TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BASIN AÇIKLAMALARI

TBMM GENEL KURULU...


TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.TBMM Genel Kurulu'nda, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümet'e verilen yetkinin süresi, bir yıl daha uzatıldı.

10 Ekim 2013 Perşembe

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.

CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul'un Esenyurt, Avcılar ve Bağcılar ilçelerinde uyuşturucu satıcılarının adeta cirit attığını belirterek, "Çocuklarımız elden gidiyor" dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, gündemdışı konuşmasında, Balıkesir'in Türkiye'nin en önemli tarım ve turizm kentlerinden biri olduğunu, ancak sanayileşme sorunuyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Güney Marmara'nın hızla sanayileşmeye yöneldiğini dile getiren Havutça, Şirinçavuş köyüne ithal kömürle termik santral yapılmasının planlandığını belirtti. Bölge halkının ve köylülerin termik santrale büyük tepki gösterdiğini söyleyen Havutça, "Buradan söz veriyorum, bizim cesedimizi çiğnemeden o santrali oraya kurdurmayız" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da İstanbul'daki uyuşturucu sorununa değindiği gündemdışı konuşmasında, bu yaz CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi ile Esenyurt, Avcılar ve Bağcılar ilçelerini gezdiklerini anlattı.

"Uyuşturucu, geliri yüksek semtlerde olur diye düşünürdüm, yanılmışım" diyen Aslanoğlu, Esenyurt, Avcılar ve Bağcılar'da uyuşturucu satıcılarının cirit attığını ileri sürdü. Okulların önünde uyuşturucu ticareti yapanların bulunduğunu savunan Aslanoğlu, "Bölge halkı en önemli sorun olarak uyuşturucuyu gösteriyor. Çocuklarımız elden gidiyor" diye konuştu.

Uyuşturucu satıcılarına yönelik cezaların yetersiz olduğundan şikayet edildiğine de dikkati çeken Aslanoğlu, "40 gramın altında uyuşturucuyla yakalananlar serbest bırakılıyor. hukukçu milletvekillerine sesleniyorum; satıcılara karşı çözüm bulmak, bu Meclis'in görevidir" dedi.

AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer de Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, beden ve ruh sağlığını ayrı düşünmenin mümkün olmadığını söyledi

Ruh sağlığı iyi olan insanlardan oluşan toplumun, o ülkenin kalkınmasında büyük etken olduğunun altını çizen Tamer, AK Parti iktidarı olarak ruh sağlığına önem verdiklerini ve şehir hastanelerine psikiyatri üniteleri açtıklarını belirtti.

Dünya Ruh Sağlığı Günü için bu yılki temanın "Ruh Sağlığı ve Yaşlılar" olarak belirlendiğini anlatan Tamer, yaşlıların sorunlarını çözme adına yapılabileceklerin hayata geçirilmeye başlandığını kaydetti.

MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, "Bizans dahi, duruşuyla, bugün birçok AKP’liden daha millidir, daha Türk’tür" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Irak'ın kuzeyinden Türkiye'ye yönelik terör saldırılarına karşı sınır ötesi harekatla ilgili Hükümet'e verilen yetkinin bir yıl uzatılmasını öngören tezkere görüşülüyor.

Görüşmelere geçilmeden önce, BDP milletvekilleri, tezkereden önce grup önerilerinin görüşülmesi gerektiğini belirterek itiraz etti. TBMM Grup Başkavekili Sadık Yakut ise uygulamanın bu şekilde olduğunu, görüşmelere tezkere ile başlayacaklarını söyledi. BDP milletvekilleri ile Yakut arasında kısa bir tartışma yaşandı.

MHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, terörle mücadelenin tamamıyla durdurulduğunu iddia ederek, "Ellerine 30 binin üzerinde masum insanın kanı bulaşan terör örgütünün faaliyetleri, şimdi bizzat AKP iktidarı tarafından meşrulaştırılmaktadır" dedi.

Bu süreçte, "PKK’yı evcilleştirme" ifadelerinin kullanıldığını ve bu uğurda kamuoyunu ikna için agresif bir psikolojik harekat uygulandığını öne süren Türkeş, basının da adeta bu kapsamda propaganda aracına dönüştürüldüğünü savundu. AK Parti tarafından onaylanmayan her düşüncenin yasaklandığını iddia eden Türkeş, faşizmin AK Parti ile yeniden ete kemiğe büründüğünü öne sürdü.

Türkeş, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

"Terörü durdurmanın tek bir yolu vardır; teröristi itlaf edersin. Bugün Türk Devleti'ne terör karşısında diz çöktürmek gayretinde olanlar, bunun bedelini çok ama çok ağır ödeyeceklerdir.

Terör yuvaları bertaraf edilmeli ve Meclis’e giren oluşumlar terörle olan bağlarını kesmelidir. Demokrasimiz, ancak terör illetinden tamamen temizlendikten ve suçluları cezalandırdıktan sonra hakiki reformları işleme koyacaktır. Eşkıyanın, katilin güdümünden kurtarılmış bir demokraside her şey değerlendirilebilecektir."

AK Parti'li eski bir milletvekilinin 'bugüne dek Türklüğümün bir faydasını göremedim' dediğini anımsatan Türkeş, bu ifadenin AK Parti'nin zihniyetini teşhir ettiğini öne sürdü. Türkeş, "Diğer yandan bir bakıyorsunuz, Fener Rum Patriği Sayın 1. Bartholomeos Hazretleri, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda 'biz Türk’üz, Türklük müşterek değerimizdir' diyor. Sayın Patrik Hazretleri orada Türk ulusunu bir aile olarak nitelemiş ve Türk vatanına aidiyeti, toplumsal birlikteliğin şartı şeklinde değerlendirmiştir. Tenkidimin ağırlığını mazur görün ancak üzülerek ifade etmek zorundayım: Bizans dahi, duruşuyla, bugün birçok AKP’liden daha millidir, daha Türk’tür. Başbakan’ın ancak hayallerinde ezmeye çalıştığı ve korkulu rüyası olan Türk milliyetçiliği de işte söz konusu birliğin teminatıdır" diye konuştu.

Çözüm sürecini de eleştiren Türkeş, şöyle devam etti?

"Buradan iktidara sesleniyorum: Durdurun bu müzakere sürecini. İktidar olarak, ana muhalefet ve bölücü örgütün legal yapısı ile bir oldunuz, ülkeyi felakete sürüklüyorsunuz. Aranızdaki anlaşmazlıklar göstermeliktir. Farklarınız ayrıntılarda gizlidir. Adeta bir şer üçgeni teşkil etmiş, aynı gayeye hizmet ediyorsunuz.

Hükümetin, dış politika konusunda Meclis'i bilgilendirmediğini savunan Türkeş, "Örneğin bugün Irak’ta ve Suriye’de savaşan bir örgüt var, adı Irak-Şam-Levant İslam Devleti. Kimdir bunlar biliyor muyuz?" diye sordu.

Tuğrul Türkeş, tezkereye, tezkere metninin arşivlerde sarartılması için değil, teröristlerin vurulması için destek vereceklerini açıkladı.

BDP Van Milletvekili Nazmi Gür ise Türkeş'in konuşmasında partisine yönelik "Meclis’e giren oluşumlar terörle olan bağlarını kesmelidir" ifadesini kullandığını belirterek, buna tepki gösterdi. Gür, BDP'nin Kürt halkını temsil eden legal bir parti olduğunu ifade etti.

Bu arada BDP ile MHP'li milletvekilleri arasında karşılıklı "ırkçı" suçlaması yapıldı.

Nazmi Gür, yıllardır "savaş tezkerelerinden" sonuç alınmadığını, buna rağmen yine Meclis gündemine getirildiğini ileri sürdü. Gür, hükümetin "savaş tezkerelerine" öncelik vermesinin çözüm sürecini sekteye uğratacağını, samimiyetini sorgulanır hale getireceğini iddia etti.

Gür, şunları söyledi:

"PKK ateşkes sürecini sürdürme kararlılığını teyid ederken, çekilme sürecinin durdurulduğunu ilan etmişken, hükümetin yeni bir savaş tezkeresiyle karşımıza çıkması, hükümetin çözüm süreci konusundaki samimiyetini bizim açımızdan sorgulanır duruma getirmiştir.

Kürt meselesini çözmenin tek yolu barış sürecini geliştirmek, bunu müzakereye dönüştürmektir. Savaş tezkeresiyle bu süreci daha fazla devam ettiremezsiniz.

Anamuhalefeti de eleştiriyorum. Bazı CHP sözcülerinin bu tezkereye destek vereceklerini söylediğini duyduk. Umarız doğu değildir. Dün Suriye tezkeresine 'hayır' diyen CHP, söz konusu güney Kürdistan olunca 'evet' derse inandırıcılığını kaybeder. Bu tezkere yeni Roboskiler yaratır.

Kürtler AKP'nin paketlerine gerek duymadan özgürlüklerini kazanacaklar. Ortadoğu'da artık Kürtlerin de bir güç olduğu, onları dikkate almadan barış ve istikrarın olmadığı bilinmelidir."

Gür'ün konuşmasının ardından söz alan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Tuğrul Türkeş'in, "Meclis’e giren oluşumlar terörle olan bağlarını kesmelidir" ifadesine tepki gösterekek, BDP'nin yasal mevzuatlara göre kurulduğunu söyledi. Baluken "8 aydır kan akmadığı için birileri rant devşiremiyor" dedi.

Türkeş ise "(Meclis'e giren oluşumlar terörle bağlarını kesmelidir) dedim. Siz de kesin. Bunda gocunacak bir şey yok ki. Ayrıca MHP'nin kökü 1948'e dayanır. Türkiye'de terörün olmadığı dönemde de MHP vardı" şeklinde konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce ise partisine yönelik eleştirilere yanıt verirken, şunları söyledi:

"Uludere'de 34 çocuk öldü. Bunlar Türk de olsa Kürt de olsa Alman da olsa Rus da olsa, AKP de CHP de MHP de BDP de üzülür. Herkes üzülür. 1930'larda 'Dersim'i CHP bombaladı' deyip 'Uludereyi AKP bombaladı' diyemeyenler, gizli koalisyon ortaklığı yapanlar, 'ben demokrasi paketi açıklayacağım sen de karşı çıkar gibi yap' diyenlerden demokrasi dersi alacak değiliz. Suriye tezkeresine karşı çıktık çünkü biz Suriye ile savaş istemiyoruz. Bu tezkereye destek vereceğiz. Çünkü hükümet 'terörle mücadele etmek istiyorum' diyor. Hükümet ya PKK'yı ya bizi kandırıyor. Bir taraftan barış görüşmesi bir taraftan tezkere olmaz. Hükümetin tavrını millete göstermek istiyoruz. Bunun için tezkereye destek vereceğiz."

TBMM Genel Kurulu'nda, terörle mücadelede kapsamında, Irak'ın kuzeyine sınır ötesi operasyon konusunda Hükümet'e verilen yetkinin süresi, bir yıl daha uzatıldı.

Genel Kurul'da Başbakanlık Tezkeresi, AK Parti, CHP ve MHP'nin oylarıyla kabul edildi. BDP ise tezkereye red oyu verdi

Tezkerenin kabul edilmesiyle Türkiye'ye yönelik terörist saldırılara ve tehdide karşı, terörizmle mücadelenin bir parçası olarak uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri almak üzere hudut, şumul, miktar ve zamanı Hükümet'çe belirlenecek şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Irak'ın kuzeyinden Türkiye'ye yönelik terör tehdididinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla, gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere, Irak'ın PKK teröristlerinin yuvalandıkları kuzey bölgesi ve mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi için Hükümet'e verilen izin süresi, 17 Ekim 2013 tarihinden itibaren bir yıl süreyle uzatıldı.

AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, demokratikleşme paketiyle, gerekli hallerde başvurulacak askeri önlemlerin, terörle mücadeledeki bütüncül yaklaşımı tamamlayıcı nitelikte olduğunu söyledi.

Irak'ın kuzeyinden Türkiye'ye yönelik terör saldırılarına karşı sınır ötesi harekatla ilgili Hükümet'e verilen yetkinin bir yıl daha uzatılmasını öngören tezkerenin görüşmelerinde CHP Grubu adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, hükümetin, yeni yasama döneminin ilk günlerinde Meclis'ten Türk askerinin sınır ötesine gönderilmesi için arka arkaya iki kez yetki isteme ihtiyacı duymasının üzerinde durulması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin tehdit altında olmasında çevredeki çatışma ve terörist varlıkların etkisinin önemli yeri olduğunu ifade eden Loğoğlu, bunda asıl sorumluluğun AK Parti iktidarına ait olduğunu savundu.

AK Parti'nin, Türkiye'yi Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar yeni tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya bıraktığını iddia eden Loğoğlu, "Tezkereler, AKP'nin iç ve dış sorunları çözmedeki yetersizliğinin itirafıdır, özellikle ulusal güvenliğimiz bağlamındaki hata ve başarısızlıklarının belgeleridir" dedi.

Loğoğlu, AK Parti'nin komşu ülkelerin içişlerine karıştığını, liderlere akıl hocalığı rolüne soyunduğunu savunarak, bu tutumun ilişkileri gererek kopma noktasına getirdiğini söyledi. Komşu ve çevre ülkelerle yaşanan gelişmelerin güvenlikle sınırlı olmadığını, ekonomik, kültürel ve toplumsal çıkarları da olumsuz etkilediğini ifade eden Loğoğlu, bu ülkelerdeki firmaların ayrımcılığa maruz kaldığını, vatandaşların saldırılara uğradığını belirtti.

Hükümetin, tezkerelerle yanlışlarına Meclis'i de ortak ettiğini öne süren Loğoğlu, "Bu tezkereler, köklü yanlışlar ve eksikliklerin varlığına işaret etmektedir. Tezkereler, tükenmiş bir AKP'nin imdat çağrılarıdır" diye konuştu.

Terör örgütünün hiçbir zaman terör ve şiddetten vazgeçtiğini, silah bırakacağını açıklamadığını belirten Loğoğlu, örgütün iktidarın sağladığı imkanlar sayesinde Kandil'de daha güçlü hale geldiğini iddia etti.

Çözüm adresinin Meclis olduğunu savunduklarını belirten Loğoğlu, "Toplumsal sözleşme imzasının İmralı'da değil, yüce Meclis'te atılması gerektiğini söylüyoruz. Kuzey Irak'taki PKK varlığının tezkereler ve operasyonlar yoluyla değil, Irak hükümeti ve bölgesel Kürt yönetimiyle işbirliği içinde sona erdirilmesinin daha sağlıklı yol olacağına inanıyoruz" dedi.

"Uludere hala kanayan, vicdanları sızlatan yaradır" diyen Loğoğlu, Uludere'nin hesabını verememiş hükümete inanamayacaklarını ifade etti.

Suriye tezkeresine savaş tezkeresi olduğu için karşı çıktıklarını, Irak tezkeresinin ise savaş tezkeresi olmadığını belirten Loğoğlu, tezkereye olumlu oy kullanacaklarını söyledi.

Loğoğlu'nun olumlu oy kullanacaklarını açıklaması üzerine BDP'liler bu durumu alkışla protesto etti. BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Bir daha Roboski ile ilgili tek laf etmeye hakkınız yok" derken, diğer BDP'liler de Loğoğlu'na ve CHP sıralarına tepki gösterdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ise AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, tezkerenin Türkiye'nin ulusal güvenliğini yakından ilgilendirdiğini söyledi.

Bozkır, Irak'ın kuzeyinden Türkiye'ye yönelik terör tehdidine karşı en önemli aracın sınır ötesi askeri harekatlar olduğunu vurguladı. Bozkır, TSK'nın sınır ötesi harekatlarıyla terör örgütünün operasyonel kapasitesi ve lojistik altyapısının önemli ölçüde hasara uğratıldığını, yoğun siyasi ve diplomatik girişimler sonucunda Irak merkezi hükümeti ve Kürt bölgesel yönetiminin, terör örgütünün Irak'taki manevra kabiliyetinin sınırlanması ve örgüte giden lojistik desteğin kesilmesi konusunda daha somut işbirliğine yönelmelerinin sağlandığını kaydetti.

Bunların dışında farklı mekanizmaların da hayata geçirildiğini anlatan Bozkır, "Bugüne dek sarfedilen gayretlere, atılan adımlara rağmen terör tehdidinin bütünüyle kaldırılması noktasında vardığımız nokta, maalesef bizi tatmin etmekten uzaktır" diye konuştu. Irak'ın kuzeyinin terör örgütü için hala korunaklı alan olduğuna işaret eden Bozkır, "Arzumuz, Irak merkezi hükümetinin ve bölgesel Kürt yönetiminin, terör örgütünün kendi topraklarından ülkemize yönelen faaliyetlerini engellemesidir. Ancak bu aşamada merkezi hükümet ve bölgesel yönetim Irak'ın sınırlarını kontrol etmeye ve terör unsurlarının ülkedeki mevcudiyetine son vermeye muktedir gözükmemektedir" dedi.

Son dönemde Irak ile bazı olumlu gelişmeler yaşandığını anlatan Bozkır, "Bununla birlikte, terörle mücadelede Irak merkezi hükümeti ve Kürt bölgesel yönetimince gereken tedbirler layıkıyla alınmadığı sürece, ülkemizin bu konuda uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmakta tereddüt etmeyeceğiz" diye konuştu.

Bozkır, çözüm sürecinin, terör örgütünün bazı kışkırtıcı açıklamalarına rağmen devam ettiğini belirterek, sürecin, hükümetin terörizmle mücadeledeki samimi ve kapsamlı yaklaşımının göstergesi olduğunu ifade etti.

Demokratikleşme paketinin de sürece ivme kazandıracağını dile getiren Bozkır, şöyle devam etti:

"Barış sürecinin gündemde olduğu ortamda, tezkerenin uzatılması talebinde bulunulmasının bir tezat oluşturduğu söylenebilir, ancak terörle mücadelede tek bir yöntemin yeterli ve etkili olmayacağı da açıktır. Terörü hak arama aracı olmaktan çıkarmak amacıyla kararlı bir şekilde uyguladığımız çok boyutlu ve kapsamlı tedbirler paketiyle lüzumu halinde başvurulacak askeri önlemler, terörle mücadelemizdeki bütüncül yaklaşımımızı tamamlayıcı niteliktedir. Hükümetimizin görevi devletin tüm unsurlarına bu mücadelede gereken siyasi, maddi ve moral desteği sağlamak, etkili tüm yöntemleri gerektiğinde uygulanabilir kılmak ve hazır tutmaktır. Bir taraftan ekonomik, sosyal, kültürel ve uluslararası önlemlerden oluşan yumuşak güç unsurlarımızın geliştirilmesine önem verilecektir, diğer taraftan da sınırları, kapsamı, miktar ve şümulü, zamanı hükümetimiz tarafından belirlenecek şekilde askeri kuvvet kullanımı seçeneğinin de elde bulundurulması, terörle mücadelemizde caydırıcılığımızı güçlendirecek, hareket alanımızı genişletecektir."

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKUMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Haber Tarihi (dd/mm/yyyy)
Anahtar Kelime






Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi İnternet Sitesi
© 2009 TBMM
Tasarım Hacettepe Üniversitesi


Sitemiz en iyi Mozilla Firefox 3.0, IE 7.0 ve üzeri ile görüntülenebilir.