TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞININ 2020 YILI BÜTÇESİ, PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA


TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Savunma Bakanlığı bütçesi kabul edildi.

21 Kasım 2019 Perşembe

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Lütfü Elvan başkanlığında toplandı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2020 yılı bütçesinin sunumunda, tüm dünyada güvenlik ve istikrarın birtakım risklere, tehdit ve tehlikelere maruz kaldığını belirtti.

Başta siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, teknolojik ve çevre faktörleri olmak üzere yaşanan gelişmelerin istikrar ve güven ortamını ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade eden Akar, şunları kaydetti:

"Böyle bir ortamda başta FETÖ, DEAŞ, PKK/KCK/PYD-YPG gibi terör örgütleri olmak üzere vatanımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın güvenliğine, 82 milyon vatandaşımızın huzur ve refahına, egemenlik ve bağımsızlığına yönelecek her türlü tehdit ve tehlikeye karşı 'Ölürsem şehit, kalırsam gazi' anlayışı içerisinde azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz. Mücadelemiz, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar gece-gündüz, yaz-kış, dağ-bayır demeden yurt içinde ve sınır ötesinde devam edecektir. Bu harekât ne zamana kadar sürecek dendi? Bunun cevabı, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar. Asil milletimizin ve sizlerin de desteğiyle terör örgütleri ile mücadelemiz, tüm güvenlik güçlerimizle birlik, bütünlük ve koordinasyon içerisinde azim ve kararlılıkla sürdürülmüş ve büyük başarılar elde edilmiştir."

Bakan Akar, terör örgütlerine yönelik artan bir tempoda devam eden operasyonlarda barınma alanları ile lojistik üs ve depolarının imha edildiğini belirterek, "Sözde lider kadroları etkisiz hale getirilerek, hudut hattında ve ötesinde alınan tedbirler ile oluşturulan baskı neticesinde terör örgütlerinin hareket serbestisi ve eylem kabiliyetleri önemli ölçüde engellenmiştir." dedi.

24 Ağustos 2016'da başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı'nın 29 Mart 2017'de tamamlandığını hatırlatan Hulusi Akar, "Önceliğimiz, bu harekâtı DEAŞ'la Mücadele Küresel Koalisyonu ile birlikte gerçekleştirmekti. Çok arzu etmemize rağmen bu durum maalesef gerçekleşmemiş ve TSK, harekâtı tek başına yapmak zorunda kalmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, DEAŞ'a karşı göğüs göğse savaşan tek ordu olup, Fırat Kalkanı Harekâtı ile 3 binden fazla en radikal DEAŞ'lıyı Suriye'nin kuzeyinde etkisiz hale getirmiştir." diye konuştu.

"12 GÖZLEM NOKTASI OLUŞTURULDU"

Akar, sınırlarda bir terör koridoru oluşturulma girişimlerinin bertaraf edilmesi, hudutlarda güvenlik ve istikrarın sağlanması, sınırda konuşlanan PKK/PYD-YPG ve DEAŞ'lı teröristlerin etkisiz hale getirilmesi için 20 Ocak 2018'de Zeytin Dalı Harekâtı'nın başlatıldığını hatırlattı.

İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde, Astana Mutabakatı gereği ateşkes ihlallerinin gözlenebilmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca 12 gözlem noktası oluşturulduğunu dile getiren Milli Savunma Bakanı Akar, şunları ifade etti:

"İdlib'de Astana süreci ve Soçi Mutabakatı çerçevesinde çabalarımız ve insani yardımlarımız hassasiyetle devam ediyor. Yeni bir mülteci akınının, yeni insanlık dramının yaşanmaması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Kalıcı istikrar ve ateşkes ise ancak Rejimin işgal ettiği alanlardan 17 Eylül 2018 tarihli Soçi Mutabakatı'nda belirlenen hatta çekilmesi ile sağlanabilecektir."

Münbiç'deki gelişmelere de değinen Bakan Akar, ABD güçlerinin 14 Ekim 2019'da bölgeden çekildiğini, müteakiben rejim unsurları tarafından güneyden kuzeye intikal faaliyetinin gerçekleştirildiğini söyledi.

"KENDİ ADIMLARIMIZI ATTIK"

Rejimin, Suriye krizine, askeri yollarla çözüm üretme arayışından vazgeçmediğini, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi kışkırtmalarını sürdürdüğünü, bu tutumunu sürdüreceğine yönelik değerlendirmesini dile getiren Akar, "Bu kapsamda özellikle Tel Rıfat'ta aktif bir tutum izlenmekte ve bölgedeki devriyelerin yoğunlaştırılması için Rusya Federasyonu unsurları ile mutabakat görüşmeleri devam etmektedir." dedi.

Fırat'ın doğusundaki ciddi terör tehdidine dikkati çeken Bakan Akar, şunları kaydetti:

"Bu tehdidin ortadan kaldırılması konusundaki görüşlerimizi, amaçlarımızı ve kararlılığımızı, Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bizler, kamuoyuyla uzun zamandır paylaşıyoruz. Yaklaşık 70 yıllık NATO üyesi bir ülke olarak önceliğimiz, müttefiklerimizle birlikte hareket ederek bu terör tehdidini ortadan kaldırmak yönündeydi. Bu amaçla uzun görüşmeler gerçekleştirdik, ortak birtakım çalışmalar yaptık. Ancak birçok konuda anlaşma sağlanmasına rağmen nihai noktada mutabakat sağlanamadı ve maalesef Türkiye, terörle mücadelede yalnız bırakıldı. Bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda kendi adımlarımızı attık ve 9 Ekim 2019'da Barış Pınarı Harekâtı'nı başlattık. Harekât, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, Adana Mutabakatı, BMGK'nin terörle mücadeleye yönelik kararları ile BM Sözleşmesinin 51'inci Maddesinde yer alan 'Meşru Müdafaa Hakkı' çerçevesinde yapılmaktadır."

"TÜRKLER VE KÜRTLER KARDEŞTİR"

Barış Pınarı Harekâtı ile Fırat'ın doğusunda DEAŞ ve PKK/KCK/PYD/YPG varlığını sonlandırmayı, hudutların ve halkın güvenliğinin sağlaması, bir barış koridoru tesis ederek, Suriyelilerin evlerine, topraklarına güvenli, gönüllü ve saygın bir şekilde dönüşlerini gerçekleştirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Akar, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın BM Genel Kurulunda tüm dünyaya ilan ettiği gibi Güvenli Bölge, Suriye halkının kendi evlerine, kendi topraklarına dönüşü konusunda en makul, en mantıklı ve en insani yoldur. Şunu öncelikle ifade etmek isterim ki biz, tüm komşularımızın toprak bütünlüğüne saygılıyız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın, kimsenin toprağında gözümüz yok. Ancak sınırlarımızda bir terör koridoru oluşturulmasına da göz yummayız. Burada terör örgütlerinin varlığını asla kabul etmeyiz. Çünkü bizim için ciddi risktir, tehdittir, tehlikedir. Sadece ülkemizin ve milletimizin güvenliğine değil, aynı zamanda bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Asuriler, Keldaniler, Aramiler, Hristiyanlar ve Yezidiler gibi diğer dini ve etnik grupların güvenliğine de büyük önem atfediyoruz. Bölgede yaşayan vatandaşlarla bizim hiçbir sorunumuz yoktur. Hedefimizde, adı değişse de birbirinden farkı olmayan ve bölgeyi istikrarsızlığa, kaosa sürüklemeyi amaç edinen PKK/PYD/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri ile bunlara ait barınak, sığınak, mevzii, silah, araç ve gereçler bulunmaktadır. Türkler ve Kürtler kardeştir. Buna bütün kalbimizle inanıyoruz. Biz, et ve tırnak gibiyiz. Türkler ve Kürtler binlerce yıldır bu coğrafyayı, ekmeği, suyu birlikte paylaşmıştır ve paylaşmaya da devam edecektir."

Terör örgütü PKK/KCK/PYD/YPG Kürtlerin, DEAŞ'ın da Müslümanların temsilcisi olamayacağının altını çizen Bakan Akar, "Bunun en açık göstergesi sahada Mehmetçiğin karşısında duramayan alçak, aşağılık teröristlerin Şanlıurfa, Mardin, Şırnak ve Gaziantep illerimizde sivil halkımızı hedef almasıdır." dedi.

"KARA PROPAGANDA YAPTILAR"

Milli Savunma Bakanı Akar, PYD/YPG-PKK terör örgütü tarafından sınır hattına yakın bölgelerdeki yerleşim yerlerine 1300 civarında havan ve roket atışı yapıldığına dikkati çekerek, bu alçakça havan ve roket saldırılarıyla aralarında bebek ve çocuklar da olmak üzere 22 vatandaşın şehit olduğunu, 187 vatandaşın yaralandığını belirtti.

Bu canilerin, masumların kanı ve canı üzerinden propaganda üretmek için saldırılarını sivil halkın bulunduğu park, hastane, ibadethane gibi yerlerden yaptığını dile getiren Akar, şunları kaydetti:

"Amaçları, Silahlı Kuvvetlerimizin bunlara karşılık vermesi ve sivil kayıpların yaşanmasıydı. Ama biz bu oyunu gördük ve karşılık vermedik. Dünyanın da bu namertlerin gerçek yüzlerini görmesini bekliyoruz. Burada kilisenin ortasındaki alandan havanla ateş yapıldığını SİHA, İHA ile fotoğraflarını çektik. Bizim web sayfamızda bunlar mevcut. Fakat bütün bu atışlara rağmen herhangi bir şekilde karşılık vermedik, herhangi bir yanlış anlamaya meydan vermemek için. Bu alçaklar aynı şekilde dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanmış olaylara ait fotoğrafları, harekât sırasında olmuş gibi sosyal medyada yayınladılar. Hatta kimyasal silah kullanıldı iftiralarıyla kara propaganda yaptılar. Ancak arkadaşlarımız, burada da çok iyi çalışarak bu alçakların sahtekârlıklarını anında ortaya koydular. Biz, uluslararası hukuk ve anlaşmalar ile yasaklanan hiçbir mühimmatı veya kimyasal silahı kullanmadık, kullanmayız. Böyle bir şey söz konusu değil. TSK'nın envanterinde kimyasal silahların atma vasıtaları ve mühimmatı bulunmamaktadır. Her şeyden önce masum insanları gözetmeksizin toplu katliama neden olan kimyasal silah kullanma caniliğinin şanlı tarihimizde de ahlaki değerlerimizde de yeri yoktur."

"BARIŞ PINARI HASSASİYETLE İCRA EDİLDİ"

"Gururla ifade ediyorum ki bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz tüm operasyonlarda masum insanların zarar görmemesi için hiçbir ülkenin göstermediği hassasiyeti gösterdik." diyen Hulusi Akar, bunun için Afrin'de, Cerablus'ta ne yapıldığına bakılmasını istedi.

Yedi iklim üç kıtaya barışı, huzuru, istikrarı ve adaleti götüren atalardan ilham alan Mehmetçiğin, Barış Pınarı Harekâtını da aynı hassasiyetle icra ettiğinin altını çizen Akar, "Binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp gelen milli, manevi ve mesleki değerlerimiz, yani kültürümüz ve inancımız gereği sivil ve masum insanlar, tarihi eserler, kültürel ve dini yapılar ile çevre bizim için dokunulmazdır, bizim namusumuzdur. Bunları korumak, kollamak bizim için önemli görevdir." diye konuştu.

Bakan Akar, terör örgütleri PKK/YPG ve DEAŞ'tan temizlenen Suriye'nin kuzeyindeki bölgelerde herkesin dinini, kültürünü özgürce yaşaması için teröristlerin işgal ettiği cami ve kiliselerin onarıldığını, kimsenin dinini gizlemeden ve değiştirmeden yaşayabilmesi için güvenli ortamın sağlandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla bölge halkını zalim, cani terör örgütlerinin zulmünden kurtaran kahraman ve fedakâr Mehmetçik, Fırat'ın doğusunda da Suriyeli kardeşlerinin yanında, terör örgütlerinin karşısındadır. Harekât çerçevesinde, 4300 kilometrekarelik alan ile 600 yerleşim yeri kontrol altına alınmış ve M-4 otoyolunda kontrol noktaları tesis edilmiş, bugüne kadar 1200 civarında terörist etkisiz hale getirilmiştir. 12 personelimiz şehit olmuş, 164 personelimiz ise yaralanmıştır. TSK ile omuz omuza mücadele eden Suriye Milli Ordusundan da 236 personel şehit olmuş, 722 personel yaralanmıştır."

"TACİZLERİ SONLANDIRMAYA ÇALIŞIYORUZ"

Harekât sırasında şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dileyen Akar, "Bölge halkının temel ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşamsal destek sağlanması faaliyetleri TSK'nın ve ilgili kurum kuruluşlarımızın da katkıları ile devam etmektedir." dedi.

Barış Pınarı Harekâtı devam ederken, 17 Ekim'de ABD ile PKK/PYD-YPG terör örgütünün 120 saat içinde 30 kilometre güneye çekilmesi, terör unsurlarına ait tüm tahkimat ve tünellerin imha edilmesi, ağır silahların toplanması ve sahanın tüm kontrolünün Türk Silahlı Kuvvetlerine verilmesi konusunda mutabakat sağlandığını anımsatan Akar, şu açıklamalarda bulundu:

"120 saatlik süre içerisinde birliklerimize karşı 48 kez taciz gerçekleştirilmiş, tacizler neticesinde bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 8 personelimiz ise yaralanmıştır. Bu tacizlere meşru müdafaa hakkı kapsamında karşılık verilmiştir. Sürenin sonunda ABD yetkilileri tarafından söz konusu bölgeden terörist unsurların çekildiği bilgisi tarafımıza iletilmiştir. Fakat bu, teyit edilememiştir. Bu bir beyandır, bu beyanın teyit çalışmaları devam etmektedir. Şu anda operasyon yaptığımız bölgeyle alakalı terör örgütünün durumu nedir derseniz? Şu anda büyük ölçüde buradan YPG'li teröristlerin çıktığını, fakat uyuyan, gizli, saklı gizlenmiş olabileceğini de değerlendiriyoruz. Buna göre tedbirlerimizi aldık, almaya devam edeceğiz. Nitekim geçtiğimiz günlerde iki kez bombalı araç patlamak suretiyle bu düşüncemiz gerçekleşmiştir. Şu anda bizim yol kontrollerimizle, olsa dahi teröristlerin bölge içinde hareketleri son derece kısıtlanmış, sınırlanmıştır. Fakat hem doğusunda hem batısında ciddi şekilde bu tacizler devam etmektedir. Bunu da yine Ruslarla görüşmek, konuşmak suretiyle sonlandırmaya çalışıyoruz.

"DEAŞ VE YPG İLE MÜCADELEYE HAZIRIZ"

Yapılan mutabakatla, ABD'nin, Barış Pınarı Harekâtının hedef ve meşruiyetini kabul ettiğini belirten Akar, "Türkiye, Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı Kararı kapsamında, siyasi sürece bağlılığını ortaya koymuş ve Türkiye ile ABD'nin eşgüdüm ve iş birliği içerisinde DEAŞ'ın etkisiz hale getirilmesinde fikir birliği bir kez daha teyit edilmiştir. Biz, her zaman her ortamda söylüyoruz biz DEAŞ ile YPG ile hiçbir ayrım gözetmeksizin mücadeleye hazırız." dedi.

Soçi'de 22 Ekim'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşmelerin sonucu bölgedeki terörist varlığının ortadan kaldırılması ve güvenli bölgenin tesisi noktasında bir mutabakatın sağlandığını anımsatan Akar, 150 saatlik süre içerisinde terör örgütü unsurlarının Tel Rıfat, Münbiç ve Fırat'ın doğusundan 30 kilometre güneye gönderilmesi, ellerinde bulunan ağır silahların toplatılması, 150 saatin bitimini müteakip Barış Pınarı Harekâtı Bölgesinin batısında ve doğusunda bulunan bölgelerde 10 kilometre derinlikte, Kamışlı şehri hariç, Rusya Federasyonu ile ortak kara devriyesi icra edilmesi şartlarını içeren yeni bir mutabakata varıldığını dile getirdi.

Bu 150 saatlik süre içerisinde 75 taciz ve saldırı sonucunda TSK'dan 2 şehit, 44 yaralı, Suriye Milli Ordusu'ndan 22 şehit, 78 yaralı olduğunu belirten Akar, şunları kaydetti:

"Söz konusu saldırı ve tacizlere meşru müdafaa kapsamında gerekli karşılık verilmiştir. Soçi Mutabakatı kapsamında Ekim 2019'da Rusya Federasyonu'ndan bir askeri heyet Ankara'ya gelmiş, askeri heyetler arasında görüşmeler gerçekleşmiştir. Rusya Federasyonu heyeti tarafından 29 Ekim sabahından itibaren Soçi Mutabakatı'nda belirtilen esaslar çerçevesinde Tel Rıfat, Münbiç ve Fırat'ın doğusundan 34 bin YPG'linin 3 bin 260 ağır silahı ile birlikte 30 kilometre derinlikteki Güvenli Bölge dışına çıkartıldığı bildirilmiştir. Aksi yöndeki bulgular Rusya Federasyonu ile görüşülmektedir. Bunların teyide muhtaç bilgiler olduğunu değerlendiriyoruz. Görüşmeler 1-2 Kasım'da da devam etmiş, kurulacak ortak kontrol ve denetim mekanizması, icra edilecek devriyelerin detayları orada görüşülüp karara bağlanmıştır. 1 Kasım'dan itibaren devriyeler başlamıştır. Dün de 9'uncuyu yaptık."

"ANAYASA KOMİTESİNİN TEŞKİLİ ÖNEMLİ"

Suriye krizinin siyasi çözümünün hayata geçirilmesini sağlayacak en önemli etkenin Anayasa Komitesi'nin teşkili olduğuna işret eden Akar, bunun gerçekleştiğini söyledi.

Akar, bu kapsamda Anayasa Komitesi'nin çalışmalarının olumlu ilerlemesini ve Suriyelilerin kendi kaderini belirleyecek demokratik seçimlerin en kısa zamanda yapılmasını temenni etiklerini belirterek, "Bu konuda Türkiye olarak bize düşen neyse bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz." dedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Irak'ın kuzeyindeki Pençe harekâtları kapsamında operasyonlarda şu ana kadar 158 terör örgütü mensubunun etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Akar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2020 yılı bütçesinin sunumunda, terör örgütüne karşı mücadelenin Irak'ın kuzeyinde de azim ve kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.

Bu kapsamda Hakurk ve Haftanin bölgelerinde başlatılan Pençe harekâtlarının planlandığı şekilde devam ettiğini anlatan Akar, "Operasyonlarda şu ana kadar 9 silah arkadaşımız şehit olmuş, 74 personelimiz yaralanmış, buna karşılık 158 terör örgütü mensubu ise etkisiz hale getirilmiştir" diye konuştu.

SINIR FİZİKİ GÜVENLİK SİSTEMİ

Suriye sınırında yürütülen Acil Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi kapsamında, sınır hattı boyunca modüler beton duvar, devriye yolu, yüksek güvenlikli tel çit ve gözetleme kulelerinin tesis edildiğini belirten Akar, bunlar sayesinde hudut ihlallerinin önüne önemli ölçüde geçildiğini vurguladı.

İran hudut güvenliğinin artırılmasına yönelik hazırlanan İran Hududu Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi Projesi kapsamında Ağrı, Iğdır ve Hakkâri olmak üzere 3 aşamalı olarak planlandığına işaret ederek, projenin 137 kilometrelik bölümünün gerçekleştirildiğini söyledi.

EGE VE AKDENİZ'DEKİ DURUM

Yurt içi ve sınır ötesinde yürütülen terörle mücadelenin yanı sıra Kıbrıs ve çevresi dâhil, mavi vatandaki hak, alaka ve menfaatlerin korunmasına da azim ve kararlılıkla devam ettiklerini dikkati çeken Akar, iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek, karşılıklı anlayışı artırmak amacıyla, Türkiye ve Yunanistan Savunma Bakanlıkları arasında başlatılan Güven Artırıcı Önlemler kapsamında, 22-24 Mayıs 2019'da Atina'da ve 17-20 Haziran 2019'da Ankara'da olmak üzere 2 toplantının icra edildiğini, üçüncü toplantının ise hazırlıklarının sürdürüldüğünü bildirdi.

Bakan Akar, bu toplantılarda, 20 başlıkta Güven Artırıcı Önlemin icra edilmesi üzerinde anlayış birliğine varıldığını aktararak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bununla birlikte Doğu Akdeniz ve Ege'de Türkiye'yi adeta denize ayak basamayacak hale getirmeyi amaçlayan çabalara ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızın çiğnenmesine de asla izin vermeyeceğiz. Aynı şekilde, Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların ülkemiz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışlanarak adeta gasp edilmesi girişimlerini kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Türkiye, ısrarla Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta, deniz yetki alanlarında, eşit egemen hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımının tüm kıyıdaş devletlerin mutabakatıyla belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır."

Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis araştırma gemileri ile Yavuz ve Fatih sondaj gemilerinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait firkateyn ve korvetlerin korumasında araştırma ve sondaj faaliyetlerine devam ettiğini belirten Akar, şunları söyledi:

"Diğer özel, tekil bir olayda bildiğiniz üzere KKTC bayrağının yakılması olayı oldu. Bunu en sert şekilde kınıyoruz. Bu ırkçı saldırılar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağının adada ebediyen dalgalanmasına asla engel olamayacak. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda, hele hele toprağında gözümüz yoktur. Bu konuda 'iyi komşuluk ilişkilerini arzu etmemiz' taviz ve zafiyet, 'Hiçbir oldubittiye izin vermeyeceğiz' dememiz de tehdit olarak algılanmamalıdır. Kıbrıs bizim milli meselemizdir. Kimse bu konuda bizden taviz beklemesin. Bu konudaki fikirlerimiz ve yaklaşımımız zaten ortadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Ege ve Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve KKTC'nin hak, alaka ve menfaatlerini korumaya, Kıbrıs Ada'sında uluslararası garanti ve ittifak anlaşmaları doğrultusunda barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam edecektir."

NATO İLE İLİŞKİLER

NATO ile ilişkilere de değinen Akar, "Son dönemde NATO üyesi bazı ülkeler Türkiye'nin güvenliği başta olmak üzere pek çok konuda müttefiklik ruhuna uygun bir tutum sergilememiş olsa da NATO bizim için hala önemli bir savunma ve iş birliği zemini olmayı sürdürmektedir" dedi.

Akar, geçmişte olduğu gibi şimdi de müttefiklerle dayanışmayı değerli gördüklerini ifade ederek, NATO üyeliğinden veya müttefiklikten vazgeçmek gibi bir niyetlerinin olmadığını, bu konudaki bütün sorumlulukları yerine getirdiklerini ve getirmeye devam edileceğini söyledi.

NATO'nun ruhuna ve misyonuna uygun hareket eden Türkiye'nin, müttefiklerinden de benzer bir yaklaşım beklemesinin en doğal hakkı olduğunu vurgulayan Akar, "Türkiye sadece kendi sınırlarını değil, NATO sınırlarını da korumaktadır. Türkiye'nin güvenliği, NATO dâhil tüm Avrupa'nın güvenliğidir. Bilinmelidir ki Avrupa ile terörizm arasındaki son engel olan Türkiye, terörizmle savaşın cephe ülkesidir." değerlendirmesinde bulundu.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.