TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU


TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin birinci bölümü ile ikinci bölümünün ilk iki maddesi kabul edildi.

24 Haziran 2020 Çarşamba

Bilgiç, AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı ve MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı'ya gündem dışı söz verdi.

Kavakcı Kan, "23 Haziran 2015 Türkiye'de kadınların seçme ve seçilme hakkının tam manasıyla uygulandığı gün" başlıklı gündem dışı konuşmasında, Türk kadınının ilk defa 5 Aralık 1934 tarihinde seçme ve seçilme hakkını elde ettiğini anımsattı.

Başörtülü kadınlara yönelik yapılan uygulamaları "utanç" olarak değerlendiren Kavakcı Kan, 28 Şubat sürecinde yapılan haksızlıkları hatırlattı. Başörtüsü gerekçesiyle kadınların seçme ve seçilme hakkının gasp edildiğini vurgulayan Kavakcı Kan, "TBMM Genel Kurulunda 'bu kadına haddini bildirin' sözleri sarf edildi. Ülkenin itibarı yerle bir edildi. Aradan yıllar geçtikten sonra 23 Haziran 2015 tarihi bir dönüm noktası oldu ve o gün başörtülü kadınlar Meclis Genel Kuruluna girdi." dedi.

Kavakcı Kan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere kamu kurumlarında başörtülü çalışmanın önünü açan herkese teşekkür etti.

CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı ise "EXPO 2016 Antalya"ya ilişkin görüşlerini dile getirdi. Bu etkinliğin çocukları, gençleri, çevre sorunlarını ve tarımsal üretimi hedeflediğini belirten Arı, "Antalya bu hakkı kazandıktan sonra beklenen hedefler gerçekleşmedi. Çünkü devreye siyaset girdi. Sürece başından beri katkı sunanlar yok sayıldı." diye konuştu.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da "Çiftçilerin yaşadığı sorunlara" değinerek seçim bölgesinde aşırı yağış ve fırtınanın yaşandığını bu nedenle yüzde 80'lere varan bir zaiyatın söz konusu olduğunu belirtti. Konuyu Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye de ilettiklerini ifade eden Varlı, narenciye sektörü başta olmak üzere tarım üretimi yapan bütün çiftçilerin sıkıntılarının giderilerek verilen desteklerin arttırılmasını istedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerinden söz aldı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, AK Parti'nin, Avukatlık Kanunu'nu değiştirerek çoklu baro sistemini getirmek istediğini, kendisine muhalif olan kesimin sesini kesmeyi düşündüğünü iddia etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, baro başkanlarını yerinde ziyaret ederek avukatlara destek verdiğini anımsatan Dervişoğlu, yapılan girişimler sonucunda polis barikatlarının kaldırıldığını ve avukatların Anıtkabir'e yürüyüşünün gerçekleştiğini söyledi.

Avukatların yürüyüşünde antidemokratik görüntülerin ortaya çıktığını savunan Dervişoğlu, "Ortaya çıkan antidemokratik görüntüler sadece vicdanları yaralamadı, ülkenin demokratik itibarını da zedeledi. Ülkeye gelmek isteyen yabancı yatırımcılara da kötü örnek olarak ekonomiye zarar verdi." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da 24 Haziran 2018 genel seçimlerinin Türk siyasi tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu, bu seçimler sonucunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin uygulamaya girerek milli iradenin güçlü bir şekilde oluştuğunu belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, güçlü yürütme ve yasama ile bağımsız yargı, denge, denetim, siyasi istikrar gibi ilkelere dayandığını belirten Akçay, şöyle konuştu:

"Siyasi tarihimize baktığımızda demokrasinin çok defa darbe ve muhtıralarla kesintiye uğradığını görüyoruz. Parlamenter sistemde istikrar sağlanamamıştır. FETÖ'nün hain darbe girişimiyle eski sistemle istikrarın sağlanmayacağı açıkça görülmüştür. Yeni sistemle milli irade hakim olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhur ittifakının ve milletimizin eseridir. Cumhur ittifakı ne bir seçim ittifakı ne de bir iktidar koalisyondur. Cumhur ittifakı bir sistem ittifakıdır. Bu ittifak değerler zeminine dayalı, ilkeli şeffaf ve kalıcı bir ittifaktır. Yeni sistemle siyasi krizler tarihe karışmıştır."

Cumhurbaşkanlığı hükümet kabinesinin açıklanmasıyla daha hızlı ve isabetli kararların alındığını vurgulayan Akçay, "Eski sistemin tarihe karışmasıyla Türkiye dış politikada daha belirleyici olmuştur. Suriye, Irak, Lübnan ve mavi vatan meselesinde bu durum ortaya çıkmıştır. Bu sistem koronavirüs salgınıyla verilen mücadele de bir kez daha rüştünü ispat etiştir." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç da HDP'li belediyelere atanan kayyumları eleştirerek, 65 HDP'li belediyeden sadece 11 belediyenin kaldığını söyledi.

Oluç, "Bu iktidar hazin bir durumda. Hükümet, Yassıada'ya gittiğinde Adnan Menderes, Ankara'ya geldiğinde Kenan Evren oluyor. Çünkü her atanan kayyum, halk iradesinin açıkça gasbedilmesidir. Sizin darbe karşıtlığınız sadece iktidarınıza karşıtlıkla ilgilidir, yoksa ilkesel bir darbe karşıtlığınız yoktur." görüşünü savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu da Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağını kaldıran kanun teklifinin dün TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştığını anımsattı. Akbaşoğlu, TBMM'nin, bu kararıyla darbeci zihniyeti millet önünde mahkum ettiğini vurgulayarak, teklife olumlu oy veren bütün milletvekillerine teşekkür etti.

Akbaşoğlu, 24 Haziran 2018 genel seçimler sonucunda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hayata geçtiğine işaret ederek, eski sistemde çift başlı bir yönetim olduğu için farklı vesayet odaklarının rol çalabildiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle yeni bir anlayışın geldiğine dikkati çeken Akbaşoğlu, "Bu sistemle milletin iradesi egemen olmuştur. Kuvvetler ayrılığına dayalı, yasama, yürütme ve yargının bağımsız olduğu bir sistem gelmiştir. Yasama, yürütme ve yargının yani üç erkin milletin hizmetinde olması nedeniyle hızlı ve etkili karar alma süreçleri ortaya çıkmıştır." ifadelerini kullandı.

Eski sistemde milletvekili pazarlarının kurulduğunu dile getiren Akbaşoğlu, "Parlementer sistem artık millet iradesiyle geçmişte kalmıştır. Türkiye'nin küresel denklemde etkin olduğu, milli iradenin hızlı bir şekilde tecelli ettiği bu sistem iki yıldır uygulanmaktadır. Bu sistem, bölgesel ve küresel alanda da muazzam işlere imza atmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet kabinesi pandemi sürecinde de başarılı bir şekilde millete hizmet etmiştir." diye konuştu.

Baro seçimlerine ilişkin yapılan tartışmalara da değinen Akbaşoğlu, "Çoklu baro sistemiyle ilgili ortada bir teklif henüz yokken, bunun anayasaya aykırı olduğuna ilişkin düşünceler asla doğru değildir. Kaldı ki 2012 yılında Meclisin iradesiyle ortaya konan emsal kanunlarda birden fazla odanın kurulması imkanı getirilmiştir. Bu konu da Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemenin Meclis'in uhdesinde olduğunu ve anayasaya aykırı bir durumun olmadığını belirtmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından İYİ Parti'nin "yükseköğretimde okurken okullarını bırakmak zorunda kalan öğrencilere af çıkartılması"na ilişkin grup önerisi ele alındı.

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, öğrenci affıyla ilgili güçlü bir talep olduğunu, bu feryada kulak verilmesi, gençlerin eğitim hakkı önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini kaydetti.

İlk öğrenci affının 1983'te çıkarıldığını, bundan sonraki süreçte birçok kez bu af çıktığını dile getiren Koncuk, "800 bin civarında öğrenci af talep ediyor. AK Parti Grubunun öğrencilerin problemlerini duyduklarını göstermelerini bekliyorum. Bu öğrenci affı talebine bütün gruplarımızın olumlu oy vermesini öğrencilerimiz adına istirham ediyorum." diye konuştu.

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, gençlerin problemlerinin başında son 18 yılda birçok kez değişen eğitim sisteminin bulunduğunu savundu.

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan da iktidarın 18 yıldır eğitim politikasıyla oynadığını, eğitim çağındaki çocuk ve gençleri mağdur ettiğini öne sürdü.

Okullarıyla ilişiği kesilmek zorunda bırakılan gençlerin yeni bir başlangıca hakları olduğunu söyleyen Ceylan, üniversiteyle bağı kopan, koparılan gençlerin, topluma faydalı birey olarak yetişmeleri için istemeleri halinde eğitim, öğretim hayatına yeniden dönebilmelerinin yolunun açılması gerektiğini belirtti.

AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş ise üniversite politikalarının temel amacının, herkesin eğitime erişimini sağlamak ve eğitimin vatandaş üzerindeki maliyetini azaltmak olduğunu söyledi.

Eğitim hakkı isteyen herkese bu hakkı kullanabilmesi için her şehre üniversite açtıklarını dile getiren Maviş, 7 milyon 740 bin öğrencinin yükseköğrenimde eğitim gördüğünü belirtti.

Eğitime erişimi engelleyen katsayı adaletsizliği gibi engelleri ortadan kaldırdıklarını hatırlatan Nazım Maviş, böylelikle yükseköğrenim görmek isteyen herkese eğitime erişim imkanı sağladıklarını anlattı.

Maviş, vatandaş üzerindeki eğitim maliyetini azaltmak için her adımı attıklarını, harçları kaldırdıklarını, kredi ve burs miktarlarını artırdıklarını ifade etti.

Hiçbir gencin, her ne sebeple olursa olsun eğitimine ara vermesine, eğitimi terk etmesine gönüllerinin razı olmayacağını belirten Nazım Maviş, "Bugün öğrencinin eğitimini sürdürmesi için sistem her türlü zorlayıcı şartı taşıyor. Telafi imkanı, ek sınav imkanı, uzatma, ek bütünleme, derse girmeyene tekrar imkanı, uzaktan eğitim, açıköğretim, ikinci öğretim yani sistem adeta atılmayı güçleştiren bir mekanizma olarak çalışıyor. Yani öğrencinin eğitimini sürdürebilmesi için adeta bir zorlama söz konusu. O nedenle artık atılmak ya da ayrılmak zorlaştırılmış, devam adeta kolaylaştırılmıştır." diye konuştu.

Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin "kadına şiddetin araştırılması" ile CHP'nin "Çukurova'da tarımsal üretimdeki sorunların tespiti" konusunda verdiği araştırma önergelerinin gündeme alınması önerileri kabul edilmedi.

HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, partisinin grup önerisi üzerinde söz alarak, son dönemde kadın cinayetleri, kadına şiddet ve kadın intiharlarında artış yaşandığını söyledi.

Taşdemir, yılın ilk üç ayında 66 kadının öldürüldüğünü, 31 kadının taciz edildiğini, 145 kadına şiddet uygulandığını dile getirerek, kadına şiddetin pandemi sürecinde yüzde 30'lara vardığını ifade etti.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, kadın cinayetlerinin önlenmesi için her yolu denediklerini belirterek, "Gerek Meclis'te gerekse sivil toplum örgütleriyle her platformda sesimizi duyurmaya çalıştık ama duymadınız." dedi.

Konuya ilişkin 27. Dönem'de 50 araştırma önergesi, 834 soru önergesi, 29 kanun teklifi verildiğini anımsatan Cesur, "Hepsini reddettiniz. Ben bugün susmaya karar verdim." diyerek, kürsüden kadın cinayetleri ve kadına şiddet istatistiklerinin yer aldığı pankartları gösterdi.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, sivil toplum örgütlerinin hazırladığı rapora göre mayısta en az 23 kadının ölümünün, basına "şüpheli" olarak geçtiğini ifade etti.

Karaca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadınlara ilişkin söz konusu verileri kayıtlarında tutmadığını ve verdikleri soru önergelerine, bilgi edinme taleplerine yanıt vermediğini savundu.

AK Parti İstanbul Milletvekili İffet Polat, AK Parti iktidarında kadına şiddeti önlemek için çaba harcadıklarını, harcamaya devam ettiklerini anlattı.

Kadının, ayaklarının altına cennetin serildiği kutsal bir varlık olduğuna dikkati çeken Polat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kadınlara yapılan ayrımcılık ırkçılıktan beterdir ve insanlığa ihanettir." diyerek kadınları, kendilerini ifade etmede, haklarını talep etmede her zaman cesaretlendirdiğini söyledi.

AK Parti hükümetleri olarak kadına şiddeti ayrı bir suç kategorisinde değerlendirip, konuyu yakından takip ettiklerini dile getiren Polat, bu konuda gerek yasal düzenlemeler gerekse sahadaki tedbir ve denetlemeleri en üst düzeyde tuttuklarını kaydetti.

Kadına şiddetin, toplum tarafından ortak sorun olarak kabul edilmesi ve çözümü yolunda gayret gösterilmesi gereken bir mesele olduğuna değinen Polat, şöyle devam etti:

"Biz kadına şiddeti sıfıra indirmek için çaba içindeyken her kadın cinayetini, hükümeti ve devleti köşeye sıkıştırma malzemesi yapanların da asla samimi olmadığını düşünüyoruz. Tam bu noktada, dağa kaçırılıp teröre kurban edilen genç kızlarımızı ve kadınlarımızı da unutmamak gerekir. Bu da kadına şiddetin başka bir yönüdür. Bununla da mücadeleyi sürdürüyoruz. Dağa kaçırılan, teröristlere peşkeş çekilen kızlarımızın, kadınlarımızın hakkını savunmayıp kadına şiddet mevzusunda timsah gözyaşı dökenleri de samimi bulmuyoruz."

Bunun üzerine yerinden söz alan HDP'li Taşdemir, Polat'a, "Kadına şiddet politiktir. Bu ülkeyi 18 yıldır siz yönetiyorsunuz, kadına yönelik şiddette de siz sorumlusunuz. Elbette ki bunun hesabını da siz vereceksiniz." karşılığını verdi.

Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "Türkçe'de kelimelerin dişil ve erili olsaydı AK Parti, dişil bir kelime olurdu. Bir kadın kelimesi olurdu. Çünkü AK Parti'yi inşa eden en önemli unsur kadınlardır." dedi.

Yaptıkları çalışmalarda önce kadınlar için, onların hakkını, hukukunu, hayatını kolaylaştırmak için gayret sarf ettiklerini belirten Zengin, şöyle konuştu:

"Sosyal güvenlikten sağlık hizmetine, aile politikalarımıza kadar her konuda önce kadın vardır. Bu, şu anlama gelmiyor; Türkiye'de cinayetlerle ilgili problem var mıdır? Vardır. Bununla alakalı da sonuna kadar uğraşıyoruz. Bütün milletvekili arkadaşlarım bu duruşmaları takip ediyor. Ben dahil takip ediyoruz. Bunu yapan insanların hak ettiği cezayı alması için uğraşıyoruz. Siz kadınları bizden daha mı çok tutuyorsunuz? Buna inanmıyorum. Bu Meclis'te bütün siyasi partilerin ortaklaşacağı yegane konu kadın meselesidir. HDP, kadınları bizden daha fazla savunacak en son partidir."

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Zengin'e, "AK Parti, bunun birinci dereceden müsebbibidir ya da HDP birinci dereceden müsebbibidir diye bir tartışma anlamsız olur çünkü toplumsal bir sorunla karşı karşıyayız. Bu yüzden de hepimizin, konuyu bu gözlükle, bu anlayışla tartışmamız gerekiyor." karşılığını verdi.

Oylama sonrası HDP grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra CHP'nin, "Çukurova'daki tarımsal üretimdeki sorunların tespiti" konusunda verdiği araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, narenciyenin yüzde 30, soyanın yüzde 65, mısırın yüzde 20, pamuğun yüzde 10, ayçiçeğinin yüzde 8 ve buğdayın yüzde 5'inin Adanalı üreticilerce karşılandığına işaret ederek, "Böylesine bereketli bir bölgede üreticilerimiz perişan haldeler." ifadesini kullandı.

Barut, "Bu çiftçilerimizin sesini artık duyun. Üreticilerimizin kullandığı girdiler; mazottan gübreye, ilaçtan tohuma, elektrikten suya varıncaya kadar son iki yılda yüzde 200 oranında arttı ama üreticilerin maliyetleri, bu ürün maliyetinin altında kaldı." diye konuştu.

İYİ Parti Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, Çukurova bölgesinin, bu yıl mevsim değişimleri nedeniyle beklenmedik kayıplar yaşadığını belirtti. Özellikle buğday ve narenciyenin büyük zarar gördüğünü anlatan Çulhaoğlu, narenciye üreticisinin, rüzgar ve sıcak nedeniyle yüzde 90 civarında ürün kaybı olduğunu dile getirdi.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü ise AK Parti iktidarında, ithalata dayalı tarım politikaları yüzünden çiftçinin tarımdan vazgeçip hızla yoksullaştığı bir döneme girildiğini savundu.

AK Parti Adana Milletvekili Abdullah Doğru, Adana'nın, üreten Türkiye'nin kalbi olduğunu belirtti.

Adana'nın, gerçek dışı bilgiler üzerine bina edilen tartışmaların dar penceresine sıkıştırılmaması gerektiğine dikkati çeken Doğru, "AK Parti gece gündüz demeden üreticilerimizin menfaatleri için çalışmaktadır. Türkiye'de üretim AK Parti'nin koruması altındadır. Biz, yalnızca üreticilerimizi dinliyor, onların ihtiyaçları ve taleplerine göre hareket ediyoruz. Sahada doğal afetlerin yarattığı sonuçların, hatta dünya genelinde yaşanan pandeminin dahi bir istismar aracı haline getirilmesi, her şeyden önce üreticilerimize yapılmış büyük bir haksızlıktır. Tarım ve Orman Bakanlığımızın kurumlarıyla hükümetimiz adeta Adana'nın üzerine titremektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bu arada Genel Kurulda, AK Parti'nin, Meclis'in çalışma takvimine ilişkin grup önerisi görüşüldü.

Kabul edilen grup önerisine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin yasalaştırılması için haftalık çalışma günleri dışında Genel Kurul cuma günü de mesai yapacak.

Grup önerisi üzerinde söz alan İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, "Milletimizin beklediği düzenlemelerin Meclisimizde zamanında çıkması bizim de dileğimizdir ancak son haftalarda Meclisimizin, başta Meclis Başkanımızın makamı, bazı gruplarımızda, özellikle basın bölümünde birçok yerde maalesef koronavirüse yakalanmış pek çok insanımız var." ifadelerini kullandı.

"Meclis'in önemli bir tehdit altında" olduğunu öne süren Yokuş, sağlıklı çalışabilmek için sağlıklı ortamların sağlanması gerektiğini dile getirdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Üzerinde mutabık kaldığımız konuları 7 Temmuz'a kadar bitirelim. Tartışmalı, münakaşaya muhtaç konuları ekime bırakalım. Bunu yaparsanız hiç kimseyi kovid virüsüne maruz bırakmadan bu Meclis güzel bir iş yapmış olur." dedi.

Genel Kurulda, grup önerilerinin görüşmelerinin tamamlanmasından sonra Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.