TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin, 2'nci bölümünün tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

09 Temmuz 2020 Perşembe

Başkanvekili Adan, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.

HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç "Van'da yaşanan sel felaketi ve göçmenlerin sorunları", TBMM Katip Üyesi ve AK Parti İstanbul Milletvekili Emine Sare Aydın "Srebrenitsa katliamı" ve AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu "Zonguldak-Çaycuma-Filyos Limanı açıklarına Karadeniz'de sondaj faaliyetleri gerçekleştirmek için gelen Fatih sondaj gemisinin yapacağı çalışmalar" hakkında gündem dışı konuştu.

HDP'li Sarısaç, İran'a sınır olan ve geçiş güzergahında bulunan Van'a, çok sayıda sığınmacının geldiğini ve durumlarının yürekleri dağladığını söyledi.

Öte yandan Van'daki sel felaketi nedeniyle ev, iş yeri ve tarımsal alanların zarar gördüğünü belirten Sarısaç, vatandaşların zararlarının karşılanmasını istedi.

Sarısaç, Bahçesaray'da yaşanan çığ felaketinin araştırılmasına yönelik grup önerilerinin iktidar tarafından reddedildiğini de ifade ederek, bu olaydaki ihmallerin ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.

AK Parti'li Aydın, Srebrenitsa'nın Avrupa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gördüğü en büyük katliam olduğunu söyledi.

Bölgedeki BM Barış Gücü'ne bağlı Hollanda askerlerinin güvenlik teminatları altındaki Boşnakları, öldürüleceklerini bile bile Sırp güçlerine teslim ettiklerini anlatan Aydın, 8 bin 372 kendini savunma imkanı olmayan sivilin katledildiğini belirtti.

Bölgeyi Müslümanlardan arındırmak ve "Büyük Sırbistan"ı kurmak için insanlık suçu işlendiğini dile getiren Aydın, "Boşnaklar, sadece Müslüman oldukları için Batılı ülkeler seyrederken katledildiler. Dün Bosna'da yaşanan katliama karşı gözlerini kapatan ülkeler, bugün Halep'te, İdlib'de, Filistin'de başka katliamlara karşı gözlerini yummaya devam ediyorlar." diye konuştu.

Srebrenitsa katliamının unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini vurgulayan Aydın, katliamı gerçekleştirenlerin bir kısmının Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından suçlu bulunduğunu ancak bu kişileri destekleyenler ile Sırplar'a örtülü destek veren Avrupalı liderlerin yargılanmadığını kaydetti.

Aydın, katledilenlerden 6 bin 356 kurbanın kimliklerinin tespit edilerek ailelerine teslim edildiğini de belirtti.

AK Parti'li Çolakoğlu, Fatih'in "çevre dostu" bir sondaj gemisi olduğunu belirterek, bu gemiyle ülke kaynaklarının milletin hizmetine sunulmasının hedeflendiğini anlattı.

Zonguldak açıklarında sondaj faaliyetlerine başlayan geminin çalışmalarının, 6 ay kadar sürmesinin öngörüldüğünü kaydeden Çolakoğlu, "Artan enerji talebini yerli ve milli kaynaklarla karşılama azim ve kararlılığı, Uzun Mehmet'in kömürü bulduğu gün gibi tüm sevdamızla devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve bakanlık çalışanlarımızla, sondaj çalışmalarına öncülük edip milli kaynaklarla enerji devrimini gerçekleştirdikleri için gurur duyuyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Partinin, gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda ilk olarak İYİ Parti'nin, "Z kuşağının sorunlarına" ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, tüm dünyada özgürleşme anlamında ileriye gidilirken Türkiye'de yasak üzerine yasaklardan bahsedilmesinin, gençleri yıldırdığını savunarak, "Sosyal medyayla değil, sosyal medyanın içerisinde yetişmiş olan Z nesli, sosyal medya kısıtlama tartışmalarına tahammül bile edememektedir. Yapılan araştırmalara göre, Z kuşağındaki gençlerimizin yüzde 70'i iktidardan bir torpil bulamadıkları takdirde işe giremeyecekleri endişesi ve kaygısı taşımaktadır." dedi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, gençliğin, eğitimden spora, cinsiyet eşitsizliğinden işsizliğe kadar birçok sorunu olduğunu belirterek, "Gençliğin en büyük sorunu AKP hükümeti ve AKP hükümetinin gençlere dönük politikasızlıklarıdır. Son zamanlarda gençler sosyal medya üzerinden dislike ile cevaplarınızı verdi." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlü ise Z kuşağının da tek tip bir nesil olmadığını ve tamamen bir genellemenin içine sıkıştırılamayacak insanlar olduğunu kaydetti. Elinde telefonla doğan ve asla kandırılamayacak bir kuşakla karşı karşıya olduklarını ifade eden Sütlü, yapılan araştırmalara göre, bu kuşağın üç temel sorununun özgürlük, adalet ve eşitlik olduğunu kaydetti.

AK Parti İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak, farklı kuşaklar tarafından Z kuşağının nasıl algılandığına değinerek, "Birincisi bu her zaman böyleymiş yani baktığınız zaman, gençler tarihin her döneminde marjinal gözükmüş, hatta farklı oldukları için suçlandıkları dönemler dahi olmuş. Bunu Sokrates'in sözlerine baktığımızda da Sümer tabletlerine baktığımızda da görüyoruz yani bu yeni bir durum değil. Kullanmak için böyle çok heyecanlı olmamamız gerekiyor bence siyasetçiler olarak. İkincisi, gençlerin istediği şey temelde, nüfusun o kadar da genç olmayan diğer bireylerinin istediklerinden çok da farklı değil." değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti'nin, geçen hafta gençlerle bir araya geldiğini ve dertlerini dinlediğini anımsatan Kadak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İyi niyetli olduklarını da biliyorum ama bizim istediğimiz tam da aslında bunun aksi; biz sizinle aynı masada oturmak istiyoruz, karşınıza alınıp edilgen bir şekilde dinlenilmek istemiyoruz. Referandum sonrasında biliyorsunuz genç vekillerimiz geldi Meclisimize, bizde de beş genç vekil var. Bence bu efsane bir şey. Keşke gençler olarak burada konuşsak da bizim adımıza konuşulmasa. Bu, çünkü 50 erkeğin aynı masada oturup kadın haklarını sabahtan akşama konuşması gibi bence. Bu kadar absürt duruyor. Aynı zamanda Meral Hanım gençlere iş verilmediğini söylemiş. Yani düşünürken şöyle dedim: Ablacığım sen de vermiyorsun ki. Burada İYİ Parti sıralarında hiçbir genç yok. Keşke daha çok genç olsa. Biz gençlerin problemlerini tartışmasak da gerçek problemleri tartışsak. Çünkü ben artık Z kuşağı problemlerini tartışmak istemiyorum açıkçası Meclis'te ama sürekli bu konu açılıyor."

Görüşmelerin ardından İYİ Parti'nin önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan CHP'nin "demiryolu hatlarındaki sorunlara" ilişkin araştırma önergesi ile HDP'nin "mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarına" ilişkin araştırma önergesinin gündeme alınması önerileri de ayrı ayrı görüşüldü. Yapılan oylamalarda iki öneri de kabul edilmedi.

Genel Kurulda barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmelere geçildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun "Darbecilerle aynı derin devletin hükümeti noktasına geldiniz." sözlerine cevaben, "Hayatımızın, siyasetimizin mücadelesi sizin o derin devlet dediğiniz şeye karşı olmuştur. Onları peyderpey yok ederek bugünlere geldik." dedi.

Genel Kurulda, barolara ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri sırasında AK Parti ve CHP'li milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

CHP'li Tanrıkulu, teklifin maddeleri üzerindeki konuşmasında, iktidarın barolara yönelik düzenleme değil, insan hakları ihlallerinin önlenmesine yönelik çalışma yapması gerektiğini söyledi.

İktidarın, 12 Eylül darbecileri gibi barolara yönelik "darbe uygulaması" yaptığını ileri süren Tanrıkulu, buna örnek olarak çeşitli barolara ilişkin iddialarını dile getirdi.

"İktidarın derin devlet tarafından kullanıldığını" ileri süren Tanrıkulu, "Darbecilerle aynı derin devletin hükümeti noktasına geldiniz." sözlerini sarf etti.

İktidara yakın baroların değil, kendilerinin 27 Nisan'a ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Tanrıkulu, "Hafızası olmayan baro başkanlarını buraya çıkartıyorsunuz. Biz Barolar Birliği Genel Kurulunda konuşurken bu arkadaşlarınız masaların altına saklanıyordu, 'Şunu da söyle.' diyorlardı. Tek bir kelime etmiyorlardı." dedi.

Derin devletin iktidara operasyon yaptırdığını öne süren Tanrıkulu, "Hükümet olun, iktidar olun, derin devletin oyuncağı olmayın." ifadelerini de kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Tanrıkulu'nun "masaların altına saklanıyordu." sözlerini, AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer için sarf ettiğini belirterek, Başer'in cevap hakkını kullanacağını söyledi.

Zengin, Tanrıkulu'nun "derin devlet" iddiasını reddettiklerini vurgulayarak, "Hayatımızın, siyasetimizin mücadelesi sizin o derin devlet dediğiniz şeye karşı olmuştur. Onları peyderpey yok ederek bugünlere geldik. Türkiye'de derin devlet söz konusu olsaydı 15 Temmuz başarılı olurdu. Marazlı bir hal içerisindesiz, bir taraftan derin devletten muzdarip olduğunuzu söylüyorsunuz, diğer taraftan FETÖ'cülerin inşa etmek için gayret gösterdikleri o derin devletin argümanlarını kullanıyorsunuz." diye konuştu.

AK Parti'li Başer de Tanrıkulu'nun sözlerini reddederek, inandığı değerler uğruna sonuna kadar mücadele ettiğini vurguladı.

Başer, "Benim kitabımda korkmak diye bir şey yoktur. Gerekirse de bu inanç ve değerlerim için canını seve seve verecek bir arkadaşınızım. 15 Temmuz hain darbe girişiminde de burada eşim ve çocuklarımla beraber Meclisin altında bulunan birisiyim. Demokrasiden özgürlükten bahsedenlerin öncelikle aynaya bakmaları gerekir." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Zengin'in "derin devletle iş birliği yaptıkları" iddiasına yönelik Tanrıkulu için söz hakkı istedi.

Kürsüden Zengin'e yanıt veren Tanrıkulu, "27 Nisan'da neredeydiniz? Dolmabahçe'de kol kola girdiniz. O zaman barolarınız yok muydu? Şu anda iktidar değilsiniz, derin devletin hükümetisiniz." sözlerini sarf etti.

Özlem Zengin, yeniden söz alarak, Başer hakkında gıyabında "korkak" denmesinin saygısızlık olduğunu dile getirdi.

AK Parti'li Zengin, Başer'in Yozgat Baro Başkanlığı döneminde kendisinin ve başörtülü olduğu için eşi dolayısıyla yaşadıklarına tanık olduğunu belirtti. Bu sırada bir milletvekilinin "Hadi oradan" şeklinde laf atması üzerine Zengin, "Ne demek hadi oradan. Hadi buradayım, işte gel. Buradayım. Terbiyesiz adam. Söylediğim her kelime doğrudur." şeklinde tepki gösterdi.

Meclis Başkanvekili Celal Adan, Genel Kurula yakışmayan tavırlar içerisinde bulunulmamasını isteyerek, laf atmamaları konusunda milletvekillerini uyardı.

AK Parti'li Zengin, konuşmasının devamında, "Baro demek benim için çile, çile, çile... Baroda staj yapmak için 6 yıl uğraştım. Bütün eğitim hayatını fevkalade geçirmiş, en büyük arzusu hakim olmak isteyen ben, bir staj yapmak için 6 yıl uğraştım. O yüzden bana 'barolar, hak, hukuk' dediğiniz zaman ben çilemi hatırlıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Zengin, Türkiye'de geçmişte derin devletin faaliyet göstermiş olabileceğini belirterek, "Sayın Tanrıkulu biliyorum, size de zulmettiler, o derin devlet. Onu savunacak bir haliniz olmamalı. Bize de zulmettiler. AK Parti'yi bugüne getiren şey, o derin devlet dediğiniz yapılara olan dirençtir. Fikirlerimiz farklı olabilir ama biz haktan, hukuktan yanayız." şeklinde konuştu.

Zengin, AK Parti'nin, 27 Nisan'da e-muhtıraya karşı ilk kez bir duruş sergileyen parti olduğunu da vurguladı.

TBMM Başkanvekili Adan, Tanrıkulu'nun sözlerini anımsatarak, "Türkiye'de hiçbir zaman derin devlet olmamıştır. Ama devletin içerisinde milletin, devletin adını kirleten, hırsız, arsız, darbeci olmuştur. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile bu anlamsız mücadelelere öncülük yapan hırsız, arsız, bölücü ve darbecileri karıştırmamak gerekir. Bugün Türkiye çok zor günlerden geçmektedir. Libya, Suriye, Irak'ta bir sürü sıkıntıyla uğraşırken bu tartışmayı doğru bulmuyorum." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Ankara'da baro başkanlarının polisten şiddet gördüklerini ileri sürerek, "Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu gelip oturacak süs olsun diye. Sonra Ankara'da baro başkanlarını dövdüreceksiniz. Bunu kabul etmiyoruz. Bu sizin bu yasayı dayatmanızın gerçek sebebini de ifade ediyor." dedi.

AK Parti'li Zengin'in "Baro demek benim için çile, çile, çile." sözlerini anımsatan Beştaş, barolara yönelik kanun teklifine ilişkin "Kanunlar intikam amacıyla yapılamaz." diye konuştu.

HDP'li Beştaş, başörtüsü yasağına karşı olduğunu vurgulayarak, "Dün başörtüsü yasağına karşıydım, bugün de başörtüsünün bir zulüm aracı olarak kullanılmasına karşıyım." sözlerini sarf etti.

AK Parti'li Zengin, yeniden söz alarak, kendisinin ve arkadaşlarının, baş örtüsünü hayatı boyunca herhangi bir amaç için kullanmadığına dikkati çekti.

CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, teklifin maddeleri üzerindeki konuşması sırasında kürsüye, "Baroma Dokunma" yazılı döviz bıraktı.

Bugün Kuğulu Park'ta toplanan baro başkanları ve avukatlara, güvenlik güçlerince şiddet uygulandığını öne süren Erbay, iddiasına kanıt olarak sunduğu ses kayıtlarını Genel Kurulda dinletti.

Erbay, kanun teklifiyle stajyer avukatların barolar arasında seçim yapmak zorunda bırakılacağını savunarak, "Yeni mezun genç arkadaşlarımız gelip gönül rahatlığıyla meslek örgütlerine kayıt olabilmeliler ama siz bunun önüne geçiyorsunuz." diye konuştu.

Bundan sonraki süreçte mahkemelerin kararlarının da şaibeli olacağını iddia eden Erbay, "(Ben, o barodan avukat tutmadığım için bu cezaya çarptırıldım.) veya 'Tazminat ödemek zorunda bırakıldım.' diyecektir. Göreceksiniz temyiz dilekçelerinde bunun gibi onlarca durumla karşılaşacağız. Disiplin dosyalarında farklı kararlar çıkacak." sözlerini sarf etti.

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, Türkiye Barolar Birliği'nin de bu kanun teklifine yönelik muhalefetini vurguladığını söyledi.

Barolara yönelik bu düzenlemeyi kimsenin istemediğini savunan Oral, "Peki, kim istiyor? TBMM'den fazla yasama işlemi yapan, ülkeyi kararnameler ve KHK'lerle yöneten; ortak aklı, istişareyi reddeden Sayın Cumhurbaşkanımız istiyor. O istiyor diye barolar bölünsün, paralel barolar kurulsun, 'Oy moy yok.' diyen sosyal medya kapatılsın, diğer meslek örgütleri bölünsün, nerede antidemokratik iş varsa vurgulansın ve uygulansın. Yarın 'O istiyor' diye çoklu hukuk tartışılmaya başlanırsa hiç şaşırmayacağım." ifadelerini kullandı.

Küçük oğlunun stajyer avukat olduğunu anlatan Oral, oğlu gibi genç avukat arkadaşlarının da düzenlemeye şiddetle karşı olduklarını söyledi.

Oral, teklifin açıkça barolarda siyasallaşmayı kanuni hale getirdiğini savunarak, "Sarı sendika kavramı gibi, sarı baro kavramını AK Parti literatürümüze sokmaya hazırlanıyor." dedi.

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, kanun teklifinin Adalet Komisyonunda 4 gün süren görüşmelerine baro başkanlarının alınmadığını, bugün de avukatların Kuğulu Park'ta polis şiddetine uğradığını savundu.

Kanun teklifini eleştiren Kılıç, savunmanın, yargının vazgeçilmez ögesi olduğunu ve adaletli bir yargılamanın varlığının ancak avukatların etkin katılımıyla sağlanabileceğini belirtti.

Kılıç, şöyle konuştu:

"Sizler bırakın avukatların etkin katılımını, bu değişiklikle, avukatlık mesleği ve baroları ayaklar altına almaktasınız. Güçlü savunma, güçlü avukatlarla güçlü baro ile olur. Sizin hedefiniz barolardan da öte savunmayı yok etmektir. Savunmadan korkuyorsunuz, beyaz önlüklerden korkuyorsunuz, köyüne sahip çıkan şalvarlardan korkuyorsunuz, sarı yeleklerden korkuyorsunuz, avukat cübbelerinden korkuyorsunuz ama korkunun ecele faydası yok. İlk seçimde iktidarınız sona erecek."

Avukatların ve baroların etkisizleştirilmesinin; çocuk istismarları, kadın cinayetleri, doğa katliamları, işkence ve kötü muamele mağdurlarının yalnızlaştırılması anlamına geldiğini söyleyen Kılıç, bunun Türkiye'de önü alınamaz bir toplumsal felakete yol açacağını öne sürdü.

CHP'li Kılıç, avukatlık hizmetinin hiçbir unvan altında marka tesciline konu olamayacağını, avukatların reklam yapamayacağına işaret ederek, "Avukatlar reklam dahi yapamazken, teklif bu şekliyle kabul edildiğinde barolar avukat kazanmak için reklam yapacaklar, hatta belki de promosyon dağıtmaya girişecekler." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 12 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.

Teklifin kabul edilen maddelerine göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde baroya yazılma talebi herhangi bir baroya yapılabilecek.

Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmı, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında gerçekleştirilebilecek.

Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlar, o ildeki herhangi bir baroya staj başvurusunda bulunabilecek.

Aynı ilde birden fazla baro bulunması halinde staj başvurusunda ibraz edilmesi gereken tanıtma kağıdı, staj yapılan baroya kayıtlı iki avukat tarafından düzenlenecek.

Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemler, kayıtlı olunan baro tarafından yerine getirilecek. Bir avukatın ölümü, meslekten veya işten çıkarılması, işten yasaklanması, geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirecek, dosyaları kendisine devir ve teslim edecek.

Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde aynı büroda birlikte çalışma ve avukatlık ortaklığı kurma için aynı baroya kayıtlı olma şartı aranmayacak.

Teklifle "avukatlık ortaklığı", aynı ilde kurulu barolardan herhangi birine kayıtlı birden çok avukatın bu kanuna göre mesleklerini yürütmek için oluşturdukları tüzel kişilik olarak tanımlanacak.

Genel Kurulda kabul edilen önergeyle düzenlemenin "Avukatların resmi kılık ve kıyafeti" başlıklı 7. maddesine staj dönemi de eklendi.

Buna göre, avukatlar, mahkemelere, Türkiye Barolar Birliğince (TBB) şekli belirlenen cüppeyle çıkacak.

Avukatlara, staj dönemi de dahil olmak üzere, baro ve Birliğin iş ve işlemleri ile mesleğin icrası kapsamında kılık ve kıyafetle ilgili herhangi bir zorunluluk getirilemeyecek.

Aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde adalet dairelerinde barolara ayrılacak yer, TBB'ye tahsis edilecek. Birlik bu yeri, kayıtlı avukat sayısını dikkate alarak, barolara tahsis edecek.

Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararıyla ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilecek.

Avukatların, avukatlık ile TBB ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarına temyiz yolu açılacak. Bu kapsamda ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları da temyiz edilebilecek.

Teklifle, denetleme ve şikayetle ilgili meselelerde avukatın bilgi vermek zorunda olduğu baro, kayıtlı olunan baro olarak netleştirilecek.

Denetleme ve şikayetle ilgili meselelerde avukat, meslek sırrını saklama yükümlülüğüne aykırı düşmedikçe, kayıtlı olduğu baro başkanına veya yönetim kuruluna, bunlar tarafından görevlendirilen üyelerden birine bilgi vermek ve istek üzerine dosyaları göndermek, dinlenmek üzere çağırıldığı hallerde baro başkanı, yönetim kurulu veya bu kurul üyelerinden birinin davetine uymak zorunda olacak.

Yazılı zorunluğa uymayan avukat hakkında, kayıtlı olduğu baro yönetim kurulu, 10 bin liradan 100 bin liraya kadar para cezası verebilecek. Bu para cezasına, tebliğinden itibaren 15 gün içinde, kararı veren baronun disiplin kuruluna itiraz edilebilecek.

Mesleğe yeni başlayan avukatların baro keseneği, 5 yıl süreyle yarı oranında alınacak.

Genel Kurulda, teklifin birinci bölümde yer alan maddelerin kabul edilmesinin ardından, teklifin ikinci bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.