TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

DIŞİŞLERİ KOMİSYONU...


"Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Dışişleri Komisyonu, Filistin ile Eğitim ve Yükseköğretim Alanında İşbirliği Anlaşması ile Japonya'da Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarıları kabul edildi.

Dışişleri Komisyonu, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin gerçekleştirdiği yurtdışı ziyaretlerle ilgili izlenimleri değerlendirmek ve bazı uluslararası anlaşmaları görüşmek üzere Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan başkanlığında toplandı.

Komisyonda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Filistin Devleti Arasında Eğitim ve Yükseköğretim Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti arasında Türkiye Cumhuriyetinde Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı kabul edildi.

Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Arap Halk Sosyalist Büyük Cemahiriyesi Arasında Hukuki, Ticari ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ise ileride görüşülmek üzere ertelendi.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Özhan, Dışişleri Komisyonunun son iki haftadır yoğun bir çalışma dönemi geçirdiğini belirtti. Heyetlerin, ABD, İngiltere, Belçika ve Fransa'da ziyaretlerde bulunarak, kanlı darbe girişimini aktardıklarını söyleyen Özhan, heyetlerin gözlemlerini değerlendireceklerini ve bu maddenin basına kapalı gerçekleştirileceğini bildirdi.

Daha sonra toplantı basına kapalı devam etti.

TBMM Dışişleri Komisyonu, "Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı"nın görüşmelerine başladı.

TBMM Dışişleri Komisyonu, AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan başkanlığında toplandı.

Özhan'ın, basın mensuplarının görüntü almasının ardından toplantıyı basına kapalı yapacağını belirtmesi üzerine bazı muhalefet milletvekilleri gazetecilerin toplantıyı takip etmelerinden yana olduklarını söyledi.

Görüşülmesine başlanacak tasarının 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişiminden dolayı Meclise geç sevkedildiğini belirten Özhan, tasarının sadece Türkiye'yi değil, bölgeyi de ilgilendirdiğini vurguladı.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, basın mensuplarının toplantıyı izlemesi gerektiğini, tasarıya konu olan Mavi Marmara olayının Türkiye iç politikasında yerel ve genel seçim malzemesi yapıldığını, bu nedenle konuya ilişkin tartışmaların da basının önünde yaşanması gerektiğini ifade etti.

CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, basının toplantıyı takip etmesinin Meclis İçtüzüğüne aykırı olmadığını söyleyerek, "Bu anlaşma bizim burada konuştuğumuz rutin anlaşmalardan değil. Türkiye'de yaşayan tüm vatandaşları ilgilendiren bir konu. Basının bunu kayıt altına almasında İçtüzüğe göre aykırılık bulunmadığı için bunu basına açık yapalım." sözlerine yer verdi.

Komisyon Başkanı Özhan, toplantı tutanaklarının basına açık olduğuna işaret ederek, Komisyonun geçmiş 32 toplantısında gazetecilerin olmaması yönünde oluşan teamülün uygulanmasından yana olduğunu söyledi.

Özhan'ın sözleri üzerine CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, basın mensuplarının toplantı salonundan çıkarılmasının teamülle izah edilecek bir konu olmadığını dile getirerek, "Darbe gecesi başarıyla çalışan basın, şimdi de aynı işi yapabilir." dedi.

CHP'li Yılmaz tekrar söz alarak, "Şunu anlamakta zorlanıyorum, burada sakladığınız ne var ki? Zaten Meclis Genel Kurulunda konuşacağız, oyumuzu belli edeceğiz, eleştirilerimizi sıralayacağız. İsrail'de olanca genişliğinde tartışıldı, kamuoyu, parlamento, hükümet tartıştı. Biz daha 2 gün önce anlaşmanın metnini gördük, iki gün sonra 'Hemen bunu geçirin' diye toplantı yapıyoruz. Kamuoyunun hangi şartlarda görüştüğümüzü görmesini istiyoruz." diye konuştu.

HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy da basının toplantıyı takip etmesinden yana olduklarını ifade etti.

AK Parti İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız ise kurumları ayakta tutan mevzuatın Anayasa, İçtüzük ve teamüller olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bazı uluslararası anlaşmaların önemli, diğerlerinin önemsiz olduğu gibi bir kategorik ayrım yoktur. Uluslararası anlaşmalardan herhangi biridir, toplumsal hassasiyet taşıdığı anlaşılabilir. Bu toplantının da basına kapalı olması kamuoyuna kapalı olduğu anlamına gelmez."

Yıldız'ın değerlendirmeleri üzerine CHP'li Erdem, "Anayasa'nın sürekli esnetildiği bir ortamda anayasacılık yapmak da yanlış olur. 14 yıldır Anayasa'nın tartışmaya açıldığını biliyoruz, bugün Anayasa'dan bahsedince kendimizle çelişiriz. Tutanaklar birkaç yazılı medyada bu işin görülmesini sağlar, görsel medya toplantının kamuoyuna ulaşmasında önemlilik arz etmektedir. Anayasa'nın her yerde uygulanması gerekir, sadece burada değil. Bu konuda esneme talep ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Tartışmanın ardından Komisyon Başkanı Özhan'ın, teamüller uyarınca toplantının basına kapalı yapılacağını belirtmesi üzerine gazeteciler dışarıya çıkarıldı.

Toplantıya Dışişleri Bakanlığından Müsteşar Yardımcısı Ümit Yalçın, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahaddin Menteş de katılıyor.

"Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

Tasarı, AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan başkanlığında toplanan Meclis Dışişleri Komisyonunda basına kapalı görüşüldü. Komisyon üyelerinin anlaşma hakkında görüşlerini bildirmesinin ardından yapılan oylamada tasarı kabul edildi.

Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasına göre, İsrail, 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan Mavi Marmara olayında yakınlarını kaybeden ailelere tazminat olarak Türkiye tarafından açılacak bir hesaba 20 milyon dolar ödeme yapacak. Bu meblağ defaten ödenecek.

Türkiye, bu meblağın havale edileceği banka hesabını İsrail'e diplomatik kanallardan bildirecek. İsrail, anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihini takip eden 25 işgünü içinde parayı bu hesaba havale edecek.

Söz konusu miktarın dağıtımı, benimsenebilecek dağıtım yöntemlerine uygun olarak, münhasıran Türkiye'nin yetkisinde bulunacak ve bu konuda İsrail Hükümeti için herhangi bir sorumluluk doğmayacak.

Türkiye ve İsrail, diğer tarafa veya onların adına hareket edenlere hukuki ya da başka bir sorumluluk yüklemeyecekleri ve bu anlayışın, taraflardan herhangi birinin veya taraflar adına hareket edenlerin cezai ya da hukuki sorumluluğu kabul ettiği yahut üstlendiği şeklinde yorumlanmayacağı konularında mutabık kaldı.

Anlaşma, İsrail'in, ülke adına hareket edenlerin ve vatandaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek ya da tüzel kişilerince Mavi Marmara olayıyla ilgili kendilerine yönelik doğrudan yahut dolaylı olarak Türkiye'de yapılmış veya yapılacak her türlü hukuki ya da cezai talebe ilişkin tüm sorumluluktan muaf tutulmalarını sağlayacak.

Herhangi bir Türk gerçek veya tüzel kişisince ya da bu kişiler adına, İsrail Hükümeti yahut gerçek veya tüzel kişilerine herhangi bir para talebi öne sürülmesi veya taleplerin sürdürülmesi halinde, yukarıdaki hükümlere bakılmaksızın, İsrail Hükümeti, onun adına hareket edenler veya İsrail vatandaşlarının tüm kayıpları, masrafları, hasarları ve harcamaları Türk Hükümetince karşılanacak.

Anlaşma, tarafların, yürürlük için gerekli iç hukuk usullerinin tamamlandığına dair birbirlerine diplomatik kanallardan yaptıkları yazılı bildirimlerden sonuncusunun alındığı tarihte yürürlüğe girecek.

Söz konusu anlaşmanın onaylanmasına ilişkin kanun tasarısının gerekçesinde, Mavi Marmara olayı ve ardından yaşanılan gelişmeler anımsatılarak, şu bilgilere yer veriliyor:

"Nitekim 22 Mart 2013 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, söz konusu tarih itibarıyla Başbakanlık görevinde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı telefonla arayarak, İsrail birliklerinin can kaybı ve yaralanmaya yol açan her türlü hatasından dolayı Türk halkından özür dilediklerini bildirmiş ve Erdoğan da bu özrü Türk halkı adına kabul etmişlerdir.

Bunun yanında Netanyahu, söz konusu görüşmede ayrıca sivil halkın kullanacağı malların Gazze'ye girişine ilişkin kısıtlamaların kaldırıldığını ve Filistin topraklarındaki insani koşulların iyileştirilmesi için birlikte çalışmaya hazır olduklarını beyan etmiştir. Yine anılan görüşmede, saldırıda hayatını kaybedenlere ödeme yapılmasını içeren bir anlaşma imzalanması hususunda da mutabakata varılmıştır.

İsrail'in şartları yerine getirmesine mukabil ilişkilerin normalleşmesi, hem Türkiye'nin barış ve istikrar temelli siyasetinin hem de ikili ilişkilerin stratejik açıdan taşıdığı önemin bir gereğidir. Diğer yandan ilişkilerin normalleşmesi iki ülkenin olduğu kadar Filistin'in de refah ve güvenliğine katkı sağlayacaktır. Zira Türkiye, anlaşma sonrasında Filistin Devleti'ne ve halkına daha fazla yardım etme imkanı bulacak, ayrıca İsrail-Filistin sorununun çözümü noktasında yapıcı katkılarını farklı platformlarda sunabilecektir."

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ümit Yalçın, Türkiye ile İsrail arasındaki tazminata ilişkin anlaşmaya yönelik, "Özrün ve böyle bir bedel ödenmesinin, hukuken, siyaseten ve vicdanen de doğrusu olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.

Yalçın, TBMM Dışişleri Komisyonunda, Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde, söz konusu anlaşma hakkında bilgi verdi, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Basına kapalı yapılan görüşmelerin tutanaklarına göre Yalçın, Türkiye ile İsrail arasında tazminata ilişkin usul anlaşmasının 6 maddeden oluştuğunu belirtti. Yalçın, 31 Mayıs 2010'da Gazze halkına yardım malzemesi götüren Mavi Marmara Gemisi'ne gerçekleştirilen saldırı sonrası Türkiye’nin ileri sürdüğü özür dilenmesi, tazminat ödenmesi ve yaptırımların hafifletilerek Gazze’deki insani durumun iyileştirilmesine imkan tanınması koşullarına ilişkin mutabakatın tazminatla ilgili usullerini belirlediğini anlattı.

Yalçın, "Özürle ilgili, 22 Mart 2013’te İsrail Başbakanının, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a özür dilemesi ve bununla ilgili yapılan basın açıklamalarıyla tamamlanmış ve söz konusu basın açıklaması ve özür sırasında da sivil halkın kullanacağı malların Gazze’ye girişine ilişkin kısıtlamaların kaldırıldığı ve insani koşulların iyileştirilmesi için birlikte çalışmaya hazır olunduğu beyan edilmiş, ödeme yapılmasını içeren bir anlaşma imzalanması hususunda da özür beyanında mutabakata varılmıştı." sözlerine yer verdi.

O tarihten bu zamana kadar sürdürülen diplomatik faaliyetler sonucunda 28 Haziran 2016'da, Türkiye ile İsrail arasında tazminata ilişkin usul anlaşmasının imzalandığını anımsatan Yalçın, anlaşmayla saldırıda hayatını kaybedenlere verilmek üzere 20 milyon dolar tutarında tazminat ödenmesinin kabul edildiğini ifade etti.

Yalçın, mutabakatın bir parçası olarak da Gazze’ye yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve insani koşulların iyileştirilmesine dair üçüncü şarta ilişkin görüşmelerdeki anlaşmanın, karşılıklı iyi niyet temelinde sonuçlandırıldığını vurguladı.

Ümit Yalçın, bunun ilk işareti olarak 4 Temmuz'da 11 bin tonluk yardım malzemesi sevkiyatının yapıldığına işaret ederek, daha sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından bir heyetle Gazze’ye gidilerek altyapı projeleri ve başta elektrik olmak üzere Türkiye’nin yapabilecekleri konularında incelemelerde bulunulduğunu kaydetti.

Yalçın, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu ihtiyaçlar temelinde sağlık, barınma, para yardımı, temel malzemeler, her türlü sivil malzemenin girişi sağlanmış olacak ve tazminata ilişkin usul anlaşmasının Meclis Genel Kurulunda, önce tabii ki Komisyonun sonra da Genel Kurulun onaylamasıyla özür, Gazze’deki insani koşulların iyileştirilmesi ve tazminatın ödenmesi konusundaki genel mutabakat yürürlüğe girmiş olacak.

Türkiye, tabii ki İsrail’in bölgedeki uluslararası hukuka aykırı eylemlerine karşı bu ülkeyi daima uluslararası hukuk ve barış temelinde hareket etmeye davet etmiştir ve buna da devam edecektir. Hem ilişkilerimizin normalleştirilmesini sağlayacak bu usul anlaşması hem de saydığım mutabakatın diğer unsurlarının devreye girmiş olmasıyla Türkiye hem bölgedeki barış ve istikrar temelli siyasetin hem de ikili ilişkilerin stratejik açıdan taşıdığı hareketleri, hareket kabiliyetine kavuşabilecek ve Filistin’in refah ve güvenliğine de katkısını daha da yoğunlaştırabilecektir."

Yalçın, usul anlaşmasının yürürlüğe girmesinden 25 iş günü içerisinde İsrail'in parayı yatıracağını, bunun davaların düşmesiyle ilgili bir şartının bulunmadığını bildirdi.

Şehidin yasal mirasçısının veraset ilamıyla belli olmasının ardından paranın istenirse alınabileceğini, istenmezse alınmayacağını belirtti. Yalçın, bu gelişmelerden haberdar olduktan sonra "Bu tazminatı nasıl alacağız, nasıl verilecek?" yönünde başvuran ailelerin de bulunduğunu ifade etti.

Yalçın, bir para verildiği için feragat belgesinin alınacağına dikkati çekerek, "Bu, normalde devletin aktardığı tazminat bedeliyle ilgili yaptığı bir uygulama, terörle mücadelede de bu feragat belgesi alınıyor bildiğim kadarıyla. Davaları sürdürmek isteyen veya yeni dava açmak isteyenlere de burada ve özellikle yurt dışında dava açmak isteyenlere set çeken, engel olan bir anlaşma değil." açıklamasında bulundu.

Özrün ve böyle bir bedel ödenmesinin, hukuken, siyaseten ve vicdanen de doğru olduğunu düşündüğünü vurgulayan Yalçın, şunları kaydetti:

"Ayrıca hiçbir bedelin gurur için açılan 1 lira da dahil, 100 milyon da dahil, hiçbir bedelin bir ölüyü, bir şehidi geri getirmeyeceğini, bu acıları yatıştırmayacağını hepimiz bilsek de hukuken ve uluslararası teamül olarak da gerçekten Türkiye'de açılan davalarda talep edilen ve sonuçlanan iki davada verilen bedel ile uluslararası şartlarda AİHM'in verdiği bedellere baktığımızda ki en yüksek verdiği bedel 80 bin avro, Türkiye'de en yüksek istenen, ailelerce en yüksek talep edilen 4 milyon TL, varılan mahkeme sonucu, Nevşehir, Kayseri 290 bin TL. Bu bedelin hiçbir şeyi olmamakla birlikte, dediğim gibi bir hukuki ve siyasi ve vicdani olarak ve ödetilen bedel olarak da önemli olduğunu düşünüyorum, uluslararası tarihsel emsal bakımından. "
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.