TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU TOPLANDI


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 10 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.

31 Ekim 2019 Perşembe

AK Parti İstanbul Milletvekili ve Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Türk Grubu Başkanı Ravza Kavakcı Kan, 141. PAB Genel Kurulunda yaptıkları çalışmalar ve gerçekleştirdikleri görüşmeler hakkındaki gündem dışı konuşmasında, Türkiye'nin, geçen ay Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da düzenlenen 141. PAB Genel Kurulunda TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un riyasetinde, TBMM'de grubu bulunan partilerden oluşan PAB Komisyonu üyesi 9 milletvekili tarafından temsil edildiğini belirtti.

Genel Kurulda, Fransa'nın öncülüğündeki ülkelerin son dakikada getirdiği Barış Pınarı Harekatı nedeniyle "kınama" hamlesine karşı Türkiye'nin, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un girişimiyle "diplomatik bir zafer" elde ettiğini söyleyen Kan, Türkiye'nin, toplantının seyrini değiştiren başarısının arkasında Şentop'un riyasetinde yapılan girişimlerin yanı sıra heyet üyelerinin katkısının da önemli rol oynadığını dile getirdi.

Kan, "Kıymetli PAB Türk Grubu üyelerimiz birlikten kuvvet doğduğunu, haklı olmanın insanı güçlü kıldığını, mesele memleket olduğunda gerisinin teferruat olduğunu siyaset üstü bir milli duruş sergileyerek dünya ülkelerinin temsilcileri huzurunda tekrar göstermiş oldular." dedi.

Genel Kurulda, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, karşılıksız çeklere verilen hapis cezaları, MHP Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ ise maarif müfettişlerinin sorunları konularında gündem dışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından milletvekilleri, yerlerinden söz alarak çeşitli konularla ilgili düşüncelerini paylaştı. Daha sonra grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, "Anayasamızı değiştirip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçtiğimiz günden itibaren, dışarıdan bakıldığında tek adam rejimiyle yönetildiğimize dair bir izlenim oluşturulduğu kanaatine sahibiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın karakteristik özelliklerinden istifadeyle dünya kamuoyunda böyle bir algının yayılıp güçlendirildiğini savunan Dervişoğlu, "Öyledir demiyorum, öyle bir algı yaratılıyor diyorum. Bunun nedeni eylem mi söylem mi, yoksa algı yönetimi mi? Üzerinde tartışılabilir ancak bildiğimiz ve gözlemlediğimiz, Türkiye'nin bu durumdan zarar gördüğüdür." dedi.

Türkiye'nin bu külfetten kurtulmasının, ertelenemeyecek bir mecburiyet olduğunu dile getiren Dervişoğlu, "Üzerinde konuşmamız gereken, sistem ve yönetim anlayışımızdır. İYİ Parti olarak 15 aydır yürürlükte olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden behemehal vazgeçilerek iyileştirilmiş demokratik parlamenter sisteme dönüş hazırlıklarına başlamak, hepimizin hayrına olacaktır." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, 1 Kasım'ın, 5 kıtadaki aydınların çağrısıyla 2014'ten itibaren "Dünya Kobani Günü" olarak ilan edildiğini söyledi.

Yarın, "karanlığa karşı aydınlığın kazandığı gün olan Dünya Kobani Günü"nün kutlanacağını ifade eden Kurtulan, "Türkiye'ye düşen, komşuluk ve kader birliği yaptığı, kendi toprağına ve yaşam alanına sahip çıkan Kobani halkının nefes aldığı bugünü tehlike olarak görmek yerine dayanışma içinde olmaktır." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı demokrasi ve cumhuriyet için bedel olarak canını ortaya koyan ve şehadet mertebesine erişen 250 şehitle ilgili başlatılan seferberlik kapsamında 309 milyon lira toplandığını hatırlattı.

"Bu paranın 3 yıldır kayıp olduğunu, bir kuruşunun bile hiçbir şehit yakını ya da gaziye ödenmediğini" iddia eden Altay, "TBMM'nin iki asli görevi vardır; biri yasama, diğeri denetim. Asil milletimizin 15 Temmuz şehit ve gazileri için, onların yakınları için rızkından keserek topladığı bu paraların akıbetini sormak ve bunun bir an önce hak edenlere ödenmesini sağlamak, TBMM'nin her bir üyesinin şeref ve namus borcudur. CHP grubu olarak konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, "Kimsenin kimseye üstünlüğünün olmadığı ve bu topraklarda ebediyete kadar bir ve beraber yaşayacağımızın ilanıdır Cumhuriyet." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin de 2017'de, demokratik tekamül süreci içinde, Cumhuriyeti yüceltmek ve kurumsallaştırmak için milletçe kurulan bir düzenleme olduğunu dile getiren Özkan, "Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yalnızca Cumhuriyet'imizi yüceltmek ve yükseltmek için AK Parti ve MHP'nin yaptığı bir düzenleme değil, milletimizin iradesidir. Bu bağlamda Cumhuriyet'imize sahip çıkmamızın en önemli yollarından birinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne sahip çıkmak olduğuna inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Özkan, "Avrupa'da Türkiye düşmanları, bu aziz vatana, millete, bayrağa ve devlete kastedenler, ülkemizin bekasıyla ilgili Türkiye'ye saldırıyorsa onlara boyun eğemeyiz. Onlarla mücadelemizi sürdüreceğiz. O algı değişsin diye onların bu vatandan istediklerini onlara terk etmeyeceğiz." dedi.

Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, "Cumhuriyet'e sahip çıkmanın yolu Saray'a ve Cumhurbaşkanlığı Hükümeti'ne sahip çıkmak değildir. Cumhuriyet'e sahip çıkmanın yolu, demokrasiye sahip çıkmak, Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmaktır ve unutulmamalıdır ki demokrasimiz, Cumhuriyet tarihi boyunca en büyük tahribatı AK Parti iktidarları döneminde yaşamıştır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'ye, Türkiye'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı'na yönelik Avrupa'dan ya da ABD'den her türlü kumpasa, tehdide, tezgaha karşı AK Parti'den önce CHP'nin savunmasını yapacağını, refleksini göstereceğini dile getiren Altay, "Bundan emin olun. Bu paranoyadan kurtulun. Tayyip Erdoğan'ı Avrupa, Amerika yiyemez. Onların gücü yetmez. Tayyip Erdoğan'ı biz yiyeceğiz, sandıkta yiyeceğiz içiniz rahat olsun." şeklinde konuştu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dervişoğlu, "Cumhuriyet'i kuran millet yaşatmasını da bilir. Siz müsterih olun." karşılığını verdi.

Genel Kurulda daha sonra grup önerilerinin görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, "Belediye başkanlarının görevden alınmasına" ilişkin grup önerisinde "Kayyum atamaları" tartışma konusu oldu.

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül'ün kayyum atamalarının "hukuksuz" olduğunu iddia ederek, "Hiçbir hukuki, insanı ve vicdanı gerekçesi olmayan uygulamlar yapılıyor. Bunun hiçbir kitap ve hukukta karşılığı yoktur. Bu uygulamaları sadece cunta, darbe ve faşizmle açıklayabiliriz." şeklindeki görüşünü savundu.

Bülbül'ün iddialarına AK Parti Grubu adına Bilecek Milletvekili Selim Yağcı cevap verdi.

Yağcı, "Seçimle gelen seçimle gider, ancak halk, devletin imkanlarını kullanarak devletin kaynaklarını başka noktalara götürmek için belediye başkanlarını seçmiyor. İçişleri Bakanlığı, Anayasa ve Belediye Kanunu'na göre tedbir yetkisini kullanmıştır. Bu belediyelere kayyum değil vekil tayin edilmiştir. Yasalara inanıyorsak, yasalara uygun olarak yapılan bu işlemleri de saygı ile karşılamak zorundayız." diye konuştu.

CHP Grupu adına söz alan Ankara Milletvekili Tekin Bingöl de CHP'nin, ülkenin birliğini, bütünlüğünü savunduğunu, şiddet ve terörü reddeden sosyal demokrat bir parti olduğunu söyledi.

İfade özgürlüğü, yargının bağımsızlığı ve seçimlerin demokrasinin vazgeçilmez ilkeleri arasında olduğunu kaydeden Bingöl, "Türkiye'de adayların seçimlere hangi kriterlerle gireceği kanunlarla belirlenmiştir. Belli kriterlere göre seçime giren belediye başkanları, seçim sonrası antidemokratik yöntemlerle görevden alınıyor. Millet iradesi yok sayılıyor, seçmen iradesine saygısızlık yapılıyor." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtalan, "AKP kayyum atamalarıyla birlikte aslında bölücülük yapmıştır. Ülkede tam 13 belediyede 4 milyon insanın iradesini yok saymıştır. Siz Ahmet Türk'ten, barışa adanmış bir yaşamdan terörist çıkaramazsınız." şeklinde konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise ülkenin anayasal düzenine karşı suç işlendiği gerekçesiyle HDP'li belediye başkanlarının görevden alındığına dikkati çekerek, "Bugün 69 HDP'li belediye var, bunlardan 12 tanesiyle ilgili tasarrufta bulunulmuştur. Diğer HDP'li belediyeler görevine devam ediyor. Demek ki mesele bir bölücülük, kayırmacılık, belirli bir toplum kesimini dışlama değil, ülkemizin birlik ve beraberliğini teminat altına almak ve suçla, terörle, suçluyla mücadeledir." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Kayyum uygulamaları El Muhaberat devletlerinde olan işlerdir. Bir istihbarata dayalı olarak, İçişleri Bakanı'nın seçilmiş bir belediye başkanını oradan alması, sonra da onu sabahın 6'sında evinden derdest etmesi ve oraya tekrar kayyum ataması, siyasetin kabul edebileceği bir şey değildir. 6 milyon oy almış bir partiyi, Ahmet Türk'ü terörist olarak nitelemek ne Türkiye'de toplumsal barışa, ne Türkiye'nin Kürt sorununun çözümüne zerre katkı sağlamaz. 3 oy fazla alacağız diye milliyetçi duyguları kaşımak da siyaseten ayıptır." değerlendirmesinde bulundu .

HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda ayrıca, İYİ Parti'nin "Narenciye ihracatı", CHP'nin "Elazığ'ın Maden ilçesinin heyelan riskli alanlarının tespiti ve çözüm yolları" konulu önergelerinin gündeme alınmasına ilişkin grup önerileri de reddedildi.

TBMM Genel Kurulunda, Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Temel kanun olarak görüşülen teklifin birinci bölümü üzerinde, İYİ Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş, teklifle, balıkçılığı destekleyecek ve balıkçıkların refahını artıracak bir düzenleme yapılmadığını savundu.

Teklifteki düzenlemelerin, Türkiye'de balıkçılığı geliştirmek için yeterli olmadığını belirten Altıntaş, "Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla zengin su ürünleri potansiyeline sahip bir ülke. 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridimize ek olarak su ürünleri üretiminde kullanabileceğimiz 170 bin kilometrekare doğal ve 3 bin 442 kilometrekare baraj gölüne sahibiz, fakat ne yazık ki bu nimetlerden yeterince faydalanamıyoruz." dedi.

MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, su ürünleri sektörünün, bugün itibarıyla yaklaşık 250 bin insana iş alanı açan ve oluşturduğu katma değerle Türkiye'ye değer katan önemli bir sektör olduğunu söyledi.

Bu sektörün, gelişimini 1971'de çıkarılan Su Ürünleri Kanunu ile bugünlere taşıdığını dile getiren Kaşıkçı, "Kanunun günümüz koşullarına uyumlu hale getirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak hazırlanan kanun teklifiyle su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarımızın korunmasına ilişkin ihtiyaç duyulan hususlarla ilgili düzenlemeler yapılmaktadır." diye konuştu.

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Türkiye'de Su Ürünleri Kanunu'yla ilgili taslağın ilk kez 1950'de hazırlandığını, 21 yıl Meclisin raflarında bekletildikten sonra 1971'de kanunlaştığını aktardı.

Eksikleri olan mevcut kanunun, güncellikten uzak ve değiştirilmeye muhtaç olduğunu ifade eden Barut, "Sektörümüzün tüm paydaşları tarafından mevcut kanunun yıllar içinde yetersiz kaldığının dile getirildiğini ve herkesin değişimi desteklediğini görüyoruz, biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel de bir yılı aşan süredir çalıştıklarını, konunun tüm paydaşlarıyla bir araya geldiklerini ve birçok açıdan yeni düzenlemeler içeren teklifi hazırladıklarını anlattı.

Su Ürünleri Kanunu'nun gelişen teknolojik imkanlar, bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlar ile sektörün ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak günümüz koşullarına uyumlu hale getirilmesinin amaçlandığına işaret eden Karayel, şöyle konuştu:

"Teklifte, su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarımızın korunmasına ilişkin ihtiyaç duyulan hususlar yer almaktadır. Sektör paydaşları, akademi camiası, ilgili sivil toplum kuruluşları ve kurallara uyan gerçek balıkçılar bu teklifin bir an önce yasalaşmasını beklemektedir. Su Ürünleri Kanunu ile Kabahatler Kanunu'nun uyumlaştırılması ve güncellenen idari yaptırımlar ile başta balık olmak üzere yasa dışı su ürünleri avcılığının önlenmesi ve kural dışı su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinde caydırıcılığın sağlanması amaçlanmaktadır.

Ayrıca balıkçı gemilerinin ruhsatlarına yeni düzenleme imkanı getirilmektedir. Yeni düzenlemeyle, kaçak, ruhsatsız teknelerle, gırgır, trol, algarna gibi vasıtalarla avcılık yapanlara, deniz patlıcanı ve midye gibi canlıları yasal olmayan yollarla avlayanlara caydırıcı idari para cezaları getirilmekte, gemiler dahil tüm av araçlarına ve yakaladıkları ürünlere el konularak tekneler ve av araçlarının imha edilmesi hükme bağlanmaktadır."

Bu arada yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, CHP Grup Başkanlığı olarak iktidar partisinin grup başkanlarıyla ve TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanlarıyla, Meclisin alması gereken kararlarda, Türkiye ile ilgili öncelikli her konuda birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi için üzerlerine düşen görevi yerine getirdiklerini söyledi.

Özkoç, "Sayın Başkan, bazen başkanlığınızda, bizi kendi odanıza davet ederek, bu ülkeyle ilgili önemli olan sorunlarda bilgilendirip, bunların öncelikle görüşülmesini ve bu konuda siyaset üstü bir tavır takınmamızı istiyorsunuz. Bunu büyük bir memnuniyetle yerine getiriyoruz. Bu, şunu ifade ediyor; TBMM'nin iradesi her şeyin üstündedir ve milletin iradesidir." ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez TBMM'nin aldığı kararın üstünde, bir yönetim kurulu kararıyla Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi Faruk Bildirici'nin görevine son verildiğini aktaran Özkoç, "Siyasi partilerin centilmenlik anlaşmalarını bozmaması gerekir. Çünkü bu bir temayül oluşturuyor ve TBMM'nin işleyişini belirliyor. Çok üzülerek ifade ediyorum ki şu andan itibaren TBMM'de, CHP Grubu olarak bu tür centilmenlik anlaşmalarının hiçbirine biz de uymayacağız." şeklinde konuştu.

Teklifin, birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Su Ürünleri Kanunu'nda değişiklik teklifinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulunda, HDP Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş'un, Barış Pınarı Harekatı'nı, Sıffin Savaşı'na benzetmesi gerginliğe neden oldu.

Erdoğmuş, konuşmasında, "650 yılında Fırat'ın doğusunda Sıffin Savaşı meydana geldi. Savaşın seyri değişince oradaki iktidar mensupları savaşçıların kılıç ve mızraklarına Kur'an sayfalarını geçirerek, ilk defa İslam tarihinde Kur'an-ı Kerim'i istismar ettiler. Tarih buna tanıklık etti. Emeviler, iktidarlarına hizmet etmek için yaptı. Saddam Hüseyin de iktidarını uzatmak için başlattığı operasyona Kur'an'da bir sure olan Enfal adını verdi. Bugünkü iktidar da Fetih Suresi'ni bir savaşın ve askeri müdahalenin emrine soktu." görüşünü savundu.

HDP'li Erdoğmuş'un iddialarına, yerinden söz alarak cevap veren AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, "Hatip, Kur'an'ı ve İslam'ı istismar ederek, Barış Pınarı Harekatı'nın dinen yasak olduğunu ifade ederek, grubumuzu töhmet altında bırakmıştır." diye konuştu.

"Onlara, yeryüzünde fesat çıkarmayın dendi mi, derler ki biz ıslah edicileriz." ayetini okuyan Özkan, "Teröre ve insanlığa karşı işlenen suçlara karşı Allah için, bölgesel ve küresel barış için mücadelemiz devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Erdoğmuş'a tepki göstererek, şöyle konuştu:

"Sıffin Savaşı'nda hangi tarafı kime benzetiyorsunuz? Hazreti Ali hangi tarafta, Muaviye hangi tarafta? Siz kimsiniz? Kur'an-ı Kerim'i mızraklarına takanlar hangi tarafta? Siz hangi taraftasınız? Siz paçanız sıkıştığı zaman ve erkek olduğunuz halde fistan giyip Türk ordusunun önünden kaçan hainlerle berabersiniz. Bu coğrafyada Türk milletine karşı birtakım hasmane girişimler olurken birileri İngilizlerin altını ve silahı ile lejyoner olarak kullanıldı."

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtalan ise "Cumhur İttifakı, siz HDP'ye diz çöktüremezsiniz; ömrünü dinin kutsallarının doğru anlaşılmasına adamış bir arkadaşımız için hain denilmesini kabul etmiyoruz. Hainlikle itham edilecekse herkes aynaya baksın. HDP'ye bağırarak, 'hain' diyerek kirliliklerin arkasına sığınamazsınız." ifadelerini kullandı.

Gerginliğin artması üzerine Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşime ara verdi.

Bilgiç, birleşimi açtıktan sonra, "Parlamentoda bulunan bütün milletvekilleri, milletimizin temsilcileri durumundadır. Milletvekillerinin bütün topluma örnek olması gerekir. Tabii ki eleştiriler olacak ama eleştiriler yapılırken üsluba ve sözün sınırına riayet ederek davranılması gerekir." uyarısında bulundu.

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.