TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MHP GRUP TOPLANTISI


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türk Gençliği Büyük Kurultayı" ve "Analar Bacılar Kurultayı"na işaret ederek, "Türk gençliği diri umuduyla, yüksek ufkuyla, heyecan ve hedef dolu tutumuyla yeni bir tarih yazmış, almasını bilenlere mesajların en görkemlisini kararlılıkla vermiştir. Gençlerimiz milletimizin gelecek özlemidir. Bu özlem Allah'ın izniyle büyük Türkiye ülküsünün gerçekleşmesiyle vuslata erecektir." diye konuştu.

12 Ekim 2021 Salı

Devlet Bahçeli, "Cemil Meriç'in söylediği üzere, 'Dava irfanımızı yeniden fetheden, bugünümüzü düne bağlayan' bir gençlikle önümüze çekilen kalın perdeler birer birer yırtılıp atılacak, Türkiye büyüyüp Turan olacaktır." yorumunu yaptı.

Türk tarihinin, hasreti çekilen eski ve ölümsüz bir eser olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu eseri tekrar kaleme alacak, geleceğin tertemiz ve yaşanmamış ortamına inançla taşıyacakların, Türk gençliği olduğunu söyledi.

İstifhamların kafalarda kök salmasına engel olanın, kin ve nefretin kalplerde yuva yapmasına müsaade etmeyen asil Türk gençliği, bu gençliği temsilen de Milliyetçi-Ülkücü gençlik olduğunu dile getiren Bahçeli, "Kim ki Türk gençliğini yok sayıyorsa, adını anmıyorsa, siyasi ve ideolojik istismarın konusu yapıyorsa, biliniz ki karanlık, kabalık, kuraklık ve küstahlık içindedir. Onlar soysuz bir çağdaşlığın fevkinde çağlar üstüdür. Dönemlere hapsolanların aksine devirler üstüdür. Bildiğiniz gibi, şöhret, şehvet ve servet kör bir labirenttir." görüşünü paylaştı.

Elinde bir kandil bile olmadan dolaşmaya kalkışanların, aynısıyla dibi görünmeyen uçurumlara kanat çırpanlar olduğunu kaydeden Bahçeli, "Gençlerimiz yeri geldi mi sağduyu ve sorumlulukla uçurumların önüne göğsünü geren, yeri geldi mi de milli geleceği kötürüm hale sokmak için fırsat kollayan odaklara hak ettikleri şamarı indiren soylu duruştur. Gençliğimiz yüz akımız, önü arkası kesilmeyecek akınımızdır. Onların ihtiyaç ve taleplerini karşılamak, sitem ve şikayetlerini çözümle kesiştirmek siyaset kurumunun ana görevidir. Milliyetçi ülkücü gençlik, Türk gençliğinin kalpgahıdır. Kökü Ötüken'de, kaynağı Issık Gölü'nde, kavgası da Türk ve İslam düşmanlarıyladır. Bu gençlik bizim baş tacımız, medarıiftiharımızdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Fırat Kalkanı Harekat Bölgesi'nde şehit olan Fatih Doğan, Cihat Şahin ve Tayfun Özköse'ye Allah'tan rahmet, yaralılara şifalar diledi.

Kılıçdaroğlu'nun yayımladığı taziye mesajında, saldırıyı kimin yaptığına dair en ufak bir ibare olmadığını belirten Bahçeli, "Sayın Kılıçdaroğlu, 'onlar bize mi saldıracaklar' dediğin PKK/YPG'li şerefsizler vatan evlatlarının kanına girmişlerdir. Korkma itiraf et, PKK'ya tek bir laf et, kaygılanma, bu seni sadece ve sadece insan yapar, milletimizin derdiyle dertlenen bir siyasetçi yapar." diye konuştu.

Bahçeli, "Kitabın ortasından konuşuyorum, HDP’yle ortaklık, şehitlerimizin kanının, analarımızın gözyaşlarının dökülmesine alçakça hizmettir. HDP'yle gelecek planlamak, siyaset denkleminde buluşmak Türk milletini kundaklamak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü kurcalamaktır. CHP ile İP işte böylesi bir tezgahın gönüllü müdavimleridir. Bunlar yüz karasıdır, yürek sızısıdır, demokrasi infazcısıdır." ifadesini kullandı.

Pazar günü gerçekleştirdikleri Analar-Bacılar Kurultay'ında, HDP’nin kapatılmasına yönelik ifadelerinin, emperyalizmin ve terörizmin maşalarını epey rahatsız ettiğini dile getiren Bahçeli, "Bana cevap vermişler ve demişler ki 'Açılmamak üzere kapatman gereken senin kin ve nefret kusan ağzındır'. Siz bunu gidin de HDP'nin Diyarbakır İl Başkanlığının önünde evlat nöbetine giren cesur analara söyleyin de görelim. Bu bölücü ahmaklar nerede yaşıyorlar, hadiselere nereden bakıyorlar bilemiyorum ama benim ağzımı kapatacak bir babayiğit henüz anasının karnından doğmadı. Kapanması ve kapatılması gereken terörün siyaset uzantısıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"PKK/YPG tanksavar kullanıyor, güdümlü füze kullanıyor, envaiçeşit ve teknolojik düzeyi yüksek silahlara sahip bulunuyor. Bu silahları hangi odaklar veriyor?" diye soran Bahçeli, "Teröristleri kimler eğitiyor, kimler donatıyor, hangi dost ve müttefik görünümlü ülkeler silahlandırıp üzerimize kışkırtıyor? ABD yönetimi, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını ulusal çıkarı için olağanüstü tehdit olarak değerlendiriyormuş. Biliniz ki karşımızdaki terazi milli sıkleti çekemez, artık böyle gelse de bu şekilde gidemez." değerlendirmesinde bulundu.

"Müttefik olduğumuz bir ülkenin PKK kamplarında aradığı nedir?" sorusunu yönelten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye'nin kuzeydoğusunda yaptıkları nasıl izah edilmelidir? Tehdidin adını doğru koymak geldiğimiz bu aşamada zorunluluktur. Tehdit Türkiye'nin Suriye'deki varlığı değil, ABD'nin cinayet planları, ihanet senaryoları, terör örgütüyle eylem ve emel birlikteliği içine girmesidir. Buna dostluk diyen varsa beri gelsin, böyle dostluk düşman başınadır.

ABD'nin besili canavarı DEAŞ, 8 Ekim Cuma günü, Afganistan'ın Kunduz vilayetindeki bir camiye dehşet veren bombalı saldırıda bulunmuş, çok sayıda din kardeşimizi katletmiş ve yaralamıştır. Camiye bomba atmak inanılması mümkün olmayan ve ifadesi bulunamayacak bir vandallık, bir şeytanlıktır.

ABD yönetimi, Türkiye'nin DEAŞ'la mücadeleye zarar verdiğini ileri sürüyor. Bu haksız ve hasmane iddianın ne denli asılsız, ne kadar temelsiz olduğunu en iyi onlar biliyor. Biliyorlar ama itiraf edemiyorlar, çünkü işlerine öyle gelmiyor. NATO üyesi olup DEAŞ'a karşı en çok mücadele veren, en çok bedel ödeyen ülke Türkiye'dir. PKK'ya silah veren bellidir, Mehmetlerimizin, polislerimizin şehadetine çanak tutanlar bellidir. DEAŞ'ı, YPG'yi, PKK'yı kiralık tetikçi olarak kullananlar gün gibi karşımızdadır. Ve bunların dost olması, müttefiklik söylemleri eşyanın tabiatına aykırıdır. Dost dediklerimiz, adam olacak, mert olacak, hesapsız olacak, saygılı olacak, onurlu olacak, dürüst olacak, kendi çıkarlarını kolladıkları kadar bizim de çıkarlarımızı kollayacaklar.

Terörle mücadelemizin önüne kim bariyer dikiyorsa, yolumuza kimler hendek kazıyorsa, egemenlik haklarımıza kim diş biliyor ve hançer sallıyorsa, işte onlar Türklüğün varlığına, Türkiye'nin bin yıllık kardeşlik müktesebatına kuyu kazan, Anadolu'dan çıkarılmamızın düşünü kuran ehli saliptir, öyle ki şehadet pahasına da olsa alayına birden direnmek farzı kifayedir, boynumuzun yegane borcudur."

Gelişmeler, geçmişte yaşanmış olan kısır ve gergin tartışmaların önümüzdeki dönemde yoğunlaşacağının işaretlerini verdiğini dile getiren Bahçeli, bu tartışmalara Cumhur İttifakı olarak karşı koyacaklarını, Türkiye'de, etnik bölücülüğe statü ve kimlik kazandırmak maksadıyla devreye giren zillet ittifakının hesaplarını elbette tarumar edeceklerini kaydetti.

Bahçeli, "Anadilde eğitim; devlet yapısının yeni esaslara bağlanması; anayasal teminat altında yeni bir ortaklık devleti kurulması; Türkiye'nin idari yapısının yeniden düzenlenmesi; genel siyasi af ve İmralı canisine özgürlük talepleri; etnik kimliklerle bölücü siyasetin kızışması ve yoğunlaşması karşısında Cumhur İttifakı olarak tek nefes, tek bilek, tek yürek olacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın sağlığı üzerinden polemik yaparak, yalan ve tezviratları yayarak aşağıların da aşağısına düşenlere ant olsun itibar etmeyeceğiz." sözlerini sarf etti.

Yapılmak istenenin, etnik bölücülüğün siyasi bir sorun olarak siyasi süreçlerle çözümü için uygun bir ortam yaratılması, bunun siyasi ve toplumsal altyapısının hazırlanması olduğunu belirten Bahçeli, "Bu siyasi senaryonun sahneye konulması mümkün olabilirse, PKK'nın siyasi talepleri ve eylem planı, bu süreçte demokratik ittifak platformu haline getirilecektir. CHP'nin hedefi budur, İP'in hedefi budur, HDP'nin hedefi budur, siyasi hayatı döneklikle geçenlerin gayeleri budur." görüşünü paylaştı.

"Biz analarımıza bakınca, bacılarımızı görünce gelecek Türk nesillerinin ayak sesini duyuyoruz" diyen Bahçeli, bu kapsamda Türk gençliğinin, analar sayesinde var olduğunu ifade etti.

İki kurultayın da manevi olarak birbiriyle pekiştiğini ve örtüştüğünü belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Dikkatlerinizi çekmek isterim ki bugün Batı dünyasına hakim olan sosyal ve ekonomik mimari, bunun yanında değerler sistemi büyük çapta tatminsizlik ve huzursuzluklara yol açmaktadır. İnsan gün geçtikçe sadece yiyip içen, sadece diğer temel ihtiyaçların peşinden koşan, insani ve vicdani felaketlere tamamıyla sessiz kalan, niçin var olduğunu, neden yaşadığını düşünmeye fırsat bulamayacak şekilde sürüklenip giden bir felaket döngüsünün pençesindedir. Analarımızın, bacılarımızın, gençlerimizin fedakarane mücadele ve çabasıyla bu döngü bizim semtimize bile uğramayacak, Türk-İslam medeniyeti yeni bir yükseliş hamlesiyle ayağına geçirilmek istenen prangaları kırıp atacaktır."

Bahçeli, Prof. Dr. Erol Güngör'ün "İslam'ın Bugünkü Meseleleri" isimli eserine değinerek, "Milliyetçilik, bir dış mesele olarak göründüğü zaman yerli kültürün, yabancı kültüre karşı çıkması şeklinde cereyan etmektedir. Bir iç mesele olduğu zaman ise asıl iş memlekette milli birliğe engel olacak mahiyetteki kültürel, ekonomik ve sosyal farklılaşmaların asgariye indirilmesidir. Milliyetçilik ilk hamlede milli birlik ve bütünlüğün kazanılması davasıdır." sözlerini sarf etti.

Milliyetçiliğin, yabancı akımlara karşı güvence, milli birlik ve dayanışma ruhunun da güvenlik duvarı olduğunun altını çizen Bahçeli, "Hayattan kopuk, insandan mahrum, gerçeklerden uzak bir milliyetçilik havada ve boşlukta uçuşan fikir kırıntıları gibidir. Bizim milliyetçiliğimiz bizatihi hayatın içindedir, milletimizin vicdanındadır, Allah'ın izniyle iradesinin de tezahürü olacaktır. Arzumuz, amacımız ve arayışımız öteden beri budur. Milliyetçi Hareket Partisine atılan iftiraların, yoğunlaşan saldırıların, yaygınlaşan küresel tahammülsüzlüklerin gelişim ve ilerleyiş rotası titizlikle okunduğu takdirde, bunların hiç birisinin tesadüfi olmadığı görülecektir." düşüncesini dile getirdi.

Yeni bir dünya düzeninin söylem ve dayatmasının, hatta milletsiz devlet, devletsiz millet projelerinin önündeki en büyük engelin milli devletler ve güçlü millet oluşumları olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu nedenle küresel güçler ve mütecaviz ülkeler, milli devletlerdeki yönetim iradesinin millet üstü birliklerle ve güçlerle paylaşılmasını uzun süreden beri dayatmaktadır. Bu paylaşma, elbette ki egemen gücün lehine, mahkum milletin aleyhine gerçekleşecektir. Ancak, bu asimetrik etki aslında milliyetçiliğin yükselmesinin de bir dayanağıdır." dedi.

Küresel aktörler açısından, ülkelerdeki yükselen milliyetçiliğin kırılmasının, dil, din, etnik veya mezhep farklılıklarının kaşınması ve bunların üzerinden ilk etapta özerk, sonra da federal devletler oluşturulmasının melun bir hedef olarak her zaman güncelliğini koruduğunu ifade eden Bahçeli, bu hedefe öncelikle taşeronlar eliyle ulaşılmasının esas alındığını söyledi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bununla mündemiç CHP, HDP, İP, DEVA, Gelecek Partisi ve irili ufaklı diğer zillet partileri tembihli, görevli ve taşeron siyasetin lekeli temsilcileridir. Zillet ittifakı, çözülme ve yıkım siparişini bedeli mukabilince almıştır. Zira her şey gün gibi ortadadır, zelil siyaset simalarının kaçacak, gerçekleri inkar edecek hayası da, hali de kalmamıştır. Egemen güçler, kendi yayılmacı emelleri için milliyetçi perspektifle hareket ederken, ellerini uzattıkları ülkeler için milliyetçiliği bastırmaya, karalamaya, kötü göstermeye çalışmak gibi bir ikilemin ve tenakuzun dibindedir. Ancak maksadı ne olursa olsun, küresel sömürünün önündeki en önemli engel milli devlet yapısı ve bu yapının temel taşı olan Milliyetçi Hareket ve Cumhur İttifakı'dır. Başka bir deyişle, bir milletin yükselişinin müspet dayanağı milliyetçiliktir; milli kimliğin gücü de milli devletin çelik gibi sağlamlığıdır. Küresel gelişmelerin bir figüranı, pasif bir ögesi, edilgen bir yüklenicisi değil, baş aktörü olmayı hedefleyen milliyetçi fikriyat, yalnızca Türkiye'yi değil soydaşlarımızı ve müşterek kültür dairesinde yaşayan mazlum milletleri de kurtaracak muhteşem bir anlayışı temsil etmektedir. Buradan çıkarılması gereken sonuç, çoğulcu yeni bir dünya sistemine duyulan ihtiyacın, yeni baştan kurgusu yapılması gereken uluslararası yeni bir dengenin şart olduğu gerçeğidir."

Bugün bütün insanlığın, çevre sorunundan enerji sorununa, ekonomik eşitsizlikten terör sorununa, bulaşıcı hastalıklardan adalet sorunlarına kadar yüz yüze bulunduğu tehlikelerle ortak bir kaderi paylaştığını belirten Bahçeli, "Bu ortaklık insanlık değerlerinin, insanlık mirasının, insan olmanın onur ve şerefinin ortak paydasıdır. Dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirebilmek, Afrika'dan Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya kadar yerkürenin her köşesinde yaşayan bütün insanlık için kaçınılmaz bir amaç haline gelmelidir." diye konuştu.

Bu anlayışın, bir yönüyle Türk milliyetçilerine düşen tarihi görev ve sorumlulukları gösterdiğini kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti:

"Aynı zamanda cihan imparatorluğu kurmuş olan aziz ecdadımızdan kalan yönetim mirasının da bir gereğidir. İnsan merkezli, hak ve adalet ilkelerine müzahir, gönüllü paylaşımı ve iş birliğini amaçlayan, küresel kaynakları hakkaniyetle insanlığın istifadesine sunan yeni bir aydınlanma süreci, inanıyorum ki Türk milletinin doğrulmasıyla başlayacaktır. Bu ümit yeşerdikçe ihanet kamçı yemiş, çifte çemiş gibi tepinmektedir. Gelişmelerin seyrine baktığımızda, ilhamını ve sevgisini büyük Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket, devlet ve milletimizin bekası için dünden daha önemli ve kutsal bir görevle karşı karşıyadır. Ve Cenabıallah'ın izniyle bu kutlu görevi partimiz Cumhur İttifakı çatısı altında başarıyla yerine getirecektir. İnancımız, kararlılığımız ve hedefimiz bu yöndedir."

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "zillet ittifakının" kurduğu kumar masasında kartların açık oynandığını ifade etti.

"Bu masada hile vardır, desise vardır, densizlik vardır, dümencilik vardır, dalavere vardır, sahtelik vardır; hepsini geçtik hıyanetin daniskası vardır." diyen Bahçeli, "zillet ittifakı"nı oluşturan partilerin gün aşırı birbirlerini ziyaret ettiklerini, yoklama yaptıklarını, hava kokladıklarını, ne var ne yok ona baktıklarını söyledi. Bahçeli, "Ancak arka kapıda da birbirlerine kazık atıyorlar, tuzak kuruyorlar. Bir yapmadıkları kısırlı, pastalı, altın günleriydi; zannediyorum bu gidişle onu da gerçekleştirirler. Toplanıp toplanıp dağılıyorlar, ne dedikleri bellidir ne de söyledikleri nettir. Muğlak ifadelerle gürültü ve gündem kirliliğine neden oldukları da alenen meydandadır." şeklinde konuştu.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem toplantıları için üçüncü defa Meclis'te bir araya gelindiğini anımsatan Bahçeli, "CHP, İP, SP, DP, Gelecek Partisi ve DEVA'nın temsilcileri HDP'yi masa altında tutarak sözde bir uzlaşmaya vardıklarını açıklamışlardır. Uzlaşma, doğru hedefler üstünde olur. Uzlaşma, dürüst ve temiz bir siyaset anlayışıyla vasat bulur. Allah için söyleyiniz, bunların neresi dürüst, neresi düzgün, neresi temizdir?" diye sordu.

Devlet Bahçeli, uzlaşmak için irade gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:

"CHP'nin kolonisi, ideolojik kolonu, siyasi kordonu İP'in iradesi mi vardır? PKK'nın tutsağı, FETÖ'nün kuklası, Türk ve Türkiye düşmanlarının teşrifatçısı CHP'nin iradesi mi kalmıştır? Teröristbaşı Duran Kalkan, CHP'yi ikaz ederek diyor ki 'HDP'nin çıkışı, bazı CHP'liler tarafından ters yorumlanabilir ama öyle değil. CHP'lilerin önünü açtı. Güçlendirdi. İrade kazandırdı. Bu bakımdan HDP'ye muhtaçlar.' Bir terör örgütü elebaşı, aziz Atatürk'ün kurduğu partiye ayar veriyor, hizaya getiriyor, aba altından sopa gösteriyor; buna karşılık bir tek CHP yöneticisi de kalkıp 'Ey katil sen ne diyorsun?' diyemiyor, buna cesaret dahi edemiyor. Bize gelince yalan yanlış konuşan CHP sözcülerinin ağızlarını bıçak açmıyor. Korkuyorlar, telaşlanıyorlar, çekiniyorlar çünkü iradelerini ve siyasi ikballerini terör örgütlerine bağlamış durumdalar. Bu bir zillet değil midir? Bu bir rezalet değil midir? Biz boşuna mı bunlara 'zillet' diyoruz? Biz boş yere mi bunların maskesini bir bir indiriyoruz? HDP'li bölücülere söylediğimiz okkalı sözlerin cevabını Kandil'in CHP'si veriyor. Şu ibret verici kepazeliğe bakar mısınız? Kendileri terör örgütünün boyunduruğuna girmişler, haberleri yok. Kendileri mağara önlerinde gıyabi nöbete girmişler, anladıkları yok. HDP'yi gücendirmemek, pişmiş aşa su katmamak için takmadıkları kılıf, girmedikleri kılık neredeyse kalmamış.

Hatırlarsanız, İP Başkanı, bu aralar yine il-ilçe gezen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nı Fatih'e benzetmiş, Kılıçdaroğlu'na çalım atmış, ters köşeye yatırmak için hamle üstünlüğünü kazanmaya çalışmıştı. Bir nevi, anılan Belediye Başkanı CHP Genel Başkanı muamelesi görmüştü. HDP takviyeli ve tembihli Kılıçdaroğlu da misilleme yaparak İP Başkanı'nın cumhurbaşkanı hayallerini suya düşürmüş, mizahi ve münhal bir başbakanlık yemiyle tufaya getirmiştir. İP Başkanı, yeni yönetim sisteminde yer almayan bir göreve mahkum ve mecbur edilen zavallıdır. Bunlar birbirlerini aldatmakla, kandırmakla, yüze gülüp arkadan film, fırıldak çevirmekle uğraşmaktadır. Yalan bunlardadır, iftira bunlardadır, ayak oyunu bunlardadır, samimiyetsizlik bunların alametifarikasıdır. Şimdi de güçlendirilmiş parlamenter sistem adında ne idüğü müphem, ne içerdiği meçhul, neyi hedeflediği meknuz bir çalışmayla meşgullerdir. Şecaat arz ederken sirkatin söyleyen merdi kıpti gibiler."

CHP’nin düzenlediği Abant Toplantısı'nın, bir bakıma zilletin tehlikeli yol haritasının kavşak noktalarını açığa vurduğunu söyleyen Bahçeli, Abant toplantısının tavsiyesinin kimden geldiğini sordu.

Özerklik ve federasyon gayesinin CHP’ye nüfuz ettiğinin anlaşıldığını öne süren Bahçeli, bununla birlikte CHP'nin gizli gündeminde Anayasa'nın ilk dört maddesinin kaldırılmasının esas olduğunu savundu. Devlet Bahçeli, "Sabıkalı bir milletvekili kalemiyle hazırlandığı anlaşılan 'demokratik muhalefetin anayasa değişikliği için izlemesi gereken yol haritası', Kemal Kılıçdaroğlu'nun önsözüyle kaleme alınmıştır. Siz bakmayın bu önsözün sahibine, bunun gerisinde PKK'nın hain dokunuşu, siyasi bölücülerin iğrenç telkinleri bulunmaktadır." dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na bazı sorular yönelten Bahçeli, şöyle devam etti:

"CHP Genel Başkanı'na soruyorum, kıvırmadan cevap vermesini, kaçak güreşmemesini bekliyorum. Anayasa'dan Atatürk'ü çıkarmayı düşünüyor musunuz? Anayasa'ya hakim olan Türk ismini tasfiye etmeyi planlıyor musunuz? Türk vatandaşlığı kavramı yerine 'Anayasal yurtseverlik', Türkiye yerine 'Ülke', Türkiye devleti yerine 'Cumhuriyet', Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yerine 'Türkiye Cumhuriyeti insanı' kavramlarının getirilmesini amaçlıyor musunuz? 'Demokratik muhalefet' diyerek TİP'i, HDP'yi yanınızda ve yörenizde görüyor, bunlara kucak açıyor musunuz? Terörist Demirtaş'ı hala savunuyor, ona elçiler yolluyor musunuz?

Sayın Kılıçdaroğlu, bu sorularım gayet basittir. Ya 'evet' diyeceksin, ya da 'hayır.' Boş kağıt vermen halinde bütün sorulara evet dediğin anlaşılacaktır. Yüreğin yetiyorsa, çiğ süt içip karın ağrısı çekmiyorsan konuş ve sorularıma cevap ver. Korku edebiyatını bırak, siyasi cinayet işlenebilir masallarını geç, bir şey bilip de söylemiyorsan adam değilsin. CHP'nin bir milletvekilinin 'Keşke Demirtaş cumhurbaşkanı seçilse' diyecek kadar gözünü ve gönlünü kararttığı herkesin bildiği bir beyanattır. HDP'nin sözde demokratik tutum belgesiyle, CHP'nin ikinci yüzyıla çağrı beyannamesinin benzerliğini iddia eden de CHP'li bir milletvekiliydi. Bugünkü CHP yönetimi, HDP'nin oyun uşağı haline gelmiş, yazboz tahtasına dönüşmüştür. Bugünkü CHP yönetimi, Gazi Mustafa Kemal'in hatıra ve emanetleriyle yollarını kapanmamak üzere ayırmıştır. Bugünkü CHP yönetimi, PKK'yla ittifak tüneline girmiş, HDP'yle bölücülüğün gergefinde işlenmiştir. İP ise bunların proje süsüne, zillet mezesine dönüşmüştür."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.