TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''ESKİ SİYASETİN PATOLOJİK UNSURLARINDAN BİRİ OLAN TOPLUMSAL MÜHENDİSLİK HEVESİ VE REFLEKSLERİ GEÇERSİZ HALE GELMİŞTİR''


Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, hiçbir zaman enkaz edebiyatı yapmadıklarını ifade etti.

16 Mart 2005 Çarşamba

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski siyasetin patolojik unsurlarından biri olan toplumsal mühendisliğin hevesi ve reflekslerinin geçersiz hale getirildiğini belirterek, ''Siyaset mühendislerinin mekanik hesaplarının artık ne siyasi ne de toplumsal zemini vardır'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, hiçbir zaman enkaz edebiyatı yapmadıklarını ifade ederek, ''Ancak, üç yıl gibi kısa bir zaman sonra 2001 Türkiye'sinin geçirdiği travmalar, yaşadığı istikrarsızlıklar, ülkenin içine düştüğü kriz ortamı belleklerdeki yerini kaybetmeye başlamışsa, Türkiye artık başka şeyleri de konuşabiliyorsa, bu durum hükümetimizin muvaffakiyetinin en açık göstergesidir'' diye konuştu.

Türkiye'nin zor bir süreci, zor bir dönemi geride bıraktığını kaydeden Erdoğan, esas itibarıyla son iki buçuk yıllık dönemin, ülke için yapısal bir modernizasyona tekabül ettiğini ifade etti.

ERTELENEN MESELELERLE HESAPLAŞMA
Siyasette ve ekonomide ertelenen pek çok mesele ile bu zaman zarfında hesaplaşıldığını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''Türkiye'de siyaset, demokratikleşme ve normalleşme yönünde çok ciddi bir açılım sağlamıştır. Türkiye siyaseti, idare-i maslahatçı kimliğinden sıyrılmış, sorunlara sahip çıkan, sorun çözen, toplumsal meşruiyete duyarlı, sivil toplum kurumlarıyla paylaşımcı bir nitelik kazanmıştır. Toplumla bağları kuvvetlendikçe, siyaset daha demokratik ve daha meşru bir zemine oturmuştur.

Siyasetin geldiği bu aşama, bizim başarı hanemizin ilk sırasında yer almaktadır. Zira, aslolan siyasetin normal demokratik süreçler içindeki işleyişinin sağlanmasıdır. Bu işleyişin devamlılığı sağlandığı müddetçe, siyasetin sorun çözme kabiliyeti de sürdürülebilir ve artırılabilir.

Türkiye de demokrasi evrensel normlara ulaşma, daha insani, daha özgürlükçü bir düzen tesis etme iradesini son iki buçuk yılda kararlılıkla ortaya koymuş ve tasavvur edilenin ötesinde mesafe almıştır.''

AB TÜRKİYE'NİN TERCİHİ
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geldiği memnuniyet verici aşamanın bu kararlılığın bir ürünü olduğunu ifade eden Erdoğan, ''AB, Türkiye'nin tercihidir. Hükümetimiz bu tercihe iradesini katmış ve kararlılıkla yürütmüştür. Bu irade, bu kararlılık her halükarda korunmuştur, korunacaktır'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin, demokratikleşmeye dönük reformları AB ile bütünleşmenin bir aracı olarak görmediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Aksine, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün değerini bildiği, bu kavramları içselleştirdiği için AB ile bütünleşmenin gereğine inanmaktadır. Hukukun üstünlüğü, özgürlükler, insan hakları çerçevesinde gerçekleştirilen atılımlar, Türkiye siyasetini artık geri çevrilmesi imkansız bir istikamete doğru taşımaktadır. Bu keyfiyet, eski siyasetin patolojik unsurlarından biri olan toplumsal mühendislik hevesi ve reflekslerini de geçersiz hale getirmiştir.

Siyaset mühendislerinin mekanik hesaplarının artık ne siyasi ne de toplumsal zemini vardır.

Eskiden olduğu gibi, mühendisçe hesaplarla siyaseti kötürümleştirmek, siyaseti dar grup çıkarları etrafında tanzim etmek mümkün değildir. Çünkü artık siyasetin sahibi toplumdur. Türkiye'yi geleceğe taşıyacak güçte millettir.''

EKONOMİDEKİ YAPISAL DÖNÜŞÜM
Erdoğan, ekonomi ve siyasete ilişkin konulara değindi. ''2.5 yılda katettiğimiz yol, varacağımız yerin en açık delilidir. Varacağımız yer, adalettir, barıştır, özgürlüktür, demokrasidir'' diyen Erdoğan, AK Parti iktidarındaki Türkiye'nin, toplumsal talepleri siyasetin merkezine taşıyarak demokratik nizamı tekemmül ettirecek ve çağdaş dünyada hak ettiği yeri alacağını kaydetti.

AK Parti iktidarının ekonomide elde ettiği başarıların temelinde bu siyasi perspektifin yattığını belirten Erdoğan, eksik gedik demokrasi ile sağlıklı bir ekonomik düzenin tesis edilemeyeceğini vurguladı.

Ekonomideki yapısal dönüşümlerin, siyasetteki yapısal dönüşümlerin sonucu olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye, ekonomik ilerleyişini mevcut seyrinde sürdürmek istiyorsa, demokratikleşme perspektifini büyüterek sürdürmelidir. Siyasi demokratikleşme ve onun uzantısı olan ekonomik demokrasi, Türkiye'de yıllarca para ile para kazanan, toplumsal kaynaklara geniş toplum kesimleri aleyhine el koyan zümreleri rahatsız etmektedir. Ama herkes bilmeli ki Türkiye rasyonel bir ekonomik düzen kurma yönünde de ciddi bir mesafe almıştır. Piyasa kuralları zemininde işleyen, rekabetçi ve dünyaya açık bir ekonomik düzenden geri dönülmesi mümkün değildir. Kimse eskiden olduğu gibi devleti ve siyaseti kullanarak zenginleşme hayali kurmasın. Türkiye, hem siyasette hem de ekonomide kurumsallaşan, bu çerçevede kurallar işleten çağdaş bir ülke olma idealinden ödün vermeyecektir.''

AK Parti siyasetinin insanı önceleyen bir siyaset olduğunu yineleyen Erdoğan, bunun için ''insanı yaşat ki devlet yaşasın'' dediklerini, bugün de bu sözün arkasında durmaya devam ettiklerini ifade etti.

''ÖZÜRLÜ DEMOKRASİ, TÖRPÜLENMİŞ ÖZGÜRLÜK...''
Türkiye'nin, demokrasi ve insan hakları konusunda bugün 2.5 yıl öncesiyle kıyaslanamayacak bir noktaya geldiğini ve önemli aşamalar kaydettiğini anlatan Erdoğan, yerleşik hale gelen birtakım yanlışlıkları düzeltmenin kolay olmadığını belirtti. Erdoğan, ''O yanlışlıklara sahip çıkan, o yanlışlıklardan beslenen, o yanlışlıklarla yaşamaya alışmış olanlar, Türkiye'nin değişim hareketine uyum sağlamakta güçlük çekiyor'' dedi.

Türkiye'yi medeni geleceğine taşıyacak olan hamleleri yapmaktan asla vazgeçmeyeceklerine işaret eden Erdoğan, ''Özürlü bir demokrasiyle, törpülenmiş özgürlük tanımlarıyla, suiistimallere açık bir yönetim yapısıyla gelecekteki hiçbir aydınlık hedefe ulaşamayacağımızı bu ülkedeki herkes artık anlamalıdır. Hiç kimse, kendi güdük menfaatleri adına bu ülkenin umutlarını karartmamalıdır, buna izin vermeyeceğiz'' diye konuştu.

''HER ŞEY GÜLLÜK GÜLİSTANLIK DEĞİL''
Tarihi bir değişim döneminde, her şeyin güllük gülistanlık yürüdüğünü iddia etmediğini, yılların ihmal yüküyle hantallaşmış bu gövdeyi yerinden kıpırdatmanın kolay olmadığını dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Sıkıntılarımız var. Ama kusura bakmayın her zaman söylüyorum, sağlıklı bir doğum 9 ay 10 günde oluyor. Erken veya geç, sağlıksız ve sıkıntılı olandır. Bunun da idraki içinde olmalıyız. On yılların bedelini kalkıp da bu yönetime kimsenin ödetmeye hakkı yoktur. Bunu da görmeliyiz. Nasıl bir Türkiye aldığımız herkesin malumudur, Türk milletinin malumudur. Nasıl bir coğrafya teslim aldık hepimizin malumudur. Şimdi artık umut yeşeriyor. Coğrafyamız insanımızın yönetimimizin, teknokrat ve bürokratlarımızın gayretiyle farklı bir değişim dönüşüm içindedir.''

"İDEALİ HENÜZ YAKALAYAMADIK"
İdeale doğru yola çıktıklarını, ama ideali henüz yakalamadıklarını kaydeden Erdoğan, bunun 28 ayda gerçekleşecek işler olmadığına dikkati çekti. Hangi imkanlarla hangi yatırımların yapıldığını görüldüğünü anlatan Erdoğan, ''Birinci yılımızda 5 katrilyon, ikinci yılımızda 6 katrilyon lira... Bunlarla bir değişim dönüşüm Türkiye'de mümkün mü? Bir taraftan ülkenin ekonomik yapısını ayağa kaldıracaksınız, bir taraftan borçların faizleri ve anaparalarını ödeyecek ve bunu döndürülebilir hale getireceksiniz, bir taraftan da geleceğe dönük umutları yeşerteceksiniz. Elbette bu biraz zaman alacak'' diye konuştu.

Zaman zaman istenmeyen kazaların da ortaya çıkacağını vurgulayan Erdoğan, bunları azimle, kararlılıkla, inançla, gece gündüz demeden çalışarak aştıklarını ve aşacaklarını belirtti. Erdoğan, milletin gelecek adına ortaya koyduğu hedeflere ulaşmak için gerekli adımları cesaretle atmaya devam edeceklerini söyledi.


Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.