TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

2022 YILI BÜTÇESİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Gençlik ve Spor Bakanlığının 2022 yılı bütçesi kabul edildi.

24 Kasım 2021 Çarşamba

Komisyon, AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı.

Komisyonda, Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ile Danıştayın bütçeleri ele alınacak.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bakanlığının 2022 yılı bütçesine ilişkin sunumuna başladı.

Gül, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2022 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, Öğretmenler Günü'nü kutladı.

Adaletin yalnızca mahkemelerde değil, hayatın her alanında, devletin tüm görevlerinde aranması ve titizlikle yerine getirilmesi gerektiğini belirten Gül, yargısal adaletin, adaletin önemli bir boyutu olduğunu ifade etti.

Adaletin milletin beklentisine uygun şekilde, vatandaşın layık olduğu biçimde gelişmesi için reformlar yaptıklarını dile getiren Gül, geçmişte darbe dönemlerinin araçsallaşan yargısı ve tarihe utanç vesikası olarak geçen hukuk cinayetlerinin toplumun adalet duygusunu derinden sarstığını söyledi.

Hukuk devletinde, yargının yegane ideolojisinin adalet olduğunun altını çizen Bakan Gül, yargının ele geçirilecek bir mevzi değil, el değmeyecek bir merci olduğunu vurguladı. Gül, "FETÖ'nün cübbeli hainleri, dosyalarını örgüt ajandasına göre kurdular, tezgahladılar, tuzakladılar." diye konuştu.



Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı'nda yer alan hedefleri ve düzenlemeleri anlatan Gül, reform iradesinin devam edeceğini bildirdi.

Adalet Bakanı Gül, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında dört yargı paketinin kanunlaştığını hatırlatarak, yasallaşması için çalışmaların sürdüğü 5. Yargı Paketi'nin de önemli düzenlemeler içerdiğini kaydetti.

İnsan Hakları Eylem Planı'nın yeni bir anayasaya olan ihtiyaca vurgu yaptığını ifade eden Bakan Gül, şöyle devam etti:

"Millet iradesinin bir daha ipotek altına alınmaması, bütün demokratik kazanımların en güçlü güvenceye kavuşması için yeni ve sivil bir anayasa, siyasetin önündeki en önemli sorumluluklardan biridir. Bu sorumluluk, siyaset kurumuna partiler üstü bir ödev vermektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın tüm partilere yaptığı çağrının arkasında da bu hassasiyet, bu anlayış bulunmaktadır. Kabul etmek gerekir ki darbe dönemlerinin ruhu, 1982 Anayasası'na, millete ve siyaset kurumuna güvensizlik olarak yansımıştır. Bu yansımanın izlerini silmek için birçok değişiklik yapılmış ancak anayasadaki vesayetçi anlayış bütünüyle giderilebilmiş değildir. Millet iradesini en güçlü şekilde koruyacak, özgürlükçü bir anlayışa dayalı anayasaya ihtiyacımız olduğu açıktır. Demokrasinin bir gereği olarak hukukun herkese eşit ve adil bir şekilde uygulanması, çoğulculuğun ve farklılıklara saygının esas alınacağı bir anayasaya milletimizin ihtiyacı vardır."

Bakan Gül, milletin sesinden, sözünden ürkerek değil, milletin sesi ve sözünden güç alarak özgürlükleri geliştirmek için yeni ve sivil bir anayasayı, 84 milyonun anayasasını yapma kararlığında olduklarını vurguladı.

Ceza adaleti sisteminde yapılan değişiklikleri anlatan Bakan Gül, sulh ceza hakimliklerinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı dikey itiraz usulünün getirildiğini belirtti. Bakan Gül, "1 Ocak 2022 tarihinden itibaren tutuklamaya itirazlar asliye ceza mahkemeleri tarafından değerlendirilecek yani tutuklamaya itiraz bir üst mahkemede yapılacaktır." bilgisini paylaştı.

Yeni yapılması planlanan düzenlemelere de değinen Gül, vergi suçlarına ilişkin ceza adaletinin orantılılık ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda bir düzenleme ihtiyacı olduğunu düşündüklerini söyledi.

Abdulhamit Gül, "Trafik magandalığı gibi tabir edilen fiillere ceza artırımı gündemimizde bulunmaktadır." dedi.

Gül, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2022 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, 2017'de uygulanmaya başlanan "lekelenmeme hakkı" kapsamında 472 bin kişi hakkında soruşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini anımsattı.

Vatandaşların şerefinin, onurunun ve itibarının devlete emanet olduğunun altını çizen Bakan Gül, son yargı paketinde yapılan düzenlemeleri anlatarak, hiçbir şekilde insanın mahreminin ifşasının kabul edilemeyeceğini belirtti.

İletişim kayıtlarının beraat kararı verildiğinde de yok edilmesine yönelik düzenlemenin hayata geçirildiğini hatırlatan Gül, "Vatandaş beraat almış, ama dinleme kayıtları dosyada yıllarca kalabiliyordu. Bu kayıtlar da artık imha edilecek." diye konuştu.

İfade alınması için gece yarısı gözaltına alınma, otelden, havaalanından yakalama işlemlerine son verildiğini aktaran Gül, şöyle devam etti:

"Artık mesai saatleri dışında yakalanan kişiler, yargı mercilerine gelip ifade vermeyi taahhüt etmeleri durumunda Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda bir defaya mahsus olmak üzere serbest kalıyorlar. Bu değişiklik, ceza adaleti sisteminde kişi özgürlüğü ve güvenliği konusunda şimdiye kadar gerçekleştirilen en önemli yeniliklerden biridir. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği 14 Temmuz 2021 tarihinden bu yana 9 bin 351 vatandaşımız taahhüt vererek serbest kalmıştır."

Abdulhamit Gül, İstanbul Havalimanı'nda kurulan adliyenin 11 Şubat 2020'de hizmet vermeye başladığını, bu uygulamanın vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandığını dile getirdi.

Yurt dışına çıkışların yoğun olduğu diğer havalimanlarında da bu uygulamayı hayata geçirmeyi planladıklarını ifade eden Gül, "2022 yılında, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda bir adliye kuracağız." bilgisini paylaştı.

Gül, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2022 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, seri muhakeme usulü ve basit yargılamanın uzun yargılama süreçlerini sona erdirdiğini söyledi.

Uzlaştırma kapsamında ise bu yıl dosyaların yüzde 84,5'inin uzlaşmayla sonuçlandırıldığını aktaran Gül, alternatif çözüm yollarının başarıyla yürütüldüğünü dile getirdi. Abdulhamit Gül, 2 milyon 392 bin 342 uyuşmazlığın 1 milyon 647 bin 280'inin arabuluculukla sonuçlandığını kaydetti.

Arabuluculuk uygulamasının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaların önümüzdeki süreçte de devam edeceğini belirten Gül, 26 Haziran 2022'de de ÖSYM tarafından yeni bir arabuluculuk sınavının yapılacağını açıkladı.

Mağdur hakları alanında son yıllarda mevzuat değişiklikleri yapıldığını, yeni uygulamaların hayata geçirildiğini anlatan Gül, adliyenin kapısının adaletin kapısı olduğunu vurguladı.

Hakim ve savcı olmadan kadın ve çocukların ifadelerinin alındığı adli görüşme odalarına da değinen Gül, Türkiye genelinde 110 adli görüşme odasının bulunduğunu, bu özel ifade odalarında 38 binden fazla görüşme gerçekleştirildiğini kaydetti.

Kadına yönelen her türlü şiddetin acısını hissettiklerini, bu tür olayların kendilerini derinden yaraladığını ifade eden Gül, "Kadına yönelik her türlü şiddet eylemini kınıyorum. Kadına yönelik şiddetin mağduru aynı zamanda çocuğumuz, ailemiz, toplumumuz, kısaca herkestir. Bu noktada asıl olan şiddetin önlenmesidir. Şiddetin tamamıyla ortadan kaldırılmasıdır. Şiddeti doğuran etkenlerin önlenmesi öncelikli mesele olmalıdır." diye konuştu.

Gül, aile içi şiddet bürolarında görevli Cumhuriyet savcıları ile tedbir kararlarına bakmakla görevli hakimlere uygulama birliğinin sağlanması için düzenli eğitimler verildiğini, bu eğitimlere son 3 yılda 7 binden fazla hakim ve savcı katıldığını bildirdi.

Kadınlara yönelik huzur ve sükun bozucu ya da taciz niteliğindeki ısrarlı takip fiillerinin daha ağır cezalandırılmasına ilişkin yeni bir suç ihdasının da çalışılan başlıklar arasında yer aldığını dile getiren Gül, çocuk haklarının geliştirilmesinde yapılanlara değindi.

Abdulhamit Gül, Erzurum'da örnek bir Çocuk Adalet Merkezi oluşturulduğunu, bundan sonraki süreçte adliye projelerinde de çocuklar düşünülerek hareket edileceğini söyledi.

İdari uyuşmazlıkların mahkemelere gitmeden önce çözülmesi ve vatandaşların işlerinin kolaylaştırılmasının önemli olduğunu belirten Gül, "Hedefimiz, sulhun kamu kurumları ile vatandaşlar arasında asıl çözüm yolu haline gelmesidir. Bu düşünceyle ele aldığımız idari sulh çalışmamızı sonuçlandırmak üzereyiz. Planladığımız düzenleme yalnızca idari yargıda değil, adli yargıda görülen ve kamu kurumlarının taraf olduğu davaları da kapsayacak." bilgisini paylaştı.

Bakan Gül, uyuşmazlıklarda "pilot dava" usulünün de gündemlerinde yer aldığını dile getirdi.

Makul sürede yargılanma hakkının, adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olduğunu kaydeden Gül, yargıda hedef sürelere uyulma oranının Kovid-19 salgınına rağmen memnuniyet verici olduğunu vurguladı.

Bazı davalarda sürenin uzamasından doğan mağduriyetin, tarafların hayatına doğrudan tesir ettiğine dikkati çeken Gül, boşanma davalarının, tazminat ve velayet gibi taleplerden dolayı uzadığını bildirdi. Bakan Gül, şunları kaydetti:

"İki taraf da boşanma konusunda kararlı ancak sair hususlarda anlaşamadığı durumlarda uzayıp giden çekişme, kadına da erkeğe de esas itibarıyla ilave külfetler getiriyor. Tarafların iradesine uygun, yeni mağduriyetlere yol açmayan bir usul geliştirme ihtiyacını tespit ettik. İki taraf da boşanmak istiyorsa, bu boşanma iradesini hakim huzurunda söylediyse boşanma kararını gecikmeksizin vererek kişilerin medeni haliyle ilgili gecikmeden kararın verilmesi konusunda çalışmalarımızı da son hale getirmiş durumdayız."

Adalet Bakanı Gül, ihtisas mahkemelerine ve uzmanlaşmaya önem verdiklerini ifade ederek, "Yakın süreçte İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerimizden başlayarak finans mahkemeleri kuracağız. Yine sendika uyuşmazlıkları için de sendika ihtisas mahkemelerini yakın zamanda hayata geçirmiş olacağız." dedi.

Adalet teşkilatına yeni personel alımının planlandığını söyleyen Gül, 2022 yılında 12 bin 400 yeni personel alınacağını bildirdi.

FETÖ'nün darbe girişimine de değinen Gül, yargının darbe girişiminin hesabını ilk geceden itibaren suç üstü yaparak Türk milleti adına sorduğunu söyledi.

"Darbe teşebbüsünün içinde, ardında, yanında yöresinde kim varsa yargı önünde hesap vermiştir, verecektir." diyen Gül, darbecilerden millet adına hesap soran bağımsız ve tarafsız Türk yargısının, demokrasinin başlıca güvencelerinden biri olduğunu sözlerine ekledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen Adalet Bakanlığının 2022 bütçesi üzerinde milletvekilleri söz aldı.

CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, bütçe Meclis'e sunulduğunda 9 lira olan doların 13 liraya yükseldiğine işaret ederek, "Memlekette her şey dolara endeksli. Adalet Bakanlığımızın yapacağı yatırımlar da. Yani bu bütçe görüşülürken iktidarın herhalde ek bütçeyi de hazırlaması lazım çünkü bütçe anlamını kaybetti." diye konuştu.

Bugüne kadar herhangi bir reform yapılmadığını öne süren Erkek, "Reform diye sunulanlar, bazı kanunlarda yapılan değişiklikler. Bizler hukukçuyuz, samimi olmamız gerekiyor birbirimize karşı. Reform nasıl olur? Reform, yargıyı yürütmenin tahakkümünden kurtarmakla olur." ifadesini kullandı.

Hakimler Savcılar Kurulu ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştiren; Sayıştay'ı, Anayasa Mahkemesi'ni daha saygın, daha güçlü bir konuma getiren reformlar yapılması gerektiğini söyleyen Erkek, "Bugün, bir siyasi parti genel başkanı Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun çoğunluğunu atıyor. Danıştay'a, Anayasa Mahkemesi'ne üye atıyor. Bir siyasi parti genel başkanının mahkemeye yargıç atadığı bir yerde adalet olur mu veya adalet bağımsız ve tarafsız görünebilir mi?" değerlendirmesinde bulundu.

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, Türkiye'nin çok tarihi süreçlerden geçtiğini belirterek, "Devlet-mafya ilişkileri, yargı-siyaset ilişkileri ayyuka çıkmış, yargı makamları ne yazık ki sus pus." dedi.

Türkiye'de düşünce özgürlüğünün iç açıcı seviyede olmadığını savunan Koç, "17 Temmuz 2020 tarihi itibarıyla en az 93 gazeteci tutuklu ya da hükümlüdür. İşinden edilen gazeteci sayısı 10 binin üzerindedir. En az 158 basın yayın kuruluşu ve internet sitesi hakkında erişim yasağı uygulanmıştır." diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ise toplumların sürekli değiştiğini, hukuk sistemini de çağın gereklerine göre değiştirme ihtiyacının her zaman olduğunu söyledi.

AK Parti'nin iktidara geldiği 2002 yılında Kopenhag kriterlerini de benimseyerek bütün dünyanın dikkatini çektiğini anlatan Subaşı, "Türkiye, yatırım yapılabilir ülke, güvenilir ülke kabul edilmesi nedeniyle çok ciddi bir kalkınmayla karşı karşıya kalmıştı. Bunun temelinde yatan, hukuk ve güvendi. Fakat geldiğimiz noktada 2018'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle ilk darbeyi maliye ve ekonomiye cumhurbaşkanının yakınının gelmesiyle yemiştik." sözlerini sarf etti.

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Türk adaletinin uzun bir zaman diliminde bünyesine sızan hain FETÖ yapılanmasını kısa sürede içinden söküp attığını belirtti.

ByLock'un terör örgütünün haberleşme aracı ve örgüt üyeliğinin de somut delili olduğunu vurgulayan Yıldız, "CHP'nin Sayın Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 'Bende 120-160 arasında ByLock kullanan milletvekili var, bunları bir gün açıklayacağım.' demiştir ama aradan maalesef üç yıl geçmiştir, henüz böyle bir açıklama yapılmamıştır. Sayın Kılıçdaroğlu, elindeki listeyi Cumhuriyet başsavcılıklarına teslim ederse bu örgüte karşı büyük bir darbe daha vurulacaktır ve böylece de iddia edilen siyasi ayağı açığa çıkarılacaktır." diye konuştu.

MHP'nin hazırladığı anayasa teklifi taslağının kamuoyuyla paylaşıldığını anımsatan Yıldız, teklifin detaylarını anlattı.

Yıldız, "Türk milletinin bizden beklentisi Cumhuriyet'in 100'üncü yılında parlamenter sistemle geriye gidiş değil, gelecek yüzyılı milli ve vizyoner bir bakışla kavrayan Türk tipi başkanlık sisteminin kökleşmesidir. Bunun yanı sıra huzuru, refahı, birlik ve kardeşlik bağlarını tahkim edecek yeni bir anayasadır. Türk milleti bizden bunu beklemektedir." dedi.

AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, Türkiye'nin yönetim yapısı, toplumsal düzeni, bilimsel ve teknolojik kapasitesinin her geçen gün daha da geliştiğini belirterek, "Bu gerçek uluslararası alanda sıkça ifade edilmekte ve yakaladığımız gelişmişlik düzeyi, dünya siyasetindeki iddia ve sorumluluğumuzu daha da arttırmaktadır." ifadesini kullandı.

Cora, bu gelişmeler karşısında tüm yönetim yapısını olduğu gibi adalet sistemini de sorgulamaları ve sorunlu alanları ortaya çıkarıp gerekli tedbirleri almalarının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti hükümetleri döneminde önemli reformların ortaya konulduğunu vurgulayan Cora, "Reform gelişmelere ayak uydurmak, beklentileri karşılayabilmektir. Reform dinamik bir süreçtir. 2002 yılından bu yana attığımız adımlarla adalet hizmetlerinin sorunlarının çözümünde önemli mesafeler katettiğimiz inkar edilemez bir gerçektir. Geldiğimiz noktada ulaştığımız sonuç memnuniyet vericidir, geçmişle kıyaslanamayacak kadar özgündür, etkindir, hızlıdır. Geleceğe dönük olarak umut, güven vermektedir." değerlendirmesini yaptı.

Bağımsız ve tarafsız yargı teşkilatının oluşmasıyla adalet sisteminin insan kaynağının güçlendiğini söyleyen Cora, "Uhdesindeki mensupları artık güvenilebilmekte, millet adına karar verilebilmekte, talimatla hareket etmemektedirler. Bu manada, özellikle personel sayısının artmasıyla da iş yükünün azaldığını ifade etmek isterim." diye konuştu.

Cora, yargı paketleri kapsamında yapılan değişiklikleri ve adalet alanında yapılanları anlattı.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Özellikle 15 Temmuz hain darbe gecesi Adalet Bakanlığımızın, yargı mensuplarımızın darbenin ilk anından itibaren gösterdikleri refleks ve hemen işlemlerin başlamış olması darbenin önlenmesi konusunda büyük bir rol almıştır." dedi.

Sistem değişikliğini kendilerinin de desteklediğini anımsatan Destici, "Burada en önemli değişikliklerden bir tanesi de daha önce Anayasa'mızda yargı sadece bağımsızlık ilkesiyle anılırken bunun yanına tarafsızlık ilkesi de eklendi. Şu anda, yargımız anayasal olarak hem bağımsız hem de tarafsız bir şekilde faaliyetlerini, görevini sürdürüyor." diye konuştu.

Destici, yargı reformu paketleriyle ve diğer düzenlemelerle gerçekten pek çok önemli eksikliğin de giderildiğini kaydetti.

AİHM kararlarının çok gündeme geldiğine dikkati çeken Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Elbette ki hukuk, mevcut meri hukukumuz, yerel mahkemeler, Anayasa Mahkememiz, Yargıtay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bunlar bir bütünlük arz eder. Fakat Türkiye'nin bütün AİHM kararlarına uyma gibi bir mecburiyeti olduğunu düşünmüyorum, orada da hukukun bize verdiği bazı haklar olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir örnek anlatayım: Merhum Muhsin Başkanımızla birlikte İskeçe'ye gittik. İskeçe Türk Birliği var. Baktık kapısında tabela yok; bir boşluk var, tabela yeri çökmüş. Dedik ki niye tabela yok? Dediler ki: 'Türk kelimesi yazdırılmadığı için biz de tabela asmıyoruz.' Burada da AİHM kararları var ama Yunanistan bunları uygulamıyor ve Yunanistan'da hiçbir büyükelçi de çıkıp talimat verir gibi 'siz bu kararlara uyun' diye ya da 'uygulayın' diye açıklama yapmıyor. AİHM'nin çifte standardını hepimiz biliyoruz, görüyoruz."

**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.