TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP TBMM GRUP TOPLANTISI


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 2021 yılı bütçesinin 83 milyon vatandaşa getirdiği hiçbir artı olmadığını ileri sürdü.

22 Aralık 2020 Salı

2021 yılı bütçesiyle işçiye, emekliye, esnafa, manava, bakkala, sanayiciye, sokak esnafına, memura hiçbir şey verilmediğini savunan Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu bütçe tamamen tefecilere hizmet eden bir bütçedir. Kaynağın önemli bir kısmı faizlere ödeniyor. Dolayısıyla bu bütçeye 'evet' dememiz felsefemize de aykırıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bütçeye destek vermenin vatandaşın mutfağındaki yangını görmemek anlamına geldiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Biz vatandaşın mutfağındaki yangını görüyoruz ve ona göre konuşuyoruz. Bütçe görüşmelerinde bütün arkadaşlarım olağanüstü bir performans gösterdiler. Hepinize yürekten teşekkür ederim." diye konuştu.

Trabzonspor eski başkanlarından Özkan Sümer'in hayatını kaybettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Trabzonspor denince Özkan Sümer akla gelir. Onu kaybettik. Trabzonspor camiasına başsağlığı dileklerimizi iletiyorum. Trabzonspor'un onur üyesi olmaktan da ayrıca mutlu olduğumu ifade etmek isterim." dedi.

Kılıçdaroğlu, sporun Anadolu'da şahlanmasının ana aktörünün Özkan Sümer olduğunu dile getirerek, onu rahmetle anmanın boyunlarının borcu olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'de insan hayatının çok ucuz olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, gerekli önlemlerin alınmadığını ve insanların kazalar sonucu hayatını kaybettiğini belirtti.

Gaziantep'te bir hastanede meydana gelen yangında bildiği kadarıyla şu ana kadar 11 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran Kılıçdaroğlu, vefat edenlere Allah'tan rahmet diledi. Kılıçdaroğlu, bu ve benzeri kazaların bir daha yaşanmamasının en büyük temennileri olduğunu dile getirdi.

Kovid-19'a karşı alınan önlemlerle ilgili değerlendirmede bulunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"O kadar çaresiz ve stratejiden yoksunlar ki Kovid-19 olayını yönetemediler, hala yönetemiyorlar. Esnafa, sanayiciye, kuryeciye, bakkala, kahveciye faydamız olun dediler, program açıkladılar işin ta en başında. 'Otelde konaklar ve uçakla seyahat ederseniz KDV'yi yüzde 18'den yüzde 1'e indirdik'. Hayattan bu kadar kopmuş bir anlayış. Yardım edeceklerine vatandaşa IBAN numarası verdiler, 'ne olursun bize yardım et' dediler. Bir hükümet, salgın bir hastalık döneminde, bana dünyadan bir örnek göstersinler, vatandaşına yardım etmek için vatandaşından yardım dileniyor. Sen vatandaşına yardım edeceksin. Nereye gitti bu para? Kovid-19 deyince bir esnafın cümlesi artık tarihsel bir cümle haline geldi. '40 yıldır bu devlete vergi ödüyorum, bana 40 gün bakamadı' diye. 5 maskeyi dağıtamayan, dağıtmayı yönetemeyen bir siyasal iktidarın Türkiye'yi yönetmesi mümkün değil. Zaten yönetemiyorlar Türkiye'yi."

Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam itibarıyla 18 bin 351 kişinin salgın nedeniyle hayatını kaybettiğine işaret ederek, bu kişilerden 216'sının sağlık çalışanı olduğunu vurguladı.

"Bu çok acı bir tablo." diyen Kılıçdaroğlu, bir insanı kurtarmaya çalışan sağlık personelinin hayatını feda ettiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına da rahmet dileyerek, bütün sağlık personeline çabalarından ötürü yürekten teşekkür etti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, asgari ücretin net, vergisiz 3 bin 100 lira olmasını istediklerini ve ilerleyen süreçte çok daha geniş kitlelerle bu konuyu gündeme getireceklerini söyledi.

"Asgari ücretten hangi vergiyi alacaksın?" diye soran Kılıçdaroğlu, asgari ücretlinin zaten geçinemediğini belirtti.

Asgari ücretlilere, sendikalara seslenen Kılıçdaroğlu, 3 bin 100 liranın altındaki asgari ücreti doğru, gerçekçi bulmadıklarını kaydetti.

Türkiye'nin, dünyanın en güzel ülkesi olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, Ahi Evran'ı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi, Mevlana'yı, Aşık Veysel'i, onların felsefelerini, inançlarını yeteri kadar bilip bilmedikleri sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anadolu'nun tezenesi dediğimiz Neşat Ertaş'ı, Akdeniz'in tarihini, geleneklerini sürdüren Yörük kardeşlerimizi acaba unuttuk mu? Onların bize, genç kuşaklara aktardıkları bilgileri acaba unuttuk mu? Zengin kültür ve coğrafyamız var ama gerçekten bu zengin kültür ve coğrafyayı, bir barışın, birlikteliğin sembolü olarak değil kavganın, didişmenin sembolü olarak gündeme getiriyoruz hep.

Dünyanın ilk yazılı anayasasının Anadolu'da taşa yazıldığını kaç kişi biliyor? Etiler döneminden kalan barajın halen bugün su tuttuğunu ve Çorum'da olduğunu kaç kişi biliyor. Zenginliğimiz övünç kaynağımız olmalı; ayrışma ve kavganın kaynağı olmamalı ama ayrışma ve kavganın kavgasını yapan, dünya malına tamah eden siyasetçilerdir. İktidarını korumak isteyen siyasetçilerdir. Kavgadan medet umanlardır.

Ben saygıdeğer hanımefendi Seval Türkeş'i ziyaret ettim. Seval Hanım, demokrasiye, parlamentonun saygınlığına inanmış değerli bir insan. Bir mafya bozuntusunun, bir siyasal partinin destekçisi olması ve o siyasi partinin de bu mafya bozuntusuna sahip çıkması, Cumhuriyet tarihinde bir ilkti ve buna açık yüreklilikle karşı çıkıyordu.

Mevlana, Hacı Bektaş, Ahi Evran, Yunus Emre'yi biliyoruz ama felsefelerini biliyor muyuz? Dördü de bu coğrafyanın insanı. Yunus Emre, 'Biz kimseye kin tutmayız düşmanımız kindir bizim' diyor. Daha ne desin. Bütün peygamberler kine ve öfkeye karşı çıkmışlardır. Bütün saygın bilim insanları, düşünen insanlar, kine ve öfkeye karşı çıkmışlardır. Kinden, öfkeden ne beklenir, insanları birbirine düşürmekten ne beklenir? Bunları birlikte aşacağız. Ben kine ve öfkeye hiçbir zaman itibar etmedim, bundan sonra da itibar etmeyeceğim. Anadolu coğrafyası ve kültürünün o kadar büyük derinliği var ki çoğu siyasetçi farkında bile değil. Bir halk ozanı, 'Cehennem dediğin, dal odun yoktur. Herkes ateşini buradan götürür.' diyor."

Kılıçdaroğlu, sevgi ve hoşgörünün kendiliğinden oluşmadığını belirterek, sevgi ve hoşgörünün farklı bir düşünceyi dinlemek, farklı bir düşünce hakkında kanaat veya hoşgörü sahibi olmak anlamına geldiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, farklı düşüncelerin gelişmeyi sağladığını dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 805 aydının ortak bildiri yayınladığını, "Bu toprakların üzerinde yaşayan ayrımsız herkesin ortak özlemi ve talebi; aşımızın, işimizin, sağlığımızın güvence altında olduğu, adil, özgür, barışçıl bir ortamda onurlu, huzurlu bir yaşam sürdürmek istiyoruz." dediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, beğenilmeyen cümlelerin söylenilebileceğini ancak doğruları reddetmenin asla doğru olmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, ufku kararmış insanların bu bildiriye tepki göstermesini asla doğru bulmadıklarını ifade etti.

Uşak'ta, 30 üniversite öğrencisinin gözaltına alındığını, kız öğrenciler olduğunu, çıplak aramaya tabi tutulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, AK Parti'ye oy veren seçmenlere, "Sizin kızınız, evladınız böyle bir muameleye tabi olduğunda acaba tepki gösterir misiniz? Evet tepki gösterirsiniz." diye seslendi.

Bu öğrencilerin hangi gerekçeyle çırılçıplak arandığını soran Kılıçdaroğlu, bu konuyu HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun gündeme getirdiğini, yalan ve yanlış olduğunun söylendiğini, ancak gerçekliğinin ortaya çıktığını söyledi. Kılıçdaroğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in, "Türkiye'de çıplak arama olduğuna asla inanmıyorum." dediğine işaret ederek, bunun üstelik yıllardır yapıldığını iddia etti. Kılıçdaroğlu, "Yönetilen devletin nasıl yönettiğinin farkında değil, üstelik Grup Başkanvekili." dedi.

Kılıçdaroğlu, kız çocukların, kadınların çırılçıplak soyulup arandığını, bunun da yönetmelikle yapıldığını kaydederek, bunun kaldırılması için çaba harcadıklarını, Meclis araştırması istediklerini, kanun teklifi verdiklerini anımsattı. Ancak bunların kabul edilmediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Eğer çıplak aramayı kaldırırlarsa biz her türlü desteği vermeye hazırız. Biz kanun teklifi verdik reddedildi, o zaman siz hazırlayın, getirin biz destekleyelim." çağrısında bulundu.

Anayasada, "devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu, destekleyici önlemler alır" hükmünün yer aldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, Kovid-19'dan etkilenen esnafa yönelik açıklanan destek paketini değerlendirdi.

Esnafa bin liralık destek verildiğini, bunun günlük 33 liraya karşılık geldiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, bir öğünde 1 çay ve 1 simidin 4 lira olduğunu, 5 kişilik ailenin buna günlük 20 lira ödeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, sadece çay ve simidin aylık 1800 lira tutarken, destek olarak bin lira verildiğini vurgulayarak, "Sizde hiç vicdan yok mu? Bu insanlar nasıl geçinecek? Üstelik bir de 'dükkanı kapat' diyorsunuz. Bunlara karşı çıkmamız lazım. Esnaf zor durumda, esnafa sahip çıkmamız lazım. " dedi.

Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik kurumlarının prim borçları, sicil affı, icra işlemlerinin durdurulmasıyla, günlük kazanıp, günlük geçinen sokak satıcılarıyla ilgili bir açıklamanın yapılmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, okul kantinlerinden bir süre kira alınmaması, kiralardan stopaj vergilerinin kaldırılmasını önerdi.

Esnafın durumunun pek parlak olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında bir esnaf bakanlığı kuracaklarını, esnafın sadece bu bakanlıkla muhatap olacağını, bütün sorunları bu bakanlığın çözeceğini belirtti. Kılıçdaroğlu, esnafa sahip çıkmanın boyunlarının borcu olduğunu, esnafın toplumun orta direğini oluşturduğunu dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, Katarlıların, futbol karşılaşmalarının yayın hakkını ihaleye katılıp satın aldığını ifade ederek, kulüplerin, "Katar şirketi bizim talebimizi karşılamadı. Anlaşma yaptık ama bize para verilmiyor." diye açıklama yaptığını, Katarlı şirketinin ise Twitter hesabından, "Biz parayı ödedik, yükümlülükleri yerine getirdik." duyurusunda bulunduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Spor kulüpleri bu parayı almadığına göre Katar şirketi 'ben bu parayı ödedim' dediğine göre bu para nerede?" sorusunu yöneltti.

"Türkiye'de arazi kalmadı, Sudan'dan arazi kiraladılar" diye zaman zaman eleştirilerde bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, şimdi Nijer'de 1 milyon hektar alanda tarımsal ürün yapılması kararı alındığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Nijer'de 1 milyon hektar alan niye kiralanıyorsun, Türkiye'de yer mi kalmadı? Destek verilecekse bizim çiftçimiz var, ona destek verin. Emin olun çiftçinin bundan haberi yok. Buradan bütün çiftçilere, üreticilere sesleniyorum; sana verilmeyen para başka yerlere veriliyor, ekilmeyen toprak başka yerlerde ekiliyor. Sana sahip çıkılmıyor ama Nijer'e sahip çıkılıyor." ifadelerini kullandı.

Mardin'de elektrik faturalarının, milleti perişan ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında, vatandaşa istediği koşullarda elektriği vereceklerini, gerekirse devletleştireceklerini kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Bütün üreticilere, çiftçilere sesleniyorum. İlk seçimde eğer hala siz gidip AK Parti'ye oy verirseniz benim iki elim yakanızda olacak. Anlamak mümkün değil. Çoluk çocuğunuzun hakkını birilerine vermeyin, sahip çıkın." dedi.

Kılıçdaroğlu, bütçe görüşmelerinde Beşiktaş'taki terör saldırısında ölen vatandaşların haklarına sahip çıkılmadığını, şehit annesi Zeynep Akbaş'a aylık 121 lira 96 kuruş aylık bağlandığını söylediğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Bana itiraz edildi. İtirazı yapan AK Parti Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık. Ona şöyle dedim: '121 lira 96 kuruş aylık bağlanmasına doğru diyorsanız yerinizde kalın, doğru demiyorsanız görevinizden ayrılın. Ben makbuzu size vereceğim.' Yazı burada. Türkiye Cumhuriyeti SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı. 121 lira 96 kuruş aylık bağlandığını söylüyor. Acaba AK Parti'nin, bu değerli milletvekili bana bu bilgiyi kim verdi, yanlış bilgiyi kim verdi diye hesabını soracak mı?"

Çalık'ın hem kendisinden hem de parlamento ile şehit yakınlarından kürsüye çıkıp özür dilemesi gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "İktidar cenahından verilen her bilgiyi yüzde 100 doğru kabul ediyorlar. Hükümetten, iktidar kanadından size verilen her bilginin yüzde 90'ı yanlıştır ve sizi kandırıyorlar ama benim verdiğim her bilginin yüzde 100'ü doğrudur. Şimdi bu makbuzları kendisine göndereceğim; görevinden ayrılmasını isteyeceğim veya benden özür dilemesini isteyeceğim. Bakalım yapacak mı?" diye konuştu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a, dün geçirdiği rahatsızlık nedeniyle geçmiş olsun dileklerini iletti.

Bütçe konuşmasında terör saldırısında şehit olan bir vatandaş için ailesine 121'er lira bağlandığını açıkladığını anlatan Kılıçdaroğlu, Oktay'ın, kendisinin bu ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Rakamları Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden alın lütfen, başka yerlerden rakam almayın. Yönünüzü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne dönün." dediğini aktardı.

Kılıçdaroğlu, "Biz yönümüzü nereye dönmüşüz? Sen yönünü saraya, Erdoğan'a dönmüşsün. Biz yönümüzü 83 milyona dönmüşüz; onun hakkını, hukukunu savunuyoruz." diye konuştu.

Beşiktaş'taki terör saldırısında yaşamını yitirenler için toplanan 52 milyon liranın halen sahiplerine dağıtılmadığını savunan Kılıçdaroğlu, vicdanlı, ahlaklı herkesin 52 milyon liranın akıbetini sorması gerektiğini dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, kendisinin açıkladığı rakamların devletin rakamları olduğunu söyleyerek, "Ama sizin verdiğiniz rakamlara güvenmiyoruz. Siz toplumu da partililerinizi de aldatıyor, kandırıyorsunuz. Dilimde tüy bitti, 'devlet yalan söylemez.' Siz açıkça yalan söylüyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, çocuğunu terör saldırısında kaybetmiş 64 yaşındaki bir annenin kendisine gönderdiği mektubu okudu.
Annenin, oğlunun şehit sayılması için devlet kurumlarına başvuruda bulunduğunu ancak kabul edilmediğini, 121 liralık maaşın kendisine de bağlandığını bildirdiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Bu anneye selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. Hiç meraklanmasın, bu ülkeye barışı, huzuru, kardeşliği getireceğiz. Farklı düşüncelerde oldu diye hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. CHP'nin tarihsel misyonuna uygun olarak 83 milyonu kucaklayacağız, her eleştiriyi dikkate alacak ve gereğini mutlaka yapacağız." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 18 Aralık 2020 tarihli konuşmasında, "CHP'nin iktidarında AK Parti'yi kapatacağını" söylediğini aktararak partisinin böyle bir söyleminin bulunmadığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, "Hiçbir partiyi kapatmak gibi bir düşüncemiz yok. Biz, demokrasiye karşı değiliz, demokrasinin yeşermesini ve büyümesini istiyoruz. Devletin başında olan, orayı işgal eden adamın yalan söylemeye hakkı var mıdır? Yalan söylüyorsun. Kendi seçmenlerine söylüyor. Bu, kini, öfkeyi beslemek demektir." diye konuştu.

Yalanı devlet politikası haline getirmenin, ülkeye en büyük ihanet olacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, eleştirirken yalan değil, doğru söylenmesi gerektiğini; öte yandan siyasi partilerin kapatılmasının kanunlarla düzenlendiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "CHP'nin, AK Parti'yi destekleyen şirketlerin malvarlıklarına el koyacağını, muhalefet etmeyen medya kuruluşlarının kapısına kilit vuracağını, onları ve memurları işten atacağını, AK Parti'de görev yapanların mallarına el koyacağını" söylediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Tam bir akıl tutulması. Öyle bir şey hiç ağzımızdan çıkmadı. Bir insan bu kadar katmerli yalanı nasıl söyler hayret ediyorum. Üstelik Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor. Söylenecek tek şey var, Allah akıl fikir versin. Olmayan bir şeyi olur gibi, bütün televizyonlar da veriyor tabii, orada anlatıyor. Bu ülkede demokrasiyi koşulsuz savunan tek partiyiz. Sayın Erdoğan bunu iyi bil. Yalan üzerine siyaset inşa edilmez ve çökersin. Bu kadar yalanı kim söylüyor, nasıl söylüyorlar? Tam bir çöküş içindeler. Yalan söyleyerek 'Acaba kendi kitlemizi ikna edebilir miyiz?' diye. Sen kendi kitlene dön bir bak, çoğu aç, aç, aç. Sen ona bir bak. Ben onların hakkını savunuyorum, kim olursa olsun 83 milyonun hakkını hukukunu savunuyorum."

Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın sarayda krallar gibi yaşadığını, bir eli yağda bir eli balda ailesiyle birlikte yaşadığını" iddia ederek, "50 bin avroluk çanta taşıyorsunuz. Ben bunları bilmiyor muyum? Sonra 'Bu çanta sahtedir.' dediler. O çanta doğrudur. Ama siz milletten, vatandaştan koptunuz. Milletin hakkını hukukunu aramak değil, 'nasıl servet edinirim, biriktiririm.' onun arayışı içindesiniz." diye konuştu.

Şanı, şerefi ve alın teriyle para kazanan kim olursa olsun saygı duyacaklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, ancak devletin Hazinesini soyana hesabını soracaklarını söyledi.

"Devleti soyanların iktidarını" bu ülkeye anlatacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Mal varlıklarını açıklayamıyorlar. Mal varlıklarıyla devleti yöneten tehdit ediliyorsa o ülkede ciddi bir sorun var demektir." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Kurulda bu hafta görüşülmesi öngörülen "Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesi Teklifi"ni değerlendirirken, Türkiye'nin, 39 üyesi bulunan Mali Eylem Görev Gücü'nün üyelerinden biri olduğunu kaydetti.

Söz konusu teklifin, "günü kurtarmaya" yönelik olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "'Yıl sonuna kadar bunu çıkarmak zorundayız.' diyorlar. Arkadaş sen siyasi nüfuz sahibi kişilerin devleti soymasının önüne geçen düzenlemeyi getiriyor musun? Getirmiyorsun. Bakan, cumhurbaşkanı devleti soydu. Hangi önlemlerin alınması gerekiyor burada var, ama onu getirmiyorlar. Niye getirmiyorsunuz?" diye konuştu.

"Vergi cennetlerinden gelen paraların Türkiye'de vergilendirilmesine" yönelik düzenlemenin hayata geçirilmesini isteyen Kılıçdaroğlu, "Niye yapmıyorlar? Bu yapıldığı takdirde Man Adası'ndan gelen paralar yüzde 30 oranında vergilenecek." iddiasında bulundu.

Bu düzenlemeyle, fakirin fukaranın hakkının savunulmuş, devletin soyulmaktan kurtulmuş olacağını savunan Kılıçdaroğlu, "Asgari ücretliyi vergiye tabi tutarsın, yurt dışından parayı getirir milyon dolar, bir kuruş bile vergi ödemezsin. CHP olarak biz halk partisiyiz; emeklinin, emekçinin, alın teri dökenin, esnafın hakkını savunacağız." sözlerini sarf etti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, iktidarın adaleti çürüttüğünü ileri sürerek, "Eğer bir hakim, hukukun üstünlüğü ve vicdanına göre karar vermiyor da sarayın telkinleriyle karar veriyorsa gerçek anlamda hakim değildir." diye konuştu.

"Sultanın sofrasına oturan alimin fetvasına itibar edilmez" sözüne atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, "Bugün sarayın sofrasına oturup saraydan talimat alan binlerce hakim var. Bu, cumhuriyete ihanettir. Hakimlik görevine ihanettir." görüşünü savundu.

Yargıtay Üyesi İrfan Fidan'ın, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca Anayasa Mahkemesi üyeliğine adaylık seçiminde en çok oyu alan aday olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Yargıtay üyelerinin görevlerini okudu ve Fidan'ın bu görevlerin tamamını yerine getirmediğini iddia etti.

İrfan Fidan'ın, Anayasa Mahkemesi üyesi seçiminde 107 üyenin oyunu aldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "107 üye vicdanlarını kiralayarak veya iradelerini satarak dün gelen bir kişiye 'Bu kişi, Anayasa Mahkemesi üyesi olabilir' diye oy kullandılar. Tam bir utanç tablosu." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan'ın Anayasa Mahkemesi üyesi olması için "tezgah" kurulduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "Normalde 2 Aralık'ta yapılması gereken seçimleri, koronavirüs nedeniyle ertelediler. 17 Aralık'ta bu geldi. Ondan sonra seçimler başladı. Şimdi koronavirüs yok mu?" sorusunu yöneltti.

Adalet dağıtması gereken bir kurumun, adaletsizliğin altına imza atması kadar acı bir şeyin olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Kendi hakkına, hukukuna sahip çıkmaktan aciz olan, yüz yıllık tarihi olan, bir kişiyi Anayasa Mahkemesine, bir kişinin talimatıyla göndermek için eğilip bükülen, talimatla hareket eden bir mahkeme tablosunu dünyaya sergileyemezsiniz. Sizin böyle bir hakkınız yok. Ama yaptılar." dedi.

İrfan Fidan'ın, hazırladığı bir iddianamede bir bilim insanının kitabından bir bölüme yer verdiğini ancak kaynağını belirtmediğini, "bilgi hırsızı" olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, "Biz onu cezalandıracağımıza, ödüllendirip Anayasa Mahkemesi üyesi yapıyoruz. Sonra da dünyaya dönüp diyoruz ki; 'Bizim ülkemizde hukuk gayet güzel işliyor.' Kimin için? Bilgi hırsızları için. Eğer iradesi, ahlakı varsa derhal 'Ben Anayasa Mahkemesine üye olmak istemiyorum' demek zorundadır." görüşünü savundu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.