TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP TOPLANTISI


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

30 Haziran 2020 Salı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, zor bir dönemden geçildiğini belirterek bu dönemin kavga değil uzlaşma dönemi olması gerektiğini söyledi. Yaşanan sorunların da dile getirilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, üniversiteleri korumanın ve var olan sorunlarını çözmenin hem iktidarın hem muhalefetin hem de parlamentonun ve toplumun ortak görevi olduğunu vurguladı.
İstanbul Şehir Üniversitesinin kapatılmasına ilişkin kararı değerlendiren Kılıçdaroğlu, üniversitenin yeni kurulduğuna dikkati çekerek, "Pırıl pırıl öğrenciler, dinamik, her görüşten akademik kadrosu ile göz kamaştıran üniversite durumundaydı, genç, çalışkan bir üniversiteydi. Ama intikam almak için üniversiteyi kapattılar. Kimden? Sayın Ahmet Davutoğlu'ndan. Niçin ayrıldın, niçin demokrasi, hak, hukuk, adalet, üniversite diyorsun? Bu nedenle kapatıldı. " diye konuştu. Kararın Resmi Gazete'de yayımladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, devletin kin ve öfke ile yönetilemeyeceğini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kini, öfkeyi, intikam alma duygusunu öne taşırsanız, devlet kurumunu yıpratırsınız. Devlet yönetiminde, adalet, hak, hukuk, bilgi, deneyim olması lazım. Siz 'bu benim rakibim, benim partimden ayrıldı, üniversite kurdu, üstelik bir de kurucusu. O zaman ben buna dersini vereyim'. Siz bugüne kadar pek çok üniversiteye birçok yardım yaptınız. Yardım yapılan hiçbir üniversiteye CHP olarak neden yardım yaptınız demedik. Bilime, teknolojiye, insana yatırım yapıyorsanız, biz buna karşı çıkmadık. Dolayısıyla mevcut mal varlığı ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği gerekçesiyle Şehir Üniversitesi kapatıldı ama gün gelir devran döner, bu üniversite de yeniden faaliyete başlar. Biz bütün gençlerimizin, çocuklarımızın iyi bir üniversitede okumalarını isteriz. "

Geçen hafta en çok tartışılan konulardan birinin Z kuşağı olduğunu aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, gençlerin iradeleriyle oynandığını ifade etti.
Kovid-19 nedeniyle üniversite sınavının ertelendiğini, buna kimsenin itiraz etmediğini, kararı haklı bulduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak bir süre sonra turizm dolayısıyla sınavın erkene alındığını savundu.

Kılıçdaroğlu, gençlerin kendi seçimleriyle oynanmamasını, seçimleri ve tercihlerine karışılmamasını talep ettiğini söyledi.
Gençlerin "ben özgürce seçimimi yaparım, benim tercihlerim de herhangi bir politik alanın unsuru olmasın, ben tercihlerimde özgür olayım." dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Sen bunu yaparsan oy sana gelir. Yapmayacaksan bunlar sana yarın güle güle diyecekler. 'Beni formatlamaya kalkma, beni tornadan geçirmeye, tek tipleşmeye özenme sakın' diyorlar. 'Herkes aynı benim gibi düşünecek'. Gençler bunu kabul etmiyor. " diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gençlerin baskı değil adalet, fırsat eşitliği ve saygı görmek istediğini söyledi.
Gençlerin "adamını bulanın değil işini iyi yapanın kazandığı" bir sistem talep ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Yani liyakat istiyorlar. Adamını bulan işe girecek, bilgisiyle birikimiyle zor sınavları aşarak gelen KPSS'de iyi başarı elde eden kişi, adamını bulamadığı için sistemin dışında kalacak. Gençler bunu affetmez. Gençler iş istiyor. Gençler diyorlar ki 'Bilgimiz var, birikimimiz var, taşı sıksak suyunu çıkartırız ama bize iş vermiyorsun, iş alanı yaratmıyorsun, Anayasa'yı ihlal ediyorsun. Bana Amerika'ya, Kanada'ya, Kore'ye git diyorsun. Beni dışarıya gitmeye mecbur ediyorsun' diyor. Erdoğan sen bunları yapabilecek misin? Bu yolu sen açtın, düzelt bakalım gençlerden oy istiyorsan."
Kılıçdaroğlu, Z kuşağının, geleceğin rüyasını gören ve o rüyanın gerçekleşmesi için çaba harcayan bir kuşak olduğunu ifade etti.

Türkiye'de üniversitelerin bilgi üretemez noktaya geldiğini savunan Kemal Kılıçdaroğlu, 18 yılda bilgi üretiminde Suudi Arabistan, İran ve Yunanistan'ın gerisine düşüldüğünü öne sürdü. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Ben Y kuşağına da Z kuşağına da sesleniyorum; sizin tercihlerinizle biz iktidar olduğumuzda söz veriyoruz YÖK denen darbe kurumunu kaldıracağız. YÖK olmayacak. Üniversitelerin bilimsel özerkliği olacak, makale yazdı diye adam atılır mı? Yönetsel özerkliği olacak. Üniversite hocaları kendilerine rektör seçmesini bilmiyorlar mı? Üniversite hocalarının böyle bir yeteneği yok mu, saraydaki bir kişiye teslim ediyorsunuz bütün üniversiteleri. Yani üniversitelerin idari özerkliği olacak, bunun yanında mali özerkliği olacak. Üniversite tam anlamıyla bilgi üreten bir kuruma dönüşecek. O zaman Türkiye gerçek anlamda kakınmış ve büyümüş olur."

Kılıçdaroğlu, gençlerin tarım alanından çekildiğine dikkati çekerek, yeni bir tarım politikasıyla gençlerin tarıma tekrar yönlendirilebileceğini vurguladı.
Mayıs ayında aşırı sıcak ve ardından ani soğuk nedeniyle birçok tarım üründe verim ve kalite sorunu yaşandığını dile getiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bunun üzerine partisinin 58 milletvekilini sorunun yaşandığı bütün illere gönderdiğini bildirdi.

Milletvekillerinin ziyaret ve incelemelerinin ardından bu konuda bir rapor hazırladığını belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Özellikle narenciye üretiminde zararın belli bölgelere göre yüzde 50 ile yüzde 90 arasında olduğu söyleniyor. Ben bazı yöneticilerle bazı yerlerde de muhtarlarla görüştüm. Bu söylediğim rakamı muhtar da üretici de veriyor. Zeytin, yenidünya, şeftali, erik, kavun ve karpuzda yüzde 30 ila 45 arasında çiftçinin kaybı var. Aşırı sıcağın doğurduğu bu kaybı, tarım sigortası yani TARSİM karşılamıyor. Niçin? Bunu hiç düşünmemişler. Türkiye'ye sıcak gelmez dolayısıyla bunu koymamışlar. Ne olacak bu zarar? '2021'de programa alacağız, o zaman bu ödenecek.' Buradan bütün çiftçilere söylüyorum; sigortası olsun veya olmasın, TARSİM ödesin veya ödemesin eğer bir siyasal iktidar 'Ben çiftçimizi seviyorum, alın terine değer veriyorum onların büyük emekleri var, zarar gördüler, ben bunu karşılayacağım diyorsa bunun yolu var. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı İl Acil Destek ödeneğinden karşılanır. Karşılamıyorsa bilin ki sizi gözden çıkarmışlardır."
TARSİM'in yeniden düzenlenmesi ve çiftçinin sigorta priminin en az yüzde 80'inin devlet tarafından ödenmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Ziraat Bankasından kredi çeken çiftçilerin borçlarının afet dolayısıyla yeniden yapılandırıldığını ancak özel bankalardan kredi alanlarla ilgili hiçbir şey yapılmadığını bildirdi.

Barolara ilişkin kanun teklifine tepki gösteren Kemal Kılıçdaroğlu, düzenlemeye karşı çıkarak Ankara'ya yürüyüş başlatan baro başkanlarına yönelik tutumu da eleştirdi.
Kılıçdaroğlu, baroların ayrıştırıldığını iddia ederek, "İktidardan yana barolar, iktidara karşı olan barolar, etnik kimlik bağlamında bölünen barolar, inanç bağlamında bölünen barolar... Böyle bir baro yaratmak istiyorlar. Açık ve net söylüyorum, böyle bir amaçla baroların bölünmesi vatana ihanettir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ihanettir." diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslenen Kılıçdaroğlu, "Eğer bu ülkenin bekasından söz ediyorsan, yarın etnik kimlik bağlamında bölünen bir baroyu nasıl savunacaksın? Yarın inanç bağlamında bölünen bir baroyu nasıl savunacaksın?" ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, düzenlemenin, ülkeyi parçalamak yolunda atılan adımlardan biri olduğunu ve ileride olumsuz tablolar doğurabileceğini öne sürerek, "Barolar dernek değildir. 50 tane dernek kurabilirsin, avukatlar da istiyorlarsa dernek kurabilirler. Nitekim avukatların ayrı ayrı dernekleri var. Bir ülkede iki tane odalar ve borsalar birliği başkanlığı olur mu? Bir tane olur. Ama TÜSİAD vardır, MÜSİAD vardır, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu vardır. Bunlar olur ama tüzel kişiliğe sahip bir tane Türkiye Odalar Borsalar Birliği olur." değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Başkanlığına sunulan Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin CHP grubundaki tüm milletvekillerine görev düştüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bu ucube, Türkiye'yi bölmeyi amaçlayan, Türkiye'yi kutuplaştıran bu teklife hep birlikte karşı çıkacağız." dedi.
Kılıçdaroğlu, yargının özgür şekilde karar alamadığını, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde belediyelerin başlattığı yardım kampanyasının İçişleri Bakanlığının genelgesi nedeniyle yapılamadığını savundu.

"Bütün belediye başkanlarımız bütün baskılara rağmen ülkede tarih yazmaya devam ettiler ve edecekler" diyen Kılıçdaroğlu, şu bilgileri paylaştı:
"29 Haziran itibarıyla belediyelerimiz, 6 milyon 211 bin 978 aileye ayni yardım yapmışlar. 290 bin 976 aileye nakdi yardım yapılmış. 254 bin 27 hanenin suyu açılmış, 21 bin 147 belediye iş yerinin kirası ertelenmiş. Bazı belediye başkanlarımız kira almama yönünde karar aldılar. 156 bin 940 kişiye evde bakım hizmeti yapılmış, yapılmaya devam ediliyor. 47 milyon 788 bin 539 yani yaklaşık 50 milyon dezenfektan, maske vesaire dağıtımı yapılmış. 9 bin 114 sağlık çalışanına konaklama imkanı sağlanmış. 2 milyon 406 bin 942 bina ve araç dezenfekte edilmiş."
Kılıçdaroğlu, gazeteci Barış Terkoğlu, Aydın Keser ve Ferhat Çelik'in serbest bırakıldığını ama Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel'in hala hapiste olduğunu hatırlatarak, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Herkesin bildiği bir olayı yazdılar diye, halkı aydınlattılar diye, kalemlerini satmadılar diye, birilerinin önünde eğilmediler, özgürce yazdılar, gerçek anlamda gazetecilik yaptılar diye hapse atılıyorlar. Sanıyorlar ki biz bunları hapse attık, dolayısıyla bunlar yarın gelecekler önümüzde eğilecekler, 'ben yaptım sen yapma beni affet' diyecekler. Bunlar onurlu gazetecilerdir, kimsenin önünde eğilmezler. Bunlar gerçek anlamda gazetecilik yapıyorlar."
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Çorlu'da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasına ilişkin davanın iki yıldır devam ettiğine dikkati çekti ve "kazanın sorumlusunun kim olduğunu" sordu.
Sakarya'daki tren kazasının ardından "İki tane makinist bulurlar, onları sorumlu yaparlar" dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "gerçekten de iki makinistin suçlu bulunduğunu" kaydetti. Çorlu'da da benzerinin olacağını savunan Kılıçdaroğlu, asıl suçlu olanların, hesap vermesi gerekenlerin mahkemede tanık olduklarını ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Bir bedel ödenecekse suçluyu bulacaksa mahkemenin çalışması lazım. Ne zamandan beri suçlular tanık olmaya başladı bu ülkede? Adaletin yok olduğunu gösteren en tipik örneklerden birisidir." diye konuştu.

Kıdem tazminatıyla ilgili tartışmalara da değinen Kemal Kılıçdaroğlu, Türk-İş'in 26 Haziran 2020'deki Başkanlar Kurulunun ardından yayınlanan bildirideki kıdem tazminatıyla ilgili maddelerini okudu. Kılıçdaroğlu, kıdem tazminatına sahip çıktıkları sürece Türk-İş'in, DİSK'in ve Hak-İş'in parlamentodaki temsilcisi olacaklarını söyledi. Maden kazalarında hayatını kaybedenlerin "maden şehidi" olmasını istediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Şimdi Zonguldak'a sesleniyorum. Özellikle de Zonguldak'ta MHP'ye oy veren kardeşlerime, Zonguldak'ın ülkücülerine sesleniyorum. Sizin alın terinize değer veren, hayatınızı kaybettiğiniz zaman en azından şehit çocukları gibi çocuklarınıza, yakınlarınıza devletin bir imkan sağlamasını öngören bu kanuna MHP evet mi diyecektir, hayır mı diyecektir, bunu izleyin. Hayır diyorsa geldiklerinde 'Niye hayır dedin?' diye sorarsınız. Evet diyorlarsa başımın üzerinde yeri var. Oyunuzu gidin seve seve verin. Çünkü Zonguldak'ta yerin metrelerce altında çalışan işçinin çocuğuna hakkını teslim ettiniz, ailesine hakkını teslim ettiniz. Aksi halde, başkalarına tanınan hak, yeni kaza sonucu hayatını kaybeden maden işçilerine tanınmayacak."

"15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan paraların nerede" diye soran Kılıçdaroğlu, "Herkese rahat rahat 1 milyon lira düşüyor. Niye vermiyorsunuz? 15 Temmuz şehit yakınlarının ve gazilerinin hakkını savunuyorum, beylerde tık bile yok." dedi. Kılıçdaroğlu, 10 Aralık 2016'da Beşiktaş'taki terör saldırısında hayatını kaybeden polisler için düzenlenen yardım kampanyası sonucunda 52 milyon lira toplandığını anlatarak, "Ne oldu o 52 milyon lira? Hadi ben soruyorum da Emniyet Genel Müdürlüğü niye sormuyor? Polislerin de örgütleri var, onlar niye sormuyorlar?" diye konuştu.

Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası Katarlılara devriyle ilgili tartışmaları tekrar hatırlatan Kılıçdaroğlu, " "Katarlılar buraya 50 milyon dolarlık yatırım yapacaklar dediler.. Şimdi soruyorum, ne oldu yatırımlar? 50 milyon dolar yatırımdan vazgeçtik, 1 dolar yatırımı var mı? Hala onların emrinde. Tank Palet Fabrikası, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin soygun fabrikasına dönmüş durumda. Yakında onun da faturalarını getireceğim" dedi.
Kılıçdaroğlu, Savunma Sanayii Başkanının 9 Kasım 2018'de "ilk Altay tankının 18 ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edileceği"ne ilişkin tweet attığını belirterek, "Kaç 18 ay geçti? Nerede bu tank? Nerede bu tankın motoru?" Ortada ne tank var ne palet var ne motor var. Fabrika devletin fabrikası, çalışanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, işletenler yabancı. Parayı kim veriyor? Devletin kendisi. O zaman ben niye oraya parayı veriyorum? Kendim yaparım. " diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, yerli otomobil üretimi için 2016'da İsveçli bir firmadan alınan prototipe 40 milyon avro ödendiğini ifade ederek, "Bu prototip nerede? Depoda. 40 milyon avro nerede? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı nerede? 40 milyon avroyu fakir fukaranın boğazından kesip alıyorsun? Hadi Tank Palet hiç değilse burada. Ne oldu bu prototip? Bunu bilmek zorundayız." değerlendirmesinde bulundu.

Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.