TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, NATO’nun Afganistan'da icra edeceği kararlı destek misyonu için yurt dışına gönderilmesi konusunda Hükümete verilen izin süresinin, 6 Ocak 2019 tarihinden itibaren iki yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi kabul edildi.

25 Aralık 2018 Salı

TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Mustafa Şentop'un başkanlığında toplandı.

Şentop, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekillerine söz verdi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Gaziantep'in Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 97. yıl dönümünde, bu memlekette hürriyet ve refah içerisinde yaşamaya vesile olan şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere şükranlarını diledi.

Bülbül, Iğdır'da askeri aracın devrilmesi sonucu bir askerin şehit olduğunu ve 5 askerin yaralandığını, bir süre önce de Hakkâri'de askeri aracın devrildiği haberinin geldiğini belirterek, şehit askere Allah'tan rahmet gazilere acil şifalar diledi. Bülbül, bu tür kazaların yaşanmaması temennisini de dile getirdi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu, FETÖ soruşturmalarında mahkemelerin, haklarında takipsizlik kararı verilen ve işlerine geri dönemeyen insanlarla karşılaştıklarını belirterek, şunları söyledi:

"Meclisimizin ve Adalet Bakanlığımızın bu mevzuda ciddi hassasiyet göstermesi lazım. Gerekirse komisyon teşekkül ettirelim, gerekirse burada biz pozisyon alalım. Bizim gecikmemiz yüzünden intihar edecek bir kişinin bile vebaliyle Allah'ın huzuruna çıkamayız.

Adli bürokrasinin bu mevzuda yüreklendirilmesi lazım. Adli bürokrasi, FETÖ'cülük ithamıyla karşılaşmaktan korktuğu için beraat kararı verebilecekleri pek çok dosyayı bekletme meylini taşıyor. Takipsizlik kararı verilenlerin bir an önce görevlerine dönüşünü hızlandırmamız lazım."

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Sarıkamış Harekâtının yıl dönümü olduğunu anımsatarak, "Bir savaşta kurşun sıkmadan, çatışmaya girmeden on binlerce askerin donarak ölmesi, hem ülkeyi yönetenlerin hem de doğrudan askeri komuta eden komutanların sorumluluğundadır. Tarihin her döneminde siyasetçilerin yanlışlarının, bazen komutanların da siyasetle girdiği ilişkilerinin bedelini askerlerin ödemiş olmasının sembol tarihidir Sarıkamış." şeklinde konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü, vefatının 45'inci yılında andığını belirterek, "Çok partili yaşamımızın, demokrasiyle tanışmamızın fedakâr ve cesur önderi, İstiklal Savaşımızın ve Lozan zaferimizin mimarı, eşsiz devlet adamı, büyük komutan, CHP'nin ikinci genel başkanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı rahmetli İsmet İnönü'yü TBMM CHP Grubu olarak saygıyla, şükranla, minnetle anıyoruz. O ve silah arkadaşları bilmelidir ki kurdukları cumhuriyet, sonsuza kadar yaşayacaktır." dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun 97. yıl dönümünde, Gaziantep'in bu unvanı almasında o günün şartlarında kahramanlıklar gösteren şehitleri rahmetle andığını belirtti.

Zengin, Hristiyan âleminin Noel'ini de kutlayarak, yeni yılın hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun 97. yıl dönümünü kutladı.

Bütçenin son günü yaptığı konuşmadan sonra PKK cenahından kendisinin milletvekili seçilmesiyle ilgili "ipe sapa gelmez" birtakım ifadeler kullanıldığını söyleyen Destici, "Herkes şunu bilmelidir ki ben, MHP ve AK PARTİ'mizin devletin bekasını, ülkenin bütünlüğünü, milletin istiklalini ve istikbalini önceleyerek oluşturdukları şerefli Cumhur İttifakı'mızın şerefli bir üyesi olarak Meclisteyim. Nasıl ki diğer ittifaktan bizim pozisyonumuzda Meclise giren siyasi parti genel başkanları ve milletvekilleri gibi. Bunun bilinmesini isterim."

TBMM Genel Kurulunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, NATO'nun Afganistan'da icra edeceği kararlı destek misyonu için yurt dışına gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye üzerinden Afganistan'a intikali için gerekli olan düzenlemeler konusunda Hükümete verilen izin süresinin, 6 Ocak 2019 tarihinden itibaren iki yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi görüşüldü.

Tezkere üzerinde İYİ Parti Grubu adına konuşan Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin, tezkereye olumlu oy kullanacaklarını söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 2001 yılından beri, ISAF ve kararlı destek misyonu çerçevesinde NATO ile birlikte Afganistan'da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik görevlere katkılarının ve sağladığı hizmetlerin, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde yüz akı olarak adlandırılabilecek nitelikte olduğunu belirten Sezgin, ifa edilen bu görevlerin, gücünü uluslararası meşruiyetten ve BM Güvenlik Konseyi kararlarından aldığını kaydetti.

Sezgin, Afganistan'ın jeopolitik anlamda Türkiye'nin önceliği olduğunu ve öyle kalması gerektiğini ifade ederek, "Türk Silahlı Kuvvetleri Afganistan'da bulunduğu her görevde ve bölgede, hem Afganistan özelinde hem de dünyadaki benzer uluslararası misyonlar bağlamında örnek bir başarı silsilesi ortaya koymuştur. Bununla övünmeliyiz." dedi.

İYİ Parti'li Sezgin, Türkiye'nin son 10 yılda kurumsal geleneklerinden, uluslararası hukuk normlarından uzaklaştığını, savrulduğunu, Türkiye'nin istikrar ihraç eden ve yayan bir ülke olma niteliğinin hayli aşıldığını söyledi.

Afganistan sorununa çözüm için Türkiye'nin öncülüğünde başlatılan İstanbul Süreci'nin iyi niyetli ve ilgili tarafları bir araya getiren girişim olarak alkışı hak ettiğini belirten Sezgin, "Fakat bugüne kadar sağladığı neticelerin mütevazı kaldığını kabullenmeliyiz." diye konuştu.

Aydın Adnan Sezgin, Afganistan'da afyon üretiminin kontrolden çıkmış bir şekilde arttığını, bölgeyi haklı olarak kendisi için risk ve tehlikeli olarak gören Rusya Federasyonunun siyasi süreçlerde ve arazide etkisinin arttığını vurguladı.

"Afganistan yeniden kanlı bir iç savaşa sürüklenme tehlikesi ile karşı karşıya." diyen Sezgin, her hafta ortalama 50 Afgan askerinin öldürüldüğünü söyledi.

Sezgin, şöyle konuştu:

"Bu bölgede ABD ve Suudi Arabistan canavar yaratmışlardır. El Kaide ile özdeşleşen bu canavar, dünya verilerinin değişmesinde, bizatihi insanlığın huzurunun sarsılmasında acımasızca rol oynamıştır. Bir yandan Peştun milliyetçiliğinin, diğer yandan dini radikalizmin en kötü örneğinin birleşerek yarattıkları sürekli bir deprem durumu vardır. Buna bir de kabileler, çıkarlar arası ağır mücadelenin vahim tesirleri eklenmiştir."

"ABD ve Suudi Arabistan, dünyanın başına büyük bir bela sarmışlardır ama kendi halinde belirli bir denge içinde yaşayıp giden bu ülkeyi işgal eden Sovyetler Birliği'nin hiç günahı yok mudur?" diye soran Sezgin, Türkiye'nin bugüne kadar harcadığı olumlu çabalara ilaveten, kendi diplomatik hafızasını canlandırarak yeni formüller tasarlayabileceğini vurguladı.

Aydın Adnan Sezgin, "Örneğin, Afganistan zemininde ABD, Rusya ve Türkiye'nin kolektif güç ve akıllarının harekete geçmesine öncülük yapamaz mı? Böylelikle sonuç üretici bir barış ve uzlaşı sürecine ulaşılamaz mı? Afganistan'a gerçek bir çare bulunamadığı takdirde, Türk cumhuriyetlerinden başlamak suretiyle tüm dünyayı yeni türbülanslara sürükleyecektir. Türkiye'nin böyle bir çözüm istikametinde etkin sonuç sağlayacak diplomatik enerjisi vardır, yeter ki bu enerji israfçı bir anlayışla, verimsiz bir şekilde kullanılmasın. Kaynayan ve dünyayı da kanatan Afganistan yarası daha büyük tehlikelere yol açmadan sonlandırılabilmelidir." ifadesini kullandı.

Tezkere üzerinde MHP Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Mustafa Hidayet Vahapoğlu, Türkiye ve Afganistan'ın emperyalist emeller peşinde koşan ülkelere karşı direnişinin devam ettiğini belirtti. Rusya ve ABD'nin bölge üzerindeki politikalarına değinen Vahapoğlu, "Afganistan, Rusya ve ABD için sadece jeopolitik nedenden değil, petrol, kömür, doğal gaz ve diğer madenler nedeniyle hedef olan ülkedir. Küresel oyun kurucuları bu amaca ulaşmak için Taliban ve DEAŞ gibi paravan örgütlerle savaşını sürdürüyor. Irak ve Suriye'den sürülecek DEAŞ'ın Afganistan'ı yurt edinme ihtimali göz ardı edilmemelidir." diye konuştu.

Vahapoğlu, Afgan halkına yardım etmek için bölgede görev yapan TSK personelinin, DEAŞ benzeri örgütlerin hedefi olabileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Türk askerinin, Afgan halkının refahı için orada bulunduğunu, bu nedenle tezkereyi desteklediklerini dile getiren Vahapoğlu, "TSK unsurları, dost ve kardeş Afgan halkının güvenliği için orada bulunuyor. Etnik kökeni ne olursa olsun halka eşit düzeyde yaklaşıyoruz. Afgan ordusunun yetiştirilmesine ciddi katkılar sunuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Vahapoğlu, günümüz şartlarında verimliliğin artması, yeni teknolojilerin ülkeye transferi ve devletin mali yükünün azaltılması gibi nedenlerle özelleştirme yapıldığını ancak stratejik tesisler için özelleştirme uygulamasının yanlış olduğunu savundu.

Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğüne bağlı 1. Ana Bakım Merkezi Müdürlüğünün tüm mal ve hizmet birimlerinin özelleştirme kapsamına alındığını anımsatan Vahapoğlu, şöyle konuştu:

"Bu tesis 50 yılı aşkın bir zaman içerisinde oluşmuş ve büyük bir tecrübeye sahiptir. Fabrikada fırtına obüsleri, gece ve gündüz görüş dürbünleri, dünyanın en yüksek ve en uzun süre dayanıklılığına sahip tank ve tırtıllı araç paletleri, Leopard 1 ve Leopard 2 tanklarının modernizasyonu gibi üretimler yapılmaktadır. Bu fabrikanın işletmesinin devri yasaya aykırıdır. Bu fabrikanın özelleştirme kapsamına alınması TSK'de bir birliğin özelleştirilmesi anlamına da gelebilir. Bu kararın gözden geçirilmesini bekliyoruz."

Tezkere üzerinde HDP Grubu adına konuşan Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen hakkında, katıldıkları bir televizyon programındaki sözleri üzerine başlatılan soruşturmaya değinerek, "Düşüncelerine katılabiliriz veya katılmayabiliriz. Bu sözlerden bin kat ağırını söyleyenler bu ülkenin mahkemeleri tarafından 'düşüncelerini özgürce ifade etsin' diye serbest bırakıldı. 'Kanlarında yüzeceğiz' diyen bir mafya babasına bu ülkenin mahkemeleri beraat kararı verdi." dedi.

Tiryaki, düşünce ve ifade özgürlüğü meselesinin önemli bir konu olduğunu ve bu konuda her geçen gün geriye gidildiğini ileri sürdü. Açlık grevine katıldığı için tülbentli kadınların yaka paça parti binalarına girilerek gözaltına alındığını öne süren Tiryaki, "Tülbentlerine el konulan, başları açılan annelerle bizzat ben konuştum." ifadesini kullandı.

Afganistan'ın tarihsel olarak Mezopotamya ile aynı kaderi yaşadığını, bütün tarihinin işgallerle geçtiğini ve Afgan topraklarının onlarca toplum tarafından işgal edildiğini dile getiren Tiryaki, "Sovyetlerin, Afganistan'a müdahalesinden sonra ülke korkunç bir kıyım sarmalına girdi. Bundan sonra onlarca cihatçı örgüt türedi. Bu cihatçılara NATO, ABD ve Batılılar bir biçimde destek verdiler. Bugün bütün dünyaya yayılan cihatçı örgütlerin belki de temeli Afganistan'da atıldı." şeklinde konuştu.

ABD'de 11 Eylül saldırısıyla birlikte Afganistan'da yeni bir tarihsel sürecin yaşandığına işaret eden Tiryaki, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Afganistan'a çok büyük bir operasyon başlattığını söyledi.

Tiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aradan geçen 17 yıl içerisinde rejim değişikliği dışında ne yaşandı? Taliban gitti yerine başka bir rejim geldi. Bu uluslararası örgütler, koalisyon güçleri ve NATO Afganistan'a kan ve gözyaşı dışında ne götürdü? Hiçbir şey. Şimdi Afganistan'da sizce kim yaşamak ister?

ABD'nin, Afganistan'a müdahalesine AKP'li hiç kimse bir şey demiyor. Hatta NATO'da ABD ile birlikte operasyona katılmamızı da normal karşılıyor ama aynı hükümet ABD'nin Suriye'de olmasını istemiyor. Burada bir çelişki yok mu? ABD, Afganistan'da iyi de Suriye'de mi kötü? Eğer Afganistan'da bir emperyalist müdahale yoksa niye Suriye'de emperyalist müdahale olsun. ABD, Suriye'den çekiliyor diye milyonlarca insan seviniyor. Peki, aynı insanlara soralım; Afganistan'da asker bulunmasına da aynı tepkiyi gösteriyor musunuz? Sonra da sizin gibi düşünmeyen bizim gibilere 'Siz antiemperyalist değilsiniz' diyorsunuz."

Tiryaki, Afganistan'da operasyonlar ve savaş nedeniyle yaklaşık 5 milyon 700 bin Afgan'ın ülkesini terk ettiğini, bunların büyük bir bölümünün Pakistan ve İran'ın varoşlarında yaşadığını, 170 bin Afgan'ın da Türkiye'ye gelerek Birleşmiş Milletlere (BM) başvurduğunu söyledi.

Türkiye'nin Batı ülkelerinden gelenlere mültecilik hakkı tanıdığını fakat doğusundaki ülkelerden gelenlere mültecilik hakkı tanımadığını belirten Tiryaki, "Üçüncü bir ülkeye gitmesi için kolaylık göstermek bir yana bunları kendi ülkesine göndermeye çalışıyoruz. Nisan ayından bugüne beş binin üzerinde Afganlının ülkesine iade edildiği söyleniyor. Uluslararası Af Örgütünün açıkladığı rakam var. Gözaltında tutulan iki bin Afganlının olduğu söyleniyor. Onları da geri göndermeye çalışıyoruz." dedi.

Tezkereye "hayır" oyu vereceklerini ifade eden Tiryaki, "Tezkereye 'evet' dersek utanç tablosuna katkı sunmuş olacağız. Meclisin tezkereye 'hayır' demesini istiyoruz. Tezkere, Afganistan'a kan ve gözyaşı dışında hiçbir şey getirmeyecek. Bu günaha ortak olmayabiliriz." diye konuştu.

Tezkere üzerinde CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz, Türkiye ile Afganistan arasındaki dostluk köprüsünün Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde atıldığını belirtti.

Kurulduktan sonra Türkiye'yi ziyaret eden ilk devlet başkanının Afganistan Kralı Emanullah Han olduğunu dile getiren Çeviköz, Batılı ülkelerin, "Nasıl olsa başkent İstanbul olur" düşüncesiyle büyükelçiliklerini açmadığı Ankara'ya ilk ziyareti Emanullah Han'ın yaptığını anımsattı.

Afganistan ve Türkiye'nin ortak geçmişlere sahip olduğunu belirten Çeviköz, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı'nın fikir babasının da Atatürk olduğunu ifade etti.

Paktın içeriğine ilişkin de bilgi veren Çeviköz, Türkiye'nin doğu sınırlarının Sadabat Paktı ile sağlandığını kaydetti.

İki halkın dayanışmasını her koşulda sürdürmeyi sağlamak gerektiğine vurgu yapan Çeviköz, Afganistan'da NATO öncülüğündeki kararlı destek misyonu kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının yurt dışına gönderilmesine ilişkin tezkerenin ilk olarak TBMM'de 6 Ocak 2015'te kabul edildiğini ve 3 Ocak 2017'de de iki yıl daha uzatıldığını anlattı.

NATO'nun kararlı destek misyonunun, savaşçı bir misyon olmadığına işaret eden Çeviköz, misyonun, Afganistan'ın genelinde güvenlik sorumluluğu üstlenecek Afgan ulusal güvenlik güçlerine eğitim, danışmanlık ve yardım sağlama amacıyla kurulduğunu söyledi.

TBMM'ye 2015'te sunulan tezkere metninde "iki yıl icra edilmesi planlanmakta" ifadesinin yer aldığını aktaran Çeviköz, "Bu misyonun aradan geçen 4 yıla rağmen hâlâ görevine devam ediyor olması Afganistan'daki gelişmelerin başlangıçtaki planlarla örtüşmediğinin işaretidir." dedi.

Afganistan'daki TSK unsurlarına ilişkin kararları yeniden değerlendirmeyi gerektiren üç önemli gelişme bulunduğuna dikkati çeken Çeviköz, şöyle devam etti:

"NATO güçleri Afganistan'da görev yaptıkları süre boyunca El Kaide ve Taliban unsurlarıyla mücadele ettiler. Ancak bugün ABD, Afganistan hükümeti ve Taliban'ın Afganistan'da barışın sağlanması için görüşmelere başlayacaklarına ilişkin haberler duyuyoruz. Öyle ki Taliban yöneticileri Katar'daki bir ofiste bu konuda çalışmalara dahi başlamışlar. ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi de Taliban'la barış müzakerelerini ilerletmek için Afganistan, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'da temaslar yürütüyor. Bu durum Uluslararası Güvenlik ve Yardım Kuvveti ve Kararlı Destek Misyonunun etkinliğinin de sorgulanmasına yol açıyor."

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin Şubat 2018'de Taliban'la barış görüşmelerini ve Taliban'ı bir siyasi parti olarak tanımayı içeren bir barış planını açıkladığını hatırlatan Çeviköz, "Her ne kadar ülkedeki kırılgan durum devam etse de ve ülkenin birçok bölgesinde Taliban'ın kontrolü sürse de Afganistan hükümeti ile Taliban arasındaki kanalların açılmaya başlaması önemli bir gelişme." diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Afganistan'daki Amerikan askerlerinin yarısını çekeceğini açıklamasının da bu ülkedeki dengeleri etkileyecek faktörler arasındaki olduğunu belirten Çeviköz, bu durumda Afganistan'da güç bulunduran diğer ülkelerin üzerindeki yük ve sorumluluğun da artacağını söyledi.

Taliban ve El Kaide ile süren barış görüşmeleri ve Amerikan askerlerinin çekilmeye başlamasının, Türkiye'nin Afganistan'da şekillenmekte olan yeni tabloya hazırlanmasını da beraberinde getirmesi gerektiğini söyleyen Çeviköz, "Bu gelişmeler ışığında Türkiye'nin Afganistan'daki varlığının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Afganistan hükümeti ile Taliban arasında bir anlaşma olduğu takdirde Türkiye'nin Afganistan politikasının bu anlaşma esaslarına göre yeniden düzenlemesi gerekecektir." diye konuştu.

CHP olarak Türkiye'nin komşu coğrafyasını oluşturan Orta Doğu bölgesinde de mevcut tüm sorunların askeri güç kullanmaksızın, barışçı yollardan ve diplomasiye ağırlık verilerek çözümlenmesinden yana olduklarını belirtti.

CHP'li Çeviköz, tezkereye, Afgan halkıyla dayanışma amacıyla CHP'nin olumlu oy kullanacağını bildirdi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.