TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi,Genel Kurulda kabul edilerek yasalaştı.

04 Temmuz 2019 Perşembe

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "Partili cumhurbaşkanlığını bu millet istemiyor. Bunun için referandum yapalım." sözlerine, "Hepimizin milletin iradesine saygı göstermemiz, ortaya koyduğu sistemi hep beraber kabul etmemiz, daha iyi çalışması için de millet, devlet lehine birlikte yol almamız gerekir." diye cevap verdi.

Adan, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, seçim bölgesinin sorunlarına ilişkin konuşmasında, Gaziantep Şehir Hastanesi'nin yapımının hükümetin vadettiği sürede tamamlanamayacağını ileri sürdü.

Gaziantep'te birçok mahallede uyuşturucu kullanımının yaygınlaştığını savunan Toğrul, söz konusu yerlerde her 5 gençten 3'ünün uyuşturucu bağımlısı olduğunu iddia etti.

CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girişinin birinci yıldönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, "Cumhurbaşkanının anayasal statüsü ile çelişen konumuna bakmamız lazım. Anayasa maddeleri cumhurbaşkanını tarafsızlık statüsüne yerleştiriyor. Gelin görün ki cumhurbaşkanı parti başkanı seçilmiştir. Anayasal hükümlere asgari saygı gereği cumhurbaşkanının parti genel başkanlığından çekilmesi gerekiyor." diye konuştu.

Yeni anayasa çalışmalarına başlanması gerektiğini savunan Kaboğlu, olağanüstü hal anayasasının, olağan hal anayasasına dönüştürülmesini istedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Büyükşehir belediyelerini alamazsak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tartışmalı hale gelir." sözlerinin, mevcut sistemin tartışılması için meşru zemini oluşturduğunu ifade eden Kaboğlu, "Cumhuriyetin yüzüncü yılına insan haklarına dayanan demokratik anayasa ile ilerleyelim." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Bahçeli'nin ifadesinin bir öngörü olduğunu belirterek, sistemin tartışılmasının MHP'nin desteklediği veya kabul ettiği bir şey olmadığını vurguladı.

Milletin kabul ettiği ve 24 Haziran seçimlerinde de vatandaşların desteğine mazhar olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, kurum kuruluşlarıyla yerleşebilmesi için 2023 yılına kadar süre olduğunun beyan edildiğini anlatan Bülbül, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın daha önce de ifade ettiği gibi sistemin tartışmaya açılmaya çalışıldığını söyledi.

Bülbül, "Sayın Devlet Bahçeli'nin öngörüsü gerçek olmuştur, sabit olmuştur. Fakat bütün bunlara rağmen MHP de Cumhur İttifakı da AK Parti de sonuna kadar cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin arkasındayız. Bütün kurum ve kuruluşlarıyla bu sistemin yerleşik hale gelmesi için elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Bülbül, Türkiye'de hükümet ve yönetime operasyon çekilemediğini de söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, sistem tartışmasının, yenilenen İstanbul seçimlerinden önce değil yaklaşık 3 yıl önce başladığını belirtti.

"Bu sistemin bir yıl içerisinde köhneleşen bir sistem olduğunun, ekonomi ve yargının da aralarında bulunduğu birçok alanda görüldüğünü" savunan Altay, "Biz İstanbul seçimlerini kazandık diye şımarıklık yapmadık. Sistemi tartışmak için de Sayın Bahçeli'den izin alacak değiliz. 'Bu seçimi kazanırsak bu sistemi tartışmaya açarız.' diye bir hazırlık içinde olmadık." diye konuştu.

Engin Altay, Bülbül'ün "Hükümete ve yönetime operasyon" sözlerine ilişkin de "Operasyon çekilmesini parlamento olarak kabul edemeyiz. Her türlü karşısında dururuz ama biz onu ister 2023 olur ister erken olur, er geç sandık marifetiyle oradan indireceğiz." ifadesini kullandı.

CHP'nin hiçbir milletvekilinin eski sisteme dönüşü istemediğini de dile getiren Altay, "Güçlendirilmiş parlamenter sistem şimdiki sistemin yenisidir, iyisidir. Niye tartışmayalım." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, seçimlerin milletin iradesi olduğunu vurguladı.

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, millet hepimizi hizaya sokar." diyen Akbaşoğlu, "Millet 16 Nisan'da kararını vermiş ve 'parlamenter hükümet sistemini bugüne kadar kullandım, irademi beyan ettim. Doğrudan yasama ve yürütme organını kendim seçmek suretiyle partili cumhurbaşkanlığı sistemi ile irademi tecelli etmek istiyorum' demiştir." ifadelerini kullandı.

Akbaşoğlu, milli iradenin tecellisini sindiremeyenler bulunduğunu belirterek, "Biz hiçbir tartışmadan çekinmeyiz ve asla geri durmayız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne ilişkin AK Parti içerisinde en ufak bir tereddüt söz konusu değildir." dedi.

Bu sırada TBMM Başkanvekili Adan, milletvekillerini konuşma sürelerini aşmamaları konusunda uyardı.

Engin Altay yeniden söz alarak, Akbaşoğlu'na "Millet iradesini içinize sindirin." sözünü kendilerine yönelik kullanıp kullanmadığını sordu.

Altay, "Millet karar verdi. Kararı verir, yarın da değiştirir. Daha önce de millet başka bir anayasaya karar vermişti." diye konuştu.

Etkin kuvvetler ayrılığı tesis edilmesinin önemine işaret eden Altay, "Partili cumhurbaşkanlığını bu millet istemiyor. Bunun için referandum yapalım." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, toplumun yarıya yakınının son referandumda "hayır" dediğini, muhalefet olarak bunu kabul etmeyenlerin taleplerini tartışmaları gerektiğini dile getirdi.

Oluç, şunları söyledi:

"Hala eklektik ve yamalı bohçaya dönmüş 1982 Anayasası ile bu ülke yönetiliyor. Bu Anayasa yüzde 92 ile kabul edildi diye AK Parti'liler sustular mı? Susmadılar. Şimdi bu konuda da biz susmayacağız. Bu tartışılır, değerlendirilir. 'Revizyon' dediniz, Sayın Bostancı 'değişim' dedi. Bu sistem var olan denge mekanizmalarını, hukukun üstünlüğünü de yok etti. Bunları tartışarak müzakere etmektir önemli olan."

HDP'li Oluç'un sözleri üzerine MHP'li Bülbül, 1982 Anayasası ile anayasa değişikliği referandumu arasında bir bağ kurulmaya çalışılmasının doğru olmadığını kaydetti.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ise mevcut yönetim sisteminin değiştirilmesi ve tartışılması için çok sayıda neden olduğunu ileri sürerek, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ifadesi ruhunu kaybetti. Sistem sayesinde 'Egemenlik kayıtsız şartsız sarayındır' şekline dönüşmüştür. Bu bile bu sistemin tartışılması için yeterli bir sebeptir." görüşünü bildirdi.

AK Parti'li Akbaşoğlu, yeniden söz alarak, şunları kaydetti:

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözünü 'Egemenlik kayıtsız şartsız sarayındır.' sözüne dönüştürmek çok talihsiz bir yaklaşım olmuştur. Bu vesileyle de mevkidaşım Engin Altay Bey'in sorusuna cevap vermiş oluyorum. Hepimizin, milli iradenin tecelligahı olan bu Mecliste milletin iradesine saygı göstermemiz, ortaya koyduğu sistemi hep beraber kabul etmemiz, daha iyi çalışması için de millet, devlet lehine birlikte yol almamız gerekir."

AK Parti Erzincan Milletvekili Burhan Çakır da "Başbağlar katliamı" konusunda gündem dışı konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, AK Parti Erzincan Milletvekili Burhan Çakır, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde, 26 yıl önce 33 sivilin teröristlerce katledilmesine ilişkin gündem dışı söz aldı.

"Başbağlar kalbimizde açılan ve hiç kapanmayacak derin bir yaradır" ifadesini kullanan Çakır, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Çakır, "2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde yanan canlar bizim canımızdı. 5 Temmuz 1993'te Başbağlar köyünde akan kan yine bizim kanımızdı. O gün bu katliamı yapan eller aynı ellerdi, aynı amaca hizmet ediyorladı. Camide namaz kılan insanları dışarı çıkararak kurşuna dizen, evleri ve camileri yakıp yıkan, çocukları öldüren katliamcı terör örgütünü lanetliyorum." dedi.

Başbağlar katliamında hayatını kaybedenlerin fotoğrafını gösteren Çakır, "Buna acı dayanır mı, çocukları katletmişler. Dönemin adalet bakanları da bundan sorumludur." diye konuştu.

Başbağlar'ın, dillerin tutulduğu, gözlerin yaşardığı, kelimelerin insanın boğazına düğümlendiği yer olduğunu söyleyen Çakır, şöyle devam etti:

"Başbağlar, milletimizin ortak acısının yaşandığı yerdir. Değil 26 yıl, 100 yıl geçse bu acıyı ve bunu yaşatanları asla unutmayacağız. Katliamı gerçekleştirenlerin amacının, topluma nefret tohumları ekmek olduğunu biliyoruz. Bu oyunlara gelmeden neslimize nefreti değil, sevgiyi, kardeşliği ve hoşgörüyü aşılamaya devam etmeliyiz. Provokatif zihniyetler geçmişte olduğu gibi günümüzde de amaçlarına ulaşamamıştır. Bunun en yakın örneğini 15 Temmuz 2016'da gördük."

Genel Kurulda, milletvekilleri Başbağlar katliamına ilişkin düşüncelerini ifade etti.

Gündem dışı konuşmaların ardından grup önerileri ele alındı.

İlk olarak İYİ Parti'nin, "yerel basının sorunları"na yönelik grup önerisi görüşüldü.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, can çekiştiğini dile getirdiği yerel basının sorunlarına çözüm bulunmasını istedi.

Adalet Bakanlığının hazırladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi'ne göre, icra ilanlarının yayınlanma zorunluluğunun ortadan kalkmasının, yerel basının "idam fermanı" olacağını savunan Ok, Basın İlan Kurumunca gazetelere paylaştırılan ilanların yazılı basını ayakta tutan önemli gelir kaynaklarından olduğunu belirtti.

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, demokrasinin temel ayaklarından olan özgür basının susturulmaması gerektiğini ifade etti.

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, yerel basının Türkiye'de demokrasinin nefes aldığı nokta olduğu kadar yerelde politika yapanların da sesi olduğunu dile getirdi.

Yerel basının borç batağında bulunduğunu savunan Sertel, "Gazete patronları gazetesini çıkaramaz noktaya geldiği gibi gazeteciler de işsizlik tehdidi altındadır." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan, AK Parti'nin 17 yıllık iktidarı döneminde demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü alanlarında gerçekleştirilen kayda değer atılımlarla medyada da önemli bir büyüme ve çeşitlilik ortaya çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yapılan düzenlemelerle yerel basına can suyu olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirten Gökcan, 2017'de resmi ilan ile reklama yapılan ödemelerin yüzde 4,5 artarak 444 milyon 445 bin liraya ulaştığını aktardı.

Gökcan, özellikle yerel gazeteler için hayati öneme sahip kamu desteğinin 2002'de 53 milyon lirayken 2018 sonu itibarıyla 493 milyon lirayı bulduğuna dikkati çekti.

İYİ Parti'nin önerisi ile HDP'nin "Hizbullah davası sanıklarının tahliyesinin araştırılması" ve CHP'nin "işsizlik nedeniyle Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu kredi borçlarını ödeyemeyen öğrenciler" ile ilgili verdiği araştırma önergelerinin bugün ele alınması önerileri de kabul edilmedi.

Genel Kurulda, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde Mehmetçiklerimizle hem teröristlerin hem de onların arkasında duran bütün emperyalist güçlerin başına çuvalı geçirdik ve ay yıldızlı al bayrağımızı Cerablus, Azez ve Afrin'de dalgalandırıyoruz." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Siirt'in Eruh ilçesinde terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Yasin Baran'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Amerikan gazetesi Washington Post'un, terör örgütü elebaşı Cemil Bayık'ın makalesini yayınladığını aktaran Türkkan, "On binlerce şehidimizin kanına giren bu azılı hainin tüm dünyada takip edilen, tirajı yüksek bir gazetede reklamının yapılmasını şiddetle kınıyoruz." şeklinde konuştu.

Bunun basın özgürlüğü değil, "terör propagandası" olduğunu belirten Türkkan, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın'ın 'Amerika'nın, terör örgütleri listesinde olan bir teröriste sayfalarını açması, açıkça terör propagandasıdır.' ifadelerini ise kusura bakmayın ama biraz komik buluyoruz. Sayın Kalın, Washington Post dönüp size 'Bir diğer terörist Osman Öcalan'ı devletin resmi televizyonuna çıkarıp konuşturdunuz.' derse ne cevap vereceksiniz? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bizim için kırmızı bültenle aranan bir teröristi devletin televizyonuna çıkaran ile Bayık'ın makalesini Amerika gazetesinde yayınlayan çarpık zihniyetin birbirinden hiçbir farkı yok. Washington Post yöneticileri de dönüp size 'Biz de Cemil Bayık'ın, ABD'nin terör örgütleri listesinde olduğunu bilmiyorduk.' derse cevabınız ne olacak, bunu da merak ediyoruz."

Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) için 4 Temmuz 2003'ün acı bir tarih olduğunu ifade eden Türkkan, 11 Türk askerinin Kuzey Irak'ın Süleymaniye kentinde başlarına çuval geçirilerek, 60 saat süreyle gözaltına alındıklarını söyledi.

"TSK ve Türk halkı açısından çuval olayının acısının 16 yıldır devam ettiğini" dile getiren Türkkan, "Özellikle dış basında halen bu olay için 'Türkler bu olayı bir kuşak geçmeden unutmaz.' yorumu yapılıyor." dedi.

"Çuval olayının benzeri"nin G-20 Zirvesi'nde yaşandığını savunan Türkkan, şöyle devam etti:

"ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yüzüne karşı, kameraların önünde 'Bir telefonla Erdoğan'a her istediğimi yaptırıyorum. Rahip Brunson'ı serbest bıraktıran da benim, Fırat'ın doğusuna operasyonu durduran da benim.' dedi ve ülkemiz çuval olayında olduğu gibi yine küçük düşürüldü. Anlaşılıyor ki 16 yıldır o çuval başımızdan hiç çıkarılmamış."

Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Geldiğimiz noktayı lütfen unutmayalım, geldiğimiz nokta şudur; Başkomutanımız, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde Mehmetçiklerimizle hem teröristlerin hem de onların arkasında duran bütün emperyalist güçlerin başına çuvalı geçirdik ve ay yıldızlı al bayrağımızı Cerablus'ta, Azez'de, Afrin'de dalgalandırıyoruz. Bunun unutulmamasını istirham ediyorum." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç da Adana'nın Aladağ ilçesindeki yurt yangını davasında kararın açıklandığını ve yurt müdürü ile dernek başkanına ceza verildiğini belirtti.

Davada, kamu görevlileri hakkında ölüme sebebiyet vermeye ilişkin beraat kararı verildiğini ifade eden Oluç, "Böylece kamu görevlilerinin Aladağ ilçesindeki yurt yangınında hiçbir sorumluluğu tespit edilmemiş oldu. Bu, gerçeği yansıtan bir durum değil çünkü ortaokul öğrencilerinin bu yurda yerleştirilmesinin önünü açan, buna izin veren kamu yetkilileri vardır." diye konuştu.

*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***










Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.