geldi. Türkiye, böyle büyük bir ekonomik bunalım dönemini yaşıyor. Bu böyle sürdürülemez. Bunun Türkiye'de her an yeni sorunlar, sıkıntılar doğurması kaçınılmazdır'' diye konuştu.

KUZEY KORE'NİN NÜKLEER DENEMESİ
Konuşmasında Kuzey Kore'nin nükleer denemesine de değinen Baykal, bunun dünyanın huzurunu, barışını, güvenliğini yakından ilgilendiren bir gelişme olduğunu söyledi.

Bu olayın, dünyanın konulan kuralları işletemediğinin, kuralları ihlal etmeyi aklına koyan ülkelerin bunu başardıklarının somut ve yeni bir örneği olduğunu kaydeden Baykal, şöyle devam etti:

''Bu, dünyada istikrarsızlığı artıran bir sürecin hız kazanması anlamına gelmektedir. Bunun zincirleme bir şekilde pek çok ülkeyi tahrik edeceğini, harekete geçireceğini ve benzer arayışları özendireceğini üzüntüyle tespit etmek durumundayız. Açlığın, pek çok ekonomik ve sosyal sorunun yaşandığı dünyada, insanlığın tekrar nükleer silahlara yönelik bir yarışın içine girmesi kaygı verici, bundan büyük bir üzüntü duyuyorum.''

Kuzey Kore'nin ardından İran'ın da bir nükleer güç olarak ortaya çıkacağı kaygısını dile getiren Baykal, bunun Türkiye'nin içinde bulunduğu bölge ve dünya barışını doğrudan etkileyeceğine dikkati çekti.

Konuşmasında son zamanlarda kültür ve sanat dünyasına duyarsızlığın çok ileri düzeyde olduğunu da ifade eden Baykal, özel tiyatrolara devlet desteğinin kesilmesinin bunun son örneği olduğunu söyledi.

Kültür-sanat yaşamı ve bu yaşamın içindeki tiyatroların önemini vurgulayan CHP Genel Başkanı Baykal, ''Işıkları belirmeye başlayan CHP iktidarında kültür ve sanata sahip çıkılacaktır'' dedi.

Baykal, Türkiye'de olağanüstü yaygın yolsuzluk dönemi açıldığını öne sürdü.

''AK Parti'nin tepesinde ve tabanında yolsuzluk yapıldığını'' ileri süren Baykal, ''Tepede yolsuzluk var, tabanda yolsuzluk var'' dedi.

Tepede yolsuzlukların en son örneğinin, Park Otel olayı olduğunu, 35 milyon dolara satılan otelin arsasının, birbiri ardına yapılan imar değişiklikleri sonucu şimdiki değerinin 700 milyon dolara ulaştığını savunan Baykal, 700 milyon dolarlık ranta sahip bulunanların, Kutman-Ofer ikilisi olduğunu kaydetti. Kutman-Ofer ikilisinin daha önce de Kuşadası ihalesi ile Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin satışıyla ilgili gündeme geldiklerini anımsatan Baykal, ''Bu bedava oluyor mu? Bu, bir belediye başkanı düzeyinde halledilebilecek bir iş mi? Bakan yeter mi bu işe? Tepede bunlar oluyor, aşağıda ne var? Yukarıda Ofer, aşağıda KÖYDES var'' dedi.

Faaliyetleri Sayıştay denetimine tabi olan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatıldığını ifade eden Baykal, bunun yerine, Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi'nin (KÖYDES) konulduğunu söyledi.

''AKP'Lİ İL BAŞKANLARI, MÜTEAHHİT OLDU''
KÖYDES projesinin, devletin parasıyla yürütüldüğünü, Sayıştay denetimine ve ihale kanununa tabi olmadığını anlatan Baykal, ''Bu iş nasıl oluyor? AKP ilçe başkanları, kime uygun görüyorlarsa dağıtıyorlar. AKP'li il başkanları artık müteahhit oldu. Ve AKP'liler kendi aralarında bunları paylaşıyorlar. Yukarıda Ofer, aşağıda KÖYDES. Yukarıda AKP'nin büyükleri, aşağıda AKP'nin örgütü... Bu, acı tablodur'' diye konuştu.

Bu tablonun, yoksulluğun tarihi rekor kırdığı, gelir dağılımın en çarpık hale geldiği ve işsizliğin arttığı bir ortamda görüldüğünü savunan Baykal, ''Bunlar, yukarıdan aşağıdan harıl harıl götürüyorlar. Yazıktır, millet bunun hesabını bunlardan soracaktır'' dedi.

''BÜYÜK KUŞATMA VAR''
Türkiye'nin etrafında büyük kuşatma olduğunu ve birbiri ardından çok değişik çevrelerden yönelen taleplerle baskı altına alındığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin pek çok değerinin, bu baskılar nedeniyle tehlikeye maruz kaldığını, bu sürecin olağanüstü ağırlıklı bir şekilde işletildiğini söyledi.

Baykal, ''Ermeni soykırımını tanıyın, terör örgütü PKK'ya af; Kıbrıs'ta Maraş'ı verin, TCK'nın 301. maddesini kaldırın, kiliselerin vakıflarını daha güçlü hale getirecek dönüşümler yapın'' şeklinde bu taleplerin ortaya ifade ederek, şöyle devam etti:

''Bunlar, Türkiye'nin huzuruna, barışına, uyumuna, ulusal bütünlüğüne bir şekilde zarar verebilecek bir takım girişimlerdir. Bu girişmeleri, hepimizin dikkatle izlemesi ve doğru bir tavır takınması lazım. Son zamanlarda bunlar birden bire arttı. Niye birden bire büyük saldırı haline geldi? Herhalde Türkiye'nin, AB konusunda ciddi bir gayret ve çaba içine girmesini vesile sayarak, kendi özel amaçlarını takip eden çevrelerin faaliyetleri rol oynuyor. Ama bana öyle geliyor ki bu saldırının yüksek düzeyde ortaya çıkışının asıl nedeni, Türkiye'de bu saldırıları hazmetmeye hazır bir iktidarın bulunduğunun anlaşılmış olmasıdır. Maalesef Türkiye'deki iktidarın tutumu ve davranışı, bu haksız saldırıları teşvik eden, tahrik eden bir manzara sergilemektedir. Bundan cesaret alarak, her türlü talep Türkiye'nin önüne dökülmeye başlamıştır.''

Baykal, Fransa Ulusal Meclisinde 12 Ekimde görüşülecek, sözde Ermeni soykırımını inkar edenlere ceza öngören yasa teklifini değerlendirdi.

Fransa'da yıllar önce Ermeni soykırım anıtı dikildiğini anımsatan Baykal, dönemin Paris Büyükelçisi Hasan Esat Işık'ın, hükümetten talimat beklemeden Türkiye'ye geldiğini söyledi.

Ermeni soykırımının doğru olmadığını söyleyenlerin çıkacağı korkusu ve telaşı yaşandığını belirten Baykal, bunun, Fransa'yı acıklı bir manzaranın içine çektiğini kaydetti.

Baykal, bir düşünceyi söylemeyi, iddia etmeyi suç haline getiren bir anlayış sergilendiğini ifade ederek, bu anlayışın, hiçbir mantık, akıl, özgürlük, insan hakları ve medeniyetle bağdaşamayacağını kaydetti. Baykal, Fransa'nın bunu dünyaya anlatamayacağını dile getirerek, ''Voltaire, Rousseau, Montesque'nun çocuklarının bu hale düştüğünü görmek, bizim yüreğimizi dağlıyor. Bunların altında, 'gerçek ortaya çıkmasın, konuşulmasın' telaşı var'' diye konuştu.

''EZBERİ BOZULDU''
Baykal, Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'nin,Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile konuşmasında, Ermeni sorununa ilişkin 3 öneri sunduğunu anımsattı.

Tarihten, gerçekten, belgeden, yaşanmış olaylardan neden korkulduğunu soran Baykal, Türkiye'nin bu tekliflere muhatap olmaması gerektiğini, bunun ciddiye alınamayacağını kaydetti.

''301. maddenin ne olduğunu şimdi anlıyor musunuz, neden kaldırmamızı istediklerini? Fikir özgürlüğüne saygınız varsa, önce o teklifi kaldırın'' diyen Baykal, Türkiye'de 301. maddenin kaldırılmasına yönelik bir lobi ve loca bulunduğunu söyledi. Baykal, Fransa'da Avrupa standartlarının iç yüzünü görünce, bu grubun ezberinin bozulduğunu söyledi.

''BEN DE CEZALANDIRACAĞIM''
İtalya, İspanya ve birçok Avrupa ülkesinde 301. madde benzeri uygulamalar olduğunu, bayraklarına yönelik saldırıların cezalandırıldığını anımsatan Baykal, ''Ben de cezalandıracağım, ben de...'' dedi.

Baykal, Ermeni soykırım iddiasıyla Türkiye'ye hakaret etme özgürlüğünün 301. maddeyle ellerinden alındığını, ''Bu maddeyi kaldırın, hakaret edelim'' denildiğini kaydetti.

Türkiye'de sosyal demokrat bir partinin, 301. maddenin kaldırılmasına neden karşı çıktığına anlam veremeyenler olduğunu belirten Baykal, Fransa'da verilen bu teklifin arkasında sosyalistlerin bulunduğuna işaret etti.

Baykal, Avrupa ülkelerinde ve Türkiye'de, 301. maddenin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonuna aykırı olmadığını kaydetti.

Hiçbir dine, peygambere saldırıyı benimseyemeyeceklerini, bunların cezalandırılması gerektiğini dile getiren Baykal, Türk milletine olduğu gibi, Yunan, Ermeni ve Rum'a saldırının da kendisini rencide edeceğini anlattı.

''SİLAHI DEĞİL, ATEŞ ETMEYİ BIRAKTILAR''
''PKK silahı bıraksın'' şeklinde, uluslararası bir senaryonun sahneye konulmak istendiğini ifade eden Baykal, senaryonun içinde pek çok uluslararası aktör bulunduğunu, senaryonun merkezinde ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın olduğunu iddia etti.

Baykal, ''Geçen yıl içine girdiği söylemden tutun, 'Durduk yerde operasyon yapılır mı' aşamasına kadar, bunun içinde, özünde Tayyip Erdoğan var. O olmazsa, bunların hiçbiri olmaz'' diye konuştu.

Silahın değil, sadece ateş edilmenin bırakıldığına dikkati çeken Baykal, şöyle konuştu:

''Silahı bıraktıklarını söylüyorlar, karşı taraftan harekete geçmesini istiyorlar. Af lafı çıktı, bu daha ilk laf. 'Sana, bana lütuf yapma, hizmet etme şansını veriyorum, cumhurbaşkanlığı seçimine kadar ortalık karışmasın' diyorsan, çok fazla telaş varsa, veririm. Senden de bir şey isterim.

Türkiye anayasasını değiştirme, iki devletli millet olma iddianı bıraktın mı? Desteğe ihtiyaçları var, gözlerini muhalefete diktiler. Bu oluşuma muhalefetten birilerini katma telaşındalar ama CHP'yi hiçbir zaman katamayacaklar.''


Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.