TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM BAŞKANI YILDIRIM "22. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ"NE KATILDI


TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Marmara Grubu Vakfı tarafından "Geleceğe Sorumluluk" ana temasıyla düzenlenen, 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, İstanbul'un gerçek anlamda Avrasya'nın kalbi olduğunu, çünkü Avrupa ve Asya'nın buluştuğu yerin Boğaz olduğunu söyledi.

06 Şubat 2019 Çarşamba

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Marmara Grubu Vakfı tarafından "Geleceğe Sorumluluk" ana temasıyla düzenlenen, 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, İstanbul'un gerçek anlamda Avrasya'nın kalbi olduğunu, çünkü Avrupa ve Asya'nın buluştuğu yerin Boğaz olduğunu söyledi.

Avrasya toplantılarının bir markaya dönüştüğünü dile getiren Yıldırım, düzenlenen bu faaliyetlerin Avrasya coğrafyası başta olmak üzere, bütün dünyadaki ekonomi, siyasi, kültürel dayanışma ve işbirliğine katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

Yıldırım, 8 bin yıllık bir tarihe sahip, kıtaları birleştiren İstanbul'un bugüne kadar 3 imparatorluğa başşehirlik yaptığını, Türkiye'nin ve dünyanın en öneli ekonomi ve sanat merkezlerinden biri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"20. yüzyıl, insanlığın en uzun yüzyılı oldu. Zehiri de panzehiri de birlikte sundu. İki büyük dünya savaşına şahitlik ettik. İmparatorluklardan, ulus devletlere geçiş geçtiğimiz yüzyılda oldu. Faşizm, komünizm gibi insanlara büyük acılar yaşatan sistemlere bu yüzyılda tanık olduk. 1989'dan itibaren de çağ dönümü niteliğinde coğrafyamızda değişim yaşadık. 70 yıllık perde indi Avrasya bütünlüğü ortaya çıktı.

Ülkeler ve toplumlar, barış, huzur ve refahı önceleyen çalışmalar yaparsa, insanlık daha mutlu daha huzurlu hale gelecektir. 1989'da yıkılan Berlin Duvarı esasında sadece bir duvar değildir. Berlin Duvarı ile birlikte insanları ve ülkeleri düşmanlaştıran ön yargılar da yıkılmış oldu. On binlerce insanın yıktığı duvarla birlikte insanların gözü açıldı. Avrasya coğrafyası insanların önünde büyük fırsatların manzumesini de bu süreçle beraber getirdi."

Nasıl anlatılırsa anlatılsın, nasıl tarif edilirse edilsin Avrasya'nın herkesin ortak geleceği olduğunu dile getiren Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

"Dünyada yaşayan 7,5 milyar insanın 5 milyarı Avrasya coğrafyasında yaşıyor. Dünyanın bir yıllık gayri safi milli hasılası yaklaşık 80 trilyon, bunun yüzde 60'ı Avrasya coğrafyasına ait. Bilinen enerji kaynaklarının dörtte üçünü de Avrasya bölgesi barındırıyor. Bölge doğal ve beşeri kaynakların havuzu niteliğinde. Avrasya coğrafyasında ortalama gelire baktığımız zaman 10 bin dolar düzeyinde gözüküyor. Afrika ve Güney Amerika'daki ülkelerin milli gelir ortalamaları dikkate alındığında bu rakam, yeterli görülebilir. Amerika, AB ve Japonya gibi ülkelerle karşılaştırdığımızda yetersiz olduğu aşikârdır."

Avrasya'nın, yüzlerce yıldır birbiriyle yakın ilişkin içinde olan milletlerin coğrafyası olduğuna değinen Yıldırım, "Avrasya bölgesi 21. yüzyılda, medeniyetlerin merkezi, zenginlik merkezi haline geliyor. Bu konuda bizlerin üzerine düşen, bölgemizi her türlü karışıklık, savaş, şiddet ve terörden korumaktır. Bölgeyi bir çatışma, hesaplaşma sahası olmaktan çıkarmaktır. Avrasya ülkeleri olarak ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeye daha çok zaman ayırmalıyız. Ulaşım, haberleşme, eğitim, sağlık, kültür, turizm, sanayi ve ticaret başta olmak üzere, her alanda ortak çalışma fırsatlarını daha da arttırmalıyız." diye konuştu.

Terörle, aşırılıklarla mücadele konusunda Türkiye olarak Pakistan, Rusya, İran, Afganistan meclisleriyle birlikte çalıştıklarını, bu konuda önemli toplantılara imza attıklarını anlatan Yıldırım, bütün bu çabaların ülkeleri ve bölgeyi barışa, huzura ulaştırmak için olduğunu söyledi.

İçinde bulunulan coğrafyanın, savaşla, terörle, şiddetle anılmasının dünyanın başka bölgeleri için bir avantaj, bir çıkar olabileceğini dile getiren Yıldırım, "Ancak biz, çözüm odaklı olarak bu işlere yaklaşmak mecburiyetindeyiz. Bir sorun olduğunda, aklımıza önce savaş ve çatışma gelmemeli. Bu noktada öncelikle bölge ülkeleri arasında anlaşmazlığa, kavgaya neden olan konuların ele alınması şarttır." dedi.

Her türlü terör, karışıklık ve anlaşmazlığın yoğunlaştığı bölgenin yine Avrasya coğrafyası olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Göç, mültecilik gibi sorunları ortadan kaldırmak için yapmamız gereken yüksek yüksek duvarlar örmek değil, dünyada var olan adaletsizlikleri, kötü yönetişimi ve gelir dağılımındaki uçurumu azaltacak tedbirler almamız lazım. Biz bu coğrafyanın sakinleriyiz, gidecek başka yerimiz yok. Coğrafyamızın barış, huzur ve güvenliğini sağlamak bizim görevimiz." ifadelerini kullandı.

Geleceğin dünyasıyla bağları koparmamak için yapay zekâ alanına şimdiden yatırım yapılması gerektiğine değinen Yıldırım, insan zekası ile insanın zekasından çıkan yapay zeka rekabetinin, gelecek yıllarda gittikçe kızışacağını belirtti.

Bilişim ve teknoloji çağında artık savaşların da gücün de şeklinin değiştiğini ifade eden Yıldırım, " Bugün dünyanın en büyük gücü bilgidir. Bilgiye hakim olan, bilgiyi üreten ve bilgiyi kullananlar, bir adım öne çıkmaktadır. Geleceğimizi, devletlerimizi ve milletlerimizin ortak çıkarlarını düşünerek planlamak mecburiyetimiz var. Bu nedenle Avrasya coğrafyasında var olan yönetişim sorununu, demokrasi ve hukuk açığının süratle giderilmesi gerekiyor." dedi.

Ekonomik anlamda tarihi İpek Yolu ve Baharat Yolu'nun tekrar canlandırılmak mecburiyetinde olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bu konuda Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'nin, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu projesi, tarihi İpek Yolu'nun önemli bir halkasını teşkil etmektedir. Çin'in de dahil olduğu kuşak ve yol projesi, adım adım tarihi İpek Yolu'nun modern demir ağlarla ihya edildiği bir projeye dönüşmektedir." diye konuştu.

Yıldırım, TANAP, TAP, Şark Deniz Projesi, Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi, Mavi Akım Projesi, Türk Akım Projesi'nin Avrasya coğrafyası üzerinden dünyanın Avrupa'ya ve dünyanın diğer bölümlerine enerji sağlayan projeler olduğunu hatırlattı.

Avrasya'da yaşayan 5 milyar nüfusun ulaşım, konaklama, haberleşme imkânlarının daha da kolaylaştırılması, ülkeler arasındaki sayısal boşluğun azaltılması gerektiğini aktaran Yıldırım, bölgede nüfusun birbiriyle etkileşimi, ulaşım, iletişim imkânları arttığında, dostlukların da daha fazla artacağını, ticaretin, refahın artacağını, anlaşmazlıkların azalacağını söyledi.

Avrasya ülkeleri bunu başarırsa gelecek kuşaklara büyük bir miras bırakacağını ifade eden Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Medeniyet, itibar gördüğü yerde konaklar. Bu sebeple yüzlerce yıldır, doğudan batıya, doğudan batıya doğru sürekli bir hareket olmuştur. Son süreçte Avrupa'ya hatta Amerika'ya kadar ulaşmıştır. Şimdi dönüş vaktidir. Dünyanın zenginlik merkezlerinin artık batıdan doğuya doğru hareket ettiğini görmekteyiz. Bunun en somut örneği Türkiye'de yaşanıyor. Türkiye 2 milyon kapasiteli, dünyanın en büyük havalimanını yaptı. Bu, tesadüfi değildir. 1970'li yıllarda havacılığın merkezi Amerika'da, 1980'li yıllarda Avrupa'nın batısında, 1990'lı yıllarda Orta Avrupa'da, 2000'li yıllarda bizim bulunduğumuz bu coğrafyada. Çünkü medeniyet aksının doğuya doğru kaymasına paralel, havacılığın merkezi de onu takip ediyor. Bu bakımdan ülkemiz yakın zamanda hem bölgesel hem küresel hava ulaşım sisteminin merkezi haline geliyor."

TBMM Başkanı Yıldırım, Türkiye'nin Suriye'de yaşanan iç savaştan dolayı yerlerini, memleketlerini terk etmek zorunda kalan 4 milyona yakın insana ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Peki medeniyetin merkezi diye düşünülen Avrupa ne yapıyor? Onların Akdeniz'in sularında yok olmasını seyrediyor veya ülkelerinin sınırlarına yüksek duvarlar örmekten bahsediyor. Amerika da bundan başka bir şey yapmıyor. Güney Amerika'da yaşanan sorunları çözmek yerine, ülkeye girişi engelleyecek fiziki duvarlar kurmak, gelecekte insanlığın barışına, refahına, huzuruna hiç bir katkı sağlamayacağı gibi bugün en büyük tehlikelerden biri olan terörü DEAŞ örgütü de dahil olmak üzere aşırıcılık akımını güçlendirmekten başka hiç bir işe yaramayacaktır. Bunu anladığınız zaman da vakit çok geç olacak."

Türkiye'nin 2017 yılında küresel anlamda 8 milyarın üzerinde insani yardım yaptığını anlatan Yıldırım, "GSMH'nın yüzde biri kadar biz dış yardım yaptık, sosyal destekte bulunduk. Yardım yaparken de kimsenin dinine, rengine, inancına bakmadık. Çünkü daha huzurlu yaşamak istediğimiz bir dünya var. Komşumuz açken tok yatmayı günah kabul eden bir anlayışımız var. ABD'nin ve AB üyesi ülkelerin de aynı şeyi yapmasını bekliyoruz. ABD'nin GSMH'sı 20 trilyon dolar. AB'nin toplam milli hasılası 15 trilyon dolar. Toplamda 35 trilyon dolar yapar. Eğer yüzde birini ihtiyacı olan insanlara verseler 350 milyar dolar eder. 350 milyar dolar para ile birçok konu hallolur. Afrika'daki susuzluk, alt yapı yetersizlikleri, az gelişmiş ülkelerdeki sorunların hepsi ortadan kalkar. Dünyada açlık diye bir konu kalmaz." diye konuştu.

Dünyada aşırı şişmanlıkla mücadele için çok büyük paraların harcandığını, o paraların yarısıyla açlıktan ölmek zorunda kalan insanları kurtarmanın mümkün olduğunu aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyanın sorunu, bölgesel ve küresel dengesizliklerdir, kalkınma ve refah açığıdır. Bu da bütün sorunların kaynağıdır. Sorunları çözmek için ülkeleri işgal ederek bir sonuç alamazsınız. Irak, Afganistan, Libya'da olanlara bakın, eskisinden daha mı iyi oldu? Daha kötü oldu. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bir daha savaş olmasın diye kurulan BM, bugün savaşı önleyen değil, savaşı önleyemeyen bir kuruluş haline gelmiştir. O bakımdan yapısının süratle gözden geçirilmesi gerekir. Dengeli bir güvenlik konseyi yapısına ihtiyaç vardır."

Avrasya ülkelerinin kendi istikbaline, kendi kaderine daha çok sahip çıkması gerektiğini dile getiren Yıldırım, Türkiye'nin bu noktada önemli bir görevi ifa ettiğini söyledi.

Türkiye'nin 143 yıllık bir parlamento geçmişi, 69 yıllık çok partili yönetim tecrübesine sahip olduğunu hatırlatan Yıldırım, dünyada kimsenin, hiçbir ülkenin geri kalmasını istemediklerini ifade etti.

Yıldırım, dünya nüfusunun 2050 yılında yüzde 20 daha artacağı göz önüne alındığında, toplam gelirin de üç kat artacağı dikkate alındığında, bölgesel dengesizliklerin giderilmesine yönelik yapacak çok işin olduğunu sözlerine ekledi.

TBMM Başkanı Yıldırım, konuşmasının ardından, Marmara Grubu Vakfı'nda 10 yılını idrak eden üyelere onur madalyalarını takdim etti. Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Akkan Suver de Yıldırım'a günün anısına hediye sundu.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.