TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI...


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

02 Ağustos 2016 Salı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "15 Temmuz akşamı Türkiye kelimenin tam anlamıyla uçurumun kenarından dönmüştür. Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı bugün ne anayasa olacaktı ne hukuk işleyecekti ne de Gazi Meclis var olacaktı. Siyasi partiler kapatılmış olacak ve siyasi irade tamamen yok edilecekti." dedi.

15 Temmuz hain darbe girişiminin hem devlette hem de millette açtığı yarayı ve tahribatı onarmak için Meclis Grubu ve hükümet olarak olağanüstü bir gayret içinde olduklarını belirten Yıldırım, darbe girişiminin daha ilk saatlerinden itibaren yurdun her köşesinde savcıların derhal harekete geçtiğini ve hukukun işlemeye başladığını hatırlattı.

Yıldırım, polisin bir yandan darbe girişimine karşı vatandaşlarla birlikte kahramanca mücadele verirken bir yandan da yurdun dört bir tarafında asayişin başarılı bir şekilde teminini gerçekleştirdiğine işaret etti.

"Bu süreç içinde ekonomi yönetiminde asla bir boşluk olmamış, en ufak bir sorun yaşanmamıştır." diyen Yıldırım, "Kahraman Türk milleti her konuda olduğu gibi ekonomi konusunda da üzerine düşen görevi yapmış, darbe günüyle başlayan bugüne kadar geçen süre içinde 11 milyar dolar parasını bozdurarak Türk ekonomisinin gücüne güç katmıştır. Bürokrasi hiçbir şey olmamış gibi ilk günden tam bir hassasiyet ve verimlilikle çalışmasını sürdürmüştür. Şehitlerimizin son yolculuğuna gönderilmeleri, gazilerimizin tedavileri, şehit ve gazi yakınlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasını ilk günden kusursuz bir şekilde ifa etmenin gayret içinde olduk. Bu konudaki hassasiyetimiz bundan sonra da aynen devam edecek." ifadelerini kullandı.

Darbe girişiminin yaşandığı ilk günden itibaren siyasi partiler ve siyasi parti genel başkanlarıyla sürekli iletişim ve istişare içinde olduklarını dile getiren Yıldırım, dün de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret ettiğini anımsattı. Binali Yıldırım, parti liderlerine olağanüstü hal (OHAL) süreci ve bu süreçte hükümetin aldığı kararlarla ilgili kapsamlı bilgi aktardığını vurguladı.

Yıldırım, 7 Ağustos Pazar günü İstanbul'da "Demokrasi ve Şehitler Mitingi" gerçekleştireceğini belirterek, "Cumhurbaşkanımızın riyasetinde gerçekleştirilecek bu mitinge AK Parti olarak bütün teşkilatlarımızla katılacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı doğrultusunda hepimiz Yenikapı'da hazır olacağız, Yenikapı'da tarihin, demokrasimizin en büyük mitingini gerçekleştireceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın parti liderlerine yaptığı çağrıyı tekrarlayan Yıldırım, şunları ifade etti:

"Gün birlik günüdür, gün beraber olma günüdür. Gün birlikte Türkiye olma gündür. Dolayısıyla CHP liderini, MHP liderini ve partilileri bu büyük buluşmaya davet ediyorum. Onların bu büyük şölene, bu büyük mitinge gelerek dostluk, kardeşlik, birlik dayanışmasını en iyi şekilde bütün milletimize göstermelerinin önemli olduğunu ifade ediyor ve kendilerini pazar günü Yenikapı'ya bekliyoruz. Düşüncelerini milletimizle paylaşmalarının geleceğimiz, kardeşliğimiz ve milletimizin birliği ve dirliği için önemli olduğunu düşünüyoruz."

"15 Temmuz darbe girişimi, şüphesiz en büyük tahribatlardan birini de asırlık gözbebeğimiz olan ordumuz ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yaptı." ifadesini kullanan Yıldırım, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin, "Hak şerleri hayreyler, zannetme ki gayreyler, arif anı seyreyler, mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler." dizelerine atıfta bulundu.

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cenab-ı Mevlam'ın Kur'an-ı Kerim'de bildirdiği gibi 'Sizin şer gibi gördüklerinizde ola ki hayır vardır, sizin hayır gibi gördüklerinizde ola ki şer vardır.' Evet, 15 Temmuz akşamı şer güçler adeta bir kabus gibi Türkiye'nin üzerine çökmek, Türkiye'yi ebediyen karartmak istediler. Ancak rabbim nasıl ki karanlıkları aydınlığa çıkarıyorsa nasıl ki kara kışın arkasından yaz getiriyorsa nasıl ki şerleri hayra tebdil ediyorsa 15 Temmuz şer girişimini de hamdolsun hayra tebdil etti."

17-25 Aralık darbe girişiminin ardından Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile amansız bir mücadele başlattıklarını belirten Yıldırım, "Ancak bu hain örgütle mücadelede başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hep yalnız bırakıldık. Siyasi partilerden beklediğimiz desteği alamadık, medyadan beklediğimiz desteği tam anlamıyla alamadık. Uluslararası planda da maalesef beklediğimiz desteği göremedik. 15 Temmuz akşamı bu hain örgütün maskesi öyle bir düştü ki şu anda sadece biz değil, hamdolsun bütün Türkiye, bu hainlerin gerçek yüzünü gördü ve bu hainlerle 79 milyon amansız mücadele veriyor." değerlendirmesini yaptı.

"Bu hain örgütü ve bölücü terör örgütünü adeta jiletle kazır gibi bu mübarek topraklardan kazıyıp atacağız." diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu örgütlerin hem içeride hem dışarıda Türkiye'ye zarar vermemesi için her tedbiri kararlılıkla bugüne kadar aldık, almaya devam edeceğiz.15 Temmuz akşamı Türkiye kelimenin tam anlamıyla uçurumun kenarından dönmüştür. Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı bugün ne anayasa olacaktı ne hukuk işleyecekti ne de Gazi Meclis var olacaktı. Siyasi partiler kapatılmış olacak ve siyasi irade tamamen yok edilecekti. Eğer bu darbe girişimi başarılı olsaydı bugün özgür basından, insan haklarından, ifade özgürlüğünden hiçbir eser kalmayacaktı. Devletimiz de milletimiz de uçurumun kenarından dönmüştür. Bunu sağlayan da Başkomutan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşudur, aziz milletimizin göğsünü darbecilere karşı siper etmesidir."

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hain temizliğine başladıklarını belirterek, "FETÖ/ PDY ile irtibatı bulunan 35 sağlık kuruluşunu, bin 45 eğitim kuruluşunu, 104 vakıf ve bin 125 derneği, 15 üniversiteyi, 29 sendika, federasyon, konfederasyonu diğer bir deyişle ajan yuvalarını, hain yuvalarını kapattık. Kamuda benzeri bir temizliği başlattık ve devam ediyoruz. Yargıda, yine bu Haşhaşileri tek tek tespit ettik, meslekten çıkarıyoruz." dedi.

Yıldırım, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Darbe girişimi sonrası olağanüstü tedbirlerin alınmasının mecburiyet haline geldiğini vurgulayan Yıldırım, bu açıdan TBMM'nin 3 aylığına OHAL çıkardığını belirtti.

OHAL'in millete değil kendilerine, Hükümete, devlete ilan edildiğini söyleyen Yıldırım, "Bu darbe girişimini yapanlar, onların destekçilerinin tamamen ortaya çıkarılması, hesapların sorulması ve milletin iradesine karşı girişilen bu hainliklerin sona ermesi için biz kendimize olağanüstü hal ilan ettik. Millet serbest, istediğini yapmaya devam etsin." diye konuştu.

Yıldırım, milletin, yapması gerekeni 15 Temmuz gecesi yaptığını belirtti.

OHAL'e ilişkin eleştirilerin, kaygıların ne kadar yersiz olduğunun yaşanarak görüldüğünü aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En küçük bir hukuksuzluğa asla ve asla müsaade etmedik ve etmeyeceğiz. En küçük bir hak ihlaline, özgürlük ihlaline katiyen müsamaha göstermeyeceğiz. Bir yandan devletimizi, milletimizi, hukuku, demokrasi ve özgürlükleri muhafaza ediyor, yani devleti dimdik ayakta tutuyor, bir yandan da kararlı bir şekilde devlet içerisine nüfuz etmiş bu mikropları tek tek temizliyoruz. Çıkardığımız 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işte bu virüs temizliğini, hain temizliğini başlattık. Bu bağlamda FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı bulunan 35 sağlık kuruluşunu, bin 45 eğitim kuruluşunu, 104 vakıf ve bin 125 derneği, 15 üniversiteyi, 29 sendika, federasyon, konfederasyonu, diğer bir deyişle ajan yuvalarını, hain yuvalarını kapattık. Kamuda benzeri bir temizliği başlattık ve devam ediyoruz. Yargıda, yine bu Haşhaşileri tek tek tespit ettik, meslekten çıkarıyoruz."

Başbakan Yıldırım, darbe girişiminin soruşturulması için de yargının ve kolluğun çalışmalarını kolaylaştıracak düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini söyledi.

İkinci Kanun Hükmünde Kararname ile TSK içinde de kapsamlı bir temizlik hareketi başlattıklarını dile getiren Yıldırım, kuvvet komutanlıkları içerisinde terör örgütü ile bağlantılı bin 684 subay ve astsubayın orduyle ilişiğinin kesildiğini aktardı.

Terör örgütü ile bağlantılı yayın kuruluşlarının faaliyetlerine son verildiğini, 15 Temmuz şehitlerinin yakınlarına, gazilere çeşitli haklar getirildiğini ifade eden Yıldırım, "15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle şehit olan kardeşlerimizin yakınlarına, gazilerimize terörle mücadelede tanınan hakların tamamını sağladık. Ancak vatandaşlarımızdan yoğun talep gelmesi üzerine şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz için bir bağış kampanyası başlattık. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının takip ettiği bu bağış kampanyası kapsamında Ziraat, Halk, Vakıf bankaları ve katılım bankalarından açılan hesaplara bütün vatandaşlarımız bağışlarını yapabilirler." değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşlara da gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür eden Yıldırım, şehit yakını ve gazilerle ilgili alınan başka bir karara işaret ederek, emeklilik ikramiyesine hak kazananlara bu ikramiyelerinin artırılarak ödenmesini sağladıklarını, devlette istihdam imkanı getirdiklerini kaydetti.

Başbakan Yıldırım, KHK ile en büyük ve en köklü düzenlemeleri Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde yaptıklarını belirterek, şunları söyledi:

"Bu düzenlemeler, altını çizerek ifade ediyorum, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi zayıflatmayacak, tam aksine daha güçlü, her türlü tehdide düne göre daha da hazırlıklı hale getirecektir. Çünkü dünyada tehdit şekilleri değişiyor, tehdit öncelikleri değişiyor, bu değişen yakın, orta, uzun vadeli tehditlere karşı silahlı kuvvetlerin yeniden yapılanması ve hazır hale gelmesi, bütün enerjisini asli işlerine harcaması geleceğimiz için, ülkemizin güvenliği için, bölge güvenliği için olmazsa olmazdır."

TSK'nın insanlık tarihinin en eski, en güçlü, en köklü kurumlarından, ordularından biri vurgulayan Yıldırım, mazisinin zaferlerle dolu olduğunu söyledi.

1071'de Malazgirt'te destan yazan, Haçlıları Anadolu'da durduran, Selahaddin Eyyubi önderliğinde Kudüs'e giren, İstanbul'u fetheden, Çanakkale'yi, Kut'ül Amare'yi ve daha nice zaferi tarihe yazan ordunun Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirdiğini, Cumhuriyet'e giden yolu açtığını, bağrından Gazi Mustafa Kemal'i çıkardığını anlatan Yıldırım, ordunun, "Peygamber Ocağı" olarak nitelendirildiğine işaret etti.

Türk milletinin asırlardır Mehmetçiğe büyük önem verdiğini söyleyen Yıldırım, Anadolu'daki her evde en az bir şehit ve bir gazi bulunduğunu aktardı. Ordunun siyasetten ayrı tutulması gerektiğine dikkati çeken Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim ordumuz Balkan Savaşları'nda kendi iç meseleleri yüzünden büyük bir tahribat yaşadı. Tıpkı bugün olduğu gibi. Alt rütbeli subay, astsubaylar, üst rütbeli subaylara, verdikleri emirleri tutmamakla büyük bir hezimet yaşattı. Osmanlı Devleti'nin özellikle son dönemi, ordunun siyasete müdahale ettiği bir dönem olmuştur. Gazi Mustafa Kemal, ordunun siyasete karışmasının ne kadar büyük bir yanlış olduğunu görmüş, daha en baştan bu ilişkiyi sağlam bir temele oturtmuştur. Gazi Mustafa Kemal, 22 Nisan 1920'de yani Meclis açılmadan bir gün önce bütün sivil ve askeri makamlara bir talimat gönderiyor. Ne diyor, 'Allah'ın lütfuyla Nisan'ın 23. günü Büyük Millet Meclisi açılarak çalışmaya başlayacağından o günden itibaren askeri ve sivil bütün makamlarla, bütün milletin tek merci TBMM olacaktır.' Askeri ve sivil, hepsinin üzerinde bu çatı var. İşte bu Meclis, 1920'den beri birçok darbe gördü ama hiçbir darbede bomba görmedi, bu hainler onu da yaptılar, bu Gazi Meclis'i bombalarla yok etmeye çalıştılar ama sonunda Meclis dimdik ayakta, onlar yok oldu gittiler. Atatürk'ün açtığı ve askeri makamların üzerinde bir merci olarak gördüğü Meclis'i kapatan hiçbir asker, bu ordunun askeri olamaz, hele hele o Meclis'i bombalayan, bombalama emrini veren, onlarla bu hareketin içinde olan hiç kimse, bu ordunun askeri değildir, bu milletin evladı da değildir, bu vatan toprağının ferdi de değildir."

Her darbenin, darbe teşebbüsünün en başta Mustafa Kemal'in hatırasını, onun açılışına öncülük ettiği Millet Meclisi'ni yaraladığını aktaran Yıldırım, "Hiçbir darbeci Atatürkçü de değildir, Kemalist de değildir, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir mensubu, hatta bu ülkeye de ait değildir." dedi.

Başkan Yıldırım, düzenlemelerle orduya sızan teröristleri tek tek temizlediklerini ve orduyu kendi kökleri, öz ruhuyla buluşturduklarını kaydetti.

Yıldırım, çıkardıkları KHK'larla Türk Silahlı Kuvvetlerini, darbe öncesine yani olması gerektiği asli yerine taşıdıklarını bildirdi.

Her darbe sonrasında ordunun biraz daha zayıfladığını, ordunun ve askerin biraz daha tartışılır hale getirildiğini, ordunun vatan savunması noktasında zayıf düşürüldüğüne işaret eden Yıldırım, "Ordumuzu bugün yeniden şanlı, şerefli, muzaffer bir konuma yükseltiyoruz. Bu kapsamda Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığını yeniden yapılandırdık. Bundan böyle, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır." ifadesini kullandı.

Başbakan Yıldırım, Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) toplanma usulünü ve yapısını değiştirdiklerini söyledi.

Asırlar boyunca subay ve astsubay yetiştiren, özellikle 1980 sonrasında bünyeye giren haşhaşi virüslerle zehirlenen askeri okulları yeniden ele aldıklarını, harp akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okullarını Milli Savunma Üniversitesi çatısı altında birleştirdiklerini vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Harp okullarının kapatıldığını söylüyorlar. Bunlar doğru değildir. Harp okulları aynen devam edecek. Yaptığımız şudur: Askeri liseleri kapattık, artık harp okullarına bütün liselerden, meslek liselerinden, imam hatip liselerinden, düz liselerden herkes harp okuluna girecek. Sınavı kazanan, şartları yerine getiren her vatan evladı bu kurumdaki şerefli görevini alacak. Okullara girişteki kısıtlamaları ortadan kaldırdık.

Askeriyenin elinde Genelkurmaya bağlı bir sürü fabrika, tersane var. Asker işini yapacak, fabrikayla, tersaneyle, tamir bakım atölyesiyle uğraşmayacak. Bütün bunları Genelkurmaydan aldık Milli Savunma Bakanlığına verdik; onlar işini yapsın, Milli Savunma Bakanlığı da harbe hazırlık için onların ihtiyacı olan silah ve aleti, her şeyi temin etsin."

Başbakan Yıldırım, askeri yargıda da düzenlemeler yaptıklarına değinerek, askeri yargının sadece disiplin konuları ile sınırlı olarak Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde faaliyet göstereceğini bildirdi.

"Bir eşitlik ihtiyacı daha var. Ancak bu Anayasa değişikliği ile mümkün." diyen Yıldırım, Yüksek Askeri İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay'ı da kaldıracaklarına dikkati çekti. Yıldırım, yargıda birliği sağlamak için gerekli adımları atacaklarını, bu konuda diğer partilerle süreci başlattıklarını, onların kanaatlerinin de bu mahkemelerin kaldırılması ve yargıda birliğin sağlanması olduğunu belirtti.

Binali Yıldırım, kuvvet komutanlıklarını Milli Savunma Bakanlığına bağladıklarını söyledi.

Akıncı Üssü'nü kapatacaklarını aktaran Yıldırım, "Bu hainlerin merkezinde, millete bombalar yağdıran bu üs artık Ankara için yaşam alanı haline gelecek. Darbe gecesi Ankara'da, İstanbul'da tankların, zırhlı araçların çıktığı o kışlaları da şehrin dışına taşıyoruz. Mamak ve Etimesgut'taki zırhlı araçların bulunduğu kışlalar Polatlı tarafına gidecek." ifadesini kullandı.

Başbakan Yıldırım, ayrıca İstanbul'da Maltepe ve Hasdal Kışlalarının Çorlu ve Trakya'ya doğru gideceğini, böylece şehrin merkezinde tankın hiç bir işinin olmayacağını belirterek, "Ne işi var tankın şehirde?" dedi.

Güvercinlik'teki Kara Havacılık Okulunu da kapatacaklarını, oradaki bütün helikopterlerin Isparta'ya gideceğini vurgulayan Yıldırım, böylece milletin kendisini daha rahat ve güvende hissedeceğini bildirdi. Binali Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tehdit şehirlerin merkezinde, Ankara'da, İstanbul'da değil, tehdit sınırlardadır. Onun için bütün birikimimizi sınır bölgelerine taşıyacağız, ülkemizin dış tehditlere karşı güvenliğini tam anlamında sağlayacağız. Darbe sonrasındaki darbelerle zayıflatılan TSK'yı yaptığımız düzenlemelerle daha güçlü hale getiriyoruz, harbe daha hazır hale getiriyoruz, asli görevine yani harbe hazırlık, harekat ve caydırıcı gücünü daha da hisseder hale getiriyoruz. Böylece devleti ile milletinin kucaklaştığı bir orduyu sağlıyoruz.

İçerideki hainleri, üniformalı teröristleri yok etmiş bir ordu, Allah'ın izniyle, milletimizin desteğiyle tekrar, dünyanın parmakla gösterilecek ordusu haline gelecek. Halkımız rahat olsun. Bir yandan hainleri büyük bir titizlikle temizliyor, diğer yandan da geleceğe yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz. Artık kimin ne dediği umurumuzda değil, herkes bilmelidir ki kimin ne dediğinin bir önemi yoktur, önemli olan Türkiye'nin ve Türk Milleti'nin ne dediğidir. Bizim ordumuzu felç etmek istediler. Virüsleri temizleyerek ordumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz. Bürokrasimizi felç etmek istediler, mikropları ayıklayarak bürokrasiyi rahatlatıyoruz. Siyaseti zehirlemek istediler, provokatörleri aradan çekiyor, uyum içinde geleceğe yürüyoruz. Ekonomiyi felç etmek istediler, bu hırsızları def ediyor, ekonomi üzerindeki parazitleri kaldırıyoruz."

Başbakan Yıldırım, dün akşam başka bir hain, bölücü terör örgütünün saldırısında 7 polisin şehit olduğunu anımsattı.

Yıldırım, "15 Temmuz'da FETÖ başarılı olamadı ama onun kardeş örgütü, bölücü terör örgütü PKK, FETÖ gibi alçakça saldırıları yapıyor, onun bıraktığı boşluğu dolduruyor. Yapsınlar, onun da hesabını soracağız, onlar da başarılı olamayacak. FETÖ'ye nasıl milletle beraber gereğini yaptıysak, PKK terör örgütünü de bu ülkenin sorunu olmaktan çıkaracağız, buna kararlıyız." ifadesini kullandı.

Kırsalda operasyonlara ağırlık vereceklerine dikkati çeken Yıldırım, "İçindeki FETÖ terör örgütü hainlerini temizlemiş bir emniyet teşkilatı ile silahlı kuvvetler, terörle mücadelede çok daha etkin sonuçlar alacaktır." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz sonrasında özellikle doğu ve güneydoğu illerindeki nöbetleri ilgiyle izlediklerini belirtti.

Van, Batman, Diyarbakır, Şırnak ve Bitlis, Bingöl ve Şanlıurfa'nın aralarında bulunduğu birçok ilde de aynen Ankara, İstanbul ve İzmir'deki gibi demokrasi nöbetlerinin kesintisiz devam ettiğine değinen Yıldırım, bütün bölgedeki vatandaşlara selam gönderdi.

Binali Yıldırım, 15 Temmuz'un ardından her alanda olduğu gibi Türk-Kürt kardeşliğinde, Sünni-Alevi kardeşliğinde yeni bir dönem başladığını vurgulayarak, hainlerin, alçakların, satılmışların provoke edemediği bir zeminde köklü kardeşliğin bundan sonra daha da gelişeceğini ve güç kazanacağını söyledi.

Ülkeye yönelik her terör saldırısına milletçe, 79 milyon birlikte göğüs gereceklerini ve demokratik geleceği de hep birlikte inşa edeceklerini belirten Yıldırım, 15 Temmuz şehitlerini bir kez daha rahmetle, minnetle, şükranla andı; gazilere selamlarını ve acil şifa dileklerini iletti.

Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz'u büyük, güçlü, mağrur yeni Türkiye'nin miladı olarak; şehitlerin isimlerini, gazilerin heyecanını her daim yaşatacaklarına işaret ederek, pazar günü İstanbul Yenikapı'da milletvekilleriyle, parti teşkilatlarıyla, her siyasi görüşten vatandaşlarla coşkulu bir miting yapacaklarını, dünyaya muhteşem görüntü vereceklerini kaydetti.

Yıldırım, "Akşam nöbetlerini aksatmıyoruz değil mi?" sözüyle, konuşmasını tamamladı.
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.