TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Levent Gök başkanlığında toplandı. Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin 1. Bölümü kabul edildi.

16 Temmuz 2019 Salı

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Levent Gök başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, TBMM Dilekçe Komisyonu üyelerinin geçtiğimiz günlerde Tarsus Cezaevini ziyaret ettiğini söyledi. Söz konusu cezaevinin 13 kampüs cezaevinden biri olduğunu, Adalet Bakanlığının, günümüz şartlarına uymayan, modernize olmayan 347 cezaevini kapattığını belirten Tamer, "Tarsus Cezaevinde gördüğümüz manzara hakikaten takdire şayan bir durum." ifadesini kullandı.

CHP Bursa Milletvekili Yüksel Özkan, Bulgaristan Türklerinin Türkiye’ye göç etmesinin 30. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, Osmanlı devletinin Balkanlardan çekilişinin ardından, başta Bulgaristan olmak üzere Balkan ülkelerinde mevcut hükümetlerin, Türk ve Müslümanlara yönelik sistematik olarak asimilasyon ve baskı politikaları izlediğini dile getirdi.

Bulgaristan Türklerinin 1989 yılında Türkiye'ye zorunlu göçünün üzerinden tam 30 yıl geçtiğini anlatan Özkan, "Büyük göçün ardından 30 yıl geçmesine rağmen Bulgaristan Türklerinin birçok sorununun hala çözüm beklemesi ülkemiz açısından son derece üzücü bir durumdur." dedi.

AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, AK Parti hükümetlerinin, 2002 öncesine göre vatandaşların üzerindeki vergi yükünü hafiflettiğini belirterek, "Dolaylı, dolaysız vergileri bir havuzda topluyoruz. Yine vatandaşın hizmetine sunuyoruz." dedi.

İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için "vergi sistemindeki adaletsizliklerin azaltılması, ekonomideki kayıt dışılık oranının düşürülmesine" ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.

İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, vergide adalet denildiğinde, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasının anlaşıldığını, ancak Türkiye'de vergi yükünün yıllardır işçilerin, kamu emekçilerinin üzerinde olduğunu söyledi.

Patronu kadar vergi ödeyen işçilerin, profesyonel futbolculardan daha fazla vergi ödeyen memurların olduğunu ifade eden Erel, kamyon şoförlüğü yapan biri ile son model araca binen birinin akaryakıta ödediği verginin aynı olmasının vergi adaletinin neresine sığdığını sordu.

Erel, dolaylı vergilerin toplam vergi içindeki payının, dolaysız vergiden yüksek olduğu ülkelerde vergi adaletinden söz edilemeyeceğini kaydetti.

HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, adil olmayan bir vergi sistemi bulunduğunu ifade ederek, toplumun kayıt dışı kalmayı tercih ettiğini, devletini çok da iddia edildiği gibi benimsemediğini savundu.

CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, gelir vergisinde adaletli davranılması gerektiğini dile getirerek, "Vergiyi alt gelir gruplarının üzerine yıktınız. Vergi barışı altında kimseyi beslemeyin." dedi.

AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, 2002'de yüzde 32,4 olan kayıt dışı ekonominin şu anda yüzde 26,8 seviyesinde olduğunu vurguladı.

KDV'nin dolaylı vergilerden biri olduğuna işaret eden Aydemir, sağlıkta ve eğitimde yüzde 18 olan KDV oranlarını yüzde 8'e, temel gıdadaki KDV oranını ise yüzde 8'den yüzde 1'e indirdiklerini anımsattı. Aydemir, "AK Parti hükümetleri öncesinde dolaylı vergilerde azalış vardı da AK Parti hükümeti mi yükselti? Hayır. Yeni vergi türevi çıkarmadık, hiçbir vergi oranını yükseltmedik. 2002 öncesi vergi sistemi ile şimdiki vergi sistemine baktığınızda AK Parti hükümetleri vatandaşların üzerine yük bindirmemiş, yükü hafifletmiştir. Dolaylı, dolaysız vergileri bir havuzda topluyoruz. Yine vatandaşın hizmetine sunuyoruz. AK Parti'den önce vergilerin yüzde 86'sı faize gidiyordu." diye konuştu.

Konuşmaların ardından İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Bu arada Genel Kurulda, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Dilekçe Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonunun, tatilde ve ara vermede de çalışma talebine ilişkin başkanlık tezkereleri kabul edildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Tunceli'nin Ovacık ilçesi kırsalında terör örgütü PKK'nın döşediği patlayıcıya basan 2 çocuğun hayatını kaybetmesine ilişkin, "Bu terör saldırısıyla bir kez daha gördük ki alçak teröristlerin hiçbir kutsalı yok. Geçmişte defalarca yaptıkları gibi yine savunmasız çocukları hedef alan PKK terör örgütünü lanetliyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki terörle mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecek." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Tunceli'nin Ovacık ilçesi Bilgeç köyünün Çakılyayla mezrası yakınlarında terör örgütü PKK'nın döşediği patlayıcı sonucu 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ile 4 yaşındaki Nupelda Güloğlu'nun hayatını kaybettiğini belirterek, "Her dem barış güzellemeleri yapan, insan haklarından, evlat sevgisinden bahseden, çiçek böcekten hiç ayrılmayan PKK seviciler nasıl bir tepki verecek onu merak ediyorum. Milletimizden de rica ediyorum; lütfen bunların tepkilerini takip edin, sonra onların insanlıktan, barıştan bahseden sözlerini alın, suratlarına çalın." dedi.

Türkkan, dün 15 Temmuz darbe girişiminin 3. yılı olduğunu anımsatarak, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki hain darbe girişimi sırasında Ankara'da Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda darbeci generali vurduktan sonra şehit edilen Ömer Halisdemir'in mezarı başında ailesinin bir anma yaptığını ancak vali, belediye başkanı ve AK Parti Niğde milletvekillerinin anmaya katılmadığını söyledi. Türkkan, "Aradan 3 sene geçmesine rağmen, vefasızlığa bu kadar terk ettiğimiz bu kahramanları, bizden 15-20 sene sonra gelecek kuşak nasıl hatırlar, onu takdirlerinize arz ediyorum." diye konuştu.

Türkkan, işsizliğin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9'dan yüzde 13'e yükseldiğini yani yüzde 50 arttığını söyledi.

Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmelere değinen Türkkan, "Hükümetin, Akdeniz'de yaşanan bunca olaya karşılık herhangi bir acil eylem planı var mı veya sessizce bu olanları seyretmek Türkiye'nin ne kadar daha devam edeceği bir strateji, bir siyaset olacak; bunu merak ediyorum." ifadesini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise Avrupa Birliğinin (AB) Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetlerine ilişkin aldığı kararlara değinerek, "Doğu Akdeniz'le bağı olmayan ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve Almanya hiçbir hukuki hakkı olmadan orada cirit atarken KKTC ve kıta sahanlığımızda arama yapmamızı hiçbir güç engelleyemez." dedi.

Akçay, Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmelerin sadece birkaç doğal gaz kaynağına sahip olma yarışı olmadığını, Türkiye'nin egemenlik haklarına sahip çıkma, Kıbrıs'ta Türk varlığının ve KKTC'nin hak ve hukukunu garantiye alma ve uluslararası hukuku işletme faaliyeti olduğunu söyledi. Akçay, "Tüm dünya bilmelidir ki KKTC yalnız değildir. Türkiye uluslararası hukuktan doğan bu hakkından asla vazgeçmeyecek, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda arama ve sondaj çalışmalarına devam edecektir. Bu konuda yapılacak çalışmalarda ve faaliyetlerde de başarılar diliyoruz." diye konuştu.

Tunceli'de terör örgütünün döşediği patlayıcı sonucu iki kardeşin hayatını kaybettiğini anımsatan Akçay, "Başta ailesine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum ve bu kadar vahşiyane eylemleri yapan terör örgütünü bir kez daha lanetliyorum. Çoluk çocuk demeden tüm vatandaşlarımızın hayatına kasteden, kundaktaki bebeğe kurşun sıkan PKK terör örgütünü ve bunlara destek veren yerli iş birlikçileri ile destek veren yabancı ülkeleri bir kez daha şiddetle kınıyorum." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, TÜİK'in nisan ayı işsizlik verilerini açıkladığını belirterek, işsizlikte bir azalmanın görülmediğini söyledi. Oluç, "Bugünkü rakamlara baktığımızda bu hedefler ile gerçeklerin uyuşmadığını görüyoruz ve gençleri işsizlik, yoksulluk ve geleceksizlik sarmalında tutan ekonomi politikalarını bu iktidar sürdürmeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Oluç, Tunceli'de iki çocuğun hayatını kaybettiği patlamaya ilişkin, şu görüşleri paylaştı:

"Başsağlığı ve sabır diliyoruz. Çok acı bir şey. Acılarını gerçekten yürekten paylaşıyoruz. Milletvekilimiz Alican Önlü bugün cenazeye de katıldı, orada aileleriyle de görüşmeler yapıyor. Türkiye'de yaşanan sorunlardan dolayı çocukların hayatlarını bu şekilde kaybetmesi ilk değil elbette, inşallah son olur diye düşünüyoruz. Masum çocukların bu şekilde hayatlarını kaybetmeleri çok büyük acı veriyor. Bu konunun araştırılması için önümüzdeki günlerde Meclise de bir araştırma önergesi indireceğiz, bunu tartışmak istiyoruz bizler de. O zaman herkesin bu konudaki tavrını bir kez daha görmüş olacağız."

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise yoğun bir orman varlığı, zengin bitki çeşitliliği ile jeotermal kaynaklara sahip Murat Dağı'nda siyanürle altın aranmak istendiğini belirterek, "Bölge, 1970'te 7,2 büyüklüğünde deprem meydana getiren Gediz-Emet fay hattının neredeyse üzerinde. Burada siyanür havuzu kurmak felakete davetiye çıkartmaktır." dedi.

Özkoç, Tunceli'de iki çocuğun patlamada hayatını kaybetmesinin kendilerini derinden üzdüğünü dile getirerek, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi. Özkoç, Meclisin bu konuyla ilgili hassasiyet göstermesini temenni ettiğini söyledi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Tunceli'nin Ovacık ilçesinde terör örgütü PKK'nın döşediği el yapımı patlayıcıya basarak yaşamını yitiren 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ile 4 yaşındaki Nupelda Güloğlu'na Allah'tan rahmet, ailesine ise başsağlığı diledi.

Ayaz ve Nupelda Güloğlu'nun acısının yüreklerini yaktığını ifade eden Muş, ilgili bakanlardan aldığı bilgiye göre, acılı anne ve babaya destek olmak ve acılarını paylaşmak için devletin tüm imkanlarını seferber ettiğini söyledi.

Muş, şöyle devam etti:

"Bu terör saldırısıyla bir kez daha gördük ki alçak teröristlerin hiçbir kutsalı yok. Geçmişte defalarca yaptıkları gibi yine savunmasız çocukları hedef alan PKK terör örgütünü lanetliyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki terörle mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecek. Devletimiz bu teröristlerin peşini bırakmayacak ve eninde sonunda çocuk katili PKK terör örgütü tamamen ortadan kalkacak ve onun destekçileri, yalakları, kurmalı sözcüleri yargı önüne çıkartılarak hesap verecek."

Patlayıcının Jandarma karakoluna 3 kilometre mesafede yerleştirildiğini ve Ayaz Güloğlu'nun olay yerinde hayatını kaybettiğini, Nupelda Güloğlu'nun ise jandarma helikopteri ile Fırat Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldığını ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını anlatan Muş, şöyle konuştu:

"Sözde barışçı akademisyenler, sözde insan hakları savunucuları, sözde gazeteciler, sözde aktivistler neredeler? Sözde siyasetçiler neredesiniz? Neden sesiniz çıkmıyor? Bir de meydana gelen patlama, sanki orada bir doğal afet olmuş, kendiliğinden bir şey varmış gibi yansıtılıyor. PKK terör örgütünün döşediği EYP'den o çocuklar öldü. Bunu teröristler yaptı. Bunu saklamanın gizlemenin manası yok. Açık açık söyleyeceğiz."

Mezraların tekrar hayvancılığa açıldığını anımsatan Muş, Abdulhakim Demir ve Vali Çevik isimli çobanların PKK terör örgütü tarafından kaçırıldığını ve aramalar sonucunda cansız bedenlerine ulaşıldığını hatırlattı. Muş, "PKK, ciğersiz olduğu için silahlı kuvvetlerin karşısına çıkamayan, kalleşçe silahsız, ekmeğinin peşinde koşan insanları kaçırarak yine bölgede korku, baskı oluşturmaya çalışan cani bir örgüt. Yürekleri olsa silahlı kuvvetlerin karşısına çıkarlar ama bunlar böyle yüreksizler." diye konuştu.

Muş, Ömer Halisdemir'in kabrindeki resmi anma programının pazartesi günü yapıldığını, milletvekilleri, vali, il başkanı, AK Parti teşkilatının ve Milli Savunma Bakan Yardımcısının katıldığını, bahsedilen programın ise Halisdemir'in ağabeyi tarafından organize edilen program olduğunu, resmi programa tüm devlet erkanının katıldığını kaydetti.

TBMM Başkanı Levent Gök ise terör olaylarında hayatını kaybeden tüm yurttaşların, ulusun ortak acısı olduğunu belirterek, "Ben de Tunceli'de hayatını kaybeden bu 2 güzel kardeşimize başsağlığı diliyorum ve terörü lanetliyorum nereden gelirse gelsin." dedi.

Gök, Hakkari'de şehit olan Jandarma Astsubay Üstçavuş Cengiz Tokur'un ailesini ziyarete gittiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Kendisi bir ay önce evlenmişti. Kayınpederi benim oturduğum evin az ilerisinde bir apartmanın apartman görevlisiydi. Bir ay önce mutluluklarına herkesin tanık olduğu bu genç kardeşimizin aslında evlenme izni de vardı ama vatan aşkı ve vatan sevdası onu izin yaptırmaktan alıkoydu ve hakkı olduğu halde izne gitmedi. Böylesine kahraman evlatlarımız var ve şehit oluyorlar. Terörün vurduğu acıları o annelerin, babaların yüreğinde görmekten gerçekten büyük üzüntü yaşıyoruz. TBMM, terör nereden gelirse gelsin, ister PKK, DHKP-C, IŞİD, FETÖ ya da burada adını sayamadığım diğer terör örgütleri tarafından gerçekleştirilen her türlü terör eyleminin tam da karşısındadır, zaten görevimiz de bunlarla mücadele etmektir."

TBMM Genel Kurulunda, HDP, "OHAL dönemi ve sonrasında yaşanan hak ihlallerine" ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, olağanüstü hal rejiminde, cezalandırma politikasının bireysel olmaktan çıktığını, kolektif bir ceza anlayışıyla, "düşman ceza hukuku" prensiplerine göre vatandaşların cezalandırıldığını iddia etti.

İşkencenin idari pratiğe dönüştüğünü, 1990'ların ve olağanüstü hal dönemlerinin zorla kaybedilme vakalarının şimdi Ankara'nın merkezinde olduğunu öne süren Tanrıkulu, "2017'nin başından bu yana 22 yurttaşımız zorla kaybedildi. 7 Şubat ile 22 Şubat arasında Ankara, İstanbul ve Antalya'da 6 yurttaşımız 150 gündür kayıp. Transporterlarla kaybedildiler, görüntüler var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İçişleri Bakanlığı sessiz. Zorla kaybedilme, OHAL döneminde bir idari pratiğe dönüştü." dedi.

Tanrıkulu, yargıda FETÖ borsası oluştuğunu, herkesin bir fiyatı olduğunu, bütün itirazlarına rağmen Hakimler ve Savcılar Kurulunun bu konuda adım atmadığını öne sürdü.

Tanrıkulu'nun konuşması üzerine söz isteyen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu, insan hakları konusunun her türlü renk, dil, din, mezhep, siyasi düşünceden ari olarak, tüm insanların sahip olması gereken hakları ele aldığını anlattı.

Komisyonlarına, Tanrıkulu, bazı milletvekilleri ve vatandaşlardan yazılı talepler geldiğini ifade eden Çavuşoğlu, bunlarla ilgili gerekli mercilere, işin esasının araştırılarak bilgi verilmesine yönelik yazı gönderdiklerini söyledi. Çavuşoğlu, bununla yetinmediklerini, İçişleri Bakanlığının komisyona, kolluk güçlerine insan hakları bağlamında verilen eğitim uygulamalarına ilişkin 3 saat süreyle brifing verdiğini anımsattı.

Çavuşoğlu, "6 kayıp meselesinde, İçişleri Bakan Yardımcımızın ifadesiyle, bu kişiler zaten çeşitli suçlardan dolayı aranan şahıslardır. Yakalandıklarında gözaltına alınacak ve haklarında işlem yapılacak kişilerdir." dedi.

Çavuşoğlu, "Belli konular ve kişiler hakkında, özellikle işkence ve kötü muameleye ilişkin talepler geliyor. FETÖ, algı operasyonlarıyla gündeme gelmeye çalışan bir örgüt. Bir örnek vereyim; Ankara'daki işkence ve kötü muamele iddialarında 119 avukat görev yaptı. Her rapor süresinde alınmış, kamera kayıtları altında gerçekleştirilmiştir. İnsan hakları meselesi hiçbir siyasi istismara taşınmamalıdır." diye konuştu.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Pakize Mutlu Aydemir, FETÖ tarafından yapılmaya kalkışılan darbenin, demokratik, meşru hükümete, anayasal düzene karşı yapılan terörist darbe girişiminin, başta yaşam hakkı olmak üzere 82 milyon vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini de ihlal ettiğini anımsattı.

Devletin varlığına ve milletin yaşam hakkına yönelik tehditlerin bertaraf edilmesi için Anayasa'nın 120. maddesi uyarınca OHAL ilan edildiğine hatırlatan Aydemir, "251 şehit verdiğimiz, 2 bin 193 vatandaşımızın gazi olduğu hain FETÖ darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL, istisnai bir rejim olsa da hukuk dışı bir rejim değildir. OHAL, bizatihi hukuk tarafından düzenlenen ve öngörülen şartların gerçekleşmesi durumunda belli usuller izlenerek hayata geçirilebilen bir rejimdir." diye konuştu.

Aydemir, hain FETÖ darbe girişiminin, 82 milyon vatandaşın en temel hakkı olan yaşama hakkına karşı yapıldığına işaret etti.

"Türkiye'de insan hakları ihlali vardır" demenin, abesle iştigal olduğunu dile getiren Aydemir, "Hukuk ve kanunlar herkes için geçerlidir. Türkiye bir hukuk devletidir. Kim hukuka aykırı iş yapıyorsa ve ülkeye zarar veriyorsa, terör örgütleriyle iş birliği içerisinde kanuna aykırı iş yapıyorsa, elbette hesabı sorulacaktır." dedi.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için, iklim değişikliklerinin Türkiye'ye etkileri ve iklim politikalarının değerlendirilmesine ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.

Karaca, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un bu kapsamda açıkladığı planın adının "Karadeniz İklim Değişikliği Eylem Planı" olduğunu anımsatarak, "Ancak bu, Karadeniz'de yeni rant alanları ve yeni rant alanlarının besleyeceği yandaşları yaratmak olan rantsal dönüşüm planıdır" dedi.

İklim değişikliğinin yarattığı felaketler nedeniyle tarımsal üretimin ciddi zarar gördüğünü anlatan Karaca, bunun, vatandaşın ucuz gıdaya, hatta gıdaya ulaşamaması sonucunu doğurabileceğini ifade etti.

Karaca, Türkiye'nin, Paris İklim Anlaşması'nı onaylamayan 18 ülkeden biri olduğunu dile getirerek, "1970'li yıllarda yılda ortalama 92 afet yaşanırdı, bu sayı 2018'de binli rakamlara ulaştı. 82 milyon vatandaşımızın geleceğini tehdit eden iklim krizi hakkında bir şeyler yapmak, tedbir almak, mücadele vermek zorundayız." dedi.

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, 1994'te yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne 197 ülkenin taraf olduğunu anımsattı.

Dünyanın bu konuda sağır ve dilsiz olduğunu belirten Aydın, "Sözleşmeler imzalanıyor ama uyan kim? Dünyanın en çok kirletici unsurlarını oluşturan sanayi ülkeleri, maalesef bu konuda çok sağır ve dilsiz duruyorlar." dedi.

Türkiye olarak üzerlerine düşen görevleri yapmaya çalıştıklarını anlatan Aydın, şöyle devam etti:

"17 yıllık süre içinde AK Parti camiası olarak ciddi bir şekilde yol almaya gayret ediyoruz. Ama bunların derdi, davası ayrı; bunlar her türlü kirliliği yapacaklar, insanlara olan hakareti gerçekleştirecekler ve masum olacaklar. Bu kabul edilebilir değil.

Kişi başı emisyon değerimiz 2017 yılında 6,6 ton/kişi olarak hesaplanmıştır. Bu değer gerek AB gerekse OECD ortalamasının oldukça altındadır. Ülkemizin sera gazı emisyonları açısından tarihsel sorumluluğu bulunmamaktadır. Bölgesel ve kent ölçeğinde iklim değişikliğine uyum stratejilerinin hazırlanmasına ilişkin çalışmalar başlatılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ulusal ölçekte iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında çok sayıda çalışma ve proje gerçekleştirilmektedir."

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra AK Parti'nin grup önerisi ele alındı. Kabul edilen öneriyle Genel Kurulun, çalışma günleri dışında 19 Temmuz Cuma günü de mesai yapması kararı alındı.

Genel Kurul, bu hafta, ekonomi alanında önemli düzenlemeler içeren torba teklifi yasalaştırmak için çalışacak.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.