TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU...


TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı'nı kabul etti.

01 Haziran 2016 Çarşamba

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, AK PARTİ Van Milletvekili Beşir Atalay başkanlığında toplanarak, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı'nı görüştü.

Milli Eğitim Bakanı olarak ilk kez komisyon toplantısına katılan İsmet Yılmaz, tasarı hakkında komisyon üyelerine bilgi verdi.

Bakan Yılmaz, Türkiye'nin gün geçtikçe her alanda dünyaya açıldığını, ihracat rakamlarının bunu doğruladığını belirterek, dünyanın her bölgesinde dış temsilciliklerin sayısının arttığını ifade etti.

168 ülkede Türkiye'nin temsilciliği bulunduğunu, her gün başka ülkede Türk kültürünü tanıtan bir etkinlik düzenlendiğini, kültür merkezleri açıldığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye'ye geçen yıl 36 milyon turist geldiğini, Türkiye'den de 14 milyon kişinin yurt dışına gittiğini anlattı.

Bakan Yılmaz, "Dünyanın dört bir köşesinde vatandaşlarımızla karşılaşmak mümkün. Bir çoğu ticaret yapmakta, okumakta, çalışmakta, bir kısmı da o ülkeye yerleşmiş bulunmaktadır. Son genel seçimlerde 50'den fazla ülkede oy kullanıldı, bazı yerlerde seçmen sayısı birçok Anadolu ilinden fazla." diye konuştu.

Yurt dışı ve yurt içinde yaşayan vatandaşların taleplerine duyarlı olmanın, yöneticilerin öncelikli görevleri arasında bulunduğunu ifade eden Yılmaz, yurt dışında yaşayan vatandaşların kültürel, eğitim ihtiyacını karşılamak için çalıştıklarını bildirdi.

Yılmaz, kültürel taleplere cevap vermek için 2007'de Yunus Emre Vakfı Kanunu'nu çıkardıklarını anımsatarak, bu vakıf aracılığıyla yurt dışında 40'ın üzerinde kültür merkezi açtıklarını kaydetti.

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, yurt dışında yaşayan vatandaşların eğitim ihtiyacını karşılamak, gönül rahatlığıyla evlatlarını gönderebilecekleri eğitim kurumlarını oluşturmak için çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Bakanlığının himayesi veya desteğinde 15 ülkede, 65 okulun bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim ihtiyacını gidermek, onların anavatanlarıyla bağlarını sağlamlaştırmak, ülkemizin eğitim alanında sahip olduğu birikimi insanlığın hizmetine sunmak amacıyla gayesi sadece eğitim olan, sahibi millet olan eğitim kurumlarını, dünyanın her köşesine taşımak amacıyla bir vakıf kuruyoruz. Maarif Vakfı'nın tek bir gayesi olacak, insan yetiştirmek, Türkiye'yi tanıtarak, Türkiye'ye ve Türk insanına dost kılmak." diye konuştu.

Yılmaz, bakanlığa bağlı olarak faaliyet gösteren Belçika, Danimarka, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, İran, Afganistan, Romanya, Türk Cumhuriyetleri gibi ülkelerin içinde bulunduğu 15 ülkede, 65 eğitim kurumu bulunduğunu yineleyerek, bunların bir kısmının fiziksel mekan, bir kısmının eğitimci istihdamı noktasında, müfredat konusunda istedikleri noktada olmadığını kaydetti.

Bunun birçok nedeni bulunduğunu anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu konularda ilgili ülke mevzuatına uygun, rekabet edebilecek yapı oluşturmak konusunda yeterli esnekliğe sahip değiliz. Oysa bu kurumlarımız çağdaş dış politika argümanları açısından birer yumuşak güç olarak, ülkemize güç katacak, ülkemizi temsil edebilecek durumda olabilir. Kimi ülkelerde ülke mülkiyet mevzuatı yüzünden, kimi ülkelerde istihdam mevzuatı açısından yaşanan sorunlar, okullarımızın rekabet edebilmesini engellemektedir. Maarif Vakfı ile okullarımızın gelişiminin önündeki engelleri kaldırarak, yurt dışında benzer yapılarla rekabet edebilecek esnek ve güçlü bir yapıyı oluşturmak istiyoruz. Yurt dışında mevcut eğitim kurumlarımızda 680 öğretmenimiz görev yapıyor, 14 bin 219 öğrencimiz öğrenim görüyor. Ayrıca bakanlığımıza bağlı okulların bulunmadığı ancak ilgili ülkelerin mevzuatları kapsamında, özellikle Almanya, Fransa, İngiltere gibi Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok ülkede Türkçe ve Türk kültürü derslerine giren bin 121 öğretmen var."

Yurt dışındaki okullarda ihtiyaç duyulan ya da zorunlu bulunan o ülke vatandaşların istihdamında da bazen sorunlar yaşandığını aktaran Bakan Yılmaz, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Bu konuda önümüzdeki bir diğer ciddi engel de yurt dışındaki okullarımızda müfredat ve ders sistematiğidir. İlgili mevzuatın amir hükümleri gereğince okullarımızın bulunduğu ülkelerin yerel koşulları, dilleri, kültürleri, müfredatımıza yerleştirilmesi ayrı bir özen gerektiriyor. O ülkenin eğitim mevzuatındaki zorunlulukları da yerine getirmekte bazen sıkıntılarla karşılaşılabilmektedir. Bu okullarımızın bulunduğu pek çok ülke, resmi bir devlet girişimi olarak açılan bu okullara ihtiyatla yaklaşmakta, yeni okul yapma izni, mülkiyet edinme hakkı, resmi öğretmen görevlendirme, çalışma izni ve vize muafiyeti gibi pek çok alanda birçok bürokratik engelle karşılaşabilmekteyiz. Zaman zaman bu engeller nedeniyle, eğitimde aksamalar meydana gelmekte, hatta okulların kapanmasına kadar uzanan ciddi sorunlara yol açmaktadır. Maarif Vakfı Kanun Tasarısı'yla tüm bu sıkıntıları aşabileceğimizi düşünüyoruz. Gerektiğinde yerel eğitimcilerden yararlanabilme, gerektiğinde ilgili ülkenin eğitim sistematiğine uygun müfredat hazırlayabilme esnekliğine sahip olmak, gerektiğinde şirket kurarak bu kurumları işletebilme ve ilgili ülkelerdeki başka ülkelere ait yabancı ülkelere rekabet edebilecek bir yapıya sahip olmayı amaçlıyoruz."

Yılmaz, dünyadaki büyük devletlerin kendi etki alanlarında yaptığı barışçıl icraatların başında eğitim alanında iş birliğinin geldiğini, büyük ülkelerin diğer topluluklarla iyi ilişkiler sürdürmek için kullandıkları en önemli diplomasi dışı alanın eğitim, kültür alanı olduğunu ifade etti.

Son dönemde Afrika ülkeleri başta olmak üzere, Moğolistan'dan Avustralya'ya kadar pek çok ülkeden yeni eğitim kurumları açılması için bakanlıklarına talepler geldiğini belirten Bakan Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"Bu taleplerin bir kısmı bölgede yaşayan vatandaşlarımızın eğitimi için gelirken pek çoğu, Türkiye'nin sahip olduğu eğitimdeki kaliteyi, birikimi kendi ülkelerine taşımamıza istemektedir. Ülkemiz özellikle son dönemde yaptığı atılımlarla, eğitim alanında büyük mesafeler katetmiş durumdadır. 24 milyonu bulan öğrenci sayısı, 1 milyona yakın öğretmen ve çalışanıyla dünyadaki en büyük eğitim ailesine sahibiz. Sahip olduğumuz bu birikim, ülkemizi dünyada hedeflediği noktaya taşıyan nitelikli insan gücü, bu eğitim ordusunun emeğinin bir ürünüdür. Ülkemizin bölgesinde ve dünyada artan gücü, etkinliğine katkı sağlayacak bu eğitim kurumlarımızın sayısı ve niteliğini artırılabilmesi için yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyada da bunun pek çok örneği vardır. Maarif Vakfı'nı, dilimizi ve kültürümüzü, sahip olduğumuz kadim insani değerleri dünyanın her coğrafyasına taşıyacak bir kurum olarak düşünüyoruz. Vakfın farklı ülke ve bölgelerde yürüteceği eğitim faaliyetleri çeşitlilik arz edeceğinden ve bu yöredeki esnekliğe de uyum gösterebilmek için vakfımızın bir esneklik içinde olması gerektiğini düşünüyoruz. "

Tasarı üzerinde görüşmeler devam ediyor.

Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda muhalefet milletvekilleri, Maarif Vakfı'nın kurulmasına dair kanun tasarısıyla bakanlık içinde paralel bir yapı oluşabileceğini savunarak, "Milli Eğitim Vakfı varken, bu vakıf neden kuruluyor? Yurt dışındaki cemaat okullarına yönelik bir tasarı mı?" diye sordu.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı'nı sunumunun ardından, milletvekilleri söz aldı.

CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, israfın haram olduğunu belirterek, bu vakfa neden ihtiyaç duyulduğunun açıklanmasını istedi.

Daha önce Yunus Emre Vakfı'nın kurulduğunu, bu vakfın değerlendirilebileceğini ifade eden Baydar, Maarif Vakfı kurulduğunda bahsedilen bürokratik engellerin nasıl aşılabileceğini öğrenmek istediğini bildirdi.

Baydar, yurt dışındaki cemaat okullarının bu vakfa devredileceğine dair bir plan olup olmadığını sordu?

CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer de Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın, vakfın yurt dışında neler yapacağını anlattığına işaret ederek, ancak bakanlığın yurt içinde neler yapabileceğinin, vakfın milli eğitim sisteminde nasıl hegemonya oluşturacağının konuşulması gerektiğini belirtti.
Usluer, bakanlığın parelel örgütlenmesi gibi çalışacak bir vakıftan bahsedildiğini savunarak, şöyle konuştu:

"Tasarı kabul edilirse, Milli Eğitim Vakfı ne olacak? Birbirine paralel örgütlenme gibi mi çalışacak? Vakfın yurt dışı örgütlenme kısmına baktığımızda, işin özü daha önce cemaate teslim edilen milli eğitim örgütlenmesinin ortadan kaldırılması, doğrudan iktidar partisine bağlı yeni bir örgütlenme için yeni vakfın kuruluş aşamasında olduğunu görebiliyoruz. Milli Eğitim Vakfı varken, yeni bir vakıf kuruluyor. Bizzat bakanlık tarafından kurulan vakfın merkezinin İstanbul'da olması nasıl bir anlayışın ürünüdür? TÜRGEV, Birlik Vakfı gibi vakıfların görünmeyen kapalı alanı mı olacaktır?"

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, tasarının yeniden gözden geçirilmesini isteyerek, Türkiye'nin yurt dışında okul açmasının mahsuru olmadığını ancak eğitim, öğretim elemanı yetiştirmeyi de vakfın üstlendiğini ifade etti.

Halaçoğlu, bu durumda bakanlığın kontrolünde olmayan bir eğitim kurumunun oluşabileceğini vurguladı.

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil ise "Paralel bir Milli Eğitim Bakanlığı kurulmasına izin veriyorsunuz, kendinizi tasfiye ediyorsunuz." eleştirisinde bulundu.

AK PARTİ Sakarya Milletvekili Mustafa İsen, batı Avrupa ülkelerinin, turizm ofisleri açılışına, ticari faaliyet olarak düşündüğü için izin vermediğini ifade etti.

Yunus Emre Vakfı'nın bir devlet kuruluşu olarak değil, vakıf şeklinde dizayn edildiğine dikkati çeken İsen, Yunus Emre Vakfı'nın, Maarif Vakfı'na benzer yapılanmaya sahip bulunduğunu kaydetti.

Rahatsızlık doğurmayacak, siyasi yapılanmaya gitmeyen mütevelli heyetin de oluşturulduğunu anlatan İsen, bu heyetin, işini yaparak Türkiye'yi kültürel anlamda temsil ettiğine işaret etti.

İsen, Maarif Vakfı'nın Türkiye için gecikmiş bir etkinlik, Türkiye'nin önünü açacak, ülkenin tanıtımına ciddi katkı sağlayacak bir kurum olacağını vurguladı.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, Maarif Vakfı'nın temel amacının, Türkiye'yi dünyadaki diğer paydaş ülkelerle özgürlük, bilimsel temelde entegre ederek, dünya ülkesi haline getirmek olduğunu savundu.

Bunun, dünyayla entegre ve bütünleştirme projesi olduğuna işaret eden Uçma, "Biz kimseyi terörist ilan etmedik, birileri terörist oldu. Paralel yapıyı piramide benzetiyoruz. Altıyla hiçbir meselemiz yok, hepsi eşit şartlarda yurttaşlarımız, kardeşlerimiz. Biz piramidin ucundaki çete ve terörle mücadele ediyoruz. Sizin de destek vermeniz gerekiyor." diye konuştu.

Bunun üzerine Baydar, Uçma'ya, "Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ni terörist ilan ederken, bunlara destek verdiniz. Siz 14 yıldır yaptıracağınız işleri onlara verdiniz, şimdi onlar yok." karşılığını verdi.

Yılmaz, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda görüşülen Maarif Vakfı Kanunu Tasarısı üzerinde milletvekillerinin soruları ve eleştirilerini yanıtladı.

Eğitim alanında yapılan hatanın, sadece bu dönemi değil kendilerinden sonraki nesli de etkilediğini belirten Yılmaz, "Gelecek kuşakları da ipotek altına alan bir yer burası. Bir bina yaparsınız hatalı olursa yıkarsınız, eğitimde böyle değil. Nesiller yetiştiriyorsunuz, yanlış yetiştirdiğinizde geriye dönümü yıllar alıyor." görüşüne yer verdi.

AK PARTİ hükümetlerinde 6 milli eğitim bakanı değiştirildiğine yönelik eleştirilere işaret eden Yılmaz, 1920-1950 arası 25, 1950-1960 arası 8 milli eğitim bakanı değiştiğini anımsattı. Yılmaz, kendilerinden önce de 3 yıla yakın zamanda 3 bakan değiştiğini dile getirerek, "Bizim dönemimiz , Türkiye'deki genel uygulamadan biraz daha iyi ama biz de Türkiye'nin dışında değiliz. Neden? Çünkü burası büyük kuruluş, herkesin bildiği, üzerinde söz söyleyeceği bir kuruluş. Eğitim ortak derdimiz." ifadesini kullandı.

Yılmaz, milletvekillerinin, "Eğitimde yurt içinde sorunlar varken yurt dışına çıkılır mı?" sorularını, "Eğer gerçekten yurt içindeki problemleri bitirip yurt dışına çıkacaksak hayatta biz hiç çıkamayız. Çünkü yurt içindeki problemler bitmez. Hayatın olduğu anda problemde vardır. O halde ne yapmak lazım? Yurt içinde problemlerimiz var, bunları bileceğiz, çözmeye gayret edeceğiz. Ama yurt dışındaki vatandaşların gerek kültürel, gerek eğitim ihtiyaçlarına dokunmak, taleplerine cevap vermek lazım." diye yanıtladı.

Vakfın 'maarif' şeklindeki isminin "Türkçe olmadığı" iddialarına yönelik eleştiriler üzerine Yılmaz, bakanlığın isminin, 1923-1935 arasında, 1941-1946 arasında Maarif Vekilliği olduğunu anımsattı. Yaşayan Türkçeyi tercih ettiklerini belirten Yılmaz, "Halkımızın diline hangisi uygunsa, hangisi tırmalamıyor, rahatsız etmiyorsa... Maarif daha güzel bir tanımmış gibi geliyor." dedi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, "O zaman bakanlığın da adını değiştirelim" demesi üzerine Yılmaz, "Eğer siz önerge verirseniz, ben desteklerim. Doğru olacağını söylerim. En azından köklerimizle 1923-1935 arasındaki bağımızı da kurmuş olabiliriz." karşılığını verdi.

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, kültürün sivil toplum işi olduğunu, devlet eliyle kültür olamayacağını bildirdi.

Yılmaz, bakanlığın 2002'de 8 ülkede 27 okulla hizmet verirken, 2002'den sonra 38 yeni okul daha açıldığını bildirdi. Yılmaz, Türkiye'de eğitim-öğretim faaliyeti yürütülen 12 yabancı okul bulunduğunu, bu okulların dayanağının Lozan Antlaşması olduğunu anımsattı.

Yılmaz, İstanbul Haydarpaşa Lisesinde 78 kişilik sınıfta okuduğunu, şimdi bunun olmadığını vurgulayarak, "(14 yıldır yapmadınız şimdi niye yapıyorsunuz) denildi. Doğrudur yapmadık, bunun çözümü bir 14 yıl daha yapmamak mı yoksa 14 yıl önce yapmadık, şimdi yapalım mı? Mutlaka yapılamayanı da bu dönemde yapmak gerekir." diye konuştu.

Mütevelli heyetinde cumhurbaşkanının yer almasına yönelik değerlendirmeler üzerine Yılmaz, "Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız, bu makamda yarın başkası olabilir. Bunlar normaldir. Anayasa Mahkemesi, Danıştaya üye atıyor mu atıyor, bütün kararnameleri imzayla atıyor mu atıyor. Burada mütevelli heyetine atanması doğrudur, yerindedir." ifadesini kulandı.

Yılmaz, Milli Eğitim Vakfı yerine neden bu vakfa ihtiyaç duyulduğu sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Vakfın 16 okulu, 4 bin 460 öğrencisi var. Bu vakıf, yurt dışında okul açmak amacıyla kurulmadı. Bakanlığımızın Milli Eğitim Vakfı ile çok iyi diyaloğu, ilişkisi var. Biz Milli Eğitim Vakfını, yurt dışında okulları alır şeklinde yapsaydık, 'Milli Eğitim Vakfı'na el konuluyor' denilebilirdi. Aynı olsan, biz kaynak aktaralım denilseydi bu sefer de 'Devlet imkanları bir başka yere, farklı şekilde veriliyor' denilebilirdi."

Tasarının tümü üzerinde görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçildi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.