TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

2020 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA KABUL EDİLDİ


TBMM Genel Kurulu, 2020 Yılı Bütçesi'nin tümü üzerindeki görüşmeler için Meclis Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop başkanlığında toplandı. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

20 Aralık 2019 Cuma

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, 2020 yılı bütçesine ilişkin, "Bu bütçe yeni hükümet sistemi döneminin ikinci bütçesidir ama yeni hükümet sistemindeki esaslara göre hazırlanan ilk bütçedir. Yeni hükümet sisteminin zaman içerisinde iyileştirmelerle daha da güçlenerek, yerleşeceğine inanıyorum." dedi.

Mustafa Şentop, Meclis Genel Kurulunda 9 Aralık Pazartesi günü başlayan görüşmelerin bugün sona ereceğini belirterek, 11 gün boyunca devam eden çalışmalarda milletvekillerinin, komisyon üyelerinin ve bakanların yoğun bir gayret gösterdiklerini söyledi.

Şentop, kapanış görüşmeleri sonrasında bütçeyi ve kesin hesabı Genel Kurulun oyuna sunacağını dile getirdi.

2020'nin TBMM'nin açılışının yüzüncü yılı olduğuna dikkati çeken TBMM Başkanı Şentop, "Milli egemenliğin kayıtsız şartsız tecelli ettiği Meclisimiz en zorlu Kurtuluş Savaşı ortamında Cumhuriyeti kurmuş geliştirmiş ve bugünlere getirmiştir." diye konuştu.

Milletin müreffeh geleceği için çalışan Meclisin milli meselelerin yegâne çözüm yeri olduğunu vurgulayan Mustafa Şentop, bütçe görüşmeleri sürecinde milletvekillerinin dile getirdiği görüş ve önerilerini, milletin büyük bir merakla izlediğini anlattı.

TBMM çatısı altında yapılan görüşme ve çalışmaların büyük bir olgunlukla devam edeceğine inancının tam olduğunu ifade eden Şentop, 24 Haziran Genel Seçimleri ile 16 Nisan 2017'de halkın kabul ettiği anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiğini ve hükümet sisteminin değiştiğini söyledi.

Bu bütçenin yeni hükümet sistemi döneminin ikinci, yeni hükümet sistemindeki esaslara göre hazırlanan ilk bütçe olduğuna dikkati çeken TBMM Başkanı Şentop, "Yeni hükümet sisteminin zaman içerisinde iyileştirmelerle daha da güçlenerek, yerleşeceğine inanıyorum." dedi.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Türkiye'nin çok yönlü saldırılara maruz kaldığını belirterek, "Öncelikle, ülkemizi hedef alan saldırılar karşısında milli bir duruş sergilemek, herkes için ahlaki ve vicdani bir zorunluluktur, vatanseverliğin asgari bir icabıdır." dedi.

Mustafa Kalaycı, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin son gün görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde, yasamanın yürütme üzerindeki denetim görevinin daha da önem kazandığı dikkate alınarak, kesin hesapların ve Sayıştay denetim raporlarının, birçok ülkede olduğu gibi ayrı bir komisyon tarafından görüşülmesi için Meclis İçtüzüğünde gerekli düzenlemenin yapılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, Türk devlet geleneğine en uygun sistem olduğunu belirten Kalaycı, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile milli birlik ve beraberlik çok güçlü bir şekilde teyit edilmiş, iç ve dış mihraklara, terörizme, terör örgütlerine, aynı zamanda yerli ve yabancı destekçilerine karşı muazzam bir mücadele cephesi açılmıştır. Terörle mücadelede önemli ve büyük bir başarı sağlanmıştır." ifadesini kullandı.

"TÜM SALDIRILAR ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞTİR"

Son yıllarda, Türkiye'nin çok yönlü saldırılara maruz kaldığına değinen MHP'li Kalaycı, "Öncelikle, ülkemizi hedef alan saldırılar karşısında milli bir duruş sergilemek, herkes için ahlaki ve vicdani bir zorunluluktur, vatanseverliğin asgari bir icabıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bu saldırıların uzun süreli belirsizliğe yol açtığını, güven ve istikrar ortamına zarar verdiğini, Türkiye ekonomisine önemli bir maliyet yüklediğini anlatan Kalaycı, şöyle konuştu:

"Soruyorum, darbe girişimi olan, terör olayları yaşanan, şehirlerinde bombalar patlayan bir ülkede yatırım olur mu? Bırakın yatırımı turist bile gelmez. Nitekim bunlar hep yaşanmıştır. Hamdolsun, tüm saldırılar etkisiz hale getirilmiştir. Ekonomik teröristler de püskürtülmüş, alınan isabetli tedbirlerle döviz kuru ve faiz inmiş, enflasyon düşmüştür. Türkiye ekonomisi üç çeyrekteki daralmanın ardından 2019 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 0,9 büyümüştür. 2019 yılında yüzde 0,5 bir büyüme beklenmektedir. Daha 7-8 ay önce Türk ekonomisinin 2019 yılında önemli oranda küçüleceğini söyleyen IMF, OECD, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği Komisyonu ile uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları son raporlarında pozitif büyüme olacağını kabul etmişlerdir. Ülkemizin 2020 ve 2021 büyüme tahminlerini de yükseltmişlerdir. Türkiye'de ekonominin beklenenden daha hızlı bir şekilde toparlandığı ve Türkiye'nin zor bir ekonomik dönemden çıktığı bu uluslararası kuruluşların raporlarına da yansımıştır."

Ekonomik göstergelerin önümüzdeki dönem için umut verdiğini aktaran Mustafa Kalaycı, şunları söyledi:

"2018 yılının ağustos ayından itibaren daralan sanayi üretimi, bu yıl Eylül ayında yüzde 3,4, Ekim ayında ise yüzde 3,8 artmıştır. Ekonomiye olan güvende önemli düzeyde artış görülmektedir. Ekonomi yönetiminin sağlam ve kararlı mücadelesi sonuç vermiştir. Şunun bunun yıkım edebiyatı boşunadır. Makroekonomik göstergeler düzelmektedir. İşsizlik sorunu da mutlaka aşılacaktır."

"ÜRETİM EKONOMİSİ HIZLA TESİS EDİLMELİDİR"

Kalaycı, yurt içi talebin istenilen düzeyde artması için gelirde artış sağlanması gerektiğini vurgulayarak, "Daha fazla üretim, daha fazla ihracat, daha fazla istihdam ve daha fazla gelir için daha fazla yatırıma ihtiyaç vardır. Yatırım, üretim ve istihdamı sürekli kılmayı öngören üretim ekonomisi hızla tesis edilmelidir." diye konuştu.

MHP'li Kalaycı, ekonominin yapısal sorunlarının bulunduğunu, gelecek dönemde dış riskler de göz önüne alındığında, bir taraftan sıkı para politikası ve etkili maliye politikaları uygulanırken diğer taraftan başta üretim, tasarruf, vergi, iş gücü piyasası, eğitim ve tarım gibi temel alanlarda yapısal önlemlerin büyük bir ciddiyetle hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin bir teknolojik dönüşüm yaşamakla birlikte; halen milli yenilik sistemi zayıf, katma değeri yüksek ürün üretmekte zorlandığına işaret eden Kalaycı, "Yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılması, yerlileştirme yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılması büyük önem taşımaktadır. " dedi.
Kalaycı, ekonomiye ilişkin şu önerileri sıraladı:

"KOBİ'lerin ve esnafın finansman ihtiyacını karşılayacak, borç sıkıntısını giderecek önlemler alınmalı, vergi ve prim oranlarında indirim yapılmalı, piyasanın canlanması, rekabet gücünün artırılması amacıyla yeni programlar uygulamaya konulmalıdır.

Esnaf ve sanatkarımızı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan AVM ve büyük market zincirlerinin şehir merkezinde şube açmaları adil rekabet şartlarını bozmayacak şekilde kurallara bağlanmalıdır.

Esnafımızın sosyal güvenlik sistemindeki eşitsizliklerin giderilmesi hususunda haklı talepleri bulunmaktadır. Esnafın prim gün sayısında ve emekli aylıklarında eşitlik sağlanmalıdır.

Çıraklık ve staj süreleri de hizmetten sayılmalı, bu süreler sigortalılık başlangıç tarihi olarak esas alınmalıdır.

Kur artışı ve gelen zamlarla artan girdi maliyetleri nedeniyle çiftçimiz zor durumdadır. Üreticinin temel girdilerini ucuza alabilmeleri sağlanmalıdır.

Tarımsal destekler üretici refahını artıran, girdi maliyetlerini azaltan, üretim maliyeti ve ürün fiyatı dengesini gözeten, verimliliği artıran bir anlayışla belirlenmeli ve uygulanmalıdır.

Çiftçiye ve üreticiye yönelik icra uygulamaları durdurulmalı, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarına, ödeyebilecekleri bir yapılandırma imkânı verilmelidir.

Türkiye'de tarımın güçlenmesi için tohumculuk sektörünün desteklenmesi gerekmektedir."

Mustafa Kalaycı, net asgari ücretin mutlaka açlık sınırının üzerinde belirlenmesi gerektiğini belirterek, "Asgari ücretten vergi alınmamalı ve çalışanların asgari ücret kadar geliri vergi dışı bırakılmalıdır." dedi.

Kalaycı, MHP'nin, gençlerin KYK öğrenim kredisi borçlarının faizlerinin silinmesi ve ödeme kolaylığı getirilmesi görüşünde olduğunu da ifade etti.

MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için Türkiye'nin yatırıma daha fazla kaynak ayırması gerektiğini belirterek, "Milli beka söz konusu olduğunda, ülkemizin ekonomik gücü, kaynak ve imkânları da elbette yakın mercek altında tutulmalıdır." dedi.

Faruk Aksu, 2020 bütçesinin son gün görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmada, bütçe teklifinin, 2020-2022 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da çerçevesi çizilen hedeflerle uyumlu olduğunu belirtti.

Anayasa'ya göre vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğunu anlatan Aksu, vergi sisteminin çözülmesi gereken önemli sorunlarının halen devam ettiğini vurguladı.

Basit, açık, düşük oranlı ve adil uygulamalarla vergi gelirlerini artırmanın mümkün olduğunu kaydeden MHP'li Aksu, kayıt dışılıkla mücadele için kamu kuruluşlarının, özel sektörün ve meslek teşekküllerinin içinde olacağı toplumsal bir seferberlik başlatılması gerektiğini ifade etti.

MHP İstanbul Milletvekili Aksu, kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için Türkiye'nin yatırıma daha fazla kaynak ayırma mecburiyeti olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Türkiye'ye, Ağustos 2018'de adı konulmamış bir ekonomik savaş açılmış, kur ve faiz üzerinden siyasi operasyon yapılmak istenmiştir. Ekonomi üzerinden ülkenin istikrarsızlaştırılma çabası, kuşkusuz ki beka meselesinin önemli bir boyutudur. Milli beka söz konusu olduğunda, ülkemizin ekonomik gücü, kaynak ve imkânları da elbette yakın mercek altında tutulmalıdır. Ülkemizin birtakım ekonomik sorunlar yaşadığına şüphe yoktur. Ekonominin bazı alanlarında yapısal reformlar yapılmasına ihtiyaç duyulduğu da aşikardır. Nitekim, hükümet, zamanında attığı adımlarla önce ekonomik saldırıları durdurmuş, ardından da oluşan tahribatın onarılmasına yönelik programı ortaya koymuştur. Bununla birlikte, ekonomideki en küçük olumsuzlukları yeni bir kriz sinyali olarak yorumlamak, zaten güç durumda kalan toplumsal kesimleri siyasi çarpışmaların motoru ve muharrik kuvveti haline getirmeye çalışmak, ülkemizin ekonomisine de milli birliğine de hizmet etmeyecektir. İyi niyetle yol gösteren, çözüm üreten ve öneren görüş sahipleri, elbette, ülkenin milli birliğine katkı yapmaktadır. Ancak ajitasyondan beslenen ve adeta ülkenin batması için davulla, zurnayla kehanet savuran odakların angaje oldukları yabancı mahfillere karşı da daima hazırlıklı ve uyanık olunması gerekmektedir."

"ÜRETİM ÇARKLARI DÖNMEYE BAŞLADI"

Sorunlar bitmemiş olsa da izlenen politikalarla ekonomide önemli başarılar da elde edildiğini anlatan Faruk Aksu, "Nitekim güncel makroekonomik göstergeler buna işaret etmektedir. Ağustos 2018'den itibaren, yerinde ve zamanında alınan kararlarla Türkiye'de ekonominin önemli bir kırılma yaşamadan toparlanması sağlanmıştır." dedi.

Verilerin, ekonomideki toparlanmayla birlikte üretim çarklarının dönmeye başladığını gösterdiğini kaydeden Aksu, bu süreçte mali disiplinin de göz ardı edilmediğini, ekonomiye olan güvenin giderek arttığını söyledi.

MHP'li Aksu, "Uluslararası ekonomik kuruluşlar, küresel büyüme beklentisini negatif yönde revize ederken Türkiye'ye yönelik büyüme ve diğer makroekonomik tahminlerini olumlu yönde revize etmiştir." diye konuştu.

Türkiye ekonomisinde yaşanan dönemsel sıkıntıların en çok dar gelirli vatandaşları etkilediğini, onların hayat şartlarını zora soktuğuna işaret eden Aksu, "Başta işçi, çiftçi, memur, emekli, esnaf gibi dar ve sabit gelirli vatandaşlarımız olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin durumlarının giderek iyileştirilmesini ve daha fazla refah beklentisinin karşılanmasını mümkün kılacak önlemlerin ve desteklerin hayata geçirilmesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin son gün görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmada, adaletle yönetilen bir ülkede devletin, toplumun kendi varlığını güvenle sürdürmesinin de garantörü olduğunu belirterek, "Devlet, sağlam bir anayasa ile şekillenir, siyasal erk bu sağlam anayasa ile yetkisini, sınırlarını bilirse o ülke güçlü olur. O toplum eşit, özgür, adil bir biçimde yaşar." diye konuştu.

Türkiye'de 1921 Anayasası'nın önemli ve tarihi bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Kurtulan, kayyum görevlendirilen bazı belediyelere ilişkin Sayıştay raporlarında yer alan tespitlerin bulunduğunu ifade ederek eş başkanlıktan asla vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.

Demokratik, özgürlükçü bir anayasa taleplerini yineleyen Kurtulan, "Böyle bir anayasa ile iktidarın sınırları çizilir. İktidar denetlenebilir hale getirilir. Temel insan hakları güvence altına alınır. Toplumun acil olarak yeni bir anayasa ihtiyacı vardır. Toplumun bütün dinamikleri böyle bir anayasanın yapılmasında hemfikirdir." görüşünü savundu.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise bütçeye "hayır" oyu vereceklerini belirterek, şöyle konuştu:

"İktidarın, Suriye'ye ve Libya'ya askeri müdahalesi ve Doğu Akdeniz'deki maceracı politikalar, yayılmacı bir dış politikanın unsurlarıdır ve Türkiye'yi ağır bir mülteci sorunuyla, uluslararası gerilimlerle, ağır silahlanma ve savaş harcamalarıyla yüz yüze bırakmaktadır. İktidar, dış politika için 'artık oyun kuran bir Türkiye var' diyor. Doğrusu şudur: Oyun kuran değil, kurduğu oyuna kendisi düşen, içinden çıkamayan ve küresel güçlerin kurduğu oyunların uygulayıcısı durumuna gelmiş bir Türkiye vardır. İktidar asıl oyunu bu ülkenin yurttaşına kurmaktadır."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.