TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU...


Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Komisyonu'nda konuştu.

04 Nisan 2018 Çarşamba

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Komisyonu'nda konuştu.

Yunanistan'ın Türkiye'de tutuklu olan iki askerini gündeme getirmesi konusunda "AB'nin ilkelere bakmaksızın sadece bir mahalle dayanışması çerçevesinde Yunanistan'a destek veriyor olması, AB'nin siyasi ilkeler birliği olma kısmına bizim açımızdan zarar veriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bulgaristan'nın Varna kentinde düzenlenen Türkiye-AB Zirvesi öncesi Avusturya Başbakanı Kurz'un, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin sonlandırılması yönündeki sözlerine ilişkin Çelik, Kurz'un aşırı sağ bir partiden gelmemesine karşın ırkçılardan daha ırkçı bir yaklaşım sergilediğinin altını çizdi. Çelik, Kurz'un ifadelerinin, ilişkilerin normalleştirilmesine dönük süreci sadece jenerik olarak kullandığını ve böyle bir niyetlerinin olmadığını gösterdiğini belirtti.

Bakan Çelik, Kurz'un ifadelerine ilişkin, "Türkiye ile AB ilişkilerini sona erdirelim ama diğer alanlardaki ilişkileri geliştirelim şeklindeki bir cümle Avrupa'da üretilmiş en büyük yalandır" ifadesini kullandı.

Çelik, "Avusturya'nın tutumu Türkiye'ye karşı muhalif bir tutum olmaktan çıkmış, düşmanca bir yaklaşıma dönüşmüştür" dedi.

Türkiye'ye yönelik bu ifadelerin, kötü niyetin estetik cümlelerle kamufle edilmiş şekli olduğunu belirten Çelik, "Bunu kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Türkiye açısından temel mesele tam üyelik perspektifidir. Tam üyelik dışında hiçbir projeyi yaklaşımı kabul etmeyeceğimizi bir kez daha burada ifade etmek isterim" dedi.

AB Bakanı Çelik, vize serbestisi konusunu Avrupa Birliği Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile görüştüğünü belirterek, "Onlar bizim verdiğimiz vize serbestisine ilişkin kâğıtla ilgili teknik bir heyeti bu ay içinde Türkiye'ye gönderecekler, kendi görüşlerini bize iletecekler" diye konuştu.

Dışişleri Komisyonu üyelerini, Türkiye-AB ilişkileri ve son gelişmeler konusunda bilgilendiren Çelik, 1945 sonrası düzenin temel özelliklerinden birinin ABD’nin çok taraflılık taahhüdü olduğunu dile getirerek şimdi ise dünyanın giderek daha az “uluslararası”, daha az “düzenli” ve daha az “liberal” bir hale geldiğini anlattı.

Artık ayrılmaz müttefiklerin mutlak iş birlikleri döneminin de yavaş yavaş sonuna gelindiğini ifade eden Çelik, İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecini örnek gösterdi.

Çelik, uluslararası sistemde, siyasi ve ekonomik açılardan güç dağılımında bir eksen kayması yaşandığına dikkati çekerek Çin'in, Batı medeniyeti karşısında siyasi ve askeri açıdan da yeni bir küresel güç merkezi olmaya başladığını, Rusya'nın da AB ve NATO’nun doğu kanadını oluşturan geniş bir coğrafyada etkinliğini artırdığını vurguladı.

AB'nin de bugün daha önce hiç yaşamadığı sınamalarla karşı karşıya olduğuna işaret eden Çelik, söz konusu sınamaları İngiltere'nin AB’den ayrılma süreci, sığınmacı krizi, aşırı sağın yükselişi ve transatlantik ilişkilerdeki belirsizlik şeklinde sıraladı.

Bakan Çelik, birlik tarihinde ilk defa bir üye devletin ayrılma yolunda adım atmasının, bütünleşmenin geri döndürülemez şekilde sona erebileceği kaygısını ortaya çıkardığının altını çizerek bu süreci Türkiye olarak yakından takip ettiklerini anlattı. Çelik, Brexit sürecinde gelinen aşamada, AB’nin müzakerelerde hep bir adım önde olduğunu, İngiltere'de ise durumun her geçen gün daha sıkıntılı bir hal aldığını söyledi.

Çelik, İngiltere'nin olmadığı bir AB içindeki yeni güç dengelerinin nasıl şekilleneceğinin de önemli bir soru olarak ortaya çıktığını belirtti.

Sığınmacı krizinin "Avrupa’nın 11 Eylül’ü" olduğunu ve Avrupa'daki tüm siyasi haritayı şekillendirecek kadar büyük bir etki doğurduğunu kaydeden Çelik, düzensiz göçün engellenmesi konusunda mesafe katedilmiş olsa da düzensiz göçle ilgili doğal sorunların yanı sıra üretilmiş sorunlar bulunduğuna dikkati çekti.

Çelik, "Üzülerek söylüyoruz ki Avrupa siyasetinde artık aşırı sağ, marjinal bir unsur olmaktan çıkmıştır, merkez siyaseti tayin eden bir noktaya gelmiştir. Aşırı sağın ajandası artık merkez sağ ve merkez sol partilerin ajandasını da ele geçirmeye başlamıştır." diye konuştu.

Uluslararası konjonktürün, AB’yi başta güvenlik olmak üzere uluslararası sistemdeki rolünü yeniden tanımlamaya zorladığını anlatan Çelik, birliğin Lizbon Antlaşması'ndan bu yana ilk defa kendisine siyasi bir yön belirleme çabasının içine girdiğini söyledi.

AB'nin Batı Balkanlara yönelik politikasına da değinen Çelik, "Biz Türkiye olarak AB'nin Balkanlardaki ülkeleri tam üyelik perspektifi içine almasını sonuna kadar destekliyoruz. Balkanlardaki barışın korunması açısından bu entegrasyon sürecinin iyi işlemesi gerektiğini düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

Çelik, sığınmacı krizinde Türkiye'nin oynadığı role işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sığınmacı krizinde, Türkiye-AB iş birliğinin nasıl olumlu sonuçlara yol açtığının altı çizildiğinde aslında çok daha güçlü bir Türkiye-AB birlikteliğine ihtiyaç olduğu ortadadır. Fakat bu konuda bir ilerleme sağlandığını düşünmüyorum. AB'de ciddi bir liderlik sorunu var. Karar alma mekanizmaları çok iyi çalışmıyor."

Türkiye'de Suriyeliler için harcanması için AB tarafından taahhüt edilen 3 milyar avroluk fona ilişkin de değerlendirmede bulunan Çelik, aktarmanın doğru mekanizmalarla yapılmadığını ve fonun sözleşmeye bağlanması ile sahada harcanmasının iki farklı şey olduğunu vurguladı.

Bakan Çelik, Zeytin Dalı Harekatı'na da değinerek sonuçta ortaya çıkan tablonun son derece kıymetli olduğunu ifade ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa'ya "Gelin Suriye'nin içinde beraber konutlar yapalım. Bu göçü tersine çevirmiş oluruz hem de bir daha buraya terör örgütlerinin yerleşmesini engellemiş oluruz." sözlerini hatırlattı.

Çelik, göçmenlerin Avrupa'ya gitmesi halinde aşırı sağ akımların hepsinin bugün iktidarda olacağına ve Avrupa'daki liderlerin hiçbirinin seçim kazanamayacağına dikkati çekti. Bakan Çelik, Avrupa'nın istikrarının Türkiye'nin milli çıkarları açısından önemli olduğuna vurgu yaptı.

Bakan Çelik, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusunun ilk olarak AB tarafından gündeme getirilse de sonradan teknik bir meseleden siyasi bir meseleye çevrildiğini söyledi. AB ile beraber ilerlemenin yolunun fasıllar olduğunu dile getiren Çelik, AB'nin eleştirdiği konularda fasıl açması gerektiğini ve üzerinde beraber çalışılması gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin 18 Mart mutabakatıyla Akdeniz'deki ölümleri durdurduğunu hatırlatan Çelik, mutabakata göre Avrupa'nın da gönüllü insani kabulle çok sayıda mülteci alması gerektiğini ancak bunun yapılmadığını ifade etti.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.