TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, DİLEKÇE HAKKI ÇALIŞTAYI'NDA KONUŞTU


TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, "Esad ordusu Türk askerine saldırmakla el bombasının pimini çekmiştir. Bundan sonra olacakların sorumluluğu Türkiye'de değildir." dedi.

12 Şubat 2020 Çarşamba

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TBMM'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nın açılışına katıldı.

TBMM'nin en eski komisyonlarının başında Dilekçe Komisyonu'nun geldiğini belirten Şentop, komisyonun çalışmalarına Meclis-i Mebusan ile başladığını günümüze kadar kesintisiz devam ettiğini aktardı.

Komisyonun, derdine derman arayan vatandaşların başvurduğu bir yer olduğunu vurgulayan Şentop, "Hizmet almak isteyen, şikâyet eden, sorununa çözüm arayan her vatandaşımız dilekçe verme hakkına sahiptir. Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nda bu konunun etraflı bir şekilde değerlendirileceğini düşünüyorum." diye konuştu.

Son haftalarda elem verici olaylar yaşandığını bildiren Meclis Başkanı Şentop, insanların hayatını kaybettiğini, yaralananlar olduğunu, Suriye'de de rejim tarafından alçakça saldırılar gerçekleştirildiğini söyledi.

Mustafa Şentop, Suriye'deki saldırılara misliyle karşılık verildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Esad ordusu Türk askerine saldırmakla el bombasının pimini çekmiştir. Bundan sonra olacakların sorumluluğu Türkiye'de değildir. Bizim insani dramı sona erdirmek ve sivil kayıpları azaltmak için aldığımız önlemlere bombayla karşılık verilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bundan sonra sorun sahada çözülecektir.

Milletçe bize düşen, askerimizin moralini bozmadan birliğimizi, beraberliğimizi korumak ve dayanışmamızı artırmaktır. Allah kahraman ordumuza güç, kudret versin. Şehitlerimizin mekânı cennet olsun. Yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Askerimiz, polisimiz, işçimiz, işverenimiz, esnafımız işini yapıyor. Biz de işimizi yapmaya devam edeceğiz."

Eskilerin "istida" ya da "arzuhal" dedikleri dilekçenin, devlete verilen talep belgesi anlamına geldiğini anlatan TBMM Başkanı Şentop, bunun devlet ile vatandaşın sorun çözme yöntemi olduğunu kaydetti.

Şentop, birçok meslek dalı ile birlikte arzuhalcilerin de nostaljik hatıraya dönüştüğünü, daktilonun miadını doldurduğunu dile getirdi.

Teknolojiyle birlikte dilekçe yazmanın kolaylaştığını, demokratikleştikçe vatandaş-devlet ilişkilerinde vatandaş lehine gelişmeler yaşandığını vurgulayan Mustafa Şentop, devletten hizmet talep etmenin yollarının da kısaldığını ve kolay hale geldiğini bildirdi.

"Vatandaş eşit, objektif ve tarafsız hizmet aldığına inanmalıdır." diyen Şentop, dilekçe vermenin de anayasal bir hak olduğunu kaydetti.

Meclis Başkanı Şentop, her vatandaşın dilekçe verebileceğini dile getirerek, "Dilekçenin gereğini yerine getirmek de devletin görevidir. Bir özeleştiri yapacak olursak, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde bütün kurumların aynı duyarlılığı gösterdiğini söylemek mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

Dilekçeye verilmesi gereken cevap sürelerinin de kanun ve yönetmeliklerle belirlendiğini anlatan Şentop, kurumlara gönderilen dilekçelere 60 gün içinde cevap verilmesi gerektiğini, ancak kurumların bu süreyi çok kez kendi lehlerine yorumladığını söyledi. Prof. Dr. Mustafa Şentop, "Bazen de cevap verme gereği duymuyorlar. Bu da dilekçenin zımnen reddedildiği anlamına geliyor." dedi.

Şentop, vatandaşların rahatsız olduğu hususun düzeltilmesini isteyebileceğini ifade ederek, "Bizim görevimiz dilekçe konusunun doğruluğunu ya da haklılığını tespit etmek, dilekçeye konu olan sorunun sebebini araştırıp giderilmesi için girişimde bulunmaktır. Tabii bunlardan daha önemli olan vatandaşın bilgilendirilmesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Olumlu ya da olumsuz, dilekçenin sonucu ne olursa olsun vatandaşın bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Mustafa Şentop, "Vatandaşın dilekçe hakkını olabildiğince kolaylaştırmalıyız." şeklinde konuştu.

İletişimin elektronikleşmesine paralel önemli adımlar atıldığını, bu doğrultuda Cumhurbaşkanlığının "cimer.gov.tr" adresinin Türkiye'nin en bilinen internet sitesi haline geldiğini belirten Şentop, 2019'da bu adrese 3 milyon 138 bin başvuru yapıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Şentop, yenilikçi devlet anlayışıyla yürütülen çalışmalardan vatandaşların da memnun olduğunu düşündüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:

"Tabii 27. Yasama Döneminde Dilekçe Komisyonuna yapılan 10 bin 166 başvuru, CİMER'e yapılan başvuruların yanında çok mütevazı kalıyor. Ya da Kamu Denetçiliği Kurumumuza 2019 yılında yapılan 19 bin 750 adet başvuru Cumhurbaşkanlığına yapılan başvuru ile mukayese edilemez. Diğer kurumlarımıza da benzer şekilde dilekçe veriliyor. Bu noktada elektronik yolla devlete ulaşmanın yolunu daha da kolaylaştırıp kısaltabiliriz. Tıpkı çağrı merkezi gibi vatandaşların aklında kolay kalacak şekilde 'dilekçe.gov.tr' şeklinde bir internet sayfası düzenlenebilir."

Vatandaşların işini kolaylaştırmanın önemine işaret eden Şentop, sözlerini şöyle tamamladı:

"Vatandaşımızın işini ne kadar kolaylaştırırsak, devletimiz de o kadar huzurlu, güvenli olacaktır. Esas olan vatandaşımızın memnuniyetini tesis etmektir. Devlet-vatandaş karşılıklı görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğinde devlet-millet bütünleşmesi kamil manada sağlanacaktır. 'Devlet ebed müddet' temenni olmaktan çıkacak, ülkemiz daha huzurlu, daha güvenli hale gelecektir."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ise yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milli iradenin üstünlüğü ilkesini demokrasinin merkezine yerleştirdiklerini belirterek, "Güçlenen demokrasimiz ve çeşitlenen hak arama mekanizmaları bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha da verimli şekilde işlemektedir." dedi.

Kamu idaresinin işlem ve eylemlerinin yargı yolunun yanı sıra hukuk devleti ilkesinin gereği olarak idari yollardan da denetlenmesinin önemine işaret eden Oktay, "Dilekçe hakkı, sorulara cevap alma imkanı sunarak bilgi edinmeyi, şikayette bulunmak suretiyle denetlemeyi, dilek ve öneriler ile de demokratik katılımı sağlayan siyasal bir haktır. Vatandaşlar yönetimin işleyişine ilişkin dilek ve şikayetlerini dilekçe hakkı aracılığıyla ileterek, yönetimi doğrudan etkileme imkanını kullanır." diye konuştu.

Oktay, yönetim geleneklerinde her bir insanın idareyle yakın ilişki kurmasına ve gönlünün idareden razı olmasına önem verildiğinin altını çizerek, Türk devletlerinde ve Osmanlı'da, vatandaşların şikayet ve isteklerini iletebilmesi için birçok sistem ve kurum bulunduğunu anlattı.

Tarihi tecrübelerden gelen ferasetle devlet ile millet arasındaki güçlü bağa sahip çıktıklarını belirten Oktay, vatandaşlarla yönetimin tüm erkleri arasındaki iletişimin ve vatandaşın idareye olan güveninin kuvvetli olmasına önem verdiklerini vurguladı.

Oktay, Şeyh Edebali'nin ifade ettiği "insanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünü düstur edindiklerini vurgulayarak, "Aynı zamanda 70 yıllık çok partili demokrasi tecrübemiz ve kişiyi önceleyen hukuk külliyatımızla 'vatandaş ve temsil odaklı' bir içtihat birikimine de sahibiz. Kamu idaresinde de Meclis çalışmalarında da önceliğimiz, ülkemize ve milletimize karşı duyduğumuz sorumluluktur. Bu sorumlulukla geçtiğimiz 17 yılda devlet yapımızı insan onurunu ve temel hakları merkeze alacak şekilde yeniden tasarladık." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hayata geçirdikleri köklü reformlarla demokrasinin aksayan yönlerini iyileştirdiklerini ve iyileştirmeye devam ettiklerini belirten Oktay, bireysel hak ve özgürlükleri yüceltmenin her zaman temel gayeleri olduğunu dile getirdi.

Oktay, vatandaş odaklı yaklaşımlarının yansıması olan Kamu Denetçiliği Kurumunu (KDK) ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezini (CİMER) kurduklarını, dilekçe hakkı kullanımını etkin hale getirmenin yanı sıra Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nu da yürürlüğe koyduklarını hatırlattı.

Merkezi yönetimin yanı sıra yerel yönetimlerde de vatandaşların taleplerini doğrudan iletebilecekleri iletişim mekanizmaları oluşturduklarını ifade eden Oktay, şöyle konuştu:

"Bunların yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişikliğiyle milli iradenin üstünlüğü ilkesini demokrasimizin tam merkezine yerleştirdik. Güçlenen demokrasimiz ve çeşitlenen hak arama mekanizmaları bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha da verimli şekilde işlemektedir. Şu anda her bir erkin bağımsız yapısıyla birlikte karşılıklı denetim görevinin gereği olarak dilekçe hakkı çerçevesinde sorumluluğu bulunuyor. TBMM, vatandaşlarımızın doğrudan yaptığı başvuruları Dilekçe Komisyonu eliyle inceleyerek tavsiye kararları veriyor. Geçtiğimiz yıl Dilekçe Komisyonunun e-dilekçe sistemine 11 bin 73 yeni kullanıcı kaydolmuştur."

KDK'nin, idarenin eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden ele aldığını, araştırdığını ve idareye önerilerde bulunduğunu aktaran Oktay, CİMER'in başvuruların ilgili kurumlara intikali ve cevapların başvurana iletilmesinde bir köprü ve izleme kurumu olarak görev üstlendiğine dikkati çekti.

Oktay, CİMER'in başvuruları değerlendirmekle değil, idareye yapılan başvuruların etkin, süratli ve doğru şekilde sonuçlandırılmasını sağlamak amacıyla faaliyet gösterdiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2019 yılında CİMER'e 3 milyonu aşkın başvuru yapılmış, bu başvurulara ortalama 14 gün içinde cevap verilmesi sağlanmıştır. Yasama organına yapılan başvurularda idare, incelenen ve tavsiye kararlarıyla yönlendirilen konumundadır. Yasama organı ise başvuranla idare arasında tarafsız ve uyuşmazlığın çözümünden yana durumdadır. Mevcut kuvvetler ayrılığı, erklerin böyle makul bir denge içinde faaliyetlerini yürütmelerine imkan sağlamaktadır. Yasama, yürütme ve yargının kendi içlerinde bağımsız olmalarının yanında devletin başı olan Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde erkler, eş güdüm içinde çalışmaktadır. Biz de bu anlayışla, tüm kurumlarımızın ahenk içinde çalışmaları için gayret gösteriyoruz."

Fuat Oktay, vatandaşların tüm beklentilerinin hassasiyetle incelenmesi, dilekçe hakkı kapsamında gelen her bir şikayet ve önerinin, kamu yönetiminde kalitenin geliştirilmesi için fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Milletin, yönetimi, uygulamadaki bir sorunun çözümü için her türlü iradeyi ortaya koyan ve mesafe kat eden kadrolara teslim ettiğini belirten Oktay, TBMM'nin var olan sorunları çözerek milletin önünü açan iradesine ve gücüne inancının tam olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sorunları demokrasinin imkanlarıyla çözerek ilerlemeye dayanak oluşturduğunu dile getirerek, "Sistemi etkin yönetim anlayışı ve toplumumuzun dinamikleri doğrultusunda sürekli güncelleyecek ve geliştireceğiz. Bu açıdan da vatandaşlarımızın dilekçe hakkını kullanarak verdiği geri bildirimler son derece önemlidir. Dilekçe mekanizmasında eğilimleri doğru analiz ederek hem yasama hem yürütmenin çalışmalarına katma değer sağlamak mümkündür." değerlendirmesinde bulundu.

Dijital Türkiye'yi hızla hayata geçirdiklerini söyleyen Oktay, şöyle devam etti:

"Bu dönemde, dilekçe hakkı kapsamında bilgi edinme talebi, öneri, dilek ve şikayet başvuru kayıtlarının dijital ortamda alınması, analizi, takibi ve saklanması büyük önem arz etmektedir. Bizlere düşen, dilekçe hakkı kullanımının kolaylaştırılmasıdır. Buradan ilgili tüm kurumları vatandaş odaklı yönetim ilkemizi dikkate alarak vatandaşlarımızdan gelen geri bildirimleri daha etkin şekilde idari süreçlere dahil etmek için katkı vermeye davet ediyorum. Çalıştayın ilerleyen kısmında her bir kurumumuzdan kendi sorumluluk alanında sunabileceği katkıyı somut öneriler ile ortaya koymalarını bekliyoruz. Bu doğrultuda CİMER sistemi için yürütülen revizyon çalışmalarının ve mevcut tecrübenin paylaşılmasının önemli olduğuna inanıyorum. Diğer taraftan Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz, başvurularda mükerrerliğin önüne geçecek ve isabetli erişimi artıracak çevrimiçi çözümler sunmaya devam edecektir."

Oktay, bölgede ve dünyanın birçok yerinde gözünü ve gönlünü Türkiye'ye çeviren milyonlarca insan olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Gönül coğrafyamızdaki hiçbir kardeşimize sırtımızı dönmeyeceğimiz gibi hemen yanı başımızda yaşanan gelişmelere de duyarsız kalmadık, kalamayız. Kahraman Mehmetçiğimiz Suriye'de yaşanan insani krizde çatışmaları önlemek, sınır güvenliğimizi sağlamak, aynı zamanda göç ve insanlık dramının önüne geçmek için çetin bir mücadele veriyor. Masada varılan mutabakatlara sahada uyulmadığına ne yazık ki hep birlikte şahitlik ediyoruz. Hassasiyetlerimizi ve kararlılığımızı her platformda ifade etmemize rağmen barış çabaları, bölgede terörden beslenen odaklar tarafından baltalanıyor."

Fuat Oktay, geçen hafta gerçekleşen saldırının acısı tazeyken bu hafta da rejimin İdlib'deki hain saldırısında 5 askerin şehit düştüğünü hatırlatarak, şehit olanlara Allah'tan rahmet, ailelerine ve millete başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diledi.

Türkiye'nin çıkarları çerçevesinde gerekenleri kararlılıkla yapacaklarını vurgulayan Oktay, "Cumhurbaşkanımızın da bugün grup toplantısında ifade ettikleri gibi sahadaki gerçeklere bakarak gereğini yapacağız. Bizimle omuz omuza mücadele eden Suriyeli kardeşlerimizle birlikte rejim güçlerini hızla Soçi Muhtırası sınırları dışına çıkartmaya kararlıyız. Ülkemizi hedef almaya cüret eden kim olursa olsun bedel ödetmeyi sürdüreceğiz. Türkiye'nin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmakta kararlıyız. Bu duruşumuzdan asla ve asla ödün vermeyeceğiz." dedi.

Oktay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bundan sonra da vatandaşların aktif katılımlarını destekledikleri yönetim anlayışıyla kamu vicdanının sesi olmaya devam edeceklerini kaydederek, "Bu düşüncelerle dilekçe hakkının kullanımında süreç, uzmanlaşma ve koordinasyon gibi hususların gözden geçirilerek geliştirilmesi ve etkinleştirilmesini amaçlayan çalıştayın ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, sanayi devrimiyle kalabalıklaşan şehirler ve zenginleşen halkın yönetime katılım talepleriyle birlikte dilekçe hakkının parlamentoların kuruluşunda rol üstlendiğini belirterek, Osmanlı Devletinde arz-ı hal hakkının padişahtan başlayarak taşradaki küçük idareciye kadar yetkili her makama karşı kullanıldığını anımsattı.

Satır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışının hakim olduğu Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayunda vatandaşların dert ve istekleri dinlenmekte iken, Meşrutiyetin ilanı ile birlikte halk Meclis-i Mebusana başvurmaya başlamıştır. Vatandaşların doğrudan Meclise başvuru hakkı 1876'dan günümüze anayasalarda korunmuştur. İstida Encümeni, Arzuhal Encümeni ve hali hazırdaki ismiyle Dilekçe Komisyonu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan başvurular incelenmektedir. Dilekçe hakkı insanın şahsına bağlı temel bir hak olup Anayasal güvence altındadır."
Meclis bünyesinde Dilekçe Komisyonu'nun yanı sıra iki komisyona da vatandaşlardan başvuru geldiğini aktaran Satır, bunların İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olduğunu söyledi.

Kamu Denetçiliği Kurumuna da gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini anlatan Mihrimah Belma Satır, vatandaşların, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, CİMER, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna da başvuru yapabildiğini anımsattı.

Dilekçe Komisyonunun gelen başvuruları değerlendirdiğini, gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge talep ettiğini ya da idari denetim yapılmasını isteyebildiğini belirten Satır, 27. Yasama Döneminde başvuruların yüzde 76'sının erkeklerden, yüzde 23'ünün kadınlardan, yüzde 1'inin ise tüzel kişilerden geldiğini ve bunların yaklaşık yüzde 90'ından fazlasının karara bağlandığını ifade etti.

Komisyon bünyesinde belirli konularda araştırma yapılması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla alt komisyonlar eliyle ayrıntılı çalışmalar yürütüldüğünü dile getiren Satır, alt komisyon çalışmalarından örnekler anlattı.

Milletvekili Satır, Dilekçe Komisyonu'nun, Plan ve Bütçe Komisyonundan sonra çalışma süresi en fazla olan komisyon olduğunu söyledi.

Konuşmaların ardından, "demokrasi kültürünün güçlenmesi, yasama kalitesinin artırılması ve parlamento faaliyetlerine katkılarından dolayı" bazı bakan, bakan yardımcısı ve gazetecilere plaket verildi.

TBMM Başkanı Şentop, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a, Çalıştay'a katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Selim Bağlı ve Sağlık Bakan Yardımcısı Muhammet Güven'e plaket verdi.

Parlamento muhabirleri Önder Yılmaz ve Besti Karalar da Komisyon Başkanı Satır'dan plaketlerini aldı.

Törenin ardından anı fotoğrafı çektirildi.

Çalıştay, açılış töreninin ardından oturumlarla devam etti.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.