TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

ADALET BAKANLIĞININ 2020 YILI BÜTÇESİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kişisel Verileri Koruma Kurumunun 2020 yılı bütçeleri kabul edildi.

25 Kasım 2019 Pazartesi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan başkanlığında toplanan komisyonda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu bütçeleri ele alınıyor.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bakanlığının bütçesinin sunumuna başladı.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2020 yılı bütçesinin sunumunda, suç ve yaptırım dengesini, toplumun adalet duygusunu tatmin edecek şekilde gözden geçirmeyi düşündüklerini belirtti.

Kamu düzenini bozmayan, ciddi düzeyde mağduriyete yol açmayan suçlarda hapis cezalarına seçenek oluşturan yaptırımların süre ve tür yönünden kapsamının genişletilmesinin gündemlerinde bulunduğuna işaret eden Gül, ağır ceza mahkemeleri ile asliye ceza mahkemeleri arasındaki görev ayrımını da gözden geçireceklerini söyledi.

Bakan Gül, suça sürüklenen çocukların davalarının öncelikli görülmesinin sağlanacağını, çocuk adalet sistemini onarıcı adalet yaklaşımı üzerine kuracaklarını ifade etti.

Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında yasal altyapıya kavuşan adli görüşme odalarının ülke genelinde yaygınlaştırılmasının amaçlandığını dile getiren Adalet Bakanı Gül, kadına yönelik şiddete değindi.

Kadına yönelik şiddetin çözümüne ilişkin yöntemleri değerlendirdiklerini aktaran Gül, "Gerek mevzuat düzenlemelerinde gerekse uygulamalarda bu fiilleri engelleyecek ve faillerin gerekli cezaları almalarını sağlayacak tedbirleri diğer kurumlarla işbirliği halinde almak kararlılığındayız." ifadesini kullandı.

YENİ UYGULAMA MODELLERİ GÜNDEMİMİZDE

İnfaz sisteminin ıslah işlevine odaklı bir şekilde etkili, doğru çalışması üzerinde durduklarının altını çizen Abdulhamit Gül, şöyle devam etti:

"Bu kapsamda şiddet içermeyen bazı suçlardan hükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarını, elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde çekmesi alternatifi üzerinde duruyoruz. Hükümlü ve tutukluların yakınları ile görüntülü görüşmesi, elektronik dilekçe gibi yeni uygulama modellerinin geliştirilmesi de çalışma gündemimizde yer alıyor."

Hukuk yargılamalara ilişkin usul hükümlerinde de düzenlemeler öngördüklerini anlatan Gül, "Asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleri arasındaki görev ayrımının yeniden belirlenmesi, küçük miktarlı talep ve davaların basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulüyle çözülmesi" gibi konuların çalışma başlıkları arasında bulunduğunu belirtti.

Bakan Gül, bazı çekişmesiz yargı işlerinde, belirli sınırlar altındaki delil tespitlerinde noterliklere de yetki tanınmasını hedeflediklerine işaret etti.

Noterliklerde parmak izi ile kimlik doğrulama sisteminin kullanılmasını sağlayacaklarını bildiren Gül, satış bedelinin, noterde işlem gerçekleşmeden satıcı hesabına geçmesini önleyecek bir finansal entegrasyon oluşturulmasının düşünüldüğünü kaydetti.

Abdulhamit Gül, "Noterlik harç ve masraflarının tüm bankaların kredi kartlarıyla ödenebilmesini de sağlayacağız." diye konuştu.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının 2020 yılı bütçesinin sunumunda, hâkim ve savcıların terfi sisteminin liyakat ve performansı esas alacak şekilde yeniden yapılandırılacağını belirtti.

Uzun süren soruşturma ya da davalar için performans esaslı izleme sisteminin oluşturulacağını ifade eden Gül, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu bünyesinde de yargıda performans ölçüm ve takip merkezinin kurulmasının planlandığını dile getirdi.

Dava ve soruşturmaların ne zaman biteceğine ilişkin bildirimde bulunulmasına ilişkin Yargıda Hedef Süre uygulamasında önemli başarı elde edildiğini söyleyen Abdulhamit Gül, Adli Tıp Kurumunda da hedef süre uygulaması başlatılacağını bildirdi.

Hâkimlerin ceza ve hukuk hâkimi olarak ayrılmasını öngördüklerini aktaran Bakan Gül, ihtisas gerektiren çevre, imar ve enerji gibi alanlarda ihtisas mahkemelerinin kurulmasının hedeflendiğini kaydetti.

Gül, savunmayı yargının kurucu unsuru, avukatları da yargı ve adalet hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olarak gördüklerine dikkati çekti.

"HUKUK MESLEKLERİNE GİRİŞ SINAVI GETİRİLDİ"

Yargı Paketiyle avukatlık mesleğine giriş usulünün değiştirildiğini hatırlatan Abdulhamit Gül, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavının getirildiğine işaret etti.

Adalet Bakanı Gül, "Stajyer avukatlarımızın staj süreleri boyunca sigortalı olarak çalışabilmelerini sağlayacak düzenlemeler de gündemimizdedir." ifadesini kullandı.

Alternatif çözüm yollarından uzlaştırma ve arabuluculukta önemli başarı elde edildiğini bildiren Gül, tüketici uyuşmazlıklarının da arabuluculuk sistemi kapsamına alınmasının hedeflendiğini söyledi.

"NÖBET HALA DEVAM ETMEKTEDİR"

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimini hatırlatan Adalet Bakanı Gül, Türk yargısının şehitlerin ve gazilerin emanetini unutmayacağını vurguladı.

Milletin cesareti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın basiretli liderliğiyle hain girişimin başarısız olduğunu vurgulayan Gül, şöyle devam etti:

"FETÖ, 15 Temmuz akşamı başlayıp 16 Temmuz sabahı bastırılan bir tehlike olarak yorumlanamaz. Devletin 40 yıl hücrelerine sızmış bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. '40 günde bu örgütle mücadeleyi bitirdik' demenin doğru olmadığını biliyoruz. Yargı mensuplarımız, 15 Temmuz akşamından itibaren gece gündüz adliye koridorlarında demokrasi ve adalet nöbeti tutmuştur ve bu nöbet hala devam etmektedir. 15 Temmuz'dan bu yana meslekten çıkarılan hâkim ve Cumhuriyet savcısı sayısı 3 bin 926'dır."

Darbe girişimine yönelik açılan 289 davadan 270'nin karara bağlandığını aktaran Gül, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesine ilişkin de 7 talepnamenin ABD'ye gönderildiğini anımsattı.

Bakan Gül, iadeye ilişkin ortaya konulan delillerin, iade hukuku bakımından yeterli ölçüde ve kesinlikte olduğuna dikkati çekti.

Haziran ayında ABD'deki temaslarını anlatan Gül, iade konusunun üzerinde ısrarla durmaya ve her platformda talepleri tekrar etmeye devam edeceklerini söyledi.

Bakan Gül, Türkiye'nin yalnız FETÖ'yle değil, PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleriyle de eş zamanlı olarak, aynı ciddiyet ve kararlılıkla mücadele ettiğini kaydetti.

DEAŞ ile en etkili mücadeleyi Türkiye'nin yaptığının altını çizen Gül, terörle mücadelede hiçbir politik seçiciliğin olmadığını, hiçbir terör örgütünün meşru ve mazur yanının bulunmadığını dile getirdi.

Bütün yargı mercilerinin Anayasa'nın kendilerine sağladığı bağımsızlık güvencesi altında iş gördüğünü, yargı yetkisinin kullanımının münhasıran yargı mercilerine ait olduğunu belirten Gül, yargı mercilerinin anayasal sınır içinde çalışmasına müsaade edilmesini, hata varsa bunun düzeltilmesini, eksik varsa tamamlanmasını yine yargının kendi olağan işleyişi içinde beklemek gerektiğini belirtti.

"YARGININ EMİR ALACAĞI YER ANAYASADIR"

Adalet Bakanı Gül, şunları kaydetti:

"Bize düşen bu işleyişi kolaylaştırmak, hak arama yollarını açık ve işler tutmak, adaleti sağlayacak kurumsal imkânları oluşturmak, bunun için gerekli politikaları geliştirmekten ibarettir. Vatandaş memnuniyetini artırıcı adımlarda, adalet hizmetlerinin toplumsal talep ve beklentiler doğrultusunda geliştirilmesinde bu fonksiyonel ayrıma dikkat etmek, saygı göstermek zorundayız. Yargının kendi doğal, yani anayasal mecra içindeki işleyişine karışamayız. Ama bu işleyişi sağlayan yasal ve kurumsal çerçeveyi geliştirmek, iyileştirmek için yürütme olarak bizim, yasama olarak yüce Meclis'in görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Yargının ideolojisi adalettir. Anayasamızda 'mahkemeler, şu grubun, bu zümrenin adına' demiyor, 'millet adına karar verir' diyor. Sadece millet adına. Çünkü yargımız, milletimizin yargısıdır. Yargı hiçbir yerden ve hiçbir kimseden emir almaz. Yargının tek emir alacağı yer, Anayasa ve kanunlardır."

Gül, adalet hizmetlerini en üst seviyeye yükseltme gayesi kapsamında hazırlanan 2020 bütçesinin hayırlı olması temennisinde bulundu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu bütçelerinin görüşmeleri devam ediyor. Milletvekilleri, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde görüş ve önerilerini dile getirdiler.

CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, yargı bağımsızlığına dikkati çekerek, yargının bağımsız olmadığı yerde demokrasi, hukuk devleti ve adaletin olmayacağını söyledi. Yargı mensuplarının atama ve görevlerine son verme kararını Hâkimler ve Savcılar Kurulunun verdiğine işaret eden Şener, "Yargının bağımsız olup olmadığını belirlemek için bu kurulun niteliğine bakmak lazım. 13 üyesi var ve tüm üyeleri ya doğrudan veya dolaylı olarak Sayın Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor." diye konuştu.

Siyasetçiler, gazeteciler ve aydınlara muhalefet ettikleri için davalar açıldığını savunan Şener, Eren Erdem ve Enis Berberoğlu davalarına atıfta bulundu.

Cezaevlerinin doluluk oranına değinen Şener, "Hiçbir dönemde hapishanelerde bu kadar çok sayıda siyasi mahkûm olmamış, bu kadar yaygın siyasi davalar açılmamıştır." dedi.

HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ise bir kişi hakkında birden fazla tutuklama ile birden fazla tahliye kararlarının verilmeye başlandığını söyledi. Beştaş, Partisinin bazı belediyelerine yapılan kayyum görevlendirmelerini eleştirdi.

"DOSYALAR YEREL MAHKEME, İSTİNAF, YARGITAY ARASINDA GİDİP GELİYOR"

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, yargı alanında yapılan düzenlemeleri anlatarak, hukuk eğitimindeki yetersizliklerin adli hizmet kalitesini düşürdüğünü söyledi.

Yıldız, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelerinin gerçekleşmesinin iyi yetişmiş hukukçuların varlığına bağlı olduğunu vurguladı.

Bölge adliye mahkemelerinin Yargıtay'ın iş yükünü azaltmak ve bazı davaları istinafta çözmek amacıyla kurulduğunu anımsatan Yıldız, ancak uygulamada bazı dosyaların yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay arasında gidip geldiğini, hüküm koymanın çok geciktiğini, vatandaşların da bu konuda şikâyetçi olduğunu belirtti.

"BİZİM TEKLİFİMİZ BİR 'AF TEKLİFİ' DEĞİLDİR"

FETÖ/PDY yapılanmasına karşı devletin önemli sonuçlar elde ettiğinin ve çok ciddi bir mücadelenin yapıldığının altını çizen Yıldız, mücadele kapsamında 5 bine yakın hâkim ve savcı hakkında işlem yapıldığını anımsatan Yıldız, şunları kaydetti:

"Bunlardan 3 bin 600'ü hakkında dava açılmıştır. Mahkûmiyetler peşi peşine gelmektedir. Adalet sistemine yerleşmiş bu çete, hain örgüt yıllardır kararlar vermektedir. Bu kararlar maalesef yeniden denetleme yapılmadan icra ve infaz edilmeye devam edilmektedir. Bu dile getirildiğinde, 'yargılamanın yenilemesi CMK 311 ile çözülebilir' denilmektedir. Oysa CMK 311'deki düzenlemenin mevcut hali ile bu meselenin halledilmesi mümkün gözükmemektedir. Eğer karar bir heyet tarafından verildiyse en az 2 FETÖ'cü hâkimin imzası, tek kişilik yargılamada ise bir FETÖ'cü hâkimin imzası varsa bu, otomatik olarak yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmalıdır. 24 Eylül 2018 tarihinde şartlı ceza indirimi kanun teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk. Adalet Komisyonunda iki yıla yakın bir zamandır beklemektedir. Bu toplumda büyük bir beklenti oluşturmuştur ancak henüz atılmış bir adım yoktur. Peşi peşine yargı paketleri gelmektedir. Sayın Bakanım öncelikli işimiz toplumun bu beklentisini bir an önce karşılamak olmalıdır.

Bizim kanun teklifimizin bir şartlı ceza indirimi olduğunu bildikleri halde ön yargı ve bilgisizlikle adeta bir karalama kampanyası aylardır sürdürülmektedir. Bizim teklifimiz, bir 'af teklifi' değildir. 5 yıllık bir ceza indirimidir. O da bir defaya mahsustur ve bu indirimden faydalanan hükümlünün yeni bir suç işlemesi halinde indirim geri alınır. Oysa afta yapılan indirim geri alınmaz. En önemli farkı budur. Bazı çevreler bilerek bunu bir 'af teklifi' gibi topluma sunmuş ve bazı yerlerden de tepkiler almıştır."

İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi ise bugün hukuk fakültelerinde hukuk eğitimi almamış, özellikle, ilahiyat fakültesi hocalarının yaygın bir şekilde ders verdiğini ifade ederek, "Bundan daha vahimi ise hukuk fakültesi dekanlarının 20'sinin hukukçu olmamasıdır. Hatta bazı hukuk fakültelerinde veterinerlerin bile dekanlık yaptığı bilinmektedir." dedi.

Ortada ciddi bir sorun olduğunu savunan Bahşi, "Hukukçu olmayan dekanların kendi içinde en büyük bölümünü ise toplam dört hukuk fakültesi ile ilahiyatçılar oluşturmaktadır." diye konuştu.

Türkiye'nin adeta bir hukukçusuz hukuk fakültesi cenneti olduğunu söyleyen Bahşi, "Türkiye'de hukuk fakültelerinin özerkliğini sağlamadıkça hukuk eğitiminin kalitesini artıramazsınız." değerlendirmesinde bulundu.

"BÜYÜK REFORMLAR YAPTIK"

AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması, ekonomik ve refah düzeyinin artmasının ancak hukuk devleti ilkesinin etkin bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olacağını belirtti.

Türkiye'nin terörle mücadelesine değinen Cora, "Öyle çıkıp da Kobani olaylarında milleti sokağa çağırıp 50'den fazla kişinin ölmesine neden olan, kamu binalarını darmadağın eden bir anlayışa biz müsaade edemeyiz. Bir milletvekiliniz kalkıp, 'PKK/PYD sizi tükürüğünde boğar' şeklinde ifadeler kullanırsa o zaman hukukta gereğini yapmak zorundadır." dedi.

Cora, AK Parti iktidarında "üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğü" ilkesini savunarak büyük reformlar yaptıklarını vurgulayarak, "Biz hiçbir zaman yargısal aktivizm peşinde koşanlara pirim vermedik. Milletin hukukunu korumak adına hiçbir güce boyun eğmedik. Biz, dünün yargısını da çok iyi biliyoruz." ifadelerini kullandı.

AK Parti iktidarında hukuk alanında atılan adımları anlatan Cora, "Yargı alanında yapılan reformlar meyvesini vermiştir. Türk yargısı ilk defa darbecilere boyun eğmemiştir ve yargı bağımsızlığı adına büyük bir zafer elde etmiştir. 15 Temmuz darbe girişiminde eğer şerefli Türk yargıçları ve savcıları olmasaydı o gün o darbecilerin belki de hevesleri gerçekleşmiş olacaktı." dedi.

AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ise terör örgütü PKK tarafından kadınların ve kız çocuklarının dağa kaçırıldığına ve şiddete uğradığına işaret ederek, "Yaklaşık 18 yaş altı 2 bin kız çocuk bu şiddete maruz kalıyor. Bu şiddeti 25 Kasım günü bizden başka konuşan yok. Bunlar kadın, kız çocuğu değil mi? Bu çocukların uğradığı şiddet şiddet değil mi?" diye konuştu.

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.