TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ ALTAY'IN BASIN TOPLANTISI


CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın samimiyetini sorgulamadığını ancak Bilim Kurulu ile Cumhurbaşkanı arasında sıkışıp kalmasının, Kovid-19 ile mücadele en büyük dezavantaj olduğunu iddia etti.

19 Kasım 2020 Perşembe

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay,Kovid-19'un meslek hastalığı sayılmasına yönelik kanun teklifinin CHP'den geldiği için kabul edilmediğini iddia ederek, "Buyurun siz getirin; bizimkini çekelim. Yeter ki Kovid-19'u meslek hastalığı olarak kabul edelim, kanunlaştıralım." diye konuştu.

Siyasetin kirlendiğini öne süren Altay, "Devlet Bahçeli'nin savunduğu aşağılık mektubun sahibinin, yıllar önce Sayın Devlet Bahçeli ile ilgili söylediklerini burada tekrarlamaya benim terbiyem müsaade etmez." ifadesini kullandı.

Alparslan Türkeş'in "Ülkücüden mafya, mafyadan ülkücü olmaz" sözüne işaret eden Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bahçeli, dün zehir zemberek bir açıklamada bulunmuş. Müfterilik, seviyesizlik ve rezillik ithamlarıyla bir açıklamada bulunmuş. Asıl müfterilik şudur; mafya suç örgütü liderinin, bir siyasi parti genel başkanına yönelik aşağılık hakaretini sahiplenmek tam da müfteriliktir. Asıl seviyesiz arıyorsa Sayın Bahçeli, ana muhalefet partisi liderini, ölümle tehdit eden bir çete liderini, 'Benim dava arkadaşım' diyebilmek hakikaten seviyesizliktir, çukurdur. Çukur siyasetidir, çukur zihniyetidir. Ülkenin ana muhalefet liderine ölüm tehdidi yapılıyor, hükümetin küçük ortağı, 'Bu, benim dava arkadaşım' demek suretiyle, savcılara bir ayar mı vermeye çalışıyor, örtülü olarak savcılara istikamet mi tayin ediyor, çok merak ediyoruz. Rezillik; kendisine geçmişte hakaret ve tehditte bulunan çete liderini 'ülke ve millet sevdalısı bir ülkücü' diye tanımlamaktır. Çete liderini sahiplenmek, Türkiye'deki gerçek ülkücülere, gerçek vatan ve millet sevdalılarına yapılabilecek en ağır hakarettir, saygısızlıktır. Bu mektubu sahiplenmek, Cumhur İttifakı'na oy veren tüm seçmenler için bir züldür. Bu aşağılık mektupta kendisine methiyeler düzülen Cumhur İttifakı'nın küçük ortağı Devlet Bahçeli'ye yaslanılarak bu mektubun yazıldığının da tescillenmesidir."

Şimdi gözlerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın suskunluğunu ne zaman bozacağında olduğunu kaydeden Altay, mektupta Erdoğan ve Bahçeli'ye methiyeler dizildiği için onlardan açıklama beklediklerini söyledi.

Altay, devletin "üç maymun" modunda olduğunu ileri sürerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün, devlet olmanın gereğini yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, CHP'nin Kıbrıs ile ilgili durumunu sorgulayamayacağını savunan Altay, "Sen, 2004'te Annan Planı'ndaki tavrını bir millete izah et. Annan Planı'nda Rauf Denktaş'a rağmen Erdoğan'ın tavrı bellidir. Ayrıca Erdoğan şunu bilmelidir ki; Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit olmadan Kıbrıs davası olmaz, olamaz. Maraş'ın plajlarını açmak marifet değil." diye konuştu.

Davet meselesinin çarpıtıldığını savunan Altay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na davetin bir gün önce gönderilmesinin bile kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Altay, gazetecilerin, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, "Kılıçdaroğlu’nun terörist Demirtaş’a hürmet ve hayranlığı bellidir" açıklamasını sorması üzerine, "Abdullah Öcalan'ın mektubundan medet uman Cumhur İttifakı, Abdullah Öcalan'ın da kardeşini televizyona çıkarmıştı." dedi.

Bahçeli'nin terörist başı Abdullah Öcalan'ın mektubuna ilişkin açıklamasını hatırlatan Altay, "Abdullah Öcalan'dan medet uman bir siyasetçiden alacağımız terör dersi, milliyetçilik dersi olamaz. Selahattin Demirtaş'ı biz, terörist olarak görmüyoruz." ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın Alaattin Çakıcı'nın sosyal medyadaki paylaşımı ile ilgili savcılığın gerekli soruşturmayı başlattığı yönündeki açıklamasının sorulduğu Altay, "Cumhuriyet savcıları, AK Parti yöneticilerine bilgi vererek çalışıyorlar. Bir kere bu, çok ayıp bir şey. Bu bile yargının, yürütmenin vesayetine nasıl boğulduğunu ve sokulduğunun açık bir göstergesidir. Ben soruşturmayı görmeden inanmam. Şöyle bir şey ile karşılaşırsak şaşırmayın; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na 'Alaattin Çakıcı'yı niye bu kadar sinirlendirdin' diye bir soruşturma da açılmış olabilir. Bugün bu zatın dokunulmazlığı, TBMM'nin sayın üyelerinin dokunulmazlığından daha güçlüdür." değerlendirmesinde bulundu.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.