TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...


Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ''Türkiye, kendi kaderine kendi sahip çıkacaktır. Çıkış yolu var, siyasi krize siyasetle çare bulacaktır'' dedi.

23 Mayıs 2006 Salı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin bir süreden beri iç ve dış siyasette, ekonomide çok önemli bir kırılma noktasına doğru sürüklendiğini savunarak, ''Türkiye, kendi kaderine kendi sahip çıkacaktır. Çıkış yolu var, siyasi krize siyasetle çare bulacaktır'' dedi.

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bir süreden beri iç ve dış siyasette, ekonomide çok önemli bir kırılma noktasına doğru sürüklendiğini savundu. Bu sürecin bir an önce ülkenin selametini sağlayacak şekilde denetim altına alınmasını beklediklerini kaydeden Baykal, şöyle devam etti:
''Toplumumuzda giderek yaygınlaşan bir karamsarlık duygusu yaşanırken, sevindirici gelişmeler de var. Toplumumuzun, gelişmeler karşısında seyirci konumundan çıkarak sorumluluk üstlenme, etkinlik sergileme, Türkiye'ye sahip çıkma duygusunun giderek netleşmeye başlaması, çok önemli bir umut ışığı olarak görünüyor. Bu, çok sevindirici bir gelişme. Hiç kuşku duymuyorum. Türkiye, milletimizin kararlılığıyla istikametini bulacak, tehlikeleri bertaraf edecek, çıkış yollarını bulacaktır. Türkiye kendi kaderine kendi sahip çıkacaktır. Bir çıkış yolu var, siyasi krize siyasetle çare bulacaktır. Türkiye'yi bu noktaya getirenlerin karşısına sandıktan, milletin iradesiyle, demokratik çözümlerle, ülkenin çıkarları
doğrultusunda bir ağırlığı, hep birlikte koyacağız.''

''TAKİYE DÖNEMİ GEÇMİŞTİR''

Deniz Baykal, Türkiye'nin anayasal rejiminin temel dengesinin ''cumhuriyet-demokrasi'' dengesi olduğuna işaret ederek, ''Sorun, anayasal rejimin temel dengelerinde değişiklik yapma çabasının, artık altyapı hazırlığı ve takiye döneminden geçtikten sonra, aleniyet dönemine girmesiyle başlamıştır'' dedi.

Bu anayasal dengenin, Türkiye'nin barışının, kalkınmasının, dünyadaki yerinin sigortası olduğunu vurgulayan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başından beri cumhuriyete, cumhuriyetin kazanımlarına karşı bir tepki olduğunu biliyoruz. Türkiye, cumhuriyete demokratik bir süreçle, seçimle, halkoyuyla gelmedi. Türkiye, varolan dünya ortamında kendisine bir yaşam alanı yaratabilmek için neler yapması gerektiğini kararlaştırmış ve uygulamıştır.
Türkiye'de bir hukuk, eğitim, yönetim yapılanması, kültür şekillenmiştir. Bütün bunlar, cumhuriyet anlayışının bir parçası olarak şekillenmiştir. Türkiye'nin hukuk, eğitim düzeni, laiklik anlayışı, hep cumhuriyetin temel değerleridir.
Bugüne kadar gelmiş geçmiş hiçbir iktidar, Anayasa'nın 24. maddesiyle ilgili bir şikayette bulunmamıştır. Şimdi ilk kez bu ortaya çıktı. 23 Nisan'da bunun muhtırası verildi. En yukarıdan verildi.
Laiklikle ilgili yeni bir tartışma açılmak istendi. Şunu bilmelisiniz ki laiklik tartışması, cumhuriyet tartışmasıdır.''

Baykal, Başbakan Erdoğan'ın da bu çıkışa destek verdiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
''Başbakan, bu memerandum, muhtıra karşısında 'Tamamen katılıyorum ama zamanlaması var. Bekleyin, acele etmeyin, bırakın ben ayarlayayım' demiştir. Başbakan'ın göreve gelmeden önce 'Laiklik tehlikededir' diyenlere, 'Elbette millet istemezse laiklik kaldırılır kardeşim' dediğini biliyoruz. O bunu söylerkenki anlayışı reddetti, gömleği çıkardığını söyledi diye, biz kafasının arkasındaki temel anlayışın tümüyle ortadan kalktığını kabul etme noktasında mıyız?''

''BAŞBAKANIN İTİBARINDA DEVALÜASYON''

Konuşmasında ekonomiyle ilgili gelişmelere de değinen Baykal, geçtiğimiz günlerde mali piyasalarda çok ciddi bir çalkantı yaşandığına dikkati çekti. Bu çalkantının, yürütülen ekonomi politikasının zaaflarını net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Baykal, kurda yaşanan değişiklik nedeniyle 200 milyar dolar civarındaki dövize endeksli borçların da yüzde 15 civarında arttığını kaydetti.

Deniz Baykal, ekonomik verilerden yola çıkarak bu gelişmeyi daha önce öngördüklerini ve borçların dövize bağlı olmaktan çıkarılması için uyarıda bulunduklarını söyledi.
Türkiye'ye gelen IMF heyetinin, 4.5 katrilyonluk ek kaynak bulunması gerektiğini açıkladığını kaydeden Baykal, Hükümet yetkililerinin, bu kaynağın bütçede kaydırmalarla sağlanacağı, vergide bir yük getirilmeyeceğine yönelik açıklamalar yaptıklarını hatırlattı.
Baykal, bütçedeki kaydırmaların bazı temel hizmetlerden ve yatırımlardan vazgeçmek anlamına geldiğini ve önümüzdeki dönemde ''zamların gündeme geleceğini'' savundu.

Baykal, bu süreçte Türk Lirası'nın değerinin yüzde 17 oranında azaldığını vurgulayarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bunun devalüasyon olmadığı yönünde açıklama yaptığını kaydetti. Baykal, ''Sayın Başbakan, Türk Lirası'nda devalüasyon oldu mu olmadı mı bilemem ama senin ve hükümetinin itibarında çok büyük bir devalüasyon yaşanmıştır'' diye konuştu.

Güney ve Güneydoğu Anadolu'da hasat mevsiminin başladığını da hatırlatan Baykal, hala bir fiyat açıklanmadığını, çiftçinin önünü görmesi için bir an önce fiyat açıklanması gerektiğini söyledi.

GÜNEY KIBRIS'TAKİ SEÇİMLER

Baykal, dış politikayla ilgili gelişmelerden söz ederken, Güney Kıbrıs'ta hafta sonunda yapılan seçimlere değindi. ''Kıbrıs'ta Annan Planı anlayışı, bu seçimlerde çok net biçimde reddedilmiştir. Kıbrıs Rum Kesimi, bizim Annan Planı mantığı etrafında bir çözüm arayışımız
yoktur' diye çok önemli bir tercih yapmıştır'' diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Annan Planı, Türkleri çok mutlu eden, haklarını geleceğe dönük olarak güvence altına alan bir plan değil. Ama o plan, başlangıç aşaması için Türk ve Rum toplumlarının iki ayrı siyasi kimliğe sahip olduklarını kabul ederek bir düzen kuruyordu. Yani iki kurucu unsur kabul ediyordu, Türkler ve Rumlar... Biz Annan Planı'na karşı çıkarken, böyle yola çıkıldığını, ancak konulan tuzaklarla zaman içinde Kıbrıs'ın iki toplumlu olmaktan çıkarılacağını söylüyorduk.
Rumlar, başlangıç aşaması için dahi olsa Türklere ayrı bir siyasi kimlik tanınıyor olmasını kabul etmemişlerdi. Gelinen aşamada, bu noktadaki siyasi iradenin çok daha keskinlik kazandığını görüyoruz.
Güney Kıbrıs'taki seçimler, bize 'Türklerin Kıbrıs siyasi yapılanması içinde alabileceği yer, ancak bir azınlık statatüsüdür' mesajını net bir şekilde vermiştir.''
Kıbrıs sorununun, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından da kritik bir unsur haline geldiğini, AB'nin Türkiye'den bugünkü Kıbrıs'ı tanıma anlamına gelecek bir takım somut adımlar atılmasını beklediğini söyledi.
Baykal, ''Bunu talep eden AB nasıl bir Kıbrıs tasavvur ediyor, anlatsa da anlasak. Bugüne kadar söylenenlerle bağdaşır bir Kıbrıs çözümü imkanı artık kalmamıştır. Türkiye bir taraftan AB'nin baskısı altında, öbür taraftan Kıbrıs Rum Kesimi'nin giderek kararlı bir şekilde bizi dışlaması, reddetmesi sonucunda çok sakıncalı, çok yanlış bir tabloya doğru sürüklenmektedir'' diye konuştu.
Hükümeti uyardığını belirten Baykal, bunun çok ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

"BUGÜNE KADARKİ BÜTÜN HÜKÜMETLER LAİKLİĞİ SAHİPLENDİ"

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, toplumun cumhuriyete sahip çıktığını, bundan mutluluk duymak gerektiğini belirterek, ''Bunu bir gerginlik vesilesi, 'toplumu bölüyorlar' suçlamasına dayanak yapmak, çok yanlıştır. Başbakan'ın, halkla birlikte cumhuriyete sahip çıkanların arasında somut olarak yer tutması lazım'' dedi.

Baykal, AK Parti il kongresinde haremlik-selamlık uygulaması yapıldığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bunu savunduğunu öne sürdü. Baykal, bugüne kadar hiçbir başbakanın, haremlik-selamlık uygulamasını, ''doğru'' diyerek, millete tavsiye etmediğini söyledi.

Sakıncalı gidişin sonunun, Türkiye, Cumhuriyet ve demokrasi için iyi olmadığını ifade eden Baykal, uzun süre ''takiye'' diyerek işin götürüldüğünü, bunun 23 Nisan'da aleniyete ulaştığını, daha sonra tepkiler geldiğini kaydetti. Baykal, Başbakan'ın konuşmasında, laiklik, Cumhuriyet, Atatürk kelimelerinin duyulacağını belirterek, ''Kamuflaj. Artık takiye teşhis edildi, bundan vazgeçildi. Tekrar takiyeye dönecekler'' dedi.

CHP lideri Baykal, Türkiye'de ilk kez laikliğin, hükümete rağmen savunma mecburiyetinin doğduğunu ifade ederek, bugüne kadarki bütün hükümetlerin, Anayasa'nın öngördüğü laikliği sahiplendiğini belirtti.

''HÜKÜMETE GÜVENEREK LAİKLİĞİ SAVUNMA DÖNEMİ SONA ERDİ''

Baykal, Danıştay 2 Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in, ''hukuk, demokrasi ve cumhuriyet şehidi'' olarak can verdiğini ifade etti.

Başbakan'ın, Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik saldırı için ''Partimizin çeşitli kuruluşlarına da saldırı oluyor, ne olmuş?'' dediğini belirten Baykal, ''Ne olmuş dediğin, bir Danıştay üyesi öldürülüyor'' diye konuştu.

Bu manzaranın ciddiyetinin kavranması ve gerekenin yapılması gerektiğini vurgulayan Baykal, ''Bunun gereğini, normal olarak hükümet yapacak. Hükümet, toplumun bu konudaki duyarlılığından, sahip çıkmasından eğer şikayetçiyse, 'bırakın bunlar olsun, 20 yıl bekleyin, bunun sonunda hepiniz aynı şekilde düşünür olacaksınız, bakın Fas'ta nasıl düşünüyorlar, İstanbul'da, Ankara'da da böyle olacaktır' diye düşünüyorsa, o hükümet önlem alır mı, alıyor mu?'' diye sordu.

Baykal, laikliği, hükümete güvenerek savunma döneminin sona erdiğini, hükümete rağmen savunmak durumunda olduklarını ifade etti.
Türkiye'de ezici bir çoğunluğun, ülkede yaşanan İslamiyet'ten hiçbir şikayetinin bulunmadığına işaret eden Baykal, ancak rahatsız olanların da bulunduğunu söyledi. Baykal, bu rahatsızlığın Milli Mücadele öncesi başladığını ve sonra da sürdüğünü ancak artık bunların
aşıldığını kaydetti.

''ALTINDA KALIR, EZİLİRSİN''

CHP Genel Başkanı Baykal, toplumda, cumhuriyet ve laiklik anlayışına tepki duyanların bulunmasının doğal olduğunu dile getirerek, ''Ama vahim olan, iktidara gelmiş olanların, bu anlayışlara destek olur, himaye eder, onlara meydanı bırakır noktada olmasıdır. Türkiye'deki manzara bu'' diye konuştu.

Cumhuriyetin zaafa uğratılması halinde, büyük sıkıntılar içine girileceğine dikkati çeken Baykal, inanç ve mezhep farklılıklarına rağmen, herkesin aynı vatanın evlatları olduğunu söyledi. Baykal, ''Birbirimize, inanç ve mezhebimize göre farklı muamele mi yapacağız? Bu beraberliğin güvencesi, laik, demokratik cumhuriyet. Onun bir ayağını çektin mi altında kalır, ezilirsin, Türkiye'yi de altında bırakırsın'' dedi.

Deniz Baykal, hiç kimsenin, ''başını aç'' ya da ''başını ört' diye baskı yapmaması gerektiğini, bunların yanlış olduğunu ifade etti. Baykal, Türkiye'de herkesin özgürce yaşamını sürdürmesinin güvencesinin cumhuriyet olduğunu dile getirdi.

''TOPLUM CUMHURİYETE SAHİP ÇIKMIŞTIR''

Özbilgin'in öldürülmesinin ardından yüz binlerce kişinin Anıtkabir'e gittiğini ve cenaze törenine katıldığını anımsatan Baykal, bunun, toplum için sevindirici olduğunu kaydetti. Baykal, toplumun, Anayasa'nın temel ilkesine, Cumhuriyete sahip çıktığını, korumak istediğini kaydetti.

İspanya'da terör saldırısı karşısında 1 milyon kişinin sokaklara döküldüğünü, bu sayede terörün etkisiz kılındığına dikkati çeken Baykal, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin temel anlayışlarına karşı saldırılar, cinayetler, olumsuzluklar ortaya çıkınca, yüz binlerce insan ortalığa çıkıp bu anlayışı sergiliyorsa, bundan memnuniyet, sevinç duymak, kutlamak lazım. Bunu bir gerginlik vesilesi, 'toplumu bölüyorlar' suçlamasına dayanak yapmak, çok yanlış ve haksızdır. Böyle bir şey yok. Toplum, cumhuriyete sahip çıkmıştır. Başbakan'ın sevinmesi lazım. Önce Başbakan'ın halkla birlikte cumhuriyete sahip çıkanların arasında somut olarak yer tutması lazım. Başbakan, Antalya'da kavşak açılışında. Niye gelemiyor, bir kopukluk, doku uyuşmazlığı var.
Nereden kaynaklı bu? Bu tablo karşısında, neredeyse laiklik, cumhuriyete karşı sahip çıkanlar, toplumun suçluları haline getirilmek istendi.''

''YAVUZ HIRSIZ...''

CHP lideri Baykal, Erdoğan'ın, olayın Danıştaya değil, hükümete karşı yapıldığını, muhatabının hükümet olduğunu söylediğini kaydederek, ''Bu söz, bir anlamda doğrudur. Ama hükümetin, olması gereken hükümet olması halinde doğrudur. Eğer hükümet, laik, demokratik cumhuriyetin hükümeti değilse, elbette ona karşı yapılmıştır, hiç şüphe yok'' diye konuştu.
Erdoğan'ın, komplonun içinde kendisinin bulunduğunu ifade ettiğini belirten Baykal, ''Öyle anlaşılıyor ki bir insanın Başbakan olması, onu saçmalama özgürlüğünden yoksun bırakmıyor. Başbakan olarak saçmalamak mümkün, somut örneği bu. Bu bir hezeyan, saçmalama'' dedi.
Baykal, sağduyunun kaybolduğunun anlaşıldığını kaydederek, ''Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, şimdi biz suçlu, o mağdur haline geliyor. Bunlar gülünç değerlendirmeler'' diye konuştu.

Laikliğe karşı komplonun bulunduğunu savunan Deniz Baykal, şöyle konuştu:
''O komplonun içinde kim olduğuna yönelik sorudan dolayı siz sıkışıyorsunuz. Siz Danıştayın kararından sonra, 'evin içine de karışacaksınız' diyen, 'bu işi Diyanete sorun' diyen, laikliğe karşı sistemli kampanyaları açan, sahiplenen, haremlik-selamlığın normal olduğunu söyleyen siz değil misiniz? Bütün bunlar, suç hanenizde görülüyor.''

"LAİKLİK VE DEMOKRASİ KAZANDIĞI ZAMAN BAŞBAKAN KAYBEDECEK."

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, AK Parti'ye karşı alternatifini çıkaracağını, bunun, siyasi parti kimliğini aşan, ulusal ve toplumsal niteliği olan bir alternatif olacağını ifade ederek, bugüne kadar oy kullanmayanları sandığa gidip, ülkeye sahip çıkmaya çağırdı.

Baykal, yaptığı konuşmada, laiklik ile demokrasinin, birbirinin anti-tezi olmadığını belirtti.
Demokrasinin, laiklikten güç aldığını, laikliğin bulunduğu ortamda geliştiğini; laikliğin ise demokrasinin içinde varlığını sürdürebildiğini kaydeden Baykal, laiklik ve demokrasinin iki karşıt kavram gibi gösterilmeye çalışıldığını vurguladı.

Baykal, bugüne kadar laikliği, demokrasi sınavına sokmadıklarını ancak hükümetin bunu yapmaya çalıştığını savunarak, bu sınavdan laiklik ve demokrasinin el ele çıkacağını söyledi.

Demokrasi adına etkinlik noktasına gelenlerin, demokrasi adına laikliği tahrip etmeye kalkmalarının, toplumun huzuruna katkı sağlamayacağını belirten Baykal, şöyle konuştu:
''Başbakan zannediyor ki 'toplum, laikliği sahiplenirse ben yenilirim.' Kendisini öylesine laikliğe karşıt bir konuma yerleştirmeye başladı ki... Laikliğin toplum tarafından sahiplenilmesi, Başbakanın yenilgisi haline dönüşecek. Bu kaygı, telaş içine girdi. Laiklik ve demokrasi el ele kazandığı zaman hiç kuşku yok, Başbakan kaybetmiş olacaktır. Ama Başbakan üzülmesin, laiklik-demokrasi el ele, ülkenin bu kargaşa döneminden başarıyla çıkarsa, Başbakan siyasi mücadeleyi kaybedecektir ama demokratik hukuk devleti anlayışı içinde Başbakan ve partisi, varlığını sürdürme şansını elde edecektir.''

Baykal, çıkış yolunun, herkesin, laikliğe sahip çıkması olduğunu dile getirerek, toplumun, laikliği kendi güvencesine aldığını söyledi.

''KENDİNE GÜVENİYORSAN, YAP SEÇİMİ''

Başbakan'ın, ''Kocatepe, Türkiye değildir'' dediğini ifade eden Baykal, ''Cumhuriyete sahip çıkan yüz binlerce insanı Türkiye dışına atma hakkını nereden buluyorsun? Türkiye neresi, orası neresi? Herkes önce kendisini sana mı beğendirmek zorunda?'' diye sordu.

Erdoğan'ın, 73 milyon vatandaştan birisi olduğunu ifade eden Baykal, şunları kaydetti:
''3.5 yıl önceki seçimde yüzde 32 oy almışsın, o verenler de bunları yap diye değil, vaatlerin dolayısıyla oy vermiş. Senin partinin tabanında Ali Dibo, tavanında Dubai kuleleri... Şimdi oy
oranın ne kadar? 'Cumhurbaşkanı seçimini bu zihniyetin, anlayışın yeni mevzisi olarak elde etmeliyiz, onun için seçim yok.' Kendine o kadar güveniyorsan, yap seçimi, seçimde yine cumhurbaşkanı seçecek çoğunluğu sağla, seç de görelim bakalım... 'Ben de farkındayım, onu tehlikeye atmam.' 'Millet şudur, budur.' Sana ne? Sen milletin mütevazı bir parçasısın. Oradaki yüz binler, bu milletin, en az senin kadar saygıdeğer bir parçası.''

Baykal, ''Başbakan'ın ağzına Atatürk, laiklik ve cumhuriyeti almaya zorunlu kılacak bir siyaset ortamını şekillendirdiklerini, bu olumsuz gidişi etkisiz kılmaya çalıştıklarını'' söyledi.

''BOŞ SÖZLER''

''AK Parti'nin yanlış yaptığı ancak, alternatifinin bulunmadığına'' yönelik söylemlere işaret eden Baykal, bunların boş sözler olduğunu belirtti.

Her seçime bu kaygı ile girildiğini ancak alternatifin çıktığını ifade eden Baykal, alternatifin, bazı kişilerin kafalarındaki ölçülere göre değil, milletin, zamanın ve tarihin içinde şekilleneceğini vurguladı.

Baykal, Türkiye'de AK Parti deneyimi karşısında, buna alternatif olacak siyasetin bütün temel unsurlarının şekillendiğini dile getirerek, ''Alternatif vardır, milletin, siyasetin içindedir. Görmeyen gözler de bundan sonra görmek zorunda kalacaklardır'' dedi.

Gelecek dönemde AK Parti'nin, toplumun, içinden çıkardığı yeni bir siyasi güçle Türkiye'nin önünün açıldığına tanık olacağını söyleyen Baykal, şunları kaydetti:
''Türkiye alternatifini çıkaracaktır. Alternatif çıkarmakla, başta CHP olmak üzere herkes yükümlüdür. Türkiye'nin bunca bunalımı, kuşatılmışlığı karşısında ortaya çıkacak alternatif, siyasi parti kimliğini aşan, ulusal ve toplumsal niteliği olan bir alternatif olacaktır. Cumhuriyete, ulusal bütünlüğüne inanan, temel değerlerini bilen herkesin elbirliği, işbirliği yaptığı oluşumu hep beraber gerçekleştireceğiz. Gün dar siyaset günü değildir, gün Türkiye'nin kader günüdür.
Son seçimlerde sandığa gitmeyen 9 milyonu aşkın seçmene, taşıdıkları sorumlulukları hatırlatmak istiyorum; kimsenin, ülkenin kaderine sırtını dönme hakkı kalmamıştır. 'Birileri gereğini yapar' rahatlığına girmek mümkün değildir. Bugüne kadar seçime ilgi göstermeyen bütün vatandaşları, Türkiye'ye sahip çıkmaya çağırıyorum. Sandık başına gidiniz. Vicdanınız, bu iktidarın devam etmesini istiyorsa, takdir sizin ama gerçeği görün. Gelin, yeni bir başlangıcı hep beraber yapalım diye düşünüyorsanız, el ele verelim. Türkiye'nin buna ihtiyaca var.''


Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.