TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda yapılan gizli oylamada, Sayıştay Meslek Mensupları kontenjan grubundan Ömer Akdoğan, Belma Akyüz, Mehmet Altıntaş, Abdulkadir Delen ve Ramazan Yalçın Sayıştay üyeliğine seçildi. TBMM Genel Kurulunda, İYİ Parti'nin, emeklilikte yaşa takılanların sorunlarının çözümüne yönelik verdiği Meclis araştırma önergesi kabul edilmedi. Genel Kurulda ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) Güçlendirme Vakfı Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi, kabul edilerek yasalaştı.

24 Ekim 2018 Çarşamba 15:14

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da gündem dışı söz alan BBP Genel Başkanı Ankara Milletvekili Mustafa Destici, Türk-İslam coğrafyasında yaşanan gelişmelere değindi.

Destici, Doğu Türkistan Türkleri'nin dinlerini yaşama, evlenme ve çocuk sahibi olma gibi temel insani haklarından mahrum bırakıldığını, eğitim adı altında milyonlarca Müslüman Türk'ün kamplarda yaşatıldığını ve bu iddiaları gündeme getirenlerin de ABD emperyalizminden yana ve Çin devleti karşıtı gibi gösterildiğini belirtti.

Dünyanın en fazla insani yardım yapan ülkesi olan Türkiye'de, Doğu Türkistanlı Türkler'in sorunlarına kulak tıkandığını savunan Destici, "Doğu Türkistan için atılan her adımın insanlık ve eşitlik için bir adım olduğunu aklımızdan çıkarmayacağız. Kamuoyunda bölgeye yönelik farkındalığın arttırılmasını istiyoruz. TBMM'nin Doğu Türkistan ile ilgili özel gündemle toplanmasını ve Çin'in kınanmasını talep ediyoruz." dedi.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ise "İmar yasası ve raht vergisi" hakkındaki gündem dışı konuşmasında, rant vergisinin şehirler için büyük tehlike olduğunu öne sürdü.

Rant vergisi taslağının imar usulsüzlüğü için bir kılıf olabileceğini savunan Subaşı, "2015 yılında gündeme gelmişti, ancak geri çekilmişti. Dilerim bu rant vergisi gündeme gelmez." diye konuştu.

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman ise Birleşmiş Milletler Günü nedeniyle yaptığı gündem dışı konuşmada, BM'nin küresel emperyalizmin bir parçası olduğunu, BM Genel Kurulu'ndaki daimi beş üyenin yeryüzünü dizayn ettiğini anlattı.

Karaduman, "BM, Bosna'da evler bombalanırken nasıl sessizliğe boğulduysa bugün de Yemen'deki insanlık suçuna karşı aynı sessizliğe gömülmüştür. Beş daimi ülkeden dördü, dünyaya en fazla silah satan ülkelerdir. İsrail'in Filistin'e yönelik işlediği zulmelere karşı önlem alamamıştır." ifadesini kullandı.

Meclis Başkanvekili Celal Adan, TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekillerine yerinden söz verdi.

İlk sözü alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, dün açıklanan "2023 Eğitim Vizyonu"nu takdirle karşıladığını ancak hedeflerin daha iddialı olması gerektiğini belirtti.

Usta, okul öncesi eğitim ile ekonomik kalkınma arasında ciddi bir ilişki olduğuna işaret ederek, "Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşme süresi 6 yıldan 4 yıla indirildi. Belirgin olmayan karmakarışık olan sözleşmeli öğretmen statüsünün tamamen kaldırılması gerekiyor. Sayın Bakan 117 bin öğretmen açığının olduğunu belirtiyor. Ama atamalarla ilgili bir değerlendirme göremedik. Eğitim istihdam planlanmasında uzun dönemli çalışmalar yapmalıyız." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen ise eğitim sistemini eleştirerek, son 15 yılda defalarca model denemesi ve tartışması yapıldığına işaret etti.

Bilgen, "Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının genel amaçlarına ilişkin sorunlar yaşadığımız sonuçları itibarı ortada. Ama ne olursa olsun yanlış bir modeli bile uzun soluklu uygulamak ve denemek zorundayız. Ama üç beş yılda bir, her bakan değiştiğinde hatta aynı bakan döneminde bile sistem değişikliklerinin yaşandığını gördük. Uygulanan modelin sonuçlarına bile güç ve zaman yetmiyor." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Türkiye Varlık Fonu raporunun TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda kapalı oturumda görüşülmek istendiğini vurgulayarak, "Bunun nedeni nedir? Öğrenmek istiyoruz. Ne kaçırılmak isteniyor? Mecliste, komisyonda kapalı oturumda görüşülecek konular var ama Türkiye Varlık Fonu raporunun kapalı oturumda görüşülmesi bir ayıbın örtülmesidir. 'Niyet budur' diye düşünüyorum." dedi.

Altay, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Külliye'de yargı mensuplarına hitap etmesinide eleştirerek, bu toplantılarla yargı mensuplarına talimat verildiğini öne sürdü.

Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Beştepe'de yargıya sesleniş programları yapılıyor. Her vesile ile Beştepe'de yargı mensupları toplatılıyor, cüppeler ilikleniyor, yargıya fırça, şikayet talimatlar veriliyor. Yasama organının bir üyesi olarak, kuvvetler ayrılığı ilkesine inanan bir insan olarak, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bunu her vesile ile gündemde tutacağız. Recep Tayyip Erdoğan'ın, yargıdan elini çekmesini talep ediyorum. Hiç kimse yargıya talimat, ayar veremez. Bu Anayasal suçtur."

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ise gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayının devletin itibarına zarar verdiğini kaydetti.

Siyasetin bu mevzuda kullandığı dil ile Suud yönetimine gösterdiği nezaketi çok doğru bulmadığını vurgulayan Ağıalioğlu, "Suud ailesi üzerinden Türk devlet iradesine yönelmiş bir İngiliz hançerinin saplandığı süreç yaşanıyor." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da eleştirilere cevap vererek, yargıya herhangi bir talimatın verilmediğine işaret etti. Yargı kararlarının her dönem tartışıldığına vurgu yapan Muş, "Yargı ile tartışmalar daha öncede yapıldı. Bugün de benzer tartışmalar yaşanıyor. Yargıya kimsenin talimat verdiği yoktur. Ama yargının da kendisini de adeta yürütmenin yerine koyup yürütme adına karar vermesini doğru bulmuyoruz. Yargı elbette kararını verecektir, işini yapacaktır. Ama bir taraftan da hükümet vardır. Hükümetin yapacağı işi yargı yapmayacaktır. Tartışma bundan ibarettir. Bunu farklı yönlere taşımak doğru değildir." ifadesini kullandı.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin olayın ortaya çıkması için Hükümetin her türlü çalışmayı yaptığını ifade eden Muş, "Gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin bu olay bütün çıplaklığıyla ortaya çıkana kadar hükümetimiz konunun üzerine tüm yönleriyle gitmektedir. Bu olay aydınlatılacaktır, meselesinin uluslararası boyuta taşınmış ve bu boyutta bir çalışmanın yürütüldüğünü görmemiz gerekiyor. Türkiye bunu sonuna kadar gidecektir. Milletimiz müsterih olsun." değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanmadığı için emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetinin giderilmesine dair grup önerisini, Genel Kurul gündemine getirdi.

Önergeyi açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Metin Ergun, emeklilikte yaşa takılanların, siyasi polemik konusu olmadığını belirtti.

Bunun bir hak mağduriyeti, hakları gasbedilenlerin haklarının iadesi meselesi olduğunu anlatan Ergun, "Bu vatandaşlar ek bir şey değil, hakları olanı istiyor." dedi.

Ergun, emeklilikte yaşa takılanlar meselesinin kanayan yara, toplumsal sıkıntı olduğunu ve görmezden, duymazdan gelinemeyeceğini kaydetti.

Siyaset kurumu bu haksızlığı ortadan kaldırmaz ise yaranın büyüyeceğini vurgulayan Ergun, "Devlet vatandaşını mağdur etmez, hiçbir kanun geriye yürümez. Kazanılmış haklara dokunulmaz. Devlet bu vatandaşlarımızın haklarını elinden almıştır. İşe başladıkları zamanki şartlarda emekli olmak istiyorlar. Bu bir erken emeklilik değildir. Bu değişiklikle hiç kimse 38 yaşında emekli olmayacaktır, mağdur durumdakilerin yaşları da bu yaşı geçmiştir. Siyaset kurumunun bu vatandaşların elinden aldığı yasal haklarını iade edelim, edelim ki adalet yerini bulsun. Devletin itibarı çalışanına ve emeklisine sağladığı imkanla artar. " diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, bu konunun, makuliyet içinde TBMM tarafından çözülmesinin önemine işaret etti.

Bu meselenin 6,3 milyon kişiyi ilgilendirdiğini, bunun ciddi maliyet de getirdiğini belirten Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Alacağımız kararın, atacağımız adımın hem insanımızın mağduriyetini gidermeye yönelik hem de ekonomideki, bütçedeki sıkıntıları görerek adım atılmalı, makulu bulmalıyız. Bu konu hiçbir şekilde siyasi polemik, siyasi istismar konusu olmamalı. Ancak bazı partiler, MHP'yi güya köşeye sıkıştırmaya çalışıyor, bu yanlış. Bu konu uzlaşı içinde çözülmeli. İktidarın da bu uzlaşının içinde olması çok iyi olacaktır, çünkü bütçeyi hükümet yönetiyor. Bu çözülmesi gereken bir konudur. Kademeli geçişten kaynaklı sorun var. Araştırma komisyonu yararlı olur, hem kamuya yükü hem istihdam açısından diğer yönleriyle etki analizi yapılmalı. "

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, "emeklilikte yaşa takılanlar" denilerek bir hak gaspından söz edildiğine değinerek, "Devlet nedense hak edilmeyen vergi, ceza affını çıkarıyor, kendisinin tahsil etmesi gerekenlere ceza yerine af getiriyor, hak edenlerin hakkını ise gasbetmeye çalışıyor." dedi.

CHP İzmir Milletvekili Kani Beko da emeklilikte yaşa takılanların, "Bizim hakkımızı gasbettiniz, geri verin" dediğini, 1999'dan bu yana bu kişilerin mağdur olduğunu anlattı.

Beko, emeklilikte yaşa takılanlara devletin, "Siz çok gençsiniz gidin çalışın.", iş yerlerinin ise "Milyonlarca genç işsiz varken, size iş veremeyiz." dediğini savundu.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, kendisinin de "yaşa takılan biri" olduğunu, aktüeryal dengenin bozulduğunu belirterek, sosyal güvenlik şemsiyesi adı altında aktif sigortalıların ödediği primleri, emekli maaşı olarak ödediklerini bildirdi.

Can, Turgut Özal'ın, 1987'de aktüeryal dengenin bozulduğundan bahsederek, "Bunlar SSK'yı batıracaklar." dediğini ve emeklilik için üçüncü şart olarak yaşın getirildiğini anımsattı.

MKE'de çalışırken, yasa gereği 38 yaşındaki ağabeyilerinin istememelerine rağmen, göz yaşlarıyla resen emekli edildiğini anlatan Can, her yıl 80 ile 100 milyar liranın sosyal güvenliğe transfer edildiğini, bunun yatırıma ayrılanın iki katı olduğunu vurguladı.

Can, "Bu memleket, bu devlet, bu imkanlar bizim. Şu an itibarıyla 1 emekliye 1,6 çalışan var. Bunun 1 emekliye 4 çalışan olması lazım." dedi.

Görüşmelerin ardından İYİ Parti'nin grup önerisi, muhalefet partilerinin oylarıyla kabul edildi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "Yargıya kimsenin talimat verdiği yoktur. Ama yargının da kendisini de adeta yürütmenin yerine koyup yürütme adına karar vermesini doğru bulmuyoruz." dedi.

Meclis Başkanvekili Celal Adan, TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekillerine yerinden söz verdi.

İlk sözü alan MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, dün açıklanan "2023 Eğitim Vizyonu"nu takdirle karşıladığını ancak hedeflerin daha iddialı olması gerektiğini belirtti.

Usta, okul öncesi eğitim ile ekonomik kalkınma arasında ciddi bir ilişki olduğuna işaret ederek, "Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşme süresi 6 yıldan 4 yıla indirildi. Belirgin olmayan karmakarışık olan sözleşmeli öğretmen statüsünün tamamen kaldırılması gerekiyor. Sayın Bakan 117 bin öğretmen açığının olduğunu belirtiyor. Ama atamalarla ilgili bir değerlendirme göremedik. Eğitim istihdam planlanmasında uzun dönemli çalışmalar yapmalıyız." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen ise eğitim sistemini eleştirerek, son 15 yılda defalarca model denemesi ve tartışması yapıldığına işaret etti.

Bilgen, "Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının genel amaçlarına ilişkin sorunlar yaşadığımız sonuçları itibarı ortada. Ama ne olursa olsun yanlış bir modeli bile uzun soluklu uygulamak ve denemek zorundayız. Ama üç beş yılda bir, her bakan değiştiğinde hatta aynı bakan döneminde bile sistem değişikliklerinin yaşandığını gördük. Uygulanan modelin sonuçlarına bile güç ve zaman yetmiyor." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Türkiye Varlık Fonu raporunun TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda kapalı oturumda görüşülmek istendiğini vurgulayarak, "Bunun nedeni nedir? Öğrenmek istiyoruz. Ne kaçırılmak isteniyor? Mecliste, komisyonda kapalı oturumda görüşülecek konular var ama Türkiye Varlık Fonu raporunun kapalı oturumda görüşülmesi bir ayıbın örtülmesidir. 'Niyet budur' diye düşünüyorum." dedi.

Altay, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Külliye'de yargı mensuplarına hitap etmesinide eleştirerek, bu toplantılarla yargı mensuplarına talimat verildiğini öne sürdü.

Altay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Beştepe'de yargıya sesleniş programları yapılıyor. Her vesile ile Beştepe'de yargı mensupları toplatılıyor, cüppeler ilikleniyor, yargıya fırça, şikayet talimatlar veriliyor. Yasama organının bir üyesi olarak, kuvvetler ayrılığı ilkesine inanan bir insan olarak, bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bunu her vesile ile gündemde tutacağız. Recep Tayyip Erdoğan'ın, yargıdan elini çekmesini talep ediyorum. Hiç kimse yargıya talimat, ayar veremez. Bu Anayasal suçtur."

İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ise gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayının devletin itibarına zarar verdiğini kaydetti.

Siyasetin bu mevzuda kullandığı dil ile Suud yönetimine gösterdiği nezaketi çok doğru bulmadığını vurgulayan Ağıalioğlu, "Suud ailesi üzerinden Türk devlet iradesine yönelmiş bir İngiliz hançerinin saplandığı süreç yaşanıyor." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da eleştirilere cevap vererek, yargıya herhangi bir talimatın verilmediğine işaret etti. Yargı kararlarının her dönem tartışıldığına vurgu yapan Muş, "Yargı ile tartışmalar daha öncede yapıldı. Bugün de benzer tartışmalar yaşanıyor. Yargıya kimsenin talimat verdiği yoktur. Ama yargının da kendisini de adeta yürütmenin yerine koyup yürütme adına karar vermesini doğru bulmuyoruz. Yargı elbette kararını verecektir, işini yapacaktır. Ama bir taraftan da hükümet vardır. Hükümetin yapacağı işi yargı yapmayacaktır. Tartışma bundan ibarettir. Bunu farklı yönlere taşımak doğru değildir." ifadesini kullandı.

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin olayın ortaya çıkması için Hükümetin her türlü çalışmayı yaptığını ifade eden Muş, "Gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin bu olay bütün çıplaklığıyla ortaya çıkana kadar hükümetimiz konunun üzerine tüm yönleriyle gitmektedir. Bu olay aydınlatılacaktır, meselesinin uluslararası boyuta taşınmış ve bu boyutta bir çalışmanın yürütüldüğünü görmemiz gerekiyor. Türkiye bunu sonuna kadar gidecektir. Milletimiz müsterih olsun." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan, 3. Havalimanında ulusal ve uluslararası mevzuat gereği 181 iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bulunması gerekirken bu sayının 459 olduğunu, 4 iş müfettişinin sürekli havalimanında yer aldığını, 21 konu başlığında 350 bin kişiye iş güvenliği ve sağlığı eğitimi verildiğini bildirdi.

Arslan, HDP'nin "3. Havalimanında yaşanan hak ihlalleri"ne yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair grup önerisi üzerinde AK Parti Grubu adına söz aldı.

Arslan, bu konu gündeme getirilirken sap ile samanın birbirine karıştırıldığını ifade etti.

"Garanti vererek birilerine peşkeş çekiyorsunuz." eleştirilerine değinen Arslan, sözlerini söyle sürdürdü:

"Garanti verildiği doğrudur, Zafer Havalimanı gibi havalimanlarında. Garantiden kaynaklı ülke olarak ödediğimiz para 47 milyon avrodur. Bu ülkede havalimanlarıyla ilgili garanti verilmiştir, doğrudur. Zarar eden havalimanı olmuştur ancak sistemin tamamında ne elde ettiniz derseniz, 47 milyon avro garanti sağlanmadığı için para ödemişiz. Ancak tamamında garanti üstü gelirimiz 460 milyon avrodur. 3. havalimanında 12 yıl boyunca verdiğimiz bir garanti var. 3. Havalimanından hiç yolcu uçmadığını kabul edin. Yolcu garantisinden dolayı vereceğimiz para 300 milyon avro. Ancak her yıl alacağımız 886 milyon avro kira bedeli. Hiç yolcu uçmazsa 586 milyon avro kira bedelinden fark alacağız. 12 yıl boyunca yolcu garantisi var, 25 yıl boyunca para alacağız. 25 yıl boyunca 26 milyar avro KDV dahil para alacağız. Böyle yaptığımız için ülke büyüyor, ülke havacılığı büyüyor. "

Ulusal ve uluslararası mevzuat gereği 3. havalimanında, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak 181 kişi bulunması gerekirken bu sayının 459 olduğunu bildiren Arslan, 783 kişinin de sadece bu konuyla uğraştığını kaydetti.

Arslan, 4 iş müfettişinin, sürekli havalimanında olduğunu ve bunların istediklerinin yerine getirildiğine dikkati çekerek, 21 konu başlığında 350 bin kişiye iş güvenliği ve sağlığı eğitimi verildiğini anlattı.

Sağlık hizmeti verilmediği eleştirilerine ise Arslan, "7/24 saat çalışan tam teşekküllü bir hastane, sağlık merkezi, 9 revir, 6 tam teşekküllü acil müdahale ambulansı var. Toplam 188 sağlık personeli çalışıyor." diye yanıt verdi.

Arslan, havalimanında 109 yemekhane bulunduğunu, 10 bin metrekare kapalı alanı olan ve bin 30 kişinin yemek hizmetinde çalıştığını belirterek, 671 temizlik elemanı olduğunu vurguladı.

Genel Kurulda, HDP'nin grup önerisi ile CHP'nin üniversitelerin sorunlarına ilişkin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, Sayıştaya 5 üye seçimi yapıldı.

Genel Kurulda yapılan gizli oylamada, Sayıştay Meslek Mensupları kontenjan grubundan Ömer Akdoğan, Belma Akyüz, Mehmet Altıntaş, Abdulkadir Delen ve Ramazan Yalçın Sayıştay üyeliğine seçildi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.