TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.Türkiye İle İran İslam Cumhuriyeti Arasında Doğal Kaynaklar ve Su Havzası Amenajmanı Üzerine Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Türkiye ile Rusya Federasyonu Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu ve Faaliyetlerine Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

12 Şubat 2014 Çarşamba

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, cezaevlerinin sorunlarına ilişkin yaptığı Gündemdışı konuşmada, Türkiye'de 150 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, ancak cezaevlerinin koşullarının ve sayısının yeterli olmadığını söyledi.

Cezaevlerine insanların nasıl ve neden girdiğinin araştırılıp bu nedenlerin ortadan kaldırılmasına çalışılması gerektiğine işaret eden Doğru, hasta mahkumların durumuna duyarlı olunmasını istedi.

Doğru, cezaevlerinde çalışan personelin yıpranma hakkı, fazla mesai gibi sorunlarının da çözülmesini istedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal da Üsküdar'ın sorunlarına ilişkin yaptığı konuşmada, Üsküdar'lı mahalle muhtarlarının ilçede ağız diş sağlığı hastanesi kurulması yönündeki taleplerini iletti ve ilçenin sorunları hakkında düşüncelerini aktardı.

Tanal'ın ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, İstanbul'un Avrupa yakasında il özel idarenin imkanlarıyla bir ağız diş sağlığı hastanesi yapıldığını hatırlatarak, talep edilen hastanenin ise yerinin Emniyet teşkilatına ait olduğunu ifade etti. Satır, Çengelköy'de de yeni bir ağız ve diş haslığı hastanesi yapıldığını kaydetti ve diğer hizmetler hakkında bilgi verdi.

AK Parti Gümüşhane Milletvekili Kemalettin Aydın da Gümüşhane'nin kurtuluş günü dolayısıyla bir konuşma yaptı.

BDP'nin, üniversitelerdeki bazı kesimlerin Kürt ve solcu öğrencilere yönelik saldırılarıyla ilgili araştırma önergesinin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

BDP, TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

Öneri lehinde konuşan CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, üniversite yerleşkelerinde şiddet ve kaba kuvvetin egemen olduğunu, demokratik müzakere kültürünün zemin kaybettiğini söyledi. Erdemir, seçim bölgesi olan Bursa'da sık sık karşıt görüşlü öğrenciler arasında kavga yaşandığını ifade ederek, 12 Eylül'den miras kalan Üniversite Disiplin Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, öğretim üyelerinin "bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında yetkili olmadığı halde basına resmi konularda bilgi ve demeç vermesinin" kınama gerektiren suçlar arasına alındığını söyledi.

Erdemir, Türkiye'de iktidarın üniversite öğrenci ve öğretim üyelerine ilişkin yanlış çerçeveden yaklaşması nedeniyle uzlaşma ve demokrasi kültürünün egemen olmadığını, tam tersine şiddetin etkili olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin ihtiyacı ileri demokrasi değil, gerçek demokrasidir" dedi.

AK Parti Kars Milletvekili Yunus Kılıç, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, üniversitelerde öğrenci olaylarının yeni olmadığını belirterek, "Üniversitelerde demokratikleşme ortamı bizim hükümetimizle birlikte açılmaya başlandı. Çıkan olaylara baktığımızda, sistematik saldırı yapılıyorsa emin olun bu AK Parti'ye karşı yapılıyor. Siyasetin hareketlendiği ortamda, bunların altında büyük provokasyonlar ve büyük eylem hazırlığında olan, Türkiye içinde çeşitli oyunlar oynayan, istedikleri ameliyatları yapamayacaklarını düşünen ekiplerin girişimlerinin de rolü var. Bunlar masumane öğrenci hareketlerinden farklı bir görüntü veriyor. Bunlar tüm ülkeye yayılmak isteniyor. 7 Şubat, Gezi, 17 Aralık ve 25 Aralık'ta yapmak istediklerini yapamayanlar, bu kez ayrı bir mecrada sıkıntı alanı oluşturmak istiyor" diye konuştu.

BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, öneri lehindeki konuşmasında, Türkiye'de parasız eğitim istedikleri, toplumsal duyarlılığı olan ve bir konuyla ilgili fikirlerini açıkladığı için öğrencilerin terör suçuyla yargılandığını ve cezaya çarptırıldığını savunarak, özellikle Kürt, demokratik ve devrimci öğrencilere yönelik olarak üniversitelerde linç kampanyaları ve saldırıları olduğunu ifade etti. Birtane, yeni bir af yasasının çıkarılmasının gerektiğini belirterek, "Bazı kentlerde üniversite öğrencileri polis tarafından katledildi. Yaşanan olaylardan sonra Hükümet'e soruyorum; bu çocukları öldüren cemaat mi senin polisin mi?" dedi.

Konuşmaların ardından BDP grup önerisi kabul edilmedi.

Öte yandan, TBMM İçtüzüğü uyarınca 3 aylık çalışma süresini dolduran Doping ile ilgili Araştırma Komisyonu'na 28 Şubat'tan itibaren 1 ay daha süre verildi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, "Gözünüzü toprak mı doyuracak, medya mı doyuracak, gazete mi doyuracak? 50 tane gazete, 50 tane televizyon, bütün medya elinizde bir gözünüze bata bata Halk TV'mi batıyor? Bu ne insaf, bu ne vicdan, bu ne ahlak, bu ne siyaset duygusu?" dedi.

MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Türk Basınında sansür ve otosansür nedenlerinin araştırılarak alınacak önlemlerin tespit edilmesi için Meclis Araştırması açılması yönünde MHP'nin verdiği grup önerisi üzerine yaptığı konuşmada, AK Parti'nin baskıları doğrultusunda medyanın iktidarın istekleri yönünde toplumu yönlendirdiğini savundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bir televizyonun yöneticisi arasında geçtiğini ileri sürdüğü ses kaydını cep telefonu aracılığıyla kürsüden dinleten Akçay, bu konuşmalarla köle-efendi ilişkilerinin diyaloğunun geliştirildiğini ifade etti.

İktidarın müdahale ettiğini ileri sürdüğü bazı haberlerin yer aldığı gazeteleri de kürsüden gösteren Akçay, "Başbakanın müdahale ettiği basından gazete olmaz, televizyon olmaz. Ancak çekirdek külahı olur, uçak olur" diye konuştu.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar da öneri üzerine aleyhte yaptığı konuşmada, daha önceki hükümetlerin dönemine ait gazete manşetlerinden örnekler verdi.

Tayyar'ın Oda TV davasının iddianamesinde yer aldığını söylediği, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve bazı CHP'liler ile Soner Yalçın arasında geçen Halk TV ile ilgili telefon konuşmalarına ait tapeleri kürsüden okuması CHP'li milletvekillerinin tepkilerine yol açtı.

Tepkiler üzerine Tayyar, "CHP Genel Başkanı, bir televizyon pazarlığı için birileriyle görüşebilir mi? Az önce havuz dediniz, peki bundan sizin vicdanınız rahatsız olmuyor mu? Sesinizi yükseltmeniz sizi haklı kılmaz. Birazdan buraya Grup Başkanvekiliniz gelecek, onu anlıyorum. Lütfen Kanaltürk'ün nasıl satıldığını, Kanaltürk ile yapılan o ahlaksız sözleşmeyi de burada anlatacaksınız. O, 3,5 milyon doları nasıl ödediğinizi, niye ödediğinizi, neyin karşılığında ödediğinizi burada gelip anlatacaksınız. Eğer anlatmazsanız o sözleşmeyi getirir hepinize birer birer dağıtırım" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Tayyar'ın sözleriyle partisinin tüzel kişiliğine hakaret ettiği gerekçesiyle söz alarak yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

"(Alo Fatih, alt yazıyı değiştir. Onu kapa. TRT-3 kapattım) bütün bunları unutup 1960'ın manşetleriyle uğraşmak herhalde yüzsüzlük ve yolsuzluk arasındaki bu orantısızlığın en güzel göstergesi. Halk TV diyor, Başbakan konuşurken 30 kanal canlı yayında, parti sözcünüz konuşurken 30 kanal canlı yayında. Bırakın bir tane, garibanca o küçücük binalarda Halk TV yayın yapmaya çalışıyor. Hortum satacaklar, reklam veremiyor iş adamları korkuyorlar, maliyeci baskısından. Bırakın yüreğimizle destek olalım, harçlığımızla destek olalım, hortum alarak destek olalım. Bırakın bir kanal yaşasın. Bundan ne istiyorsunuz, Halk TV'den. Böyle bir insafsızlık, böyle bir vicdansızlık. Bu kadar yolsuzlukları, ihaleleri bir kenara bırakıp kendi halinde o köhne binalarda zor şartlar altında. Personeli yok, parası yok, kameramanı yok, cep telefonlarıyla yayın yapmaya çalışan. Reklam veremiyorlar insanlar oraya. Gezi olaylarını, o Halk TV duyurdu bu millete. Penguen medyası, sizin medyanız penguenlerin anavatanını anlatırken o yoksulluklar içerisinde, o insanlar duyurdu. Gözünüzü toprak mı doyuracak, medya mı doyuracak, gazete mi doyuracak? 50 tane gazete, 50 tane televizyon, bütün medya elinizde bir gözünüze bata bata Halk TV'mi batıyor? Bu ne insaf, bu ne vicdan, bu ne ahlak, bu ne siyaset duygusu? Yazıktır, yazık. "

Ardından söz alan AK Parti'li Tayyar da İnce'ye ağır ifadelerini iade ettiğini söyledi. Kanaltürk'ün satış sözleşmesindeki bazı maddeleri kürsüden okuyan Tayyar, bu maddelere göre Kanaltürk'ün CHP'nin gönderdiği tanıtım ve reklam filmlerinin izlenme oranı yüksek yayın kuşağında dört yıl boyunca bedelsiz yayınlanması, CHP tarafından belirlenecek partili uzmanların programlarda konuk edilmesi gibi maddeler olduğunu aktardı.

CHP Grup Başkanvekili İnce ve CHP milletvekillerinin tepkilerine üzerine Tayyar, "Halk TV sizin arka bahçeniz mi? Siz mi finanse ediyorsunuz?" diye sordu. Bazı CHP'li milletvekillerinin 'hayır' cevabının ardından İnce'nin de 'hayır' demesi üzerine Tayyar, gülerek, "Kopya çektin" karşılığını verdi.

İnce ise bu sözün üzerine oturduğu yerden, "Kopya çektin diyor. Şamil Tayyar, ben burada milletvekilliği yaparken sen yandaş yazılar yazıyordun. Benim kopyaya ihtiyacım yok" dedi.

Tayyar'ın okuduğu tapelerde adı geçen CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş de sataşma nedeniyle söz aldı.

"Boş lafla iştigal, bunun özeti bu" diyen Güneş, CHP'nin genel başkan yardımcısı olduğu dönemde Halk TV'de CHP'nin reklamlarının ve programlarının yer aldığını, bunun başka kanallar için de söz konusu olduğunu söyledi. CHP'nin Halk TV ile bazı özel program sözleşmeleri yaptığını, bu programlarla ilgili bedeli karşılığında yayın hakkını elde ettiğini anlatan Güneş, "Bunda ne var? Bunu bedelsiz olarak iktidar partisi çeşitli kanallarda yapıyor, biz bedelli olarak bir televizyon kanalında yapmışız, bu nereyi acıttı?" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ise oturduğu yerden iktidarın medya üzerinde baskı kurduğunu belirterek, "Bunlara cevap veremeyenler şunu ortaya koymuşlardır ki bugünkü Türkiye'yi yönetenlerin 28 Şubat'ın, 12 Eylül'ün, 27 Mayıs'ların müsveddelerdir" dedi.

CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar da öneri üzerine yaptığı konuşmada, "Konuşacak lafınız olmayınca bunları konuşursunuz, 1960'lara gidip, askeri dönemi, bugünkü Halk TV ile karşılaştırırsınız ama 12 yıldır AKP iktidarından konuşmazsınız. Eğer 12 yıllık AKP iktidarından konuşmuş olsaydınız, askeri vesayetteki basına uygulanan sansürle sizin aranızda bir fark olmadığını çok rahatlıkla görecektiniz" ifadelerini kullandı.

Üzerinde "Sabah-ATV Yolsuzluğu fezlekesi" yazan 240 sayfalık bir kitapçığı göstererek, "Bir de bunu okumanı tavsiye ediyorum Şamil Tayyar" diyen Akar, Sabah-Atv satışının kangren olmuş bir olay olduğunu söyledi.

Akar, konuşmasında basına yansıyan bazı tapeleri de yeniden okudu.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Tayyar da tekrar söz alarak, CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'a ait görüntülerin internete yayınlandığı dönemde bir gazetenin Ankara Temsilcisi olduğunu, ancak bu olayı iğrenç bir komplo olarak gördükleri için haber yapmadıklarını, hatta Baykal'ın o dönemde yürüttüğü genel başkanlık görevinden ayrılmaması yönünde yazı yazdığını hatırlattı. Kendisinin geçmişte Mesut Yılmaz'ın talimatıyla işten atılmış bir gazeteci olduğunu ifade eden Tayyar, "Biz böyle bir onurlu mücadelenin içinden geliyoruz. Sizler bunu anlamayabilir, idrak edemeyebilirsiniz ama hiç önemli değil. Bu aziz Türk milleti bunların hepsinin farkında" dedi.

Akar da tekrar kürsüye gelerek, Tayyar'ın sözlerini eleştirerek, internet düzenlemesinin de iktidarın baskıcı yaklaşımının sonucu olduğunu savundu. Akar, "Niye korkuyorsunuz internetten? Sizin de videolarınız, tapeleriniz çıkacak diye mi korkuyorsunuz? İnterneti yasaklıyorsunuz, medyayı satın alıyorsunuz, halkın haber alma özgürlüğünü elinden alıyorsunuz, çıkmışsınız burada sanki adınızda ak parti var, alnınız akmış gibi konuşuyorsunuz" ifadelerini kullandı.

AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca ise MHP'nin grup önerisi üzerine aleyhte yaptığı konuşmada internet düzenlemesi ile kişisel hakların ve özel hayatın korunmasının amaçlandığını, bu nedenle düzenlemeye toplum sağlığı açısından bakılması gerektiğini söyledi.

Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi reddedildi.

CHP'nin, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın ihalelerinde yolsuzluk iddialarına ilişkin Araştırma Önergesi'nin görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Danışma Kurulu'nda uzlaşma sağlanamaması üzerine CHP, önerisini Genel Kurul'a taşıdı. Öneri üzerinde konuşan CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel, İzmir'de liman merkezli operasyonlara konu olan ihalelerin aynı firmalara verildiğini, bu ihalelerle ilgili rüşvetlerin Eski Bakan Binali Yıldırım'ın bacanağı tarafından AVM tuvaletlerinde alındığını ileri sürdü. İktidarın operasyonu kapatmak için polis ve diğer yetkililerin görev yerinin değiştirildiğini savunan Yüksel, konuyla ilgili olarak iktidarı destekleyen bazı hukukçu derneklerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

Yüksel, Binali Yıldırım'ın bazı ihaleleri kendisine yakın iş adamlarına verdiği, ihalelerin kime verileceğinin listesini yaptığı, kimin hangi ihaleyi alacağının önceden belirlendiğini, ayrıca ATV-Sabah yolsuzluğunda iş adamlarından para toplama işinin de kendisine verildiğini iddia etti.

Bazı iş adamlarına ait tapelerde "Binali kalırsa yaşadık" denildiğini ifade eden Yüksel, "Hükümet hükümet değil, suç örgütü sanki" dedi.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, bütün ihalelerin hep aynı firmalara verildiğini savunarak, ihaleleri daha ucuza yapacak firmaların olmasına rağmen aynı 5 firmanın ihalelere çağrıldığını söyledi.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz da öneri lehinde yaptığı konuşmada, 17 Aralık operasyonunun arkasında kimlerin olduğunun açıklanmasını isteyerek, bunun için gerektiği taktirde Meclis'te kapalı oturum yapılmasını önerdi. Yılmaz, "Biz sizden daha çok milli devletin yanında durmazsak namerdiz. Başbakan, bakanlar ve çocukları, bürokratlar, iş adamları hırsızlığa bulaşmışsa, size oy veren insanlara yanlış yapamazsınız. Başbakan'a kumpas kuracak savcı olabilir mi, bu mümkün değil. Harama bulaşmamışsanız milletin önüne çıkarsınız. O tapelerde o kadar iğrenç konuşmalar var ki, o kadar haram var ki...Eğer söylediğiniz gibi paralel devlet varsa, onu siz oluşturdunuz. Devletin bütün birimleri elinizde ama verilemeyecek hesaplarınız var. Harama bulaştınız. 28 Şubat süreci yaşayanlar, bin yıl sürecek diyorlardı. Siz de onlar gibi olacaksınız" diye konuştu.

Öneri aleyhinde konuşan AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, 17 Aralık'tan sonra güçlenen, büyüyen ve çevresinde el uzatılması gereken tüm dost ve akrabalara el uzatan Türkiye'ye karşı komplo düzenlendiğini savundu. İzmir'deki operasyonla ilgili olarak sanık avukatlarıyla görüştüğünü belirten Aşlık, konuyla ilgili 2010 yılında başlayan dinlemelerin 2012 yılı Temmuz ayında bittiğini, ihalenin 2012 yılı Mayıs ayında yapıldığını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın "Ee, ee" diye laf atması üzerine Aşlık, "Oktay Bey, böyle pişmiş kelle gibi bana ee, ee demenin anlamı var mı? Ee, ee ne demek yani?" karşılığını verdi.

Birleşimi yöneten Başkanvekil Ayşe Nur Bahçekapılı, Aşlık'ı uyararak, "lütfen siz Genel Kurul'a bakarak konuşun" dedi.

Aşlık, kendisine "bunları nereden biliyorsun?" diye laf atan milletvekillerine, ihaleyi alan firma ile konuştuğunu ifade derek, şikayetçi firmanın yaptığı tüm itirazların taleplerinin reddedildiğini, tüm yargı yollarının denendiğini söyledi.

Eski Bakan Binali Yıldırım'ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak açıklandıktan bir hafta sonra bacanağı da işe bulaştırılmak suretiyle 2012 yılı Temmuz ayında biten ve sümenaltı denilen konunun raflardan çıkarıldığını anlatan Aşlık, "Bu iş sizlerin de birçok insanın da başına geldi. Türkiye'de yargıdan başına sıkıntı gelmeyen kaç insan var? Dinlemeler örgütten yapılıyor ama sevk maddesi ihaleye fesat karıştırma...Yıldırım yıpratılmak isteniyor. Madem bu yolsuzluk vardı, 2012 yılının Temmuz ayında biten dinleme niye 2014 yılı Şubat ayında devreye sokuluyor? Milli iradeye, milli sermayeye ve milli güçlere karşı başlatılan sinsi planın İzmir ayağı devreye sokulmuştur. Biz bu tür olayların altında ezilmedik, bundan sonra da ezilmeyiz. Başbakan ve ekibini hırsızlıkla suçlayanlardan yargıda hesabı soracağız" diye konuştu.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun 397 yılla yargılandığını, ancak bu süreçte kendisine "hırsız, namussuz" demediklerini ifade eden Aşlık,"Tape ile tıpayı birbirine karıştırmayın. Bunlar algı yönetimi için yapılıyor. Millet hırsızı, namussuzu yürüyüşünden, gözünden tanır. Tapelerle milleti kandıramazsınız. Hakkında daha iddianame açıklanmayanlara niye hırsız, namussuz diyorsunuz?" dedi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP'li Yüksel, Kocaoğlu'nun 8 yıl boyunca dinlendiğini ve kameralarla izlendiğini belirterek, kendisinin yoksul çocuklara bedava süt vermek, mandalina üreticisine yardım etmek, Sanatçı Şevval Sam'ı ihalesiz olarak İzmir'e getirmekle suçlandığını söyledi. Kocaoğlu'nun 100 saat boyunca yargılandığını anlatan Yüksel, "Yoksa rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık çıkın hakim önüne yargılanın" diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da daha sonra AFAD ile ilgili düzenlemelerinde bulunduğu torba yasa teklifinin görüşmelerine geçildi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.