TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI...


Cumhurbaşkanı ve AK PARTİ Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli seçimleri öncesinde TBMM'yi yine yoğun bir gündem beklediğini söyledi. Millete taahhüt ettikleri kanunların çıkarılması konusunda gerek komisyonlarda gerek Genel Kurulda milletvekillerine çok önemli görevler düştüğünü belirten Erdoğan, her kurum gibi Meclisin itibarının da yaptığı işlere ve bu işlerin kalitesine bağlı olduğunu ifade etti.

08 Ocak 2019 Salı

Cumhurbaşkanı ve AK PARTİ Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli seçimleri öncesinde TBMM'yi yine yoğun bir gündem beklediğini söyledi. Millete taahhüt ettikleri kanunların çıkarılması konusunda gerek komisyonlarda gerek Genel Kurulda milletvekillerine çok önemli görevler düştüğünü belirten Erdoğan, her kurum gibi Meclisin itibarının da yaptığı işlere ve bu işlerin kalitesine bağlı olduğunu ifade etti.

Erdoğan, "Bizler bu yürüyüş esnasında özellikle de kaybetmeye değil hep Cumhur İttifakı olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız, bir hareketiz. Bunu böyle bilmenizi istiyorum. Onun için de aramızdaki bu bağları kimse zayıflatma yoluna gitmesin, kimse de kalkıp 'ben' diye hareket etmesin. Burada 'ben' yok, 'biz' var. Herkes buna uysun." dedi.

Milletin beklentilerine cevap verecek bir Meclisin gerçek anlamda milli iradenin temsilcisi unvanını hak edebileceğini vurgulayan Erdoğan, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da birileri Meclisi çalıştırmamak, milli iradenin tecellisini engellemek için tüm güçleriyle çalışacaktır. Sizlere düşen, hem bu kifayetsizlere hak ettikleri cevapları vermek, onlara meydanın boş olmadığını göstermek hem de yasama sürecinin kesintisiz çalışmasını sağlamaktır." diye konuştu.

Her yerde olduğu gibi Mecliste de safların netleştiğini ifade eden Erdoğan, "Bir yanda AK PARTİ ve onunla ülkenin, milletin, devletin bekası konusunda birlikte yol yürüyen MHP ile yerli, milli duruş sahibi kesimler vardır. Diğer yanda ise ana muhalefet partisi ve artık onunla aynı yolda yürüdüğü gün gibi aşikâr hale gelen bölücü örgütün güdümündeki partiyle benzeri yapılar vardır. Milletimiz bu net fotoğraflar arasında bir tercih yapacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de yerli, milli siyasetin karşılığının yüzde 100 olduğuna inandıklarını, aldıkları oy ile bu oran arasındaki farkın kendilerini, davalarını, hizmetlerini, hedeflerini, vizyonlarını anlatamadıkları kesimlerden oluştuğunu söyledi.

Erdoğan, "Oy alamadığımız seçmenleri, gönüllerine giremediğimiz, belki de bunun için henüz kendilerine ulaşamadığımız vatandaşlarımız olarak görüyoruz. Bunun için 31 Mart seçimleri sürecinde geçmişte kimin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın milletimizin her bir ferdine ulaşıp kendimizi ifade etmeliyiz. İşte bunun için hizmet siyaseti, gönül belediyeciliği diyoruz." dedi.

Şu ana kadar açıklamadıkları sadece 6 il veya büyükşehir adayı kaldığını dile getiren Erdoğan, ilçeleriyle birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir adaylarını kendisinin, Denizli'yi Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'un, Sivas'ı da Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın kamuoyuna tanıttığını hatırlattı.

Büyükşehirlerin bir kısmını bizzat açıklayacağını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu hafta sonu, Cuma'dan itibaren Trabzon, Kocaeli ve Sakarya'ya giderek milletimizin huzuruna adaylarımızı çıkaracağız. Diğer illerimizin ilçeleriyle birlikte aday tanıtımlarını ise Genel Merkezden yapacağımız görevlendirmelerle hafta sonuna kadar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bugün Merkez Karar Yönetim Kurulunda arkadaşlarımıza görev dağılımlarını ifade edeceğiz, anlatacağız ve yarından itibaren arkadaşlarımız da illerimize hareket ederek illerimizde bu çalışmaları yürütecek ve adaylarımızın illerimizde tanıtımını yapacaklar. Tüm belediye başkan adaylarımızın şimdiden ülkemize, şehirlerimize, ilçelerimize hayırlı olmasını diliyorum."

Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile belediye başkanlığı seçimlerinde yapacakları iş birliğinin de hayırlı neticelere vesile olmasını dileyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece siyasi tarihimizde ilk defa bir mahalli seçimde veya seçimlerde öyle gizli kapaklı değil, öyle kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarla değil her şeyin milletimizle paylaşıldığı şeffaf bir ittifak yapılmış oluyor. Burada bir şeyi çok açık, net söyleyeceğim; yapmış olduğumuz bu ittifak her şeyden önce tüm teşkilat mensuplarımızın, partimizin Merkez Karar ve Yönetim Kurulunun, MYK'nın almış olduğu kararlara ve yapmış olduğumuz istişareler neticesinde verdiğimiz kararlara saygı duymasını özellikle rica ediyorum. Sizler belki işin bir yanından olaylara bakabilirsiniz. Bizler ise enine boyuna istişaresini yapıyor ve kararlarımızı da ona göre veriyoruz. Herhalde bizler bu yürüyüş esnasında özellikle de kaybetmeye değil hep Cumhur İttifakı olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız, bir hareketiz. Bunu böyle bilmenizi istiyorum. Onun için de aramızdaki bu bağları kimse zayıflatma yoluna gitmesin, kimse de kalkıp 'ben' diye hareket etmesin. Burada 'ben' yok, 'biz' var. Herkes buna uysun."

Erdoğan, aday tanıtım toplantılarında ittifakta destekleyecekleri MHP adaylarına da kendi adaylarıyla sahnede yer verdiklerine, onları da millete ilan ettiklerine dikkati çekerek, "Rabbim bizleri çıktığımız bu yolda mahcup etmesin." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın, 31 Mart akşamı bu yoldan zaferle çıkacağına inandığını vurgulayarak, "Karşımızda malum Sayın Bahçeli'nin ifadesiyle 'zillet ittifakı' benim ifademle de 'illet ittifakı' var. Bunlara karşı inşallah zaferimizi ilan edeceğiz ve vatanseverliğin, milliyetperverliğin ne olduğunu yerelde de göstereceğiz. İktidarıyla yereliyle omuz omuza, el ele bir yürüyüş ve ülkemizin değişiminde de inşallah bu sürecin çok çok hayırlı olacağına inanıyorum." diye konuştu.

Bugün Türk siyasetinin en önemli sorununun ana muhalefet olduğunu ifade eden Erdoğan, "Daha doğrusu sorun ana muhalefetin iktidara talip bir siyasi organizasyon gibi değil de marjinal bir örgüt gibi davranıyor olmasıdır. Bu partinin teşkilatları içinde özellikle da seçmenleri arasında elbette ülkesinin ve milletinin menfaatlerini düşünen pek çok kişi vardır. Yerli ve milli duruş sahibi CHP'lileri tenzih ederek söylüyorum ki bugün CHP yönetimi maalesef cumhuriyetçilikle de halkçılıkla da demokrasiyle de tarihimizle de kültürümüzle de uzaktan yakından ilgisi olmayan bir zihniyetin eline geçmiştir." dedi.

Başkan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'ye yönelik eleştirilerde bulundu.

CHP adına konuşan, CHP adına söz söyleyen, ahkam kesen birtakım isimlerin yaptıklarına baktıklarında kimi zaman acı acı gülümsediklerini, kimi zaman içten içe üzüldüklerini, kimi zaman öfkelendiklerini belirten Erdoğan, sıkıntının asıl kaynağının, bu partinin başındaki zat olduğunu söyledi. Erdoğan, ön tekerlek nereye giderse arkadakilerin de onu izlediğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zat, sorsanız demokratlığı kimseye bırakmaz. Ağzını her açtığında Batı ülkelerinden örnekler verir. Ama kendisi Genel Başkanlık koltuğunda oturduğu 9 yılda, 9 seçim kaybetmesine rağmen oraya çivilenmiş gibi yerinden kıpırdamaz. Hatta öyle garanticidir ki koltuğunu riske atmamak için Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmaya bile cesaret edemedi, edemez. Buna karşılık konu iftiraya, yalana, hakarete gelince aslan kesilir. Kendisine karşı açtığımız davaların, kazandığımız tazminatların haddi hesabı yoktur. Onaylanıp, daha gelecek olanlar da var, o ayrı. Can çıkar huy çıkmaz misali, hangi yola başvurursak vuralım, bu zatı gerçek bir demokrat gibi siyaset yapmaya ikna edemedik." diye konuştu.

Bu süreçte dikkatlerini çeken bir başka hususun da CHP'nin başındaki zatın ve kimi belediye başkanlarının içlerindeki Bizans aşkı olduğunu kaydeden Erdoğan, CHP'nin başındaki zatın öve öve bitiremediği, "demokrasinin ve özgürlüğün sesi" olarak tarif ettiği Gezi olaylarında duvarlara, "Zulüm 1453'te başladı" sloganı yazıldığını anımsattı.

Erdoğan, Ankara'daki Malazgirt 1071 Bulvarı'nın inşasını protesto ederken, Bizans askeri kıyafeti giyen provokatörleri savunanın da bu zat olduğunu belirtti.

CHP'li Edirne Belediye Başkanı'nın astığı afişlerin geçen hafta konuşulduğunu anımsatan Erdoğan, serhat şehri Edirne'nin ismini bir kenara bırakıp, Bizans dönemindeki ismiyle hazırlanan afişlerin, CHP zihniyetinin yeni bir tezahüründen başka bir şey olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu heykeldeki Kıbrıs Türk'ü temsilcisinin yüzünün tahrip edilmiş olması da ayrı bir garabet örneğidir. Bunların İstanbul Büyükşehir adayının, Kıbrıs'la ilgili yaptırdığı heykele adadaki tüm Türklerin katledilmesini savunan Rum liderini koyması da aynı hastalıklı zihnin eseridir. Sorsanız bu yaptıkları işi, rahmetli Gazi Mustafa Kemal'in 'Yurtta sulh cihanda sulh' sözüyle izah etmeye kalkarlar. Halbuki Gazi bunlara, yurtta sulhu; ülkenizin düşmanlarını yücelterek yapın dememiştir. Tam tersine Gazi'nin, yurtta sulh sözüyle kast ettiği şey, tam da bizim seçtiğimiz 16 yıldır yaptığımız şeylerdir. Biz yurtta sulhu, öyle sloganla değil, demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirerek, özellikle savunma sanayimizi, ordumuzu, sınırlarımızın güvenliğini tahkim ederek sağlayabileceğimizi biliyoruz. Eğer Gazi, 'yurtta sulh, cihanda sulh' ifadesi sürekli olarak geçerliliğini savunsaydı, Çanakkale'yi, Kocatepe'yi nereye koyacağız? Orada Gazi, kimlerle, ne için savaştı, o zaman gelin bunu da izah edin."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir süredir Türkiye'de, ülkenin ve milletin hayrına yapılan hangi iş varsa CHP'nin, hepsinin karşısında yer aldığını dile getirdi.

CHP zihniyetinin, tek parti devrinden beri uçak ve silah fabrikalarını kapattığını, otomobil üretme girişimlerini engellediğini, altyapı yatırımlarını yasakladığını, savsakladığını, tüm hizmetleri engellemek için var gücüyle çalıştığını belirten Erdoğan, Osmanlı döneminde başlayan, Gazi'nin de hassasiyetle sürdürdüğü demiryolu hamlesini, onun ölümüyle hemen durduranın yine CHP olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Boğaz'daki her üç köprünün de inşasına, en büyük muhalefeti bunlar yaptı. Denizin altından Marmaray ve Avrasya tüneline en büyük muhalefeti yine bunlar yaptı. Hatta İnönü, Menderes, Boğaz'a köprü projesini ilk gündeme getirdiğinde tartışmayı, 'Yıkarız' diyecek kadar ileri götürmüştür. Daha önce köprü projesini gündeme getiren merhum Nuri Demirağ, kendisini engelleyen dönemin Başbakanı İnönü ve Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya için şayet gelecekte köprü yapılırsa üzerine 'İnönü ve Çetinkaya geçemez' diye yazılmasını vasiyet etmiştir. Herhalde ben de bir vasiyet yapabilirim: Bay Kemal geçemez." değerlendirmesinde bulundu.

Keban Barajı gündeme geldiğinde CHP zihniyetinin, projeyi, "Kurbağalara göl yapıyorsunuz." diye engellemeye çalıştığını dile getiren Erdoğan, Seyhan Barajı'na ise "Köstebeklerin araziyi delerek, bendi yıkacağı" şeklinde karşı çıkıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin, kalkınmanın temel unsuru olan enerji santrallerini yapan hükümetleri, "Ne yapacaksınız bu kadar elektriği, toprağa mı vereceksiniz?" diyerek sıkıştırdığını anlattı. Erdoğan, İstanbul'un imar çalışmaları yapılırken CHP'lilerin, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Vatan Caddesi, Millet Caddesi, şimdiki E-5 gibi yollara, "Uçak mı indireceksiniz buralara" diye karşı çıktığını anımsattı. Erdoğan, Marmaray'a, Avrasya köprüsüne de muhalefet edildiğine işaret ederek, "Şayet CHP kafasına kalsaydık İstanbul'da yaşayan ve bu şehri ziyaret eden onlarca milyon insan, Avrupa ve Anadolu yakaları arasında hala sandalla, vapurlarla geçmeye çalışacaktı." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, varlık sebebini, medeniyet ve kültürlerine ait ne varsa hepsini yok etmek, yeni atılan adımları da engellemeye çalışmak olarak belirlemiş bir partiyle karşı karşıya olduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz milletin hakkının, hukukunun, özgürlüğünün alanını genişletmeye çalıştıkça bunların faşist yüzleri açığa çıkıyor. Bu ülkenin meşrebi ve duruşu belli olan Cumhurbaşkanı'nı bira içmeye, Mozart dinlemeye zorlamak faşistliğin dik alasıdır. Bu ülkenin başörtülü hanımlarına 'Suudi Arabistan'a gidin' demek faşistliğin en sefil halidir. En son iki-üç gün önce, bir konserden çıkan başı açık, başı örtülü kızlarımıza orada gelip, bu şekilde sataşıp, 'Suudi Arabistan'a gidin, burada ne işiniz var.' diyenlerin halini düşünün. Adı da neymiş sanatçıymış, buyurun. Dert başka, ne derseniz deyin, bu ülkede insanların yaşam biçimiyle uğraşan CHP zihniyetidir. AK PARTİ, tam aksine bu ülkede yaşam çeşitlerini garanti altına alan bir siyasi zihniyettir. Bu milleti, 'beton kafalı, göbeğini kaşıyan adam, makarnacı, kömürcü, dağdaki çobanın oyuyla benimki bir mi?' diyerek aşağılayanların faşistliği lime lime üzerlerinden dökülmektedir. Halbuki demokrasilerde herkesin inancına, kültürüne, değerlerine saygı duymak esastır. Türkiye'de sadece bu faşistler insanları, içki içenler-içmeyenler, başı örtülüler-başı açıklılar, sakallılar- sakalsızlar diye ayırır. Yıllardır ağızlarından düşürmedikleri yaşam tarzı dayatması, sadece bu faşist CHP zihniyetine mahsustur. Bizim inancımız da töremiz de böyle bir dayatmaya izin vermez. Asırlardır her türlü farklılığı uyum içinde bağrında yaşatan Anadolu irfanı, bu durumu ayrışma değil zenginlik kaynağı olarak görür."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin demokrasi karnesindeki sıfırların bunlarla da sınırlı olmadığını vurgulayarak, "1946 seçimlerinden sonra Ankara'nın ilçelerinden birisinde, daha sonra CHP'den milletvekili seçilecek bir kaymakama, Demokrat Partiye oy veren köylülere eşek semeri vurduracak kadar alçalabilmişlerdir. Bu ülke neler gördü? Neresinden tutsanız elinizde kalan bu CHP zihniyeti, inşallah önümüzdeki seçimlerde milletimizden hak ettiği dersi bir kez daha alacaktır. Yeter ki biz milletimize verdiğimiz sözlerin arkasında duralım. Yeter ki biz milletimize hakim değil hadim olmaya geldiğimizi unutmayalım. Yeter ki biz AK PARTİ'nin milletin partisi olduğunu, milletle birlikte bugünlere geldiğini ve yine milletle birlikte geleceğe yürüyeceğini unutmayalım. 31 Mart seçimleri, inşallah milletimizle olan hasbihalimizi, gönül bağımızı tazeleme ve güçlendirme vesilesi olacaktır." diye konuştu.

Erdoğan, geçen yılın son grup toplantısında, asgari ücrete beklentilerin üzerinde zam ile birlikte istihdam teşvikleri, asgari ücret destekleri, elektrik ve doğal gazda indirim müjdeleri verdiğini anımsatarak "Her yeni gösterge, her yeni gelişme ağustos ayında ülkemizi hedef alan finansal saldırıların etkisinin yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor. Tabii ki gidecek daha çok yolumuz var. Bütçe disiplininden, tasarruflardan, yapısal reformlardan taviz vermeden bu yolu yürüyeceğiz." diye konuştu.

Erdoğan, her güzel gelişmeyi millete müjde olarak yansıtacaklarını belirterek bu anlayışla hazırlanan bir dizi müjdeyi de paylaştı. AK PARTİ iktidarlarının en önemli özelliğinin sosyal devlet olmanın tüm gereklerini yerine getirmesi olduğunu söyleyen Erdoğan, bugün de çok önemli bir sosyal devlet adımı attıklarını bildirdi. Erdoğan, "Düzenli sosyal yardım alan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın aylık 150 kilovat/saate kadar elektrik tüketimlerini devlet olarak biz üstleniyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyonun üzerindeki hanede, her ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi kartı borcunu ödemekte güçlük çeken vatandaşlara yönelik müjdeyi açıklarken de şöyle devam etti:

"Bu vatandaşlarımızın mevcut borçlarını daha kolay ödeyebilmeleri için bir imkan sağlıyoruz. Ziraat Bankası aracılığıyla ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak. Vatandaşımız, hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun Ziraat Bankası'ndan alacağı bu krediyle borcunu kapatacak. Daha sonra çok uygun şartlarda ister 24 ay ister 60 ay vade ile aylık gelirine uygun bir şekilde bu borcunu ödeyecek."

Halkbank'ın bugüne kadar esnaf ve sanatkarların uygun şartlarda finansmana erişimine öncülük ettiğini dile getiren Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"2002'de 154 milyon lira olan Hazine destekli esnaf kredileri bakiyesi 2018'de 31,1 milyar liraya yükseldi. Bir başka ifade ile esnafa destek 202 kat arttı. 2002'de 64 bin olan kredili esnaf sayısı 2018'de yaklaşık 7 kat artış ile 500 bine ulaştı. AK PARTİ iktidarları döneminde toplamda 1,8 milyon esnaf ve sanatkara 93,4 milyar lira kredi kullandırıldı. 2002 yılında esnafa uygulanan faiz oranı yüzde 47 iken bugün bu faiz oranı yüzde 5 seviyesine geriledi. Halkbank esnaf ve sanatkarların işletme yatırım kredisi ihtiyaçlarını karşılamak üzere 2019 yılında yaklaşık 350 bin esnafa 22 milyar liralık kredi kullandıracak."

Erdoğan, kurla ilgili bütün oyunlara rağmen aldıkları tedbirlerle başlayan dengelenme sürecinin etkisini esnafa süratle yansıtmak için bu tutarın 10 milyar liralık kısmını ilk çeyrekte kullandırma kararı aldıklarını dile getirerek bu uygulamanın detaylarının yarın, Halkbank tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.

İş dünyasına da müjde veren Erdoğan, "Sigorta prim teşviki uygulaması kapsamında 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran iş yerleri için 3 puan desteği, 5 puana çıkartıyoruz. 500'ün altı sigortalı çalıştıran yerler için ise 5 puan uygulamasını aynen devam ettiriyoruz." dedi.

Ziraat Bankasının, çiftçiye, dar günlerinde destek olmak için kredi ödemelerinde farklı erteleme, yeniden vadelendirme ve yapılandırma alternatiflerini geliştirdiğini anlatan Erdoğan, "İnşallah bu düzenlemeyle çiftçi borçlarına yıllık yüzde 11 faiz oranı uygulanarak 1 yıla kadar vadelendirme imkanı getirildi. Bu uygulama kapsamında kısa sürede yaklaşık 2 bin üreticimiz başvuruda bulundu." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu müjdelerin dar gelirlilere, sanayicilere, esnafa, çiftçiye ve tüm millete hayırlı olmasını diledi.

"Tarıma en ufak destek verilmedi", "Çiftçi sefil", "Arsası ellerinden alındı", "Hayvancılıkta battı" şeklindeki eleştirilere değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bay Kemal, bu ay bizi iyi takip et. Ben sana resmi rakamları açıklıyorum, iyi takip et. Ağustos ayında birçok adımları attık. Spekülatif kur saldırıları, şu, bu falan... Ama şimdi ocak ayında ödenecek tarımsal desteklemeleri söyleyeceğim. Fark ödemesi buğday, mısır ve çeltikte 550 milyon lira, buzağı desteği ödemeleri 525 milyon lira, çiğ süt desteği ödemeleri 340 milyon lira, yem bitkileri desteği 268 milyon 600 bin lira, sertifikalı tohum kullanım desteği 100 milyon lira, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84 milyon 500 bin lira, diğer desteklemeler 167 milyon 200 bin lira. Toplamda 2 milyar 35 milyon 300 bin lira. Hayırlı olsun. Başbakanlığım dönemimden bugüne kadar tarıma verilen destekleri söylemiyorum. Bay Kemal, 'Hiçbir şey verilmiyor.' diyor. Ama hiçbir zaman, ağzı var hakkı konuşmaz, gözü var doğruyu görmez, kulağı var yine duymaz çünkü kalp mühürlü."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.