TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU…


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Levent Gök başkanlığında toplandı. Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon konusunda Cumhurbaşkanına verilen iznin bir yıl uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Ayrıca, Birleşmiş Milletlerin (BM) Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde icra ettiği harekat ve misyonlara katılımına ilişkin verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı tezkeresi de TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

08 Ekim 2019 Salı

Meclis Başkanvekili Levent Gök, gündeme geçmeden önce yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, yedi düvele karşı, emperyalizme karşı bağımsızlık savaşını kanla kazanan büyük bir devlet olduğunu belirtti.

Dört bir yanının düşmanlarla işgal edildiği, yokluklar içinde hiçbir korunağın bulunmadığı bir atmosferde, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşı ile kurulan bağımsız Türkiye'nin, hem siyasi hem ekonomik açıdan bağımsız olduğunun altını çizen Gök, "Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduğu zaman 'Bir devlet, eğer ekonomik açıdan da bağımsız olmazsa gerçek anlamda bağımsız olmaz.' demek suretiyle sanayi hamlelerini başlatmış ve Türkiye'yi dünyanın en itibarlı ülkeleri arasına getirmiştir." diye konuştu.

Herkesin gözünün bu topraklarda olduğu bir sırada, Kurtuluş Savaşı'nı başaran Türkiye'nin, dünyanın en itibarlı ülkelerinden birisi olduğuna dikkati çeken Levent Gök, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş Savaşı, dünyadaki bütün mazlum ülkelere ve insanlara da örnek olmuş, herkes Türkiye'yi örnek almıştır. Ülkemizin elbette iç sorunları vardır. Ama ülkemiz siyasi gelenekleriyle, demokrasi birikimiyle tartışarak, konuşarak bunları çözebilecek kudrette ve tecrübededir. Bu nedenle biz ülkemizdeki her türlü sorunumuzu görüşmek suretiyle akıllıca ve sorumluluk üstlenerek çözecek bir büyük birikime sahibiz.

Türkiye tehditlere pabuç bırakacak bir ülke değildir. Görkemli bir geçmişi olan, bağımsızlık savaşını kazanan Türkiye'ye, ülkemize, 'Ekonomik yönden seni çökertirim.' diyen ABD Başkanı'nın, bir zengin şımarıklığıyla söylediği bu sözleri kendisine aynen iade ediyoruz. Ülkemiz, dışarıdan telkinlerle terbiye edilecek, kendilerine göre yola getirilecek bir ülke değildir. Biz kendi işimizi kendimiz görürüz. Sorunlarımızı paylaşırız, gerekirse iç siyasette sert tartışmalarımızı yaparız ama bizim ülkemiz, bağımsız bir ülkedir. Başta ABD olmak üzere bütün devletler bilmelidir ki, Türkiye emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş Savaşı'nı, bugün de aynı şekilde devam ettirecek kadrolara ve ruha sahiptir."

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, ABD Başkanı Trump'un Türkiye'yi tehdit ettiğini; devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bu açıklamaları şiddetle kınadıklarını kaydetti.

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ise eli kanlı terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı olan PYD/YPG'nin, ABD'nin desteğiyle Suriye'nin kuzeyinde bir terör devleti kurmak istediğinin bilindiğine dikkati çekti.

Türkiye'nin, bu korsan yapıya, teşebbüslerin başladığı tarihten bu yana karşı durduğunu ve buna müdahale edeceğini, rıza göstermeyeceğini dile getirdiğini hatırlatan Bülbül, "Türkiye'nin bekleyecek zamanı kalmamıştır. Devlet, bu hain oluşumları yok etmeye muktedirdir. Her türlü tehdide karşı tavizsiz tutum sergilemek, 'bu milletin evladıyım' diyen herkesin boyun borcudur. Kimse bunu macera olarak görmeye çalışmasın." değerlendirmesinde bulundu.

Fırat'ın doğusunun "terör yuvası" olduğunu belirten MHP Grup Başkanvekili Bülbül, "Fırat'ın doğusundaki terör yuvaları, silahlı kuvvetler tarafından sivil ve masumlara zarar verilmeden bertaraf edilecektir." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de "ABD'nin başındaki zatın uzun süredir sürdürdüğü dengesiz, nezaketsiz üslubunu, devam ettirdiğini" belirtti.

Özel, "Bırakın diplomasi dilini, günlük dili, adabı, edebi terk edecek şekilde dönüp Türkiye Cumhuriyeti'ne had bildiren bir ABD Başkanı'nın haddinin bir an önce bildirilmesi gerekir. Gerekli cevabı vermek için neyi bekliyorsunuz? Parlamento burada, biz buradayız. Siz neredesiniz?" diye sordu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise Türkiye'nin önünde seçimsiz 4 yıl bulunduğunu, bu 4 yılın, polemik ve gerginlikler yerine hizmet, demokrasi, yatırımlarla ve özellikle ülke güvenliği ile ilgili konularda uzlaşma içinde geçirilmesini temenni etti.

Bugün yurt dışına asker gönderilmesiyle ilgili iki tezkerenin görüşüleceğini anımsatan Turan, yarın da yargı reformu teklifinin görüşmelerine başlanmasının planlandığını bildirdi.

Bülent Turan, 6-7 Ekim olaylarının 5. yılında, şehitleri rahmetle andığını belirtti.

ABD Büyükelçiliğinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ilgili beğenisini kabul edilemez bulduklarını ve şiddetle kınadıklarını dile getiren Turan, "Sayın Bahçeli'nin sağlığına ilişkin bu alçakça ifadenin beğenilmesi, basit bir hata olarak değerlendirilemez. İki defa özür dilense de bunu yeterli bulmuyoruz. Dışişleri Bakanlığının ve büyükelçiliğin bu olayı ciddiyetle soruşturmasını takip ediyoruz." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Turan, Devlet Bahçeli'ye geçmiş olsun dileklerini iletti.

TBMM Başkanvekili Levent Gök de Devlet Bahçeli ile ilgili atılan tweetin beğenilmesinin Meclise karşı yapılmış bir hakaret olduğunu belirterek, "Sayın Bahçeli, Meclisimizin üyesidir. Bu olayın siyasi literatürde yeri yoktur. Haddi aşan bir durumdur." diye konuştu. Gök, Bahçeli'ye geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Levent Gök, Milli Sarayların yeniden Meclis Başkanlığına bağlanması için TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un bir çaba içinde olacağını ifade ettiğini aktararak, "Simgesel anlamından dolayı Mili Saraylar tekrar Meclise iade edilmelidir." görüşünü dile getirdi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için, 6-8 Ekim 2014'te yaşanan Kobani olaylarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Meclis Genel Kuruluna getirdi.

HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, 6-8 Ekim 2014'te yaşanan olayların açıklığa kavuşması için Meclis araştırma komisyonu kurulmasını talep ettiklerini söyledi.

AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, 6-8 Ekim olaylarının 5. yılında, Yasin Börü başta olmak üzere şehit vatandaşlar için Allah'tan rahmet diledi. 6-8 Ekim olaylarının zihinlerdeki canlılığını halen koruduğunu belirten Çelebi, HDP'nin çağrısı üzerine Kobani bahane edilerek, Türkiye genelinde PKK yandaşlarının şiddet olaylarının yaşanmasına sebebiyet verdiğini kaydetti.

Milletvekili Çelebi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın çağrısı üzerine sokağa inen terör yandaşlarının, masum insanları mübarek bayramda katlettiğini söyledi.

HDP Genel Merkezi'nin Twitter hesabından o dönem yapılan paylaşımı da okuyan Çelebi, bu çağrı üzerine ülkede yaşanan duruma dikkati çekti.

AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, "Öldürülen onlarca vatandaşımız Kürt idi. Türkiye bu vahşeti unutmadı ve asla da unutmayacak. Biz özellikle çocuklarımızı okutup doktor, hâkim, savcı, avukat, öğretmen olmalarını istiyoruz. Siz ise onları, birilerinin siyasi maşası haline getirip işte bugün Suriye'nin, Irak'ın bir kesiminde olduğu gibi gerçekten onları paralı asker haline getiriyorsunuz. Sizin bu siyasetinize Kürt ve Kürt çocuklarını alet etmeyeceğiz." dedi.

Çelebi'nin bu sözlerinin ardından HDP ve AK Partili milletvekilleri arasında sözlü sataşma yaşandı.

Yapılan oylama sonucunda HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

AK Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için, Genel Kurul'un bugünkü birleşiminde Cumhurbaşkanlığı Tezkerelerinin okunarak görüşülmesini, grup önerisi olarak getirdi. Yapılan oylamada AK Parti'nin önerisi kabul edildi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, yerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

TBMM Genel Kurulunda, verilen aranın ardından, Cumhurbaşkanlığı tezkerelerinin görüşmelerine başlandı.

Irak ve Suriye'ye sınır ötesi operasyon konusunda Cumhurbaşkanına verilen iznin bir yıl uzatılmasına ilişkin tezkere, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla gönderilen tezkerede, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenlik açısından taşıdığı risk ve tehditlerin artarak devam ettiği kaydedildi.

Türkiye'nin, komşusu Irak'ın toprak bütünlüğünün, milli birliğinin ve istikrarının korunmasına büyük önem atfettiği belirtilen tezkerede, "Diğer taraftan Irak'ta PKK ve DEAŞ unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere Suriye'de mevcudiyetini sürdüren terör örgütleri, ülkemize yönelik eylemlerini sürdürmektedir." ifadesi kullanıldı.

Suriye'de, Fırat'ın doğusunda sınıra mücavir alanlarda meşru ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda bir güvenli bölgenin tesisine yönelik faaliyetlerin devam ettirildiğine yer verilen tezkerede, Astana Süreci ile başlayan ateşkesin kalıcı barışa ve çözüme ulaştırılması yönünde Türkiye'nin ilgili diğer ülkelerle yürüttüğü çalışmalarda önemli mesafe kaydedildiği vurgulandı.

Bu bağlamda Türkiye'nin, Suriye sınırları içinde ilan edilen İdlib gerginliği azaltma bölgesinde terör faaliyetlerinin sonlandırılması, huzur, barış ve güvenliğin sağlanması bağlamında yükümlülükler üstlendiğine işaret edilen Cumhurbaşkanlığı tezkeresinde, şunlar kaydedildi:

"Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak, DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye'nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır.

Bu mülahazalar ışığında, Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için izin süresinin, 30 Ekim 2019 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım."

Tezkere üzerine söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, İYİ Parti olarak bu yıl da bu izin yetkisini vermekte hiçbir tereddüt göstermeyeceklerini belirtti.

Bu kararlarında belirleyici unsurun, Türkiye Cumhuriyeti'nin var oluşuna yönelik tehditlerin ciddi boyutlara ulaşmasından kaynaklandığını dile getiren Çıray, "En hayati yüksek çıkarlarımız tehlikededir. Tehdit ve tehlike bu kadar açık ve somutken biz tezkereye 'hayır' demeyi aklımızdan bile geçirmeyiz." diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın dün akşamki Türkiye'ye yönelik Twitter mesajlarını eleştiren Çıray, "Trump, dün akşamki tweet'i ile Türk milletini tehdit etmek ve küçük düşürmekle kalmamıştır, Cumhurbaşkanı'nda somutlaşan iktidarı da feci ve aldatıcı bir tuzağın içine çekmiştir." ifadesini kullandı.

Türk milletini, bu yüce çatısı altında yer alan bütün milletvekillerini, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu hakarete gereken cevabı gerekli ağırlıkta vermeye davet ettiğini söyleyen Çıray, ilk iş olarak Trump'ın, Beyaz Saray davetinin geri çevrilmesi gerektiğini kaydetti.

Çıray, dış ve iç politika ile ekonomi alanında atılması gereken adımlar konusunda da önerilerinde bulundu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, "Biz bu tezkerelere içimiz yana yana 'evet' demeyeceğiz, gönül rahatlığı ile 'hayır' diyeceğiz." dedi.

Türkiye'nin 40 yıldır sınır ötesi operasyon yaptığını belirten Özsoy, "Geldiğimiz noktada Kürt sorunu konusunda en kritik dönemi yaşıyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin güvenlik kaygılarının "doğru olmadığını" savunan Özsoy, "Kürtlerin Suriye'de Kuzey Irak'takine benzer bir bölgeye sahip olmaları gerçek bir tehdit olarak görülüyor." ifadesini kullandı.

"Bu meseleler tezkerelerle çözülmez." diyen Özsoy, "Bir an önce Suriye'de istikrarlı, demokratik bir rejimin ortaya çıkması gerekiyor. Suriye'de olan bütün ülkelerin oradan zaman içinde çıkması gerekiyor. Suriye ile ilgili masada herkes var ama orada yaşayan halklar yok." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, hükümetin Suriye politikasına ilişkin eleştirilerde bulundu.

"Bir ülkenin muhatabı başka bir ülke olmalıdır. Bizim muhatabımız terör örgütleri olamaz." diyen Özkoç, "Bize kimse ama kimse ABD de dahil ne yapacağımızı söyleyemez. Ne yapacağımızı yüzyıllara dayanan devlet kültürümüzle, tarihi birikimimizle biz biliriz." dedi.

Torba yasa gibi "torba tezkere" getirildiğini, her ülkenin kendine özgü koşullar taşıdığını belirten Özkoç, Meclisin elinden birine "evet" birine "hayır" deme tercihinin alındığını savundu.

"Birlikte çözüm aradığınız ABD lideri dün bilgisayarı başında, tüm dünya nezdinde Türkiye'ye, size ültimatom verdi." ifadesini kullanan Özkoç, "Tehdit bile değil. Yekten Türkiye'yi aşağıladı. Ben Cumhuriyet çocuğuyum, bu ülkenin evladıyım. Benim ağrıma gidiyor, sizin ağrınıza gitmiyor mu?" diye sordu.

Hükümete bazı uyarılarda bulanacaklarını belirten Özkoç, şunları kaydetti:

"Bütün görüşmelerde Suriye'de toprak bütünlüğüne duyulan saygıyı tekrarlamalıyız. Harekatın amacını, süresini ve öngörülen sonuçlarını açıklamalıyız. Suriye, Şam ile Esad ile aracısız konuşmayı başarmalıyız.

PKK, IŞİD ve tüm terör örgütlerine karşı sınır güvenliğimiz önemlidir, korumalıyız. Bölge halkının can ve mal güvenliğini garanti etmeliyiz. Adaletli olacağımızı, Türk askerinin adalet dışında bir zulme asla alet olmayacağını bölge halkına iyi anlatmalıyız. Kimseye ayrımcılık yamayacağımızın sözünü vermeliyiz.

İç politikada savaştan çıkar sağlayan tutumu bir kenara bırakmalıyız. Çocukların kanı üzerinden siyasi hatalarınızı asla temizlemeye kalkmamalısınız.

Yanlış dış politikanız nedeniyle bugüne kadar karşı karşıya kaldığımız bir gerçek var, bizim askerlerimiz maalesef orada. Onların can güvenliği ve hayatı, bizim her şeyimizdir. 'Hayır' demememizin, evlatlarımız için olduğunu gayet iyi bilin; vatanımız, onurumuz için olduğunu gayet iyi bilin; bölgenin barışı için olduğunu gayet iyi bilin. Biz, vatanın, milletimizin, ordumuzun, bayrağımızın yanında durmaya devam edeceğiz. Siz de artık gerçekleri görün ve emperyalistlerin eş başkanlığını yapmaktan vazgeçin."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.