TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

CHP GRUP TOPLANTISI...


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin değişik sorunlarına değinmeyi planladığını ancak Sultanahmet'teki bombalı saldırının tüm gündemi değiştirdiğini söyledi.

12 Ocak 2016 Salı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin değişik sorunlarına değinmeyi planladığını ancak Sultanahmet'teki bombalı saldırının tüm gündemi değiştirdiğini söyledi.

Benzer olayların Ankara'da, Suruç'ta yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, o dönemde saldırıların ardından yaptığı açıklamaları hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Artık bu işin aması maması yok. Artık Türkiye'deki 78 milyon yurttaşımın şu gerçeği bilmesi lazım; bu hükümet Türkiye'yi yönetemez, yönetemiyor. Üçüncü sınıf kadrolarla 21. yüzyılın Türkiyesi yönetilemez. Kimin ne dediği, ne yaptığı belli değil. Düne kadar sustuk, sabrettik. Artık sabrımız taştı, yönetemiyorsanız gideceksiniz, yönetenler gelecek.

Yaptıkları şu; daha ambulans gitmeden yayın yasağı getiriyorlar. Milletten neyi gizleyeceksiniz? Bütün dünya yayınlıyor, sadece bizim halkımız, vatandaşlarımız öğrenmeyecek. Niye öğrenmeyecek? Bu ülkenin vatandaşı ikinci sınıf vatandaş mı? Senin istediğin kadar mı öğrenecek? Neden gerçekleri öğrenmesine izin vermiyorsun? Emin olun, içim kan ağlıyor. Yazık, günahtır bu ülkeye. Ankara'da hatırlarsanız, 'Efendim önlemi aldık'. Nerede aldınız? Kızılay'da önlem almışlar. Kim var Kızılay'da? Kimse yok. Gençler nerede toplanmış? Gar'da toplanmışlar. Orada hiç önlem alınmıyor ve bu itiraf ediliyor. İstanbul gibi bir yerde, turizmin kalbinde, Sultanahmet'te canlı bomba patlayacak, siz hiçbir önlem almayacaksınız. Sonra ne yapacaksınız? Ambulans gitmeden yayın yasağı getireceksiniz. Bir felaket. Diyorum ya bu hükümet bu ülkeyi yönetemez. Gücü yok, kapasitesi yok, bilgisi, birikimi yok. Üçüncü sınıf adamlarla Türkiye yönetilemez."

İktidarı Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklememesi için defalarca uyardıklarını, canlı bombaların bir Ortadoğu geleneği olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, hükümetin şimdi birilerini suçlayacağını, ancak hükümetlerin şikayet değil, sorun çözme mercileri olduğunu vurguladı.

Saldırılardan sonra yetkili makamların açıklama yapmamasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, "Bırakın bir vali konuşsun, bir başbakan konuşsun. Yine bizim diktatör bozuntusu konuşur. Niye konuşursun? Bu ülkenin başbakanı var. Bırak başbakan konuşsun. Bir bırak bakalım ayrıntıyı öğrenelim" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, iktidarın devlette liyakati öldürdüğünü, makamlarda kendi gibi düşünen ancak yeterli beceriye sahip olmayan kişileri görevlendirdiğini ileri sürdü.

Konuşmasında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne de değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'de binlerce gazetecinin işsiz olduğunu, konuşanların, yazanların hapse atıldığını, medya özgürlüğünün bulunmadığını söyledi. Medyanın önemine ve gazetecilerin çalışma koşullarının güçlüğüne işaret eden Kılıçdaroğlu, iktidarın basına yönelik yaklaşımını eleştirdi.

"Bunlar Türkiye'yi yönetemez, bunlar Türkiye'nin başını belaya sokarlar" diyen Kılıçdaroğlu, iktidarın çalışmalarını beğenmediği gazetecilerin ekmeği ile oynadığını iddia etti. Kılıçdaroğlu, "Ben anlamakta zorluk çekiyorum; ahlak, erdem, din, iman, vicdan. Birisinin ekmeği ile nasıl oynarsınız siz? Onun bir ailesi, geçindireceği çocukları var. Beğenirsin, beğenmezsin ama nasıl işine son verin diye baskı yaparsın" diye konuştu.

İktidarın kendine yakın basın kuruluşlarından oluşan bir havuz medyası yarattığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu kesimin ülkenin durumundan çok memnun olduğunu, iktidarı överek ayakta kaldığını ve tüm olumsuzluklara iktidar dışında bir suçlu aradığını söyledi.

Ülkenin kamplara bölündüğünü, vatandaşın bunu kimin yaptığını kendisine sorması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"13 yıldır tek başlarına yönetiyorlar. 13 yıl yönetiyorsun, terörsüz aldın, Türkiye'yi terör batağının içine soktun. Böyle bir şey olamaz. Bir taraftan medya ayakta kalma savaşı verirken, havuz medyasına dünyanın parası aktarılıyor. Kamu bankalarından aktarılan para, bunlar bir avuç. Aktarına para, son beş yılda, eski para ile 1 katrilyonun üzerinde para aktarılıyor. Kimin parası bunlar? Vatandaşın parası. O kadar memnun ki bunlardan birisi kullandığı bir cümleye bak, sonra internet sitelerinden kaldırmaya kalktı. Ethem Sancak diyor ki Erdoğan için, 'Anam, babam, eşim, çocuklarım sana feda olsun' diyor. Param feda olsun demiyor ama. Anası, babası, eşi, çocukları feda, paralar cepte. Ve siz buna medya patronu diyorsunuz."

"Hitlerin Almanyasında ne varsa 21. yüzyılın Türkiyesinde aynı şeyler yapılıyor. Değişen hiçbir şey yok" diyen Kılıçdaroğlu, Hitler Almanyasının dünyaya maliyetinin çok ağır olduğuna dikkate çekti. Kılıçdaroğlu, "Bu tablo biraz daha ilerlerse bunun sadece Türkiye'ye değil, Ortadoğu'ya ve dünyaya maliyeti olur" değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmasında bir televizyonda yayımlanan Beyaz Show programına telefonla bağlanan bir kişinin sözleri ve ardından yaşanan gelişmelere de değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bir kadın öğretmen bağlanıyor, söylediği şu; 'Çocuklar ölmesin.' 'Vay efendim, sen nasıl çocuklar ölmesin dersin.' Özür üzerine özür. Programı yapan sanatçı arkadaş da özür diliyor. Kardeşim neden özür diliyorsun sen ya? Yürek yok mu sende, cesaret yok mu, dik durmak yok mu? Neden özür diliyorsun? 'Üzdüysek.' Kimi üzersin sen? Ancak üzersen üzersen çocuk katillerini üzersin. Başka kimi üzeceksin? Bırak onlar da üzülsünler. Ben merak ediyorum, bu sanatçı arkadaşımızın üzerine gidenler, gitsinler bir annelerine sorsunlar, 'Anne benim önemim nedir senin gözünde?' desinler. Sen kalkıyorsun bunu acımasız bir propaganda aleti olarak kullanıyorsun. Ve bir de birisi kalkıyor, savcı soruşturma açıyor, terör örgütü propogandası yapmaktan. Ne zamandan beri çocuklar ölmesin demek terör örgütünün propagandası oldu.

Yıllarca önce Nazım bunu yazmıştı, 'Çocuklar ölmesinler, onlar da şeker yiyebilsinler' diye. Tabi ülke bu hale gelirse savcı da Ankara'daki beylerin savcısı olur, Cumhuriyetin savcısı olmaz. Hemen soruşturma açmış. Şimdi ben o savcıya sormak istiyorum; şehirleri, il, ilçe merkezlerini terör örgütünü silah deposu haline getirirken valilere 'dokunmayın' diye talimat veren adam, teröre yardım ve yataklık yapan adam değil mi? Niye soruşturma açmıyorsun? Oralar silah deposu haline gelirken bu Ankara'daki beylerin haberi yok muydu? Neden ses çıkarmıyorlar? Soruşturma açacaksan buna aç. Sen bunları bırakıyorsun, talimat gelmiş, talimatın gereğini yapıyorsun."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in proje tanıtım toplantısına yargı organları başkanlarının katılmasını eleştirerek, "Oraya neyin karşılığında gittiniz, ne vaat edildi? Bunlar yargıç değil. Yargıyla uzaktan yakından ilgisi yok" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, son 5 ayda 58 çocuğun öldüğünü, çocukların, kadınların, sivillerin ölmesini istemediklerini söyledi.

Şehit haberlerinin geldiğini, içlerinin kan ağladığını belirten Kılıçdaroğlu, kendisinin daha önce Balıkesirli bir şehidin evinin fotoğrafını gösterdiğini hatırlattı. CHP lideri, bu duruma şehidin babasının üzüldüğünü anlattı. Kılıçdaroğlu, şehidin babasını aradığını, "Çocuğun askere gidiyor, eyvallah" dediğini ve "Bu Ankara'daki beylerin çocukları niye gitmiyor?" diye sorduğunu aktardı.

Düne kadar terörün olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ne oldu da terör tırmandı, kimin yüzünden tırmandı? Bu ülkeyi kim yönetiyor, şehitlere kelle diyenler bunlar değil miydi?" sorularını yöneltti.

Soma'da 301 madencinin hayatını kaybettiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, maden şehitlerinin anne, baba, çocuklarının haklarını almamaları için TKİ de kullanılarak, her türlü çabanın harcandığını ileri sürdü.

Anne, babaların dava açtığını, çocuklarının haklarını istediğini, mahkemenin şirketin hesaplarına tedbir koyduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "TKİ'den, bundan sonra ödenecek gelirle ilgili yazı alıyorlar. Vatandaş davayı kazansa, alacağını istese, 'Sıran gelmedi' diyecekler. 'Temlik' diyorlar. Bunu Sayıştay söylüyor. Soma'da bu kadar acı yaşanırken, TKİ Genel Müdürü yerinde kalırken, Sayın Davutoğlu ahlaktan, erdemden, tüyü bitmemiş yetimin hakkından söz edebilir mi? 'Yolsuzluk yapanın kardeşimiz de olsa kolunu kopartırız' diyordu. Buyur, kolunu kopar, elinden tutan mı var? Bir kararname imzalayıp, görevden alacaksın. Soruşturma açacaksın. 'O işçilerin haklarını niçin birilerine ipotek ettin' diye soracaksın. Sorabilir mi? Soramaz, abisi izin vermez" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "her gün yeni terör olaylarıyla şehit haberleri gelirken, birisinin derdinin sadece başkanlık olduğunu" öne sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başkanlığı getirmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Vatandaşa doğru bilgi vermiyor. Siyasetçinin temel görevi vatandaşa doğru bilgi vermektir. Başkanlık için ilk başta Sayın Erdoğan şu örneği veriyor, 'Gelişmiş ülkelere bakalım, tamamına yakınında başkanlık sistemi var'. Tamamen yalan. Gelişmiş ülkelerin ilk 20'sini aldık. 20 ülkeden 16'sı parlamenter sistemle yönetiliyor, sadece 2'sinde başkanlık var. Niye doğruyu söylemiyorsun millete? Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsun, o koltukta oturan halka doğru bilgi vermek zorunda değil mi? En az gelişmiş son 20 ülkeye baktığımızda 15'inde başkanlık sistemi var. Söylediği tam tersine. 'İngiltere'de başkanlık sistemi var' dedi. Herhalde İngiliz Kraliçesi de 'Ben başkanım' demeye başlamıştır. Parlamenter sistem var. Bu örnekler baktı ki fazla tutmuyor, Hitler örneği verdi, çünkü içinden o geçiyor. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine dönüştü milyonlarca insan hayatını kaybetti. Gafının farkına vardı, kendi internet sitesinde kendi sözlerini sansürledi."

Kılıçdaroğlu, 6 milyon gencin işsiz olduğunu, Brezilya'da yüzde 7,5, Endenozya'da yüzde 6,1, Meksika'da yüzde 3,9, ABD'de yüzde 5, Almanya'da yüzde 4,5, Güney Kore'de yüzde 3,5, Türkiye'de yüzde 10,3 oranında işsizlik görüldüğünü söyledi.

Kişi başına gelirin 2014'de 10 bin 390 dolarken, geçen yıl 9 bin 268 dolara düştüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, dünyadaki gıda fiyatlarının yüzde 15,6 düştüğünü, Türkiye'de ise yüzde 10,9 arttığını vurguladı.

"Yargının sefil halini göstermek için bir konuya daha değinmek istiyorum" diyen Kılıçdaroğlu, yargının, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının arka bahçesi haline dönüştüğünü ileri sürdü.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in projelerini anlatmak üzere bir toplantı yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, bunun hakkı olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, bu toplantıya, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanlarının da katıldığını ifade ederek, başkanlara, hangi gerekçeyle bu toplantıya katıldıklarını sordu.

Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Sizin orada ne işiniz var? Oraya neyin karşılığında gittiniz, ne vaat edildi; bunun da cevabını istiyorum. Sayıştay Başkanına soruyorum, sen Ankara Büyükşehir Belediyesinin hesaplarını denetlemek zorundasın. Oraya denetçi mi göndermeyeceksin, onun sözünü mü verdin? Şimdiye kadar belediyenin hesaplarını kaç denetçiyle, ne kadar süreyle denetlediğini açıklayacaksın. Yoksa 'Senin hesaplarını denetlemeyeceğim, bildiğini oku' demek, o cesareti vermek için mi gittin? Yargıtay Başkanına soruyorum. Yargıtayda dünya kadar Ankara Büyükşehir Belediyesinin davası var. O davaların güvencesi olmak için mi gittin? Sen yargıyı mı yöneteceksin, yoksa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seni mi yönetecek? Danıştay Başkanı... Dünya kadar davası var. Herhalde şunun için gitti, 'Sen bildiğini oku Sayın Başkan, ben senin arkanda kapı gibi duruyorum. Yargı kararlarını takmasan da olur'. Başkan 2 gün sonra açıklama yapıyor, adını da unuttum, neydi? 'İsteseler de istemeseler de Ulus dönüşümünü yapacağız'. Buna, bu cesareti kim veriyor? Danıştay Başkanı olan hanımefendi veriyor. Sizin orada ne işiniz var, politik bir kişi misiniz? Bu çürümeye neden siz alet oluyorsunuz? Siz bulunduğunuz kurumları yıpratıyorsunuz. Bizim yargıya, Yargıtay, Danıştay, Sayıştaya saygımız var. Bu kurumların başına politik kişiler gelince kurumlar kendi içinde çürümeye başlıyor. O çürümeye zemin hazırlayanlar, işte bu tür kendisini yargıç kabul eden insanlar. Bunlar yargıç değil. Yargıyla uzaktan yakından ilgisi yok."

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 8 Ocak'ta, Başika'ya DAEŞ militanlarının saldırdığını, TSK'nın müdahale ettiğini, 18 DAEŞ militanının etkisiz hale getirildiğini açıkladığını söyledi. Bu açıklamayı neden Cumhurbaşkanının yaptığını merak ettiğini, Genelkurmay Başkanlığının internet sitesine baktığında, bununla ilgili bir açıklama bulamadığını anlattı.

Bunun, daha sonra, Irak ve Kürt bölgesi yönetimi tarafından yalanlandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan birisi halkı bilgilendirmek için yalan haber söyler mi, yayar mı? Bir yalan var, bir kuyuklu yalan var, bir de Erdoğan var. Üç tür yalan var. Erdoğan nereden çıkarıyor bu açıklamayı? Kendi kendini kahraman ilan etmek içinse yalancılıkta kahramanlık olmaz. Bunlara umut bağlamayın. Bunlar ceplerini düşünürler, cepleri için yapmayacağı hiçbir şey yok. Kefen dolardan olsa, kefeni de dolardan yapacaklar."
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.