TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM ADALET KOMİSYONUNDA 2. YARGI PAKETİ'NİN GÖRÜŞMELERİNE BAŞLANDI


TBMM Adalet Komisyonunda 2. Yargı Paketi'ni içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı. İkinci yargı paketini içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 39 maddesi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

03 Haziran 2020 Çarşamba

Komisyon, Başkanvekili ve AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç başkanlığında toplandı.

Komisyonda, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ile AK Partili 128 milletvekilinin imzasını taşıyan teklif görüşülüyor.

Güler, hukuk yargılamasının sadeleştirilmesi, etkinliğinin artırılması ve sorunların giderilmesi amacıyla hazırlanan 63 maddelik ikinci yargı paketine ilişkin bilgi verdi.

Teklif sahibi olarak komisyona bilgi veren AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, teklifin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümleri, kanunda düzenlenen yargılama aşamalarının her biri için tebligat yapma zorunluluğunun kaldırılması, ön inceleme, belirsiz alacak davası, yargılama süreleri, feragat, sulh ve kabul, bazı tebligat zorunlulukları, bozmadan sonra ıslah, ihtiyati tedbir, kanun yoluna müracaat, tamamlama kararları, tahkim, delil tespiti, ticari defterlerin ibrazı, heyetli mahkemelerin çalışma usulü, sulh ve arabuluculuğa teşvik, mahkemelerin uzmanlaşması, ses veya görüntü nakli yoluyla duruşmaların yapılması gibi birçok usul kurumuyla ilgili düzenlemeleri içerdiğini söyledi.

Düzenlemeyle, heyet halinde çalışan ticaret mahkemelerinin daha işlevsel ve etkin hale getirilmesinin amaçlandığını dile getiren Güler, sulh ve asliye hukuk mahkemeleriyle özel kanunlarla kurulan hukuk mahkemelerinin yargı çevresinin, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenebilmesine imkan sağlandığını belirtti.

Bazı tüketici davalarında, dava şartı olarak arabuluculuk müessesesinin getirileceğine işaret eden Güler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bazı hükümlerinin, uygulandığı süre içinde uygulayıcılar ve doktrin tarafından eleştirildiğini, yargıda daha hızlı bir sürecin sağlanması amacıyla çeşitli görüş ve önerilerin dile getirildiğini hatırlattı.

Mahkeme kararlarında, Yargıtay içtihatlarında, akademisyenler ile uygulayıcıların makale ve eserlerinde dile getirilen bu görüş ve önerilerin, kendileri tarafından değerlendirildiğini, bunlara teklif içinde olabildiğince yer verildiğini kaydeden Güler, "Teklif, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, hukuk yargılamasına hakim olan ilkeler kapsamında gözden geçirilmesi, yargılamanın daha etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi, uygulayıcıların ve akademisyenlerin dile getirdiği yargılama sorunlarının çözüme kavuşturulabilmesi amacıyla hazırlandı." dedi.

Güler, son 15 yılda yargıda etkinliğin ve verimliliğin artırılması, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve adaletin eksiksiz gerçekleştirilmesini temin etmek için birçok reforma imza atıldığını kaydetti.

Teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, kanun teklifiyle yargılamaların makul sürede bitirilmesinin amaçlandığını ancak yargılamaların hangi kanallarda tıkandığına ilişkin önemli tespitlerin teklifte yer almadığını savundu.

Taşrada yıllarca avukatlık yapan biri olarak bu tıkanmanın en önemli nedenlerinden birinin, bilirkişilik müessesesi olduğunu bildiğini söyleyen Erel, "Teklifte bilirkişilikle ilgili herhangi bir düzenlemenin bulunmaması, yine adaletin gecikmesini beraberinde getirecek." dedi.

Büyük adliyelere bilirkişilik müessesesinin getirilmesini talep eden Erel, "Madem birinci amaç yargılamayı makul sürede bitirmek, hızlandırmak; resmi bilirkişi olsun. Vatandaşın kafasındaki soru işaretleri de kalksın. Yargıtayda 5 yıldır bekleyen dosyalar var. Vatandaşa yazık. Bunların en önemli sebebi, bilirkişilik müessesesi ile adliyelere tanınmayan yetkiden dolayı sürecin uzamasından kaynaklanıyor. Bununla ilgili bir çalışma yapılsın." diye konuştu.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan ikinci yargı paketini desteklediklerini, düzenlemenin yasalaşması için gerekli katkıyı sağlayacaklarını söyledi.

Öztürk, arabuluculuğun kapsamının da genişletilmesini öngören teklifin, hukuk yargılamalarında ihtiyaç duyulan aksaklıkları giderecek güncel düzenlemeleri içerdiğine işaret etti. Öztürk, bu kapsamda yargılama süreleri, feragat, sulh, kabul ve bazı tebligat zorunlulukları, ihtiyati tedbir, ön inceleme, tahkim, sulh ve arabuluculuğa teşvik, mahkemelerin uzmanlaşması gibi çok sayıda değişikliğin dikkati çektiğini belirtti.

Yargı sisteminin içinde bulunduğu sorunların ve adalet hizmetlerinin geç tecelli etmesinin bir süredir tartışıldığını anımsatan Öztürk, Meclis'in ve Adalet Bakanlığının, bu anlana eğilerek birtakım çözüm önerilerinde veya mevzuat değişikliklerinde bulunduğunun görüleceğini dile getirdi.

"Hakimlerin iş yükü ve bu nedenle karşı karşıya kaldıkları zamansızlık problemi, adalet sisteminin en önemli sorunları arasında." değerlendirmesinde bulunan Öztürk, teklifin getireceği yeni düzenlemelerin, iş yükünü azaltabilecek tedbirler olarak da değerlendirilebileceği kaydetti.

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç da anayasanın bir tarafa bırakıldığı, kanun yapma tekniğine aykırı bir "torba teklif" ile karşı karşıya olduklarını savundu.

Kamuoyuna "reform" olarak sunulan ikinci yargı paketinin hazırlanmasında meslek kuruluşları ile hukuk profesörlerinin katkısının alınmadığını öne süren Koç, "Teklif hazırlanırken kısmen de olsa bizim de görüşümüz alındı ancak eleştirilerimizin büyük bir kısmının teklife yer almadığını görüyoruz." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Adalet Komisyonunda saatlerce süren yasama çalışmalarında, muhalefet partilerinin değişiklik önergelerinin birinin dahi kabul edilmediğini söyledi.

Özellikle yargıda yaşanan sorunların, iktidar temsilcileri tarafından da fark edildiğini vurgulayan Emre, bu nedenle Mayıs 2019'da Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin açıklandığını hatırlattı.

Gerçek anlamda yargıda reform diye konuşulabilecek konular olduğuna işaret eden Emre, bu kapsamda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, TBMM Genel Kurulunun 23 Nisan özel oturumunda kamuoyuyla paylaştığı önerilere işaret etti.

Emre, öncelikle tüm toplumsal, siyasal ve kültürel kesimlerin katılımıyla yeni bir anayasa yapılması çağrısını yineledi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, ikinci yargı paketinin, savunmayı temsil eden barolar ve avukatlarla yeterince tartışılmadan hazırlandığını öne sürdü. Antmen, teklifte, son derece yerinde maddeler olduğunu ancak eleştirel açıdan bakmanın ve hataları düzeltmenin, görevleri olduğunu kaydetti.

CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, teklifle yapılması öngörülen teknik değişikliklerin uygulamada da yargıyı hızlandırma amacı taşıdığının görüldüğünü vurguladı.

Demirtaş, 2011'de yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda 9 yılda 19 değişiklik yapıldığını, bu durumun, kanunun sistematiğini ve ruhunu bozduğunu ifade etti.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun gelecek süreçte uygulayıcılar açısından önemli noktalara taşınması gerektiğini belirten Demirtaş, "Yargı sistemi maalesef en sorunlu alanların başında geliyor. Yapısal ve zihinsel sorunlarla karşı karşıyayız. Son 10 yıla bakıldığında yargı bir nevi sorunlar yumağı haline gelmiştir. Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiştir ve yargının iki yakası bir araya gelmemektedir. AK Parti hükümetleri döneminde, özellikle son 10 yılda olduğu kadar yargıda siyasallaşma olmamıştır. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı bu kadar zedelenmemiştir." diye konuştu.

Bu arada HDP Ağrı Milletvekili Koç'un kanun teklifinin anayasaya aykırı olduğuna ilişkin önergesi ile CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın daha önce Adalet Komisyonuna havale ettiği, kanun tekliflerinin birleştirilmesi önergesi kabul edilmedi.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

İkinci yargı paketinin görüşmeleri üzerinde söz alan milletvekilleri, teklifin, "yargılamayla ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin bulunması" halinde, duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli yapılmasını öngören maddesine ilişkin eleştirilerini dile getirdi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, düzenlemenin anayasaya aykırı olduğunu savunarak, "Keyfi uygulamalara neden olabilecek ve bazı kişiler tarafından bir nevi siyasi mülahazalarla kötüye kullanılabilecek bir madde olduğunu düşünüyorum." dedi.

Antmen, maddenin tekliften çıkarılmasını talep etti.

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan ise düzenlemeyle, herhangi bir hakimin, takdiri istediği gibi kullanabileceğini ifade etti.

Maddenin anayasaya aykırı olduğunu ileri süren Aydoğan, "Yol yakınken bunu tekliften çıkarmamız gerekir." diye konuştu.

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül de "Korunması gereken hangi menfaat? Burada muğlak bir ifade var. Bu düzenleme bazı muktedir kişilerin ya da kurumların davalarının toplumdan, kamuoyundan gizleneceği şüphesi yaratıyor." görüşünü savundu.

Anayasaya aykırı olduğunu iddia ettiği maddenin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin de olası olduğunu öne süren Bülbül, maddenin, tekliften çıkarılmasını istedi.

HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, düzenlemenin, anayasanın aleniyet ilkesine aykırı olduğunu ileri sürdü.

Anayasanın bu konuda çerçeveyi çizdiğini, bunun dışına ancak anayasa değişikliğiyle çıkılabileceğini, düzenlemenin, "zorlama ve kötü niyeti beraberinde getireceğini" savunan Koç, maddenin tekliften çıkarılmasını talep etti.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Üyesi Adem Aslan, "yargılamayla ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin bulunması" halinde, duruşmaların bir kısmının veya tamamını gizli olarak yapılmasını öngören maddeyi kendisinin önerdiğini söyledi.

Doktora yaparken 1 yıl Almanya'da kaldığını, bu sırada birçok kez Alman mahkemelerine duruşma izlemeye gittiğini, bir nevi gözlemci statüsünde çalıştığını anlatan Aslan, "Orada gördüm ki her duruşma, herkese açık değil. Birtakım kişilerin özeli, aile mahremiyeti ya da ticari sırlar olabilir." dedi.

Almanya'da kişilerin aile mahremiyetine, özeline saygı duyulduğuna işaret eden Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu nedenle böyle bir şey aklımın bir tarafında kalmış. Komisyon görüşmeleri sırasında teklifler gelirken İsviçre'de, Almanya'da uzun yıllar kalmış usul hocalarımıza, 'Ben böyle bir şey gördüm, çok da hoşuma gitti.' dedim. Yaklaşık 30 yıl hakimlik yaptım. Gerçekten bunun sıkıntılarını da yaşadım. Birtakım mahrem konular vardır. İki kardeş, karı-koca, evlatlık ve babalık davalarında olabilir. Herkesin her şeyi duyması gerekmiyor. Anasayamız, kişinin maddi ve manevi varlığını bir bütün olarak korunmasını isteme hakkı vermiş. Özel hayatın, aile hayatının korunması gibi birtakım temel haklar vermiş. Almanya ve İsviçre usul kanunlarında bunun karşılığını bulduk. Kesin şekilde kişilerin üstün menfaati söz konusuysa. Böyle bir durumda duruşmalar, aleniyete yasaklanabilir.

Aleniyetin yasaklanması yeni gelen bir şey değil, zaten vardı. Kapsamı bile genişledi. Toplumun üstün menfaatleri zaten yasada vardı. Aleniyete yasaklama imkanı zaten getiriliyordu. Kişilerin menfaati, mahremiyetin korunması, ticari sırların korunması var. Bir patent davasında patentini anlatacak. Belki de birileri oradan kopya çekecek ya da bir telifle, diğer ticari sırlarla ilgili birtakım konular konuşulacak. Böyle bir durumda duruşmayı üçüncü kişilere yasaklama getirilme imkanı yoktu. Tamamen iyi niyetle gündeme geldi. Hocalarımız İsviçre ve Alman usul kanunlarındaki karşılıklarını buldular. Bu şekilde teklif metnine getirildi. Tabii siyaseten bundan sakıncalı şeyler çıkar mı? Bilemeyiz. İşin o tarafına bakamayız."

Teklif sahibi AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, Türkiye'nin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılama hakkını içeren hükmünü hatırlattı.

Güler, maddeyle getirilen düzenlemenin, anayasaya veya aleniyet ilkesine herhangi bir aykırılığının bulunmadığını kaydetti.

Madde, üzerindeki müzakerelerin ardından yapılan oylamada kabul edildi.

Bu arada hakimin, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men etmesi ve gerekirse taraf avukatları hariç derhal duruşma salonundan çıkarılmasını emretmesini içeren hüküm tekliften çıkarıldı.

Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan ikinci yargı paketini içeren 63 maddelik teklifin kabul edilen maddelerine göre, Anayasa Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kesin nitelikli kararının taraflara tebliğ edilmeden 2 haftalık hak düşürücü sürenin başlatılmasını, hak arama hürriyetine aykırı bularak iptal etmesinin ardından bir düzenleme de yapılıyor.

Buna göre, görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesin olması halinde de kararın taraflara tebliğ edilmesi, dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine ilişkin 2 haftalık süre, tebliğ tarihinden itibaren başlayacak.

Öngörülen süre içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi için gerekli başvurunun yapılmaması durumunda dava, kanun gereği açılmamış sayılacak. Bu konuda görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece resen karar verilecek.

Düzenlemeyle, duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılması halleri arasına "yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin bulunması" hali de eklenecek. Bu durumda, duruşmaların bir kısmı veya tamamı gizli yapılacak.

Hakimin reddi nedenlerine, daha önce aynı uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış olma halleri eklenecek. Hakimin reddi talebine ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilecek. Ret nedeni sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilecek. Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamayacak.

Teklif, davaların gereksiz yere uzamasının önlenmesi ve çelişkinin giderilmesini de amaçlıyor. Hakimin reddine ilişkin merci kararlarına karşı dava konusunun miktar ve değerine göre derhal istinaf kanun yoluna başvurulabilecek.

Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilecek. Bu takdirde hakim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayacak ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar edecek. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilecek, bu şekilde verilecek ikinci süre kesin olacak ve yeniden süre tanınmayacak.

Teklif, uygulamada belirsiz alacak davasıyla ilgili görülen sorunlara ilişkin de düzenlemeler içeriyor.

Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi halinde hakim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek 2 haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilecek. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacak.

Teklif, "Kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmü mevzuattan çıkarıyor.

Teklifle, delil avansının, dava açarken mahkeme veznesine yatırılmasının zorunlu bulunmadığı hükme bağlanıyor.

Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilecek. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilecek.

Davanın açılmasından sonra davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devretmesi halinde davacı isterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edecek.

Dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacak. İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürecek. Davanın açılmasından sonra dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralan kişi görülen davada davacı yerine geçecek, dava kaldığı yerden devam edecek. Dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacak.

Düzenlemeyle, ek cevap verme süresinin hangi andan itibaren başlayacağı da açıklığa kavuşturuluyor. Buna göre ek süre, 2 haftalık cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlayacak.

Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve incelemeyi tamamladıktan sonra ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirecek.

Çıkarılacak davetiyede; duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar, tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları ihtar edilecek. Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği, davetiyenin tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları istenecek. Bu hususların verilen sürede yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği belirtilecek.

Hakim ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinleyecek, daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit edecek.

Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hakim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik edecek; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edecek.

Yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilecek.

Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilecek veya değiştirebilecek. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise bunlar yapılamayacak.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.