TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL'IN BASIN TOPLANTISI..


TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, sel felaketine maruz kalan Edirne'de yaptıkları incelemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baykal, Türkiye'nin batıya açılan vitrini, Avrupa'ya dönük yüzü Edirne'nin, perişan bir manzaraya teslim edildiğini belirterek, ''Bu, cetlerimize,insan haklarına saygısızlıktır; ekonomik akılsızlıktır'' dedi.

16 Mart 2006 Perşembe

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal,
Türkiye'nin batıya açılan vitrini, Avrupa'ya dönük yüzü Edirne'nin,
perişan bir manzaraya teslim edildiğini belirterek, ''Bu, cetlerimize,
insan haklarına saygısızlıktır; ekonomik akılsızlıktır'' dedi.
Baykal, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, sel felaketine
maruz kalan Edirne'de yaptıkları incelemelere ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.
Edirne'de her yıl bu tablonun yaşandığını ifade eden Baykal,
Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin baharda taştığını, ekili arazilerin
kullanılamaz hale geldiğini söyledi.
Baykal, büyük ıstırap veren bu acı tablonun, her yıl ağırlaşarak
tekrar ettiğini belirterek, bunun doğal afet olmadığını; ne zaman ve
ne şekilde ortaya çıkacağının herkes tarafından bilindiğini kaydetti.
Zararın 100 trilyon liradan aşağı olmayacağını, 300 bin dönümün
üzerindeki ekili arazinin sel baskınına uğradığını ifade eden Baykal,
Türkiye'nin hak etmediği bir manzarayla karşılaştığını vurguladı.
Bulgaristan ve Yunanistan'ın su artığının, Trakya Ovası ve köyleri
işgal ettiğini; bunun, acı bir manzara olduğunu dile getiren Baykal,
''Büyük eserler ortaya koymuş, Edirne'yi kültür ve anıtlar kenti
olarak geliştirmiş bir millet... Türkiye'nin batıya açılan vitrini,
Avrupa'ya dönük yüzü Edirne'yi, böyle bir perişan manzaraya teslim
etmiş durumdayız. Bu, cetlerimize, insan haklarına saygısızlıktır ve
ekonomik akılsızlıktır'' diye konuştu.
Baykal, Meriç'in nehir yatağının temizlenmesini önererek, Tunca ve
Arda'nın kontrol edilmesi halinde, su baskınlarının da kontrol altına
alınabileceğini söyledi.

-''FIRAT VE DİCLE'YE GEM VURMAYI BAŞARMIŞ''-

Binbir sıkıntıyla evlerini kuran insanların, ev eşyalarının su
altında olduğunu ifade eden Baykal, bölgenin afet bölgesi ilan
edilmesini istedi.
İktidarı, olaya sahip çıkmaya çağıran Baykal, ''geçmiş olsun
demenin güzel olduğunu'' ancak, bunun dışında bir şeyler yapılması
gerektiğini belirtti. Baykal, ''10 gün sonra unutulacak, gelecek
Mart'ta tekrar gündeme gelecek'' dedi.
Baykal, Belediye Başkanı'nın perişan halde olduğunu; bütün
imkanlarının elinden alındığını ve imkansızlıklar içinde görevini
yapmaya çalıştığını belirterek, bu sahipsizliğin hoş olmadığını
kaydetti.
Eylem planı oluşturulması gerektiğine işaret eden Baykal, ''Fırat
ve Dicle'ye gem vurmayı başarmış Türkiye, şimdi Arda, Tunca, Meriç'in
baskınından, kentini, ovasını koruyamıyor'' diye konuştu.

Baykal, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Salı günü yapılan gensoru görüşmelerine ilişkin soru üzerine
Baykal, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, görüşmelerdeki konuşmasının,
''nasıl bir acz, çaresizlik ve perişanlık içinde bulunduğunu''
gösterdiğini savundu.
Ortada somut iddia, soru ve belgelerin bulunduğunu, ancak
Unakıtan'ın, bunlara tatmin edici bir cevap veremediğini belirten
Baykal, ''Maliye Bakanı, kimseyi suçlama mevkiinde değildir, hesap
verme mevkiindedir. Kendi hesabını verememiş bir Maliye Bakanı'nın,
kimseye suçlama yöneltme hakkı yoktur'' diye konuştu.
Verdikleri 3 gensorunun, konunun Maliye Bakanı'nı aştığını ortaya
koyduğunu ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Konu, Başbakan konusu... Başbakan'ın, Maliye Bakanı ile ilgili
girişim yapma olanağının var olup olmadığı, tartışılması gereken bir
konu haline geldi. Kabinenin, çok sağlam bir unsuru olduğu;
Başbakan'ın Maliye Bakanı ile ilgili tasarruf yapamayacağı ortaya
çıkmıştır. Bu noktada tasarruf yapılmazsa, ne zaman yapılacaktır;
yapılamıyorsa niye yapılamıyor? Bu kabine, Tayyip Erdoğan kabinesi
değil, Kemal Unakıtan kabinesi. Görülmeyen güç merkezi, Unakıtan'dır.
Çünkü bütün işlerin mihrakında o var. Özelleştirme ona verilmiştir,
hükümetin önem verdiği projeler onun sorumluluğu altında
şekillenmektedir. Bunlar, rastlantı değil. Orada tutulmaya devam
ediyor. Öyle anlaşılıyor ki onu oradan almaya Başbakan'ın da gücü
yetmiyor. Maliye Bakanı'nın ahlakı, icraatları ve değerleriyle,
Başbakan'ın ahlakı, icraatı ve değerleri arasında bir çatışma olduğunu
düşünmek mümkün değildir. Maliye Bakanı, artık Başbakan'ı ve kabineyi
tanımlamaya yönelmiştir.''
Baykal, ''Maliye Bakanı yerinde durduğu sürece, 4. ve 5.
gensorunun da olabileceğini'' ifade ederek, ''Parlamento çoğunluğu,
somut iddialara değil de parti liderinin talimatına uygun olarak
parmak kaldırma durumundaysa tekrar tekrar gensoru vermek kaçınılmaz
olur'' diye konuştu.

-''MECLİS'İN SIRTINDAN İFADE TOPLAMA...''-

Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın, Meclis Şemdinli Komisyonu'ndan,
Hakkari Belediye Başkanı'nın konuşmasına ilişkin tutanakları
istediğinin ifade edilmesi üzerine Baykal, birilerinin, ''Meclis ve
komisyonun adını kullanarak, belli kişilerin kendilerine özgü
düşüncelerine resmi geçerlilik kazandırmaya çalıştıklarını'' söyledi.
Baykal, Meclis'in buna alet olmaması gerektiğini vurguladı.
Baykal, istenen belgeler karşısında takınılması gereken tavrın
tutarlı olması gerektiğini belirterek, Komisyon Başkanı'nın, Van
Savcısı'na istediği belgeyi kimseye bilgi vermeden gönderdiğini,
Ankara Savcısı istediğinde, diğer üyeleri bilgilendirdiğini söyledi.
Savcıların, doğrudan ifade alma imkanına sahip olduğuna işaret
eden Baykal, ''Meclis'in sırtından ifade toplama yerine, doğrudan
ilgili kişiden ifade alınabileceğini'' belirtti.

-''TELEVİZYONDA ÇOK TARTIŞILAN PROGRAMLAR''-

Deniz Baykal, Meclis'in, bundan sonra etkili çalışma yapma
olanağının giderek azaldığını ifade etti.
Bir gazetecinin, ''Birileri Hakkari Belediye Başkanı'nın, burada
konuşmasını mı istedi?'' sorusuna Baykal, ''Meclis, kamuoyunu sarsacak
iddialar sergilemenin bir platformu haline dönüşüyor kaygısı
kamuoyunda var. Televizyonlarda çok tartışılan programlarda, en sivri
değerlendirmeleri ortaya koyup, çarpıcı etkiler yaratmak isteyenlerin
sergilediği yaklaşımı Meclis'te sergilemelerine; Meclis'in, Biri Bizi
Gözetliyor evi haline dönüşmemesine özen gösterme ihtiyacı var''
karşılığını verdi.

-''VATANDAŞLIKTAN ATTIĞINIZDA İHANET KALKMIYOR''-

Askerlik yapmayanların vatandaşlıktan çıkarılmamasını öngören
taslak çalışması hakkındaki değerlendirmesinin sorulması üzerine
Baykal, vatandaşlıktan çıkarılmanın, hiçbir şart altında düşünülmemesi
gerektiğini kaydetti.
Vatandaşlığın temel bir hak olduğuna dikkati çeken Baykal,
sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hiçbir merciinin, bir insanı, bu temel hakkından yoksun
bırakamaması gerekir. Vatana ihanetin dahi, vatandaşlıktan çıkarma
sonucunu otomatik olarak doğurması, bence uygun değildir. Vatana
ihanet elbette suçtur, en etkili şekilde yaptırıma kavuşturulmalıdır.
Ama vatandaşlıktan attığınızda, o ihanet de ortadan kalkmıyor. Bu
noktada yeni bir yaklaşım gerekli. Vergi vermeyeni vatandaşlıktan
atıyor muyuz? Vatandaşlıktan atmayı, o kadar kolay düşünmeyelim.
İdamı kaldırdık. En kabul edilemez suçları işlediğinde bile, bir
insanın insan olarak yaşama hakkına müdahale etmemeyi kabul etmişiz.
Bir vatandaş, yanlış iş yaptı diye, vatandaşlıktan atmak doğru
değil.''
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.