TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM BAŞKANI ARINÇ: "GENİŞLEME SÜRECİ İKİ YÖNLÜ BİR TAAHHÜTTÜR"


TBMM Başkanı Arınç, AB Parlamento Başkanları Konferansı'nda, "Parlamentolararası İşbirliği ve Avrupa'nın Geleceği, Düşünme Döneminde ve Avrupa'nın Geleceğinde Bilgi Alışverişi" başlıklı gündem maddesi çerçevesinde bir konuşma yaptı.

01 Temmuz 2006 Cumartesi

TBMM Başkanı Arınç, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Parlamento Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, genişleme sürecinin iki yönlü bir taahhüt olduğunu ve genişlemeden kaynaklanan kaygıların sık sık ortaya konduğu bir ortamda aday ülkelerin konuyu kendi açılarından da takdim etmelerinin daha sağlıklı bir sonuca ulaşılmasına imkan vereceğini söyledi..


TBMM Başkanı Arınç'ın, AB Parlamento Başkanları Konferansı'nda, "Parlamentolararası İşbirliği ve Avrupa'nın Geleceği, Düşünme Döneminde ve Avrupa'nın Geleceğinde Bilgi Alışverişi" başlıklı gündem maddesi çerçevesinde yaptığı konuşmanın tam metni aşağıda yer almaktadır.

Sayın Başkan,
Değerli Parlamento Başkanları,
Saygıdeğer Konuklar,


Öncelikle Avrupa Birliği Parlamento Başkanları Konferansı'na ev sahipliği yapan Danimarka Parlamentosu'na misafirperverliklerinden ötürü teşekkür etmek istiyorum.

AB'ne üye olma yolunda fiili müzakerelere başlamış bir ülke olarak Avrupa ülkeleri parlamentoları arasındaki işbirliğini ve diyaloğu geliştirmeyi hedefleyen bu tür toplantıları fevkalade yararlı görüyoruz.

Bu bağlamda, başta Danimarka Parlamento Başkanı Sayın Christian Mejdahl, Avusturya Ulusal Meclisi Başkanı Sayın Andreas Khol ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Sayın Josep Borrell Fontelles başta olmak üzere bu Konferansa rapor sunan diğer meslektaşlarıma içten teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum.

Değerli Parlamento Başkanları,

Avrupa'nın geleceği bir süreden beri önemli bir gündem konusu haline gelmiştir. Bu konudaki tartışmaların güçlü ve işleyen bir Avrupa yaratılması bakımından önemli katkıları olacağına inanıyorum.

Buna ilişkin tartışmaları Avrupa'nın 21. yüzyılda yeni bir vizyon geliştirme çabası olarak görüyoruz. Bu tartışmalar neticesinde AB gelecekte üstleneceği küresel rolü belirleyecektir. Bunun ise evrensel sorunlara yanıt veren, sözde kalmayan ve somut eyleme çağrı yapan bir vizyon olması gerekmektedir.

Küreselleşmenin getirdiği kaygıların Birliğe yönelik eleştirel bir yaklaşımı ortaya çıkardığı ve mevcut sorunlar ile genişleme sürecinin irtibatlandırıldığı gözlemlenmektedir. Siyasetçiler olarak genişlemenin siyasi ve ekonomik avantajlarını bütün veçheleriyle doğru ve yeterli bir biçimde ortaya koymanın bizlerin sorumluluğu olduğu kanaatindeyim.

Öte yandan genişlemenin AB'nin bir ekonomik güç olarak ortaya çıkmasına da önemli katkıları olmuştur. AB Komisyonunun genişlemenin etkileri konusunda yayımladığı bildiride de işaret edildiği üzere, on yeni üyenin katılımından sadece bu ülkeler değil, tek pazarın 450 milyona genişlemesi sonucunda beliren ticaret ve yatırım fırsatlarından dolayı eski üyeler de fayda sağlamışlardır.

AB'yle müzakerelere başlamış bir ülke olarak bu hususlarda yapılacak tartışmalarda aday ülkelere görüşlerini aktarma fırsatı verilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum. Zira genişleme süreci iki yönlü bir taahhüttür ve genişlemeden kaynaklanan kaygıların sık sık ortaya konduğu bir ortamda aday ülkelerin konuyu kendi açılarından da takdim etmeleri daha sağlıklı bir sonuca ulaşılmasına imkan verecektir.

Genişleme konusuyla birlikte gündeme gelen hazmetme kapasitesinin statik bir unsur olmadığı ve iki yönlü bir anlayışı gerektirdiği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu kavram hem AB'nin işleyişi, hem de aday ülkelerin ilerlemelerine bağlı olarak değerlendirilmektedir. AB'nin gelecekte üyesi olmayı hedefleyen Türkiye için de, AB'nin sağlıklı bir şekilde işleyişi önemli bir konudur. Biz de güçlü ve etkin işleyen bir Avrupa'nın parçası olmak arzusundayız. Bu dönem sonucunda verilecek kararlar AB'nin aday ülkelere yönelik taahhütleri bakımından geri bir adım teşkil etmemeli ve yeni koşullar ihtiva etmemelidir.
Değerli Meslektaşlarım,

AB'ne üyelik sürecimizin bütün aşamalarında Parlamentomuz gerekli uyum yasalarının çıkartıldığı ve toplumsal değişimin hazırlandığı bir forum olarak çalışmalarını aktif biçimde ve başarıyla sürdürmüştür.

Türkiye'de geçtiğimiz son dört yılda "sessiz devrim" olarak adlandırılan reform sürecinde Parlamentomuz anahtar rol oynamıştır. Bu çerçevede Anayasamızın dörtte biri değiştirilmiş, Türk Ceza Kanunu ve Medeni Kanun gibi son derece önemli yasalarımız yenilenmiştir. Bütün bu yeni düzenlemeler kamuoyumuzda geniş biçimde tartışılmış ve sivil toplum kuruluşlarımız da bu sürece aktif katkı sağlamışlardır.

Değerli Meslektaşlarım,

Parlamentoların bu dönem zarfında üstlenebileceği roller bakımından medeniyetler arasındaki diyalog konusunun da önem taşıdığını düşünüyorum.

Danimarka'da yayınlanan karikatürlerden sonra Batı ile İslam dünyasında ortaya çıkan ve bir süre tırmanma eğilimi gösteren kriz, nihayetinde sağduyunun hakimiyetiyle sonuçlanmıştır. Ancak karikatür krizi Müslüman dünyası ile Hıristiyan dünyasını karşı karşıya getirebilecek bir tehlikeye işaret etmiştir.

Bu krizden çıkarmamız gereken dersler olmalıdır. Toplumların hassasiyetlerini dikkate alan samimi ve işlevsel bir diyalogun bir an evvel tesis edilmesi gereklidir.

Buna benzer yeni sorunlar yaşamamak ve daha huzurlu bir dünya için AB'nin, medeniyetler arası ilişkilere, farklı din ve kültürlere bakışında yeni bir vizyon ve yeni bir anlayış belirlemesi gerekir.

Kültürler arasında diyalogun geliştirilmesinin geleceğe yönelik vizyonumuzun bir parçası olması gerektiğini düşünüyoruz. Farklılığı zenginlik olarak kucaklayan bir kültür ile ortak sorunlarla mücadelede rehber ilke olarak dayanışmayı gören bir zihniyetin Avrupa ve tüm dünya için model olması samimi kanaatimizdir.

BM Genel Sekreterinin öncülüğünde Sayın Başbakanımız ile İspanya Başbakanı Sayın Zapatero'nun eşbaşkanlıklarını yaptıkları "Medeniyetler İttifakı Girişimi" çerçevesinde Kasım ayında İstanbul'da yapılacak bir toplantıda bir Eylem planının kabul edilmesi öngörülmektedir.

Eylem Planında yer verilecek unsurların hayata geçirilmesi hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır.

Burada biz parlamento başkanlarının da bu yararlı çalışmaya katkıda bulunmak için, AB Parlamentoları arasında "Avrupa Medeniyetler arası diyalog platformu" oluşturmasının faydalı olacağına inanıyorum.

Bu bağlamda, karikatür krizinin hemen ardından, AB üyesi ülke parlamento başkanlarına gönderdiğim bir mektupta, medeniyetler arası diyalog için ortak çalışma teklifinde bulunmuş ve karşılığında bir çok meslektaşımdan destek cevapları aldığımı da hatırlatmak isterim.

Sayın Başkanlar,

Bugün tüm dünyada demokrasiyi ve barışı tehdit eden terörle mücadelede ortak bir tavır alınması ve işbirliğinin yapılması hayati önem taşımaktadır. Terörizmin insanlığın geleceğine yönelik tehditlerine karşı başta parlamentolar olmak üzere tüm ülke yönetimlerinin bir arada hareket etmesi gerekir.

Bu bağlamda dikkat edilecek bir diğer husus da ortak bir terör tanımında buluşmaktır. Zira bazı ülkeler terör örgütlerinin destek organizasyonlarına karşı hoşgörülü davranırken aynı organizasyonlar başka bir ülkede teröre destek verenler listesinde yer almaktadır. Dolayısı ile BM bir terör tanımı yapmasını ve tüm ülkelerin bu ortak tanım etrafında birleşmesini çok önemli bir konu olarak görüyoruz.

Değerli Başkanlar,

Parlamentolar arası AB Elektronik Bilgi Değişimi Sistemi Projesi (IPEX) ile ilgili olarak da bu projenin hazırlanmasında ve bu Konferans vesilesiyle, hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Parlamentolarımız arasındaki ilişkilerin, bilgi akışının ve doğrudan işbirliğinin geliştirilmesine önayak olacak olan bu projeyi başından beri içtenlikle destekliyor ve bu çerçevede TBMM olarak işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunmak istiyoruz.

Hepinize saygılar sunarım.

Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.