TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan ilk 10 maddesi kabul edildi.

06 Şubat 2019 Çarşamba

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, partilerinin Hazine yardımından mahrum edilmesinin hiçbir makul izahı olamayacağını söyledi.

Nuhoğlu, gündem dışı konuşmasında, partisinin Hazine yardımını hala alamadığını söyledi.

Hazine yardımını almak için başvurdukları kurumlarda yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Nuhoğlu, "Hak edilmiş bir ödemenin engellenmesi, sadece kanuna aykırı değil aynı zamanda İYİ Parti olarak faaliyetlerimize karşı tavır almak anlamına geliyor. Hazine yardımı almaya hak kazanan partiler bu yardımı almışken İYİ Partinin bundan mahrum edilmesinin hiçbir makul izahı olamaz." diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ise polislerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşma yaptı. Kürsüye polis yeleği seren Tanal, polislerce kullanılan cop, kelepçe ve metal polis rozetinin devlet tarafından verilmesini istedi.

Tanal, güvenlik güçlerinin maddi ve manevi tatmine ulaşamadığını, ayrıca fazla çalışma mesaileri nedeniyle de aile hayatlarında sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.

"Polisin, ek görevlerle ayda 400 saate kadar mesai yaptığını" savunan Tanal, polisin çalışma şartlarının, amir ve müdürünün iki dudağının arasında olmaması gerektiğini ifade etti. Mahmut Tanal, "Toplumun huzur ve güvenini emanet ettiğimiz polislerin hak ettikleri ek göstergelerinde düzenleme yapılması gerekmektedir. Polislerin, en çok çözülmesini istedikleri ise 3600 ek gösterge sıkıntısıdır. Ek göstergenin polisler arasında ayrım yapılmadan verilmesi gerekmektedir. Polislerin özlük haklarının jandarmanın özlük haklarıyla eşitlenmesi gerekmektedir." diye konuştu.

AK PARTİ Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ise Akça Koca'nın vefatının 691'inci yıldönümü ve Kocaeli'nin tarihine ilişkin gündem dışı söz aldı. Akça Koca, Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin Kocaeli ve civarında verdiği mücadeleleri anlatan Şeker, "Bu cennet vatanı yurt edinerek, milletimize emanet eden şehit ve gazilerimizi şükran ve minnetle anıyorum." dedi.

Bu arada HDP milletvekilleri, Genel Kurul salonuna getirdikleri HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in fotoğrafının yer aldığı dövizleri sıralarının üzerine koydu.

TBMM Genel Kurulu'nda, siyasi partilerin grup toplantılarının yapıldığı salı günleri Meclis içerisinde alınan güvenlik tedbirleri tartışıldı

TBMM Genel Kurulu'nda söz alan grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, halk arasında "Anadolu fırtınası" olarak tanınan Osman Bölükbaşı'nın ölümünün 17. yılı olduğunu hatırlatarak, Bölükbaşı'nın hala Türk siyasetinin en renkli kişilerinden birisi olarak anıldığını söyledi.

Bugünün ayrıca, Doğu Türkistan'daki Gulca katliamının 22. yılı olduğunu dile getiren Türkkan, katliamda şehit düşenlere Allah'tan rahmet diledi. Doğu Türkistan'ın milli dava olduğunu ifade eden Türkkan, bu davadan taviz verilmeyeceğini belirtti.

Gebze ve Darıca'daki hastanelerde mesai saatleri dışında çocuk doktoru bulunmaması sıkıntısının yaşandığını da ileri süren Türkkan, bölge insanının bu sorunun ivedilikle giderilmesini istedi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de devlet ve millet adamlığı denildiğinde akıllara ilk gelen kişilerden, MHP'nin siyasi geleneğinin öncü liderlerinden Bölükbaşı'na Allah'tan rahmet diledi.

Bülbül, 50'nci yılı kutlanan MHP'nin banisi Alparslan Türkeş başta olmak üzere, bütün dava büyükleri ve şehitleri saygı ve rahmetle andığını ifade etti.

Kamu iktisadi teşekküllerinde, kamu kurumlarının yemekhanelerinde, araç teminine dayalı ihalelerde ve hastane bilgi yönetim sistemi işlerinde çalışanların, kadro imkanının dışında kaldığını söyleyen Bülbül, hastanede çalışanların kadroya geçilmesine ilişkin yapılan çalışmada bir sonuca ulaşılmadığını belirtti.

Bülbül, "Kadroya geçme imkanına kavuşamayan bu cüzi miktardaki işçi kardeşlerimizin kadro imkanına kavuşması konusunda gerekli çalışmaların Meclis bünyesinde yapılmasını arzu ediyoruz. Bu konuda MHP hazırdır, kanun tekliflerini de verdi. Ortaya çıkacak kanun, işçi kardeşlerimizin sorunlarını halledecektir." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan Sedat Peker hakkında katıldığı bir açılışta "suç işlemeye tahrik" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçlarını işlediği gerekçesiyle açılan soruşturmaya değindi.

Kurtulan, "Bize göre, bu soruşturma, sadece kamuoyunun tepkisini dindirmek için açılmıştır. Soruşturmanın sonucunu tahmin etmek için müneccim olmaya hiç gerek yok. Sonuçlarını bildiği için bu kadar rahat tehditler savurabilen bu kişi hakkında dava açılsa bile, diğer üç davada olduğu gibi yine beraat edeceğini tahmin ediyoruz." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, konuşmasında siyasi partilerin grup toplantılarının yapıldığı salı günleri Meclis içerisinde alınan güvenlik tedbirlerini eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için Meclis'in etrafında, yerleşke dışında alınan tedbirlere bir itirazlarının olmadığını dile getiren Altay, "Ama TBMM yerleşkesinin içinde, bahçede, Genel Kurulda, grup toplantı salonuna bağlı salon ve fuayelerde bir terör estiriliyor. Koruma terörü estiriliyor." ifadelerini kullandı.

Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mecliste TBMM Koruma Müdürlüğü var. Fakat o gün, bütün bu Meclisin Koruma Müdürlüğünün yetkileri, etkileri, görevleri baypas ediliyor, Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler, Meclisi işgal ediyor. İşgalden kastım, kötü anlamda anlaşılmasın. Çok şükür, Türkiye darbeler devrini kapattı diyoruz. Türkiye'nin Cumhurbaşkanına, TBMM'de ve herhangi bir yerinde bir saldırı olursa, merak etmesin, biz de en az onun kadar kendisini savunma noktasında gayret içinde oluruz. Ama bana ve diğer milletvekillerine, Cumhurbaşkanlığı koruma ekipleri tarafından, Meclisin içinde her gün geçtiğim yol kapatılıyorsa ben o koruma müdürünü ya da o polisi fena yaparım, Bu, bana değil; bu, millete bir göstermelik edepsizliktir. Bu, millete saygısızlıktır."

Ekonomiye sopayla müdahale edilmemesini isteyen Altay, ekonomide kurallara uyulması, ülke ekonomisinin tefecilere teslim edilmemesi gerektiğini, elektrik ve akaryakıta uygulanan zamların geri çekilmesiyle domates, biber, patlıcanın fiyatının düşeceğini söyledi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Mecliste salı günleri uygulanan güvenlik tedbirlerine ilişkin, "Meclis'te koruma ekiplerinin bazı uygulamalarından milletvekilleri rahatsızlık duyuyorsa, buna biz de gereken hassasiyeti gösterir, ilgililere iletiriz. Ama korumaların buradaki bazı uygulamalarından yola çıkıp, milletin tepesinde, güç gösterisi yapıyormuş gibi bir şey söylenmesini de asla kabul edemeyiz." ifadesini kullandı.

Ülke ekonomisini asla tefecilere teslim etmediklerini belirten Muş, "Biz ülke ekonomisine eğer tefeciler çöreklenmeye çalışıyorsa onları gönderdik. Bunun da milletimiz tarafından bilinmesini isterim." dedi.
---
TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin verdikleri grup önerileri kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda siyasi partilerin grup önerileri görüşüldü.

Genel Kurulda, ilk olarak, İYİ Parti'nin "Milli Eğitim Bakanlığı, Danıştay'ın öğrenci andıyla ilgili verdiği kararın uygulanmamasına" ilişkin grup önerisinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.

Öneri üzerinde söz alan İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, andımızla ilgili yönetmeliğe yönelik açılan davada Danıştay'ın "yürütmeyi durdurma" kararı verdiğini söyledi. Danıştay'ın kararının 23 Ekim 2018 tarihinde verildiğini anımsatan Koncuk, "23 Ekim'den bu yana herhalde 30 günden fazla süre geçti. Çünkü, idari dava kararlarının 30 gün içerisinde uygulanmak gibi bir mecburiyeti var. Yani isterse bir üst mahkemeye itiraz edilmiş olsun idare, yargı kararını 30 gün içerisinde uygulamak zorundadır. Şu anda Milli Eğitim Bakanlığı açıkça bir suç işliyor." ifadesini kullandı.

Ortada bir yargı kararı olduğunu vurgulayan Koncuk, "Andımızdan rahatsızlığınızın ne olduğunu da bir türlü anlayamadım. 'Türk'üm, doğruyum, çalışkanım' ifadelerini evlatlarımıza söyletmemizden kim rahatsız olabilir? Millilik, yerlilik vurgusu yapan bir siyasi iktidarın andımız gibi bir metinden rahatsız olması asla söylemleriyle örtüşen bir durum değildir." dedi.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ise Danıştay kararının ardından aradan geçen zamanda Milli Eğitim Bakanlığından herhangi bir uygulama gelmediğini belirterek, "Biz andımızdaki ifadelere anayasamızdaki vatandaşlık hukukuna göre ifade bulan aidiyet duygusuyla bakıyoruz." diye konuştu.

Adıgüzel, şöyle devam etti:

"Türkiye ırk temeline dayanan bir devlet değildir, bir siyasi bilinç devletidir. Andımızda belirtilen ırk temelli bir şey değil, sınırlarımız içerisinde, vatandaşlık temelinde, yurttaşlık bilincinde bir mana ifade eder. Burada tartışılması gereken esas bu mevzu da değil. Sayın Erdoğan'ın, Danıştay hakimlerini azarlayarak, aşağılayarak adeta bu kararı tanımaması meselesidir. Bir yargı sorunudur. Danıştay kararı yerindedir ve buna uyulması zorunludur."

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Danıştay 8. Dairesi'nin vermiş olduğu yönetmelik değişikliğine ilişkin kararının, Anayasa'nın 125. maddesini ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesini ihlal eden, idari eylem ve işlem niteliğinde olan ve idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak nitelikte bir karar olduğunu söyledi.

Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kararla Danıştay kendisini yürütmenin yerine koymuş ve andımızla ilgili yönetmelik değişikliği maddesini iptal etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda dava devam etmektedir, karar temyiz edilmiştir. Ortada uygulanması mümkün olan bir yargı kararı bulunmamaktadır. Ayrıca yürürlükte de öğrenci andının okutulmasını zorunlu kılacak bir yönetmelik hükmü de bulunmamaktadır. Danıştay 8. Dairesi yönetmelik değişikliğini iptal etmiştir, değişikliğe uğrayan önceki yönetmelik de ortada yoktur. Dolayısıyla karar eski yönetmeliği diriltebilecek, yürürlüğe koyabilecek bir karar değildir. Aksi takdirde, Danıştaya yönetmelik yapma yetkisi vermiş oluruz ki bu durum Anayasa ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz."
Tunç, "30 gün içinde uygulanması gerekir" düşüncesinin de doğru olmadığını vurguladı.

Konuşmaların ardından İYİ Parti'nin önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra HDP'nin "ekonomik krize" ilişkin grup önerisinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.

Partisinin önerisi üzerine söz alan HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, Türkiye'de bazı çevrelerin ekonomide "işlerin iyi gittiğine" dair bir kanaati sürekli vurguladığını söyledi.

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, konuşması sırasında yanında getirdiği biber, patlıcan, kuru ve yaş soğanı kürsüye bıraktı.

Türkiye'nin tarihinin en büyük siyasi ve ekonomik krizini yaşadığını öne süren Barut, "Gün geçmiyor ki konkordatolar, iflaslar olmasın, gün geçmiyor ki iş yerleri kapanmasın." dedi.

Sebze fiyatlarında yaşanan fiyat artışlarına dikkati çeken Barut, "Milletimiz manavdan ürünleri artık kilo ile değil tane ile alacak. Bütün bunları aşmak yerine marketlere, depolara baskın ve cezalarla gıda fiyatlarını düşüremezsiniz. Üreticiye, sanayiciye, çiftçiye destek verilmekle bunlar aşılır." ifadesini kullandı.

Barut'un konuşmasının ardından elindeki sebzeleri AK PARTİ milletvekillerinin önüne koyması üzerine kısa süreli gerginlik yaşandı.

AK PARTİ Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ise kriz diye bir şeyin olmadığını söyledi.

Kriz kelimesinin anlamını okuyan Aydemir, "Var mı böyle bir şey? Kafası, zihin yapısı, zihin haritası imha üzerine kurulu olanlar bu dediğimi anlamazlar. Biz ihya siyaseti yapıyoruz. Bugüne kadar 17 yılda yaptıklarımız 170 yılda yapılmayacak kadar, milletin, memleketin menfaatinedir. Bir iktisadi yönelme yaşandı ve bunu herkes biliyor. Bu neydi? 15 Temmuz kanlı ihanetine iktisadi yönden ayak verme girişimiydi." dedi.

Öte yandan CHP'nin, "Artvin ilinin Yusufeli ilçesinin sorunlarına" ilişkin grup önerisinin bugün ele alınması önerisi de görüşülerek, kabul edilmedi.

Grup önerilerinin ardından TBMM Genel Kurulunda, Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Kanun Teklifinin görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda, Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerde söz alan MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, Türkiye'nin dünya bor rezervinin yüzde 73'üne sahip olduğuna dikkati çekti. Başkan, ülkede bor tüketiminin artırılması, bu madene dayalı sanayinin geliştirilmesi, borla ilgili verimli ve yenilikçi yatırımların artırılması amacıyla sektörel iş birlikleri oluşturularak, sanayi kuruluşlarının desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.

Madencilik sektörünün gayrisafi yurt içi hasıladaki payının düşük olmasında Türkiye'nin sanayileşmede arzu edilen seviyeye gelememesinin en önemli etken olduğunu ifade eden Başkan, "Madenlerimizin ham olarak ihraç edilmesi yer altı kaynaklarının ekonomimize katkısını düşürmektedir. Katma değeri yüksek üretime geçmemiz elzemdir." diye konuştu.

Başkan, bu alandaki en önemli darboğazlarından birinin, gerek kamu gerekse özel kuruluşlardaki yönetsel yapıların verimliliği konusu olduğunu söyleyerek, "Sanayimizin ana girdisi elektrik enerjisinin önemli ham maddelerinden biri olan yerli kömür kaynaklarının yeterince kullanılamaması, bunun yerine ithal kömür ve ithal doğal gaza dayalı politikalar enerji arz güvenliğinden öte, ülke güvenliğini de tehlikeye sokmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Bazı madenlerin pazarlama aşamasında isim birliğine sahip olmadığını belirten Başkan, "Ülkemizde çok çeşitli renk ve desende doğal taş işlenmekte ve bazen aynı ocaktan çıkan taşlar bile farklı isimler almaktadır. Bu durum da müşterinin bazı madenlerin çeşitlerini tanımasını ve bu madenlerin yurt dışında marka olmasını zorlaştırmaktadır. Bunun engellenmesi için madenlerde isim birliğine gidilmesinin gerekliliği artık bir sır değildir." ifadesini kullandı.

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, madencilikte iş ve işçi güvenliğini önemsediklerini söyledi.

Soma ve Zonguldak'ta yaşanan maden kazalarını "cinayet" olarak tanımladıklarını, Soma benzeri "kitlesel cinayetlerin" olduğu yerleri de "katliam" olarak nitelendirdiklerini ifade eden Kenanoğlu, "Bu Maden Kanunu'nda da işçilerin güvenliğini sağlayacak düzenlemelerin yapılmasının öncelik olması gerekiyordu fakat burada bunu göremedik." dedi.

Maden aramalarında orman alanlarının ve tarım alanlarının tahrip edildiğini savunan Kenanoğlu, yaşanan orman tahribatının yüzdesi ne kadar düşük olursa olsun, netice itibarıyla ormanların bu ülkenin vatandaşlarının ortak değeri olduğunu belirtti.

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, teklifin enerji alanında, maden, petrol, LPG başta olmak üzere, girdi maliyetlerini azaltmayacağını ve sektörün asıl taleplerini karşılamayacağını savundu.

Kanun teklifinin, sektörel talepler yeterince alınmadan son derece hatalı hesaplamalarla Meclise getirildiğini öne süren Arslan, şunları söyledi:

"Böylesine önemli alanları etkileyen bir teklifin etki değerlendirme analizi yapılmamıştır. Bu nedenle, sorunları çözen değil yeni sorunlar yaratan bir düzenleme olacaktır. Teklifin sektöre, tüketiciye, üreticilere, dağıtıcılara maliyeti, kazanç ve kayıpları açıkça rakamlara dökülmesi gerekirken aceleci bir şekilde komisyonumuzdan geçirilmiştir. Bu teklifin geri çekilerek daha geniş anlamda, detaylı, gerçekten madencilikte oluşan sorunların cevabını verebilecek, çözüm noktalarını ortaya koyacak bir düzenleme yapılmasının ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyoruz."

Teklif sahibi milletvekillerinden AK PARTİ İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu, teklifin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmada, bu kanun teklifiyle, başta madencilik olmak üzere, elektrik, petrol, LPG piyasalarını yakından ilgilendiren düzenlemeler yapıldığını, enerji verimliliği, nükleer kanunla ilgili uygulamalar ve ölçü ayarların ilgili kanunlarında yapılan düzenlenmelerle belirsizliklerin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını belirtti.

Kanun teklifiyle maden sektörünün ekonomideki payının daha da artırılmasının hedeflendiğini söyleyen Şatıroğlu, ayrıca sektörün sorunlarına çözümler getirilmesi ve daha sürdürülebilir bir madencilik politikasının sağlanmasının amaçlandığına vurgu yaptı.

Teklifin tümü üzerine yapılan konuşmaların ardından Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş, milletvekillerinin soru ve eleştirilerine cevap verdi.

Elitaş, 2018'de doğal gaz ithalatının yaklaşık 50 milyar metreküp olduğunu belirterek, Rusya, İran, Azerbaycan, Katar, Cezayir, Nijerya, ABD, Norveç ve diğer ülkelerden doğal gaz ithal edildiğini kaydetti.

Teklifin komisyondaki görüşmelerine STK ve sektör temsilcilerinin davet edilmediği eleştirilerini yanıtlayan Elitaş, komisyona 18 ilgili kurum ile 28 STK temsilcisinin davet edildiğini belirtti.

Alt komisyonda STK temsilcilerinin görüşlerinin dinlendiğini dile getiren Elitaş, "Bütün sivil toplum kuruluşları kanun maddeleriyle ilgili hangi sorunların olduğunu detaylı bir şekilde intikal ettirdiler. Bunu da değerlendirme imkanı bulduk." diye konuştu.

Eleştirilen maddelerden birisinin, bu kanunun madencilikle ilgili kısmı olduğunu aktaran Elitaş, "Maden işletmelerinin daha verimli ve güvenli çalışmasını sağlayabilmek, iş sağlığı ve güvenliği açısından denetimlerini etkin bir hale getirmek amacıyla yapılan önemli bir düzenlemedir." ifadesini kullandı.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.