TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU...


Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın ilk 35 maddesini kabul etti.

27 Haziran 2016 Pazartesi

AK PARTİ Van Milletvekili Beşir Atalay başkanlığında toplanan Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nı, alt komisyon raporu üzerinden görüşmeye başladı.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, tasarının sunumunu yaparak, getirilen düzenlemeler hakkında bilgi verdi.

Daha iyi bir eğitim vermek için komisyon gündemine getirdikleri, eğitim camiasını ilgilendiren tasarıya katkılarından dolayı teşekkür eden Yılmaz, halkın eğitimine ilişkin kendilerinden beklentilerinin yüksek olduğunu söyledi. Yılmaz, bu nedenle atılacak adımın herkesi ilgilendirdiğini ve atılacak her adım hakkında, herkesin söyleyecek sözü olduğunu kaydetti.

Yılmaz, eğitimin, bugüne kadar görev yapan her Cumhuriyet hükümetinin programında özel yer aldığına işaret ederek, 65. Hükümet Programı'nda da eğitimin, 6 temel çalışma alanından biri olarak belirlendiğini anımsattı.

İnsani kalkınma hedeflerinin temelini eğitimin oluşturduğuna değinen Yılmaz, eğitimin, ülkenin geleceğine yönelik yapılan yatırım olduğunu dile getirdi. Yılmaz, Türkiye'nin çağdaş uygarlık seviyesi üzerine çıkma hedefini gerçekleştirecek yegane sürecin eğitim olduğuna dikkati çekerek, "Bu alanda temel gayemiz insanımızın yaşam kalitesini yükseltmek, ülkemizin insan kaynağını çağdaş dünyayla rekabet edebilir donanıma kavuşturmaktır. Bu ise hayat boyu süren bir çalışmayı gerektirir. Bilgi tabanlı, ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, özgürlükçü, üretken ve rekabetçi bir eğitim sistemini oluşturmak istiyoruz."diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, tasarının getirdiği yenilikler hakkında komisyon üyelerine bilgi verdi.

Tasarıyla Rehberlik ve Denetim Başkanlığından, Teftiş Kurulu Başkanlığına geçiş öngörüldüğünü belirten Yılmaz, bugünün yönetim anlayışı gereği olarak, eğitim sistemi denetiminin tek elden yürütülmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, böylelikle eğitim hizmetlerinin sunumundaki hataları en aza indirmeyi, hizmetler arasındaki farklılığı gidermeyi, hizmet sunumunda hedeflenen kalite düzeyini yükseltmeyi amaçladıklarını anlattı.

Yılmaz, düzenlemenin, kamuoyunda yansıtılmaya çalışıldığı gibi bir grup maarif müfettişini tasfiye ve mağdur edilmesi amacında olmadığını kaydetti.

Bakanlığın, kamuda çalışan toplam personelin üçte birini bünyesinde barındırdığını, nüfusun yaklaşık dörtte biri olan öğrencilere de doğrudan hizmet verdiğini aktaran Yılmaz, her yıl sadece atama ve yer değiştirme işlemleri açısından yarım milyonun üzerinde başvuru aldıklarını vurguladı.

Yılmaz, her yıl 1 milyon 300 bin öğrencinin temel eğitimden, ortaöğretime geçmek için sınava girdiğini, sınav ve yerleştirme işlemlerini bakanlığın yaptığını, yaptıkları her idari işlemlerinin yargı denetiminde yürüdüğünü, hukuk devletinin gereğinin de bu olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herhangi bir uygulamamızla muhatap olan, bizden talepte bulunan herkesin, her çalışanımızın ya da hizmet sunduğumuz her insanın yargıya başvurma hakkı vardır. Tüm bunlar gözününde alındığında halen 200 bin üzerinde derdest olan dava mevcut. Hukuki iş ve işlemleri bizim iş yükümüze denk olmayan, diğer bakanlıklardaki yapıyla yürütüyoruz. Bu nedenle tasarıyla Hukuk Müşavirliğimizi, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırarak, bünyesinde oluşturacağımız uzmanlaşmış dairelerle ve ekiple, takım ruhu içinde daha hızlı, sağlıklı bir hukuk hizmetini yürütmeyi amaçlıyoruz. Yapılan her sınavda itirazlar oluyor, buna ilişkin, talep, itiraz ve yargılama sürecini ivedilikle takip etmek durumundayız. Hiçbir hukuksuzluğa meydan vermeden, kimsenin hak kaybına uğramasına neden olmadan yerleştirme işleminin süresinde yapılması gerekiyor. Bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilatının yükü çok ağırdır. Bu yükü çeken birimimizi, güçlendirmek istiyoruz."

Yılmaz, Türkiye'de özel sektörün eğitimdeki yerinin arzu edilen düzeyde olmadığını dile getirdi. Özel okullaşma oranının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğunu, 2015- 2016 öğretim yılında bu oranın yaklaşık yüzde 7 şeklinde gerçekleştiğini belirten Yılmaz, bakanlığın stratejik planında 2019 sonuna değin bu oranı yüzde 12'ye çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.

Tasarıda bir çok ilde devlet ve vakıf üniversitesi kurulmasının öngörüldüğünü anımsatan Yılmaz, farklı iller içinde üniversite talepleri geldiğini ifade etti. Yılmaz, "Komisyonun uygun görmesi halinde bu üniversiteleri çekmek istiyoruz. Daha sonra hep beraber değerlendirip, önümüzdeki dönemde bu üniversiteleri kuracağız." dedi.

Bakanın sunumunun ardından milletvekilleri tasarı üzerinde görüşlerini dile getiriyor.

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, Ankara Milli Eğitim, Çankaya İlçe Milli Eğitim ile ilgili bir çok suç duyurusu bulunduğunu, teftiş kurulunun hiçbirinin sonuçlandırmadığını savundu.

İrgil'in, yolsuzluklar olduğunu söylemesi üzerine Bakan Yılmaz, "Suçu gördüysen savcıya ver. Götür, ver savcıya, vermiyorsan o zaman suçu himaye ediyorsun demektir." diye karşılık verdi.

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, alt komisyon çalışmasını eleştirdi.

Alt Komisyon Başkanı, AK PARTİ Sakarya Milletvekili Mustafa İsen de "Tasarıyı tartışmadık" denilemeyeceğini, konuya 3 gün zaman ayırdıklarını, bütün paydaşları davet ettiklerini anımsattı. İsen, "Bunun anlamı yoksa, söylecek sözüm de yok." dedi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, AB'nin çökmek üzere olduğunu, çünkü gençlerinin bulunmadığını, üretemediğini dile getirdi.

AK PARTİ Van Milletvekili Beşir Atalay başkanlığında toplanan Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda değişiklik yapan tasarıyı görüşmeye devam ediyor.

Bakan Yılmaz, tasarı üzerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Hiçbir dönemde, Ağustos 2016'da öğretmen ataması yapacaklarını söylemediklerini belirten Yılmaz, eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile bizzat konuştuğunu, "Benim böyle bir açıklamam yok." dediğini aktardı.

Yılmaz, bir kişi, bir yerde yolsuzluk, hırsızlık olduğunu söylüyorsa, savcılığa şikayette bulunmasının, o kişinin vatandaşlık ve insani vazifesi olduğunu vurguladı. Yılmaz, mahkemelere mutlaka güvenmeleri gerektiğini dile getirerek, "Mahkemeler yavaş işler ama hak yerini eninde sonunda bulur." dedi.

Milli Eğitim Bakanlığınca öğretmenler tarafından seminer döneminde incelenmesi istenen kitaplar arasında Alevilere yönelik eleştirilerin yer aldığı Nurettin Topçu'nun kitabının bulunduğuna yönelik haberler üzerine Yılmaz, sadece Topçu'nun değil, Peyami Safa, Oğuz Atay, Çiğdem Kağıtçıbaşı, Jean-Jacques Rousseau'nun kitaplarının da olduğunu kaydetti.

Kitaptaki, o tabire katılmadığını bildiren Yılmaz, Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların ortak noktalarının, ayrıldıkları noktadan çok daha fazla olduğunu anlattı. Yılmaz, "Sünni meşrepli Alevi" olduğunu söylediğini, başka hiçbir yerin camisinde Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin'in isminin yazmadığını, bunun sadece bu coğrafyanın kültürüne ait olduğunu söyledi.

Yılmaz, bütün kardeşlerine, Alevi kardeşlerine, "Milli Eğitim Bakanlığının incelemesinden geçen ister romanlar olsun, kendisini farklı yerde veya inanç gruplarında kimliklendirip, Türkiye'nin genel milli eğitim politikalarından rahatsız eden ibareler varsa, lütfen getirin değiştirmeye hazırız." dediğini vurguladı. Yılmaz, "Biz ortak, birlikte yaşayacağız. Farklılıklarımızı görsek dahil, zenginlik olarak göreceğiz. Başka ülke, başka gidecek yerimiz yok." dedi.

Doğru, iyi bir şey yapacaklarını söylediklerinde buna inanılmasını isteyen Yılmaz, niyetlerin okunmaya çalışıldığını söyledi. Yılmaz, Arif Nihat Asya'nın, "Sessizce düşünsek duyacaklar bir gün / Olmazları olmuş sayacaklar bir gün / Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün" dizelerini okudu.

Yılmaz, eğitimde çok iyi şeyler yaptıklarını, ancak daha yapılması gerekenlerin bulunduğunu dile getirdi.

PISA'da ülkelerin ortalama matematik performans puanlarındaki değişimde, Türkiye matematikte 2013'te 423 ortalama puan, 2012'de 448 puan aldığını bildiren Yılmaz, PISA 2012 sonuçlarına göre 12 ülkede ortalama matematik performans puanlarında en fazla artış gösteren ülkelerin Brezilya, Tunus, Meksika, Polonya ve Türkiye olduğunu, matematikte iyi bir noktaya geldiklerini söyledi.

Yılmaz, öğretmen adayların aldıkları sınav sonuçlarına göre, Şubat 2017 döneminde atama yapılacağını bildirdi.

Eğitimin yap, boz tahtasına döndüğü eleştirilerine yanıt veren Yılmaz, insanın olduğu yerde mutlaka değişimin olduğunu dile getirdi. Yılmaz, "Bu kurumlar taş gibi değildir. Taş dahil yağmur, hava, su, yelden değişir. Kendi yaptıklarımızı değiştiriyoruz. Ama hukuk yaşayan olgudur. İhtiyaçları kısmen karşılamadığı oranda düzenleme yapmak asli görevimiz." dedi.

Yılmaz, "OKS, LGS'den iyidir; SBS, OKS'den iyidir, şimdi de TEOG, SBS'den iyidir. Bunu yap, boz şeklinde değil daha iyi, daha güzeli arama gayreti olarak görmek gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

İmam hatip lisesinin, talep olmadan açılmaması gerektiğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Müşterisiz meta zayidir. Kimse evladını göndermez, o zaman otomatikman kapanır. Geçmişte böyle olduğu dönemler yaşandı. Halkın talebi doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı okul açacaktır, halkın talebi olmadığı durumda hiçkimseye bir dayatma yapabilmesi mümkün değil.

Müfredat konusu, seçim beyannamemizde de var. Müfredatın sadeleştirilmesi lazım. Ders sayımız Avrupa'dan daha fazla, belki ders sayısının azaltılması lazım. Okulun içindeki öğrenciyi o dersten çıkartıp, diğer derse koşturur hale getirmemek lazım. Oyunla eğitimi, dinlenmeyi bir arada götürüp, daha iyi bir eğitim vermek gerekir diye düşünüyorum."

AK PARTİ Kocaeli Milletvekili Mehmet Akif Yılmaz, muhalefetin, öğretmen atamadıkları, verilen sözü yerine getirmedikleri eleştirisinde bulunduğuna işaret etti. Yılmaz, bunu reddettiklerini ifade ederek, ağustosta öğretmen atama sözü vermediklerini kaydetti.

Yılmaz, 2002'deki 513 bin olan öğretmen sayısını bugün 993 bine çıkardıklarını kaydederek, "Bir cumhuriyet döneminde atanan öğretmen kadar öğretmen ataması yapan iktidarı, öğretmen atamamakla suçlamak, insafsızlıktır." dedi.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, tasarının yer alan düzenlemelerin daha önce de değiştirildiğini ifade ederek, "Milattan önce, Atatürk, İnönü döneminde mi değişti; hayır sizin döneminizde değişti. 'Teftiş Kurulunu yeniden getiriyoruz' diyorsunuz, siz kaldırdınız. Kamu İhale Kanunu 173 kez değişti. Yasa 70 madde, 67'sini değiştirdiniz. İstisna maddesi olan 3. maddeyi tam 24 kez değiştirdiniz." diye konuştu.

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, eğitimin en önemli sorununun ticarileştirilmesi; özel okul kavramının çoğaltılması, eğitimde eşitlik kavramının kalkması olduğunu savundu.

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda görüşmeleri süren, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Karar ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın ilk 6 maddesi kabul edildi.

Tasarının görüşmelerinde soruları yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 2 bin 483 maarif müfettişi bulunduğunu, bin 240 müfettişin yeterlilik sınavına girmeden atandığını, bin 243'ünün de kariyer mesleğinden geldiğini bildirdi.

Yılmaz, "Bir kısmı diyelim 3 bin 700 lira, bir kısmı da 5 bin 700 lira alıyor. Bu tasarı yasalaştıktan sonra aynı aylıklarını almaya devam edecek. Anayasa Mahkemesi, statü kaybını anayasaya aykırı görmemektedir. Özlük hakları kaybedilmediği sürece anayasaya aykırılık olmadığını düşünüyorum. 500 müfettişle belki teftiş hizmetini tam hakkıyla veremeyeceğiz. Önümüzdeki yıl eksiklik olursa Maliye Bakanlığına, bize '500 ek kadro ver' diyeceğiz." dedi.

Yılmaz, tasarıda kişiye özel düzenleme yer aldığını savunan CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer'in, İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın kardeşi Bakanlık Rehberlik ve Denetim Başkanı Atif Ala'yı kimin, ne şekilde sınav yapacağı, Ala'ya neden ayrıcalık tanındığı sorusunu da yanıtladı.

Tasarının altında Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı'nın imzası bulunduğuna işaret eden Yılmaz, "Atif Ala, Teftiş Kurulu Başkanlığına atansa kimin imzasıyla atanacak, bakan, başbakan imzasıyla, cumhurbaşkanınca. Burada siyasi irade belirlemiş gibi, siyasi irade oluşmuş. Özellikle bir madde yok. Daha önce de böyle uygulamalar var. Sadece bu kuruma ilişkin düzenleme değil, bazı kurumların başkanlıkları aynen devam ediyor." diye konuştu.

AK PARTİ Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, 2002'de 67 milyonluk ülke nüfusunda 543 bin öğretmenin görev yaptığını, bugün ise 10 milyon nüfus artışının söz konusu olduğunu ve 993 bin öğretmenin çalıştığını söyledi. Kışla, iktidarın bu noktada elinden geleni fazlasıyla yaptığını, daha fazlasını beklemeye de haklarının olduğunu anlattı.

AK PARTİ Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, "4-6 yaş arasında dini eğitim verilemeyeceğine" ilişkin komisyonda dile getirilen görüşe katılmadığını belirterek, bu eğitimi çocuklarına vermek isteyen aileler varsa, bunlara saygı duyulması gerektiğini kaydetti. Usta, "Bu eğitimleri veren kurumların da resmi olarak açılmasına müsaade etmek zorundayız ki bu iş illegal yollarla yapılmasın diye. O yüzden artık kimse kendini bu milletin isteklerinin üzerinde bir otorite, değer, üstmüş gibi görmemeli." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan da demokrasiyi, özgürlükleri ve katılımı esas alan özgürlükçü bir düşünce anlayışının hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirerek, "Özgürlükçü bir düşünce anlayışını oturttuktan sonra da herkesin kendi farklılığı, çeşitliliği ve renkliliğiyle kendini gerçekleştirebildiği bir yaşamı Türkiye'de pratikleştirme imkanımız olacaktır." dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, PISA 2012 sonuçlarına göre, Türkiye'nin 65 ülke arasında 45. sırada yer aldığını anımsatarak, ülkenin matematikte 44., okuma anlamada 42., fen bilimlerinde ise 43. sırada bulunduğunu aktardı. Usluer, ülkeler arası sosyo ekonomik düzey farklılıkları ile okul öncesi eğitimin, bu sonuçlar üzerinde etkili olduğunu dile getirdi.

AK PARTİ Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal imzasıyla verilen önergeyle tasarıya yeni bir madde eklendi.

Buna göre, kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerdeki, Bakanlığın boş öğretmen norm kadrosu bulunan örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, Devlet Memurları Kanunu'nun 4B fıkrası kapsamında sözleşmeli öğretmen istihdam edilebilecek.

Sözleşmeli öğretmenler, öngörülen genel şartlar ile öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartları taşıyanlardan KPSS puan sırasına konulmak kaydıyla alım yapılacak her bir pozisyonun 3 katına kadar aday arasından, Bakanlıkça yapılacak sözlü sınav başarı sırasına göre atanacak.

Bu şekilde atanan sözleşmeli öğretmenler, 3 yıl süreyle başka yere atanamayacak. Aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde sözleşmeli öğretmenin eşi, sözleşmeli öğretmene tabi olacak.

Sözleşmeli öğretmenler, aday öğretmenler için öngörülen adaylık sürecine tabi tutulacak.

Sözleşmeli öğretmenlerden, sözleşme gereği 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, talepleri halinde bulundukları yerde öğretmen kadrolarına atanacak. Öğretmen kadrolarına atananlar, aynı yerde en az 2 yıl daha görev yapacak, bunlar hakkında adaylık hükümleri uygulanmayacak.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bunun, radikal bir karar olduğunu belirterek, "Zor olan, zor kararı almaktır. Zor kararı alacağız ama ülkemizin kurtuluşu bundadır. Doğru bir karardır. Türkiye'nin önünü açacak, eğitim kalitesini yükseltecek bir tekliftir. Güneydoğu'da öğretmen tutamıyoruz." dedi.

Bakan Yılmaz, bu öğretmenlerin ücretinin, kadroludan daha aşağı olmayacağını bildirdi.

Komisyon Başkanı, AK PARTİ Van Milletvekili Beşir Atalay da Van'da en önemli sorunun tecrübeli öğretmen olduğunu, bölge milletvekili olarak buna olumlu baktıklarını söyledi.

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Doğu, Güneydoğu'da çok büyük sıkıntı olduğunu, öğretmen açığı bulunduğunu, sözleşmeli öğretmenlerin hangi bölgelere atanacaklarının belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

AK PARTİ Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, burada görev yapacak öğretmenlere ücrette farklılık getirilebilineceğini belirterek, Doğu'nun makus talihini değiştirecek önemli bir çözüm olduğunu vurguladı.

AK PARTİ Balıkesir Milletvekili Ali Aydınlıoğlu, bölgenin terörden kurtulması için gönüllü öğretmenlerin atanmasının şart olduğunu dile getirdi.

HDP Van Milletvekili Lezgin Botan, atama yönetmeliğinde değişiklik yapılarak, belli süre konularak, bu öğretmenlerin kadrolu gönderilebileceğini belirtti.

AK PARTİ Konya Milletvekili Halil Etyemez, "Çözülemeyen bir sorunu, hep beraber çözelim." dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer, herkesin bölgenin sorununu çözmek konusunda hemfikir olabileceğini ancak öğretmenlerin sözleşmeli yerine, kadrolu olması gerektiğini, maaş özendirmesi yapılabileceğini dile getirdi.

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, Bakanlığın öğretmen bulmak; öğretmenlerin de çalışmak istediğini belirterek, "İnsanın, işsizlik kadar onurunu örseleyen bir şey yoktur. İlgili sivil toplumla görüşmeden, sendikaları, öğretmenleri dinlemeden bu düzenlemenin hemen geçirilmemesi gerekir." diye konuştu.

AK PARTİ Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, bölgede öğretmenlerin çalışma süresinin 9 ay olduğunu, neredeyse bunun da yarısının raporlu geçtiğini, bu öğretmenlerin de stajyer olduğunu anlattı.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.