TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP TOPLANTISI


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ülkenin zor günler yaşadığını ama bu zor günlerin aşılacağı konusunda en ufak bir endişe duymadığını çünkü Türkiye'nin güçlü bir ülke olduğunu dile getirdi.

13 Ekim 2020 Salı

Kılıçdaroğlu, Ankara'nın başkent oluşunun 97. yıl dönümünü kutladı.

Azerbaycan'dan hoş haberler gelmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, toprakları işgal altında olan bir devletin, mücadele verdiğini anımsattı.

Dünyanın bütün demokratlarının, bu haklı talebin yanında konumlanması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu toprakların işgalden kurtulması lazım. Sayın Aliyev 'ben savaşacağım' demiyor. 'İşgal ettikleri topraklardan ayrılırlarsa bir sorunumuz yok; Ermeni halkıyla bir sorunumuz yok; bu işgalden topraklarımızı kurtarmak durumundayız' diyor. Haklı mı? Haklı, evrensel hukuka uygun, insan haklarına uygun. Dolayısıyla daha fazla kan akmaması için Ermenistan'ın, işgal ettiği Azeri topraklarından çekilmesi gerekiyor. Başka bir şey yapıyorlar, sivilleri bombalıyorlar. Bir insanlık suçu, bir terör suçu. Masum insanları öldürmek asla ve asla insan olan hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir tablodur.

Rusya'da masa kuruldu. Ermenistan ve Azerbaycan oradaydı ama Türkiye masada yoktu. Madem ki biz bu sorunu kendi sorunumuz olarak görüyoruz, bu sorunun çözümüyle ilgili her türlü katkıyı yapmaya hazırız, o masada niye Türkiye yok? Bunu da bütün vatandaşlarımızın hafızalarının bir yerinde tutmalarını isterim."

Kılıçdaroğlu, 10 Ekim Cumartesi sabahı Ankara Garı'na gittiklerini, 5 yıl önce bombaların patladığı yere karanfiller koyduklarını anlatarak, "En büyük terör olaylarından birisiydi. Barış, dostluk, kardeşlik isteyen bir kitleye iki canlı bomba müdahale etti, 101 vatandaşımız hayatını kaybetti." dedi.

Hala olayın bütün boyutlarıyla aydınlığa kavuşmadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Terör kimden, nereden gelirse gelsin, kaynağı ne olursa olsun, terörü bir insanlık suçu olarak görüyoruz ve teröre karşı mücadeleyi de bir milli mücadele gibi görüyoruz." diye konuştu.

Terör tanımıyla ilgili kendileri ile diğerleri arasında temel bir fark olduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz insanların düşüncelerine saygı gösteririz. Terörist, eline silah alıp masum insanları öldürüyorsa teröristtir, dünyanın her yerinde teröristtir. İnsanların düşüncelerine, inançlarına, kimliklerine saygı göstereceğiz ama terör; 'dur kardeşim...' teröre asla izin vermeyiz. Bu mücadeleyi bir milli mücadele, bir toplumsal mücadele haline dönüştürdüğümüz zaman Türkiye terörden arınmış olur. Dolayısıyla bu terör olayının kimden, nereden, nasıl kaynaklandığının bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarılması devleti yönetenlerin görevidir. Teröre karşıysanız, bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarın." değerlendirmesini yaptı.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, ağaçları, tabiatı, insanları, bütün canlıları, kainatı, bütün ekosistemi sevdiklerini ve gelecek nesillerin güzel bir ekosistem içerisinde doğma ve yaşama hakkına sahip olduklarını belirtti.

Yerinde duran ve hareket etmeyen bir ağacı yakmanın en büyük günah olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Hele bir ormanı, oradaki canlıları, kaplumbağaları, kuşları, sürüngenleri yakmak... Hangi vicdan, hangi ahlak kabul eder bunu. Efendim teröristler yaktı. Zaten yakan teröristtir. Ormanı yakan insanın, bir insanı öldürmekten ne farkı var? O nedenle bu konuda daha dikkatli davranmak zorundayız. Yeşil ekonomi diyor bütün dünya. Doğayı, insanlığı, bütün kainatı korumak için biz bunu yapıyoruz. Bu mücadelemizi de kararlılıkla sürdüreceğiz." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bir ekonomik buhran yaşandığını, milyonlarca gencin işsiz olduğunu, esnafın doğru dürüst siftah yapamadığını, emeklinin aylığı ile geçinemediğini, çöp konteynerlerinden yüz binlerce kişinin pazar artıklarıyla geçinmeye çalıştığını, devleti yöneten kişinin de çıkıp "Yoksullukta sabredin." dediğini savundu. Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Beyefendi sen niye sabretmiyorsun? Hak talebinde bulunma diyor sana. Ben yönetiyorum, ben asarım, ben keserim, şimdi sıra sende, sen sabredeceksin. 'Açım.' Açlıkla sabredeceksin. 'Yoksulum.' Yoksullukta sabredeceksin. 'İşsizim.' İşsizlikte sabredeceksin. Beyefendi sen bir sabır gösteriyor musun? Sen nerede sabır gösteriyorsun? Senin bir elin yağda bir elin balda. Yazlık sarayların var, kışlık sarayların var, uçan sarayların var. Bütün bunların yükünü sabredin dediğin vatandaş çekiyor. Boğazındaki lokmayı vergi diye alıyorsun. Aldığın vergiyi de onun için değil, yandaşın için harcıyorsun. Allah kimseyi kibirli yapmasın."

"Baştaki kibirli olunca yöneten kadronun tamamında kibir, paçalarından akıyor." diyen Kılıçdaroğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un, "Son iki yılda emeklilerimize toplam 674,5 milyar liralık aylık ödemesi gerçekleştirdik." dediğini aktardı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Emekliye 674,5 milyar lira aylık vermişler, bunu da bir övünç meselesi olarak, 'Bak lütfettim, senin aylığını vermeyebilirdim ama iki yılda sana bu kadar para verdim, öp başına koy.' diyor. Sen bu emeklinin hangi koşullarda emekli olduğunu biliyor musun? Kaç yıl çalıştığını, ne kadar emek harcadığını, devlete ne kadar vergi ödediğini, SGK'ye ne kadar prim ödediğini biliyor musun, o primlerini senin nasıl çar çur ettiğini biliyor musun? Şimdi lütfetmiş, ben sana emekli aylığı veriyorum demiş. Şu kepazeliğe bir bakın. Şu inceliğe bir bakın ve bunlar devleti yönetiyorlar. Bütün emekli kardeşlerime seslenmek isterim: Senin hakkını, senin yıllar yılı ödediğin paranı, sana verirken bile, 'Ben sana para veriyorum bana oy ver.' diyor. Akla bakın. Bunu yaparken büyük müteahhitlere, beşli çeteye dolar bazında verdikleri ihalelerin paralarını tıkır tıkır dolar üzerinden ödüyorlar. Onlar sabah akşam dua ediyorlar, dolar biraz daha yükselsin, ne kadar yükselirse emekli, esnaf, çiftçi, asgari ücretli o kadar ezilecek, onlar da para kazanacaklar."

Geçen grup toplantısında esnaf için saydığı 17 maddeyi hatırlatan Kılıçdaroğlu, hiç kimsenin kendisini sahipsiz sanmamasını, bu ülkenin, bayrağın sahibinin bulunduğunu, onun adının da CHP olduğunu savundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, esnafın sorunlarının çözümü için saydıkları 17 maddenin hiçbirisinin hayata geçirilmediğini ifade ederek "'Esnaf mı, mühim değil.' diyorlar. 'Zaten esnafı gözden çıkardık.' diyorlar. Devletin orta direği yok şu anda. Ama kendi yandaşlarına desteğe sonuna kadar devam." şeklinde konuştu.

Devletin yakın zamanda 9 milyar 800 milyon liralık bir ihaleye çıktığını, sen bu işi yapacaksın denilerek ihalenin bir kişiye verildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"9 Ekim 2020'de Resmi Gazete'de bir tablo yayınlandı. Bu tablonun 81. sırasında ihale verdikleri inşaata, 9 milyar 449 milyon 995 bin 833 liralık vergi harç muafiyeti getiriyorlar. 9 katrilyonluk ihale veriyorsun, 9 katrilyonluk vergi muafiyeti veriyorsun. Çayın taşı ile çayın kuşunu vuruyorsun. Hiçbir zaman, masraf yapmasına gerek yok, devlete vergi ödemeyecek. Siz böyle bir düzen gördünüz mü? Böyle bir düzeni yaşadı mı Türkiye Cumhuriyeti Devleti? Esnaf kardeşime soruyorum: Senin kiranı ödemiyor, adama 9 milyarlık ihale veriyor, '9 milyarlık da vergi ödemeyeceksin.' diyor. Ne demektir bu? Sıfır maliyetle işi yapıyor, devletten de ayrıca para alacak. Bu düzen, harami düzenidir. Haramilerin yönettiği bir devlet iflah olmaz. Sormak isterim, AK Parti'ye oy veren kardeşlerime sormak isterim: Sen 9 milyarlık ihale, 9 milyarlık vergi teşviği verilen bir düzeni savunuyorsan sana söyleyecek bir lafım yok, dilenmeye devam. 'Ben bunu kabul etmiyorum.' diyorsan yapacağın bir iş var, 'Yeter artık düşün yakamızdan.' demeniz lazım. Bu milletin yakasından bunların düşmesi lazım."

Hükümetin sadece yandaşlara değil tefecilere de çalıştığını, tefecilere hizmet ettiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, bu ifadelerine karşın kendisini mahkemeye vermelerini istedi. Kılıçdaroğlu, "'Tefecilere hizmet eden hükümet.' dedim. Keşke beni mahkemeye verseler. Rakamları götürüp, hakimin önüne koyup, sende vicdan varsa bak. Bundan daha güzel tefecilere hizmet eden dünyada bir iktidar var mı? Yok." ifadesini kullandı.

Almanya, ABD ve Yunanistan'ın borçlanma karşısında ödediği faiz oranlarını aktaran Kılıçdaroğlu, "Türkiye, 2,5 milyar dolar borçlandı 5 yıl için, 6,4 faiz oranıyla. Hani Almanya bizi kıskanıyordu, hani Yunanistan mahvolmuştu, hani Amerika'da yer yerinden oynamıştı, ne oldu? Hani Türkiye güçlü bir ülkeydi, hani dünya lideriydik biz. Doğru, faiz ödemede dünya lideriyiz. 83 milyonu bir avuç tefeciye teslim etmede dünya lideriyiz. Eğer 83 milyon kişi Londra'daki bir avuç tefeciye mahkum edilmişse, boğazımızdaki lokmayı alıp o tefeciye veriyorlarsa faiz haramdır, faiz günahtır, faiz indirilecek... Peki bu ne? Bu rezalet, kepazelik ne? Kimin parasıyla sen bu borcu alıyorsun ve bu borcu kim ödeyecek?" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin temel sorunlarından birisinin demokrasi ve hukukun üstünlüğü olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, ülkede kanunların sayılmadığını, genelge ile kanunun değiştirildiğini savundu. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Baro seçimi kanuna göre ekim ayında yapılması lazım, genelge çıkardılar 'Seçimleri yapamazsın.' diye. YSK'ye başvurdular, 'Evet yapamazsınız.' diyorlar. Siyasi partilerin kongreleri, toplantıları serbest, il kongreleri serbest. Baro seçimi? Yok kardeşim yasak. Niçin? Saraya kölelik yapan bir kişiyi yerinde tutabilir miyiz, diye. Uğraştılar, didindiler, baskı yaptılar İstanbul'da bir tane baro kurdular. Ankara'da kurmak için kamu avukatlarını zorluyorlar, önlerine dilekçe koyuyorlar. Kamu avukatlarına sesleniyorum: Atacağın her imza hukuka ihanettir, adalete ihanettir, kendi mesleğine ihanettir. Hakkı, hukuku ve adaleti savunacaksak, ben nasıl savunuyorsam, benden daha fazla sen savunacaksın. Bu konuyu da dikkatle izleyeceğiz."

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, eğitimin, ulusal değerlerin evrensel değerlerle buluşturulmasının adı olduğunu ve ancak bu durumda bir ülkenin dünyadaki saygınlığının artacağını söyledi.

İktidarın bugünkü eğitim sistemini uygulamaya koymadan önce hiçbir anne babaya sormadığını, bu sistemin kalkınma planında da yer almadığını ileri süren Kemal Kılıçdaroğlu, mevcut eğitim sisteminin amacının tek tip çocuk yetiştirmek olduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu, "Koşulsuz kendilerine uyan çocuk yetiştirmek istediler ve her bakan kendisine göre reform getirdi. Bu acı tablo maalesef önümüzde duruyor. Eğitimi de aynı zamanda bir rant alanı olarak kullandılar." diye konuştu.

Örgün eğitimde 15 milyon 189 bin 878 öğrenci bulunduğunu ve 571 bin derslikte eğitim verildiğini anlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"23 Mart'tan itibaren uzaktan eğitime başladık. Kaç evde internet var, kaç evde televizyon var, bunlardan bihaberler. 7 milyon 695 bin öğrenci EBA'ya ulaşabildi. EBA'nın canlı kapasitesi 1 milyon öğrenciyken, siz 15 milyon öğrenciyi eğitmeye kalkıyorsunuz. 7 milyon 695 bin kişi zaten ulaşamıyor. 3 milyon 37 bin öğrencili hanede internet yok. 759 bin 493 öğrencinin evinde televizyon yok. Televizyonu olmayan evde EBA eğitimi mi yapacaksınız? Türkiye'de televizyonu olmayan ev var mı diye hiç akıllarına geldi mi acaba?"

Kılıçdaroğlu, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kurduğu Türk Telekomun iktidar tarafından özelleştirildiğini belirterek, "Türk Telekomu Hariri ailesine sattılar. Hariri ailesi Türk bankalarından krediyi çekti ve götürüp devlete verdi. Hariri ailesinin cebinden 5 kuruş para çıkmadı. Sonra banka borçlarını ödemeye gelince Hariri ailesi borcu ödemedi ve 'Al Türk Telekom da senin olsun' dedi. Kurum özelleştirilirken tüm altyapıyı yenileyeceklerdi o da yapılmadı. Dünyanın en büyük kazığını yedik. Ben buna isyan ediyorum." ifadesini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, 2004 yılında kurulan Türksatın da iktidar tarafından "arpalık haline getirildiğini" iddia etti.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 2019 yılı raporuna göre Türkiye'de sadece 24 ilde geniş bant internet erişimi bulunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "24 ilde bile altyapı bütün noktalara ulaşmadığı için 'bölgesel hizmet sunulabilmektedir' deniliyor. İnternet altyapısı bu kadar yetersizken, sen nasıl çıkıp da 'dünyada 1'inci Çin, 2'nci de biziz' dersin? O görevi bırakacaksın kardeşim. Türksat 15 yıldır bu memlekete hizmet yapıyor. Elin oğlu 5 yılda götürüyor, biz 15 yılda 24 ilin bile tamamına götürememişiz." değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin Dünya Bankası ile imzalanan bir anlaşma kapsamında, sosyo ekonomik açıdan dezavantajlı grupta bulunanlar için kullanılmak üzere 160 milyon dolar alacağını belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu paranın nereye kullanıldığının takipçisi olacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, eğitim sisteminde var olduğunu belirttiği sorunların çözümüne yönelik önerilerini de sıraladı.

Bilgisayarlardan alınan KDV'nin kaldırılmasını isteyen Kemal Kılıçdaroğlu, bilgisayarı olmayan kişilerin zaten ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşlar olduğuna işaret etti.

Kılıçdaroğlu, "İlla başka birileri mi devreye girsin? Bu havuz medyasının patronlarına iş verirler, o zaman KDV'yi kaldırırlar. Çünkü birilerinin para yemesi lazım. Fakir fukaranın yararlanmasını istemiyorlar." şeklindeki sözleri sarf etti.

İnternetin günümüzde hava ve su gibi elzem olduğunu vurgulayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, öğrencilerin ve tüm insanların dünyadaki gelişmeleri izlemesinin ancak internetle mümkün olabileceğini söyleyerek, "İhtiyaç sahibi, fakir ailelere ve tüm öğretmenlere internetin ücretsiz olması gerekir. Nereden karşılayacağız? İşte Evrensel Hizmet Fonu var. Kanun diyor, fakir ailelere internet götürüleceğini. Bunun için gerekirse mobil operatörlerle konuşulur, gereği yapılır." şeklinde konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, devletin ihtiyaç sahibi ailelere ve tüm öğretmenlere bilgisayar vermesi gerektiğini ifade ederek, "21'inci yüzyılda bilgisayarla tanışmayan çocuk mu olur Allah aşkına? Biz her türlü fedakarlığı yapmaya razıyız. Gerekirse bize 5 ay maaş vermeyin, çocuklarımıza interneti ve bilgisayarı ücretsiz verin. Anneler, babalar her türlü fedakarlığı yaparlar. Kalkıp da 4 küsur milyar liralık bir vergi muafiyetini bir kişiye veriyorsun. Aynı parayla binlerce çocuğa, haneye, öğretmene hem bilgisayar hem de interneti ücretsiz verirsin." değerlendirmesinde bulundu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin evde bilgisayar kullanımı oranını ölçen bir anket yaptığını aktararak, şöyle devam etti:

"Anket sonucunda Arnavutköy'ün yüzde 71'inde bilgisayar yok. Sultanbeyli, Sultangazi, Esenler, Sancaktepe, Başakşehir, Bağcılar, Gaziosmanpaşa AK Parti'nin en çok oy aldığı ilçeler. Kendi seçmenine ihanet eden bir siyasi partiyle karşı karşıyayız. O ilçelerdeki geliri düşük aileye interneti, bilgisayarı ben 'ver' diyorum, sen 'vermeyeceğim' diyorsun. Onun hakkını ben veriyorum, o sana oy veriyor. Bir de böyle bir paradoksu yaşıyoruz. Bunu da düzeltmek zorundayız. Arnavutköy'deki çocuk bizim çocuğumuz değil mi? Onun da bilgisayar ve internet hakkı yok mu? Saraya soruyorum, niye vermiyorsun?"

Milli Eğitim Bakanlığının FATİH projesi kapsamında 2010 yılından bu yana duyurulanın aksine bir tek öğretmene bilgisayar vermediğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Verdiği sözün arkasında bir siyasal parti durmuyorsa, onun ülkeye getireceği hiçbir yarar yoktur." dedi.

Milli Eğitim Bakanlığının, ihtiyaç sahibi ailelere valilik ve kaymakamlıklar aracılığıyla televizyon ulaştırdığını bildirdiğini hatırlatan Kemal Kılıçdaroğlu, bu hizmeti gerçekleştirenlere teşekkür etti.

Kılıçdaroğlu, hala evinde televizyonu olmayanları da söz konusu yerlere giderek talepte bulunmaya çağırdı ve "Vermiyorlarsa bana söyleyeceksiniz." ifadesini kullandı.

İstanbul'da sabit internet oranı en düşük ilçelerde yaşayanlara seslenen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Senin çocukların ve sen bu ülkede 2'nci sınıf vatandaş mısın? 18 yıldır oy veriyorsun, 18 yıldır sarayda oturuyor, senin çocuğunun interneti bile yok. Şimdi düşün, ben mi saraydaki mi senin hakkını savunuyor?" diye konuştu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, çocukların çağdaş koşullarda eğitim görmesi için 57 bin 340 dersliğe ihtiyaç olduğunu kaydederek, "Eğer MEB bu derslikleri yapmazsa, Hazine Bakanlığa bu kaynağı ayırmazsa, bize sadece yer göstersinler, yıl sonuna kadar bütün derslikleri yapıp anahtarları Bakanlığa teslim edeceğiz. 57 bin 340 dersliğin yapımına talibiz. Bize oy versin vermesin her ailenin çocuğunun iyi bir eğitim almasını istiyoruz. Onların günahı ne? Fakir olmak mı? Ne zamandan beri fakir olmak günah oldu, kader oldu? Bunları değiştireceğiz." şeklinde konuştu.

Ankara ve İstanbul'da belediyelerin meslek edindirme merkezlerindeki derslikleri Milli Eğitim Bakanlığına açabileceklerini bildirdiklerini aktaran Kılıçdaroğlu, "Ama CHP'li belediyeler ya 'Hayır, olmaz'. CHP'li belediyeler Türkiye Cumhuriyeti devletinin belediyeleridir. Bütün beldelere hiçbir ayrım yapmaksızın hizmet verirler. CHP'li belediyeler, kimlik, siyasi parti, bölge ayrımı yapmazlar. Kimin ihtiyacı varsa gider karşılarlar." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Sayıştayın 138 bin 393 öğretmene ihtiyaç olduğu yönündeki raporunu da hatırlatarak, atama bekleyen öğretmenlerin istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Yeni derslikleri yapalım, öğretmenleri atayın. Öğretmenleri atarsanız bizim değil, sizin lehinize olacak. İstihdam yaratacaksınız. 10 milyon kişinin içinden en azından 50-100 bini çocuklara ders verecek, daha güzel yetişmeleri için çaba harcayacak." diye konuştu.

Devlet okullarının, velilerden dezenfektan, maske ve ateş ölçer gibi ihtiyaçların giderilmesini istediğini ileri süren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, okulların da söz konusu ürünleri en yakın CHP'li belediyeden alabileceklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, salgın süresince her okulda bir sağlık görevlisi ve bir rehber öğretmenin mutlaka bulunması gerektiğini de belirtti.

Çin'in, Uygur Türkleri'ne yönelik politikasına ilişkin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye bir çağrıda bulunduğunu, Bahçeli'nin de bugün kendisine yanıt verdiğini hatırlatan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Kimseye parmak sallamak benim örfümde, adetimde yoktur. Kaba güç, Orta Çağ gücüdür. 21'inci yüzyılda akıl gücü vardır, kaba güç yoktur. Neden biz 'eğitim, eğitim, eğitim' diyoruz? Akıl gücünü güçlendirmek, ona nitelik kazandırmak için. Sadece Uygurlar için değil, dünyanın neresinde olursa olsun, herhangi bir halk zalim bir uygulamayla karşılaşıyorsa 'haksızlık var' deriz."

Kılıçdaroğlu, Iraklı ve Suriyeli Türkmenlere tırlarla yardım götürdüklerini, ancak bunların reklamını yapmadıklarını dile getirerek, "Bizim işimiz reklam değil. Eğer birisi saray iktidarının bekçiliğine soyunduysa bize bu konularda ders veremez. Neden imza atmıyor? Ben söyleyeyim, Çin'den para gelecek diye. Londra'daki tefeciler faizi çok yükseltti çünkü. Düşünün, bütçe açığı, faiz ve ana parayı ödemek için borçlanmak zorundasın. Kapana kısıldılar, memleketi yönetemiyorlar. Bu millet diyor ki artık yakamızdan düşün. Yakalarından düşüreceğiz." şeklinde konuştu.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.