TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkesinin geçmişinden ve dünyanın bugününden bihaber gafillerin ezbere atıp tutarak milletimizin moralini bozmaya, umudunu kırmaya dönük gayretlerini kimi zaman üzüntüyle kimi zaman öfkeyle takip ediyoruz." dedi.

12 Ocak 2022 Çarşamba

Erdoğan, yeni yılın ilk AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yeni miladi yılın, ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Akçakale sınırında bölücü terör örgütünün döşediği patlayıcı nedeniyle şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete başsağlığı dileyen Erdoğan, "Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı, Allah'ın izniyle de kalmayacak. Ülkemize yönelik terör tehditlerini kaynağında kurutmaya devam edeceğiz. Ne Cudi'de ne Gabar'da ne Tendürek'te ne Bestler'de nerede aklınıza bir terör bölgesi geliyorsa bizler orada Mehmetçiğimizle, jandarmamızla, polisimizle, güvenlik korucularımızla varız, var olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Erdoğan, elim bir trafik kazasında hayatını kaybeden Milli Futbolcu Ahmet Çalık'a da Allah'tan rahmet, yakınlarına ve futbol camiasına başsağlığı diledi.

Yeni yılla birlikte Türkiye'ye ve millete hizmeti her zeminde olduğu gibi Meclis çatısı altında da yoğun şekilde sürdürecekleri bir döneme girdiklerini söyleyen Erdoğan, "Geçtiğimiz hafta stokçuluğa ceza artırımını da içeren bir kanun değişikliği paketi Genel Kurulda malum kabul edilmişti. Bu haftada da vadeli hesaplara döviz kuru desteği verilebilmesini, bireysel emeklilikte devlet katkısının yüzde 25'ten yüzde 30'a çıkarılmasını, BOTAŞ'ın kademeli doğal gaz satış fiyatı uygulayabilmesini, Türk lirası üzerinden yapılan sözleşmelere ek fiyat farkı ödenebilmesini, emekli aylıklarının sınırının en az 2 bin 500 lira olmasını, ihracatçı firmalar için Kurumlar Vergisi'nin yüzde 19'a düşürülmesini, kamu görevlilerinin toplu sözleşmelerindeki yılın ilk ayına ilişkin artış oranının yüzde 5 yerine yüzde 7,5 olarak uygulanmasını, velhasıl milletimize verdiğimiz sözleri birer birer yerine getirebilmemizi sağlayacak çok sayıda değişiklik teklifi görüşülerek inşallah kanunlaşacak. Aynı şekilde komisyonlarımızdaki çalışmalar da sürecek." bilgisini paylaştı.

"Türkiye modeli" ile dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefi doğrultusunda her mecrada yollarına kararlılıkla devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu süreçte bizim ne yaptığımızı, ne için yaptığımızı, nasıl yaptığımızı anlamak için hem Türkiye'nin iki asırlık kalkınma yolculuğunu hem de dünyada son dönemde yaşanan gelişmeleri çok iyi bilmek gerekiyor.

Ülkesinin geçmişinden ve dünyanın bugününden bihaber gafillerin ezbere atıp tutarak milletimizin moralini bozmaya, umudunu kırmaya dönük gayretlerini kimi zaman üzüntüyle kimi zaman öfkeyle takip ediyoruz. Türkiye'nin, Osmanlı döneminde başlayan ve Cumhuriyetin ilk döneminde de süren ancak tek parti faşizmi, darbeler, koalisyonlar anaforu içinde adeta kaybolup giden sanayileşme hamlesinin önünün nasıl kesildiğini hatırlayın. Milletimizi kendi değerlerinden, geçmişinden, medeniyetinden kopartarak köksüz bir ağaç gibi kurutmaya çalışanların ayak oyunlarını hatırlayın. Yapılan yatırımlara, başlatılan güzel işlere, üretilen eserlere, hazırlanan reformlara destek vermek yerine üzerlerine beton döken zihniyetin ipinin kimlerin elinde olduğunu bilmek için herhalde allame olmaya gerek yok. Biz kaybederken kazananlar kimlerse, biz ağlarken gülenler kimlerse bu felaketin müsebbibi de onlardır.

Türkiye'de hangi dönemde her kim, bu gidişin önünü kesmek, ülkenin makus talihini değiştirmek, milleti hak ettiği özgürlüklere ve refah düzeyine kavuşturmak için adım atmışsa başına gelmeyen kalmamıştır. Rahmetli Menderes'in akıbeti darağacında nihayete ermiş, rahmetli Demirel'in, rahmetli Erbakan'ın, rahmetli Türkeş'in mücadeleleri darbelerle kesilmiş, rahmetli Özal'ın sonu beklenmedik bir ölüm olmuştur."

AK Parti'nin 20 yıllık geçmişinin, kesintisiz şekilde bu habis zihniyet ve onun gerisindeki güçlerle mücadele ile geçtiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"'Hafıza-i beşer nisyan ile maluldur' derler. Kendi yaşadıklarımızı eğer biz unutursak diğer insanlar haydi haydi unutur. İktidarımızın ilk yıllarında vesayetin; yargısından güvenliğine, tüm bürokrasiyle, iş dünyasıyla, siyasetiyle, medyasıyla önümüze hangi engeller çıkardığı daha dün gibi gözlerimizin önündedir. Bugünkü gençlere anlatsak Milat'tan önceki tarihte olmuş hadiseler gibi dinleyecekleri nice olayları bizzat yaşadık. Ülkemizin uluslararası alanda nasıl kuralsız, ahlaksız, sinsi tuzaklara tecrit edilmeye, köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığını unutmadık. Gezi olayları ve FETÖ'nün kumpaslarıyla başlayan sürecin düğmesine, pek çok yerde uygulanan kirli bir senaryonun ülkemize de teşmil edilmesi gayesiyle basılmıştı. Kimi ülkede başarıya ulaşarak maalesef devletlerin parçalanmasına, toplumların perişan olmasına yol açan bu alçak senaryoyu biz milletimizle birlikte yırtıp çöpe attık."

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, siyasi ve sosyal kaos denemelerini, PKK'dan DEAŞ'a kadar tüm terör örgütlerini kullanarak şehirlere ve sınırlara başlatılan saldırıları, FETÖ vasıtasıyla teşebbüs edilen darbe girişimlerini, diplomatik çirkeflikleri, güç gösterilerini, birer birer bertaraf ettiklerini söyledi.

"Biz milletimizle birlikte istiklalimize sarıldıkça, biz mücadele bayrağını hep yüksekte tuttukça, biz teslim olmadıkça, biz hedeflerimizden kopmadıkça, maruz kaldığımız saldırıların cephesi daha da genişlemiştir." ifadelerini kullanan Erdoğan, ekonomide son 3-4 yıldır yaşanan dengesiz gelişmelerin bir sebebinin de finans araçlarının bu cephenin bir unsuru olarak devreye alınmış olmasından kaynaklandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şöyle, geriye dönük son 3-4 yılda ekonomide neler oldu diye baktığımızda, karşımıza çıkan fotoğraf şudur: Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimini milletimizin şanlı direnişi ile bertaraf ettikten sonra Batılı ülkelerin gizlemeye gerek bile görülmeyen husumeti ile karşı karşıya kalmıştır. Onlardan NATO müttefikimiz Amerika, ülkemizle arasındaki yaklaşım farklılıklarını, doğrudan ekonomimizi mahvetme tehdidiyle, siyasi ve ahlaki her türlü nezaketten uzak bir şekilde sergilemeyi tercih etmiştir. Kimi Avrupa ülkeleri ise aynı tavrı daha dolaylı, daha sofistike yöntemlerle ortaya koymuşlardır. Batı'nın güdümündeki bazı bölge ülkelerinin devreye sokulmasıyla, bu karmaşık tablo giderek derinleşmiştir.

Savunma sanayi ürünlerinde ve çeşitli ticari başlıklarda ülkemize karşı uygulanan örtülü ambargo, finans araçlarının daha öne çıkartıldığı farklı bir boyuta taşınmıştır. Geçmişteki saldırılarda yaptığımız gibi bu süreçte de hemen tedbirlerimizi alarak, zayıf noktalarımızı güçlendirip, eksiklerimizi tamamlayarak, mücadele saflarını sıklaştırdık. Yurt dışından finans sistemimizin dengelerini bozacak şekilde yapılabilecek müdahalelerin araçlarını önemli ölçüde kontrol altına aldık. Serbest piyasa ekonomisi kurallarına zaten uymayan bu tabloyu düzeltmeye başladığımız bu dönemde koronavirüs salgını nüksetti. Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, pek çok devlet bu sağlık krizi karşısında bocalarken, vatandaşlarına yeterli hizmeti sunmakta zorlanırken, Türkiye, hayata geçirdiği süratli ve etkin tedbirlerle kendini korumaya almıştır. Şehir hastaneleri ve diğer sağlık kuruluşlarımızda maske ve tıbbi malzeme üretim gücümüzle, imalatı ve istihdamı ayakta tutmayı esas alan yaklaşımımızla, salgın döneminde son derece başarılı bir yönetim sergiledik.

Yine bu dönemde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ülkemize sağladığı hızlı karar alma mekanizmalarından da istifade ettik. Tabii salgın süreci, küresel ekonominin 2008 finans krizi ile zaten bozulmuş olan dengelerini daha sert bir şekilde altüst etmiştir. Küresel üretim, tedarik, lojistik ve enerji sektörlerinde yaşanan sarsıntılar, enerji ve gıda başta olmak üzere emtia fiyatlarının yükseltilmesinden finansal genişlemeye bağlı enflasyon artışına kadar pek çok soruna yol açmıştır. Öyle ki gelişmiş ülkeler bir anda 5 katına, 7 katına çıkan enflasyon gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalmıştır. Hatta bu ülkelerde üretici fiyatları enflasyonu yüzde 20'li, yüzde 30'li rakamlar gibi tarihlerinde görülmemiş oranlara ulaşmıştır. Ülkemizde de elbette enflasyon sorunu var. Üstelik Türkiye, enflasyona ilave olarak döviz kuru dalgalanması gibi can yakıcı bir sorunla da boğuşmuştur. Buna rağmen ülkemizdeki enflasyon artışı nispeten diğer ülkelerin altında kalmıştır. Döviz kurunda olduğu gibi enflasyonda da ülkemiz ve ekonomimizin gerçekleriyle uyuşmayan bir şişkinliğin bulunduğu açıkça ortadadır. İnşallah en kısa sürede bu şişkinliği ortadan kaldırarak milletimizin haksız bir fiyat artışı yükünün altında kalmasının önüne geçeceğiz. Bunun yanında, asgari ücreti yüzde 50 oranında artırarak, yılın ilk yarısı için memur ve emekli maaşlarını yüzde 26-31 arasında yükselterek, emeklilerimizin taban aylığını 2500 liraya çıkartarak, milletimizin hiçbir kesimini enflasyon karşısında ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. Önümüzdeki temmuz ayında enflasyon gerçekleşmesine ve şartlara bakarak gerekirse çalışanlarımızın durumlarını yeniden değerlendireceğiz."

Milleti fahiş fiyat artışlarına karşı korumak için her alanda ciddi tedbirler almaya başladıklarına işaret eden Erdoğan, bu çerçevede özel okul ücretlerindeki artış tavanını enflasyonla, yani yüzde 36 seviyesiyle sınırladıklarını dile getirdi. Erdoğan, "Bay Kemal çıkmış bu konuyla ilgili konuşuyor. Ne konuşuyorsun ya? Bu iş bizim işimiz ve biz bu işi yaptık. Sen geriden geliyorsun." dedi.

Ticaret Bakanlığının ülke genelinde 100 bin ürün denetimi yaptığını; arz talep dengesi ile uyuşmayan her konuda ellerindeki hukuki imkanları sonuna kadar kullandıklarını belirten Erdoğan, "Biz çalıştıkça, ürettikçe, büyüdükçe, inşallah karşımızdaki sorunların giderek küçüldüğünü, önemsizleştiğini, basitleştiğini hep birlikte göreceğiz." diye konuştu.

Türkiye'nin ihracatını 500 milyar dolara çıkarma hedefini ilk açıkladıklarında, birilerinin bunu nasıl istihza ile karşıladığını, kendi akıllarınca dalga geçtiğini bildiklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte görüldüğü gibi bu hedefin neredeyse yarısına ulaştık. Buna rağmen hala Türk ekonomisinin odağını yatırım, istihdam, üretimden faiz, kur enflasyon sarmalına döndürmeye çalışanlara diyoruz ki; kafanızı kaldırın ve dünyaya bir bakın. Politika faizleriyle enflasyon arasındaki farkın 10 katını geçtiği ülkelerin hiçbirinde kimse bu durumu sorgulamıyor. Muhalefet partileri felaket tellallığı yapmıyor.

Gıda fiyatlarından kiralara, enerjiden ulaşıma kadar her alanda ciddi artışlarla karşı karşıya kalan gelişmiş ülkelerin kamuoyları sükunetle gelişmelerini takip ediyor. Bizdeyse, kendi ülkesinin felaketinden siyasi çıkar sağlama peşine düşen muhalefet cenahı yalan ve iftiranın dozunu artırarak ortalığı karıştırmak için canhıraş bir gayret içerisindedir. Biz, kimin ne dediğine değil, kendi stratejimizin ne gerektirdiğine bakarak işimizi yürüteceğiz. Önceliğimiz istihdamı artırarak milletimizin geçimini güvence altına alıp hedeflerimizi birer birer hayata geçirmektir. Gelişmiş ülkelerde alınan ve alınacak tüm tedbirlerin de istihdamı koruma amaçlı olduğuna dikkatinizi çekmek istiyoruz. Onların toplumlarını sosyal güvenlik destekleri ile geçici olarak ayakta tutmaya çalışıp da yapamadığını, biz salgın döneminde 2 milyon 700 bin ilave istihdam temin ederek başardık. Bizi bu yoldan alıkoyacak hiçbir dayatmaya, hiçbir teklife, hiçbir tehdide boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Salgının, etkisini nispeten azaltmasıyla birlikte dünya ticaretindeki değişime baktığımızda gelişmiş ülkelerin önemli bir kısmının tablonun negatif kısmında sıralandığını görüyoruz.

Türkiye'nin de ilk sıralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin çoğu ise tablonun pozitif tarafında yer alıyor. İstihdam sayısını 30 milyon sınırına getirmiş olmamız, ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla büyütme stratejimizin harfiyen işlediğini gösteriyor. Bu yoldan asla geri dönmeyecek, hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğiz. Biz bugüne kadar lafla değil, hep icraatımızla milletimizin huzuruna çıktık. Allah'ın izniyle önümüzdeki yaz aylarında bu çabalarımızın bu fedakarlıklarımızın meyvelerini hep beraber almaya başlayacağız. İşte o zaman Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023, Türkiye için gerçekten tarihi bir dönüm noktası, unutulmaz bir bayram yılı haline dönüşecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'yi her alanda eşi benzeri görülmemiş yatırımlarla, altyapıyla, eserlerle, hizmetlerle tanıştırdıkları gibi ekonomide de şampiyonlar liginin bir parçası haline getirmekte azimli olduklarını söyledi.

Müreffeh bir gelecek hayalini kendilerinin gerçeğe dönüştüreceğini belirten Erdoğan, "Çünkü biz AK Partiyiz, çünkü biz milletin partisiyiz." diye konuştu.

Son dönemde yaşanan kimi hadiselerin, "bu ülkenin en büyük sorunu muhalefettir" tespitini tekrar tekrar haklı kıldığını vurgulayan Erdoğan, muhalefetin görevinin, milletin sorunlarına ve ülkenin ihtiyaçlarına iktidardan daha iyi çözümler bulacak vizyonu ortaya koymak, programları, projeleri geliştirmek olduğunu ifade etti.

Erdoğan, CHP'nin bunca yıllık muhalefet döneminde herhangi bir vizyon ortaya koyduğunu gören, duyan, bilen olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"CHP'nin ülkenin herhangi bir meselesinin çözümüne katkı sağladığını, alternatif bir teklif getirdiğini gören, bilen, duyan var mı? Yok. CHP'nin milletimizin herhangi bir derdine derman olacak, yüzünü güldürecek bir açılım ortaya koyduğunu gören, duyan, bilen var mı? Yok. Peki ne işe yarar bu CHP. Bunun cevabını CHP'nin başındaki zata bakarak vermek gerekir. CHP'nin başındaki zat, yıllardır ısrarla takip ettiği, artık zırvalık derecesinin ötesine geçip hezeyan şeklini alan yalan, iftira ve çarpıtma siyasetiyle milletimizin eğlencesi haline dönüştü. Anlaşılan ülkede komedyen eksiği var ki CHP'nin başındaki zat orayı doldurmak için tüm gücüyle çalışıyor. Ana muhalefet makamı milleti eğlendirme değil, milletin dertlerine alternatif çözümler sunma yeridir. Madem Kılıçdaroğlu'nun böyle bir derdi yok, kendisi işin eğlencesinde, biz de bu zatın parlak fikirlerini hayata geçirebilmesine biraz katkıda bulunalım."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçtiğimiz haftalarda Şanlıurfa'ya gidip, belediyelerin CHP'ye geçmesi halinde çiftçilere elektriği bedava vereceğini söylediğini aktaran Erdoğan, "Bu zat, 2019 seçimlerinde de pek çok yerde belediye başkan adaylarını yanına alarak hiç kimseyi işten çıkarmama, her tarafı metro hatlarıyla donatma, suyu ve ulaşımı ucuzlatma, her aileye maddi destek, her çocuğa bedava süt verme gibi vaatlerle de milletin karşısına çıkmıştı." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Madem CHP Genel Başkanı'nın böyle bir hayali, böyle bir rüyası var, böyle bir orijinal projesi var, biz de belediyenin CHP'li başkanlarda olduğu yerlerde kendisine yardımcı olalım dedik. Arkadaşlarımıza talimat verdik. Nerede bir CHP'li belediye yönetimi varsa orada çiftçiye bedava elektrik verilmesi başta olmak üzere tüm bu vaatleri yerine getirmelerini sağlayacak adımlar atılacak. CHP'li belediyeler belli ki yoğunluktan sözlerini hayata geçirecek teklifleri belediye meclislerine getiremiyorlar, onların yerine bizim arkadaşlarımız bu yükü omuzlayacaklar. Maksat, Kılıçdaroğlu'nun sözünü yerde bırakmayalım. CHP Genel Başkanı'nı kendi tabanı ve millet nezdinde mahcup etmeyelim. Gerçi arkadaşlarımızın daha ilk başladığı yerde CHP'li belediye başkanı bu duruma isyan edip 'gidin onu Kılıçdaroğlu'na sorun' gibi bir tepki gösterse de anlaşılan o ki başkanın partisinin vaatlerinden haberi yok. Sergilediği tek parti faşizmi uygulamaları sebebiyle, kınama cezası verilen bir belediye başkanının partisine ve genel başkanına koyduğu posta da bu cenahta işlerin sandığımızdan daha karışık olduğunu gösteriyor. Ha bu arada, Kılıçdaroğlu'na bir hatırlatmada daha bulunayım; hani meydanlarda hiç kimsenin belediyedeki işinden, ekmeğinden edilmeyeceği konusunda namus sözü vermişti ya işte o söz kendi belediye başkanları tarafından ayaklar altına alındı."

Erdoğan, İstanbul başta olmak üzere yönetimi CHP'ye geçen pek çok belediyede on binlerce insanın ekmeğinden edildiğini belirterek, asgari ücret ve diğer çalışanların ücretlerine yaptığı artışları beğenmeyen CHP'li belediyelerdeki personelin de maaşlarında hükümetin belirlediği oran kadar bile iyileştirme yapmayan başkanlara ateş püskürdüğünü söyledi.

Erdoğan, "Kılıçdaroğlu'nun, bu konuda uygulayacağı parlak fikirleri varsa, şayet kendi belediye başkanlarına sözü geçmiyorsa bizim meclislerdeki arkadaşlarımız kendisine yardımcı olmaktan memnuniyet duyacaklardır." diye konuştu.

Karşılarında, ağzından çıkan sözden habersiz, gerçekler yüzüne vurulduğunda tepkisiz, ülkenin derdiyle dertlenmekten, millet beklentilerine cevap vermekten uzak bir muhalefet tipolojisi bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Türkiye enflasyonun da boynunu kırar, döviz kurunu da zapturapt altına alır, büyümesini de arttırır, gerekirse dünyaya da meydan okur. Ama bu muhalefet sorununu nasıl çözer işte onu bilmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, muhalefetin ülkenin yönetimine talip olduğunu ancak bunu yapacak bir programı ve vizyonu bulunmadığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güya bu zatın öncülüğünde 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı'na karşı bir ittifak kuruluyor ama daha bizim karşımıza çıkartacakları adayın kim olacağı hususunda anlaşamıyorlar. CHP'nin kendi içindeki adaylık mücadelesi neredeyse saç saça, baş başa kavgaya dönüşmüş durumda. Yakında zaptiyelik, adliyelik olurlarsa şaşırmayın. Daha bu partinin içinde her gün bir yenisi çıkan ve hiçbirinin de üzerine gidilmeyen taciz, tecavüz, hırsızlık, ahlaksızlık vakalarını saymıyorum bile. Velhasıl karşımızda neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan bir CHP var. Yaşanan her hadise bunların çeşitli maskelerin arkasına gizledikleri faşist yüzlerini baskıcı, diktacı, nobran karakterlerini açıkça ortaya koyuyor. Kamu görevlilerimizin karşısında aslan kesilen Bay Kemal ve yoldaşları, bölücü örgütün siyasi uzantıları karşısında kağıttan kaplana dönüştüler. Eş başkanların hem CHP'yi hem de CHP'li büyükşehir belediye başkanlarını hedef alan hakaretlerine seslerini dahi çıkaramadılar. Seçim meydanlarından kendilerine afedersiniz 'Mustafa Kemal'in itleri' diye ayar verenlerin bugün gönüllü avukatlığına soyundular. Kendi deyimleriyle Atatürk'ün partisi CHP'yi Kandil'in kapı kuluna çevirdiler. Her ne kadar kendileri görmek, kabul etmek istemese de CHP'nin ülkeyi geren, milletimizi kutuplaştıran, Türk siyasetini zehirleyen, bu bayat taktiklerinde artık deniz tükenmiştir."

Millet prim vermedikçe Kılıçdaroğlu ve yoldaşlarının kontrolü iyice kaybetmeye başladığını dile getiren Erdoğan, "İçinde debelendikleri siyasi tükenmişlik sendromunu gözlerden kaçırmak için hemen her gün yeni bir skandala, bir utanç tablosuna imza atıyorlar. Affınıza sığınıyorum, ağız ishaline tutulmuş kifayetsizler misali ne söylediklerini, ne yaptıklarını, hezeyanlarının nereye varacağını artık kendileri bile bilmiyor. Önceki gün parti sözcümüzün de dediği gibi siyasetteki cari açıklarını hakaretle kapatmaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "alçaklık bayrağını" Kılıçdaroğlu'nun bir başka yardımcısının devraldığını ifade ederek, "Milletin inancından, değerlerinden, hassasiyetlerinden bihaber bu ahlak yoksunu, FETÖ ile haşa ile 'Allah' lafsını yan yana kullanarak ne kadar sefil ne kadar habis bir zihniyete sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Bırakın artık dinimizi istismar etmeyi, dürüst olun dürüst. İşinize geldiği gibi konuşmanın bir anlamı yok. Artık bu yaptıklarınız, bu söyledikleriniz tutmuyor." diye konuştu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.