TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını içeren kanun teklifi kabul edilerek yasalaştı.

23 Haziran 2020 Salı

Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dış söz verdi.

AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, Isparta ve gül hasadına ilişkin yaptığı gündem dışı konuşmada, bazı siyasilerin sırf "ilgileniyoruz" demek adına gül bahçelerine gittiğini belirtti.

"Gülü sadece saksıda veya evinin bahçesinde görerek, demeçler patlatarak, üretici sahipsiz denmesini anlayabilmiş değiliz." ifadesini kullanan Özel, Isparta'nın gülünün de gül üreticisinin de sahipsiz olmadığını vurguladı.

Özel, "Biz, gül bahçelerini gidip orayı görmelerini, üreticimizi dinlemelerinden ayrıca çok memnunuz. Yalnız gerçek bilgiyle de dönmelerini bekliyoruz. Bütün siyasilerin ve herkesin gül bahçelerine gelmesini ve üreticimizle, köylümüzle buluşmasını da arzu ediyoruz." dedi.

Bundan 10-15 yıl öncesine kadar Isparta gülünün "süs bitkisi", "saksı bitkisi" olarak görüldüğünü savunan özel, AK Parti iktidarının Isparta gülüne değer kattığını ve gülün sanayi bitkisi ilan edilerek, diğer süs bitkilerinden ayrıldığını, gübre, toprak analizi ve mazot gibi desteklerin arttığını kaydetti.

Gül yağı ve gül çiçeğinin coğrafi işaretlerinin Isparta adına tescillendiğini aktaran Özel, "Bu değerimize sahip çıkmak, üreticimizi kollamak değil midir? CHP Genel Başkanı geçen haftaki grup konuşmasında, 'Gülün fiyatı 5 TL'ye düştü.' diyor. Bu 5 TL nereden çıktı, kim söylemiş belli değil, ortada böyle bir rakam yok. Isparta'da bu sezonda kim gülünü 5 TL'ye satmış, kim gülü de 5 TL'den satın almış?" diye konuştu.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Özel'in ifadeleri üzerine söz alarak, geçen hafta gül üreticilerini ziyaret ettiğini anımsatarak, "Eğer o gün orada biz olmasaydık, bugün ne Isparta milletvekilleri gül üreticilerinin sesini burada dile getirecekti, ne de gül üreticilerinin sorunları bugün TBMM'de konuşuluyor olacaktı." dedi.

Isparta'da gül satan üreticileri ziyaretinde, 2018'de 9 liradan satılan gülün bu sene 5 liradan satıldığının kendilerine iletildiğini aktaran Karaca, bunun nedeninin ise güldeki taban fiyatın hala açıklanamamasından kaynaklandığını vurguladı.

CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, "Artvin Yusufeli'nde yaşanan sorunlar" hakkında, HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ise "yargı üzerindeki baskılar" hakkında gündem dışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulunda, Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Grup başkanvekilleri Bursa'nın Kestel ilçesinde meydana gelen sel felaketi dolayısıyla üzüntülerini dile getirerek, hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet diledi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Bursa'daki sel felaketinin 5 ilçe, 43 köyde hasara yol açtığını, bunlardan en büyüğünün Kestel'in Dudaklı köyünde yaşandığını ve neredeyse hasar görmeyen ev kalmadığını dile getirdi. Dervişoğlu, İYİ Parti milletvekillerinden oluşan bir heyeti Bursa'ya gönderdiklerini belirtti. Dervişoğlu, "Altyapı çalışmalarına yeteri kadar önem verilmemesi, ülkemizin en büyük sorunlarından birisidir. Doğal afet felakettir ama sağlam altyapı bu felaketi en aza indirmek için elzemdir. Hükümetin belediyelere destek vererek ve denetleyerek altyapı çalışmalarına yönelmeyi teşvik etmesi ivedilikle gerekmektedir." diye konuştu.

Baroların yapısıyla ilgili hazırlanan düzenlemeye karşı yürüyen baro başkanlarının Ankara'ya sokulmadığını söyleyen Dervişoğlu, "Daha sonra bu yanlışlık telafi edildi. Bir hukuk devletine yakışmayan görüntüler yaşandı. Baroların yapısının değiştirilmesini, iktidarın her kurum ve kuruluşu istediği istikamete sokma, kendisine yönelen tüm itirazları da susturma çabası olarak görüyor ve yerinde bulmadığımızı ifade ediyoruz. Hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve savunmanın güvenliği olmazsa olmaz önceliklerimizdendir." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 20 Haziran'ın Dünya Mülteciler Günü olduğunu anımsattı.

Mülteciler söz konusu olunca devletlerin tutumları hakkında gerçek ve çelişkileri ortaya koymak gerektiğini belirten Akçay, şunları kaydetti:

"Batılı devletlerin insan hakları hususunda kendi koydukları kaidelere kendilerinin uymaması akılla, mantıkla izah edilecek gibi değildir. Bu, bir tutarsızlık ama bizim açımızdan anlaşılmayacak bir tarafı da yoktur. Batı kültürü ve siyasetinin zihni ve fikri kodlarının materyalizm, Darwinizm, sömürgecilik ve ırkçılıkla özürlü olduğunu iyi biliyoruz. Kendi vatandaşını hastanelerden atan, komşu ülkelerin yardım gemilerine el koyacak kadar gözü dönen bu zihniyeti tanıyoruz. Çocuk, yaşlı dinlemeden sınır kapılarında günlerce aç susuz bekleyen mültecilere zulmeden batı ülkelerini ve Yunanistan'ı unutmamız ne mümkün. Almanya'nın 9 Mart'ta yaptığı açıklamayla 18 yaşından küçükleri ülkesine kabul edeceğini açıklaması nasıl hafızalardan silinebilir.
Bölgemizde yaratılmaya çalışılan kaos ve panik iklimi 2011 yılından bu yana birçok kitlesel göçe sebebiyet vermiştir. Türkiye bu göç dalgalarının en önemli uğrağı olmuş ve ülkemiz hem millet olarak hem de devlet politikalarıyla mülteci meselesinde bütün dünyaya örnek olmuş, insanlık ve medeniyet dersi vermiştir. Dünyada en çok mülteciyi son yedi yıldır kesintisiz bir şekilde Türkiye barındırmaktadır. Türkiye, mülteci haklarını belirleyen en temel hukuki belgeler olan 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü'ne harfiyen riayet etmektedir. Türkiye, mülteci meselesine ekonomik saiklerle değil cihanşümul bir devlet olmanın gereği olarak feraset ve merhametle ve insani açıdan bakmaktadır."

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, 56 baro başkanının ülkenin başkentine yürüyerek girmek istediğini ancak dün akşamüstü saatlerinden itibaren büyük bir engellenmeyle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.

Bir yerde savunma hakkı yoksa hukukun da adil yargılamanın da olmayacağını söyleyen Oluç, "Yargıda tuzun koktuğu bir dönemi çok açık bir biçimde yaşıyoruz. Taraflı ve bağımlı bir yargı ortaya çıkarıldı, yürütme yargı üzerinde tahakküm kurdu. Şimdi, tek tahakküm kurulamayan yer avukatlar kaldı, savunma mekanizması kaldı. Savunma mekanizması üzerinde de bir tahakküm kurma gerçekleştirilirse böylece yargıda hiçbir şey yapılamaz hale gelinmiş olacak." şeklinde konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, toplantının başında yerinden konuşma yapan bir milletvekilinin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e saldırdığını söyleyerek, "Tunç Soyer İzmir'e bayrak, bir de para basacak; özerklik ilan edecek' denilen trol çalışmasının, Meclis tutanaklarına geçirilmiş olmasını büyük bir üzüntüyle takip ettik. Söylenen kötü sözleri, hakaretamiz sözleri kabul etmiyoruz." dedi.

Genel Kurulda bugün Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını içeren kanun teklifinin görüşüleceğini dile getiren Özel, "Mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerin ortak önerisiyle gündeme alınmasını önemsiyoruz. Her ne kadar Meclis Başkanı, bu birlikteliği sağlayabilecekken ve biz bunu hem takdir etmiş hem de desteğimizi açıklamışken sadece bir ittifakın başkanı gibi birinci imzayı atmış olsa da komisyondaki tüm partilerin tavırları, bu tarihi hesaplaşmaya sahip çıktığını gösteriyor. Bugün gecikmiş, tarihi ve önemli bir adım atıyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Baro başkanlarının yürüyüşünün engellenmesini eleştiren Özel, "Bu ayıplı tablonun saatler önce ve çeşitli siyasi partilerin üstün gayret, katkı ve dayanışmalarıyla aşılabilmiş olmasını memnuniyetle not ediyoruz ancak bu ayıbı Türkiye'ye yaşatmaya kimsenin hakkı yok." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Bursa'daki sel felaketinin ardından milletvekillerinin afet bölgesine gittiğini, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bütün gece selin yaşandığı yerde bulunduğunu aktardı.

Yaraların sarılmasıyla ilgili acil 2 milyon liralık bir yardımın hemen gönderildiğini dile getiren Zengin, Tarım ve Orman Bakanlığının çalışmalarının halen sürdüğünü belirtti.

Tokat'ta da son bir haftada 6 ilçede 9 ayrı dolu vakası ve ağır bir tarımsal kayıp yaşandığını anlatan Zengin, "Bu konuyla alakalı olarak Tarım ve Orman Bakanlığımız çiftçilerimize, elinden gelen gayreti, desteği gösterecek." dedi.

Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını içeren kanun teklifinin komisyon görüşmelerinde de büyük bir hassasiyetin bulunduğunu söyleyen Zengin, "Hukuk devleti ilkesinin karşılığını arıyorsak bugün yaptığımız çalışma aslında bizlerin, hukuk devleti ilkesine yaklaşımını ortaya koyan bir tavırdır. Hakkı, hukuku, adaleti aradığımız için aslında, bugün bu yasa teklifini görüşeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

Geçen hafta Meclis'te, AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan ile birlikte 35 baro başkanını dinlediklerini aktaran Zengin, 4 saat süren bu görüşmeden büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

Yürüyüşlerin nasıl olacağı konusunda Anayasa'daki atıfa dikkati çeken Zengin, "Bu yürüyüşün hangi şartlar altında nasıl yapılacağını, idarenin bu konuyla alakalı yönlendirmelerini, yürüyüş yapılırken uyulacak kuralların da kanunla düzenleneceğini Anayasa'nın 34'üncü maddenin son fıkrası zaten söylüyor. Geldiğimiz noktada zaten süreçlerini tamamladılar, Anıtkabir'e gittiler, Anıtkabir'de de planladıkları süreci tamamlamış oldular." dedi.

Öte yandan kabul edilen Danışma Kurulu önerisiyle Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını içeren ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzasını taşıyan Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi, gündemin ilk sırasına alındı.

TBMM Genel Kurulunda, Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını öngören Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanunun Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılması ve Neden Olunan Mağduriyetlerin Giderilmesi Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmeleri başladı.

Teklif sahiplerinden Bilgiç, söz alarak "Evrensel hukukun en temel prensiplerini ayaklar altına alan darbecilerin, bir gün tarih önünde yargılanmaktan korktuklarından olsa gerek iş ve işlemlerine bir meşruiyet kılıfı uydurmak kabilinden bu sözde mahkeme Yüksek Adalet Divanını kurma ihtiyacını hissetmiştir." dedi.

Bu konuda tarihin hükmünü kesin olarak verdiğini vurgulayan Bilgiç, bugün darbecilerin lanetle, Yassıada mağdurlarının rahmet ve minnetle anıldığını kaydetti. Bilgiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yargılamak maksadıyla değil Demokrat Partilileri halkın gözünden düşürmek, tahkir etmek ve cezalandırmak maksadıyla kurulan bu sözde mahkeme, Türk milletinin vicdanında çoktan mahkum edilmiştir. Bu bakımdan bizler burada tarihin köhne sayfalarında kalmış bir mevzuat hükmünü temizlerken aslında bir nevi formalite gerçekleştirmiş olacağız. Komisyon görüşmelerinde altını çizdiğim gibi Yüksek Adalet Divanı isimli bu sahte ve sözde mahkeme, Türk demokrasi tarihine vurulmuş kara bir lekedir. Bugün burada, inşallah, hep birlikte tarihimizdeki bu lekeyi temizlemek için önemli bir adım atacağız."

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, bundan 60 yıl önce demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek elim bir hadisenin yaşandığını anımsattı.

Dervişoğlu, 27 Mayıs askeri darbesiyle birlikte milli iradenin gasbedildiğine işaret ederek şunları kaydetti:

"Merhum Adnan Menderes başbakanlıktan el çektirilmiş, sonrasında Adnan Menderes ve arkadaşları Yassıada'da kurulan düzmece mahkemeyle idam sehpasına gönderilmişlerdi. Cumhuriyet tarihinde demokrasiye vurulan ilk darbe olan 27 Mayıs 1960 tarihi, bir kara leke olarak zihinlerde yer alıyor. 27 Mayıs darbesi aslında hiçbir zaman tarihin tozlu raflarında kalmadı. 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi, aradaki dokunuşlar ve hatta 15 Temmuz hain darbe girişimiyle ülkemizde demokrasiye karşı yapılmış mütecaviz girişimlerin pusulası olarak her daim yaşatılmaya çalışıldı. Aradan geçen 60 yıl aslında bize şunu göstermiştir ki demokrasiyi hedef alan her girişim ister askeri olsun isterse sivil, Türk toplumunun hayatında ağır tahribatlara sebep olmuştur. 27 Mayıs 1960 darbesinin dikkatle irdelenmesi gereken bir diğer yönü, dünyada eşine, emsaline rastlanmayacak bir hukuksuzlukla icra edilen darbe yargılamalarıdır. Her şeyden önce cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanları işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı yargılamakla yetkili olan makam Yüce Divan sıfatıyla Yargıtay iken 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında yargılamaların Yargıtayda değil, özel olarak kurulan bir ihtilal mahkemesinde yapılması sağlanmıştır. Bu tiyatro mahkeme hukuken kabulü mümkün olmayan ve en temel hukuki ilkelerle esastan çelişen bir girişim olarak Türk adalet tarihindeki karanlık yerini almıştır. Bu yasa teklifine müspet oy verecek olsak bile, yasa teklifinin, muzdarip olanlar ve onların yakınlarınca bir lütuf olarak görülmediğini, bir minnet duygusu oluşturmayacağını da belirtmek isterim."

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Yassıada yargılamalarının üzerinden geçen 60 yıl içinde yüzlerce kitap, makale, hatıra, araştırma, belgeselin yayınlandığın ve hatta yargılamaya katılan hakim ve savcıların hatıralarını yazarak çeşitli itiraflarda bulunduğunu, Yassıada yargılamalarının adeta bir tiyatro şeklinde geçtiğini anlattı.

Yıldız, Yüksek Adalet Divanı'nın, Teşkilatı Esasiye Kanunu'na, tabii hakim ilkesine, anayasayla güvence altına alınan yasama dokunulmazlığına ve Teşkilatı Esasiye Kanunu'ndaki Yüce Divan oluşumuna karşı açıkça aykırı olduğunu vurguladı.

Adil bir yargılama için tabii hakim ilkesinin yanında, hakimlerin bağımsız ve tarafsız olması da gerektiğine işaret eden Yıldız, "Divan Başkanı başta olmak üzere, görevlendirilen Yassıada hakimleri bağımsız ve tarafsız olmadıklarını duruşmalardaki tutum ve beyanlarıyla, gizlemeye gerek görmeden her zeminde açık olarak göstermişlerdir." ifadesini kullandı.

Yıldız, "Yüksek Adalet Divanının utanç vesikası olan, nasıl verildiği herkesçe malum olan kararlar verildiği andan itibaren Türk milletinin vicdanında mahkum edilmiş ve hiçbir zaman, asla kabul görmemiştir. Teklifle Yüksek Adalet Divanı yok hükmünde kalacak ve vermiş olduğu kararlar geçmişe dönük olarak ortadan kaldırılacak, hukuk tarihimiz, adalet dünyamız böylece kara bir lekeden kurtulacaktır." diye konuştu.

Yeni Delhi Türk Büyükelçiliğinde askeri ateşe olarak sürgünde bulunan Alparslan Türkeş'in hukukun ayaklar altına alındığını ve yargılamalar neticesinde çok sayıda idam kararı verilebileceği ihtimalini görerek Cemal Gürsel'e 7 Eylül 1961'de bir mektup gönderdiğini anımsatan Yıldız, bu mektubun bir kısmını okudu. Yıldız, "Mektubun içeriğinden de anlaşıldığı gibi Türkeş idamlara ve kurulmuş olan Yüksek Adalet Divanına başından beri karşıdır." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise Türk siyasi tarihinin, demokratik siyaseti, yaşamı kesintiye uğratan askeri ve sivil müdahalelerle dolu olduğunu belirterek 27 Mayıs 1960 darbesini, demokratik yaşamı kesintiye uğratan her türlü darbe ve darbe girişimlerini şiddetle kınadığını belirtti. Beştaş, dönemin Başbakanı Adnan Menderes, bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'a Allah'tan rahmet dileyerek darbe mağduru tüm vatandaşların yanında olduklarını söyledi.

Her türlü darbe karşıtı önerilerinin TBMM Anayasa Komisyonunda reddedildiğini savunan Beştaş, "Darbecilerin isimleri okullarda, sokaklarda, caddelerde olduğu müddetçe hiç kimse bize 'darbeyle yüzleşiyoruz ya da geçmişle hesaplaşıyoruz' demesinler. Darbelerden darbe beğenenler bunu dikkatle not alsınlar." dedi.

*****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.