TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda "Asya Verimlilik Teşkilatı Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi" kabul edildi.

02 Ekim 2019 Çarşamba

Yeni yasama yılının ilk oturumunda, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut "26 Eylül-5 Ekim 1932'de gerçekleştirilen Birinci Türk Dil Kurultayı Yıl Dönümü ve Türk Dil Bayramı" konusunda gündem dışı konuşma yaptı.

Durgut, Türk Dil Kurumunun, 87 yıl önce Türk dilinin güncel sorunlarıyla ilgilenerek çözüm yolları bulmak ve Türk dili üzerinde bilimsel araştırmalar yapmak için kurulduğunu belirtti.

Türkiye'de Dil İnkılabının, temel unsurları öz Türkçe olan milli bir dil oluşturmak gayesiyle başladığını ancak sonradan "bütün unsurları öz Türkçe olan bir dil uydurmak" şeklinde yozlaştırıldığını dile getiren Durgut, bu tutumun, dilin politikaya alet edilerek toplumun bilgiden, hikmetten ve irfandan mahrum bırakılması olduğuna dikkati çekti.

Durgut, 1950'de devlet gücüyle dilde tasfiyecilik hareketine son verilse de 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra tasfiyecilik hareketlerinin daha şiddetli ve acımasız bir hal aldığını, dilin anlatım gücünün zayıflatıldığını vurguladı.

Ahmet Haşim, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet gibi nice şairlere birbirinden güzel şiirleri söyletmeye muktedir Türkçenin, çoraklaşmaya başladığını ifade eden Durgut, şunları kaydetti:

"Maksadım, Türk Dil Bayramı sonrasında karamsar bir tablo çizmek değil ama bu vesileyle Türkçemizin meselelerine dikkati çekmek ve çözüm yolları üzerinde düşünmeye çağırmaktır. Şimdi gençleri, Türkçeye altın çağını yaşatmış şairlerle yazarlarla yeniden tanıştırmalıyız. Anaokullarından başlayarak dil ve geleneği yaşatan hikayeleri, deyişleri, fıkraları yeni nesillere aktarmaya ve dilin yeniden can kazanmasına çalışmalıyız. Gençlerin günlük ve basit düşünceden, ilmi düşünceye, felsefeye, edebiyata taşıyacak bir dil zenginliğini, kelime hazinesine kavuşturmalıyız. Özenli, nezih ve doğru Türkçe'yi eski Meclis tutanaklarında, eski radyo programlarında, sahaflarda saklı bırakmayıp ona tekrar hayat kazandırmalıyız."

Genel Kurulda, MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu "İstanbul'da gerçekleşen deprem", CHP Bursa Milletvekili Erkan Aydın "Bursa'da işsizlik ve ekonomik krizin etkileri" konularında gündem dışı konuşmalar yaptı.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, önceki yasama yılında çıkarılan 42 kanunla Meclisin, kurulduğu günden bu yana belki de en düşük performansla çalıştığını söyledi.

Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesine çıkmasının yolunun demokrasi olduğunu belirten Dervişoğlu, Meclisin etkisizleştirilmesi ya da itibarsızlaştırılmasına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. Dervişoğlu, hükümetten de aynı hassasiyeti görmeyi arzuladıklarını dile getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, yeni yasama yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurum ve kurallarıyla, ilke ve esaslarıyla kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmalara devam edeceklerini dile getirdi.

"Bizim için sistem tartışmaları bitmiştir." diyen Akçay, Meclisin, yeni hükümet sistemiyle asli işlev ve işlerini etkin şekilde yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

MHP olarak yeni yasama yılında da milletin hassasiyet, hedef ve beklentilerine tercüman olmaya devam edeceklerini söyleyen Akçay, "Müzakere ve uzlaşmayla, milletimizin lehinde tavır ve tutumla Meclis çalışmalarına katkı sunacağız." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Meclisin, önceki yıllara göre en kötü performansı gösterdiğini öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, şöyle konuştu:

"İki yıl önce rejime kasteden Anayasa değişikliği yapılırken neyi eleştirdiysek, bu süreçte o eleştirilerimizin, özellikle Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerinin şikâyetlerine dönüştüğünü duyduk. Söylemeye üzülüyorum ama 'Bakanlar, Meclisin önünde yemin etmenin dışında Meclisten güvenoyu almaz ve Meclis tarafından siyaseten sorgulanabilecekleri güvenoyu mekanizması ya da sözlü soru gibi imkânlar Meclisin elinden alınırsa, bu bakanlar milletin bakanı olmaktan çıkıp sarayın bakanı olmaya dönüşürler.' demiştik. Bu yaz Adalet ve Kalkınma Partisi bunu konuştu."
FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporu'na değinen Özel, "milletin vekillerinin 15 Temmuz'un tüm yönleriyle araştırılmasıyla ilgili çabasını engellemeye çalışanlar olduğunu" iddia etti.

Bu konuda tüm partilerin, daha önceden görevlendirdikleri milletvekillerine, onların emeklerine, komisyonun raporuna sahip çıkması gerektiğini söyleyen Özel, şöyle konuştu:

"Gerekirse İçtüzük'te yapılabilecek her türlü değişikliklerle, komisyon raporunun bu dönemde de görüşülmesinin mümkün kılınması ya da bu konuda bir genel görüşme açılması son derece uygun olacaktır. Konu hakkında partimiz bir pozisyon almadan önce diğer partilere bu konudaki açık davetimizi iletiyoruz. Bir uzlaşı olursa bir genel görüşmede görüşülebilir ama böyle bir uzlaşı yoksa da konuyu önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz."

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, muhalefetin eleştirilerinin bir kıymetinin olması için Meclise bir öneri sunması gerektiğini ifade etti. Muş, "Partiler, yapılan Anayasa değişikliğiyle ilgili eleştirilerini tabii ki ortaya koyabilirler fakat yaptığınız eleştiri kadar kendiniz de TBMM'ye bir alternatif sunarsanız bir anlamı olur. Nasıl bir sistem hayaliniz varsa, ne öneriyorsanız getirirsiniz Meclise. Milletvekilleri, önerinizle alakalı kanaatlerini belirtirler, uygun görürse Meclisten geçer, millete gider. Elinizdeki alternatifi de sunmazsanız hiçbir inandırıcılığınız olmaz." diye konuştu.

Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç ise Özel'in kaybolduğu ya da yok sayıldığı iddia edilen FETÖ'nün 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporu'na ilişkin sözlerine cevap verdi. Bilgiç, Meclis Başkanlığına sunulan bir rapor olduğunu belirterek, "Bu raporun olmadığını da kimse söylemiyor ancak Meclis Başkanlığı tarafından İçtüzüğe göre tekâmül etmiş bir rapor gelmiş değil. Onun için de o rapor bastırılamıyor." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, CHP'nin "basının mali sorunları"na ilişkin grup önerisi ele alındı.

CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, önergenin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla verildiğini söyledi.

AK Parti hükümeti döneminde yandaş medya oluşturulduğunu, muhalif tüm seslere ise "cadı avı" yapıldığını öne süren Aygun, "Bugün muhalif birçok gazeteci cezaevinde bulunmaktadır. Basın hiçbir zaman bu kadar kötü duruma düşmemişti. Birçok gazeteci kardeşimiz ekonomik nedenler dolayısıyla işsiz kalmıştır. Sektör önemli bir istihdam kapısıdır. Ekonomik durgunluk sebebiyle resmi kurumlar ilana çıkamaz hale gelmiş, medya can çekişmektedir. Basını kurtarmak için acil destek paketi hazırlamak zorundayız. Çalışan gazetecilerin koşulları iyileştirilmelidir." diye konuştu.
İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de demokrasinin 4. kuvveti olan basın sektörünün oldukça zor durumda bulunduğunu ifade etti.

Basının can damarının, reklam ve ilan gelirleri olduğunun altını çizen Öztürk, "Ulusal basının yanında yerel basın da zor günler geçirmektedir. Yerel medya biz siyasetçilerin yerelde sözcüsüdür. Yereldeki sözcülerimiz için el ele vererek bir araştırma komisyonu kurulması önemlidir." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da maddi sıkıntı yaşayan yerel basın için gerekli desteğin verilmesini istedi.

HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise basın sektörünün dar boğaza girmesinde iktidarın sorumluluğunun büyük olduğunu öne sürdü.

Sektörde çalışanların koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini dile getiren Kerestecioğlu, "Genellikle yapılan teşvikler çalışanların maaşlarına yansımaz, işletmenin sahibini desteklemektedir. Basının toplum yararına denetim görevini yerine getirebilmesi için acil yardım paketine ihtiyaç vardır." dedi.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey ise yazılı basının girdilerinde yaşanan artış karşısında AK Parti Hükümetinin yerel basının gelirlerinin artırılması yönünde attığı adımların takdire şayan olduğunu söyledi.

Basın sektörüne destek olunması adına resmi ilan fiyatlarına yapılan zamların ortada olduğunu vurgulayan Canbey, "Ayrıca vergi ve sigorta primlerinin yatırılmasında tüm sektörlerde olduğu gibi basın sektörü de yararlanmıştır. Hükümetimiz döneminde milyonlarca liralık kaynak gazetelere aktarılmıştır. Bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da medyanın özgür düşüncesini kamuoyuna yansıtmaya devam edeceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan Danışma Kurulu önerisi ele alındı. TBMM Genel Kurulu'nun yarın toplanmaması önerisi, milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.
HDP, belediyelere kayyum atamalarına ilişkin verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak, TBMM Genel Kuruluna getirdi.
HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, "Yüksek Seçim Kurulunun 'Seçime girebilir' dediği bir kimseye İçişleri Bakanlığı olarak 'Bu beni ilgilendirmez, Anayasa'yı da yasaları da Yüksek Seçim Kurulu kararlarını da uygulamıyorum' derseniz, bırakın hukuk devleti olmayı, kanun devleti bile olamazsınız." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel kayyum atamalarını eleştirerek AK Parti'nin 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra kendi varlığını tartışmaya açtığını öne sürdü.

AK Parti'nin demokrasiyi bir araç olarak gördüğünü ileri süren Özel, "AK Parti seçimlerde kendisi kazanıyorsa milli iradeyi yüceltiyor, başkaları kazanıyorsa onu hiçe sayıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ne kadar yanlışsa, yüksek oy oranıyla seçilen HDP'li belediye başkanlarının görevinden alınması da o kadar yanlıştır. Fakatsız, amasız kınıyoruz." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, milletin verdiği her karara saygılı olduklarını, millete "göbeğini kaşıyan adam" diye bakmadıklarını söyledi.
İstanbul seçiminde halkın verdiği karara saygı duyduklarını belirten Muş, "Kayyum atanan belediye başkanlarıyla ilgili dosyalara bakmış olsaydınız içeriğini görürdünüz. Kayyum işlemi ile ilgili kamuoyu yoklamalarına baktınız mı? Milletin ne dediğine baktınız mı? Birileri oturdukları makamları vatandaşa hizmet için değil de örgüt için kullanıyorsa buna izin vermeyeceğiz. Seçilmiş olmak, kimseye milleti canından bezdiren örgüte yardım etme hakkını vermez." değerlendirmesini yaptı.

HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan, İYİ Parti'nin deprem hazırlıklarına ilişkin grup önerisi de kabul edilmedi.

Genel Kurulda Tıbbi ve Aromatik Bitki Çeşitliliğinin Korunmasında, Bunların Üretiminde ve Pazarlanmasında Karşılaşılan Sorunlar ile Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu ile Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS), SMA, Multipl Skleroz (MS) ve Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile Kesin Tedavisi Bilinmeyen Diğer Hastalıklarda Uygulanan Tedavi ve Bakım Yöntemleri, Bu Hastalıklara Sahip Kişiler ile Yakınlarının Yaşadıkları Sorunların ve Çözümlerinin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu ve Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu'nun çalışma süreleri 1 ay süreyle uzatıldı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, HDP'ye yönelik, "Siz terör örgütünün acentesisiniz. Bir taraftan demokrasiden, kardeşlikten ve barıştan söz ediyorsunuz, diğer taraftan dağa adam çıkarıyorsunuz." dedi.

"Asya Verimlilik Teşkilatı Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi"nin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu'nda bazı HDP'li belediyelere kayyum atanması tartışma konusu oldu.

Mehmet Muş, HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan'ın kayyum atamalarının "hukuksuz" olduğuna yönelik iddialarına yerinden söz alarak cevap verdi.

HDP'li vekillere "Neden çocukları dağa kaçırılan annelere sahip çıkmıyorsunuz?" diye soran Muş, şöyle konuştu:

"Konuşmaları dinlerken her şey güllük gülistanlık, terörle hiç alakası olmayan bir parti konuşuyormuş gibi bir hissiyat oluşuyor ama gerçekler öyle değil. Diyarbakır'daki aileler 'benim çocuğumu dağa götüren HDP'dir' diyor. Siz terör örgütünün acentesisiniz. Diyarbakır'daki anneleri niye görmüyorsunuz? Bir taraftan demokrasiden, kardeşlikten ve barıştan söz ediyorsunuz, diğer taraftan dağa adam çıkarıyorsunuz. Bunlar böyle riyakar bir siyasi partidir. Anneleri tehdit edeceksiniz, kaçırılan çocuklar için sesinizi çıkarmayacaksınız. Garibanların çocuklarını dağa göndereceksiniz, sizin çocuklarınız plajlarda vakit geçirecek. Bunlardan daha fazla faşist bir parti bulamazsınız." diye konuştu.

Mehmet Muş, HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, AK Parti'nin Kürtçe'yi her yerde yasaklama gayreti içinde olduğunu öne sürmesi üzerine de HDP'nin yalan üzerine bir siyaset kurduğunu söyledi.

Türkiye'de Kürtçe konuşma yasağının AK Parti iktidarları döneminde ortadan kaldırıldığının altını çizen Muş, HDP'nin siyaset çizgisini artık değiştirmesi gerektiğini dile getirdi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da HDP'li milletvekillerinin milli kimlikle problemli olduğunu, kayyumların sadece HDP'ye yönelik bir idari işlem olmadığını kaydetti.

Daha önce farklı partilere mensup belediyelere de kayyum atandığına işaret eden Akçay, "İçişleri Bakanlığının kanunlardan aldığı yetkiye dayanarak yaptığı bir idari işlemdir. Bu işlemlere yargı yolu da açıktır. Sadece bir partiye yönelik tasarruf söz konusu değildir." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, "AKP'nin, kayyum uygulamalarını anlatamadığını" savunarak, "Yolun sonuna gelmişsiniz. Atadığınız kayyumları açıklayamadınız. Şimdi de anneleri kapımıza gönderdiniz. O anneler başımızın tacıdır. Anneler arasında çocukları 20 yıldır dağa gidenler var. Dağ yolunu açan gençleri oraya gönderen sizin siyasetinizdir." dedi.

Teklifin görüşmeleri sırasında söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Türkiye'nin yaşadığı başarısız dış politikaların temelinde "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kurmaylarının ideolojik takıntılarının yattığını" öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye ile ilgili söylemlerinin olumsuz yönde yansımalarına şahit olunduğunu iddia eden Çıray, şunları kaydetti:

"(Şam'a gireceğiz) derken Şam'ın nüfusundan çok Suriyeli Türkiye'ye geldi. Ecevit ve Erbakan 'bir sabah ansızın geliyoruz' demeden Kıbrıs'a çıkıverdiler. Etkili, sözü sonuç getiren liderlik böyle yapılır. Aksi halde bir de bakmışsınızki papaz uçmuş. Bunları kimseyi üzmek, kimseyi kızdırmak için söylemiyorum. İYİ Parti olarak uyarı görevimi yapıyorum. Dün Öcalan'ı beraber teslim aldığınız müttefikimiz ABD'nin komutanları, şimdi onun teröristleri ile resmen işbirliği içerisindeler. ABD başkanının özel temsilcisi ülkemizin arananlar listesindeki Şahin Cilo ile beraber resim veriyor. Bu hem Washington'daki dostlarımız için utanç resmi hem de Sayın Erdoğan ve çevresindekilerin siyaseten iflasının ilanıdır."

MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Asya Verimlilik Teşkilatının kar amacı gütmeyen uluslararası bölgesel bir kuruluş olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin, Asya Verimlilik Teşkilatına üyeliği ile olumlu getirilerin elde edilmesinin söz konusu olduğunu dile getiren Özdemir, "Anlaşmaya katılmamızın ülkemize katkısı tartışılmazdır. MHP olarak bu anlaşmaya destek veriyoruz. Asya kıtasında öne çıkan bazı önemli kuruluşlar bulunmaktadır. Asya kıtası, özellikle küresel barışın korunmasında önemli bir yer kaplıyor. Türkiye de bu anlamda Türk dünyasını merkeze alacak bir Asya stratejisini benimsemelidir. Özellikle Türk dünyası ülkeleriyle ortak üretim, ortak pazar, ortak güvenlik ve en önemlisi de ortak gelecek stratejisi benimsenmelidir." diye konuştu.

Konuşmaların ardından "Asya Verimlilik Teşkilatı Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi" kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşimi 8 Ekim Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.