TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Birleşmiş Milletler'in (BM) Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yurt dışına gönderilmesi ve kuvvetlerin kullanılması için hükümete bir yıl süreyle izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Genel Kurul'da ayrıca, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı

02 Ağustos 2016 Salı

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

HDP Diyarbakır Milletvekili Felaknas Uca da Ezidi kadınların yaşadığı sorunlara ilişkin gündem dışı konuşmasında, DAEŞ'in katliamlarla Ezidiler'in tarihten silinmesine çalıştığını söyledi.

Ezidiler'in karşı karşıya kaldığı sorunları defalarca dile getirdiklerini ancak yeterli duyarlılığı göremediklerini ifade eden Uca, Ezidiler'in bu toprakların kadim halklarından olduğunu ve sorunlarına duyarsız kalınmaması gerektiğini belirtti.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Kemalettin Yılmaztekin, 15 Temmuz darbe girişimi ve olağanüstü hal konusunda gündem dışı söz aldı.

Milletvekillerine darbe girişimi sırasında gösterdikleri onurlu duruşundan dolayı teşekkür eden Yılmaztekin, o gece karanlık düzenin, Türkiye'yi asla esir alamayacağının tüm dünyaya gösterildiğini söyledi.

Yılmaztekin, Türkiye'nin dünyadaki yükselişinin bu darbe girişimi ile durdurulmak istendiğini, "Ama onlar hangi hesabın içine girerlerse girsinler, son sözü bu milletin evlatları söyledi." diye konuştu.

Yılmaztekin, Necip Fazıl Kısakürek'in "Şarkımız" şiirini de kürsüden okudu.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ise "Millet demokrasi nöbetindeyken yapılan antidemokratik uygulamalar" başlıklı gündem dışı konuşma yaptı.

Milletin demokrasi nöbeti tutarken, OHAL'e dayanarak demokrasiye yakışmayan uygulamalar yapıldığını, devletin yeniden yapılandırıldığını savunan Atıcı, vatandaşın bu uygulamalardan rahatsız olduğunu ileri sürdü.

"Hainler tarafından yapılan girişim fırsat kabul edilerek, devletin bütün kurumları bir tek kişiye bağlanmaya çalışılmaktadır." diyen Atıcı, antidemokratik uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini kaydetti.

Gündem dışı konuşmaların ardından bazı milletvekilleri yerlerinden söz alarak Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarıyla ilgili açıklamalarını eleştirdiler.

Bakan Işık da yerinden söz alarak eleştirilere yanıt verdi.

15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı milletin gösterdiği tepkinin, 30 Ağustos ruhunun bir yansıması olduğunu belirten Işık, şöyle konuştu:

"30 Ağustos törenleriyle ilgili benim açıklamam, sadece 30 Ağustos törenlerindeki geçitlerde askeri araçların kullanılmayacağına yöneliktir. Kastım 30 Ağustos törenlerinin yapılması veya yapılmaması değildir. Onu hükümet değerlendirecektir. Ancak 15 Temmuz gecesi yaşanan, yavrularımızda, gençlerimizde hala bir travma olarak devam eden, uçakların alçak uçmasından, tankların sokaklara çıkması gibi görüntülerden oluşan travmadan dolayı bu 30 Ağustos törenlerinde askeri araçların gösteri yapmayacağını kastettim."

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 15 Temmuz darbe girişimini asla unutturmayacaklarını belirterek, "İnanıyorum ki 15 Temmuz, Türk demokrasi tarihinde bir milat, dönüm noktası olacaktır." dedi.

Işık, BM'nin Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde icra ettiği hareket ve misyonlar kapsamında, hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tespit edilmek üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışına gönderilmesi ve hükümet tarafından verilecek izinle belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için Anayasa'nın 92. Maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi'nin görüşmelerinde hükümet adına söz aldı.

Bakan Işık, 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminden sonra ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden söz aldığını dile getirerek, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında teröristlere kahramanca direnen ve bu uğurda hayatını kaybeden şehitlere Allah'tan rahmet, yaralanan ve gazi olanlara acil şifalar ve millete başsağlığı diledi.

15 Temmuz gecesinin, ne kadar büyük bir milletin mensupları olunduğunun bir kez daha tescil edildiği bir gece olduğunu vurgulayan Fikri Işık, şöyle devam etti:

"Özellikle çocukluğumda yaşadığım Kıbrıs Barış Harekatı'ndaki o sağcısının, solcusunun, Alevisinin, Sunnisinin, her farklı görüşten insanların milli bir duyguyla bir araya geldiğini gördüğüm, Kıbrıs Harekatı'ndan sonra 15 Temmuz'da da aynı manzarayı, aynı tabloyu görmüş olmak benim için en büyük bahtiyarlıktır.

Bu noktada, bu asil milletin genlerinde bu noktadaki var olan asaleti, bir kez daha 15 Temmuz gecesi gördük. Milletimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Elbette, bu süreçte, bu hainler, teröristler, maalesef asker elbisesi giymiş bu teröristler, milletimizin üzerine göz kırpmadan bomba yağdırdılar, kurşun sıktılar. Elbette şunu vurgulamak istiyorum: Bunlara 'asker' demiyoruz. Bunlara 'Türk subayı, Türk astsubayı, Türk askeri' demiyoruz. Bunlara, 'asker elbisesi giymiş teröristler' diyoruz ve asla yaptıklarını o şanlı maziye sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleriyle bağdaştırmıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin de bu noktada o andan itibaren üzerine düşeni en iyi şekilde yapmanın gayreti içerisinde olduğunu da özellikle ifade etmek istiyorum."

Işık, o akşam milletin gerçekten çok büyük bir dayanışma gösterdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısından, Başbakan Binali Yıldırım'ın hemen televizyonlara canlı bağlanarak yaptığı çağrıdan sonra, milletin akın akın meydanlara çıktığını anımsattı.

"Burada en çok sevindiğimiz noktalardan biri de milletimiz de bu çağrıya uyanlar sadece AK Partililer, Cumhuriyet Halk Partililer, Milliyetçi Hareket Partililer değildi. Millet bir bütün olarak bu çağrıya uydu ve o zor zamanların milleti olduğunu bir kez daha gösterdi." diyen Işık, darbe girişimi gecesi çağrıya uyarak sokağa çıkan, alana inenlere teşekkür etti.

Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Meclis'in o gün bombaların altında çalışmak zorunda kaldığını vurgulayan Bakan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İhanetin büyüklüğünün aslında en önemli göstergesi ve bunların ne kadar büyük bir ihanet içinde olduklarının en önemli göstergesi, o akşam milletin iradesinin tecelligahı olan, kayıtsız, şartsız hakimiyetin milletin olduğu ifadesinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne attıkları bombalardır, yaptıkları haince saldırılardır. Bundan dolayı bütün milletvekillerimize gösterdikleri asil duruş ve kararlılık dolayısıyla teşekkür ediyorum. Meclisimiz, 'Gazi Meclis'tir ama 1961 yılında hizmete açılan bu binamızda artık gazidir.

Bize düşen görev asla 15 Temmuz darbe girişimini unutturmamaktır. Meclisimizin bu noktada çok özel tedbirler alacağına yürekten inanıyorum. İnanıyorum ki 15 Temmuz, Türk demokrasi tarihinde bir milat, dönüm noktası olacaktır.

Artık birbirimize daha toleransla, hoşgörüyle yaklaşacağız. Artık meselelerimizi daha yakın bir diyalog ortamında çözeceğiz. 15 Temmuz gecesi başlayan süreçten sonra özellikle parti genel başkanlarının ortaya koyduğu tavır, bizim geleceğe çok daha ümitle bakmamızın önemli bir göstergesi. Bu noktada emek veren, gayret gösteren tüm Genel Başkanlara da teşekkür ediyorum. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Hepimiz siyaset yapıyoruz. Elbette olaylara farklı cephelerden her zaman bakacağız ama mevzubahis vatansa, geride teferruat kalacak. Bu anlayışla yolumuza devam edeceğimize inanıyorum ve bu dönemin Meclisi'nin Türkiye'de bundan sonrası için son derece güzel örnekler ortaya koymaya başladığına da inanıyorum."

Fikri Işık, Başbakanlık Tezkeresi'nin konusunu oluşturan misyonlardan ilkinin BM Güvenlik Konseyi'nin 25 Nisan 2013 tarihli kararı ile Mali'de icra edilmeye başlanan Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSMA) olduğunu kaydetti.

Işık, MINUSMA misyonunun, Mali'de güvenlik durumunun 2013 yılında kötüleşmesi sonucu, ülkedeki siyasi süreci desteklemek ve güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla oluştuğunu hatırlatarak, 52 ülkeden yaklaşık 12 bin personelin katılımıyla icra edilmekte olan harekata, Türkiye tarafından 2 polis ile katkı sağlandığını söyledi.

Bakan Işık, tezkerenin konusunu oluşturan ikinci misyonun ise BM Güvenlik Konseyi'nin 10 Haziran 2014 tarihinde aldığı kararı ile Orta Afrika Cumhuriyeti'nde kurulan Orta Afrika Cumhuriyeti Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSCA) olduğunu belirtti.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "BM sisteminde görünürlüğün en önde gelen göstergelerinden biri, uluslararası barışa ve istikrara katkıdır. Barışı destekleme ve koruma operasyonlarına katılımımız, uluslararası politikadaki etkinliğimizin artmasına da yardımcı olmaktadır." dedi.

Işık, "Birleşmiş Milletler'in Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde icra ettiği hareket ve misyonlar kapsamında hudut, şumul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tespit edilmek üzere ,Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışına gönderilmesi ve hükümet tarafından verilecek izinle belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca hükümete, bir yıl süreyle izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi" görüşmelerinde hükümet adına söz aldı.

Halihazırda 49 ülkeden yaklaşık 12 bin 500 personelin katılımıyla icra edilmekte olan söz konusu harekata Türkiye'nin bir polis ile katkı sağladığına işaret eden Işık, BM tarafından Türkiye'ye bu misyonlara katılım davetinde bulunulduğunu bildirdi.

Ayrıca BM'nin 70. Genel Kurulu görüşmeleri sırasında düzenlenen "Barışı Koruma Zirvesi"nde BM misyonları için Türkiye'den katkı sağlanmasının istendiğini işaret eden Işık, şöyle devam etti:

"Ülkemiz BM'nin barışı korumasından kalkınmaya, iklim değişikliğinden BM Güvenlik Konseyi reform çalışmalarına kadar her faaliyete etkin katkısını artırarak sürdürmeye devam etmektedir. Ülkemiz gerek tek başına bir güç olarak, gerekse BM dahil üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla geniş bir yelpazede barışçı, ilkeli ve etkin bir güvenlik politikası izlemekte ve barış operasyonlarına katkı sağlayan ülkeler arasında yer almaktadır. Güvenlik politikasının temellerini işbirliği ve ortaklık politikası üzerine inşa etmiş olan Türkiye, bu minvalde bir yandan uluslararası barış ve istikrarın korunması için ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması, kollektif savunma ve kriz yönetimi operasyonlarına katkıda bulunulması, barışı koruma, insani yardım ve polis görevleri gibi katkıda bulunulması, kitle imha silahlarının ve bunların fırlatma vasıtalarının yayılmasının önlenmesi ve silahsızlanmanın teşvik edilmesi gibi hususlara önem vermeye devam ederken, diğer yandan istikrara katkı amacıyla uluslararası işbirliğinin küresel ölçekte artırılması ile ortaklığa, diyaloğa ve yumuşak güce dayalı güvenlik anlayışını da giderek ön plana çıkarmaktadır."

Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada sahip olduğu etkinliği artırmanın dış politikanın amaçlarından biri olduğuna değinen Işık, "BM sisteminde görünürlüğün en önde gelen göstergelerinden biri, uluslararası barışa ve istikrara katkıdır. Barışı destekleme ve koruma operasyonlarına katılımımız, uluslararası politikadaki etkinliğimizin artmasına da yardımcı olmaktadır." diye konuştu.

Işık, Türkiye'nin, dünyanın çeşitli yerlerindeki 10 BM barış misyonuna, 30 Haziran 2016 itibariyle 41 askeri personel, 93 polis ve iki uzman olmak üzere toplam 136 personel ile katkıda bulunduğuna dikkati çekti.

Bakan Işık, Türkiye'nin BM'nin doğrudan gerçekleştirdiği operasyonlar dışında, dünyanın çeşitli yerlerindeki NATO ve AB barış operasyonlarına da katkı verdiğini söyledi.

Afrika'da barış ve refaha katkı sağlama odaklı politikaları hakkında da bilgi veren Işık,Türkiye'nin, Afrika politikası kapsımında, Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünün ve ulusal birliğinin sağlanması, ulusal uzlaşma çabalarının başarıyla sonuçlanması, demokratik düzene dönüş ve siyasi istikrar ile sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanması yönünde bir politika takip ettiğini ifade etti.

Işık, harekat ve misyonlara katkının, bahse konu ülke hükümetlerinin terör örgütlerine karşı güçlendirilmesine destek vereceğini ve terörün her türlüsü ile mücadeleye olumlu yansıyacağını kaydetti.

CHP Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, "Halkımız, darbe girişiminde bulunanları yerin dibine çakmıştır." dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ne asker gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde CHP Grubu adına söz alan Yılmaz, 15 Temmuz kalkışmasının asla kabul edilemeyecek bir konu olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin bu yüzyılda böyle bir kalkışmaya konu olmasının hiçbir şekilde Türkiye'nin imajına katkı sağlamadığını belirten Yılmaz, "Halkımız, bu darbe girişiminde bulunanları yerin dibine çakmıştır. Türk milleti buna başkaldırmıştır çünkü demokrasiye sahip çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Bu kalkışmanın dış politikada ciddi manada yansımalarının olacağını dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:

"Türkiye'nin önünde iki yol var. Birincisi, demokratik alanın daraltılmasıdır. Başka bir darbe korkusuyla gücü merkezileştirmek, demokratik alanı daraltmak ve böylece güven ve istikrarın sağlanabileceği düşünülür. Bu çerçevede kanun hükmünde kararnamelerle devlet yönetildikçe yönetilir. Sonuçta bu yol demokratik alanın daraltıldığı ve küçültüldüğü bir yoldur. Bu da uluslararası toplumun kaygıyla karşıladığı bir alandır.

İkinci yol 'Her şerde bir hayır vardır.' derler. Bundan bir toparlanma sağlanır ve demokratik alan genişletilir. Bu süreçte de önemli olan bir an önce normalleşmenin sağlanmasıdır. Devletin kanun hükmünde kararnamelerle yönetimine son verilmesi, bir an önce devletin normal rayına oturtulması, demokratik, temel hak ve hürriyetlerin alanının genişletilmesi ve devletin demokratik özelliğinin ön plana çıkartılmasıdır. Hiç şüphesiz, bizim tercihimiz demokratik alanın genişletilmesidir."

Yılmaz, orduyu toptan yıpratacak söylem veya imalardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

MHP Bursa Milletvekil Kadir Koçdemir, bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Gölbaşı Özel Harekat Merkezi'ni ziyaret ettiklerini, kabusun izlerini bir kere daha hatırladıklarını söyledi.

"15 Temmuz demokrasiye karşı bir darbeydi." ifadesini kullanan Koçdemir, 15 Temmuz sonrasında bir ülkenin bekası söz konusu olduğunda Anayasa'da da meşruiyeti sağlanmış tedbirlerin alınması kapsasında OHAL ilan edildiğini ve bu kapsamda çalışmaların devam ettirildiğini söyledi.

15 Temmuz'un hukuk devletinin ve kuvvetler ayrılığının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Koçdemir, "Bundan sonraki adımlarda bu sürekli hatırda tutulmalıdır." dedi.

Ordunun başkomutanının TBMM olduğunu; Cumhurbaşkanı'nın başkomutanlığı Meclis adına deruhte ettiğini savunun Koçdemir, TSK ile ilgili önemli ve büyük düzenlemelerin mutlaka TBMM'de müzakere edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Koçdemir, "Yapılan düzenlemelerde, ordunun emir komuta zincirinin bozulmaması için özel önem gösterilmelidir." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, Birleşmiş Milletler'in (BM) Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) yurt dışına gönderilmesi ve kuvvetlerin kullanılması için hükümete bir yıl süreyle izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi.

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, tezkere üzerinde yaptığı konuşmada, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında kurumlarda yapılan değişiklikler konusuna değindi.

Bilgen, "Silahlı kuvvetlerin Cumhurbaşkanlığına bağlanması ya da Milli Savunma Bakanlığının pozisyonunun güçlendirilmesi olumlu gibi gözükse de sonuç itibarıyla bizim derdimizi çözmeye, 15 Temmuz'da yaşadığımız ve daha önce defaten yaşanan, yapısal değişiklikler yapılmasa, ileride de muhtemelen yaşanabilecek bu tip gelişmeleri önlemeye asla yetmez." diye konuştu.

Darbelerle mücadele konusunda üzerinde en çok odaklanılması gereken konulardan birisinin, parlamento ve sivil denetimin kurumsallaşmasının önündeki engelin ne olduğuyla yüzleşilmesi olduğunu ifade eden Bilgen, "Eğer siz insan hakları örgütlerini, STK'ları ya da parlamentodaki partileri de tehdit unsuru olarak görüyorsanız, ötekileştiriyorsanız, düşman kategorisinde görüyorsanız, elbette silahlı kuvvetlerle ilgili alanı mahremleştirirsiniz, onu korumak için şeffaflığını önleyecek işler yaparsınız. Ama uluslararası anlaşmalar, askeri eğitimler, silah alımları, NATO içindeki pozisyonunuz ve bu teknoloji ile bunlar mahrem olmaktan çıkmıştır. Gizlilik özelliğini büyük oranda kaybetmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, 15 Temmuz gecesi ülkenin her köşesinde, sokaklarda, her siyasi anlayıştan, meşrepten ve dünya görüşünden insanlar olduğunu söyledi.

Türkiye'nin o geceden beri, gerektiğinde tüm farklılıklarının üzerine çıkarak, hürriyetini ve geleceğini sahiplenme iradesine sahip olduğunu dost, düşman, herkese gösterdiğini dile getiren Ünal, "Türkiye hakkında yapılan olumsuz hesapların tamamı 15 Temmuz'da geçerliliğini yitirmiştir. Sanıldı ki PKK'sından DAEŞ'ine kadar dünyanın en eli kanlı, en vahşi terör örgütleri Türkiye'nin üzerine salınırsa bu ülke siner. Sanıldı ki FETÖ mensubu üniformalı teröristler, uçakları, tankları ve toplarıyla sokağa çıkartıldığında bu millet teslim alınır. Ama öyle olmadı. Allah bir daha ülkemize bu acıları yaşatmasın." dedi.

Şirin Ünal, Türkiye'nin, işbirliği ve ortaklık politikası kapsamında halen BM şemsiyesi altında Lübnan, Afganistan, Mali, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Liberya, Güney Sudan, Fildişi Sahili ve Darfur'da; NATO kapsamında Kosova, Afganistan ve Akdeniz; Avrupa Birliği şemsiyesi altında ise Bosna-Hersek ve Kosova'da yürütülen barışı destekleme harekat ve misyonlarına katıldığını söyledi.

"NATO-Avrupa Birliği işbirliği bağlamında karşılaştığımız tüm engellemelere rağmen ortak güvenlik ve savunma politikasına katılımı; gerek Avrupalı bir NATO müttefiki; gerekse Avrupa Birliğine katılım sürecinde olan 'aday ülke' sıfatıyla ulusal güvenlik siyasetimizin bir gereği olarak görmekteyiz." diyen Ünal, gündeme geldiği günden itibaren ortak güvenlik ve savunma politikasının Türkiye tarafından AB'ye üyelik perspektifi de dikkate alınarak imkanlar ölçüsünde desteklendiğini, NATO destekli ya da otonom AB harekat ve misyonlarına katılım sağlandığını bildirdi.

Ünal, Bosna’daki Barış Gücü’ne 239 personelle katkıda bulunan Türkiye'nin, Kosova’daki AB Hukuk Misyonu’na ise 3 personelle katkıda bulunduğunu söyledi. Ünal, Türkiye'nin Afrika ortaklık politikasının kıtada barış ve istikrarın tesisine, siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmaya yardımcı olmayı; bu amaçla siyasi, ekonomik, ticari, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmayı içerdiğini bildirdi.

Şirin Ünal, şöyle konuştu:

"Afrika’da bölgesel istikrar ve barış için tehdit oluşturan insani ve siyasi krizlerin çözümüne ülkemizce askeri katkıda bulunulmasının, bölgede ve genel olarak Afrika kıtasında izlemekte olduğumuz faal dış politikamızın doğal bir uzantısını oluşturacağı değerlendirilmektedir. Bu yaklaşımdan hareketle; hüdut, şümul, miktar ve zamanı hükümetimizce takdir ve tespit edilmek üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Birleşmiş Milletlerin Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi ve hükümet tarafından verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için Anayasanın 92. Maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesini sağlayan bu tezkerenin ülkemiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.