TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU TOPLANDI


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yapılamayan eğitimlerin telafisi ve yükseköğretimde düzenlemeyi de içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 15 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.

14 Nisan 2020 Salı

Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

MHP Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, koronavirüs sebebiyle esnafın yaşadığı sorunlara ilişkin, bu süreçte 2 milyon esnafın ya işletmelerini kapatmak zorunda kaldığını ya da işlerinin azaldığına dikkati çekerek, bütün esnaf kesimlerinin temsilcilerinden oluşan bir ekonomik kurul oluşturulması gerektiğini söyledi.

Kaşlı, esnafa nefes aldıracak ekonomik destek paketi hazırlanmasını önerdi.

CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, olası bir gıda krizine karşı alınacak önlemlere yönelik, ziraat odaları üretici birlikleri, ziraat ve gıda mühendisleri, veteriner hekimlerin de içinde olduğu acil bir konseyin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Tarımsal üretim seferberliği ilan etmekte geç kalındığını savunan Durmaz, "Bu bir aylık sezonu kaçırırsak, bir yıllık mahsulü beraberinde üreticiyi de kaybederiz. Üretmezsek, kıtlık ve açlık içinde yaşarız." dedi.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı, Şanlıurfa'nın kurtuluşu dolayısıyla yaptığı konuşmada, "Kadim bir maziye sahip olan Urfa, hem bir tarih ve turizm hem de bir gastronomi şehridir." diye konuştu.

Koronavirüsle mücadele kapsamında hükümetin çalışmalarına işaret eden Özşavlı, "Muhtaç bir Türkiye yerine, muktedir Türkiye'ye, askeri ve siyasi alanda ise mağlup bir Türkiye yerine muzaffer bir Türkiye'ye tanıklık ediyor ve bunun haklı gururunu yaşıyoruz." dedi.

Meclis Başkanvekili Erdoğmuş da "Ben de Urfa Milletvekili olarak, Meclis Başkanvekili sıfatıyla Divan adına Şanlıurfa'nın 11 Nisan'da düşmandan kurtuluşunun yüzüncü yılını aynı hassasiyet ve duygularla kutluyor, bu uğurda yaşamını kaybedenlere yüce Allah'tan rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, partilerin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, Salda Gölü'ne iş makinalarının girdiğini iddia ederek, "Hükümet, doğaya verdiği zararı hız kesmeden devam ettiriyor. Ülkemizin en önemli doğal güzelliklerinden birisi olan Salda Gölü'nün rant uğruna betonlaşmasını asla kabul etmiyoruz. Sorumluluğu olanları da tarih asla affetmeyecektir." diye konuştu.

Dervişoğlu, betonlaşmanın durdurulması ve iş makinalarının Salda Gölü'nden çıkmasını beklediklerini ifade ederek, hükümete çağrıda bulundu.

Maskelerin ücretsiz olarak eczanelerden dağıtılmasını eleştiren Dursun Müsavat Dervişoğlu, maskelerin belediyeler vasıtasıyla dağıtılması teklifinde bulundu.

Hükümetin, belediyeleri görmezden geldiğini öne süren Dervişoğlu, "Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla belediyelerle çalışmak yerine vatandaşı mağdur eden politikaları uygulamayı ve vatandaşın sağlığını riske atacak kararlar almayı tercih ediyor. Sayın Cumhurbaşkanını parti ayrımı yapmaksızın, devlet insanlığının gereğini yapmaya davet ediyorum." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, 14-20 Nisan Şehitler Haftası vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitleri rahmet ve minnetle yad ettiğini söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığının toplu yaşam alanlarına yerleştirdiği dezenfektan ünitelerinin sahte olduğunun ortaya çıktığını iddia ederek, "Olayın ortaya çıkması üzerine Sağlık İşleri Daire Başkanı görevden alındı. Bu yeterli mi?" diye sordu.

Diyarbakır Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Basri Güzeloğlu'nun salgın günlerinde meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapmadığını ileri süren Oluç, "Bu yapılan sahtecilik üzerine halktan özür dilemiyor. Halkın sağlığını hiçe sayıyor." dedi.

Salda Gölü'nün koronavirüs sebebiyle ziyarete kapatıldığını hatırlatan HDP'li Oluç, "Şimdi orada iş makinaları çalışmaya başlamış. Sözde 'çivi çakılmayacak, korunacak' denen bir bölgede iş makinaları çalışmaya başlamış. Oranın orjinalitesini ve doğal yapısını bozacak olan bu tür müdahaleler kesinlikle yanlıştır. Salda Gölü'nün talan edilmesinin mutlaka önüne geçilmelidir." ifadesini kullandı.

İnfaz Düzenlemesinin yasalaşmasının ardından tahliye edilenlerden yol ücretlerini ödemelerinin istendiğini iddia eden HDP Grup Başkanvekili Oluç, bunun "büyük bir adaletsizlik" olduğunu söyledi.

Mültecilerin İzmir ve Çanakkale'de yollara bırakıldığını öne süren Oluç, "Son derece vahim bir tablo, otobüslerle yol kenarına bırakılan mülteciler kilometrelerce yol yürüyorlar. Mülteciler, insanlık dışı bir davranışla karşı karşıya kalıyor." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, koronavirüsle mücadele sürecinde uluslararası alanda Türkiye'nin takdir edildiğini belirterek, "Hastaların tespitinden, tedavisine kadar her konuda Avrupa'ya göre çok iyi durumdayız." dedi.

Sağlık kurumların hem teşhis hem tedavi hem de yoğun bakım üniteleri bakımından salgınla başa çıkabilecek kapasitede olduğunu kaydeden Akbaşoğlu, "81 ilimize yayılmış 1518 hastanemizle, 100 bini tek kişilik olmak üzere 240 bin yatağa sahibiz. Yoğun bakım yatağı sayımız 40 bini buluyor. Bunlara yenilerini ilave ediyoruz. Avrupa'da her 100 bin nüfusa düşen yoğun bakım sayısı 12'nin altındayken, ülkemizde bu rakam 50'ye yakındır. Avrupa'nın en fazla yoğun bakım yatağına sahip Almanya'da bile bu rakam 30'u bulmuyor." bilgisini paylaştı.

Günlük ve toplam test sayısında dünya sıralamasında Türkiye'nin baş sıralarda yer aldığına dikkati çeken AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, testte günlük olarak yaklaşık 35 bine ulaşılırken, toplamda 410 binin üzerine çıkıldığını dile getirdi.

Şu ana kadar taburcu olan hasta sayısının 5 bine yaklaştığını kaydeden Akbaşoğlu, "Türkiye aldığı tedbirlerle salgını en hızlı şekilde kontrol altına alan ülkelerin başında geliyor. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar, ülkemizi koronavirüs salgınıyla mücadelede örnek gösteriyorlar." ifadesini kullandı.

Ekonomik İstikrar Paketine ilave olarak, bugüne kadar 4,5 milyona yakın vatandaşa doğrudan nakit desteği sağlandığına işaret eden AK Parti'li Akbaşoğlu, istihdamın sürmesi için 3 ay boyunca işten çıkarmaların önüne geçtiklerini kaydetti.

Kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan veya ücretsiz izne çıkarılan vatandaşlara aylık 1170 lira maaş desteği vereceklerini belirten Akbaşoğlu, "Toplumun bütün kesimlerini desteklemek için tüm imkânlarımızı seferber ettik, ediyoruz." dedi.

Hazine arazilerinden ekilebilir alanları tarıma kazandırmak için ilgili kurumların hazırlıklara başladığını dile getiren Akbaşoğlu, "Salgın sebebiyle dünyada yaşanabilecek tarım ve gıda ürünleri sıkıntısında Türkiye'nin etkilenmemesi için tüm tedbirleri alıyoruz. Ekilmedik bir karış tarım arazisi bırakmayacağız." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından partilerin gündeme ilişkin grup önerileri ele alındı.

HDP'nin "Koronavirüsün tespiti için yapılan testlerin illere göre dağılımı", İYİ Parti'nin "Ücretsiz maske dağıtımında yaşanan sorunlar" ve CHP'nin "Dernek ve vakıflara yapılan yardımlar" ile ilgili araştırma önergelerinin öngörüşmelerinin bugün yapılması önerileri kabul edilmedi.

AK Parti'nin, Genel Kurulun gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi. Buna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yapılamayan eğitimlerin telafisi ve yükseköğretimde düzenlemeler içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, gündemin birinci sırasına alındı. Genel Kurul, bugün ve yarın bu kanun teklifinin görüşmelerini gerçekleştirecek.

Öte yandan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut'un Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin doğrudan Genel Kurul gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.

Grup önerilerinin ardından, Genel Kurulda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yapılamayan eğitimlerin telafisi ve yükseköğretimde düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlandı.

TBMM Genel Kurulunda, AK Parti milletvekillerince hazırlanan Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

İYİ Parti Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, teklifin, üniversitelerde geniş bir şekilde tartışılmadan, öğretim üyelerinin görüşleri alınmadan küçük bir grup tarafından hazırlandığını iddia ederek, "Üniversitelerde özgürlükten ve fikir hürriyetinden korkmamalıyız. Türkiye'nin yükselişi, güçlü ve zengin bir ülke olması üniversitelerimizin ne kadar başarılı olduğuyla yakından ilgilidir. Üniversitelerde fikir özgürlüğünü boğmak, Türkiye'yi fakirliğe ve geriliğe mahkum edecektir. Öğretim elemanlarının disiplin cezalarıyla ilgili yapılan düzenleme, antidemokratik, akademik teşkilatı baskılayıcı, bilimsel özerkliğe ve özgürlüğe ters unsurlar taşıyor." diye konuştu.

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, teklifteki, ikinci lisansüstü öğretime kabul edilecek öğrencilerin ödeyecekleri öğrenim ücretini, YÖK tarafından belirlenecek üst limiti aşmamak şartıyla, ilgili üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün tespit edeceği hükme işaret ederek, "Bu yetkiyi üniversitelere verelim çok güzel ama insan faktörünü de devre dışı bırakmamak lazım. Lisansüstü ücretlendirmede üst limit koyacağız çok güzel ama uygulayıcılara açık kapı bırakmama ya da istismara açık iyi niyet kullanma adına da çok fazla hareket alanı bırakmamak lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Cizre, Kulp ve Diyarbakır'da çukur olaylarının yaşandığını anımsatan Aydın, "Bizim devletimiz de resmi olarak bir mücadele kararı aldı. Şimdi, bu mücadeleye kara çalıp, iftiraya matuf bir şekilde, bir soykırım, kıyım gibi, işkence, zulüm gibi mesnetsiz birtakım kavramlarla ifade etmenin akademisyenlikle hiçbir alakası yok. Bir hafta boyunca ceza muhakemeleriyle ilgili bir kanun görüştük. Osman Kavala isminin geçtiği kadar, 8 Nisan 2020'de Diyarbakır Kulp ilçemizde katledilen 5 kardeşimiz için verilen bir tane önerge hatırlıyor musunuz? Ya da o barış akademisyenleri denilen, güya bizden daha özgürlükçü, daha insan hakları savunucusu kişiler tarafından bir cümle kurulduğuna tanıklık ettiniz mi?" diye sordu.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, teklifin, Anayasa Mahkemesi kararına ve üniversitelerin özerkliği ilkesine aykırı olduğunu, teklifle YÖK Başkanının doğrudan disiplin soruşturması başlatamayacağını ve disiplin amiri olamayacağını savundu.

Tiryaki, sendika temsilcilerinin de üniversiteler ve YÖK'teki disiplin kurullarında yer alması gerektiğini söyledi.
CHP Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, AK Parti'nin, "YÖK'ü kaldıracağız ve demokrasiyi Türkiye'ye hakim kılacağız." diye iktidara geldiğini ifade ederek, "Bu anlayıştan 18 yıl sonra geldiğimiz nokta, bırakın YÖK'ü kaldırmayı, YÖK'ü mevcut halinden de geriye dönük, telafisi mümkün olmayan düzenlemeler yapılmakta." dedi.

Koronavirüs nedeniyle tiyatroya gidemediklerini belirten Kaya, "Ama geçen hafta sonu bir tiyatro izledik. Bize tiyatro izletme fırsatı veren AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Soylu'nun istifa dilekçesinin kabul edilmesi gerektiğini, AK Parti içerisinde binlerce İçişleri Bakanlığı yapacak kişi bulunduğunu belirten Yıldırım Kaya, "Bir kişi hata yaptım diyorsa istifanın kabul edilmesi lazım. Eğer kabul edilmiyorsa iki gün toplumu bununla oyalayamazsınız." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Kaya'ya şöyle karşılık verdi:

"Tiyatro diye ifade ettiği; İçişleri Bakanımızın istifasının ve sonrasında Cumhurbaşkanımızın bu istifayı kabul etmemesi sürecini, konuşmacının Genel Başkanı televizyonda, 'Saygıyla karşılıyorum' diye değerlendirdi. Bir parti düşünün, Genel Başkanı bir süreci saygıyla karşıladığını ifade ediyor ama bir başka milletvekili bu süreçle ilgili 'tiyatro' diyor. Ben bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Çalışkan, kıymetli bir bakanımız var. Bir süreçle ilgili istifasını gündeme getirdi. Cumhurbaşkanımız sahip çıkarak, 'Hayır, beraber çalışmaya devam edelim' dedi. Ama bizim aklımıza tiyatro mu değil mi sorusu gelmedi. Biz, tiyatroyu keyfi izleriz o başka bir şey. Siyasal tiyatro bizim kültürümüzde, bizim partimizde olmayan bir iş. Eğer, sizin Genel Başkanınız kasetli bir tiyatroyla değişmişse, bu konuya tiyatro olarak bakabilirsiniz. Eğer sizin Genel Başkanınız, Cumhurbaşkanı adayınız, 'Saraya gizli gitti, gitmedi' tiyatrosunu kendi parti içindeki kavgalarına konu ediyorsa, siz buna tiyatro diyebilirsiniz. Ama AK Parti'nin kültüründe böyle bir konuya 'tiyatro' diye yaklaşmak olmamıştır, olmayacak."

CHP'li Kaya ise "Bizim genel başkanlarımızın değişimi Türkiye'de her partiye örnek olsun" dedi.

TBMM Genel Kurulunda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle yapılamayan eğitimlerin telafisi ve yükseköğretimde düzenlemeyi de içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 15 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, Yükseköğretim Kanunu'nun, Yükseköğretim Denetleme Kurulunun üyeliklerinde boşalma olması halinde eylülde seçim yapılması ve seçilen üyelerin ocakta göreve başlamasına ilişkin hükmü yürürlükten kaldırılıyor.

Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre, yılda iki kez yapılabilen doçentlik başvuru sayısı artırılarak bekleme süresi azaltılacak. Doçentlik sınavında değerlendirmeye esas alınan raporlar, jüri üyelikleri, jüri ve başvuru sonucu, elektronik ortamda ilgililerin erişimine açılacak.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına başvuracaklar hariç, öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda, en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olma ve 35 yaşından büyük olmama şartı aranacak.

Yükseköğretim kurumlarının uygulamalı birimlerinde görev yapan ve kanunla kadroları öğretim görevlisi kadrolarına dönüştürülen uzman, çevirici, eğitim öğretim planlamacısı öğretim elemanlarına ders verme imkanı sağlanacak.

Açıköğretim öğrencileri, katkı payı veya öğrenim ücretini ödemesi ve her dönem başında kaydını yenilemesi şartıyla öğrencilik haklarından yararlanacak. Üst üste dört dönem bu koşulları yerine getirmeyen öğrencinin ilgili programdan ilişiği kesilecek.

Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarının tabi olduğu disiplin hükümleri, konu hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararları da dikkate alınarak bilimsel özerkliğe uygun ve günün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenleniyor. Ayrıca yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanı dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel hakkında İş Kanunu, memurlar hakkında Devlet Memurları Kanunu'nun uygulanmasına yönelik düzenleme de yer alıyor.

Teklifle, rektörlüğe bağlı birimlerde görev yapan akademik personel ile daire başkanı kadrosunun dengi ve üstü kadrolarda bulunan personel ile memurlar için yetkili disiplin kurullarının teşkili düzenleniyor.

Rektör tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, üniversite disiplin kuruluna yapılacak. Uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı itiraz başvurusunun yapılacağı disiplin kurullarının oluşumu ve yönetimi yeniden belirleniyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü ile YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelik uyarınca, üniversitelerin ulusal veya uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenen projelerine, toplam proje bedelinin yüzde 30'unu aşmamak kaydıyla kaynak aktarılabilecek, bilimsel araştırma projelerine hakem değerlendirmesi yapan alan uzmanlarına ücret ödenebilecek.

Ayrıca rektör, rektör yardımcısı ve genel sekreterlere, döner sermaye gelirleri dışında üniversitenin; teknokent, teknopark, teknoloji transfer ofisi, iktisadi işletmeler ve iştirakleri gibi gelir getirici müesseseler ve birimleri sebebiyle ayrıca huzur hakkı, yönetici payı, koordinatörlük, danışmanlık ve benzeri ücretler ödenmeyecek.

Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının mali hakları, devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan emsalleriyle eşitlenecek.

Vakıf yükseköğretim kurumları önlisans, lisans, tezli yüksek lisans ve doktora düzeyindeki her bir diploma programında öğrenim gören öğrencilerden; ilgili programın en yüksek merkezi yerleştirme puanına sahip en az yüzde 15'i kadar öğrenciyi, söz konusu programın öğrenim süresi boyunca ücretsiz okutmakla yükümlü olacak. Bu öğrencilerden eğitim ve öğretim süreçlerine ilişkin ücret talep edilmeyecek. Tezli yüksek lisans, doktora ve özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlarda en yüksek yerleştirme puanı sıralaması dikkate alınacak.

Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması, kurucu vakfın tüzel kişiliğini etkilemeyecek. Öğrenciler, bursluluk durumları gözetilmek şartıyla eğitim-öğretim ücretlerini garantör üniversiteye ödemeye devam edecek.

Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumu adına, mülkiyeti Hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazlara ilişkin tesis edilen irtifak hakları, verilen kullanma izinleri iptal edilecek. Bu taşınmazlar ile fiilen kullanılan taşınmazlar aynı amaçla kullanılmak üzere garantör üniversiteye tahsis edilecek.

Vakıf yükseköğretim kurumunun muaccel ve kısa vadeli borçlarını, toplam yıllık eğitim ve öğretim gelirleriyle veya mevcut mal varlığıyla ödeme imkanının bulunmadığının Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ve YÖK'ün kararıyla tespit edilmesi halinde, faaliyet izni geçici olarak durdurulacak.

Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması halinde, kurucu vakfa atanan kayyımın görevi sona erecek.

Faaliyet izni geçici durdurulan vakıf yükseköğretim kurumunun, eğitim-öğretim faaliyetleri için mülkiyetinde yeterli taşınmazı bulunmadığının veya mevcut mal varlığıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin garantör üniversite tarafından tespiti ve YÖK tarafından onaylanması halinde, faaliyet izni kaldırılacak.

Yükseköğretim Kanunu'nda, vakıf yükseköğretim kurumlarına devlet yardımı yapılmasını da içeren düzenleme yürürlükten kaldırılıyor.

Devlet yükseköğretim kurumlarında yalnızca Ar-Ge faaliyetlerinde bulunmak veya öğretim üyelerinin yürüttükleri Ar-Ge kapsamındaki projelere yardımcı olmak için istihdam edilen doktoralı araştırmacılara ödenecek ücrete esas gösterge rakamı, 40 binden 60 bine yükseltilecek.

TBMM Genel Kurulunda, sağlıkta şiddetin önlenmesine ilişkin düzenleme, Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne eklendi.

Düzenlemeye ilişkin önergede, Mecliste grubu bulunan beş siyasi partinin grup başkanvekillerinin imzası yer aldı.

Düzenlemeye göre, kamu ve özel sağlık kurum ile kuruluşlarında görev yapan sağlık personeliyle yardımcı sağlık personeline karşı, görevleri sebebiyle işlenen, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarında, ilgili kanunlara göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılacak.

Söz konusu suçlarda, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmayacak.

Şiddetin vuku bulduğu sağlık kuruluşunda, faile veya yakınına mağdurun verdiği hizmeti verebilecek başka sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeli bulunması halinde, hizmet, ilgili diğer personel tarafından verilecek.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.