TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün akşam eski Artvin belediye başkanı Emin Özgün'ü kaybettiklerini belirterek, Allah'tan rahmet diledi.

02 Ağustos 2016 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün akşam eski Artvin belediye başkanı Emin Özgün'ü kaybettiklerini belirterek, Allah'tan rahmet diledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu darbe girişiminden ders olarak neleri çıkarmalıyız ve siyaset kurumu nasıl davranmalı? Önce şunu herkesin bilmesi lazım, camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmeyecek. Buralara siyaset girerse işte bunlar olur." dedi.

Parti Okulu eğitimine katılan ve proje hazırlayan Gençlik Kolları üyelerini de tebrik eden Kılıçdaroğlu, CHP olarak, Parti Okulu'na büyük önem verdiklerini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Demokrasiyi nasıl güçlendiririz bunun peşinde olmalıyız. Biz bütün gençlere söylüyorum, Cumhuriyetin kurucu değerlerini kavramayan hiçbir insan bu topraklarda rahat yaşayamaz. Onun için bu değerlere büyük önem vermemiz gerekiyor." ifadesini kullandı.

Gençlerden çok beklentileri olduğunu ancak gencecik insanları da terörün vurduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin 15 Temmuz'dan bu yana teröre 36 şehit verildiğini anımsattı.

Dün Bingöl'de de 6 vatan evladının şehit düştüğüne işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Onlar biz rahat yaşayalım diye canlarını feda ettiler. Onlara minnet borcumuz var. Ben terör konusunda bütün siyasi partilerin aynı duyarlılığı göstermesi gerektiğini ısrarla söyledim. Ama bir şeyi de unutmayacağız ve unutturmayacağız, terörsüz devir alınan bir ülke, 14 yılda nasıl bir terör bataklığının içine sürüklendi. Aklımız varsa, aklımızı kullanmalıyız. Soru sormalıyız. Eğriyi doğrudan ayırmalıyız. Hepimize görev düşüyor, terörden şikayet etmek kolay ama sorun şikayetin ötesinde bir sorun. Terörle mücadelenin akılla, mantıkla, kolektif yapılması lazım. Bir siyasi iktidar 'ben tek başıma terörü engellerim' derse bu tablo gerçekçi değil, olmaz. Türkiye terör konusunda daha da ağırlaşan bir tablo ile karşı karşıya. Çünkü sadece PKK değil, IŞİD terörü de var. Eğer 70 ilden bu örgüte katılım varsa bu örgütte taban tuttu demektir. O zaman bizim sorgulamamız gereken pek çok alan var."

Türkiye'nin önemli bir değeri ve dünyaca ünlü tarihçi Halil İnalcık'ı geçen hafta kaybettiklerini anımsatan Kemal Kılıçdaroğlu, İnalcık'ın tarihçilerin kutbu olarak adlandırıldığını belirtti.

Çok sayıda eser bıraktığını ve bu eserlerin her birinin tarih anıtı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin ve dünyanın kaybının büyük olduğunu kaydetti.

Bugün TBMM'de mali afla ilgili bir kanun teklifinin görüşüleceğini aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, tasarının yanlış ve eksik yönleri bulunduğunu iddia etti.

AK Parti dönemlerinde 2 yılda bir olmak üzere, 6 kez af kanunu çıktığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Eğer iki yılda vatandaş vergisini ve sigorta primini ödeyemez noktaya geliyorsa, oturup hepimizin düşünmesi lazım. Demek ki yönetimde bir sorun var." diye konuştu.

En son 2014'ün 9'ncu ayında af çıktığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu aydan beri 67 milyar olan vergi alacağının bugün 90 milyar liraya çıktığını belirtti.

Af kanununa rağmen, rakamın arttığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, CHP'nin özellikle küçük esnafın ödeyebileceği bir taksitlendirmeden yana olduğunu ancak bunun kabul görmediğini bildirdi.

Kanunun başarılı olması temennisinde bulunan Kılıçdaroğlu, "Bir de dürüst adaletli bir devlet, borcunu zamanında ödeyeni ödüllendirmeli, onlara bir avantaj sağlamalı. Borcu olmayan insanın ödüllendirildiği bir mekanizmayı gündeme getirmeliyiz. Ama şimdi vergisini zamanında yatıran insanların cezalandırıldığı dönemi yaşıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu teklifte ayrıca ülkeye "Kara para" girişine imkan veren bir madde olduğuna da işaret eden Kılıçdaroğlu, bunun yasalaşması durumunda yurt dışından getirilen herhangi bir paranın kaynağının sorulamayacağını vurguladı.

Bunun kara paranın aklanması manasına geleceğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Parayı kimin getirdiği ve kaynağı belli değil, 'Bu para gelirse ben aklarım' diyorsun. Uyuşturucu parası mı, insan ticareti parası mı? Önemli değil. Terör örgütlerinin parası mı? Önemli değil, Türkiye'ye gelsin. Peki kime ait? O da belli değil. Peki niye Türkiye'ye geliyor? Kara parayı aklamak için. Eğer Türkiye kara para aklayan bir ülke konuma taşınırsa, dünya ekonomi çevrelerine vereceğimiz çok hesap vardır. Bizim bankalar için olağanüstü büyük riskler çıkarır. Türkiye ekonomi alanında kazandığı bütün itibarını kaybeder. Türkiye kara para cenneti olur, bütün saygınlığını itibarını kaybeder. 'Biz körfez bölgesindeki parayı getireceğiz' diyorlar, güzel. Orada bankalar var, Türkiye'ye parayı göndersinler. Neden kaynağı belli olmayacak. Kimin parası? Rüşvet parası mı bu para? Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz, bu teklif bu şekliyle yasalaşırsa bunun ceremesi çok ağır olur, kimse bize hatırlatmadı demesinler."

Dünkü görüşme sırasında konuyu Başbakan Binali Yıldırım'a da aktardığını açıklayan Kılıçdaroğlu, ülkenin saygınlığının korunması gerektiğini yineledi.

15 Temmuz'da bir darbe girişimi yaşandığını ve toplumun hala bunun etkilerini üzerinden atamadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, bu darbe girişiminden herkesin çıkarması gereken dersler bulunduğunu bildirdi.

Bu girişimin siyaset kurumuna yeni pencereler açmak zorunda olduğunu değerlendiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Önce düşüneceğiz ve anlayacağız. Bu darbe girişiminden ders olarak neleri çıkarmalıyız ve siyaset kurumu nasıl davranmalı? Önce şunu herkesin bilmesi lazım, camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmeyecek. Buralara siyaset girerse işte bunlar olur." dedi.

Camilerin bir siyasi görüşün arka bahçesi haline dönüşmemesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Çünkü din siyaset alanına girmez, farklı bir alandır. Herkesin inancına saygı göstermek, insan olmanın varoluş nedenidir. Herkesin inancına saygı göstereceksin, bitti bu kadar. Kışlaya siyaset, asla girmemelidir. 'Orduyu ele geçireceğiz, okulları ele geçireceğiz, sınav sorularını çalıp yandaşlarımızı harp okullarına sokacağız...' Neden göz yumdunuz bugüne kadar? Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk'ta askerin siyasete girmemesi gerektiğini çok net anlatıyor. Orduda kalıyorsan siyaset kurumuyla ilişkini keseceksin. Geliyorsan siyaset kurumuna, orduyla ilişiğini keseceksin. Orduyu sıcak siyasetin unsuru haline getirmek, oralardaki gelişmelere sıcak siyasetin doğrudan müdahalesini sağlamak ya da ortam hazırlamak Türkiye'yi felakete sürükler. Bugün geldiğimiz nokta odur."

Bu darbe girişiminin bilimsel, laik eğitimin ne kadar önemli olduğunu da gösterdiğini belirten Kılıçdaroğlu, bilge insanların ancak eğitim sayesinde yetiştirilebileceğini aktardı.

Laik bir eğitimin olmadığı bir Türkiye'de ve aklını kiraya veren düzende yeniliklere kapıların kapanacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bilimsel laik eğitim sisteminin Türkiye'ye getirilmesi ve yeniden inşa edilmesi gerek. Bakara Suresi'nde 'Aklınızı kullanmıyor musunuz? Der. Aklı, sorgulayarak kullanırız. Eğer inanç penceresinden bakıyorsanız, inancımız da bunu emrediyor. Bütün dünyanın keşfettiği bu gerçeği biz neden keşfetmiyoruz?" diye konuştu.

Darbe girişiminin siyasetin kişisel çıkarlar için değil, toplum için yapılması gerektiğini de öğrettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, siyasetin "Bana ne verecek" değil, "Ben topluma ne vereceğim" anlayışıyla yapılması gerektiğini anımsattı.

"Siyaset topluma adanmışlıktır. Bunu da siyasetin keşfetmesi lazım. Bir cemaate, bir sınıfa, bir inanç grubuna devleti teslim edemezsiniz. Devleti teslim ettiğiniz anda siyaseti köreltir, devleti yok edersiniz." diyen Kemal Kılıçdaroğlu, siyaset kurumunun tarihten de ders alması gerektiğini bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bir toplum, siyaset geçmişi iyi analiz etmezse tarih tekerrür eder. Siyaset kurumu geçmişten ders almadığı için tarihi hep tekerrür ettirmiştir. Nasıl oluyor da Türkiye bir darbenin eşiğine gelebiliyor? Demek ki geçmişten ders almayan siyaset kurumu var. Eğer geçmişten ders alsaydık, tarih tekerrür etmezdi. O açıdan geçmişi iyi analiz eden toplumlar, geleceği sağlıklı inşa eden toplumlardır."

Kılıçdaroğlu,15 Temmuz darbe girişimin kendilerine öğrettiği şeyleri sıraladı.

Bir toplumun, siyasetin geçmişi iyi analiz etmezse tarihin tekerrür edeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin tekrar bir darbenin eşiğine nasıl gelebildiğini sordu. Kılıçdaroğlu, geçmişi iyi analiz eden toplumların geleceği sağlıklı inşa ettiğini belirtti.

Darbe girişiminin, siyasetin dayatma işi değil, uzlaşma işi olduğunu gösterdiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, demokrasilerde dayatma kültürünün olmadığını, ortak aklın bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, darbe girişimi sonrası dayatma kültürünün ne kadar yanlış olduğunun ortaya çıktığının altını çizerek, bundan siyaset kurumunun da ders çıkarması, siyasetin bir uzlaşma alanı ve bunun temel mekanının da TBMM olduğununun bilinmesi gerektiğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, bu darbe girişiminin devlette liyakat sisteminin önemli olduğunu gösterdiğine dikkate çekerek, "Devlet bir cemaate, tarikata, partiye, aileye teslim edilirse sonu böyle olur." diye konuştu.

İnançlarında bile "işi ehline verin" anlayışının bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, işin ehline verilmemesi halinde Türkiye'nin bu tür olaylarla karşı karşıya kalacağını vurguladı.

"Liyakat sistemiyle oynamayın, oynarsanız devleti çökertirsiniz." uyarısında bulunan Kılıçdaroğlu, "Bugün geldiğimiz nokta, devletin çökertildiği bir noktadır. Birileri, 'Bunlar devlete sızdı' diyor. Yok efendim, devlete sızma yok. Bunlar devlete bilerek ve istenerek yerleştirildi. Bu gerçeği bilmemiz lazım." dedi.

Darbe girişiminin, demokratik parlamenter sistemin gücünü gösterdiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Gazi Meclis olunduğunun görüldüğünü, Meclis'in bombalanırken, baskı altında, savaş uçakları geçerken açık kaldığını anımsattı.

Bombalara rağmen sabaha kadar TBMM'yi açık tuttuğu için Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a ve milletvekillerine teşekkür eden Kılıçdaroğlu, Meclis'in ve halkın direndiğini, darbenin püskürtüldüğünü ve parlamentonun gücünü bir kez daha kanıtladığını vurguladı.

Bu nedenle demokratik parlamenter sistemi daha güçlü hale getirmeleri gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, başka arayışlara girmenin, Türkiye'yi yeni felaketlerle karşı karşıya getireceğini savundu. Kılıçdaroğlu, bu uyarıyı yapmanın görevi olduğunu söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin, demokrasiye koşulsuz sahip çıkmayı öğrettiğinin altını çizerek, demokrasinin ne kadar önemli olduğunu, hangi siyasi görüşten olunursa olunsun herkesin farkına vardığını söyledi. Kılıçdaroğlu, tanklarla bir ülkenin, halkın, parlamentonun ezilemeyeceğini, sonlandırılamayacağını gördüklerini, halk olarak direnme hakkını kullandıklarını ifade etti.

Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunun darbe girişimiyle anlaşıldığının altını çizen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bunlardan vazgeçilmesi halinde Türkiye'nin başının belaya girdiğini gördüklerini aktardı. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyeti kuranların, Osmanlı'nın nasıl yıkıldığına, çöktüğüne tanık olduklarını, yeni bir devlet, Cumhuriyet kurarken modern bir Cumhuriyet olmasını istediklerini, "Ümmet değil, millet." dediklerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şunu kimse unutmasın; bu ülkenin cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanları, milletvekilleri, müsteşarları, genel müdürleri Cumhuriyet olmasaydı o makamlara gelemezlerdi. Hepimiz Cumhuriyete bağlılığımızı bir kez daha ifade etmek zorundayız. Bu ülkenin her bireyi özgürdür, özgürce düşüncesini ifade edebilir. Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ne kadar önemli olduğu çıktı ortaya. 'Her şey bana sorulacak, her şey hakkında ben karar vereceğim, her sorun bana gelecek...' Cumhuriyet, akıl, mantık, demokrasi, TBMM, CHP de bunu kabul etmez."

Darbenin kendilerine, özgür medyanın gücünü öğrettiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün "Basın milletin müşterek sesidir. Gazeteci, kamunun çıkarları aleyhine bir olaya şahit olması, öğrenmesi halinde yazar." dediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, şimdi ise birilerinin aleyhine yayın yapmanın neredeyse suç olduğunu savunarak, medyanın ve medya özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunun farkına varmaları gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, darbenin demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin önemini bir kez daha öğrettiğini ifade ederek, yıllarca "laiklik dinsizliktir" diye propaganda yapıldığını, laikliğin din ve vicdan özgürlüğünün ana güvencesi olduğunun ortaya çıktığını kaydetti.

Hangi siyasi görüşten, inançtan olursa olsun darbeye karşı çıktıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, bunu, laiklik hukukun üstünlüğü ve demokrasinin sağladığını söyledi.

Bir devleti devlet yapanın, saygın kılanın herhangi bir suçla karşı karşıya geldiğinde hukuk içinde hareket etmesi olduğunu vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Darbeci veya darbe girişiminde bulunanlar, suç işlemişlerse yakalarsınız, adalete teslim edersiniz. Baskı, işkence, kötü muamele, devletin saygınlığına gölge düşürür ve darbecileri haklı konuma getirir. Devlette görev alanlar, siyasetinden tutun aşağıdaki memuruna kadar hukuk içinde kalınarak mücadelenin sürdürülmesi lazım. Bu bize haklılık kazandırır. Mücadele ederken suçların şahsiliği ilkesinin gözardı edilmemesi lazım. Bir kişi suç işlemişse onun bütün ailesini suçlayamazsınız. Şu telefon geldiğinde ter içinde kaldım. Çocuk gece feryat içinde annesine sarılarak, 'Benim babam darbeci değil' diyor. Bir çocuğu bu konuma getirmek son derece tehlikelidir. Bir aileyi bütün mahallenin ortasında 'darbeci' diye suçlamak son derece tehlikeli. Yeni mağdurlar yaratmamalıyız. Suçların şahsiliği ilkesinden asla vazgeçmemeliyiz. Aileyi, bütün kitleyi, mahalleyi, bir kurumu suçlamak asla doğru değil. Umarım siyaset kurumu darbecilerle mücadele ederken bunları dikkate alır. Adalet ama intikamla adalet değil, hukukun üstünlüğü içinde olacak. Sadece darbeciler mi? Hayır, er ve erbaşları linç edenlerin de yakalanması ve adalete teslim edilmesi lazım. Onların da ailelerini korumalıyız, o babaların, annelerin bir günahı yok. Son derece dikkatli dil kullanmak siyasetin gereğidir. Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz ve kullanacağımız dile dikkat etmek zorundayız."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.