TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU...


Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan başkanlığında toplandı. Komisyondai ekonomi alanında düzenlemeler içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, kabul edildi.

11 Temmuz 2019 Perşembe

Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan başkanlığında toplandı.

Plan ve Bütçe Komisyonunda, Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sürüyor.

Toplantıda, Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmelere geçildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Mehmet Selim Bağlı, teklifin, yurt dışı borçlanması yapılarak emekli aylığı bağlanmasına ilişkin maddeleri hakkında komisyona bilgi verdi.

1978 yılında çıkarılan kanun ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup yurt dışına çıkan vatandaşların orada çalıştıkları süreleri borçlanabilme imkanı getirildiğini belirten Bağlı, bunun 1978 yılında tavan kazanç üzerinden uygulamaya başlandığını daha sonra ise yıllara göre bunun indirildiğini, son yapılan düzenleme ile asgari ücretin yüzde 32'si oranında borçlanılabildiğini söyledi.

Bağlı, şöyle devam etti:

"1980 yılından sonra ekonominin gelişmesine bağlı olarak yurt dışına giden vatandaş sayısındaki artış, yurt dışındaki faiz oranlarının düşük olması, bizdeki sistemin daha rantabl olması nedeniyle gelinen noktada 672 bin kişi yurt dışı borçlanma yapmış durumda. Bu vatandaşlarımızın, kendini amorti etme süresi 4,5 yıl. 4,5 yılda yurt dışındaki herhangi bir bankadan borçlanıp bize ödeme yaptığında biz onu emekli ediyoruz ve 4,5 yılda bize ödediğini amorti edip geri kalanı sistem üzerinden ödeniyor.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bağlı, "Şu anda 672 bin yurt dışı borçlanmamız var. 2018 ödememiz 12 milyar 418 milyon, 2019 aylık ödememiz 1 milyar 242 milyon ve yıllık ortalama 30 bin kişi yurt dışı borçlanmaya müracaat ediyor. Bu eğilim üzerinden hesapladığımızda, prim 32'den 45'e ve sistemde BAĞKUR'a dönüldüğünde yıllık tasarruf 1,2 milyar TL." dedi.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, devletin, yurt dışında çalışanların kendi ülkelerinde prim ödeyerek ikinci bir emeklilik almalarına hak tanındığını ve bunun geçmişten beri devam ettiğini belirterek, "Gelinen noktada belli ki bir adaletsizlik söz konusu. Türkiye'de ikamet eden emekli vatandaşlarımız ile yurt dışından gelip de emeklilik hakkı kazanan vatandaşlarımız arasında da bir eşitsizlik olmuş. Teklifte, verilmiş bir hakkın geriye alınması söz konusu değil. Sadece borçlanma şartları değişiyor." diye konuştu.

Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Burak Serkan Yaşar, Gümrük Kanunu'nda değişiklik öngören, "Mevcut bir soruşturma kapsamında bulunan veya el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilen kara ulaşım araçları için 31 Aralık 2019 tarihine kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk ediniminde ödenmesi gereken Özel Tüketim Vergisi'nin (ÖTV) yüzde 25'ine tekabül eden tutarın ödenmesi halinde, araç hakkında el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmeyecek, mevcut kararlar kaldırılacak ve el konulan araç sahibine iade edilecek." düzenlemesine ilişkin komisyon üyelerine bilgi verdi.

Yaşar, Gümrük Kanunu kapsamında sahiplerine iadesi gerçekleştirilen araç sayısının bin 260 adet, tahsil edilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarının ise 33 milyon 899 bin 548 lira olduğunu söyledi. Yaşar, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında yapılan düzenlemeye istinaden sahiplerine iadesi yapılan araç sayısının 2 bin 654, tahsil edilen ÖTV tutarının ise 58 milyon 351 bin 140 lira olduğunu kaydetti.

Yaşanan sorunun bu araçların daha önce yurt dışında tescil olmasından kaynaklandığını dile getiren Yaşar, "Gümrük mevzuatı açısından yurt dışında bir kez dahi tescil olsa, kilometre yapmamış dahi olsa bizim mevzuatımız gereği eski araç olarak değerlendiriyor. Bizim kanunumuz gereğince ithali izne tabidir." dedi.

Bu yükümlülükler yerine getirilmediğinden dolayı araç sahiplerinin ellerinden araçlarının alındığını ve bunun mağduriyete neden olduğunu belirten Yaşar, "Biz bunları 'iyi niyetli üçüncü kişiler' diye adlandırıyoruz. Çünkü bu durumu bilmeden araçlarını satın almışlar. Daha önce ÖTV tutarı tam olarak tahsil edilmekle birlikte araç sahiplerine bu tutarın yüzde 25'i kadar bir ilave ücret daha ödeyerek mağduriyeti ortadan kaldırmak için araçlarını tekrar teslim alma imkanı getirmiş oluyoruz." diye konuştu.

Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Yaşar, ithalatçılar hakkında Gümrük Kanunu ve Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri uyarıca başlatılmış olan inceleme, araştırma, soruşturma ve kovuşturmaların devam edeceğini, düzenlemenin bunlara hukuki bir tesirinin bulunmadığını söyledi. Yaşar, "Yapılmak istenen düzenleme, araçların düşük kıymetli ithal edildiği ya da yurt dışında tescil edildiği için eski araç konumuna düştüğünü bilmeden satın alan iyi niyetli üçüncü kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesine yöneliktir." dedi.

Teklif sahibi AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş da düzenlemenin iyi niyetli üçüncü şahıslar için olduğunu, ithalatçı firmalara yönelik bir düzenleme olmadığını vurguladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, "Bundan 10 sene önce Türkiye'deki elektrik üretiminde özel şirketlerin sahip olduğu pay yüzde 20'ler seviyesindeyken şimdi yüzde 80'ler seviyesine çıktı." dedi.

Plan ve Bütçe Komisyonunda, Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin maddeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.

Milletvekilleri, özelleştirme ihalesi yapılan devir sözleşmeleri ve elektrik satış anlaşmaları kapsamındaki hak ve yükümlülükler için öngörülen sürelerin 36 ay süreyle uzatılması ve talepte bulunulması halinde ilgili sözleşmelerin devredilebilmesini düzenleyen maddesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, düzenlemenin bazı şirketleri ilgilendirdiğini belirterek, "Kolin ile Limak'ın ortaklarıyla anlaşamaması ve ayrılması için saraya bir talep gitmiş. 'Teminatımız yanmasın, sıkıntı olmasın' diye Meclise ferman gönderilmiş. Dört tane çok meşhur müteahhitimiz var. Bu yasa ikisini ilgilendiriyor." ifadesini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ise yapılan özelleştirmelerin amacına hizmet etmediğini, fiyatların düşmediğini ve yapılan özelleştirmelere rağmen enerji şirketlerini destekleyen ve onları kurtarmaya yönelik adımların atıldığını söyledi.

Türkiye'de başarılı bir enerji politikasının yürütülmediğini savunan Hamzaçebi, "Madde ile sözleşmelerin devredilebileceğini söylüyorsunuz. Sonraki cümle önemli. O cümle şu şekilde: Bu durumda devir alacaklarda teknoloji sağlayıcı koşulu hariç ilk yarışmadaki şartlar aranır.' Bunu neden aramıyorsunuz?" diye sordu.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, "Bundan 10 sene önce Türkiye'deki elektrik üretiminde özel şirketlerin sahip olduğu pay yüzde 20'ler seviyesindeyken şimdi yüzde 80'ler seviyesine çıktı." dedi.

Özel şirketlerin elektrik üretmeye başlamasıyla birlikte bunun piyasasının da oluşturulduğunu anımsatan Tancan, Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.'nin (EPİAŞ) kurulduğunu belirtti.

Bu piyasanın şeffaflığını vurgulayan Tancan, şunları kaydetti:

"Şeffaflık Platformu diye bir platformumuz var. Katılımcılardan 'biz şu bilginin de platformda yayınlanmasını talep ediyoruz' dediği her türlü bilgiyi o platformda yayınlatıyoruz ki kimsenin şeffaflık veya rekabet konusunda en ufak bir tereddüdü olmasın. Bu üreticiler her gün saat 12.00'ye kadar yarın tüketilecek olan enerjinin her bir saatteki fiyat tekliflerini sunuyorlar. Yarınki talep en ucuz hangi üretimlerle karşılanacaksa öyle oluşuyor. Otomatik bir yazılımla oluşuyor."

Mikro projeleri de yaygınlaştırdıklarını ve önünü açtıklarını anlatan Tancan, "Makro projelerin getirdiği avantajlar var. Şu anda bütün paneller Çin'den ithal ediliyor. Bunlara yaptığımız ödemeler cari açığı arttıran ödemeler. Biz, makro projelerle bu hücrelerin ülkemizde üretilmesini şart koşuyoruz. Kendi güneş paneli hücre markamız ortaya çıkmış olacak." diye konuştu.

Milletvekillerinin, "Güneş ve rüzgar enerjisine daha çok yönelmiyoruz." şeklindeki eleştirisini yanıtlayan Tancan, "Bunlar kontrol edebildiğimiz santral türleri değil. Güneş şu anda kayboldu, güneş santralleri elektrik üretemiyor. Rüzgar zaman zaman duruyor ve o santraller elektrik üretemiyor. Hiçbir tüketiciye 'arkadaşlar güneş gitti, rüzgar durdu elektrik yok' diyemeyiz. Dolayısıyla bu santraller devre dışı kaldığında onların yerine ikame olacak baz santraller lazım. Bunlar nedir; doğal gaz santralleri, kömür santralleri, nükleer santrallerdir." ifadesini kullandı.

Teklif sahibi, AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş, teklifin, Türkiye'de faaliyet gösteren bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketleri ile diğer finansal kuruluşlarla kredi ilişkisinde bulunan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılan yönetmeliğe göre hazırlanan Çerçeve Anlaşmalarda belirlenen borçluların, dahil oldukları risk grubundaki diğer borçlularla bir bütün olarak veya kısmen yeniden yapılandırmaya tabi tutulabilmesine imkan sağlayan düzenlemesine ilişkin komisyona bilgi verdi.

Kredi kullananların, birinci, ikinci ve üçüncü grup olarak sınıflandırıldığına işaret eden Savaş, taksitlerini ve faizlerini zamanında yatıranların birinci grupta yer aldığını, bu ödemeleri zamanında yapamayanların bir ay sonra ikinci gruba girdiğini, ödeme gecikmesinde toplamda 90 günlük bir süre geçtiğinde ise üçüncü gruba geçildiğini ve bankaların hukuki süreci başlattığını söyledi.

Savaş, şöyle devam etti:

"2017 yılı sonuna baktığımızda tahsili gecikmiş alacakların toplam tutarı 64 milyar lira. 31 Mart itibarıyla ilan edilen sektör rakamına baktığımızda bu rakam 106 milyar lira. Yaklaşık 1,5 yıldan sonra rakamlarda bir artış var. Niye böyle bir düzenlemeyi getiriyoruz, bunu açıklamak adına bu rakamları paylaşıyorum. İkinci gruptaki yakın izlemedeki kredinin toplam tutarı da 93 milyar lira. 1,5 yıl önceki rakam. 31 Mart tarihi itibarıyla ise 285 milyar liradır. Burada bir artış var. Bu düzenleme ile banka yönetiminin elini güçlendirmemiz gerekiyor. Bu düzenlemenin içine bankalar ve borçlular için teşvik unsurlarını dahil ettik."

Finansal yapılandırmayla ilgili olarak geçmişte benzer bir örneğin, 2002 yılında "İstanbul Yaklaşımı" adı altında uygulandığını anımsatan Savaş, bugün getirdikleri Çerçeve Anlaşması'nın o uygulamanın birebir benzeri olduğunu ifade etti.

Savaş, "Yeniden yapılandırılacak kredilerle ilgili olarak nasıl bir yöntem izleneceğine dair bir Çerçeve Anlaşması oluşturuluyor. Bu anlaşmayı da sektördeki kamu ve özel bankaların hepsi imzalamış vaziyettedir. Bir özel bankanın imzalamadığını biliyorum ama o da herhalde imzalayacak." dedi.

Savaş, "İstanbul Yaklaşımı"nın uygulandığı dönemde olumlu ve güzel sonuçlar elde edildiğini belirtti.

Milletvekillerinin, "Bir fonlama ihtiyacı olmayacak mı?" sorusunu yönelttiğini dile getiren Savaş, fonlama ihtiyacının olacağını düşünmediğini ve zaten Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bankalara ihtiyaçları olan fonlamayı likidite çerçevesinde yaptığını söyledi.

Komisyon üyelerinin soruları üzerine Savaş, ikinci grupta yer alan yakın izlemedeki krediler içinde inşaat sektörünün payının yüzde 5,5, enerji sektörünün payının ise yüzde 13,7 olduğunu bildirdi.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, tasfiye edilmesi gereken şirketlerin tasfiye edilmesi, borçlarının yapılandırılması gereken firmalar için de yapılandırmanın yapılması gerektiğini belirterek, "Yani canlandırılması gerekenler, hayatiyet kazanabilecek olanlar öldürülmemeli, ekonomiye kazandırılmalı ama ölmüş olanlara ve artık hayatiyet kazanması mümkün olmayanlara da serum bağlanmamalı, boşu boşuna kaynak aktarılmamalı. Bu konu basit değil. Bu ayrımın net olarak yapılabilmesi lazım." dedi.

Kuşoğlu, teklif maddesinde bu konuyla ilgili netlik olmadığını savundu.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, "En samimi duygularımla söylüyorum, inşallah şu yaptığınız düzenleme sizi, ülkemizi başarılı kılar, içinden geçmekte olduğumuz bu sıkıntılı dönemi sona erdirir. Ben bunun böyle olacağını pek düşünmüyorum, inşallah ben yanılırım. Şu anda yaptığınız düzenleme bilgiye dayanmıyor. Bir makro çerçevesi yok. Bu düzenleme bence zaman kazanmaktan başka bir şey değil." diye konuştu.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, Türkiye'nin dinamik bir ülke olduğunu, her yıl nüfusa bir milyon civarında kişinin eklendiğini söyledi.

Yapılan düzenlemelerle borcunu ödeme niyetindeki işletmelere ödeme imkanı sağlandığını ifade eden Öztürk, şöyle konuştu:

"Bu, ödeme niyetinde olan insanlar için söz konusu. Elbette hayat düz değil. Sürekli kazanamazsınız. Ekonomik girdap (U) gibi olacak. Yani düşüş geri çıkışa yönelecek. Muhalefet partilerinin görevi bizim görmediklerimizi görmek, tavsiyelerde bulunmaktır. Bu son derece yapıcı. Arada hararetlenmeler olsa da... Sonuçta bu hepimizin meselesi. Reel sektörü güçlendirmek için yeni bir yapılandırmaya ihtiyacımız var. En iyi kanun bile kötü uygulayıcı elinde zulme dönüşebiliyor. Hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum."

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da AK Parti'nin 17 senedir Türkiye'yi yönettiğini, meselelerin hep halının altına süpürüldüğünü öne sürdü.

İktidarın tercihleri doğrultusunda bu ihtiyaçların ortaya çıktığını iddia eden Bekaroğlu, "Yanlış politikaların sonucu bu borçlanmalar ortaya çıktı. 400 milyar liralık bir yapılandırmayla karşı karşıyayız. Nereden bulunacak bu para. 'Bankalardan temin edilecek.' deniliyor. Bankalar nereden bulacak bu parayı? Netice itibarıyla bu paralar bizim cebimizden gidecek. Bu yapılanları dünya izliyor. Kaynak falan yok. Kaynak bizim cebimizdir. Çıkardığınız yasalarla bizim cebimizden alıp bir yerlere aktarıyorsunuz. Bu işi kanunla yapmanız eşkıyalık olmuyor anlamına gelmiyor." dedi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak ise kötü yönetimin ekonomiyi dışardan saldırıya açık hale getirdiğini ileri sürdü.

"Uzun vadede doğru seçimler yapabilirsek toparlayabiliriz." diyen Öztrak, "Bankaların aldığı kararı bağımsız bir denetçi daha denetlemelidir. Bağımsız denetçi raporunun önemli olduğuna inanıyorum. Bu gidişe baktığımız zaman doğru teşhis koyamıyoruz. Bu işleri asprin tedavisiyle geçer zannediyoruz ama geçmez efendim. Umarım bu reel sektör krizi finansal bir krize dönüşmez." diye konuştu.

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, içinde bulunulan ekonomik durumla ilgili etkenlerin uzun bir tartışma konusu olduğunu, Türkiye'nin S-400'den dolayı, Doğu Akdeniz'deki gelişmelerden dolayı tehdit edildiğini söyledi. Kalaycı, bu hususların görmezden gelinmesi halinde yapılan eleştirilerin değerinin olmayacağını kaydetti.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.