TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Irak ve Suriye'deki tüm terörist örgütlerden Türkiye'ye yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması kapsamında izin süresinin bir yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, kabul edildi. Genel Kurulda ayrıca, hakkında "nitelikli cinsel saldırı" ve "tehdit" suçlamasıyla fezleke düzenlenen Bağımsız Mardin Milletvekili Tuma Çelik'in yasama dokunulmazlığı da kaldırıldı.

07 Ekim 2020 Çarşamba

Meclis Başkanvekili Bilgiç, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı, Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırısına yönelik yaptığı konuşmada 30 yıldır süren Ermenistan işgalinin son bulması gerektiğini belirterek, "Azerbaycan, haklı mücadelesini sonuna kadar götürmelidir." dedi.

Ermenistan'ın işgale gerekçe olarak bölgedeki nüfusu gösterdiğini, ancak bu nüfusun taşınarak ve Türklerin sürülerek iskan edilmesiyle oluşturulduğunu, bununla ilgili de belgeler bulunduğunu ifade eden Özşavlı, bu belgelere göre müslüman Türk nüfusun daha çok olduğuna dikkati çekti.

Özşavlı, Azerbaycan'ın topraklarını kurtaracağını belirterek, sonuna kadar Azerbaycan'ın yanında olduklarını söyledi.

"Ermenistan, Kafkasya'nın İsraili'dir" diyen Özşavlı, Ermenistan'ın ilhamını, desteğini terörizmden aldığını ifade etti.

CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz da pandemi sürecinde esnafın yaşadığı sorunlar ve talepleri hakkındaki konuşmasında, süreçte çok sayıda mağdur bulunduğunu ama esnafın, köylünün, çiftçinin, sanayicinin en büyük mağduriyeti yaşadığını söyledi.

Okullar açılmadığı için kırtasiyelerin, büfelerin, kantinlerin, restoranların kapandığını, servisçilerin, otobüs firmalarının zorda olduğunu dile getiren Durmaz, esnafın bu süreçte devletin şefkatli elinin dokunmasını beklediğini kaydetti.

"Büyük devlet, büyük sözler etmekle olmuyor." diyen Durmaz, çiftçinin kullandığı, yeme, ilaca sürekli zam yapıldığını öne sürdü. Durmaz, çiftçiye ve üreticiye ÖTV'siz mazot desteği yapılması gerektiğini belirtti.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, "Dicle Havzası Zori Çayı üzerinde inşa edilmesi planlanan baraj ve doğada yaratacağı tahribat" konulu konuşmasında, onca tahribata rağmen HES'leri savunanlar bulunduğunu söyledi.

Tiryaki, akarsuların denetimsiz biçimde özel sektöre devredildiğini öne sürerek, inşaatına henüz başlanmayan bin 50 projenin süresinin sona ermek üzere olduğunu ancak 6 aylık ek süreler alındığını iddia etti.

Bölge halkının baraj istemediğini ifade eden Tiryaki, coğrafyanın tahrip edilmemesini istedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Diyarbakır'da, 6-7 Ekim olaylarında kurban eti dağıtırken öldürülen 16 yaşındaki Yasin Börü'ye rahmet diledi.

Türkkan, Nobel kimya ödülünü almasının yıl dönümü dolayısıyla Aziz Sancar'ı da tekrar tebrik etti.

Diyarbakır'ın temel geçim kaynağının çiftçilik olduğunu ancak çiftçinin geçinemediğini savunan Türkkan, yüksek maliyetler nedeniyle zarar ettiklerini iddia etti.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bir gururu yaşattığı için Aziz Sancar'a şükranlarını sunduğunu söyledi.

Akçay, 7 Ekim 1980'de ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu'nun mahkeme kararıyla idam edildiğini, idam sehpasına yürürken dahi duruşunu bozmadığını belirterek, Pehlivanoğlu'nun idamından önce ailesine yazdığı mektubu okudu.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise partilerine yönelik operasyon kapsamında 14 kişinin Muş'ta, 14 kişinin İstanbul'da gözaltına alındığını söyledi.

Gözaltıların her gün devam ettiğini ve yargının baskı aracı olarak kullanıldığını savunan Beştaş, "Bu gözaltılarla öfkeyi ve tepkiyi büyütüyorsunuz. Yoksa hukuk icra edilmiş olmuyor." diye konuştu.

Ekonomideki kötü gidişat nedeniyle ocakların yanmadığını, vatandaşın büyük tavizlerle geçinmeye çalıştığını iddia eden Beştaş, eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir'in, yayımlanan verileri eleştirdiğini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bir gazetede RTÜK ile ilgili Sayıştay raporuna ilişkin bir haberin yayınlandığını söyledi.

Akşam RTÜK'ün attığı tweeti görünce ürperdiğini ifade eden Altay, twette, "Henüz sonuçlanmamış Sayıştay raporlarını kullanarak devlet kurumlarını yıpratmaya yönelik habercilik anlayışından vazgeçilmelidir. Yanlışta ısrar edilmesi durumunda bunun hukuki sonuçları olduğunu hatırlatıyoruz." ifadelerinin yer aldığını kaydetti.

Altay, TBMM'ye gelen Sayıştay raporlarının sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakılmayacağını, Meclis'in gerekirse ek denetim talebinde bulunabileceğini belirterek, şöyle konuştu:

"Sayıştayı kapatalım olsun bitsin. Niye var bu Sayıştay. Bu kadar insana niye para veriyoruz kardeşim. Sayıştay, 2018'de bir tespitte bulunmuş. 'RTÜK ödeneklerini, maaş ve harcırahlarını kendisi belirliyor. Bu şekilde de 453 bin 963 lira kamu zararı doğdu' diye bir tespit de bulunmuş. Bu bir haberdir. Bu bir gerçektir. Biz burada konuşacağız, gazeteler bunu haber yapacak. RTÜK televizyonlara ayar verip, tehdit edeceğine kendisi Allah'tan korkup kuldan utanmayı öğrensin. Bu ne demek. Devleti zarar uğratıyorsun, haksız yere kendine yüksek harcırah, yüksek ödenek alıyorsun. Cumhurbaşkanımızın bu konulardaki kararnameleri Anayasa Mahkemesince bozuldu. Sayın Mehmet Muş, bu tweeti doğru buluyor musunuz bulmuyor musunuz?"

Meclis Başkanına da çağrıda bulunduğunu belirten Altay, "Eğer bu Sayıştay raporları ciddiye alınmayacaksa, bu kadar usülsüzlük, hırsızlık, yolsuzluk, arsızlık, edepsizlik ciddiye alınmayacaksa kapatın gitsin Sayıştayı." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Sayıştayın görevi gereği devlet kurumlarının yaptığı harcamaları, kanun ve nizamlara uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetlemekle yükümlü olduğunu, kapatılmasının söz konusu olamayacağını bildirdi.

Muş, bir hukuksuzluk varsa devletin diğer birimlerinin faaliyete geçeceğini belirterek, "Bir yanlışlık tespit ettiyse Sayıştay, bu kanunlara aykırıysa, koyduğumuz kurallara aykırıysa, kamu zararı oluştuysa burada devletin ilgili birimleri harekete geçer ve kamu zararı giderilir. Devlet bu şekilde çalışır." dedi.

Muş, 24 ilin 6. bölge teşviklerinin bir yıl uzatıldığını da belirterek, hayırlı olması dileğinde bulundu.

Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç ise Engin Altay'ın açıklamaları üzerine, Sayıştay raporlarının ilgili komisyona intikal ettiğini ve görüşüldüğünü ifade etti.

Rapor hazırlanırken belirlenen usülsüzlük ve yolsuzluklar varsa bunların rapordan çıkarılarak yargıya intikal ettirildiğine işaret eden Bilgiç, raporların, TBMM'nin denetimine tabi olduğunu bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "Samsun ve Giresun'da meydana gelen sel felaketleri", HDP'nin "Kolluk güçlerince yapıldığı iddia edilen kötü muamele" ve CHP'nin "Kovid-19 salgınının ekonomi üzerinde yarattığı tahribat" ile ilgili grup önerileri görüşüldü.

Partisinin grup önerisi hakkında konuşan İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, bölgedeki sıkıntılardan bahsederek, bölgede gabarileri düşük köprüler tespit edilerek yükseltilebileceğini anlattı.

Sel sonrasını yaşamak yerine selden önce tedbirler alınabileceğine işaret eden Yaşar, tedbirlerin alınmasını, var olan yaraların da sarılmasını talep etti.

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, sel felaketlerine "doğal afet" denilerek geçilemeyeceğini söyledi. Planlama yapılmadan inşa edilen HES'lerin sonucu bu felaketlerin oluştuğunu öne süren Kenanoğlu, taş ocakları ve HES'lerin iklim değişikliğine de neden olduğunu iddia etti. Felaketin nedeninin dere yataklarının işgali olduğunu savunan Kenanoğlu, tahribatın araştırılması için gerekli desteğin de verilmesini istedi.

CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek de sel felaketlerinin kader olmaktan çıkarılması gerektiğini dile getirdi.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, bölgede meydana gelen sel felaketini yaşadığını belirterek, ilk dakikadan itibaren devletin bütün kurumlarının haberdar edildiğini kaydetti.

İçişleri Bakanının olaya hemen müdahil olduğunu, gece yarısı Giresun'a gelip gece gündüz yöneticilik yaptığını aktaran Öztürk, bu olayda 5'i asker 11 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin de hala arandığını kaydetti. Öztürk, ilk andan itibaren devleti yanlarında hissettiklerini de dile getirdi.

Bunun bir afet olduğunu vurgulayan Öztürk, alınacak tedbirler bulunduğunu, yaraların sarılmaya devam ettiğini aktardı. Öztürk, felaket dolayısıyla yanlarında bulunan kurum, kuruluş ve yetkililere teşekkür etti.

Partisinin grup önerisi adına konuşan HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç ise "Van'da tarlasında çalışan iki kişinin helikopterden atıldığını", bu kişilerden birinin hayatını kaybettiğini ileri sürdü.

Hukuk karşısında bu zalimliklerinin hesabının sorulacağını söyleyen Sarısaç, iktidarın sesiz kalarak, inkar ederek suç ortaklığını tercih ettiğini iddia etti.

Sarısaç, "AK Parti'nin gündüz vakti insan kaçıran siyah araçları" olduğunu ileri sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Türkiye düşmanı HDP temsilcisinin" beyanları olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Siyah ranger falan tanımayız arkadaş. Biz, hukuk içerisinde devleti yöneten bir iktidarız. İşkenceye hiçbir zaman tahammül edemeyiz, tahammül gösteremeyiz. Bahsettiğiniz olayla alakalı hem adli, hem idari soruşturma açılmıştır. Vatandaşımıza eğer kolluk faaliyetini yerine getiren güvenlik görevlisi, hukuk dışında muamele yapmışsa karşısında bizi bulur."

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da Muş'un "Türkiye düşmanı HDP" lafını iade ettiğini belirterek, "Türkiye düşmanı bir AKP var şu anda iktidarda." diye konuştu. Beştaş, yapılanların bir cinayet olduğunu savundu.

Mehmet Muş da görüşlerinin açık ve net olduğunu dile getirerek "Savcılık soruşturma başlatmıştır, bakanlık idari soruşturma başlatmıştır. Hiçbir vatandaşımızın kılına zarar verilmesini istemeyiz. Şunu da ifade etmek isterim; Siz burada her gün kürsüde 'Kürt düşmanı AK Parti' ifadesini kullanırsanız, 'Türkiye düşmanı HDP' ifadesini her gün duyacaksınız. Siz Türkiye düşmanı bir partisiniz." dedi.

CHP Antalya Milletvekili Bülent Tezcan da Türkiye'de hukukun ayaklar altına alındığını, "tarihin hiçbir döneminde hiçbir işkencecinin iktidara sırtını dayamadan ayakta kalamayacağını" söyledi.

AK Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu, Van'da yaşandığı bahsedilen olayın, biri yarbay iki askerin şehit olduğu bir olayla iltisaklı geliştiğini bildirdi.

HDP sıralarından "yalan" denilmesi üzerine Aydoğdu, "Yalan dediğinizde bir şey söylemiş olmuyorsunuz, benim söylediğime yalan dediğinizde dağdaki teröristin namlusundaki kurşun gibi kurşun sıkıyorsunuz bu parlamentoya." ifadesini kullandı.

Yaşanan olayla ilgili adli ve idari soruşturmaların başlatıldığını anlatan Aydoğdu, şöyle konuştu:

"Türkiye bizim ortak sevdamız. Kürtler de bizim kardeşimiz, vatandaşımız. Eğer işkence varsa biz de sizin kadar bu işin karşısındayız. Biz bir devletiz, söylentiyle, ithamla hareket edemeyiz. İşkence bir insanlık suçudur ve bizim dönemimizde 'işkenceye sıfır tolerans' hayata geçmiştir. Bunun suistimali varsa karşısında olacağımızı beyan ediyorum."

İYİ Parti ile HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.

Irak ve Suriye'deki tüm terörist örgütlerden Türkiye'ye yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması kapsamında izin süresini 1 yıl uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Genel Kuruldaki görüşmelerde İYİ Parti Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan, partisinin tezkereye "evet" oyu vereceğini bildirdi.

Çin'in, camilere astığı panolarla "dinin Çinlileştirilmesi" çabası içerisine girdiğini belirten Erozan, bu yaklaşımın doğru olmadığını, bu durumun insani ve hukuki mülahazaların aksine hareket etme anlamına geldiğini söyledi.

Erozan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, İslam konusundaki açıklamalarına cevap veren iktidarı, Çin'in Doğu Türkistan'daki politikaları ve İslam'a yönelik bu uygulamaları konusunda da tepki göstermeye çağırdı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Japonca ve Rusça bildiğini söylediğini anımsatan Erozan, "Kendisine bir an evvel Çince de öğrenmesini tavsiye ediyorum. Böylelikle belki bu konulara biraz daha erken tepki vermek imkanını bulur. Ayrıca Çince bildiği varsayılan Büyükelçiyi de herhalde söylediklerim üzerine ayrıca uyarmaları gerekecektir." diye konuştu.

Ermenistan'ın, dost ve kardeş Azerbaycan'a yönelik saldırıları ve süregelen işgal durumunun kabul edilemez olduğunu belirten Erozan, "Sadece kardeşlerimiz oldukları için değil, ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gibi uluslararası ilişkilerin temel ilkelerinden birinin de ihlal edilmiş olmasından dolayı bu konudaki tavrımız açıktır." ifadesini kullandı.

Tezkere kapsamında TSK'ya görev verildiğini ancak bölgede Jandarma Özel Harekat ve Polis Özel Harekat'ın da görevlendirildiğini ifade eden Erozan, şöyle devam etti:

"TSK'ya Irak ve Suriye'de bir görev veriliyor ama iktidar, o coğrafyada Jandarma Özel Harekatı ve Polis Özel Harekatı da kullanıyor. TBMM vermiyor böyle bir yetkiyi. Ben bunu Sayın Süleyman Soylu'ya yazılı sordum. Aldığım cevap, 'Jandarma Özel Harekat, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün yazısıyla görevlendiriliyor.' Aynı vatan evlatlarının bir kısmını TBMM görevlendiriyor, diğerini bir Genel Müdür görevlendiriyor. Şehitlerimiz, gazilerimiz, yaralılarımız oluyor, bunun sorumluluğunu TSK adına biz, Jandarma ve Polis Özel Harekat için bir Genel Müdür üstleniyor. O Genel Müdür mü hesabını verecek sonra bu ailelere?"

Irak'ta Türkmenler'in hala anayasal güvenceleri bulunmadığını ifade eden Erozan, iktidarın, bu konuda da adım atmasını istedi.

Erozan, Türkiye'nin Libya'da bütün yumurtaları bir sepete koyduğunu ve omlet yeme riskiyle karşı karşıya olduğunu ileri sürerek, "Omlet yemek riski derken, bütün bu yumurtaların kırılması gündemde çünkü Serrac'a yaptığımız yatırımlar galiba boşa gidiyor. Serrac 'Ekim ayı sonunda ben bu görevi bırakıyorum.' dedi. Şimdi iktidarın bir telaş içinde Libya ile yaptığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı kurtarma arayışında olduğunu gözlüyorum." diye konuştu.

İYİ Parti'li Erozan, Oruç Reis'in artık görev sahasına dönmesi gerektiğini de belirtti.

MHP Grubu adına söz alan Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, tezkerenin, bireysel, bölgesel, ulusal savunma ve güvenlik ihtiyacından doğduğunu vurguladı.

"Bana değmediği sürece bin yaşasın" politikalarının artık sahada ve masada geçerli olmadığını vurgulayan Aydın, "Taciz, tecavüz ve saldırıların vuku bulmasını beklemeden potansiyel tehdit, tahrik ve riskin oluştuğu her yerde proaktif davranılıp, etkisizleştirilmesinin 21'inci yüzyıl savunma ve güvenlik stratejisinin özünü oluşturduğunun farkında ve millet olarak bilincindeyiz. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de buna mukabil bir tutum sergileyip proaktif davranarak, yaklaşık 40 yıldır milletimizin yurt içinde ve yurt dışında canına musallat olmuş PKK ve türevleri başta olmak üzere, her türlü terör örgütleriyle, köklerinin kazınması suretiyle, kahramanca mücadele etmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Aydın, Türkiye'nin, inisiyatif alıp proaktif davrandığı diğer önemli bir meselenin, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar üçgeninde, hem karada hem de mavi vatanda kuşatmaya alınıp, etkisiz kılınmaya yönelik oldu bittilere karşı gösterdiği milli refleksi olduğunu anlatarak, "Terörle mücadelede içeride ve dışarıda bölgesinde zapturapta karşı asil ve dik duruşa kadar tüm bu gelişmelere, Türkiye muhalifi ülkelerin karşı tavrı ve açıklamaları bir noktaya kadar anlaşılabilir ama benzer, acımasız ve mesnetsiz eleştirilerin, ülke içinde, özellikle, siyaset üstü ilişkilerimiz veya güvenlik ve savunma hamlelerimize yönelik yapılması izaha muhtaçtır." diye konuştu.

Türk siyasetinin, uluslararası bağlamda temsilini "milli maça" benzeten Aydın, "Antrenörü, oyuncuların seçimini beğenmeyebilirsiniz. Amacınız üzüm yemek olsun. Nedir bu bağcıyla, antrenörle hesabınız? Antrenör siz olduğunuzda, takımınızı seçer daha iyisini yaparsınız ama Allah aşkına, maç esnasında niye demoralize edici, onur kırıcı, hafifletici, başkalarına koz verecek bir takım girişimlerde bulunuyoruz?" sorularını yöneltti.

Yunanistan ile ilişkilere de değinen Aydın, "Ayasofya için ahkam kesen Yunanistan'a diyorum ki, 'Benim İstanbul'umda gayrimüslimler için 430 küsur ibadethane varken, olması da gerekir, ibadet özgürlüğü hiçbir şekilde kısıtlanamaz, ecdadımızdan da bu geleneği gördük ve yaşatacağız. Koskocaman Atina'da bir tane cami yok. Şimdi, bunu söylemek yerine 'Ayasofya'yı niye açtık? Zamanlama iyi olmadı.' Nazım Hikmet o kadar güzel söylüyor ki Ayasofya ile İstanbul'un fethiyle ilgili. Nazım kadar olalım. Olamıyorsak o zaman, şapkayı çıkarıp önümüze koyacağız." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy da partisi adına yaptığı konuşmada, tezkereye daha önce olduğu gibi bugün de "hayır" oyu vereceklerini söyledi.

"6-8 Ekim 2014 yılında Kobani protestolarının tek sorumlusu olarak HDP'yi, HDP'nin o zamanki yönetimini hedefe koyup, desturunu da evlendiği zaman hemen saraya koşup hediyeler alan bir savcı aracılığıyla yaptılar." diyen Özsoy, Kürt meselesini iktidarın hoşuna gitmeyecek şekilde konuşan herkesin cezaevine gönderildiğini ileri sürdü.

Bu gelişmeler sonrasında iktidarın "ulusal çıkar" dediği hiç bir şeyi HDP'nin kabul etmeyeceğini söyleyen Özsoy, "Aynı gemi içerisinde değiliz. O gemiden çoktan attınız, beş yıldır, altı yıldır HDP'yi atmaya çalışıyorsunuz o gemiden. Eğer bugün HDP hala gemide ısrar edip 'barış' diyorsa bence hükümet gerçekten HDP'nin ayaklarına kapanıp teşekkür etmeliydi." sözlerini sarf etti.

Özsoy, iktidarın, "Barış Süreci görüşmeleri" kapsamında HDP ile konuşulanları açıklaması gerektiğini de ileri sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Özsoy'un sözlerine cevaben HDP'yi, dönemin AK Parti hükümetiyle yapılan görüşmelerde neler konuşulduğunu açıklamaya davet etti.

Anayasa ve kanunlarda protesto hakkının nasıl kullanılacağının belli olduğunu hatırlatan Muş, "Yakıp yıkıyorsun, 'Biz işin içinde yokuz. Biz sadece bir tweet attık.' Bütün örgütünüz bu işin organizasyon kısmının içerisinde." dedi.

Muş, Özsoy'un, Türkiye'yi haksız şekilde suçladığını belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı mısınız, başka tarafın vatandaşı mısınız?" diye sordu.

Türkiye'nin, Suriye'ye yönelik yaklaşım ve duruşunun çok net olduğuna, burada bir terör örgütü veya çete yapılanmasına izin vermeyeceğine dikkati çeken Muş, öte yandan bölgedeki asli unsur olan Kürtler'e yönelik asla bir tavır geliştirilmeyeceğini kaydetti.

HDP'li Özsoy, Muş'un sözlerine, "15 yıl ABD'de kaldım, vatandaşlık başvurusu bile yapmadım." diye karşılık verdi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, iktidarın Suriye'de demografik bir değişim hedeflediğini ileri sürdü.

Muş'un vatandaşlığa ilişkin sözlerini anımsatan Oluç, "Bu ülkenin yurttaşlarıyız ve lütfen bize vatandaşlık sorgulaması yapmaya da kalkışmayın, çok ayıptır böyle bir şey." dedi.

AK Partili Muş, bölgedeki demografiyi terör örgütlerinin değiştirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Oranın demografisini değiştiren önce DAEŞ, insanları yerinden etti, sonra da oraya yerleşen PKK/PYD onlarca insanı yerinden, yurdundan ettiler. Türkiye, bu olaylar çıkmadan önce olması gereken nasılsa öyle olsun istiyor. Münbiç'e PKK girmiş, adam ona sesini çıkartmıyor, PKK'ya 'çete' diyemiyor. En büyük çete PYD. Ona ses çıkarın, ona isyan edin. Ona ses çıkartmıyor, niye? O çünkü PKK'yla ilişkili olduğu için, eş güdüm halinde çalıştığınız için. Kusura bakmayın, bize hikaye anlatmayın Sayın Oluç, hikayeye karnımız tok."

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.